Buradasınız

- GİDER VERGİLERİ GENEL TEBLİĞLERİ

Resmi Gazete No: 30004 Resmi Gazete Tarihi: Cumartesi, 11 Mart, 2017 Adı: UID:
İçerik:

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun uyarınca BDDK'dan alınan faaliyet izni ile faaliyet gösteren ve bu Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunan elektronik para ve ödeme kuruluşları ile bu kuruluşların şube veya temsilcilerince yapılan ödeme hizmetlerinin vergilendirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 6493 sayılı Kanun uyarınca BDDK'dan alınan faaliyet izni ile faaliyet gösteren ve bu Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunan elektronik para ve ödeme kuruluşları ile bunların şube ve temsilcilerinin vergilendirilmesini kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28, 30, 31 ila 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) BDDK: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,

b) BSMV: Banka ve sigorta muameleleri vergisini,

c) KDV: Katma değer vergisini,

ifade eder.

(2) Elektronik para, elektronik para ihracı, elektronik para kuruluşu, ödeme hizmeti, ödeme hizmeti kullanıcısı, ödeme kuruluşu, şube ve temsilci kavramları, 6493 sayılı Kanun ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ikincil mevzuattaki tanımları ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Genel Esaslar

Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının mükellefiyeti ve matrah

MADDE 5 – (1) 6493 sayılı Kanun uyarınca esas itibariyle BDDK tarafından verilen izin çerçevesinde ve bu Kurum denetimine tabi olarak gerçekleştirilen ödeme hizmetleri, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen banka muamele ve hizmetlerinden olduğundan, bu işlemleri anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre esas iştigal konusu olarak yapan elektronik para ve ödeme kuruluşlarının banker kapsamında BSMV mükellefiyeti doğar.

(2) Elektronik para ve ödeme kuruluşları tarafından ödeme hizmeti kullanıcısına verilen hizmet nedeniyle tahsil edilen komisyon, ücret vb. tutarların tamamının vergilendirilmesi esastır. Komisyon tutarının bir kısmının yurt dışında veya yurt içinde yerleşik bir kuruluşa aktarılmasının BSMV matrahına etkisi bulunmaz.

(3) Ödeme hizmetlerinde, elektronik para ve ödeme kuruluşları tarafından diğer mükelleflere işlemle doğrudan bağlantılı olarak hesaplanıp işlem başına aktarılan bir komisyon tutarı bulunması halinde bu tutar lehe alınan paranın hesabında işlem maliyeti olarak dikkate alınabilir. Ancak işlem anında ortaya çıkmayan veya işlem anında ortaya çıkmakla birlikte tutarı net bir şekilde hesaplanamayan maliyet unsurları lehe alınan paranın hesabında dikkate alınmaz.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Ödeme Hizmetlerinin Vergilendirilmesi

Sanal POS hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 6 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen sanal POS hizmetinde ödeme kuruluşu tarafından lehe alınan paralar üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) Ödeme kuruluşunun tahsil ettiği komisyonun belli bir kısmını hizmet aldığı bankaya aktarması halinde bu tutar lehe alınan paranın hesabında işlem maliyeti olarak dikkate alınabilir.

Örnek: Bay (A), ödeme kuruluşu ile anlaşmalı bir alışveriş mağazasından 200 TL tutarında bir mal almıştır. Bu işlem nedeniyle ödeme kuruluşu alışveriş mağazasına verdiği sanal POS hizmeti nedeniyle bu mağazadan 10 TL komisyon tahsil etmiş olup, bu tutarın 6 TL'sini verdiği hizmetten dolayı Bay (A)'nın POS bankasına komisyon olarak aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 4 TL üzerinden BSMV hesaplaması, POS bankasının da ödeme kuruluşunca kendisine aktarılan 6 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Elektronik para ihracına ilişkin ödeme hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 7 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapan elektronik para kuruluşunun ödeme hizmeti kullanıcısıyla yapmış olduğu anlaşma uyarınca tahsil ettiği komisyon tutarları üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

Örnek: Bay (A), elektronik para kuruluşu ile anlaşmalı bir alışveriş mağazasının internet sitesinden 200 TL tutarında bir mal almış olup, bu işlem nedeniyle elektronik para kuruluşu söz konusu mağazadan 10 TL komisyon tahsil etmiştir. Elektronik para kuruluşu tarafından bu işlem için tahsil edilen 10 TL tutarındaki komisyon üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) 6493 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca elektronik parayı ihraç eden kuruluşun sadece kendi mağaza ağında, sadece belirli bir mal veya hizmet grubunun satın alınmasında veya yapılan bir anlaşma sonucunda sadece belirli bir hizmet ağında kullanılabilen ön ödemeli araçlar bu Kanun kapsamı dışında sayıldığından mezkur Kanun kapsamında olmayan söz konusu elektronik para ihracına ilişkin ödeme hizmetlerini sunan kişilerin BSMV mükellefiyeti oluşmaz.

Para havalesi hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 8 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen ve işleme ilişkin komisyon tutarının gönderenden tahsil edildiği ödeme hizmetine ilişkin olarak;

a) Türkiye'den yurt dışına doğrudan kendisine bağlı şubeler aracılığıyla yapılacak para havalesi işlemlerinde, ödeme kuruluşunun şubelerinin tahsil ettiği komisyon tutarının tamamı üzerinden ödeme kuruluşu tarafından BSMV hesaplanması gerekir.

Örnek: Bay (B), yurt dışında yaşayan oğluna ödeme kuruluşunun şubesi aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, şube bu işlem için ayrıca 10 TL komisyon tahsil etmiştir. Buna göre, şubenin tahsil ettiği 10 TL üzerinden ödeme kuruluşunca BSMV hesaplanması gerekir.

b) Türkiye'den yurt dışına yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden, ödeme kuruluşunun ise yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyonu kestikten sonra kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Bayan (C), yurt dışında yaşayan kızına ödeme kuruluşunun temsilcisi (B) Bankası aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, banka bu işlem için 10 TL komisyon tahsil etmiştir. Banka tahsil ettiği komisyonun 3 TL'sini keserek 7 TL'sini ödeme kuruluşuna aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 7 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekmektedir. Bankanın ise ödeme kuruluşuna aktardığı tutar dışında kalan 3 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

c) Türkiye'den yurt dışına yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden KDV, ödeme kuruluşunun ise yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyonu kestikten sonra kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Bayan (D), yurt dışında yaşayan kardeşine ödeme kuruluşunun temsilcisi BSMV mükellefi olmayan (K) A.Ş. aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, (K) A.Ş. bu işlem için 10 TL komisyon tahsil etmiştir. (K) A.Ş. tahsil ettiği komisyonun 3 TL'sini keserek 7 TL'sini ödeme kuruluşuna aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 7 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir. (K) A.Ş.'nin ise ödeme kuruluşuna aktardığı tutar dışında kalan 3 TL üzerinden KDV hesaplaması gerekir.

ç) Yurt dışından Türkiye'ye yapılacak para havalesi işlemlerinde havale tutarının ödeme kuruluşundan veya şubesinden çekilmesine bağlı olarak yurt dışından aktarılacak komisyon tutarı üzerinden ödeme kuruluşunca BSMV hesaplanması gerekir.

Örnek: Yurt dışında yaşayan Bay (A), Türkiye'de yaşayan eşine ödeme kuruluşu aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, yurt dışındaki kuruluş bu işleme ilişkin olarak ödeme kuruluşuna 6 TL komisyon aktarmıştır. Bay (A)'nın eşi 1.000 TL'yi ödeme kuruluşunun şubesinden çekmiştir. Buna göre, ödeme kuruluşunun tahsil ettiği 6 TL üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

d) Yurt dışından Türkiye'ye yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin ödeme kuruluşunca kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden, ödeme kuruluşunun ise temsilciye aktaracağı komisyon tutarı dışında kendisine kalan tutar üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

e) Yurt dışından Türkiye'ye yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin ödeme kuruluşunca kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden KDV, ödeme kuruluşunun ise temsilciye aktaracağı komisyon tutarı dışında kendisine kalan tutar üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

f) Yurt içinden yurt içine yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden KDV, ödeme kuruluşunun ise yurt içindeki temsilcinin payına düşen komisyon haricindeki kendisine kalan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Ankara'da yaşayan Bay (A), İstanbul'da yaşayan kardeşine ödeme kuruluşunun temsilcisi BSMV mükellefi olmayan (Y) A.Ş. aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, (Y) A.Ş. bu işlem için 10 TL komisyon tahsil etmiştir. (Y) A.Ş. tahsil ettiği komisyonun 3 TL'sini keserek 7 TL'sini ödeme kuruluşuna aktarmıştır. Ödeme kuruluşu da kendisine aktarılan 7 TL'nin 3 TL'sini paranın çekileceği İstanbul'daki BSMV mükellefi olmayan (Z) A.Ş.'ye aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 4 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir. (Y) ve (Z) A.Ş.'nin ise 3'er TL üzerinden KDV hesaplamaları gerekir.

(2) İşleme ilişkin komisyon tutarının alıcıdan tahsil edilmesi halinde de bu maddenin birinci fıkrasında yapılan açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacağı tabiidir.

Mobil ödeme hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 9 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen elektronik haberleşme hizmetleri aracılığıyla sunulan mobil ödeme hizmetlerinde ödeme kuruluşlarınca lehe alınan paralar üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) Komisyon tutarının bir kısmının ödeme kuruluşunca başka bir kuruluşa aktarılması halinde söz konusu tutar lehe alınan paranın hesabında işlem maliyeti olarak dikkate alınabilir.

Örnek: Bayan (A), bir alışveriş mağazasının internet sayfası üzerinden mobil ödeme seçeneği ile 100 TL tutarında bir mal almıştır. Ödeme kuruluşu alışveriş mağazası ile yaptığı anlaşma uyarınca alışveriş mağazasından mal satışına ilişkin aracılık hizmeti nedeniyle 5 TL komisyon keserek, kalan 95 TL'yi alışveriş mağazasının hesabına aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 5 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Fatura ödemelerine aracılık hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 10 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen fatura ödemelerine aracılık hizmetlerinde ödeme kuruluşlarınca fatura ödemesini yapandan ve/veya faturaya bağlı alacağını tahsil edenden lehe alınan tutar üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) İşleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde temsilci tarafından kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden KDV hesaplanması gerekir. Ödeme kuruluşunun ise temsilci tarafından kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Ödeme kuruluşunun temsilcisi (Y) A.Ş. tarafından 500 TL tutarında fatura tahsilatı için fatura bedeli ve buna ilişkin 3 TL komisyon alınmış olup, tahsil edilen komisyon tutarının 2 TL'si ödeme kuruluşuna aktarılmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşu tarafından 2 TL üzerinden BSMV hesaplanması, (Y) A.Ş. tarafından da toplam komisyon tutarı içindeki kendi payına düşen komisyon tutarı olan 1 TL üzerinden KDV hesaplanması gerekir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının şubeleri tarafından verilen ödeme hizmetlerinin beyanı

MADDE 11 – (1) 6802 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden vergilemede güvenliği ve kolaylığı sağlamak amacıyla elektronik para ve ödeme kuruluşlarının şubeleri tarafından yapılan işlemler dolayısıyla verilmesi gereken Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerinin, genel merkezlerince bağlı bulundukları vergi dairesine verilmesi uygun görülmüştür.

Geçiş Hükmü

MADDE 12 – (1) Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının bu Tebliğin yürürlüğünden önce ödeme hizmetlerine ilişkin faaliyetleri dolayısıyla açılan sürekli KDV mükellefiyet kayıtlarının bu Tebliğin yayımını izleyen ayın sonuna kadar kapatılması gerekmektedir.

Yürürlük

MADDE 13 – (1) Bu Tebliğ yayım tarihini izleyen ay başından itibaren yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 14 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 1:

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun uyarınca BDDK'dan alınan faaliyet izni ile faaliyet gösteren ve bu Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunan elektronik para ve ödeme kuruluşları ile bu kuruluşların şube veya temsilcilerince yapılan ödeme hizmetlerinin vergilendirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 6493 sayılı Kanun uyarınca BDDK'dan alınan faaliyet izni ile faaliyet gösteren ve bu Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunan elektronik para ve ödeme kuruluşları ile bunların şube ve temsilcilerinin vergilendirilmesini kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28, 30, 31 ila 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) BDDK: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,

b) BSMV: Banka ve sigorta muameleleri vergisini,

c) KDV: Katma değer vergisini,

ifade eder.

(2) Elektronik para, elektronik para ihracı, elektronik para kuruluşu, ödeme hizmeti, ödeme hizmeti kullanıcısı, ödeme kuruluşu, şube ve temsilci kavramları, 6493 sayılı Kanun ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ikincil mevzuattaki tanımları ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Genel Esaslar

Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının mükellefiyeti ve matrah

MADDE 5 – (1) 6493 sayılı Kanun uyarınca esas itibariyle BDDK tarafından verilen izin çerçevesinde ve bu Kurum denetimine tabi olarak gerçekleştirilen ödeme hizmetleri, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen banka muamele ve hizmetlerinden olduğundan, bu işlemleri anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre esas iştigal konusu olarak yapan elektronik para ve ödeme kuruluşlarının banker kapsamında BSMV mükellefiyeti doğar.

(2) Elektronik para ve ödeme kuruluşları tarafından ödeme hizmeti kullanıcısına verilen hizmet nedeniyle tahsil edilen komisyon, ücret vb. tutarların tamamının vergilendirilmesi esastır. Komisyon tutarının bir kısmının yurt dışında veya yurt içinde yerleşik bir kuruluşa aktarılmasının BSMV matrahına etkisi bulunmaz.

(3) Ödeme hizmetlerinde, elektronik para ve ödeme kuruluşları tarafından diğer mükelleflere işlemle doğrudan bağlantılı olarak hesaplanıp işlem başına aktarılan bir komisyon tutarı bulunması halinde bu tutar lehe alınan paranın hesabında işlem maliyeti olarak dikkate alınabilir. Ancak işlem anında ortaya çıkmayan veya işlem anında ortaya çıkmakla birlikte tutarı net bir şekilde hesaplanamayan maliyet unsurları lehe alınan paranın hesabında dikkate alınmaz.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Ödeme Hizmetlerinin Vergilendirilmesi

Sanal POS hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 6 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen sanal POS hizmetinde ödeme kuruluşu tarafından lehe alınan paralar üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) Ödeme kuruluşunun tahsil ettiği komisyonun belli bir kısmını hizmet aldığı bankaya aktarması halinde bu tutar lehe alınan paranın hesabında işlem maliyeti olarak dikkate alınabilir.

Örnek: Bay (A), ödeme kuruluşu ile anlaşmalı bir alışveriş mağazasından 200 TL tutarında bir mal almıştır. Bu işlem nedeniyle ödeme kuruluşu alışveriş mağazasına verdiği sanal POS hizmeti nedeniyle bu mağazadan 10 TL komisyon tahsil etmiş olup, bu tutarın 6 TL'sini verdiği hizmetten dolayı Bay (A)'nın POS bankasına komisyon olarak aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 4 TL üzerinden BSMV hesaplaması, POS bankasının da ödeme kuruluşunca kendisine aktarılan 6 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Elektronik para ihracına ilişkin ödeme hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 7 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapan elektronik para kuruluşunun ödeme hizmeti kullanıcısıyla yapmış olduğu anlaşma uyarınca tahsil ettiği komisyon tutarları üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

Örnek: Bay (A), elektronik para kuruluşu ile anlaşmalı bir alışveriş mağazasının internet sitesinden 200 TL tutarında bir mal almış olup, bu işlem nedeniyle elektronik para kuruluşu söz konusu mağazadan 10 TL komisyon tahsil etmiştir. Elektronik para kuruluşu tarafından bu işlem için tahsil edilen 10 TL tutarındaki komisyon üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) 6493 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca elektronik parayı ihraç eden kuruluşun sadece kendi mağaza ağında, sadece belirli bir mal veya hizmet grubunun satın alınmasında veya yapılan bir anlaşma sonucunda sadece belirli bir hizmet ağında kullanılabilen ön ödemeli araçlar bu Kanun kapsamı dışında sayıldığından mezkur Kanun kapsamında olmayan söz konusu elektronik para ihracına ilişkin ödeme hizmetlerini sunan kişilerin BSMV mükellefiyeti oluşmaz.

Para havalesi hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 8 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen ve işleme ilişkin komisyon tutarının gönderenden tahsil edildiği ödeme hizmetine ilişkin olarak;

a) Türkiye'den yurt dışına doğrudan kendisine bağlı şubeler aracılığıyla yapılacak para havalesi işlemlerinde, ödeme kuruluşunun şubelerinin tahsil ettiği komisyon tutarının tamamı üzerinden ödeme kuruluşu tarafından BSMV hesaplanması gerekir.

Örnek: Bay (B), yurt dışında yaşayan oğluna ödeme kuruluşunun şubesi aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, şube bu işlem için ayrıca 10 TL komisyon tahsil etmiştir. Buna göre, şubenin tahsil ettiği 10 TL üzerinden ödeme kuruluşunca BSMV hesaplanması gerekir.

b) Türkiye'den yurt dışına yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden, ödeme kuruluşunun ise yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyonu kestikten sonra kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Bayan (C), yurt dışında yaşayan kızına ödeme kuruluşunun temsilcisi (B) Bankası aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, banka bu işlem için 10 TL komisyon tahsil etmiştir. Banka tahsil ettiği komisyonun 3 TL'sini keserek 7 TL'sini ödeme kuruluşuna aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 7 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekmektedir. Bankanın ise ödeme kuruluşuna aktardığı tutar dışında kalan 3 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

c) Türkiye'den yurt dışına yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden KDV, ödeme kuruluşunun ise yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyonu kestikten sonra kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Bayan (D), yurt dışında yaşayan kardeşine ödeme kuruluşunun temsilcisi BSMV mükellefi olmayan (K) A.Ş. aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, (K) A.Ş. bu işlem için 10 TL komisyon tahsil etmiştir. (K) A.Ş. tahsil ettiği komisyonun 3 TL'sini keserek 7 TL'sini ödeme kuruluşuna aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 7 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir. (K) A.Ş.'nin ise ödeme kuruluşuna aktardığı tutar dışında kalan 3 TL üzerinden KDV hesaplaması gerekir.

ç) Yurt dışından Türkiye'ye yapılacak para havalesi işlemlerinde havale tutarının ödeme kuruluşundan veya şubesinden çekilmesine bağlı olarak yurt dışından aktarılacak komisyon tutarı üzerinden ödeme kuruluşunca BSMV hesaplanması gerekir.

Örnek: Yurt dışında yaşayan Bay (A), Türkiye'de yaşayan eşine ödeme kuruluşu aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, yurt dışındaki kuruluş bu işleme ilişkin olarak ödeme kuruluşuna 6 TL komisyon aktarmıştır. Bay (A)'nın eşi 1.000 TL'yi ödeme kuruluşunun şubesinden çekmiştir. Buna göre, ödeme kuruluşunun tahsil ettiği 6 TL üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

d) Yurt dışından Türkiye'ye yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin ödeme kuruluşunca kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden, ödeme kuruluşunun ise temsilciye aktaracağı komisyon tutarı dışında kendisine kalan tutar üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

e) Yurt dışından Türkiye'ye yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin ödeme kuruluşunca kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden KDV, ödeme kuruluşunun ise temsilciye aktaracağı komisyon tutarı dışında kendisine kalan tutar üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

f) Yurt içinden yurt içine yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden KDV, ödeme kuruluşunun ise yurt içindeki temsilcinin payına düşen komisyon haricindeki kendisine kalan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Ankara'da yaşayan Bay (A), İstanbul'da yaşayan kardeşine ödeme kuruluşunun temsilcisi BSMV mükellefi olmayan (Y) A.Ş. aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, (Y) A.Ş. bu işlem için 10 TL komisyon tahsil etmiştir. (Y) A.Ş. tahsil ettiği komisyonun 3 TL'sini keserek 7 TL'sini ödeme kuruluşuna aktarmıştır. Ödeme kuruluşu da kendisine aktarılan 7 TL'nin 3 TL'sini paranın çekileceği İstanbul'daki BSMV mükellefi olmayan (Z) A.Ş.'ye aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 4 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir. (Y) ve (Z) A.Ş.'nin ise 3'er TL üzerinden KDV hesaplamaları gerekir.

(2) İşleme ilişkin komisyon tutarının alıcıdan tahsil edilmesi halinde de bu maddenin birinci fıkrasında yapılan açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacağı tabiidir.

Mobil ödeme hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 9 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen elektronik haberleşme hizmetleri aracılığıyla sunulan mobil ödeme hizmetlerinde ödeme kuruluşlarınca lehe alınan paralar üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) Komisyon tutarının bir kısmının ödeme kuruluşunca başka bir kuruluşa aktarılması halinde söz konusu tutar lehe alınan paranın hesabında işlem maliyeti olarak dikkate alınabilir.

Örnek: Bayan (A), bir alışveriş mağazasının internet sayfası üzerinden mobil ödeme seçeneği ile 100 TL tutarında bir mal almıştır. Ödeme kuruluşu alışveriş mağazası ile yaptığı anlaşma uyarınca alışveriş mağazasından mal satışına ilişkin aracılık hizmeti nedeniyle 5 TL komisyon keserek, kalan 95 TL'yi alışveriş mağazasının hesabına aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 5 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Fatura ödemelerine aracılık hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 10 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen fatura ödemelerine aracılık hizmetlerinde ödeme kuruluşlarınca fatura ödemesini yapandan ve/veya faturaya bağlı alacağını tahsil edenden lehe alınan tutar üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) İşleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde temsilci tarafından kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden KDV hesaplanması gerekir. Ödeme kuruluşunun ise temsilci tarafından kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Ödeme kuruluşunun temsilcisi (Y) A.Ş. tarafından 500 TL tutarında fatura tahsilatı için fatura bedeli ve buna ilişkin 3 TL komisyon alınmış olup, tahsil edilen komisyon tutarının 2 TL'si ödeme kuruluşuna aktarılmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşu tarafından 2 TL üzerinden BSMV hesaplanması, (Y) A.Ş. tarafından da toplam komisyon tutarı içindeki kendi payına düşen komisyon tutarı olan 1 TL üzerinden KDV hesaplanması gerekir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının şubeleri tarafından verilen ödeme hizmetlerinin beyanı

MADDE 11 – (1) 6802 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden vergilemede güvenliği ve kolaylığı sağlamak amacıyla elektronik para ve ödeme kuruluşlarının şubeleri tarafından yapılan işlemler dolayısıyla verilmesi gereken Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerinin, genel merkezlerince bağlı bulundukları vergi dairesine verilmesi uygun görülmüştür.

Geçiş Hükmü

MADDE 12 – (1) Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının bu Tebliğin yürürlüğünden önce ödeme hizmetlerine ilişkin faaliyetleri dolayısıyla açılan sürekli KDV mükellefiyet kayıtlarının bu Tebliğin yayımını izleyen ayın sonuna kadar kapatılması gerekmektedir.

Yürürlük

MADDE 13 – (1) Bu Tebliğ yayım tarihini izleyen ay başından itibaren yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 14 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 2:

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun uyarınca BDDK'dan alınan faaliyet izni ile faaliyet gösteren ve bu Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunan elektronik para ve ödeme kuruluşları ile bu kuruluşların şube veya temsilcilerince yapılan ödeme hizmetlerinin vergilendirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 6493 sayılı Kanun uyarınca BDDK'dan alınan faaliyet izni ile faaliyet gösteren ve bu Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunan elektronik para ve ödeme kuruluşları ile bunların şube ve temsilcilerinin vergilendirilmesini kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28, 30, 31 ila 44 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) BDDK: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu,

b) BSMV: Banka ve sigorta muameleleri vergisini,

c) KDV: Katma değer vergisini,

ifade eder.

(2) Elektronik para, elektronik para ihracı, elektronik para kuruluşu, ödeme hizmeti, ödeme hizmeti kullanıcısı, ödeme kuruluşu, şube ve temsilci kavramları, 6493 sayılı Kanun ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ikincil mevzuattaki tanımları ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Genel Esaslar

Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının mükellefiyeti ve matrah

MADDE 5 – (1) 6493 sayılı Kanun uyarınca esas itibariyle BDDK tarafından verilen izin çerçevesinde ve bu Kurum denetimine tabi olarak gerçekleştirilen ödeme hizmetleri, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen banka muamele ve hizmetlerinden olduğundan, bu işlemleri anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre esas iştigal konusu olarak yapan elektronik para ve ödeme kuruluşlarının banker kapsamında BSMV mükellefiyeti doğar.

(2) Elektronik para ve ödeme kuruluşları tarafından ödeme hizmeti kullanıcısına verilen hizmet nedeniyle tahsil edilen komisyon, ücret vb. tutarların tamamının vergilendirilmesi esastır. Komisyon tutarının bir kısmının yurt dışında veya yurt içinde yerleşik bir kuruluşa aktarılmasının BSMV matrahına etkisi bulunmaz.

(3) Ödeme hizmetlerinde, elektronik para ve ödeme kuruluşları tarafından diğer mükelleflere işlemle doğrudan bağlantılı olarak hesaplanıp işlem başına aktarılan bir komisyon tutarı bulunması halinde bu tutar lehe alınan paranın hesabında işlem maliyeti olarak dikkate alınabilir. Ancak işlem anında ortaya çıkmayan veya işlem anında ortaya çıkmakla birlikte tutarı net bir şekilde hesaplanamayan maliyet unsurları lehe alınan paranın hesabında dikkate alınmaz.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Ödeme Hizmetlerinin Vergilendirilmesi

Sanal POS hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 6 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen sanal POS hizmetinde ödeme kuruluşu tarafından lehe alınan paralar üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) Ödeme kuruluşunun tahsil ettiği komisyonun belli bir kısmını hizmet aldığı bankaya aktarması halinde bu tutar lehe alınan paranın hesabında işlem maliyeti olarak dikkate alınabilir.

Örnek: Bay (A), ödeme kuruluşu ile anlaşmalı bir alışveriş mağazasından 200 TL tutarında bir mal almıştır. Bu işlem nedeniyle ödeme kuruluşu alışveriş mağazasına verdiği sanal POS hizmeti nedeniyle bu mağazadan 10 TL komisyon tahsil etmiş olup, bu tutarın 6 TL'sini verdiği hizmetten dolayı Bay (A)'nın POS bankasına komisyon olarak aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 4 TL üzerinden BSMV hesaplaması, POS bankasının da ödeme kuruluşunca kendisine aktarılan 6 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Elektronik para ihracına ilişkin ödeme hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 7 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlem yapan elektronik para kuruluşunun ödeme hizmeti kullanıcısıyla yapmış olduğu anlaşma uyarınca tahsil ettiği komisyon tutarları üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

Örnek: Bay (A), elektronik para kuruluşu ile anlaşmalı bir alışveriş mağazasının internet sitesinden 200 TL tutarında bir mal almış olup, bu işlem nedeniyle elektronik para kuruluşu söz konusu mağazadan 10 TL komisyon tahsil etmiştir. Elektronik para kuruluşu tarafından bu işlem için tahsil edilen 10 TL tutarındaki komisyon üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) 6493 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca elektronik parayı ihraç eden kuruluşun sadece kendi mağaza ağında, sadece belirli bir mal veya hizmet grubunun satın alınmasında veya yapılan bir anlaşma sonucunda sadece belirli bir hizmet ağında kullanılabilen ön ödemeli araçlar bu Kanun kapsamı dışında sayıldığından mezkur Kanun kapsamında olmayan söz konusu elektronik para ihracına ilişkin ödeme hizmetlerini sunan kişilerin BSMV mükellefiyeti oluşmaz.

Para havalesi hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 8 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen ve işleme ilişkin komisyon tutarının gönderenden tahsil edildiği ödeme hizmetine ilişkin olarak;

a) Türkiye'den yurt dışına doğrudan kendisine bağlı şubeler aracılığıyla yapılacak para havalesi işlemlerinde, ödeme kuruluşunun şubelerinin tahsil ettiği komisyon tutarının tamamı üzerinden ödeme kuruluşu tarafından BSMV hesaplanması gerekir.

Örnek: Bay (B), yurt dışında yaşayan oğluna ödeme kuruluşunun şubesi aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, şube bu işlem için ayrıca 10 TL komisyon tahsil etmiştir. Buna göre, şubenin tahsil ettiği 10 TL üzerinden ödeme kuruluşunca BSMV hesaplanması gerekir.

b) Türkiye'den yurt dışına yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden, ödeme kuruluşunun ise yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyonu kestikten sonra kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Bayan (C), yurt dışında yaşayan kızına ödeme kuruluşunun temsilcisi (B) Bankası aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, banka bu işlem için 10 TL komisyon tahsil etmiştir. Banka tahsil ettiği komisyonun 3 TL'sini keserek 7 TL'sini ödeme kuruluşuna aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 7 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekmektedir. Bankanın ise ödeme kuruluşuna aktardığı tutar dışında kalan 3 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

c) Türkiye'den yurt dışına yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden KDV, ödeme kuruluşunun ise yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyonu kestikten sonra kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Bayan (D), yurt dışında yaşayan kardeşine ödeme kuruluşunun temsilcisi BSMV mükellefi olmayan (K) A.Ş. aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, (K) A.Ş. bu işlem için 10 TL komisyon tahsil etmiştir. (K) A.Ş. tahsil ettiği komisyonun 3 TL'sini keserek 7 TL'sini ödeme kuruluşuna aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 7 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir. (K) A.Ş.'nin ise ödeme kuruluşuna aktardığı tutar dışında kalan 3 TL üzerinden KDV hesaplaması gerekir.

ç) Yurt dışından Türkiye'ye yapılacak para havalesi işlemlerinde havale tutarının ödeme kuruluşundan veya şubesinden çekilmesine bağlı olarak yurt dışından aktarılacak komisyon tutarı üzerinden ödeme kuruluşunca BSMV hesaplanması gerekir.

Örnek: Yurt dışında yaşayan Bay (A), Türkiye'de yaşayan eşine ödeme kuruluşu aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, yurt dışındaki kuruluş bu işleme ilişkin olarak ödeme kuruluşuna 6 TL komisyon aktarmıştır. Bay (A)'nın eşi 1.000 TL'yi ödeme kuruluşunun şubesinden çekmiştir. Buna göre, ödeme kuruluşunun tahsil ettiği 6 TL üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

d) Yurt dışından Türkiye'ye yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin ödeme kuruluşunca kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden, ödeme kuruluşunun ise temsilciye aktaracağı komisyon tutarı dışında kendisine kalan tutar üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

e) Yurt dışından Türkiye'ye yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin ödeme kuruluşunca kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden KDV, ödeme kuruluşunun ise temsilciye aktaracağı komisyon tutarı dışında kendisine kalan tutar üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

f) Yurt içinden yurt içine yapılacak para havalesi işlemlerinde, işleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde; yurt içindeki temsilcinin kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden KDV, ödeme kuruluşunun ise yurt içindeki temsilcinin payına düşen komisyon haricindeki kendisine kalan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Ankara'da yaşayan Bay (A), İstanbul'da yaşayan kardeşine ödeme kuruluşunun temsilcisi BSMV mükellefi olmayan (Y) A.Ş. aracılığıyla 1.000 TL göndermiş, (Y) A.Ş. bu işlem için 10 TL komisyon tahsil etmiştir. (Y) A.Ş. tahsil ettiği komisyonun 3 TL'sini keserek 7 TL'sini ödeme kuruluşuna aktarmıştır. Ödeme kuruluşu da kendisine aktarılan 7 TL'nin 3 TL'sini paranın çekileceği İstanbul'daki BSMV mükellefi olmayan (Z) A.Ş.'ye aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 4 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir. (Y) ve (Z) A.Ş.'nin ise 3'er TL üzerinden KDV hesaplamaları gerekir.

(2) İşleme ilişkin komisyon tutarının alıcıdan tahsil edilmesi halinde de bu maddenin birinci fıkrasında yapılan açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacağı tabiidir.

Mobil ödeme hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 9 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen elektronik haberleşme hizmetleri aracılığıyla sunulan mobil ödeme hizmetlerinde ödeme kuruluşlarınca lehe alınan paralar üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) Komisyon tutarının bir kısmının ödeme kuruluşunca başka bir kuruluşa aktarılması halinde söz konusu tutar lehe alınan paranın hesabında işlem maliyeti olarak dikkate alınabilir.

Örnek: Bayan (A), bir alışveriş mağazasının internet sayfası üzerinden mobil ödeme seçeneği ile 100 TL tutarında bir mal almıştır. Ödeme kuruluşu alışveriş mağazası ile yaptığı anlaşma uyarınca alışveriş mağazasından mal satışına ilişkin aracılık hizmeti nedeniyle 5 TL komisyon keserek, kalan 95 TL'yi alışveriş mağazasının hesabına aktarmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşunun lehe aldığı 5 TL üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Fatura ödemelerine aracılık hizmetlerinde vergilendirme ve matrah

MADDE 10 – (1) 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen fatura ödemelerine aracılık hizmetlerinde ödeme kuruluşlarınca fatura ödemesini yapandan ve/veya faturaya bağlı alacağını tahsil edenden lehe alınan tutar üzerinden BSMV hesaplanması gerekir.

(2) İşleme aracılık eden temsilcinin BSMV mükellefi olmayan bir kişi olması halinde temsilci tarafından kendi payına düşen komisyon tutarı üzerinden KDV hesaplanması gerekir. Ödeme kuruluşunun ise temsilci tarafından kendisine aktarılan komisyon tutarı üzerinden BSMV hesaplaması gerekir.

Örnek: Ödeme kuruluşunun temsilcisi (Y) A.Ş. tarafından 500 TL tutarında fatura tahsilatı için fatura bedeli ve buna ilişkin 3 TL komisyon alınmış olup, tahsil edilen komisyon tutarının 2 TL'si ödeme kuruluşuna aktarılmıştır. Buna göre, ödeme kuruluşu tarafından 2 TL üzerinden BSMV hesaplanması, (Y) A.Ş. tarafından da toplam komisyon tutarı içindeki kendi payına düşen komisyon tutarı olan 1 TL üzerinden KDV hesaplanması gerekir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının şubeleri tarafından verilen ödeme hizmetlerinin beyanı

MADDE 11 – (1) 6802 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden vergilemede güvenliği ve kolaylığı sağlamak amacıyla elektronik para ve ödeme kuruluşlarının şubeleri tarafından yapılan işlemler dolayısıyla verilmesi gereken Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerinin, genel merkezlerince bağlı bulundukları vergi dairesine verilmesi uygun görülmüştür.

Geçiş Hükmü

MADDE 12 – (1) Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının bu Tebliğin yürürlüğünden önce ödeme hizmetlerine ilişkin faaliyetleri dolayısıyla açılan sürekli KDV mükellefiyet kayıtlarının bu Tebliğin yayımını izleyen ayın sonuna kadar kapatılması gerekmektedir.

Yürürlük

MADDE 13 – (1) Bu Tebliğ yayım tarihini izleyen ay başından itibaren yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 14 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Resmi Gazete No: 29668 Resmi Gazete Tarihi: Salı, 29 Mart, 2016 Adı: UID:
İçerik:

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince münhasıran imalat sanayinde kullanılmak üzere alınan makine ve teçhizatın finansmanı için bu işletmeler tarafından kullanılan krediler dolayısıyla lehe alınan paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulmasını kapsamaktadır.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) Finans kuruluşu: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca veya kendi özel kanunlarına göre faaliyet gösteren bankalar ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca faaliyet gösteren finansman şirketlerini,

b) Sanayi işletmesi: 6948 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde tanımlanan işletmeyi,

c) Sanayi sicil belgesi: 6948 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sanayi işletmelerine verilen belgeyi,

ç) Makine ve teçhizat: Sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince, sanayi sicil belgelerinde yer alan üretim konularında kullanılmak üzere alınacak amortismana tabi iktisadi kıymet niteliği taşıyan sabit kıymetleri,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

İstisna Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar

İstisnadan yararlanabilecek sanayi işletmeleri

MADDE 5 – (1) Sanayi sicil belgesini haiz olmak koşuluyla gerçek veya tüzel kişilik bünyesinde faaliyette bulunan tüm sanayi işletmeleri, münhasıran imalat ve üretim faaliyetlerine ilişkin alacakları yeni (kullanılmamış) makine ve teçhizatın finansmanı için kullandıkları krediler dolayısıyla istisnadan faydalanabilecektir.

İstisna kapsamında kredi kullanılarak alınabilecek makine ve teçhizat

MADDE 6 – (1) İstisnadan yararlanabilmek için, makine ve teçhizatın münhasıran imalat ve üretim işlerinde kullanılabilecek mahiyette olması gerekmektedir. Bu kapsamda imalat ve üretimle doğrudan ilgisi olmayan büro malzemeleri, demirbaşlar, trafik tescil kuruluşlarınca tescil edilen taşıt araçları vb. makine ve teçhizat kapsamına girmez. Örneğin, tekstil ürünleri imalatı alanında faaliyet gösteren bir sanayi işletmesinin imalat konusu ile doğrudan ilgisi bulunan ve işletmenin imalat bölümünde kullanılmak üzere alınan örgü makinasının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, aynı işletmede kullanılmak üzere ısınma sistemine ilişkin alınan kalorifer tesisatının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

(2) Sanayi işletmesinin faaliyet konusu bakımından imalat ve üretim işlerinin icrası için ayrılmaz nitelikte bulunan, imalatla ve üretimle doğrudan ilgisi olan ve 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirtilen esaslara göre ilgili odalar tarafından tescil edilen iş makineleri dolayısıyla kullanılan krediler istisna kapsamında yer almaktadır. Örneğin, madencilik alanında faaliyette bulunan bir işletmenin madencilik faaliyetiyle doğrudan ilgisi bulunan ve ilgili oda tarafından tescil edilen iş makinesi mahiyetindeki taşıt alımı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, aynı işletme tarafından çıkarılan madenin taşınmasında kullanılan trafik tescilli ve plakalı kamyonun alımına ilişkin kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

(3) Bir bütün halinde teslimi teknik olarak mümkün olmadığı için parçalar halinde alınan ve işletmede kurulumu ve montajı gerçekleştirilen makine ve teçhizat dolayısıyla kullanılan krediler istisna kapsamındadır.

(4) Makineyle birlikte alınan ve makinenin ayrılmaz parçası niteliğinde olanlar hariç olmak üzere, makineden ayrı olarak alınan eklentiler ve makineyle birlikte alınsa dahi yedek parçalar istisna kapsamında değildir. Örneğin, metal sanayi alanında faaliyette bulunan bir sanayi işletmesince alınan torna makinasının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, söz konusu makinenin belli periyotlarla değişimi gereken yedek parçalarının ve aksesuarlarının alımı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

İstisna uygulaması

MADDE 7 – (1) İstisna kapsamında kredi kullanmak isteyen sanayi işletmelerinin, sanayi sicil belgesi ile makine ve teçhizat alımına ilişkin proforma fatura veya kredi başvuru tarihinden önceki yedi gün içinde düzenlenmiş satış faturasının birer örneğini kredi kullanılacak finans kuruluşuna ibraz etmesi gerekmektedir.

(2) Yeni kurulan ve henüz sanayi sicil belgesi almamış olan sanayi işletmeleri ile sanayi sicil belgesinde yer almayan bir imalat ve üretim alanında faaliyette bulunacak sanayi işletmelerince imalat ve üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere alınan yeni makine ve teçhizatın finansmanı için kullanılan krediler dolayısıyla da kredinin kullanıldığı tarihten itibaren istisnadan yararlanılabilmesi mümkündür. Bu şekilde istisna kapsamında kredi kullanmak isteyen işletmelerin, makine ve teçhizat alımına ilişkin proforma fatura veya kredi başvuru tarihinden önceki yedi gün içinde düzenlenmiş satış faturası ile işletmenin kuruluşuna ya da üretim değişikliğine dair Ticaret veya Esnaf Sicil Gazetesinin birer örneğini kredi kullanılacak finans kuruluşuna ibraz etmesi gerekmektedir. Ancak, bu şekilde kullanılan kredilerde, istisnanın baştan itibaren geçerli sayılabilmesi için ilk defa alınacak sanayi sicil belgesinin veya üretim konusu değişikliğini içeren yeni sanayi sicil belgesinin bir örneğinin, her halükarda kredinin kapandığı tarihi aşmamak kaydıyla, kredi kullanım tarihinden itibaren dört ay içinde kredi kullanılan finans kuruluşuna ibraz edilmesi gerekmektedir.

(3) İstisna kapsamında kredi kullanan sanayi işletmeleri, alınan makine ve teçhizatın işletme aktifine kaydedildiğini gösteren yasal defter kaydının; kredi başvurusunda proforma fatura kullanan işletmeler ise ayrıca makine ve teçhizat alımına ilişkin satış faturasının birer örneğini kredi kullanım tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili finans kuruluşuna ibraz etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 25/10/2014 tarihli ve 29156 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan SGM 2014/11 sayılı Sanayi Sicil Tebliğinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanayi sicil kaydı için kapasite raporu istenen işletmelerce (halen sanayi sicil belgesini haiz olarak faaliyette bulunduklarına veya sanayi sicil belgesi için ilk defa başvurduklarına bakılmaksızın) istisna kapsamında kullanılan kredi ile alınan makine ve teçhizatın bulunduğu kapasite raporunun bir örneğinin, her halükarda kredinin kapandığı tarihi aşmamak kaydıyla, dört ay içinde ilgili finans kuruluşuna ibraz edilmesi gerekmektedir. Anılan Tebliğin 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanayi sicil kaydı için kapasite raporu istenmeyen işletmelerden ise ayrıca kapasite raporu aranmaz.

(4) İstisna, sadece yeni (kullanılmamış) makine ve teçhizat alımını kapsadığından, sanayi işletmesinin istisna kapsamında kullandığı krediye konu makine ve teçhizatın ilk kullanıcısı konumunda olması gerekmektedir. Bu çerçevede, kullanılmış makine ve teçhizatın finansmanı dolayısıyla kullanılacak kredilere istisna uygulanmayacaktır. Buna göre, makine ve teçhizatın üreticisi veya ticaretini yapanlardan alınması esastır.

(5) İstisna uygulanacak kredi tutarı, yurt içi alımlarda satış faturasında yer alan vergiler dahil tutarı; ithalatta ise ithalat işlemine ilişkin ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar ile ihracatçının düzenlediği fatura ve benzeri belgede yer alan bedel toplamını aşamaz.

(6) İlgili finans kuruluşu, işletme tarafından sunulan belgelerin doğruluğunu kontrol ettikten sonra istisna kapsamında kredi kullandırabilecek olup, kredi kullanım tarihinden itibaren lehe alınan paralara (faiz, komisyon, masraf vs.) banka ve sigorta muameleleri vergisi istisnası uygulanacaktır.

İstisna şartlarının ihlali

MADDE 8 – (1) 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendi ve bu Tebliğ hükümlerine riayet edilmeden istisna kapsamında kredi kullandırılması veya bu Tebliğde belirlenen belgelerin öngörülen sürelerde eksiksiz olarak finans kuruluşuna ibraz edilmemesi halinde kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

Yürürlük

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

İçerik 1:

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince münhasıran imalat sanayinde kullanılmak üzere alınan makine ve teçhizatın finansmanı için bu işletmeler tarafından kullanılan krediler dolayısıyla lehe alınan paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulmasını kapsamaktadır.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) Finans kuruluşu: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca veya kendi özel kanunlarına göre faaliyet gösteren bankalar ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca faaliyet gösteren finansman şirketlerini,

b) Sanayi işletmesi: 6948 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde tanımlanan işletmeyi,

c) Sanayi sicil belgesi: 6948 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sanayi işletmelerine verilen belgeyi,

ç) Makine ve teçhizat: Sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince, sanayi sicil belgelerinde yer alan üretim konularında kullanılmak üzere alınacak amortismana tabi iktisadi kıymet niteliği taşıyan sabit kıymetleri,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

İstisna Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar

İstisnadan yararlanabilecek sanayi işletmeleri

MADDE 5 – (1) Sanayi sicil belgesini haiz olmak koşuluyla gerçek veya tüzel kişilik bünyesinde faaliyette bulunan tüm sanayi işletmeleri, münhasıran imalat ve üretim faaliyetlerine ilişkin alacakları yeni (kullanılmamış) makine ve teçhizatın finansmanı için kullandıkları krediler dolayısıyla istisnadan faydalanabilecektir.

İstisna kapsamında kredi kullanılarak alınabilecek makine ve teçhizat

MADDE 6 – (1) İstisnadan yararlanabilmek için, makine ve teçhizatın münhasıran imalat ve üretim işlerinde kullanılabilecek mahiyette olması gerekmektedir. Bu kapsamda imalat ve üretimle doğrudan ilgisi olmayan büro malzemeleri, demirbaşlar, trafik tescil kuruluşlarınca tescil edilen taşıt araçları vb. makine ve teçhizat kapsamına girmez. Örneğin, tekstil ürünleri imalatı alanında faaliyet gösteren bir sanayi işletmesinin imalat konusu ile doğrudan ilgisi bulunan ve işletmenin imalat bölümünde kullanılmak üzere alınan örgü makinasının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, aynı işletmede kullanılmak üzere ısınma sistemine ilişkin alınan kalorifer tesisatının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

(2) Sanayi işletmesinin faaliyet konusu bakımından imalat ve üretim işlerinin icrası için ayrılmaz nitelikte bulunan, imalatla ve üretimle doğrudan ilgisi olan ve 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirtilen esaslara göre ilgili odalar tarafından tescil edilen iş makineleri dolayısıyla kullanılan krediler istisna kapsamında yer almaktadır. Örneğin, madencilik alanında faaliyette bulunan bir işletmenin madencilik faaliyetiyle doğrudan ilgisi bulunan ve ilgili oda tarafından tescil edilen iş makinesi mahiyetindeki taşıt alımı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, aynı işletme tarafından çıkarılan madenin taşınmasında kullanılan trafik tescilli ve plakalı kamyonun alımına ilişkin kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

(3) Bir bütün halinde teslimi teknik olarak mümkün olmadığı için parçalar halinde alınan ve işletmede kurulumu ve montajı gerçekleştirilen makine ve teçhizat dolayısıyla kullanılan krediler istisna kapsamındadır.

(4) Makineyle birlikte alınan ve makinenin ayrılmaz parçası niteliğinde olanlar hariç olmak üzere, makineden ayrı olarak alınan eklentiler ve makineyle birlikte alınsa dahi yedek parçalar istisna kapsamında değildir. Örneğin, metal sanayi alanında faaliyette bulunan bir sanayi işletmesince alınan torna makinasının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, söz konusu makinenin belli periyotlarla değişimi gereken yedek parçalarının ve aksesuarlarının alımı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

İstisna uygulaması

MADDE 7 – (1) İstisna kapsamında kredi kullanmak isteyen sanayi işletmelerinin, sanayi sicil belgesi ile makine ve teçhizat alımına ilişkin proforma fatura veya kredi başvuru tarihinden önceki yedi gün içinde düzenlenmiş satış faturasının birer örneğini kredi kullanılacak finans kuruluşuna ibraz etmesi gerekmektedir.

(2) Yeni kurulan ve henüz sanayi sicil belgesi almamış olan sanayi işletmeleri ile sanayi sicil belgesinde yer almayan bir imalat ve üretim alanında faaliyette bulunacak sanayi işletmelerince imalat ve üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere alınan yeni makine ve teçhizatın finansmanı için kullanılan krediler dolayısıyla da kredinin kullanıldığı tarihten itibaren istisnadan yararlanılabilmesi mümkündür. Bu şekilde istisna kapsamında kredi kullanmak isteyen işletmelerin, makine ve teçhizat alımına ilişkin proforma fatura veya kredi başvuru tarihinden önceki yedi gün içinde düzenlenmiş satış faturası ile işletmenin kuruluşuna ya da üretim değişikliğine dair Ticaret veya Esnaf Sicil Gazetesinin birer örneğini kredi kullanılacak finans kuruluşuna ibraz etmesi gerekmektedir. Ancak, bu şekilde kullanılan kredilerde, istisnanın baştan itibaren geçerli sayılabilmesi için ilk defa alınacak sanayi sicil belgesinin veya üretim konusu değişikliğini içeren yeni sanayi sicil belgesinin bir örneğinin, her halükarda kredinin kapandığı tarihi aşmamak kaydıyla, kredi kullanım tarihinden itibaren dört ay içinde kredi kullanılan finans kuruluşuna ibraz edilmesi gerekmektedir.

(3) İstisna kapsamında kredi kullanan sanayi işletmeleri, alınan makine ve teçhizatın işletme aktifine kaydedildiğini gösteren yasal defter kaydının; kredi başvurusunda proforma fatura kullanan işletmeler ise ayrıca makine ve teçhizat alımına ilişkin satış faturasının birer örneğini kredi kullanım tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili finans kuruluşuna ibraz etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 25/10/2014 tarihli ve 29156 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan SGM 2014/11 sayılı Sanayi Sicil Tebliğinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanayi sicil kaydı için kapasite raporu istenen işletmelerce (halen sanayi sicil belgesini haiz olarak faaliyette bulunduklarına veya sanayi sicil belgesi için ilk defa başvurduklarına bakılmaksızın) istisna kapsamında kullanılan kredi ile alınan makine ve teçhizatın bulunduğu kapasite raporunun bir örneğinin, her halükarda kredinin kapandığı tarihi aşmamak kaydıyla, dört ay içinde ilgili finans kuruluşuna ibraz edilmesi gerekmektedir. Anılan Tebliğin 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanayi sicil kaydı için kapasite raporu istenmeyen işletmelerden ise ayrıca kapasite raporu aranmaz.

(4) İstisna, sadece yeni (kullanılmamış) makine ve teçhizat alımını kapsadığından, sanayi işletmesinin istisna kapsamında kullandığı krediye konu makine ve teçhizatın ilk kullanıcısı konumunda olması gerekmektedir. Bu çerçevede, kullanılmış makine ve teçhizatın finansmanı dolayısıyla kullanılacak kredilere istisna uygulanmayacaktır. Buna göre, makine ve teçhizatın üreticisi veya ticaretini yapanlardan alınması esastır.

(5) İstisna uygulanacak kredi tutarı, yurt içi alımlarda satış faturasında yer alan vergiler dahil tutarı; ithalatta ise ithalat işlemine ilişkin ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar ile ihracatçının düzenlediği fatura ve benzeri belgede yer alan bedel toplamını aşamaz.

(6) İlgili finans kuruluşu, işletme tarafından sunulan belgelerin doğruluğunu kontrol ettikten sonra istisna kapsamında kredi kullandırabilecek olup, kredi kullanım tarihinden itibaren lehe alınan paralara (faiz, komisyon, masraf vs.) banka ve sigorta muameleleri vergisi istisnası uygulanacaktır.

İstisna şartlarının ihlali

MADDE 8 – (1) 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendi ve bu Tebliğ hükümlerine riayet edilmeden istisna kapsamında kredi kullandırılması veya bu Tebliğde belirlenen belgelerin öngörülen sürelerde eksiksiz olarak finans kuruluşuna ibraz edilmemesi halinde kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

Yürürlük

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

İçerik 2:

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince münhasıran imalat sanayinde kullanılmak üzere alınan makine ve teçhizatın finansmanı için bu işletmeler tarafından kullanılan krediler dolayısıyla lehe alınan paraların banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulmasını kapsamaktadır.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Tebliğ, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Tebliğde geçen;

a) Finans kuruluşu: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca veya kendi özel kanunlarına göre faaliyet gösteren bankalar ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu uyarınca faaliyet gösteren finansman şirketlerini,

b) Sanayi işletmesi: 6948 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde tanımlanan işletmeyi,

c) Sanayi sicil belgesi: 6948 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sanayi işletmelerine verilen belgeyi,

ç) Makine ve teçhizat: Sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince, sanayi sicil belgelerinde yer alan üretim konularında kullanılmak üzere alınacak amortismana tabi iktisadi kıymet niteliği taşıyan sabit kıymetleri,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

İstisna Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar

İstisnadan yararlanabilecek sanayi işletmeleri

MADDE 5 – (1) Sanayi sicil belgesini haiz olmak koşuluyla gerçek veya tüzel kişilik bünyesinde faaliyette bulunan tüm sanayi işletmeleri, münhasıran imalat ve üretim faaliyetlerine ilişkin alacakları yeni (kullanılmamış) makine ve teçhizatın finansmanı için kullandıkları krediler dolayısıyla istisnadan faydalanabilecektir.

İstisna kapsamında kredi kullanılarak alınabilecek makine ve teçhizat

MADDE 6 – (1) İstisnadan yararlanabilmek için, makine ve teçhizatın münhasıran imalat ve üretim işlerinde kullanılabilecek mahiyette olması gerekmektedir. Bu kapsamda imalat ve üretimle doğrudan ilgisi olmayan büro malzemeleri, demirbaşlar, trafik tescil kuruluşlarınca tescil edilen taşıt araçları vb. makine ve teçhizat kapsamına girmez. Örneğin, tekstil ürünleri imalatı alanında faaliyet gösteren bir sanayi işletmesinin imalat konusu ile doğrudan ilgisi bulunan ve işletmenin imalat bölümünde kullanılmak üzere alınan örgü makinasının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, aynı işletmede kullanılmak üzere ısınma sistemine ilişkin alınan kalorifer tesisatının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

(2) Sanayi işletmesinin faaliyet konusu bakımından imalat ve üretim işlerinin icrası için ayrılmaz nitelikte bulunan, imalatla ve üretimle doğrudan ilgisi olan ve 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirtilen esaslara göre ilgili odalar tarafından tescil edilen iş makineleri dolayısıyla kullanılan krediler istisna kapsamında yer almaktadır. Örneğin, madencilik alanında faaliyette bulunan bir işletmenin madencilik faaliyetiyle doğrudan ilgisi bulunan ve ilgili oda tarafından tescil edilen iş makinesi mahiyetindeki taşıt alımı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, aynı işletme tarafından çıkarılan madenin taşınmasında kullanılan trafik tescilli ve plakalı kamyonun alımına ilişkin kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

(3) Bir bütün halinde teslimi teknik olarak mümkün olmadığı için parçalar halinde alınan ve işletmede kurulumu ve montajı gerçekleştirilen makine ve teçhizat dolayısıyla kullanılan krediler istisna kapsamındadır.

(4) Makineyle birlikte alınan ve makinenin ayrılmaz parçası niteliğinde olanlar hariç olmak üzere, makineden ayrı olarak alınan eklentiler ve makineyle birlikte alınsa dahi yedek parçalar istisna kapsamında değildir. Örneğin, metal sanayi alanında faaliyette bulunan bir sanayi işletmesince alınan torna makinasının finansmanı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılabilecek; ancak, söz konusu makinenin belli periyotlarla değişimi gereken yedek parçalarının ve aksesuarlarının alımı için kullanılan kredi dolayısıyla istisnadan faydalanılamayacaktır.

İstisna uygulaması

MADDE 7 – (1) İstisna kapsamında kredi kullanmak isteyen sanayi işletmelerinin, sanayi sicil belgesi ile makine ve teçhizat alımına ilişkin proforma fatura veya kredi başvuru tarihinden önceki yedi gün içinde düzenlenmiş satış faturasının birer örneğini kredi kullanılacak finans kuruluşuna ibraz etmesi gerekmektedir.

(2) Yeni kurulan ve henüz sanayi sicil belgesi almamış olan sanayi işletmeleri ile sanayi sicil belgesinde yer almayan bir imalat ve üretim alanında faaliyette bulunacak sanayi işletmelerince imalat ve üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere alınan yeni makine ve teçhizatın finansmanı için kullanılan krediler dolayısıyla da kredinin kullanıldığı tarihten itibaren istisnadan yararlanılabilmesi mümkündür. Bu şekilde istisna kapsamında kredi kullanmak isteyen işletmelerin, makine ve teçhizat alımına ilişkin proforma fatura veya kredi başvuru tarihinden önceki yedi gün içinde düzenlenmiş satış faturası ile işletmenin kuruluşuna ya da üretim değişikliğine dair Ticaret veya Esnaf Sicil Gazetesinin birer örneğini kredi kullanılacak finans kuruluşuna ibraz etmesi gerekmektedir. Ancak, bu şekilde kullanılan kredilerde, istisnanın baştan itibaren geçerli sayılabilmesi için ilk defa alınacak sanayi sicil belgesinin veya üretim konusu değişikliğini içeren yeni sanayi sicil belgesinin bir örneğinin, her halükarda kredinin kapandığı tarihi aşmamak kaydıyla, kredi kullanım tarihinden itibaren dört ay içinde kredi kullanılan finans kuruluşuna ibraz edilmesi gerekmektedir.

(3) İstisna kapsamında kredi kullanan sanayi işletmeleri, alınan makine ve teçhizatın işletme aktifine kaydedildiğini gösteren yasal defter kaydının; kredi başvurusunda proforma fatura kullanan işletmeler ise ayrıca makine ve teçhizat alımına ilişkin satış faturasının birer örneğini kredi kullanım tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili finans kuruluşuna ibraz etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 25/10/2014 tarihli ve 29156 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan SGM 2014/11 sayılı Sanayi Sicil Tebliğinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanayi sicil kaydı için kapasite raporu istenen işletmelerce (halen sanayi sicil belgesini haiz olarak faaliyette bulunduklarına veya sanayi sicil belgesi için ilk defa başvurduklarına bakılmaksızın) istisna kapsamında kullanılan kredi ile alınan makine ve teçhizatın bulunduğu kapasite raporunun bir örneğinin, her halükarda kredinin kapandığı tarihi aşmamak kaydıyla, dört ay içinde ilgili finans kuruluşuna ibraz edilmesi gerekmektedir. Anılan Tebliğin 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanayi sicil kaydı için kapasite raporu istenmeyen işletmelerden ise ayrıca kapasite raporu aranmaz.

(4) İstisna, sadece yeni (kullanılmamış) makine ve teçhizat alımını kapsadığından, sanayi işletmesinin istisna kapsamında kullandığı krediye konu makine ve teçhizatın ilk kullanıcısı konumunda olması gerekmektedir. Bu çerçevede, kullanılmış makine ve teçhizatın finansmanı dolayısıyla kullanılacak kredilere istisna uygulanmayacaktır. Buna göre, makine ve teçhizatın üreticisi veya ticaretini yapanlardan alınması esastır.

(5) İstisna uygulanacak kredi tutarı, yurt içi alımlarda satış faturasında yer alan vergiler dahil tutarı; ithalatta ise ithalat işlemine ilişkin ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar ile ihracatçının düzenlediği fatura ve benzeri belgede yer alan bedel toplamını aşamaz.

(6) İlgili finans kuruluşu, işletme tarafından sunulan belgelerin doğruluğunu kontrol ettikten sonra istisna kapsamında kredi kullandırabilecek olup, kredi kullanım tarihinden itibaren lehe alınan paralara (faiz, komisyon, masraf vs.) banka ve sigorta muameleleri vergisi istisnası uygulanacaktır.

İstisna şartlarının ihlali

MADDE 8 – (1) 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (z) bendi ve bu Tebliğ hükümlerine riayet edilmeden istisna kapsamında kredi kullandırılması veya bu Tebliğde belirlenen belgelerin öngörülen sürelerde eksiksiz olarak finans kuruluşuna ibraz edilmemesi halinde kredinin kullandırıldığı tarihten itibaren zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir.

Yürürlük

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Resmi Gazete No: 28145 Resmi Gazete Tarihi: Cumartesi, 17 Aralık, 2011 Adı: UID: bZZWtHIWnLdI0Xjm
İçerik:

 

GİDER VERGİLERİ GENEL TEBLİĞİ

SERİ NO: 88

Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerinin bankalar tarafından tek merkezden verilmesine ilişkin açıklamalar ile konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) istisnası uygulaması bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

A- Bankalar Tarafından Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin Verilmesi

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun1 44 üncü maddesinde, BSMV'nin vergiye tabi olayların vuku bulduğu yer vergi dairesince tarh olunacağı, bu Kanunun beyannamenin bir merkezden verilmesine izin verdiği hallerde verginin beyannamenin verildiği yer vergi dairesince tarh olunacağı, iş gerektirirse Maliye Bakanlığının vergilemede kolaylığı ve güvenliği sağlamak maksadı ile tarh yerini tayin etmeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 45 inci maddesinde, BSMV'nin mükelleflerin yazılı beyanı üzerine tarh olunacağı, 47/a maddesinde, her mükellefin bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini bir beyanname ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar muamelelerin yapıldığı yer vergi dairesine bildirmek mecburiyetinde olduğu ve sigorta muamelelerine ilişkin beyannamenin sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesine verileceği, 48 inci maddesinde ise, mükelleflerin beyanname üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergileri beyanname verme süresi içinde ödemek mecburiyetinde oldukları hükümleri yer almaktadır.

Bu hükümler uyarınca, mükelleflerin bir ay içindeki vergiye tabi işlemlerini BSMV beyannamesi ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar muamelenin yapıldığı yer vergi dairesine beyan etmeleri ve aynı süre içerisinde vergiyi ödemeleri gerekmektedir. Bankalar her bir şube için ayrı ayrı şubelerin bulundukları yerlerdeki vergi dairelerine Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerini e-beyanname ortamında göndermektedir.

Öte yandan, 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun2 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Maliye Bakanının aynı il sınırları içinde kalmak kaydıyla mükelleflerin, işyeri ve kanuni merkezlerine bağlı kalınmaksızın belirlenecek ölçütlere göre hangi vergi dairesi müdürlüğü veya başkanlığına bağlı olacağını belirlemeye yetkili olduğu, Bakanın bu yetkisini madde hükmünde yer alan sınırlamalara bağlı kalmaksızın vergi uygulamaları bakımından gerekli gördüğü hallerde mükelleflerin bağlı olacağı vergi dairesi müdürlüğü veya vergi dairesi başkanlığını belirlemek ve bu belirlemeye bağlı olarak bu dairelerin yetki alanını yeniden oluşturmak şeklinde de kullanabileceği hükme bağlanmıştır.

Bu Kanun maddesindeki yetkiye dayanılarak, bankaların talep etmeleri durumunda 1 Şubat 2012 tarihinden itibaren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükellefi olmaları uygun görülmüştür.

Ayrıca, e-beyannname, bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler dikkate alındığında şubelere ait vergilerin tek merkezden beyanı ve aynı merkezden ödenmesi, şubelere ilişkin bilgilerin listelenerek beyannameye eklenmesinin, operasyonel maliyeti ortadan kaldıracağı ve bu şekilde sağlanacak tasarrufun ekonomiye kazandırılacağı değerlendirilmektedir.

Buna göre, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 44 üncü maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden vergilemede güvenliği ve kolaylığı sağlamak amacıyla 1 Şubat 2012 tarihinden (Ocak 2012 döneminden) itibaren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının mükellefi olan bankaların şubeleri tarafından yapılan işlemler dolayısıyla verilmesi gereken Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerinin, genel müdürlüklerince bağlı bulundukları Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına verilmesi uygun görülmüştür.

Bankalar tarafından verilecek Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerine, il bazında banka şubelerinin adı, vergi kimlik numarası, ödemenin türü, matrahı ve vergi tutarı bilgilerini ihtiva eden listeler eklenecektir.

Öte yandan, banka şubelerinin BSMV'ye ilişkin mükellefiyet kaydı, Aralık 2011 dönemine ilişkin beyannamelerin 15 Ocak 2012 tarihinde verilmesinden sonra Ocak 2012 sonuna kadar ilgili vergi dairesi müdürlüklerince kapatılacaktır.

Ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesi uyarınca, banka şubelerinin BSMV'ye ilişkin mükellefiyet kaydının kapatılması, mükellefin işi bırakmasından önceki dönemlere ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak, bu tarihten önceki dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmeyecektir. Dolayısıyla, banka şubelerinin önceki dönemlere ait verecekleri düzeltme beyannamelerini önceden bağlı oldukları vergi dairesine verecekleri tabiidir.

B- Konut Finansmanı Kapsamında Yapılan Sigortalarda BSMV İstisnası

6802 sayılı Kanunun İstisnalar başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde 5582 sayılı Kanunun3 30 uncu maddesi ile yapılan değişiklikle, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun4 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir.

Diğer taraftan, 2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması ve bu kapsamdaki kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kullandırılan krediler şeklinde tanımlanmıştır.

Buna göre, konut finansmanına bağlı olarak yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar BSMV'den istisnadır. Ancak, konut bedelinin bir kısmının konut finansmanı kapsamında alınan kredi ile karşılanıp diğer kısmının tüketici tarafından başka kaynaklardan karşılanması halinde, istisna uygulamasında kullanılan kredi tutarı dikkate alınacak ve kredi tutarına kadar olan sigorta bedeli dolayısıyla alınan primlere BSMV istisnası uygulanacaktır.

Örnek: Konut finansmanı kapsamında alınan konutun bedelinin 200.000-TL, konut alımı için kullanılan kredi tutarının 100.000-TL, konutun yangın sigortası bedelinin ise 150.000-TL olarak belirlenmesi durumunda; 100.000-TL tutarındaki sigorta bedeline isabet eden primler BSMV'den istisna olacak, bu tutarı aşan 50.000-TL tutarındaki sigorta bedeli dolayısıyla alınan primler ise BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Ayrıca, konut finansmanı kapsamında yapılan sigorta işlemlerinde BSMV istisnası uygulanabilmesi için aşağıdaki şartlar aranacaktır:

- Sigorta işlemi konut finansmanı kapsamındaki krediler için yapılmış olmalıdır.

- Sigorta poliçesinin hangi ipotekli konut kredisine ilişkin olarak düzenlendiği poliçede belirtilmelidir.

- Konut finansmanı kapsamındaki kredi sözleşmesine ilişkin olarak hangi sigorta işlemlerinin yapıldığı kredi sözleşmesinde belirtilmelidir.

- Sigorta işlemlerine ilişkin istisna uygulaması, konut finansmanı kapsamındaki kredinin süresi ile sınırlı olmalıdır.

Tebliğ olunur.

 

1  23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

2  16/5/2005 tarihli ve 25817 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

3  6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

4  30/7/1981 tarihli ve 17416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

İçerik 1:

 

GİDER VERGİLERİ GENEL TEBLİĞİ

SERİ NO: 88

Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerinin bankalar tarafından tek merkezden verilmesine ilişkin açıklamalar ile konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) istisnası uygulaması bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

A- Bankalar Tarafından Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin Verilmesi

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun1 44 üncü maddesinde, BSMV'nin vergiye tabi olayların vuku bulduğu yer vergi dairesince tarh olunacağı, bu Kanunun beyannamenin bir merkezden verilmesine izin verdiği hallerde verginin beyannamenin verildiği yer vergi dairesince tarh olunacağı, iş gerektirirse Maliye Bakanlığının vergilemede kolaylığı ve güvenliği sağlamak maksadı ile tarh yerini tayin etmeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 45 inci maddesinde, BSMV'nin mükelleflerin yazılı beyanı üzerine tarh olunacağı, 47/a maddesinde, her mükellefin bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini bir beyanname ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar muamelelerin yapıldığı yer vergi dairesine bildirmek mecburiyetinde olduğu ve sigorta muamelelerine ilişkin beyannamenin sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesine verileceği, 48 inci maddesinde ise, mükelleflerin beyanname üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergileri beyanname verme süresi içinde ödemek mecburiyetinde oldukları hükümleri yer almaktadır.

Bu hükümler uyarınca, mükelleflerin bir ay içindeki vergiye tabi işlemlerini BSMV beyannamesi ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar muamelenin yapıldığı yer vergi dairesine beyan etmeleri ve aynı süre içerisinde vergiyi ödemeleri gerekmektedir. Bankalar her bir şube için ayrı ayrı şubelerin bulundukları yerlerdeki vergi dairelerine Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerini e-beyanname ortamında göndermektedir.

Öte yandan, 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun2 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Maliye Bakanının aynı il sınırları içinde kalmak kaydıyla mükelleflerin, işyeri ve kanuni merkezlerine bağlı kalınmaksızın belirlenecek ölçütlere göre hangi vergi dairesi müdürlüğü veya başkanlığına bağlı olacağını belirlemeye yetkili olduğu, Bakanın bu yetkisini madde hükmünde yer alan sınırlamalara bağlı kalmaksızın vergi uygulamaları bakımından gerekli gördüğü hallerde mükelleflerin bağlı olacağı vergi dairesi müdürlüğü veya vergi dairesi başkanlığını belirlemek ve bu belirlemeye bağlı olarak bu dairelerin yetki alanını yeniden oluşturmak şeklinde de kullanabileceği hükme bağlanmıştır.

Bu Kanun maddesindeki yetkiye dayanılarak, bankaların talep etmeleri durumunda 1 Şubat 2012 tarihinden itibaren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükellefi olmaları uygun görülmüştür.

Ayrıca, e-beyannname, bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler dikkate alındığında şubelere ait vergilerin tek merkezden beyanı ve aynı merkezden ödenmesi, şubelere ilişkin bilgilerin listelenerek beyannameye eklenmesinin, operasyonel maliyeti ortadan kaldıracağı ve bu şekilde sağlanacak tasarrufun ekonomiye kazandırılacağı değerlendirilmektedir.

Buna göre, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 44 üncü maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden vergilemede güvenliği ve kolaylığı sağlamak amacıyla 1 Şubat 2012 tarihinden (Ocak 2012 döneminden) itibaren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının mükellefi olan bankaların şubeleri tarafından yapılan işlemler dolayısıyla verilmesi gereken Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerinin, genel müdürlüklerince bağlı bulundukları Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına verilmesi uygun görülmüştür.

Bankalar tarafından verilecek Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerine, il bazında banka şubelerinin adı, vergi kimlik numarası, ödemenin türü, matrahı ve vergi tutarı bilgilerini ihtiva eden listeler eklenecektir.

Öte yandan, banka şubelerinin BSMV'ye ilişkin mükellefiyet kaydı, Aralık 2011 dönemine ilişkin beyannamelerin 15 Ocak 2012 tarihinde verilmesinden sonra Ocak 2012 sonuna kadar ilgili vergi dairesi müdürlüklerince kapatılacaktır.

Ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesi uyarınca, banka şubelerinin BSMV'ye ilişkin mükellefiyet kaydının kapatılması, mükellefin işi bırakmasından önceki dönemlere ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak, bu tarihten önceki dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmeyecektir. Dolayısıyla, banka şubelerinin önceki dönemlere ait verecekleri düzeltme beyannamelerini önceden bağlı oldukları vergi dairesine verecekleri tabiidir.

B- Konut Finansmanı Kapsamında Yapılan Sigortalarda BSMV İstisnası

6802 sayılı Kanunun İstisnalar başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde 5582 sayılı Kanunun3 30 uncu maddesi ile yapılan değişiklikle, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun4 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir.

Diğer taraftan, 2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması ve bu kapsamdaki kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kullandırılan krediler şeklinde tanımlanmıştır.

Buna göre, konut finansmanına bağlı olarak yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar BSMV'den istisnadır. Ancak, konut bedelinin bir kısmının konut finansmanı kapsamında alınan kredi ile karşılanıp diğer kısmının tüketici tarafından başka kaynaklardan karşılanması halinde, istisna uygulamasında kullanılan kredi tutarı dikkate alınacak ve kredi tutarına kadar olan sigorta bedeli dolayısıyla alınan primlere BSMV istisnası uygulanacaktır.

Örnek: Konut finansmanı kapsamında alınan konutun bedelinin 200.000-TL, konut alımı için kullanılan kredi tutarının 100.000-TL, konutun yangın sigortası bedelinin ise 150.000-TL olarak belirlenmesi durumunda; 100.000-TL tutarındaki sigorta bedeline isabet eden primler BSMV'den istisna olacak, bu tutarı aşan 50.000-TL tutarındaki sigorta bedeli dolayısıyla alınan primler ise BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Ayrıca, konut finansmanı kapsamında yapılan sigorta işlemlerinde BSMV istisnası uygulanabilmesi için aşağıdaki şartlar aranacaktır:

- Sigorta işlemi konut finansmanı kapsamındaki krediler için yapılmış olmalıdır.

- Sigorta poliçesinin hangi ipotekli konut kredisine ilişkin olarak düzenlendiği poliçede belirtilmelidir.

- Konut finansmanı kapsamındaki kredi sözleşmesine ilişkin olarak hangi sigorta işlemlerinin yapıldığı kredi sözleşmesinde belirtilmelidir.

- Sigorta işlemlerine ilişkin istisna uygulaması, konut finansmanı kapsamındaki kredinin süresi ile sınırlı olmalıdır.

Tebliğ olunur.

 

1  23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

2  16/5/2005 tarihli ve 25817 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

3  6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

4  30/7/1981 tarihli ve 17416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

İçerik 2:

 

GİDER VERGİLERİ GENEL TEBLİĞİ

SERİ NO: 88

Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerinin bankalar tarafından tek merkezden verilmesine ilişkin açıklamalar ile konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) istisnası uygulaması bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

A- Bankalar Tarafından Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin Verilmesi

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun1 44 üncü maddesinde, BSMV'nin vergiye tabi olayların vuku bulduğu yer vergi dairesince tarh olunacağı, bu Kanunun beyannamenin bir merkezden verilmesine izin verdiği hallerde verginin beyannamenin verildiği yer vergi dairesince tarh olunacağı, iş gerektirirse Maliye Bakanlığının vergilemede kolaylığı ve güvenliği sağlamak maksadı ile tarh yerini tayin etmeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun 45 inci maddesinde, BSMV'nin mükelleflerin yazılı beyanı üzerine tarh olunacağı, 47/a maddesinde, her mükellefin bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini bir beyanname ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar muamelelerin yapıldığı yer vergi dairesine bildirmek mecburiyetinde olduğu ve sigorta muamelelerine ilişkin beyannamenin sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesine verileceği, 48 inci maddesinde ise, mükelleflerin beyanname üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergileri beyanname verme süresi içinde ödemek mecburiyetinde oldukları hükümleri yer almaktadır.

Bu hükümler uyarınca, mükelleflerin bir ay içindeki vergiye tabi işlemlerini BSMV beyannamesi ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar muamelenin yapıldığı yer vergi dairesine beyan etmeleri ve aynı süre içerisinde vergiyi ödemeleri gerekmektedir. Bankalar her bir şube için ayrı ayrı şubelerin bulundukları yerlerdeki vergi dairelerine Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerini e-beyanname ortamında göndermektedir.

Öte yandan, 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun2 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Maliye Bakanının aynı il sınırları içinde kalmak kaydıyla mükelleflerin, işyeri ve kanuni merkezlerine bağlı kalınmaksızın belirlenecek ölçütlere göre hangi vergi dairesi müdürlüğü veya başkanlığına bağlı olacağını belirlemeye yetkili olduğu, Bakanın bu yetkisini madde hükmünde yer alan sınırlamalara bağlı kalmaksızın vergi uygulamaları bakımından gerekli gördüğü hallerde mükelleflerin bağlı olacağı vergi dairesi müdürlüğü veya vergi dairesi başkanlığını belirlemek ve bu belirlemeye bağlı olarak bu dairelerin yetki alanını yeniden oluşturmak şeklinde de kullanabileceği hükme bağlanmıştır.

Bu Kanun maddesindeki yetkiye dayanılarak, bankaların talep etmeleri durumunda 1 Şubat 2012 tarihinden itibaren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı mükellefi olmaları uygun görülmüştür.

Ayrıca, e-beyannname, bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler dikkate alındığında şubelere ait vergilerin tek merkezden beyanı ve aynı merkezden ödenmesi, şubelere ilişkin bilgilerin listelenerek beyannameye eklenmesinin, operasyonel maliyeti ortadan kaldıracağı ve bu şekilde sağlanacak tasarrufun ekonomiye kazandırılacağı değerlendirilmektedir.

Buna göre, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 44 üncü maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden vergilemede güvenliği ve kolaylığı sağlamak amacıyla 1 Şubat 2012 tarihinden (Ocak 2012 döneminden) itibaren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının mükellefi olan bankaların şubeleri tarafından yapılan işlemler dolayısıyla verilmesi gereken Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerinin, genel müdürlüklerince bağlı bulundukları Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına verilmesi uygun görülmüştür.

Bankalar tarafından verilecek Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamelerine, il bazında banka şubelerinin adı, vergi kimlik numarası, ödemenin türü, matrahı ve vergi tutarı bilgilerini ihtiva eden listeler eklenecektir.

Öte yandan, banka şubelerinin BSMV'ye ilişkin mükellefiyet kaydı, Aralık 2011 dönemine ilişkin beyannamelerin 15 Ocak 2012 tarihinde verilmesinden sonra Ocak 2012 sonuna kadar ilgili vergi dairesi müdürlüklerince kapatılacaktır.

Ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesi uyarınca, banka şubelerinin BSMV'ye ilişkin mükellefiyet kaydının kapatılması, mükellefin işi bırakmasından önceki dönemlere ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak, bu tarihten önceki dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmeyecektir. Dolayısıyla, banka şubelerinin önceki dönemlere ait verecekleri düzeltme beyannamelerini önceden bağlı oldukları vergi dairesine verecekleri tabiidir.

B- Konut Finansmanı Kapsamında Yapılan Sigortalarda BSMV İstisnası

6802 sayılı Kanunun İstisnalar başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde 5582 sayılı Kanunun3 30 uncu maddesi ile yapılan değişiklikle, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun4 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir.

Diğer taraftan, 2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması ve bu kapsamdaki kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kullandırılan krediler şeklinde tanımlanmıştır.

Buna göre, konut finansmanına bağlı olarak yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar BSMV'den istisnadır. Ancak, konut bedelinin bir kısmının konut finansmanı kapsamında alınan kredi ile karşılanıp diğer kısmının tüketici tarafından başka kaynaklardan karşılanması halinde, istisna uygulamasında kullanılan kredi tutarı dikkate alınacak ve kredi tutarına kadar olan sigorta bedeli dolayısıyla alınan primlere BSMV istisnası uygulanacaktır.

Örnek: Konut finansmanı kapsamında alınan konutun bedelinin 200.000-TL, konut alımı için kullanılan kredi tutarının 100.000-TL, konutun yangın sigortası bedelinin ise 150.000-TL olarak belirlenmesi durumunda; 100.000-TL tutarındaki sigorta bedeline isabet eden primler BSMV'den istisna olacak, bu tutarı aşan 50.000-TL tutarındaki sigorta bedeli dolayısıyla alınan primler ise BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Ayrıca, konut finansmanı kapsamında yapılan sigorta işlemlerinde BSMV istisnası uygulanabilmesi için aşağıdaki şartlar aranacaktır:

- Sigorta işlemi konut finansmanı kapsamındaki krediler için yapılmış olmalıdır.

- Sigorta poliçesinin hangi ipotekli konut kredisine ilişkin olarak düzenlendiği poliçede belirtilmelidir.

- Konut finansmanı kapsamındaki kredi sözleşmesine ilişkin olarak hangi sigorta işlemlerinin yapıldığı kredi sözleşmesinde belirtilmelidir.

- Sigorta işlemlerine ilişkin istisna uygulaması, konut finansmanı kapsamındaki kredinin süresi ile sınırlı olmalıdır.

Tebliğ olunur.

 

1  23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

2  16/5/2005 tarihli ve 25817 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

3  6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

4  30/7/1981 tarihli ve 17416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Resmi Gazete No: 26551 Resmi Gazete Tarihi: Çarşamba, 13 Haziran, 2007 Adı: UID: cefpoQiV6ssZHyO9
İçerik:

28/3/2007 tarihli ve 5615 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun[1] 17 nci maddesi ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun[2] 31 inci maddesinde yapılan düzenlemede, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) uygulamasında değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu düzenlemeye ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

A- MATRAHTAN İNDİRİM VE MAHSUBEN İADE TUTARLARININ HESAPLANMASI

5615 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ile 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Sigorta şirketleri, iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisinden indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilir." 

"Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."

5615 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde değişiklik yapılmadan önceki uygulamada; iptal edilen sigorta muamelelerine ait meblağların vergi matrahından indirilebilmesi için sigorta poliçelerinin düzenlenme ve iptal tarihlerinin aynı vergilendirme dönemi içerisinde olması gerekmekteydi. Dolayısıyla, sigorta muamelelerinin yapıldığı dönemden sonra gerçekleşen poliçe iptalleri nedeniyle iptal edilen muamelelere ilişkin BSMV'nin, mahsuben iadesi mümkün değildi.

6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan ve 1/5/2007 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, sigorta muameleleri ile bunların iptal işlemlerinin aynı vergilendirme döneminde yapılmadığı durumlarda da, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergilerin (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirilmesine imkan tanınmaktadır.

Ayrıca bu düzenleme ile iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin olan, ancak muamelelerin iptal edildiği dönemde sigorta şirketinin hesaplanan vergisinin yetersiz olması nedeniyle indirim konusu yapılamayan verginin, sonraki vergilendirme dönemlerinde de indirim konusu yapılmasına imkan sağlanmaktadır.

Anılan maddenin son fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak iptal edilen sigorta muamelelerinde matrahtan indirim ve mahsup uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

1- Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilen Sigorta Muamelelerinde Matrahtan İndirim Uygulaması

Sigorta şirketleri, aynı dönem içinde düzenlenen ve iptal edilen sigorta muamelelerinde iptal edilen sigorta işlemlerine ait primleri, o dönemin vergi matrahından indirebilirler.

a) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmamış olması

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin doğması için sigorta şirketlerince bir muamele yapılması ve bu muamele sonucunda lehe nakden veya hesaben para alınması gerekmektedir. Düzenlenen sigorta poliçelerine ilişkin olarak sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçeye bağlı primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin tahsili ile doğmaktadır. Bu nedenle, sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı vergilendirme dönemi içinde yapılması ve iptal edilmiş poliçeye ilişkin primin tamamının ya da taksit tutarının ödenmemiş olması halinde, sigorta şirketleri tarafından iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin primlerin tamamı o dönemin vergi matrahından indirilebilir.

Örnek 1

Sigorta şirketi tarafından 1.350-YTL prim tahakkuk ettirilerek başlangıç tarihi ve düzenlenme tarihi 10/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi düzenlenmiştir. Bu poliçe 25/5/2007 tarihinde prim tahsili yapılmaksızın iptal edilmiştir. Bu durumda, 1.350-YTL tutarındaki sigorta primi ile bu primin matrahtan indirimi Mayıs/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesinde aşağıdaki şekilde beyan edilecektir.

TABLO - 1                  POLİÇE ÜZERİNDEN ALINAN VERGİ BİLDİRİMİ

Poliçe Üzerinden Alınan Paranın

Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler

 

Matrah

 

Vergi

Türü

Tutarı

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

9

Primler

 1.350

 

 1.350

        

0

 

0

 

10

İdare Masrafları, İstihsal Masrafları ve Gider Karşılıkları

 

 

 

        

 

 

 

 

11

Zeyilname

 

 

 

        

 

 

 

 

12

Faiz ve Paylar

 

 

 

        

 

 

 

 

13

Diğer İşlemler

 

 

 

        

 

 

 

 

14

TOPLAM

 1.350

 

 1.350

        

0

 

0

 

*Yukarıdaki tablo, Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin yalnızca "Tablo 1- Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünü içermektedir.

Öte yandan, kara ve denizde mal taşıma işlerine ait sigortalarda sigortacının sorumluluğu, akdin yapıldığı anda başlamaktadır. Bu nedenle, bu tür sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı vergilendirme dönemi içinde yapılması halinde, prim ödemesinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın matrahtan indirilecek primler, poliçe prim tutarının yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmı ile sınırlı olacaktır.

b) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmış olması

Sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı vergilendirme dönemi içinde yapılması ve iptal edilen poliçeyle ilgili primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin ödenmiş olması halinde, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin poliçedeki prim tutarının iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı o dönemin vergi matrahından indirilecektir. Yani, toplam prim tutarından poliçenin başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki döneme ilişkin kısmı matrahtan indirim konusu yapılamayacaktır.

Örnek 2

Başlangıç tarihi ve düzenlenme tarihi 10/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesine ilişkin 1.350-YTL tutarındaki primin tamamı bu tarihte sigorta şirketine ödenmiştir. Ancak, bu poliçe 25/5/2007 tarihinde iptal edilmiştir. Bu durumda, poliçenin prim tutarından poliçenin başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki 15 günlük süreye ilişkin prim tutarı olan [(1.350/366*) x 15=] 55,33-YTL düşüldükten sonra kalan (1.350-55,33=) 1.294,67-YTL tutarındaki prim Mayıs/2007 dönemi vergi matrahından indirilebilinecektir. İptal edilen bu poliçeye ilişkin olarak 55,33-YTL prim tutarı üzerinden 2,77-YTL tutarında BSMV beyan edilmesi gerekmektedir. Buna göre, şirketin Mayıs/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesi aşağıdaki şekilde olacaktır.

TABLO - 1**                        POLİÇE ÜZERİNDEN ALINAN VERGİ BİLDİRİMİ

Poliçe Üzerinden Alınan Paranın

Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler

 

Matrah

 

Vergi

Türü

Tutarı

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

9

Primler

 1.350

 

1,294

   67 

55

33

2

77

10

İdare Masrafları, İstihsal Masrafları ve Gider Karşılıkları

 

 

 

        

 

 

 

 

11

Zeyilname

 

 

 

        

 

 

 

 

12

Faiz ve Paylar

 

 

 

        

 

 

 

 

13

Diğer İşlemler

 

 

 

        

 

 

 

 

14

TOPLAM

 1.350

 

1.294

    67

55

33

2

77

*Şubat 2008 ayının 29 gün olması nedeniyle toplam gün sayısı 366 olarak dikkate alınmıştır.

**Yukarıdaki tablo, Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin yalnızca "Tablo 1- Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünü içermektedir.

2- Düzenlendiği Dönemden Sonraki Dönemlerde İptal Edilen Sigorta Muamelelerinde Mahsup Uygulaması

Önceki dönemlerde düzenlenip vergisi beyan edilmiş olan, ancak sonraki vergilendirme dönemlerinde iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergiler, iptal edilen sigorta süresine isabet eden kısımla sınırlı olmak üzere iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirilebilinecektir.

İptalin gerçekleştiği dönemde indirilemeyen vergiler nakden iade edilmeyecektir. İndirilemeyen bu vergiler sonraki dönem vergi beyannamelerinde indirim konusu yapılacaktır.

a) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmamış olması

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin doğması için sigorta şirketlerince bir muamele yapılması ve bu muamele sonucunda lehe nakden veya hesaben para alınması gerekmektedir. Düzenlenen sigorta poliçelerine ilişkin olarak sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçeye bağlı primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin tahsili ile doğmaktadır. Bu nedenle, sigorta şirketleri tarafından önceki dönemlerde düzenlenip beyan olunan sigorta poliçelerinin sonraki vergilendirme döneminde prim tahsilatı yapılmaksızın iptal edilmeleri halinde, söz konusu poliçeler dolayısıyla ödenen vergilerin tamamı iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirilebilinecektir.

Örnek 3

Sigorta şirketi tarafından 1.350-YTL prim tahakkuk ettirilerek düzenlenen ve başlangıç tarihi ile düzenlenme tarihi 28/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi 4/6/2007 tarihinde prim tahsili yapılmaksızın iptal edilmiştir. Mayıs/2007 dönemine ait beyannamede bu poliçeye ilişkin olarak (1.350 x 0,05 =) 67,50-YTL tutarında BSMV beyan edilmiştir. Bu durumda, poliçeye ilişkin beyan edilen 67,50-YTL tutarındaki verginin tamamı iptalin gerçekleştiği Haziran/2007 döneminde hesaplanan BSMV'den indirilecektir. Buna göre, şirket Haziran/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesinin (Tablo-2) bölümünde yer alan 28 numaralı satırına 67,50-YTL vergi tutarını yazmak suretiyle bu tutarı ödeyeceği vergiden mahsup edebilecektir.

Öte yandan, kara ve denizde mal taşıma işlerine ait sigortalarda sigortacının sorumluluğu, akdin yapıldığı anda başlamaktadır. Bu nedenle, sigorta şirketleri tarafından önceki dönemlerde düzenlenip beyan olunan bu tür sigorta poliçelerinin sonraki vergilendirme döneminde iptal edilmeleri halinde, prim ödemesinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın mahsuben iade edilecek BSMV, poliçe dolayısıyla ödenen vergi tutarının yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmı ile sınırlı olacaktır.

b) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmış olması

Sigorta şirketleri tarafından önceki dönemlerde düzenlenmiş ve vergisi beyan edilmiş olan, ancak sonraki dönemlerde iptal edilen sigorta poliçelerine ilişkin primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin tahsil edildiği durumda, iptal edilen poliçelere ilişkin vergiler mahsuben iade edilecektir. Mahsuben iade edilebilecek BSMV ise iptal edilen sigorta poliçelerine ilişkin toplam vergi tutarından poliçe başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki döneme ait vergiler düşülmek suretiyle bulunacaktır. Dolayısıyla poliçenin başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki döneme ait vergilerin indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Örnek 4

Sigorta şirketi tarafından düzenlenen ve başlangıç tarihi 28/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi 4/6/2007 tarihinde iptal edilmiştir. Söz konusu poliçeye ilişkin olan 1.350-YTL tutarındaki primin tamamı tahsil edilmiş olup poliçenin prim tutarı ve 67,50-YTL tutarındaki vergisi Mayıs/2007 dönemi beyannamesiyle beyan edilmiştir. Poliçeye ilişkin olarak mahsuben iade edilecek verginin hesaplanmasında iptal tarihinden sonraki dönem dikkate alınması gerektiğinden, poliçenin 04.06.2007-28.05.2008 dönemine ait hesaplanan [(1.350/366*) x 359 =] 1.324,18-YTL tutarındaki prime ilişkin 66,21-YTL'lik verginin mahsuben iadesi mümkündür. Bu nedenle, şirket Haziran/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesinin (Tablo-2) bölümünde yer alan 28 numaralı satırına 66,21-YTL tutarını yazmak suretiyle bu tutarı ödeyeceği vergiden mahsup edebilecektir.

* Şubat 2008 ayının 29 gün olması nedeniyle toplam gün sayısı 366 olarak dikkate alınmıştır.

B- YENİ HİZMET VERGİSİ BEYANNAMESİ

5615 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yapılan ve 1/5/2007 tarihinden itibaren yürürlüğe giren değişiklik nedeniyle Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergilerin mahsuben iadesine imkan verecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Bu beyannamenin örneği (www.gib.gov.tr) internet adresinde yer almaktadır. Yeni Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi 1/6/2007 tarihinden itibaren verilecek beyannamelerde kullanılmaya başlanacaktır.

1- Beyannamenin Kağıt Ortamında Verilmesi

Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin kağıt ortamında verilmesi durumunda, beyannamenin doldurulmasıyla ilgili olarak aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

-Bu Tebliğin (A-1) bölümünde yer alan açıklamalara göre, sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı ayda yapılması halinde, iptal edilen sigorta muamelelerine ait meblağlar (primler), beyannamenin "Tablo 1- Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünde yer alan "Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler" sütununda gösterilmek suretiyle o dönemin vergi matrahından indirilecektir.

-Beyannamenin 27. satırına bir önceki dönem beyannamesinin 30. satırında yer alan  sonraki döneme devreden iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin indirilecek vergiler yazılacaktır.

-Beyannamenin 28. satırına bu Tebliğin (A-2) bölümünde yer alan açıklamalara göre belirlenecek önceki dönemlerde düzenlenmiş olup bu dönem içinde iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergiler yazılacaktır.

-Beyannamenin 29. satırına, 26. satırında yer alan tutardan 27 ve 28. satırlarındaki tutarların çıkarılması sonucunda bulunacak fark yazılacaktır. Beyannamenin 27 ve 28. satırlarında yer alan toplam tutarın 26. satırındaki tutardan büyük olması halinde ise bulunacak fark beyannamenin 30. satırına yazılacaktır.

2- Beyannamenin Elektronik Ortamda Verilmesi

Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin elektronik ortamda verilmesi durumunda, beyannamenin doldurulmasıyla ilgili olarak aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

- Bu Tebliğin (A-1) bölümünde yer alan açıklamalara göre, sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı ayda yapılması halinde, iptal edilen sigorta muamelelerine ait meblağlar (primler) beyannamenin "Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünde yer alan "Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler" sütununda gösterilmek suretiyle o dönemin vergi matrahından indirilecektir.

- Beyannamenin "Önceki Dönemden Devreden, İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Mahsup Edilmemiş Vergiler" satırına bir önceki dönem beyannamesinin "Sonraki Döneme Devreden İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin İndirilecek Vergiler" satırındaki tutar yazılacaktır.

-Beyannamenin "Önceki Dönemlerde Düzenlenmiş Olup Bu Dönem İçinde İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Vergiler" satırına bu Tebliğin (A-2) bölümünde yer alan açıklamalara göre belirlenecek mahsuben iade edilmesi gereken vergiler yazılacaktır.

-Beyannamenin "Ödenecek Vergi" satırına, "Genel Toplam" satırında yer alan tutardan,  "Önceki Dönemden Devreden, İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Mahsup Edilmemiş Vergiler" ve "Önceki Dönemlerde Düzenlenmiş Olup Bu Dönem İçinde İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Vergiler" satırlarındaki tutarların çıkarılması sonucunda bulunacak fark yazılacaktır. Beyannamenin "Önceki Dönemden Devreden, İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Mahsup Edilmemiş Vergiler" ve "Önceki Dönemlerde Düzenlenmiş Olup Bu Dönem İçinde İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Vergiler" satırlarında yer alan toplam tutarın "Genel Toplam" satırındaki tutardan büyük olması halinde ise bulunacak fark, beyannamenin "Sonraki Döneme Devreden İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin İndirilecek Vergiler" satırına yazılacaktır.

Tebliğ olunur.


[1] 4/4/2007 tarihli ve 26483 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[2] 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

 

 

 

Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi

 

İçerik 1:

28/3/2007 tarihli ve 5615 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun[1] 17 nci maddesi ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun[2] 31 inci maddesinde yapılan düzenlemede, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) uygulamasında değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu düzenlemeye ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

A- MATRAHTAN İNDİRİM VE MAHSUBEN İADE TUTARLARININ HESAPLANMASI

5615 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ile 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Sigorta şirketleri, iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisinden indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilir." 

"Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."

5615 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde değişiklik yapılmadan önceki uygulamada; iptal edilen sigorta muamelelerine ait meblağların vergi matrahından indirilebilmesi için sigorta poliçelerinin düzenlenme ve iptal tarihlerinin aynı vergilendirme dönemi içerisinde olması gerekmekteydi. Dolayısıyla, sigorta muamelelerinin yapıldığı dönemden sonra gerçekleşen poliçe iptalleri nedeniyle iptal edilen muamelelere ilişkin BSMV'nin, mahsuben iadesi mümkün değildi.

6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan ve 1/5/2007 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, sigorta muameleleri ile bunların iptal işlemlerinin aynı vergilendirme döneminde yapılmadığı durumlarda da, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergilerin (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirilmesine imkan tanınmaktadır.

Ayrıca bu düzenleme ile iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin olan, ancak muamelelerin iptal edildiği dönemde sigorta şirketinin hesaplanan vergisinin yetersiz olması nedeniyle indirim konusu yapılamayan verginin, sonraki vergilendirme dönemlerinde de indirim konusu yapılmasına imkan sağlanmaktadır.

Anılan maddenin son fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak iptal edilen sigorta muamelelerinde matrahtan indirim ve mahsup uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

1- Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilen Sigorta Muamelelerinde Matrahtan İndirim Uygulaması

Sigorta şirketleri, aynı dönem içinde düzenlenen ve iptal edilen sigorta muamelelerinde iptal edilen sigorta işlemlerine ait primleri, o dönemin vergi matrahından indirebilirler.

a) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmamış olması

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin doğması için sigorta şirketlerince bir muamele yapılması ve bu muamele sonucunda lehe nakden veya hesaben para alınması gerekmektedir. Düzenlenen sigorta poliçelerine ilişkin olarak sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçeye bağlı primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin tahsili ile doğmaktadır. Bu nedenle, sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı vergilendirme dönemi içinde yapılması ve iptal edilmiş poliçeye ilişkin primin tamamının ya da taksit tutarının ödenmemiş olması halinde, sigorta şirketleri tarafından iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin primlerin tamamı o dönemin vergi matrahından indirilebilir.

Örnek 1

Sigorta şirketi tarafından 1.350-YTL prim tahakkuk ettirilerek başlangıç tarihi ve düzenlenme tarihi 10/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi düzenlenmiştir. Bu poliçe 25/5/2007 tarihinde prim tahsili yapılmaksızın iptal edilmiştir. Bu durumda, 1.350-YTL tutarındaki sigorta primi ile bu primin matrahtan indirimi Mayıs/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesinde aşağıdaki şekilde beyan edilecektir.

TABLO - 1                  POLİÇE ÜZERİNDEN ALINAN VERGİ BİLDİRİMİ

Poliçe Üzerinden Alınan Paranın

Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler

 

Matrah

 

Vergi

Türü

Tutarı

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

9

Primler

 1.350

 

 1.350

        

0

 

0

 

10

İdare Masrafları, İstihsal Masrafları ve Gider Karşılıkları

 

 

 

        

 

 

 

 

11

Zeyilname

 

 

 

        

 

 

 

 

12

Faiz ve Paylar

 

 

 

        

 

 

 

 

13

Diğer İşlemler

 

 

 

        

 

 

 

 

14

TOPLAM

 1.350

 

 1.350

        

0

 

0

 

*Yukarıdaki tablo, Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin yalnızca "Tablo 1- Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünü içermektedir.

Öte yandan, kara ve denizde mal taşıma işlerine ait sigortalarda sigortacının sorumluluğu, akdin yapıldığı anda başlamaktadır. Bu nedenle, bu tür sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı vergilendirme dönemi içinde yapılması halinde, prim ödemesinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın matrahtan indirilecek primler, poliçe prim tutarının yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmı ile sınırlı olacaktır.

b) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmış olması

Sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı vergilendirme dönemi içinde yapılması ve iptal edilen poliçeyle ilgili primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin ödenmiş olması halinde, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin poliçedeki prim tutarının iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı o dönemin vergi matrahından indirilecektir. Yani, toplam prim tutarından poliçenin başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki döneme ilişkin kısmı matrahtan indirim konusu yapılamayacaktır.

Örnek 2

Başlangıç tarihi ve düzenlenme tarihi 10/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesine ilişkin 1.350-YTL tutarındaki primin tamamı bu tarihte sigorta şirketine ödenmiştir. Ancak, bu poliçe 25/5/2007 tarihinde iptal edilmiştir. Bu durumda, poliçenin prim tutarından poliçenin başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki 15 günlük süreye ilişkin prim tutarı olan [(1.350/366*) x 15=] 55,33-YTL düşüldükten sonra kalan (1.350-55,33=) 1.294,67-YTL tutarındaki prim Mayıs/2007 dönemi vergi matrahından indirilebilinecektir. İptal edilen bu poliçeye ilişkin olarak 55,33-YTL prim tutarı üzerinden 2,77-YTL tutarında BSMV beyan edilmesi gerekmektedir. Buna göre, şirketin Mayıs/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesi aşağıdaki şekilde olacaktır.

TABLO - 1**                        POLİÇE ÜZERİNDEN ALINAN VERGİ BİLDİRİMİ

Poliçe Üzerinden Alınan Paranın

Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler

 

Matrah

 

Vergi

Türü

Tutarı

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

9

Primler

 1.350

 

1,294

   67 

55

33

2

77

10

İdare Masrafları, İstihsal Masrafları ve Gider Karşılıkları

 

 

 

        

 

 

 

 

11

Zeyilname

 

 

 

        

 

 

 

 

12

Faiz ve Paylar

 

 

 

        

 

 

 

 

13

Diğer İşlemler

 

 

 

        

 

 

 

 

14

TOPLAM

 1.350

 

1.294

    67

55

33

2

77

*Şubat 2008 ayının 29 gün olması nedeniyle toplam gün sayısı 366 olarak dikkate alınmıştır.

**Yukarıdaki tablo, Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin yalnızca "Tablo 1- Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünü içermektedir.

2- Düzenlendiği Dönemden Sonraki Dönemlerde İptal Edilen Sigorta Muamelelerinde Mahsup Uygulaması

Önceki dönemlerde düzenlenip vergisi beyan edilmiş olan, ancak sonraki vergilendirme dönemlerinde iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergiler, iptal edilen sigorta süresine isabet eden kısımla sınırlı olmak üzere iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirilebilinecektir.

İptalin gerçekleştiği dönemde indirilemeyen vergiler nakden iade edilmeyecektir. İndirilemeyen bu vergiler sonraki dönem vergi beyannamelerinde indirim konusu yapılacaktır.

a) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmamış olması

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin doğması için sigorta şirketlerince bir muamele yapılması ve bu muamele sonucunda lehe nakden veya hesaben para alınması gerekmektedir. Düzenlenen sigorta poliçelerine ilişkin olarak sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçeye bağlı primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin tahsili ile doğmaktadır. Bu nedenle, sigorta şirketleri tarafından önceki dönemlerde düzenlenip beyan olunan sigorta poliçelerinin sonraki vergilendirme döneminde prim tahsilatı yapılmaksızın iptal edilmeleri halinde, söz konusu poliçeler dolayısıyla ödenen vergilerin tamamı iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirilebilinecektir.

Örnek 3

Sigorta şirketi tarafından 1.350-YTL prim tahakkuk ettirilerek düzenlenen ve başlangıç tarihi ile düzenlenme tarihi 28/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi 4/6/2007 tarihinde prim tahsili yapılmaksızın iptal edilmiştir. Mayıs/2007 dönemine ait beyannamede bu poliçeye ilişkin olarak (1.350 x 0,05 =) 67,50-YTL tutarında BSMV beyan edilmiştir. Bu durumda, poliçeye ilişkin beyan edilen 67,50-YTL tutarındaki verginin tamamı iptalin gerçekleştiği Haziran/2007 döneminde hesaplanan BSMV'den indirilecektir. Buna göre, şirket Haziran/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesinin (Tablo-2) bölümünde yer alan 28 numaralı satırına 67,50-YTL vergi tutarını yazmak suretiyle bu tutarı ödeyeceği vergiden mahsup edebilecektir.

Öte yandan, kara ve denizde mal taşıma işlerine ait sigortalarda sigortacının sorumluluğu, akdin yapıldığı anda başlamaktadır. Bu nedenle, sigorta şirketleri tarafından önceki dönemlerde düzenlenip beyan olunan bu tür sigorta poliçelerinin sonraki vergilendirme döneminde iptal edilmeleri halinde, prim ödemesinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın mahsuben iade edilecek BSMV, poliçe dolayısıyla ödenen vergi tutarının yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmı ile sınırlı olacaktır.

b) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmış olması

Sigorta şirketleri tarafından önceki dönemlerde düzenlenmiş ve vergisi beyan edilmiş olan, ancak sonraki dönemlerde iptal edilen sigorta poliçelerine ilişkin primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin tahsil edildiği durumda, iptal edilen poliçelere ilişkin vergiler mahsuben iade edilecektir. Mahsuben iade edilebilecek BSMV ise iptal edilen sigorta poliçelerine ilişkin toplam vergi tutarından poliçe başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki döneme ait vergiler düşülmek suretiyle bulunacaktır. Dolayısıyla poliçenin başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki döneme ait vergilerin indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Örnek 4

Sigorta şirketi tarafından düzenlenen ve başlangıç tarihi 28/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi 4/6/2007 tarihinde iptal edilmiştir. Söz konusu poliçeye ilişkin olan 1.350-YTL tutarındaki primin tamamı tahsil edilmiş olup poliçenin prim tutarı ve 67,50-YTL tutarındaki vergisi Mayıs/2007 dönemi beyannamesiyle beyan edilmiştir. Poliçeye ilişkin olarak mahsuben iade edilecek verginin hesaplanmasında iptal tarihinden sonraki dönem dikkate alınması gerektiğinden, poliçenin 04.06.2007-28.05.2008 dönemine ait hesaplanan [(1.350/366*) x 359 =] 1.324,18-YTL tutarındaki prime ilişkin 66,21-YTL'lik verginin mahsuben iadesi mümkündür. Bu nedenle, şirket Haziran/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesinin (Tablo-2) bölümünde yer alan 28 numaralı satırına 66,21-YTL tutarını yazmak suretiyle bu tutarı ödeyeceği vergiden mahsup edebilecektir.

* Şubat 2008 ayının 29 gün olması nedeniyle toplam gün sayısı 366 olarak dikkate alınmıştır.

B- YENİ HİZMET VERGİSİ BEYANNAMESİ

5615 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yapılan ve 1/5/2007 tarihinden itibaren yürürlüğe giren değişiklik nedeniyle Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergilerin mahsuben iadesine imkan verecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Bu beyannamenin örneği (www.gib.gov.tr) internet adresinde yer almaktadır. Yeni Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi 1/6/2007 tarihinden itibaren verilecek beyannamelerde kullanılmaya başlanacaktır.

1- Beyannamenin Kağıt Ortamında Verilmesi

Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin kağıt ortamında verilmesi durumunda, beyannamenin doldurulmasıyla ilgili olarak aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

-Bu Tebliğin (A-1) bölümünde yer alan açıklamalara göre, sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı ayda yapılması halinde, iptal edilen sigorta muamelelerine ait meblağlar (primler), beyannamenin "Tablo 1- Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünde yer alan "Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler" sütununda gösterilmek suretiyle o dönemin vergi matrahından indirilecektir.

-Beyannamenin 27. satırına bir önceki dönem beyannamesinin 30. satırında yer alan  sonraki döneme devreden iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin indirilecek vergiler yazılacaktır.

-Beyannamenin 28. satırına bu Tebliğin (A-2) bölümünde yer alan açıklamalara göre belirlenecek önceki dönemlerde düzenlenmiş olup bu dönem içinde iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergiler yazılacaktır.

-Beyannamenin 29. satırına, 26. satırında yer alan tutardan 27 ve 28. satırlarındaki tutarların çıkarılması sonucunda bulunacak fark yazılacaktır. Beyannamenin 27 ve 28. satırlarında yer alan toplam tutarın 26. satırındaki tutardan büyük olması halinde ise bulunacak fark beyannamenin 30. satırına yazılacaktır.

2- Beyannamenin Elektronik Ortamda Verilmesi

Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin elektronik ortamda verilmesi durumunda, beyannamenin doldurulmasıyla ilgili olarak aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

- Bu Tebliğin (A-1) bölümünde yer alan açıklamalara göre, sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı ayda yapılması halinde, iptal edilen sigorta muamelelerine ait meblağlar (primler) beyannamenin "Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünde yer alan "Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler" sütununda gösterilmek suretiyle o dönemin vergi matrahından indirilecektir.

- Beyannamenin "Önceki Dönemden Devreden, İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Mahsup Edilmemiş Vergiler" satırına bir önceki dönem beyannamesinin "Sonraki Döneme Devreden İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin İndirilecek Vergiler" satırındaki tutar yazılacaktır.

-Beyannamenin "Önceki Dönemlerde Düzenlenmiş Olup Bu Dönem İçinde İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Vergiler" satırına bu Tebliğin (A-2) bölümünde yer alan açıklamalara göre belirlenecek mahsuben iade edilmesi gereken vergiler yazılacaktır.

-Beyannamenin "Ödenecek Vergi" satırına, "Genel Toplam" satırında yer alan tutardan,  "Önceki Dönemden Devreden, İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Mahsup Edilmemiş Vergiler" ve "Önceki Dönemlerde Düzenlenmiş Olup Bu Dönem İçinde İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Vergiler" satırlarındaki tutarların çıkarılması sonucunda bulunacak fark yazılacaktır. Beyannamenin "Önceki Dönemden Devreden, İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Mahsup Edilmemiş Vergiler" ve "Önceki Dönemlerde Düzenlenmiş Olup Bu Dönem İçinde İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Vergiler" satırlarında yer alan toplam tutarın "Genel Toplam" satırındaki tutardan büyük olması halinde ise bulunacak fark, beyannamenin "Sonraki Döneme Devreden İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin İndirilecek Vergiler" satırına yazılacaktır.

Tebliğ olunur.


[1] 4/4/2007 tarihli ve 26483 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[2] 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

 

 

 

Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi

 

İçerik 2:

28/3/2007 tarihli ve 5615 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun[1] 17 nci maddesi ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun[2] 31 inci maddesinde yapılan düzenlemede, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) uygulamasında değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu düzenlemeye ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

A- MATRAHTAN İNDİRİM VE MAHSUBEN İADE TUTARLARININ HESAPLANMASI

5615 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ile 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Sigorta şirketleri, iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisinden indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilir." 

"Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."

5615 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde değişiklik yapılmadan önceki uygulamada; iptal edilen sigorta muamelelerine ait meblağların vergi matrahından indirilebilmesi için sigorta poliçelerinin düzenlenme ve iptal tarihlerinin aynı vergilendirme dönemi içerisinde olması gerekmekteydi. Dolayısıyla, sigorta muamelelerinin yapıldığı dönemden sonra gerçekleşen poliçe iptalleri nedeniyle iptal edilen muamelelere ilişkin BSMV'nin, mahsuben iadesi mümkün değildi.

6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan ve 1/5/2007 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, sigorta muameleleri ile bunların iptal işlemlerinin aynı vergilendirme döneminde yapılmadığı durumlarda da, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergilerin (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirilmesine imkan tanınmaktadır.

Ayrıca bu düzenleme ile iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin olan, ancak muamelelerin iptal edildiği dönemde sigorta şirketinin hesaplanan vergisinin yetersiz olması nedeniyle indirim konusu yapılamayan verginin, sonraki vergilendirme dönemlerinde de indirim konusu yapılmasına imkan sağlanmaktadır.

Anılan maddenin son fıkrasının Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak iptal edilen sigorta muamelelerinde matrahtan indirim ve mahsup uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

1- Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilen Sigorta Muamelelerinde Matrahtan İndirim Uygulaması

Sigorta şirketleri, aynı dönem içinde düzenlenen ve iptal edilen sigorta muamelelerinde iptal edilen sigorta işlemlerine ait primleri, o dönemin vergi matrahından indirebilirler.

a) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmamış olması

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin doğması için sigorta şirketlerince bir muamele yapılması ve bu muamele sonucunda lehe nakden veya hesaben para alınması gerekmektedir. Düzenlenen sigorta poliçelerine ilişkin olarak sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçeye bağlı primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin tahsili ile doğmaktadır. Bu nedenle, sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı vergilendirme dönemi içinde yapılması ve iptal edilmiş poliçeye ilişkin primin tamamının ya da taksit tutarının ödenmemiş olması halinde, sigorta şirketleri tarafından iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin primlerin tamamı o dönemin vergi matrahından indirilebilir.

Örnek 1

Sigorta şirketi tarafından 1.350-YTL prim tahakkuk ettirilerek başlangıç tarihi ve düzenlenme tarihi 10/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi düzenlenmiştir. Bu poliçe 25/5/2007 tarihinde prim tahsili yapılmaksızın iptal edilmiştir. Bu durumda, 1.350-YTL tutarındaki sigorta primi ile bu primin matrahtan indirimi Mayıs/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesinde aşağıdaki şekilde beyan edilecektir.

TABLO - 1                  POLİÇE ÜZERİNDEN ALINAN VERGİ BİLDİRİMİ

Poliçe Üzerinden Alınan Paranın

Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler

 

Matrah

 

Vergi

Türü

Tutarı

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

9

Primler

 1.350

 

 1.350

        

0

 

0

 

10

İdare Masrafları, İstihsal Masrafları ve Gider Karşılıkları

 

 

 

        

 

 

 

 

11

Zeyilname

 

 

 

        

 

 

 

 

12

Faiz ve Paylar

 

 

 

        

 

 

 

 

13

Diğer İşlemler

 

 

 

        

 

 

 

 

14

TOPLAM

 1.350

 

 1.350

        

0

 

0

 

*Yukarıdaki tablo, Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin yalnızca "Tablo 1- Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünü içermektedir.

Öte yandan, kara ve denizde mal taşıma işlerine ait sigortalarda sigortacının sorumluluğu, akdin yapıldığı anda başlamaktadır. Bu nedenle, bu tür sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı vergilendirme dönemi içinde yapılması halinde, prim ödemesinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın matrahtan indirilecek primler, poliçe prim tutarının yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmı ile sınırlı olacaktır.

b) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmış olması

Sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı vergilendirme dönemi içinde yapılması ve iptal edilen poliçeyle ilgili primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin ödenmiş olması halinde, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin poliçedeki prim tutarının iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı o dönemin vergi matrahından indirilecektir. Yani, toplam prim tutarından poliçenin başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki döneme ilişkin kısmı matrahtan indirim konusu yapılamayacaktır.

Örnek 2

Başlangıç tarihi ve düzenlenme tarihi 10/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesine ilişkin 1.350-YTL tutarındaki primin tamamı bu tarihte sigorta şirketine ödenmiştir. Ancak, bu poliçe 25/5/2007 tarihinde iptal edilmiştir. Bu durumda, poliçenin prim tutarından poliçenin başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki 15 günlük süreye ilişkin prim tutarı olan [(1.350/366*) x 15=] 55,33-YTL düşüldükten sonra kalan (1.350-55,33=) 1.294,67-YTL tutarındaki prim Mayıs/2007 dönemi vergi matrahından indirilebilinecektir. İptal edilen bu poliçeye ilişkin olarak 55,33-YTL prim tutarı üzerinden 2,77-YTL tutarında BSMV beyan edilmesi gerekmektedir. Buna göre, şirketin Mayıs/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesi aşağıdaki şekilde olacaktır.

TABLO - 1**                        POLİÇE ÜZERİNDEN ALINAN VERGİ BİLDİRİMİ

Poliçe Üzerinden Alınan Paranın

Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler

 

Matrah

 

Vergi

Türü

Tutarı

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

(Yeni Türk Lirası)

(YKr)

9

Primler

 1.350

 

1,294

   67 

55

33

2

77

10

İdare Masrafları, İstihsal Masrafları ve Gider Karşılıkları

 

 

 

        

 

 

 

 

11

Zeyilname

 

 

 

        

 

 

 

 

12

Faiz ve Paylar

 

 

 

        

 

 

 

 

13

Diğer İşlemler

 

 

 

        

 

 

 

 

14

TOPLAM

 1.350

 

1.294

    67

55

33

2

77

*Şubat 2008 ayının 29 gün olması nedeniyle toplam gün sayısı 366 olarak dikkate alınmıştır.

**Yukarıdaki tablo, Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin yalnızca "Tablo 1- Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünü içermektedir.

2- Düzenlendiği Dönemden Sonraki Dönemlerde İptal Edilen Sigorta Muamelelerinde Mahsup Uygulaması

Önceki dönemlerde düzenlenip vergisi beyan edilmiş olan, ancak sonraki vergilendirme dönemlerinde iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergiler, iptal edilen sigorta süresine isabet eden kısımla sınırlı olmak üzere iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirilebilinecektir.

İptalin gerçekleştiği dönemde indirilemeyen vergiler nakden iade edilmeyecektir. İndirilemeyen bu vergiler sonraki dönem vergi beyannamelerinde indirim konusu yapılacaktır.

a) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmamış olması

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin doğması için sigorta şirketlerince bir muamele yapılması ve bu muamele sonucunda lehe nakden veya hesaben para alınması gerekmektedir. Düzenlenen sigorta poliçelerine ilişkin olarak sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçeye bağlı primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin tahsili ile doğmaktadır. Bu nedenle, sigorta şirketleri tarafından önceki dönemlerde düzenlenip beyan olunan sigorta poliçelerinin sonraki vergilendirme döneminde prim tahsilatı yapılmaksızın iptal edilmeleri halinde, söz konusu poliçeler dolayısıyla ödenen vergilerin tamamı iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirilebilinecektir.

Örnek 3

Sigorta şirketi tarafından 1.350-YTL prim tahakkuk ettirilerek düzenlenen ve başlangıç tarihi ile düzenlenme tarihi 28/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi 4/6/2007 tarihinde prim tahsili yapılmaksızın iptal edilmiştir. Mayıs/2007 dönemine ait beyannamede bu poliçeye ilişkin olarak (1.350 x 0,05 =) 67,50-YTL tutarında BSMV beyan edilmiştir. Bu durumda, poliçeye ilişkin beyan edilen 67,50-YTL tutarındaki verginin tamamı iptalin gerçekleştiği Haziran/2007 döneminde hesaplanan BSMV'den indirilecektir. Buna göre, şirket Haziran/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesinin (Tablo-2) bölümünde yer alan 28 numaralı satırına 67,50-YTL vergi tutarını yazmak suretiyle bu tutarı ödeyeceği vergiden mahsup edebilecektir.

Öte yandan, kara ve denizde mal taşıma işlerine ait sigortalarda sigortacının sorumluluğu, akdin yapıldığı anda başlamaktadır. Bu nedenle, sigorta şirketleri tarafından önceki dönemlerde düzenlenip beyan olunan bu tür sigorta poliçelerinin sonraki vergilendirme döneminde iptal edilmeleri halinde, prim ödemesinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın mahsuben iade edilecek BSMV, poliçe dolayısıyla ödenen vergi tutarının yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme isabet eden kısmı ile sınırlı olacaktır.

b) Poliçeye ilişkin prim ödemesinin yapılmış olması

Sigorta şirketleri tarafından önceki dönemlerde düzenlenmiş ve vergisi beyan edilmiş olan, ancak sonraki dönemlerde iptal edilen sigorta poliçelerine ilişkin primin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin tahsil edildiği durumda, iptal edilen poliçelere ilişkin vergiler mahsuben iade edilecektir. Mahsuben iade edilebilecek BSMV ise iptal edilen sigorta poliçelerine ilişkin toplam vergi tutarından poliçe başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki döneme ait vergiler düşülmek suretiyle bulunacaktır. Dolayısıyla poliçenin başlangıç tarihi ile iptal tarihi arasındaki döneme ait vergilerin indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Örnek 4

Sigorta şirketi tarafından düzenlenen ve başlangıç tarihi 28/5/2007 olan 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi 4/6/2007 tarihinde iptal edilmiştir. Söz konusu poliçeye ilişkin olan 1.350-YTL tutarındaki primin tamamı tahsil edilmiş olup poliçenin prim tutarı ve 67,50-YTL tutarındaki vergisi Mayıs/2007 dönemi beyannamesiyle beyan edilmiştir. Poliçeye ilişkin olarak mahsuben iade edilecek verginin hesaplanmasında iptal tarihinden sonraki dönem dikkate alınması gerektiğinden, poliçenin 04.06.2007-28.05.2008 dönemine ait hesaplanan [(1.350/366*) x 359 =] 1.324,18-YTL tutarındaki prime ilişkin 66,21-YTL'lik verginin mahsuben iadesi mümkündür. Bu nedenle, şirket Haziran/2007 dönemi hizmet vergisi beyannamesinin (Tablo-2) bölümünde yer alan 28 numaralı satırına 66,21-YTL tutarını yazmak suretiyle bu tutarı ödeyeceği vergiden mahsup edebilecektir.

* Şubat 2008 ayının 29 gün olması nedeniyle toplam gün sayısı 366 olarak dikkate alınmıştır.

B- YENİ HİZMET VERGİSİ BEYANNAMESİ

5615 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yapılan ve 1/5/2007 tarihinden itibaren yürürlüğe giren değişiklik nedeniyle Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi, iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergilerin mahsuben iadesine imkan verecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Bu beyannamenin örneği (www.gib.gov.tr) internet adresinde yer almaktadır. Yeni Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi 1/6/2007 tarihinden itibaren verilecek beyannamelerde kullanılmaya başlanacaktır.

1- Beyannamenin Kağıt Ortamında Verilmesi

Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin kağıt ortamında verilmesi durumunda, beyannamenin doldurulmasıyla ilgili olarak aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

-Bu Tebliğin (A-1) bölümünde yer alan açıklamalara göre, sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı ayda yapılması halinde, iptal edilen sigorta muamelelerine ait meblağlar (primler), beyannamenin "Tablo 1- Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünde yer alan "Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler" sütununda gösterilmek suretiyle o dönemin vergi matrahından indirilecektir.

-Beyannamenin 27. satırına bir önceki dönem beyannamesinin 30. satırında yer alan  sonraki döneme devreden iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin indirilecek vergiler yazılacaktır.

-Beyannamenin 28. satırına bu Tebliğin (A-2) bölümünde yer alan açıklamalara göre belirlenecek önceki dönemlerde düzenlenmiş olup bu dönem içinde iptal edilen sigorta muamelelerine ilişkin vergiler yazılacaktır.

-Beyannamenin 29. satırına, 26. satırında yer alan tutardan 27 ve 28. satırlarındaki tutarların çıkarılması sonucunda bulunacak fark yazılacaktır. Beyannamenin 27 ve 28. satırlarında yer alan toplam tutarın 26. satırındaki tutardan büyük olması halinde ise bulunacak fark beyannamenin 30. satırına yazılacaktır.

2- Beyannamenin Elektronik Ortamda Verilmesi

Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin elektronik ortamda verilmesi durumunda, beyannamenin doldurulmasıyla ilgili olarak aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

- Bu Tebliğin (A-1) bölümünde yer alan açıklamalara göre, sigorta muamelesinin düzenlenme ve iptal işleminin aynı ayda yapılması halinde, iptal edilen sigorta muamelelerine ait meblağlar (primler) beyannamenin "Poliçe Üzerinden Alınan Vergi Bildirimi" bölümünde yer alan "Aynı Dönem İçinde Düzenlenip İptal Edilmiş Olan Muameleler" sütununda gösterilmek suretiyle o dönemin vergi matrahından indirilecektir.

- Beyannamenin "Önceki Dönemden Devreden, İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Mahsup Edilmemiş Vergiler" satırına bir önceki dönem beyannamesinin "Sonraki Döneme Devreden İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin İndirilecek Vergiler" satırındaki tutar yazılacaktır.

-Beyannamenin "Önceki Dönemlerde Düzenlenmiş Olup Bu Dönem İçinde İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Vergiler" satırına bu Tebliğin (A-2) bölümünde yer alan açıklamalara göre belirlenecek mahsuben iade edilmesi gereken vergiler yazılacaktır.

-Beyannamenin "Ödenecek Vergi" satırına, "Genel Toplam" satırında yer alan tutardan,  "Önceki Dönemden Devreden, İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Mahsup Edilmemiş Vergiler" ve "Önceki Dönemlerde Düzenlenmiş Olup Bu Dönem İçinde İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Vergiler" satırlarındaki tutarların çıkarılması sonucunda bulunacak fark yazılacaktır. Beyannamenin "Önceki Dönemden Devreden, İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Mahsup Edilmemiş Vergiler" ve "Önceki Dönemlerde Düzenlenmiş Olup Bu Dönem İçinde İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin Vergiler" satırlarında yer alan toplam tutarın "Genel Toplam" satırındaki tutardan büyük olması halinde ise bulunacak fark, beyannamenin "Sonraki Döneme Devreden İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin İndirilecek Vergiler" satırına yazılacaktır.

Tebliğ olunur.


[1] 4/4/2007 tarihli ve 26483 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[2] 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

 

 

 

Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi

 

Resmi Gazete No: 28178 Resmi Gazete Tarihi: Perşembe, 19 Ocak, 2012 Adı: UID: dPD8ZomGh2rFg1SH
İçerik:

 

Bu Tebliğin konusunu, türev ürünlere ilişkin işlemler ile diğer bazı sermaye piyasası işlemlerinin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) yönünden vergilendirilmesine ilişkin açıklamalar oluşturmaktadır.

A- Yasal Mevzuat

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin konusu ve vergiyi doğuran olayı düzenleyen 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde;

"Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.

90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar. Bir şahsın münhasıran altın alım ve satımı ile uğraşması banker sayılmasını gerektirmez."

hükümleri yer almaktadır.

Aynı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde, arbitraj muameleleri ile Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir.

 Söz konusu Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesine göre BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder.

Kanunun 31 inci maddesinde, BSMV matrahının kural olarak 28 inci maddede yazılı paraların tutarı (lehe alınan para) olduğu, ancak kambiyo alım ve satım muamelelerinde matrahın kambiyo satışlarının tutarı olduğu belirtilmiştir.

Kanunun 33 üncü maddesinde ise, BSMV oranının kambiyo işlemlerinde binde bir, diğer işlemlerde %15 olduğu; ancak Bakanlar Kurulunun bu oranı bankalar arası mevduat muameleleri, bankalar ile 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri ve diğer banka ve sigorta muameleleri için ayrı ayrı veya birlikte % 1'e, kambiyo muamelelerinde ise sıfıra kadar indirmeye ve yukarıdaki oranları aşmayacak şekilde yeniden tespit etmeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Bu maddenin verdiği yetkiye dayanarak Bakanlar Kurulu;

- Bankalar arası mevduat muameleleri sonucu lehe alınan paralara ilişkin BSMV oranını 1/9/1998 tarihli ve 23450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1/9/1998'den itibaren %1'e,

- Kambiyo muamelelerinde satış tutarına ilişkin BSMV oranını 15/4/2008 tarihli ve 26848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/13459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1/5/2008'den itibaren sıfıra,

- Genel BSMV oranını (Bakanlar Kurulu Kararı ile oranı farklı olarak belirlenmemiş diğer tüm işlemler için) 2/9/1998'den geçerli olmak üzere 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %5'e indirmiştir.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, BSMV'de vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi için bir muamele yapılması ve bu muamele sonucu lehe para kalması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Dolayısıyla BSMV'de her işlem tek başına bağımsız olarak dikkate alınmakta ve o işlem sonucu lehe alınan para vergilendirilmektedir. Diğer bir deyişle, bir işlem neticesinde gelir elde edilmemişse (lehe para kalmamışsa) BSMV'ye tabi bir matrah da bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak, BSMV'ye tabi her işlem tek başına ele alınmakta, işlem sonucunda lehe para kalmışsa BSMV doğmakta, kalmamışsa veya zarar edilmişse doğmamaktadır. Vergilemede işlem esas alındığından, vergiye tabi matrah bulunurken, bir işlemden elde edilen gelirden, başka bir işlemden elde edilen zarar düşülememektedir. Bu durumun, işlemden elde edilen gelirin hesabında, işlem maliyetlerinin dikkate alınmasına engel olmadığı tabiidir.

B- Kambiyo Muameleleri

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 2 nci maddesinin (h) bendinde döviz (kambiyo); efektif dâhil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her nev'i hesap, belge ve vasıtalar olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, kambiyo olarak değerlendirilen söz konusu hesap, belge ve vasıtaların ana unsur olduğu işlemlerin kambiyo işlemi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda, dövizin TL veya döviz ile değişimini öngören ve bir tarafa alım, diğer tarafa da satış hakkı/yükümlülüğü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde; sözleşme vadesinde söz konusu sözleşme yükümlülüklerinin fiziki olarak yerine getirilmesi (sözleşmenin fiziki teslim ile sonuçlanması), yani kambiyo işleminin ana unsur olması durumunda, bu işlemin kambiyo muamelesi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, sözleşmenin vade tarihinde tarafların sözleşme dolayısıyla lehe aldıkları parayı hesaplayıp ödemek suretiyle sözleşmeyi sonlandırmaları halinde, sözleşmenin ana işlem olarak kabulü gerektiğinden, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanmasının kambiyo muamelesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesi uyarınca, kambiyo alım ve satım muamelelerinde döviz satışı ile birlikte vergiyi doğuran olay gerçekleşmekte ve döviz satış tutarının tamamı vergiye tabi bulunmaktadır. Ancak, 2008/13459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, 1/5/2008 tarihinden itibaren döviz satış işlemlerinde BSMV oranı sıfır olarak uygulanmaktadır.

Bu nedenle, fiziki teslimatla sonuçlanan döviz/TL ve döviz/döviz vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri neticesindeki kambiyo işlemlerinde BSMV oranı sıfır olarak uygulanacaktır. Öte yandan, söz konusu sözleşmelerin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması durumunda ise, sözleşme dolayısıyla lehe alınan paranın hesaplanması ve bu tutar üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

C- Arbitraj Muameleleri

Arbitraj, herhangi bir menkul kıymetin, dövizin veya malın eş zamanlı olarak bir piyasadan alınıp diğer bir piyasada satılarak, aynı kıymetlerin birbiri ile değiştirilmesi sonucu risksiz bir şekilde gelir elde edilmesi işlemi olup, bu işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisnadır.

Buna göre bir işlemin arbitraj işlemi olarak değerlendirilebilmesi için, aşağıdaki unsurları ihtiva etmesi gerekmektedir:

- Birden fazla piyasada işlem gören her kıymet, döviz veya mal gibi ürünler kural olarak arbitraja konu edilebilir.

- İşleme konu kıymet, döviz veya mal aynı anda birden fazla piyasada alım satıma konu edilebilen bir ürün olmalıdır. Ayrıca, arbitraj yapılmak amacıyla bir piyasadan alınan ürünle fiyat farklılığı olan diğer bir piyasada satılan ürünün birebir "aynı ürün" olması gerekmektedir.

- Piyasa, en genel anlamıyla alıcı ve satıcıların alım satıma konu mal ve hizmetleri almak ve satmak amacıyla bir araya geldikleri yer olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla, aynı ürünün alım satıma konu edildiği ve aynı anda alım satım fiyatlarında farklılık olan iki farklı yer iki farklı piyasa olarak kabul edilebilir.

- Aynı ürünün farklı piyasalarda aynı anda farklı fiyatlardan alım satıma konu edilebilmesi gerekir. Alım satımın aynı anda gerçekleşmesi ve dolayısıyla arbitrajcının risk üstlenmemesi, arbitraj işleminin temel varsayımıdır. Dolayısıyla, bir işlemin arbitraj işlemi sayılabilmesi için, kıymetin alım satım işleminin eş zamanlı, yani aynı işlem günü içerisinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

- Ürünün eş zamanlı olarak düşük fiyatlı olduğu piyasadan alınıp, yüksek fiyatlı olduğu piyasada satılması suretiyle vadesiz ve risksiz gelir elde edilmesi gerekmektedir. Vadesiz ve risksiz olma, arbitraja konu kıymetin aynı anda bir piyasada düşük fiyatlı, diğer bir piyada ise yüksek fiyatlı olduğunun bilinmesi ve buna dayalı olarak düşük fiyatlı piyasadan alınacak ürünün yüksek fiyatlı piyasada satılabileceğinin bilinmesi olarak anlaşılmalıdır.

- Elde edilen gelirin kaynağı, aynı ürünün farklı piyasalardaki fiyat farklılığı olmalı, geleceğe, tahmine ve riske dayanmamalıdır. 

Banka, banker ve sigorta şirketlerinin yapmış oldukları arbitraj işlemleri sonucu lehlerine aldıkları paralar, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisnadır.

D- Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerinin Vergilendirilmesi

1- Genel Açıklama

23/2/2001 tarihli ve 24327 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde vadeli işlem sözleşmesi; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma yükümlülüğü veren sözleşme olarak tanımlanmıştır.

Yönetmeliğin aynı maddesinde opsiyon sözleşmesi, opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşme olarak tanımlanmıştır.

Yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere gelecekte belirli bir fiyat, miktar ve nitelikteki kıymetin alım satım hakkını veren sözleşmeler yapılabilmekte ve bu sözleşmeler neticesinde gelir (lehe alınan para) elde edilebilmektedir.

Vadeli işlemlere future, forward ve swap sözleşmeleri, opsiyonlara ise opsiyon sözleşmeleri ve varantlar örnek olarak verilebilir.

Banka, banker ve sigorta şirketleri tarafından vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin düzenlenmesi ve alım satımı nedeniyle lehe alınan paralar 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca BSMV'ye tabidir. Söz konusu sözleşmelerin düzenlenme amacı BSMV açısından önem arz etmemektedir.

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendinde Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir. Bu istisna uygulamasına ilişkin açıklamalara 22/10/2010 tarihli ve 27737 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "C- Türkiye'de Kurulu Borsalarda Yapılan Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerine İlişkin İşlemlerde BSMV İstisnası" başlıklı bölümünde yer verilmiştir.

Buna göre, Türkiye'de kurulu borsalarda yapılan opsiyon sözleşmelerinin alım satım işlemleri ile opsiyon hakkının satılması dolayısıyla lehe alınan paralar (opsiyon primi) istisna kapsamına girmektedir. Ancak, sözleşme işlemlerine ilişkin nakdi teminatların Takasbank'a yatırılması suretiyle lehe alınan paralar istisna kapsamına girmemekte olup, BSMV'ye tabi tutulmalıdır. Diğer taraftan, bankaların Takasbank nezdinde zorunlu olarak bulundurdukları teminat tutarlarının nemalandırılması karşılığında lehe aldıkları paralar, bankalar arası mevduat muameleleri sonucu lehe alınan para olarak 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca %1 oranında BSMV'ye tabidir.

Öte yandan, yukarıda yer alan arbitraj tanımı ve unsurlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin arbitraj kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Ancak, birden fazla piyasada işlem gören "aynı vadeli işlem veya opsiyon sözleşmesi"nin eş zamanlı olarak düşük fiyatlı bir piyasadan alınıp yüksek fiyatlı diğer piyasada satılması işlemi arbitraj işlemi olduğundan, bu işlem sonucunda lehe alınan para 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisna olacaktır. Aynı vadeli işlem veya opsiyon sözleşmesi ifadesinden, tutarı, vadesi, niteliği, düzenleyeni gibi unsurları aynı olan sözleşmenin anlaşılması gerektiği tabiidir.

Döviz/TL veya döviz/dövize dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin fiziki teslimatla sonuçlanması halinde, bu işlemler kambiyo işlemi olarak sıfır oranında BSMV'ye tabi olacaktır. Bir sözleşmenin fiziki teslimatla sonuçlanması, tarafların o sözleşmede yazılı edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmelerini ifade etmektedir. Ancak, döviz satış tutarlarının 26/7/2008 tarihli ve 26948 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 86 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "B-Kambiyo İşlemlerinde BSMV Uygulaması" başlıklı bölümünde açıklandığı şekilde beyan edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 21/8/1990 tarihli ve 20612 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 83 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinde de açıklandığı üzere, kambiyo satışında satış tutarı üzerinden hesaplanacak vergi dışında, ayrıca döviz alış kuru ve satış kuru arasındaki müspet fark üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanmayacaktır.

Diğer taraftan, Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilmeyen gerek döviz/TL gerekse döviz/döviz vadeli işlem sözleşmelerinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde vadeli işlem sözleşmesi dolayısıyla lehe alınan paralar BSMV'ye tabi tutulacaktır.

2- Forward İşlemlerinin Vergilendirilmesi

Forward sözleşmesi, taraflardan birinin sözleşmeye konu olan finansal varlığı sözleşmede belirlenen fiyat üzerinden gelecekteki belirli bir tarihte satın almasını, karşı tarafın da sözleşmeye konu finansal varlığı satmasını öngören bir sözleşme türüdür.

Banka ve bankerler tarafından dövize veya diğer finansal varlığa dayalı olarak yapılan forward işlemlerinde sözleşme dolayısıyla lehe alınan paralar BSMV'ye tabi tutulacaktır. Ancak, fiziki teslimatla sonuçlanan döviz/TL ve döviz/döviz forward sözleşmelerinde ana işlem kambiyo işlemi olduğundan, BSMV oranı sıfır olarak uygulanacaktır. Sözleşmenin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde ise, sözleşme nedeniyle lehe alınan para üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır.

Örnek 1- (X) Bankasının (Y) Bankası ile düzenlediği ve 1.000.000 Amerikan Doları (dolar) alım karşılığında 1.560.000 TL vermeyi taahhüt ettiği forward sözleşmesine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme tarihi                 : 1/1/2011

Vade tarihi                        : 1/7/2011

Anapara                           : 1.000.000 dolar

Sözleşme Kuru                 : 1,56

Vadedeki kur                    : 1,60

Sözleşmenin fiziki teslimatla sonuçlanması durumunda, işlem kambiyo işlemi olarak sıfır oranında BSMV'ye tabi olduğundan, vergi hesaplanmayacaktır.

Nakdi uzlaşıyla sonuçlanması halinde ise, (Y) Bankası (X) Bankasına sözleşme nedeniyle ortaya çıkan 40.000 TL (=1.600.000 - 1.560.000) tutarı aktaracak ve (X) Bankasınca bu tutar, sözleşme nedeniyle lehe alınan para olarak %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Örnek 2- (X) Bankasının (Y) Bankası ile düzenlediği ve 1.000.000 avro karşılığında 1.440.000 dolar almayı taahhüt ettiği forward sözleşmesine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme tarihi                                                                     : 1/1/2011

Vade tarihi                                                                            : 1/7/2011

Ana para                                                                               : 1.000.000 Avro

Sözleşmedeki avro/dolar paritesi                                          : 1,4400

Vadede X ve Y Bankaları dolar alış kuru                              : 1,60 TL

Sözleşmenin fiziki teslimatla sonuçlanması halinde, bu işlem kambiyo işlemi olarak sıfır oranında BSMV'ye tabi olduğundan, vergi hesaplanmayacaktır.

Sözleşmenin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde ise sözleşme dolayısıyla lehe alınan paralar %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır. Sözleşme dolayısıyla lehe alınan paranın avro veya dolar olarak hesaplanıp ödenmesi mümkün olduğundan, lehe alınan bu paranın banka tarafından ilgili para birimine kendi işlemlerinde uyguladığı alış kurunu uygulamak suretiyle TL'ye çevrilmesi ve TL olarak hesaplanan söz konusu tutar üzerinden BSMV hesaplanması gerekmektedir. Nakdi uzlaşı neticesinde sözleşme dolayısıyla lehe alınan paranın dolar cinsinden hesaplandığını varsayarsak, vadedeki avro/dolar paritesinin sözleşmedeki pariteden yüksek veya düşük olmasına göre gelir elde eden taraf ve lehe alınan paranın hesabı aşağıdaki gibi olacaktır:

Vade tarihindeki avro/dolar paritesinin 1,4450 olması durumunda, vadedeki parite sözleşmedeki pariteden yüksek olduğundan, (X) Bankası lehine gelir doğmaktadır. (X) Bankasının sözleşme geliri 5.000 dolar (=1.445.000 - 1.440.000) olup, bu tutarın bankanın uyguladığı alış kuru ile çarpılması sonucu bulunan 8.000 TL (=5.000 x 1,60) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

Vadedeki avro/dolar paritesinin 1,4350 olması durumunda ise, (Y) Bankası lehine gelir doğacak ve lehe alınan bu para üzerinden BSMV hesaplanması gerekecektir. Bu durumda (Y) Bankasının sözleşme geliri 5.000 dolar (=1.440.000-1.435.000) olacaktır. (Y) Bankası, lehine kalan paranın TL'ye dönüştürülmesinde kendi uyguladığı alış kurunu esas alacaktır. Buna göre (Y) Bankasının sözleşme sonucunda lehine kalan 8.000 TL (=5.000 x 1,60) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplaması gerekmektedir.

Her iki işlemde de, gelirin dolar olarak alışı söz konusu olduğundan, lehe alınan paranın TL'ye çevrilmesinde bankanın kendi uyguladığı dolar alış kurunu esas alması gerekmektedir.

3- Swap İşlemlerinin Vergilendirilmesi

Swap, iki tarafın belirli bir zaman dilimi içinde farklı faiz ödemelerini ve/veya farklı para birimlerini karşılıklı olarak değiştirdikleri bir takas sözleşmesidir.

Vadeli bir işlem olması ve risk içermesi gibi unsurları dikkate alındığında, swap işlemlerinin arbitraj işlemlerine yönelik istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, swap işlemleri dolayısıyla lehe alınan paraların BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, her swap sözleşmesinin müstakil bir işlem olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, bir swap sözleşmesinden elde edilen zararın, o işlemle ilgili olduğu iddiasıyla başka bir swap sözleşmesinden elde edilen gelirden düşülmesi mümkün değildir.

a) Para Swapı İşlemleri

Para swapı, tarafların önceden anlaştıkları oran ve koşullarda belirli miktardaki para birimlerini (döviz/döviz, döviz/TL) değiştirmek suretiyle gerçekleştirdikleri işlemlerdir.

Para swapı sözleşmesinin fiziki teslimle sonuçlanması durumunda, bu işlem kambiyo işlemi niteliğinde olacağından BSMV hesaplanmayacaktır. Ancak, para swapı sözleşmesinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde BSMV mükellefleri tarafından lehe alınan paralar %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Örnek 3- (Y) Bankasının (B) A.Ş. ile yapmış olduğu avro/dolar para swapı sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

İşlem Tarihi                                        : 31/12/2010

Vade Tarihi                                         : 6/1/2011

İşlem Tarihinde Parite                        : 1,442000

Sözleşme Paritesi                               : 1,442017

Döviz ile döviz değişimine dayalı bu swap işlemi, arbitraj istisnası kapsamına girmemektedir. (Y) Bankası sözleşmenin yapıldığı tarihte 25.000.000 avro almakta, karşılığında 36.050.000 dolar vermektedir. Vade tarihinde ise 36.050.425 dolar almakta, karşılığında 25.000.000 avro vermektedir. Para swapı sözleşmesi dolayısıyla başlangıçta ve vadede yapılan döviz teslimleri, kambiyo işlemi olacağından bu işlemler nedeniyle BSMV hesaplanmayacaktır.

İşlem tarihi itibariyle geçerli parite üzerinden döviz alış verişi gerçekleşmekle birlikte, sözleşmenin vadesinde para birimlerinin tekrar değişimi zorunlu olmayabilir. Vade tarihinde sözleşme dolayısıyla lehe alınan 425 dolar, (B) A.Ş. tarafından (Y) Bankasına aktarılmak suretiyle, sözleşme nakdi uzlaşı ile de sonuçlanabilir. Bu durumda, nakdi uzlaşı ile sonuçlanan söz konusu işlemin kambiyo muamelesi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, (Y) Bankasının, vade tarihi itibariyle dolar alış kurunun 1,80 TL olduğunu varsayarsak, 425 doları kendi işlemlerine uyguladığı 1,80 TL alış kuru üzerinden TL'ye çevirmek suretiyle bulacağı 765 TL üzerinden %5 oranında BSMV hesaplaması gerekecektir.

Örnek 4- (Z) Bankasının (V) Bankası ile yapmış olduğu dolar/TL para swapı sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

İşlem Tarihi                                : 1/3/2011

Vade Tarihi                                 : 1/4/2011

İşlem Tarihindeki kur                 : 1,5000

Sözleşme Kuru                           : 1,5051

(Z) Bankası sözleşmenin yapıldığı tarihte 4.000.000 dolar almakta, karşılığında 6.000.000 TL vermektedir. Vade tarihinde ise 6.020.560,44 TL almakta, karşılığında 4.000.000 dolar vermektedir. Gerek sözleşme tarihinde, gerekse vade tarihinde dövizlerin fiziki değişimi işlemleri, kambiyo işlemi olduğundan, sıfır oranında BSMV'ye tabi olup, elde edilen gelir üzerinden BSMV hesaplanmayacaktır.

Bu işlemin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde; (Z) Bankasının (V) Bankasından aldığı 20.560,44 TL (=6.020.560,44 - 6.000.000) lehe alınan para olarak %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

b) Faiz Swapı İşlemleri

Faiz swapı, gösterge bir anapara tutarı üzerinden farklı faiz oranı esaslarına göre hesaplanacak faizlerin iki taraf arasında anlaşılan vadelerde değişimini öngören bir sözleşmedir. Bu sözleşmede, aynı para biriminden olan borçların faiz ödemelerinin yapısı değişmekte, anapara değişimi gerçekleşmemektedir.

Faiz swapı sözleşmesi tek bir işlem, yapılan faiz ödemeleri ise bu işlemin maliyet unsuru olarak kabul edilmekte ve gelir, sözleşme yükümlülüklerinin sona erdiği vadede ortaya çıkmaktadır. Bu işlemde lehe alınan paranın tespitinde alınan ve ödenen faizler birlikte dikkate alındığı için ara dönemlerdeki faiz tahsilâtları üzerinden ayrıca BSMV hesaplanmayacaktır.

BSMV mükellefi tarafından bu sözleşme sonucunda lehe alınan paranın tespiti sözleşmenin vadesinde yapılabileceğinden, vade sonunda sözleşme bazında net faiz gelirinin oluşması halinde bu tutar üzerinden % 5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

Örnek 5- (A) Bankasının 30/7/2010 tarihinde, 10.000.000 dolar tutarındaki 2 yıl vadeli 6 ayda bir LIBOR faiz ödemeli borcundan doğan yükümlülüğünü yerine getirebilmek üzere, (Z) A.Ş. ile %4 faiz oranı ile yaptığı 2 yıl vadeli 6 ayda bir faiz ödemeli swap sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme Tutarı                             : 10.000.000 dolar

Sözleşme Tarihi                              : 30/7/2010

Sabit Faiz                                       : %4

Değişken faiz                                  : Dolar LİBOR

 

Faiz Değişim Tarihleri                 LİBOR             Döviz Kuru

30/1/2011                                      %4,5                    1,28

30/7/2011                                      %3,8                    1,33

30/1/2012                                      %4,1                    1,29

30/7/2012                                      %3,7                    1,37

 

FAİZ DEĞİŞİM

TARİHLERİ

LIBOR

(Z) A.Ş. TARAFINDAN

(A) BANKASINA ÖDENEN FAİZ

(A) BANKASININ  (Z) A.Ş.YE

ÖDEDİĞİ FAİZ

30/1/2011

%4,5

225.000 USD

(225.000x1,28= 288.000-TL)

200.000 USD

(200.000x1,28=256.000-TL)

30/7/2011

%3,8

190.000 USD

(190.000x1,33= 252.700-TL)

200.000 USD

(200.000x1,33=266.000-TL)

30/1/2012

%4,1

205.000 USD

(205.000x1,29= 264.450-TL)

200.000 USD

(200.000x1,29=258.000-TL)

30/7/2012

%3,7

185.000 USD

(185.000x1,37=253.450-TL)

200.000 USD

(200.000x1,37=274.000-TL)

Toplam

 

1.058.600-TL

1.054.000-TL

 

Örneğimizde (A) Bankasının vade tarihi itibariyle sözleşme nedeniyle lehine aldığı para üzerinden BSMV hesaplaması gerekmektedir. Buna göre, (A) Bankasının söz konusu swap sözleşmesi dolayısıyla lehine aldığı 4.600 TL (=1.058.600 - 1.054.000) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

c) Çapraz Döviz Swap İşlemleri

Döviz swapının faiz swapı ile birlikte kullanımı sonucu ortaya çıkan diğer bir swap türü çapraz döviz swaplarıdır. Çapraz döviz swaplarında, farklı para birimleri ve farklı faiz yapısı üzerine (sabit veya değişken) borçlanan taraflar, diğer tarafın borcuna ilişkin anapara ve faiz ödemelerini yerine getirmek üzere anlaşırlar.

Bu sözleşme uyarınca yapılan işlemler, para ve faiz swapı şeklinde iki ayrı işlem olarak değerlendirildiğinden, bu sözleşmeye ilişkin işlemler yukarıda para ve faiz swapları için yapılan açıklamalar çerçevesinde vergilendirilecektir.

4- Opsiyon İşlemlerinin Vergilendirilmesi

Opsiyon sözleşmesi, opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşmedir.

Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisna edilmiştir. BSMV mükelleflerinin söz konusu borsaların dışında gerçekleştirdikleri opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe aldıkları paralar BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Opsiyon işlemleri sonucu lehe alınan para, yani BSMV matrahı; alma hakkı veren opsiyonlarda sözleşmeye konu olan finansal varlığın piyasa fiyatından kullanım (alış) fiyatı ve opsiyon priminin indirilmesi suretiyle bulunacak tutar, satma hakkı veren opsiyonlarda ise kullanım (satış) fiyatından piyasa fiyatı ve opsiyon priminin indirilmesi suretiyle hesaplanacak tutardır.

Opsiyon sözleşmelerinde, satın alma veya satma hakkını alan tarafın bu hakkı satan tarafa yaptığı ödeme, opsiyon primidir. Opsiyon primi, alım veya satım hakkını satan taraf açısından hak satışı nedeniyle lehe alınan para mahiyetinde olduğundan, BSMV mükelleflerinin lehlerine aldıkları opsiyon primleri üzerinden sözleşme tarihi itibariyle BSMV hesaplamaları gerekmektedir. Öte yandan, söz konusu opsiyon primi, opsiyon sözleşmesi sonucu lehe alınan paranın (BSMV matrahının) hesabında maliyet olarak dikkate alınacaktır.

Örnek 6- (X) Bankası 28/1/2011 tarihinde (Y) Bankası ile 2.000.000 doları 1 avro = 1,34 dolar kurundan, karşılığında avro vermek üzere, alma hakkı veren 31 gün vadeli (28/2/2011) opsiyon sözleşmesi yapmış, 2.000 TL opsiyon primi ödemiştir. (X) Bankası alım hakkını 23/2/2011 günü, avro/dolar paritesi 1,32 iken kullanmıştır. (X) Bankasının 28/2/2011 günü avro/TL kuru 2,50 olarak gerçekleşmiştir.

(Y) Bankası, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tahsil ettiği 2.000-TL opsiyon primi üzerinden %5 oranında BSMV hesaplayacaktır.

Opsiyon sözleşmesinin fiziki teslimatla sonuçlanması halinde, (X) Bankası (Y) Bankasından değeri 1.515.151,5 avro olan 2.000.000 doları 1.492.537,3 avro ödeyerek alacaktır. Bu durumda sözleşme kambiyo muamelesi ile sonuçlandığından ve kambiyo işlemlerinde BSMV oranı sıfır olduğundan, BSMV hesaplanmayacaktır.

Sözleşmenin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması, yani opsiyonun kullanıldığı tarih itibariyle spot piyasadaki avro/dolar paritesi ile sözleşmedeki parite arasındaki fark nedeniyle elde edilen gelirin (Y) Bankası tarafından (X) Bankasına ödenmesi suretiyle sonuçlanması halinde; (X) Bankası tarafından bu işlem nedeniyle lehe alınan para, elde edilen bu gelirden opsiyon priminin düşülmesi suretiyle bulunacak tutar olup, bu tutar üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekecektir. Örneğimizde sözleşme dolayısıyla lehe alınan para 22.614,2 avro (=1.515.151,5 - 1.492.537,3), bankanın aynı tarih itibariyle uyguladığı 2,50 TL avro alış kuru üzerinden TL'ye çevrilecek ve bulunan 56.535,5 TL (=22.614,2 x 2,50)'den 2.000 TL opsiyon primi düşülmek suretiyle bulunan 54.535,5 TL (=54.535,5-2.000) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır.

Örnek 7- (X) Bankası A.Ş. yapmış olduğu opsiyon sözleşmesi uyarınca 1/5/2012 tarihinde veya bu tarihe kadar (Y) A.Ş. hisselerinin 1.000 lotunu 100.000 TL'den alma hakkı elde etmekte ve 2.000 TL opsiyon primi ödemektedir.

1/5/2012 tarihinde söz konusu hisselerin değeri: 105.000 TL

(X) Bankası vade tarihinde söz konusu hisseleri fiziken teslim aldığında ana unsur hisse alımı olduğu için X Bankası tarafından lehe alınan bir para da bulunmayacaktır.

(X) Bankası tarafından alınan hisselerin daha sonra satılması halinde satış bedeli ile 100.000 TL alış bedeli arasındaki fark üzerinden BSMV hesaplanacaktır.

Opsiyon sözleşmesinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde, (X) Bankası söz konusu hisse senetlerinin vadede oluşan değeri ile sözleşmede belirlenen değeri arasındaki farktan ödediği opsiyon primini düşmek suretiyle bulunacak 3.000 TL (=105.000-100.000-2.000) üzerinden BSMV hesaplayacaktır.

E- Varantların Vergilendirilmesi

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca, Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir. Hukuki açıdan opsiyon sözleşmelerinin dayanak varlık itibariyle sınırlandırılmış bir çeşidi olarak kabul edilen varantlar için de, Türkiye'de kurulu bir borsada işlem görmeleri durumunda söz konusu istisnanın uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, İMKB'de işlem gören varantlara ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna olup, Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören opsiyonların vergilemesine yönelik açıklamalar, varantlar için de geçerli olacaktır.

F- Kaldıraçlı Alım Satım İşlemlerinin Vergilendirilmesi

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 30 uncu maddesinin (g) bendinde, "Döviz, mal, kıymetli maden veya Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı alım satımı, alım satımına aracılık ve bu işlemlere yönelik hizmetlerin yerine getirilmesi" sermaye piyasası faaliyeti olarak sayılmış olup, Kanunun 31 inci maddesinde sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunacak kurumların, Kuruldan izin almalarının zorunlu olduğu, faaliyet ve aracılık türleri itibariyle başvuru ve izin esaslarının Kurulca düzenleneceği belirtilmiştir.

27/08/2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğin "Tanımlar" başlıklı 4 üncü maddesinde kaldıraçlı alım satım işlemi; yatırılan teminat tutarı karşılığında, her türlü döviz, mal, kıymetli maden ve Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda alım satımı işlemleri olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede yetkili kuruluş ise; kaldıraçlı alım satım faaliyetinde bulunmak üzere Kurulca yetkilendirilmiş aracı kurum ve vadeli işlemler aracılık şirketleri olarak tanımlanmıştır.

Kaldıraçlı alım satım işlemleri foreks işlemleri, işlemlerin yapıldığı piyasa da foreks piyasası olarak isimlendirilmektedir.

Banka, banker ve sigorta şirketleri tarafından yapılan fiziki teslimatlı döviz alış ve satış işlemleri, kambiyo işlemi olduğundan sıfır oranında BSMV'ye tabi olup, üzerlerinden BSMV hesaplanmayacaktır. Ancak, nitelik itibariyle banka muamele ve hizmetleri kapsamında olduğu kabul edilen foreks işlemleri, dayanak varlıktaki fiyat değişimlerinden fiziki alım satım olmaksızın yararlanmayı amaçladığından, kambiyo alım satım işlemi olarak değerlendirilemez.

Buna göre;

- Banka ve sigorta şirketlerinin foreks işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar,

- İlgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapan ve banker kapsamında BSMV mükellefi olanların foreks işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar,

- Yetkili kuruluşlar banker kapsamında BSMV mükellefi olup kendileri veya başkaları hesabına yaptıkları foreks işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar,

6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca BSMV'ye tabi bulunmaktadır.

Örnek 8- (A) Bankası A.Ş. foreks piyasasında işlem yapmak için (B) yetkili kuruluşuna 10.000 avro teminat yatırmış ve elektronik işlem platformu üzerinden 1 avro= 1,3313 dolar kurundan 1.000.000 avroluk alım emri vermiştir.

Yatırılan teminat                        : 10.000 Avro

Kaldıraç oranı                            : 1/100

(A) Bankası dolar alış kuru       : 1,80 TL

(B) yetkili kuruluşu da müşterisi olan (A) Bankasından gelen alım emri üzerine 1 avro = 1,3312 dolar kurundan likidite sağlayıcısına 1.000.000 avroluk alım emri vermiş, aynı anda 1 avro= 1,3313 dolar kurundan bu tutarı müşterisine satmıştır.

(A) Bankası A.Ş. bir müddet sonra yetkili kuruluşa 1 avro= 1,3318 dolar kurundan 1.000.000 avroluk satım emri vermiştir.

(A) Bankası A.Ş. bu işlem dolayısıyla 500 dolar [(1,3318-1,3313)x10.000x100] lehe para aldığından, bu tutarın Bankanın alış kuru üzerinden TL'ye çevrilmesi neticesinde bulunan 900 TL üzerinden %5 oranında BSMV hesaplayacaktır.

Diğer taraftan, bu faaliyetleri esas iştigal konusu olarak yapan ve banker kapsamında BSMV mükellefi olan (B) yetkili kuruluşunun aracılık faaliyeti nedeniyle lehine aldığı paralar da BSMV'ye tabi tutulacaktır.

(B) yetkili kuruluşu tarafından yapılan döviz satış işlemleri fiziki teslimatlı olmaması nedeniyle kambiyo işlemi kapsamında değerlendirilmeyecek ve bu işlem sonucunda yetkili kuruluş tarafından lehe alınan 100 doların (1.331.300-1.331.200) TL karşılığı üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır. Yetkili kuruluşun yabancı paraya ilişkin kendi işlemleri nedeniyle uyguladığı bir döviz kuru olmaması durumunda, işlem tarihinden önceki güne ilişkin Merkez Bankası döviz alış kurunun esas alınacağı tabiidir.

Ancak, foreks işlemi yapmaya yetkili kuruluş (B) ile likidite sağlayıcı kuruluş arasındaki sonlandırma aşamasının (A) Bankasının 1 avro= 1,3318 dolar olan satış fiyatından gerçekleştirilmesi durumunda, (B) yetkili kuruluşunun bu işlemden herhangi bir aracılık geliri olmayacağı için BSMV hesaplanmayacaktır.

Yetkili kuruluş, (A) Bankasından gelen 1 avro=1,3318 dolar kurundan 1.000.000 avroluk satım emri üzerine likidite sağlayıcıya 1 avro=1,3319 dolar kurundan 1.000.000 avroluk satım emri vermesi durumunda, (B) yetkili kuruluşun aracılık faaliyeti nedeniyle lehe aldığı 100 doların (=1.331.900 - 1.331.800) TL karşılığı üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır.

BSMV mükellefleri tarafından Türkiye'de kurulu borsalarda yapılacak kaldıraçlı alım satım işlemleri, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri mahiyetinde olmadığından, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi kapsamında değerlendirilmeleri mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, Türkiye'de kurulu borsalarda yapılan foreks işlemleri dolayısıyla lehe alınan paraların tamamı %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Tebliğ olunur.

İçerik 1:

 

Bu Tebliğin konusunu, türev ürünlere ilişkin işlemler ile diğer bazı sermaye piyasası işlemlerinin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) yönünden vergilendirilmesine ilişkin açıklamalar oluşturmaktadır.

A- Yasal Mevzuat

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin konusu ve vergiyi doğuran olayı düzenleyen 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde;

"Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.

90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar. Bir şahsın münhasıran altın alım ve satımı ile uğraşması banker sayılmasını gerektirmez."

hükümleri yer almaktadır.

Aynı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde, arbitraj muameleleri ile Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir.

 Söz konusu Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesine göre BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder.

Kanunun 31 inci maddesinde, BSMV matrahının kural olarak 28 inci maddede yazılı paraların tutarı (lehe alınan para) olduğu, ancak kambiyo alım ve satım muamelelerinde matrahın kambiyo satışlarının tutarı olduğu belirtilmiştir.

Kanunun 33 üncü maddesinde ise, BSMV oranının kambiyo işlemlerinde binde bir, diğer işlemlerde %15 olduğu; ancak Bakanlar Kurulunun bu oranı bankalar arası mevduat muameleleri, bankalar ile 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri ve diğer banka ve sigorta muameleleri için ayrı ayrı veya birlikte % 1'e, kambiyo muamelelerinde ise sıfıra kadar indirmeye ve yukarıdaki oranları aşmayacak şekilde yeniden tespit etmeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Bu maddenin verdiği yetkiye dayanarak Bakanlar Kurulu;

- Bankalar arası mevduat muameleleri sonucu lehe alınan paralara ilişkin BSMV oranını 1/9/1998 tarihli ve 23450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1/9/1998'den itibaren %1'e,

- Kambiyo muamelelerinde satış tutarına ilişkin BSMV oranını 15/4/2008 tarihli ve 26848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/13459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1/5/2008'den itibaren sıfıra,

- Genel BSMV oranını (Bakanlar Kurulu Kararı ile oranı farklı olarak belirlenmemiş diğer tüm işlemler için) 2/9/1998'den geçerli olmak üzere 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %5'e indirmiştir.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, BSMV'de vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi için bir muamele yapılması ve bu muamele sonucu lehe para kalması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Dolayısıyla BSMV'de her işlem tek başına bağımsız olarak dikkate alınmakta ve o işlem sonucu lehe alınan para vergilendirilmektedir. Diğer bir deyişle, bir işlem neticesinde gelir elde edilmemişse (lehe para kalmamışsa) BSMV'ye tabi bir matrah da bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak, BSMV'ye tabi her işlem tek başına ele alınmakta, işlem sonucunda lehe para kalmışsa BSMV doğmakta, kalmamışsa veya zarar edilmişse doğmamaktadır. Vergilemede işlem esas alındığından, vergiye tabi matrah bulunurken, bir işlemden elde edilen gelirden, başka bir işlemden elde edilen zarar düşülememektedir. Bu durumun, işlemden elde edilen gelirin hesabında, işlem maliyetlerinin dikkate alınmasına engel olmadığı tabiidir.

B- Kambiyo Muameleleri

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 2 nci maddesinin (h) bendinde döviz (kambiyo); efektif dâhil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her nev'i hesap, belge ve vasıtalar olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, kambiyo olarak değerlendirilen söz konusu hesap, belge ve vasıtaların ana unsur olduğu işlemlerin kambiyo işlemi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda, dövizin TL veya döviz ile değişimini öngören ve bir tarafa alım, diğer tarafa da satış hakkı/yükümlülüğü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde; sözleşme vadesinde söz konusu sözleşme yükümlülüklerinin fiziki olarak yerine getirilmesi (sözleşmenin fiziki teslim ile sonuçlanması), yani kambiyo işleminin ana unsur olması durumunda, bu işlemin kambiyo muamelesi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, sözleşmenin vade tarihinde tarafların sözleşme dolayısıyla lehe aldıkları parayı hesaplayıp ödemek suretiyle sözleşmeyi sonlandırmaları halinde, sözleşmenin ana işlem olarak kabulü gerektiğinden, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanmasının kambiyo muamelesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesi uyarınca, kambiyo alım ve satım muamelelerinde döviz satışı ile birlikte vergiyi doğuran olay gerçekleşmekte ve döviz satış tutarının tamamı vergiye tabi bulunmaktadır. Ancak, 2008/13459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, 1/5/2008 tarihinden itibaren döviz satış işlemlerinde BSMV oranı sıfır olarak uygulanmaktadır.

Bu nedenle, fiziki teslimatla sonuçlanan döviz/TL ve döviz/döviz vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri neticesindeki kambiyo işlemlerinde BSMV oranı sıfır olarak uygulanacaktır. Öte yandan, söz konusu sözleşmelerin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması durumunda ise, sözleşme dolayısıyla lehe alınan paranın hesaplanması ve bu tutar üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

C- Arbitraj Muameleleri

Arbitraj, herhangi bir menkul kıymetin, dövizin veya malın eş zamanlı olarak bir piyasadan alınıp diğer bir piyasada satılarak, aynı kıymetlerin birbiri ile değiştirilmesi sonucu risksiz bir şekilde gelir elde edilmesi işlemi olup, bu işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisnadır.

Buna göre bir işlemin arbitraj işlemi olarak değerlendirilebilmesi için, aşağıdaki unsurları ihtiva etmesi gerekmektedir:

- Birden fazla piyasada işlem gören her kıymet, döviz veya mal gibi ürünler kural olarak arbitraja konu edilebilir.

- İşleme konu kıymet, döviz veya mal aynı anda birden fazla piyasada alım satıma konu edilebilen bir ürün olmalıdır. Ayrıca, arbitraj yapılmak amacıyla bir piyasadan alınan ürünle fiyat farklılığı olan diğer bir piyasada satılan ürünün birebir "aynı ürün" olması gerekmektedir.

- Piyasa, en genel anlamıyla alıcı ve satıcıların alım satıma konu mal ve hizmetleri almak ve satmak amacıyla bir araya geldikleri yer olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla, aynı ürünün alım satıma konu edildiği ve aynı anda alım satım fiyatlarında farklılık olan iki farklı yer iki farklı piyasa olarak kabul edilebilir.

- Aynı ürünün farklı piyasalarda aynı anda farklı fiyatlardan alım satıma konu edilebilmesi gerekir. Alım satımın aynı anda gerçekleşmesi ve dolayısıyla arbitrajcının risk üstlenmemesi, arbitraj işleminin temel varsayımıdır. Dolayısıyla, bir işlemin arbitraj işlemi sayılabilmesi için, kıymetin alım satım işleminin eş zamanlı, yani aynı işlem günü içerisinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

- Ürünün eş zamanlı olarak düşük fiyatlı olduğu piyasadan alınıp, yüksek fiyatlı olduğu piyasada satılması suretiyle vadesiz ve risksiz gelir elde edilmesi gerekmektedir. Vadesiz ve risksiz olma, arbitraja konu kıymetin aynı anda bir piyasada düşük fiyatlı, diğer bir piyada ise yüksek fiyatlı olduğunun bilinmesi ve buna dayalı olarak düşük fiyatlı piyasadan alınacak ürünün yüksek fiyatlı piyasada satılabileceğinin bilinmesi olarak anlaşılmalıdır.

- Elde edilen gelirin kaynağı, aynı ürünün farklı piyasalardaki fiyat farklılığı olmalı, geleceğe, tahmine ve riske dayanmamalıdır. 

Banka, banker ve sigorta şirketlerinin yapmış oldukları arbitraj işlemleri sonucu lehlerine aldıkları paralar, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisnadır.

D- Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerinin Vergilendirilmesi

1- Genel Açıklama

23/2/2001 tarihli ve 24327 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde vadeli işlem sözleşmesi; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma yükümlülüğü veren sözleşme olarak tanımlanmıştır.

Yönetmeliğin aynı maddesinde opsiyon sözleşmesi, opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşme olarak tanımlanmıştır.

Yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere gelecekte belirli bir fiyat, miktar ve nitelikteki kıymetin alım satım hakkını veren sözleşmeler yapılabilmekte ve bu sözleşmeler neticesinde gelir (lehe alınan para) elde edilebilmektedir.

Vadeli işlemlere future, forward ve swap sözleşmeleri, opsiyonlara ise opsiyon sözleşmeleri ve varantlar örnek olarak verilebilir.

Banka, banker ve sigorta şirketleri tarafından vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin düzenlenmesi ve alım satımı nedeniyle lehe alınan paralar 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca BSMV'ye tabidir. Söz konusu sözleşmelerin düzenlenme amacı BSMV açısından önem arz etmemektedir.

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendinde Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir. Bu istisna uygulamasına ilişkin açıklamalara 22/10/2010 tarihli ve 27737 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "C- Türkiye'de Kurulu Borsalarda Yapılan Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerine İlişkin İşlemlerde BSMV İstisnası" başlıklı bölümünde yer verilmiştir.

Buna göre, Türkiye'de kurulu borsalarda yapılan opsiyon sözleşmelerinin alım satım işlemleri ile opsiyon hakkının satılması dolayısıyla lehe alınan paralar (opsiyon primi) istisna kapsamına girmektedir. Ancak, sözleşme işlemlerine ilişkin nakdi teminatların Takasbank'a yatırılması suretiyle lehe alınan paralar istisna kapsamına girmemekte olup, BSMV'ye tabi tutulmalıdır. Diğer taraftan, bankaların Takasbank nezdinde zorunlu olarak bulundurdukları teminat tutarlarının nemalandırılması karşılığında lehe aldıkları paralar, bankalar arası mevduat muameleleri sonucu lehe alınan para olarak 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca %1 oranında BSMV'ye tabidir.

Öte yandan, yukarıda yer alan arbitraj tanımı ve unsurlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin arbitraj kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Ancak, birden fazla piyasada işlem gören "aynı vadeli işlem veya opsiyon sözleşmesi"nin eş zamanlı olarak düşük fiyatlı bir piyasadan alınıp yüksek fiyatlı diğer piyasada satılması işlemi arbitraj işlemi olduğundan, bu işlem sonucunda lehe alınan para 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisna olacaktır. Aynı vadeli işlem veya opsiyon sözleşmesi ifadesinden, tutarı, vadesi, niteliği, düzenleyeni gibi unsurları aynı olan sözleşmenin anlaşılması gerektiği tabiidir.

Döviz/TL veya döviz/dövize dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin fiziki teslimatla sonuçlanması halinde, bu işlemler kambiyo işlemi olarak sıfır oranında BSMV'ye tabi olacaktır. Bir sözleşmenin fiziki teslimatla sonuçlanması, tarafların o sözleşmede yazılı edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmelerini ifade etmektedir. Ancak, döviz satış tutarlarının 26/7/2008 tarihli ve 26948 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 86 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "B-Kambiyo İşlemlerinde BSMV Uygulaması" başlıklı bölümünde açıklandığı şekilde beyan edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 21/8/1990 tarihli ve 20612 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 83 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinde de açıklandığı üzere, kambiyo satışında satış tutarı üzerinden hesaplanacak vergi dışında, ayrıca döviz alış kuru ve satış kuru arasındaki müspet fark üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanmayacaktır.

Diğer taraftan, Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilmeyen gerek döviz/TL gerekse döviz/döviz vadeli işlem sözleşmelerinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde vadeli işlem sözleşmesi dolayısıyla lehe alınan paralar BSMV'ye tabi tutulacaktır.

2- Forward İşlemlerinin Vergilendirilmesi

Forward sözleşmesi, taraflardan birinin sözleşmeye konu olan finansal varlığı sözleşmede belirlenen fiyat üzerinden gelecekteki belirli bir tarihte satın almasını, karşı tarafın da sözleşmeye konu finansal varlığı satmasını öngören bir sözleşme türüdür.

Banka ve bankerler tarafından dövize veya diğer finansal varlığa dayalı olarak yapılan forward işlemlerinde sözleşme dolayısıyla lehe alınan paralar BSMV'ye tabi tutulacaktır. Ancak, fiziki teslimatla sonuçlanan döviz/TL ve döviz/döviz forward sözleşmelerinde ana işlem kambiyo işlemi olduğundan, BSMV oranı sıfır olarak uygulanacaktır. Sözleşmenin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde ise, sözleşme nedeniyle lehe alınan para üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır.

Örnek 1- (X) Bankasının (Y) Bankası ile düzenlediği ve 1.000.000 Amerikan Doları (dolar) alım karşılığında 1.560.000 TL vermeyi taahhüt ettiği forward sözleşmesine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme tarihi                 : 1/1/2011

Vade tarihi                        : 1/7/2011

Anapara                           : 1.000.000 dolar

Sözleşme Kuru                 : 1,56

Vadedeki kur                    : 1,60

Sözleşmenin fiziki teslimatla sonuçlanması durumunda, işlem kambiyo işlemi olarak sıfır oranında BSMV'ye tabi olduğundan, vergi hesaplanmayacaktır.

Nakdi uzlaşıyla sonuçlanması halinde ise, (Y) Bankası (X) Bankasına sözleşme nedeniyle ortaya çıkan 40.000 TL (=1.600.000 - 1.560.000) tutarı aktaracak ve (X) Bankasınca bu tutar, sözleşme nedeniyle lehe alınan para olarak %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Örnek 2- (X) Bankasının (Y) Bankası ile düzenlediği ve 1.000.000 avro karşılığında 1.440.000 dolar almayı taahhüt ettiği forward sözleşmesine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme tarihi                                                                     : 1/1/2011

Vade tarihi                                                                            : 1/7/2011

Ana para                                                                               : 1.000.000 Avro

Sözleşmedeki avro/dolar paritesi                                          : 1,4400

Vadede X ve Y Bankaları dolar alış kuru                              : 1,60 TL

Sözleşmenin fiziki teslimatla sonuçlanması halinde, bu işlem kambiyo işlemi olarak sıfır oranında BSMV'ye tabi olduğundan, vergi hesaplanmayacaktır.

Sözleşmenin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde ise sözleşme dolayısıyla lehe alınan paralar %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır. Sözleşme dolayısıyla lehe alınan paranın avro veya dolar olarak hesaplanıp ödenmesi mümkün olduğundan, lehe alınan bu paranın banka tarafından ilgili para birimine kendi işlemlerinde uyguladığı alış kurunu uygulamak suretiyle TL'ye çevrilmesi ve TL olarak hesaplanan söz konusu tutar üzerinden BSMV hesaplanması gerekmektedir. Nakdi uzlaşı neticesinde sözleşme dolayısıyla lehe alınan paranın dolar cinsinden hesaplandığını varsayarsak, vadedeki avro/dolar paritesinin sözleşmedeki pariteden yüksek veya düşük olmasına göre gelir elde eden taraf ve lehe alınan paranın hesabı aşağıdaki gibi olacaktır:

Vade tarihindeki avro/dolar paritesinin 1,4450 olması durumunda, vadedeki parite sözleşmedeki pariteden yüksek olduğundan, (X) Bankası lehine gelir doğmaktadır. (X) Bankasının sözleşme geliri 5.000 dolar (=1.445.000 - 1.440.000) olup, bu tutarın bankanın uyguladığı alış kuru ile çarpılması sonucu bulunan 8.000 TL (=5.000 x 1,60) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

Vadedeki avro/dolar paritesinin 1,4350 olması durumunda ise, (Y) Bankası lehine gelir doğacak ve lehe alınan bu para üzerinden BSMV hesaplanması gerekecektir. Bu durumda (Y) Bankasının sözleşme geliri 5.000 dolar (=1.440.000-1.435.000) olacaktır. (Y) Bankası, lehine kalan paranın TL'ye dönüştürülmesinde kendi uyguladığı alış kurunu esas alacaktır. Buna göre (Y) Bankasının sözleşme sonucunda lehine kalan 8.000 TL (=5.000 x 1,60) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplaması gerekmektedir.

Her iki işlemde de, gelirin dolar olarak alışı söz konusu olduğundan, lehe alınan paranın TL'ye çevrilmesinde bankanın kendi uyguladığı dolar alış kurunu esas alması gerekmektedir.

3- Swap İşlemlerinin Vergilendirilmesi

Swap, iki tarafın belirli bir zaman dilimi içinde farklı faiz ödemelerini ve/veya farklı para birimlerini karşılıklı olarak değiştirdikleri bir takas sözleşmesidir.

Vadeli bir işlem olması ve risk içermesi gibi unsurları dikkate alındığında, swap işlemlerinin arbitraj işlemlerine yönelik istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, swap işlemleri dolayısıyla lehe alınan paraların BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, her swap sözleşmesinin müstakil bir işlem olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, bir swap sözleşmesinden elde edilen zararın, o işlemle ilgili olduğu iddiasıyla başka bir swap sözleşmesinden elde edilen gelirden düşülmesi mümkün değildir.

a) Para Swapı İşlemleri

Para swapı, tarafların önceden anlaştıkları oran ve koşullarda belirli miktardaki para birimlerini (döviz/döviz, döviz/TL) değiştirmek suretiyle gerçekleştirdikleri işlemlerdir.

Para swapı sözleşmesinin fiziki teslimle sonuçlanması durumunda, bu işlem kambiyo işlemi niteliğinde olacağından BSMV hesaplanmayacaktır. Ancak, para swapı sözleşmesinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde BSMV mükellefleri tarafından lehe alınan paralar %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Örnek 3- (Y) Bankasının (B) A.Ş. ile yapmış olduğu avro/dolar para swapı sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

İşlem Tarihi                                        : 31/12/2010

Vade Tarihi                                         : 6/1/2011

İşlem Tarihinde Parite                        : 1,442000

Sözleşme Paritesi                               : 1,442017

Döviz ile döviz değişimine dayalı bu swap işlemi, arbitraj istisnası kapsamına girmemektedir. (Y) Bankası sözleşmenin yapıldığı tarihte 25.000.000 avro almakta, karşılığında 36.050.000 dolar vermektedir. Vade tarihinde ise 36.050.425 dolar almakta, karşılığında 25.000.000 avro vermektedir. Para swapı sözleşmesi dolayısıyla başlangıçta ve vadede yapılan döviz teslimleri, kambiyo işlemi olacağından bu işlemler nedeniyle BSMV hesaplanmayacaktır.

İşlem tarihi itibariyle geçerli parite üzerinden döviz alış verişi gerçekleşmekle birlikte, sözleşmenin vadesinde para birimlerinin tekrar değişimi zorunlu olmayabilir. Vade tarihinde sözleşme dolayısıyla lehe alınan 425 dolar, (B) A.Ş. tarafından (Y) Bankasına aktarılmak suretiyle, sözleşme nakdi uzlaşı ile de sonuçlanabilir. Bu durumda, nakdi uzlaşı ile sonuçlanan söz konusu işlemin kambiyo muamelesi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, (Y) Bankasının, vade tarihi itibariyle dolar alış kurunun 1,80 TL olduğunu varsayarsak, 425 doları kendi işlemlerine uyguladığı 1,80 TL alış kuru üzerinden TL'ye çevirmek suretiyle bulacağı 765 TL üzerinden %5 oranında BSMV hesaplaması gerekecektir.

Örnek 4- (Z) Bankasının (V) Bankası ile yapmış olduğu dolar/TL para swapı sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

İşlem Tarihi                                : 1/3/2011

Vade Tarihi                                 : 1/4/2011

İşlem Tarihindeki kur                 : 1,5000

Sözleşme Kuru                           : 1,5051

(Z) Bankası sözleşmenin yapıldığı tarihte 4.000.000 dolar almakta, karşılığında 6.000.000 TL vermektedir. Vade tarihinde ise 6.020.560,44 TL almakta, karşılığında 4.000.000 dolar vermektedir. Gerek sözleşme tarihinde, gerekse vade tarihinde dövizlerin fiziki değişimi işlemleri, kambiyo işlemi olduğundan, sıfır oranında BSMV'ye tabi olup, elde edilen gelir üzerinden BSMV hesaplanmayacaktır.

Bu işlemin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde; (Z) Bankasının (V) Bankasından aldığı 20.560,44 TL (=6.020.560,44 - 6.000.000) lehe alınan para olarak %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

b) Faiz Swapı İşlemleri

Faiz swapı, gösterge bir anapara tutarı üzerinden farklı faiz oranı esaslarına göre hesaplanacak faizlerin iki taraf arasında anlaşılan vadelerde değişimini öngören bir sözleşmedir. Bu sözleşmede, aynı para biriminden olan borçların faiz ödemelerinin yapısı değişmekte, anapara değişimi gerçekleşmemektedir.

Faiz swapı sözleşmesi tek bir işlem, yapılan faiz ödemeleri ise bu işlemin maliyet unsuru olarak kabul edilmekte ve gelir, sözleşme yükümlülüklerinin sona erdiği vadede ortaya çıkmaktadır. Bu işlemde lehe alınan paranın tespitinde alınan ve ödenen faizler birlikte dikkate alındığı için ara dönemlerdeki faiz tahsilâtları üzerinden ayrıca BSMV hesaplanmayacaktır.

BSMV mükellefi tarafından bu sözleşme sonucunda lehe alınan paranın tespiti sözleşmenin vadesinde yapılabileceğinden, vade sonunda sözleşme bazında net faiz gelirinin oluşması halinde bu tutar üzerinden % 5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

Örnek 5- (A) Bankasının 30/7/2010 tarihinde, 10.000.000 dolar tutarındaki 2 yıl vadeli 6 ayda bir LIBOR faiz ödemeli borcundan doğan yükümlülüğünü yerine getirebilmek üzere, (Z) A.Ş. ile %4 faiz oranı ile yaptığı 2 yıl vadeli 6 ayda bir faiz ödemeli swap sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme Tutarı                             : 10.000.000 dolar

Sözleşme Tarihi                              : 30/7/2010

Sabit Faiz                                       : %4

Değişken faiz                                  : Dolar LİBOR

 

Faiz Değişim Tarihleri                 LİBOR             Döviz Kuru

30/1/2011                                      %4,5                    1,28

30/7/2011                                      %3,8                    1,33

30/1/2012                                      %4,1                    1,29

30/7/2012                                      %3,7                    1,37

 

FAİZ DEĞİŞİM

TARİHLERİ

LIBOR

(Z) A.Ş. TARAFINDAN

(A) BANKASINA ÖDENEN FAİZ

(A) BANKASININ  (Z) A.Ş.YE

ÖDEDİĞİ FAİZ

30/1/2011

%4,5

225.000 USD

(225.000x1,28= 288.000-TL)

200.000 USD

(200.000x1,28=256.000-TL)

30/7/2011

%3,8

190.000 USD

(190.000x1,33= 252.700-TL)

200.000 USD

(200.000x1,33=266.000-TL)

30/1/2012

%4,1

205.000 USD

(205.000x1,29= 264.450-TL)

200.000 USD

(200.000x1,29=258.000-TL)

30/7/2012

%3,7

185.000 USD

(185.000x1,37=253.450-TL)

200.000 USD

(200.000x1,37=274.000-TL)

Toplam

 

1.058.600-TL

1.054.000-TL

 

Örneğimizde (A) Bankasının vade tarihi itibariyle sözleşme nedeniyle lehine aldığı para üzerinden BSMV hesaplaması gerekmektedir. Buna göre, (A) Bankasının söz konusu swap sözleşmesi dolayısıyla lehine aldığı 4.600 TL (=1.058.600 - 1.054.000) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

c) Çapraz Döviz Swap İşlemleri

Döviz swapının faiz swapı ile birlikte kullanımı sonucu ortaya çıkan diğer bir swap türü çapraz döviz swaplarıdır. Çapraz döviz swaplarında, farklı para birimleri ve farklı faiz yapısı üzerine (sabit veya değişken) borçlanan taraflar, diğer tarafın borcuna ilişkin anapara ve faiz ödemelerini yerine getirmek üzere anlaşırlar.

Bu sözleşme uyarınca yapılan işlemler, para ve faiz swapı şeklinde iki ayrı işlem olarak değerlendirildiğinden, bu sözleşmeye ilişkin işlemler yukarıda para ve faiz swapları için yapılan açıklamalar çerçevesinde vergilendirilecektir.

4- Opsiyon İşlemlerinin Vergilendirilmesi

Opsiyon sözleşmesi, opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşmedir.

Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisna edilmiştir. BSMV mükelleflerinin söz konusu borsaların dışında gerçekleştirdikleri opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe aldıkları paralar BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Opsiyon işlemleri sonucu lehe alınan para, yani BSMV matrahı; alma hakkı veren opsiyonlarda sözleşmeye konu olan finansal varlığın piyasa fiyatından kullanım (alış) fiyatı ve opsiyon priminin indirilmesi suretiyle bulunacak tutar, satma hakkı veren opsiyonlarda ise kullanım (satış) fiyatından piyasa fiyatı ve opsiyon priminin indirilmesi suretiyle hesaplanacak tutardır.

Opsiyon sözleşmelerinde, satın alma veya satma hakkını alan tarafın bu hakkı satan tarafa yaptığı ödeme, opsiyon primidir. Opsiyon primi, alım veya satım hakkını satan taraf açısından hak satışı nedeniyle lehe alınan para mahiyetinde olduğundan, BSMV mükelleflerinin lehlerine aldıkları opsiyon primleri üzerinden sözleşme tarihi itibariyle BSMV hesaplamaları gerekmektedir. Öte yandan, söz konusu opsiyon primi, opsiyon sözleşmesi sonucu lehe alınan paranın (BSMV matrahının) hesabında maliyet olarak dikkate alınacaktır.

Örnek 6- (X) Bankası 28/1/2011 tarihinde (Y) Bankası ile 2.000.000 doları 1 avro = 1,34 dolar kurundan, karşılığında avro vermek üzere, alma hakkı veren 31 gün vadeli (28/2/2011) opsiyon sözleşmesi yapmış, 2.000 TL opsiyon primi ödemiştir. (X) Bankası alım hakkını 23/2/2011 günü, avro/dolar paritesi 1,32 iken kullanmıştır. (X) Bankasının 28/2/2011 günü avro/TL kuru 2,50 olarak gerçekleşmiştir.

(Y) Bankası, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tahsil ettiği 2.000-TL opsiyon primi üzerinden %5 oranında BSMV hesaplayacaktır.

Opsiyon sözleşmesinin fiziki teslimatla sonuçlanması halinde, (X) Bankası (Y) Bankasından değeri 1.515.151,5 avro olan 2.000.000 doları 1.492.537,3 avro ödeyerek alacaktır. Bu durumda sözleşme kambiyo muamelesi ile sonuçlandığından ve kambiyo işlemlerinde BSMV oranı sıfır olduğundan, BSMV hesaplanmayacaktır.

Sözleşmenin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması, yani opsiyonun kullanıldığı tarih itibariyle spot piyasadaki avro/dolar paritesi ile sözleşmedeki parite arasındaki fark nedeniyle elde edilen gelirin (Y) Bankası tarafından (X) Bankasına ödenmesi suretiyle sonuçlanması halinde; (X) Bankası tarafından bu işlem nedeniyle lehe alınan para, elde edilen bu gelirden opsiyon priminin düşülmesi suretiyle bulunacak tutar olup, bu tutar üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekecektir. Örneğimizde sözleşme dolayısıyla lehe alınan para 22.614,2 avro (=1.515.151,5 - 1.492.537,3), bankanın aynı tarih itibariyle uyguladığı 2,50 TL avro alış kuru üzerinden TL'ye çevrilecek ve bulunan 56.535,5 TL (=22.614,2 x 2,50)'den 2.000 TL opsiyon primi düşülmek suretiyle bulunan 54.535,5 TL (=54.535,5-2.000) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır.

Örnek 7- (X) Bankası A.Ş. yapmış olduğu opsiyon sözleşmesi uyarınca 1/5/2012 tarihinde veya bu tarihe kadar (Y) A.Ş. hisselerinin 1.000 lotunu 100.000 TL'den alma hakkı elde etmekte ve 2.000 TL opsiyon primi ödemektedir.

1/5/2012 tarihinde söz konusu hisselerin değeri: 105.000 TL

(X) Bankası vade tarihinde söz konusu hisseleri fiziken teslim aldığında ana unsur hisse alımı olduğu için X Bankası tarafından lehe alınan bir para da bulunmayacaktır.

(X) Bankası tarafından alınan hisselerin daha sonra satılması halinde satış bedeli ile 100.000 TL alış bedeli arasındaki fark üzerinden BSMV hesaplanacaktır.

Opsiyon sözleşmesinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde, (X) Bankası söz konusu hisse senetlerinin vadede oluşan değeri ile sözleşmede belirlenen değeri arasındaki farktan ödediği opsiyon primini düşmek suretiyle bulunacak 3.000 TL (=105.000-100.000-2.000) üzerinden BSMV hesaplayacaktır.

E- Varantların Vergilendirilmesi

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca, Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir. Hukuki açıdan opsiyon sözleşmelerinin dayanak varlık itibariyle sınırlandırılmış bir çeşidi olarak kabul edilen varantlar için de, Türkiye'de kurulu bir borsada işlem görmeleri durumunda söz konusu istisnanın uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, İMKB'de işlem gören varantlara ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna olup, Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören opsiyonların vergilemesine yönelik açıklamalar, varantlar için de geçerli olacaktır.

F- Kaldıraçlı Alım Satım İşlemlerinin Vergilendirilmesi

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 30 uncu maddesinin (g) bendinde, "Döviz, mal, kıymetli maden veya Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı alım satımı, alım satımına aracılık ve bu işlemlere yönelik hizmetlerin yerine getirilmesi" sermaye piyasası faaliyeti olarak sayılmış olup, Kanunun 31 inci maddesinde sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunacak kurumların, Kuruldan izin almalarının zorunlu olduğu, faaliyet ve aracılık türleri itibariyle başvuru ve izin esaslarının Kurulca düzenleneceği belirtilmiştir.

27/08/2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğin "Tanımlar" başlıklı 4 üncü maddesinde kaldıraçlı alım satım işlemi; yatırılan teminat tutarı karşılığında, her türlü döviz, mal, kıymetli maden ve Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda alım satımı işlemleri olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede yetkili kuruluş ise; kaldıraçlı alım satım faaliyetinde bulunmak üzere Kurulca yetkilendirilmiş aracı kurum ve vadeli işlemler aracılık şirketleri olarak tanımlanmıştır.

Kaldıraçlı alım satım işlemleri foreks işlemleri, işlemlerin yapıldığı piyasa da foreks piyasası olarak isimlendirilmektedir.

Banka, banker ve sigorta şirketleri tarafından yapılan fiziki teslimatlı döviz alış ve satış işlemleri, kambiyo işlemi olduğundan sıfır oranında BSMV'ye tabi olup, üzerlerinden BSMV hesaplanmayacaktır. Ancak, nitelik itibariyle banka muamele ve hizmetleri kapsamında olduğu kabul edilen foreks işlemleri, dayanak varlıktaki fiyat değişimlerinden fiziki alım satım olmaksızın yararlanmayı amaçladığından, kambiyo alım satım işlemi olarak değerlendirilemez.

Buna göre;

- Banka ve sigorta şirketlerinin foreks işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar,

- İlgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapan ve banker kapsamında BSMV mükellefi olanların foreks işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar,

- Yetkili kuruluşlar banker kapsamında BSMV mükellefi olup kendileri veya başkaları hesabına yaptıkları foreks işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar,

6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca BSMV'ye tabi bulunmaktadır.

Örnek 8- (A) Bankası A.Ş. foreks piyasasında işlem yapmak için (B) yetkili kuruluşuna 10.000 avro teminat yatırmış ve elektronik işlem platformu üzerinden 1 avro= 1,3313 dolar kurundan 1.000.000 avroluk alım emri vermiştir.

Yatırılan teminat                        : 10.000 Avro

Kaldıraç oranı                            : 1/100

(A) Bankası dolar alış kuru       : 1,80 TL

(B) yetkili kuruluşu da müşterisi olan (A) Bankasından gelen alım emri üzerine 1 avro = 1,3312 dolar kurundan likidite sağlayıcısına 1.000.000 avroluk alım emri vermiş, aynı anda 1 avro= 1,3313 dolar kurundan bu tutarı müşterisine satmıştır.

(A) Bankası A.Ş. bir müddet sonra yetkili kuruluşa 1 avro= 1,3318 dolar kurundan 1.000.000 avroluk satım emri vermiştir.

(A) Bankası A.Ş. bu işlem dolayısıyla 500 dolar [(1,3318-1,3313)x10.000x100] lehe para aldığından, bu tutarın Bankanın alış kuru üzerinden TL'ye çevrilmesi neticesinde bulunan 900 TL üzerinden %5 oranında BSMV hesaplayacaktır.

Diğer taraftan, bu faaliyetleri esas iştigal konusu olarak yapan ve banker kapsamında BSMV mükellefi olan (B) yetkili kuruluşunun aracılık faaliyeti nedeniyle lehine aldığı paralar da BSMV'ye tabi tutulacaktır.

(B) yetkili kuruluşu tarafından yapılan döviz satış işlemleri fiziki teslimatlı olmaması nedeniyle kambiyo işlemi kapsamında değerlendirilmeyecek ve bu işlem sonucunda yetkili kuruluş tarafından lehe alınan 100 doların (1.331.300-1.331.200) TL karşılığı üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır. Yetkili kuruluşun yabancı paraya ilişkin kendi işlemleri nedeniyle uyguladığı bir döviz kuru olmaması durumunda, işlem tarihinden önceki güne ilişkin Merkez Bankası döviz alış kurunun esas alınacağı tabiidir.

Ancak, foreks işlemi yapmaya yetkili kuruluş (B) ile likidite sağlayıcı kuruluş arasındaki sonlandırma aşamasının (A) Bankasının 1 avro= 1,3318 dolar olan satış fiyatından gerçekleştirilmesi durumunda, (B) yetkili kuruluşunun bu işlemden herhangi bir aracılık geliri olmayacağı için BSMV hesaplanmayacaktır.

Yetkili kuruluş, (A) Bankasından gelen 1 avro=1,3318 dolar kurundan 1.000.000 avroluk satım emri üzerine likidite sağlayıcıya 1 avro=1,3319 dolar kurundan 1.000.000 avroluk satım emri vermesi durumunda, (B) yetkili kuruluşun aracılık faaliyeti nedeniyle lehe aldığı 100 doların (=1.331.900 - 1.331.800) TL karşılığı üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır.

BSMV mükellefleri tarafından Türkiye'de kurulu borsalarda yapılacak kaldıraçlı alım satım işlemleri, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri mahiyetinde olmadığından, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi kapsamında değerlendirilmeleri mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, Türkiye'de kurulu borsalarda yapılan foreks işlemleri dolayısıyla lehe alınan paraların tamamı %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Tebliğ olunur.

İçerik 2:

 

Bu Tebliğin konusunu, türev ürünlere ilişkin işlemler ile diğer bazı sermaye piyasası işlemlerinin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) yönünden vergilendirilmesine ilişkin açıklamalar oluşturmaktadır.

A- Yasal Mevzuat

Banka ve sigorta muameleleri vergisinin konusu ve vergiyi doğuran olayı düzenleyen 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde;

"Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.

90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar. Bir şahsın münhasıran altın alım ve satımı ile uğraşması banker sayılmasını gerektirmez."

hükümleri yer almaktadır.

Aynı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde, arbitraj muameleleri ile Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir.

 Söz konusu Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesine göre BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder.

Kanunun 31 inci maddesinde, BSMV matrahının kural olarak 28 inci maddede yazılı paraların tutarı (lehe alınan para) olduğu, ancak kambiyo alım ve satım muamelelerinde matrahın kambiyo satışlarının tutarı olduğu belirtilmiştir.

Kanunun 33 üncü maddesinde ise, BSMV oranının kambiyo işlemlerinde binde bir, diğer işlemlerde %15 olduğu; ancak Bakanlar Kurulunun bu oranı bankalar arası mevduat muameleleri, bankalar ile 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası muameleleri ve diğer banka ve sigorta muameleleri için ayrı ayrı veya birlikte % 1'e, kambiyo muamelelerinde ise sıfıra kadar indirmeye ve yukarıdaki oranları aşmayacak şekilde yeniden tespit etmeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Bu maddenin verdiği yetkiye dayanarak Bakanlar Kurulu;

- Bankalar arası mevduat muameleleri sonucu lehe alınan paralara ilişkin BSMV oranını 1/9/1998 tarihli ve 23450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1/9/1998'den itibaren %1'e,

- Kambiyo muamelelerinde satış tutarına ilişkin BSMV oranını 15/4/2008 tarihli ve 26848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/13459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1/5/2008'den itibaren sıfıra,

- Genel BSMV oranını (Bakanlar Kurulu Kararı ile oranı farklı olarak belirlenmemiş diğer tüm işlemler için) 2/9/1998'den geçerli olmak üzere 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %5'e indirmiştir.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, BSMV'de vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi için bir muamele yapılması ve bu muamele sonucu lehe para kalması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Dolayısıyla BSMV'de her işlem tek başına bağımsız olarak dikkate alınmakta ve o işlem sonucu lehe alınan para vergilendirilmektedir. Diğer bir deyişle, bir işlem neticesinde gelir elde edilmemişse (lehe para kalmamışsa) BSMV'ye tabi bir matrah da bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak, BSMV'ye tabi her işlem tek başına ele alınmakta, işlem sonucunda lehe para kalmışsa BSMV doğmakta, kalmamışsa veya zarar edilmişse doğmamaktadır. Vergilemede işlem esas alındığından, vergiye tabi matrah bulunurken, bir işlemden elde edilen gelirden, başka bir işlemden elde edilen zarar düşülememektedir. Bu durumun, işlemden elde edilen gelirin hesabında, işlem maliyetlerinin dikkate alınmasına engel olmadığı tabiidir.

B- Kambiyo Muameleleri

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 2 nci maddesinin (h) bendinde döviz (kambiyo); efektif dâhil yabancı parayla ödemeyi sağlayan her nev'i hesap, belge ve vasıtalar olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, kambiyo olarak değerlendirilen söz konusu hesap, belge ve vasıtaların ana unsur olduğu işlemlerin kambiyo işlemi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda, dövizin TL veya döviz ile değişimini öngören ve bir tarafa alım, diğer tarafa da satış hakkı/yükümlülüğü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde; sözleşme vadesinde söz konusu sözleşme yükümlülüklerinin fiziki olarak yerine getirilmesi (sözleşmenin fiziki teslim ile sonuçlanması), yani kambiyo işleminin ana unsur olması durumunda, bu işlemin kambiyo muamelesi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, sözleşmenin vade tarihinde tarafların sözleşme dolayısıyla lehe aldıkları parayı hesaplayıp ödemek suretiyle sözleşmeyi sonlandırmaları halinde, sözleşmenin ana işlem olarak kabulü gerektiğinden, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanmasının kambiyo muamelesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesi uyarınca, kambiyo alım ve satım muamelelerinde döviz satışı ile birlikte vergiyi doğuran olay gerçekleşmekte ve döviz satış tutarının tamamı vergiye tabi bulunmaktadır. Ancak, 2008/13459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, 1/5/2008 tarihinden itibaren döviz satış işlemlerinde BSMV oranı sıfır olarak uygulanmaktadır.

Bu nedenle, fiziki teslimatla sonuçlanan döviz/TL ve döviz/döviz vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri neticesindeki kambiyo işlemlerinde BSMV oranı sıfır olarak uygulanacaktır. Öte yandan, söz konusu sözleşmelerin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması durumunda ise, sözleşme dolayısıyla lehe alınan paranın hesaplanması ve bu tutar üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

C- Arbitraj Muameleleri

Arbitraj, herhangi bir menkul kıymetin, dövizin veya malın eş zamanlı olarak bir piyasadan alınıp diğer bir piyasada satılarak, aynı kıymetlerin birbiri ile değiştirilmesi sonucu risksiz bir şekilde gelir elde edilmesi işlemi olup, bu işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisnadır.

Buna göre bir işlemin arbitraj işlemi olarak değerlendirilebilmesi için, aşağıdaki unsurları ihtiva etmesi gerekmektedir:

- Birden fazla piyasada işlem gören her kıymet, döviz veya mal gibi ürünler kural olarak arbitraja konu edilebilir.

- İşleme konu kıymet, döviz veya mal aynı anda birden fazla piyasada alım satıma konu edilebilen bir ürün olmalıdır. Ayrıca, arbitraj yapılmak amacıyla bir piyasadan alınan ürünle fiyat farklılığı olan diğer bir piyasada satılan ürünün birebir "aynı ürün" olması gerekmektedir.

- Piyasa, en genel anlamıyla alıcı ve satıcıların alım satıma konu mal ve hizmetleri almak ve satmak amacıyla bir araya geldikleri yer olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla, aynı ürünün alım satıma konu edildiği ve aynı anda alım satım fiyatlarında farklılık olan iki farklı yer iki farklı piyasa olarak kabul edilebilir.

- Aynı ürünün farklı piyasalarda aynı anda farklı fiyatlardan alım satıma konu edilebilmesi gerekir. Alım satımın aynı anda gerçekleşmesi ve dolayısıyla arbitrajcının risk üstlenmemesi, arbitraj işleminin temel varsayımıdır. Dolayısıyla, bir işlemin arbitraj işlemi sayılabilmesi için, kıymetin alım satım işleminin eş zamanlı, yani aynı işlem günü içerisinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

- Ürünün eş zamanlı olarak düşük fiyatlı olduğu piyasadan alınıp, yüksek fiyatlı olduğu piyasada satılması suretiyle vadesiz ve risksiz gelir elde edilmesi gerekmektedir. Vadesiz ve risksiz olma, arbitraja konu kıymetin aynı anda bir piyasada düşük fiyatlı, diğer bir piyada ise yüksek fiyatlı olduğunun bilinmesi ve buna dayalı olarak düşük fiyatlı piyasadan alınacak ürünün yüksek fiyatlı piyasada satılabileceğinin bilinmesi olarak anlaşılmalıdır.

- Elde edilen gelirin kaynağı, aynı ürünün farklı piyasalardaki fiyat farklılığı olmalı, geleceğe, tahmine ve riske dayanmamalıdır. 

Banka, banker ve sigorta şirketlerinin yapmış oldukları arbitraj işlemleri sonucu lehlerine aldıkları paralar, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisnadır.

D- Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerinin Vergilendirilmesi

1- Genel Açıklama

23/2/2001 tarihli ve 24327 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin 3 üncü maddesinde vadeli işlem sözleşmesi; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma yükümlülüğü veren sözleşme olarak tanımlanmıştır.

Yönetmeliğin aynı maddesinde opsiyon sözleşmesi, opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşme olarak tanımlanmıştır.

Yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere gelecekte belirli bir fiyat, miktar ve nitelikteki kıymetin alım satım hakkını veren sözleşmeler yapılabilmekte ve bu sözleşmeler neticesinde gelir (lehe alınan para) elde edilebilmektedir.

Vadeli işlemlere future, forward ve swap sözleşmeleri, opsiyonlara ise opsiyon sözleşmeleri ve varantlar örnek olarak verilebilir.

Banka, banker ve sigorta şirketleri tarafından vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin düzenlenmesi ve alım satımı nedeniyle lehe alınan paralar 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca BSMV'ye tabidir. Söz konusu sözleşmelerin düzenlenme amacı BSMV açısından önem arz etmemektedir.

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendinde Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir. Bu istisna uygulamasına ilişkin açıklamalara 22/10/2010 tarihli ve 27737 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "C- Türkiye'de Kurulu Borsalarda Yapılan Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerine İlişkin İşlemlerde BSMV İstisnası" başlıklı bölümünde yer verilmiştir.

Buna göre, Türkiye'de kurulu borsalarda yapılan opsiyon sözleşmelerinin alım satım işlemleri ile opsiyon hakkının satılması dolayısıyla lehe alınan paralar (opsiyon primi) istisna kapsamına girmektedir. Ancak, sözleşme işlemlerine ilişkin nakdi teminatların Takasbank'a yatırılması suretiyle lehe alınan paralar istisna kapsamına girmemekte olup, BSMV'ye tabi tutulmalıdır. Diğer taraftan, bankaların Takasbank nezdinde zorunlu olarak bulundurdukları teminat tutarlarının nemalandırılması karşılığında lehe aldıkları paralar, bankalar arası mevduat muameleleri sonucu lehe alınan para olarak 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca %1 oranında BSMV'ye tabidir.

Öte yandan, yukarıda yer alan arbitraj tanımı ve unsurlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin arbitraj kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Ancak, birden fazla piyasada işlem gören "aynı vadeli işlem veya opsiyon sözleşmesi"nin eş zamanlı olarak düşük fiyatlı bir piyasadan alınıp yüksek fiyatlı diğer piyasada satılması işlemi arbitraj işlemi olduğundan, bu işlem sonucunda lehe alınan para 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisna olacaktır. Aynı vadeli işlem veya opsiyon sözleşmesi ifadesinden, tutarı, vadesi, niteliği, düzenleyeni gibi unsurları aynı olan sözleşmenin anlaşılması gerektiği tabiidir.

Döviz/TL veya döviz/dövize dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin fiziki teslimatla sonuçlanması halinde, bu işlemler kambiyo işlemi olarak sıfır oranında BSMV'ye tabi olacaktır. Bir sözleşmenin fiziki teslimatla sonuçlanması, tarafların o sözleşmede yazılı edimlerini karşılıklı olarak yerine getirmelerini ifade etmektedir. Ancak, döviz satış tutarlarının 26/7/2008 tarihli ve 26948 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 86 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "B-Kambiyo İşlemlerinde BSMV Uygulaması" başlıklı bölümünde açıklandığı şekilde beyan edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 21/8/1990 tarihli ve 20612 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 83 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinde de açıklandığı üzere, kambiyo satışında satış tutarı üzerinden hesaplanacak vergi dışında, ayrıca döviz alış kuru ve satış kuru arasındaki müspet fark üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanmayacaktır.

Diğer taraftan, Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilmeyen gerek döviz/TL gerekse döviz/döviz vadeli işlem sözleşmelerinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde vadeli işlem sözleşmesi dolayısıyla lehe alınan paralar BSMV'ye tabi tutulacaktır.

2- Forward İşlemlerinin Vergilendirilmesi

Forward sözleşmesi, taraflardan birinin sözleşmeye konu olan finansal varlığı sözleşmede belirlenen fiyat üzerinden gelecekteki belirli bir tarihte satın almasını, karşı tarafın da sözleşmeye konu finansal varlığı satmasını öngören bir sözleşme türüdür.

Banka ve bankerler tarafından dövize veya diğer finansal varlığa dayalı olarak yapılan forward işlemlerinde sözleşme dolayısıyla lehe alınan paralar BSMV'ye tabi tutulacaktır. Ancak, fiziki teslimatla sonuçlanan döviz/TL ve döviz/döviz forward sözleşmelerinde ana işlem kambiyo işlemi olduğundan, BSMV oranı sıfır olarak uygulanacaktır. Sözleşmenin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde ise, sözleşme nedeniyle lehe alınan para üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır.

Örnek 1- (X) Bankasının (Y) Bankası ile düzenlediği ve 1.000.000 Amerikan Doları (dolar) alım karşılığında 1.560.000 TL vermeyi taahhüt ettiği forward sözleşmesine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme tarihi                 : 1/1/2011

Vade tarihi                        : 1/7/2011

Anapara                           : 1.000.000 dolar

Sözleşme Kuru                 : 1,56

Vadedeki kur                    : 1,60

Sözleşmenin fiziki teslimatla sonuçlanması durumunda, işlem kambiyo işlemi olarak sıfır oranında BSMV'ye tabi olduğundan, vergi hesaplanmayacaktır.

Nakdi uzlaşıyla sonuçlanması halinde ise, (Y) Bankası (X) Bankasına sözleşme nedeniyle ortaya çıkan 40.000 TL (=1.600.000 - 1.560.000) tutarı aktaracak ve (X) Bankasınca bu tutar, sözleşme nedeniyle lehe alınan para olarak %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Örnek 2- (X) Bankasının (Y) Bankası ile düzenlediği ve 1.000.000 avro karşılığında 1.440.000 dolar almayı taahhüt ettiği forward sözleşmesine ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme tarihi                                                                     : 1/1/2011

Vade tarihi                                                                            : 1/7/2011

Ana para                                                                               : 1.000.000 Avro

Sözleşmedeki avro/dolar paritesi                                          : 1,4400

Vadede X ve Y Bankaları dolar alış kuru                              : 1,60 TL

Sözleşmenin fiziki teslimatla sonuçlanması halinde, bu işlem kambiyo işlemi olarak sıfır oranında BSMV'ye tabi olduğundan, vergi hesaplanmayacaktır.

Sözleşmenin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde ise sözleşme dolayısıyla lehe alınan paralar %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır. Sözleşme dolayısıyla lehe alınan paranın avro veya dolar olarak hesaplanıp ödenmesi mümkün olduğundan, lehe alınan bu paranın banka tarafından ilgili para birimine kendi işlemlerinde uyguladığı alış kurunu uygulamak suretiyle TL'ye çevrilmesi ve TL olarak hesaplanan söz konusu tutar üzerinden BSMV hesaplanması gerekmektedir. Nakdi uzlaşı neticesinde sözleşme dolayısıyla lehe alınan paranın dolar cinsinden hesaplandığını varsayarsak, vadedeki avro/dolar paritesinin sözleşmedeki pariteden yüksek veya düşük olmasına göre gelir elde eden taraf ve lehe alınan paranın hesabı aşağıdaki gibi olacaktır:

Vade tarihindeki avro/dolar paritesinin 1,4450 olması durumunda, vadedeki parite sözleşmedeki pariteden yüksek olduğundan, (X) Bankası lehine gelir doğmaktadır. (X) Bankasının sözleşme geliri 5.000 dolar (=1.445.000 - 1.440.000) olup, bu tutarın bankanın uyguladığı alış kuru ile çarpılması sonucu bulunan 8.000 TL (=5.000 x 1,60) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

Vadedeki avro/dolar paritesinin 1,4350 olması durumunda ise, (Y) Bankası lehine gelir doğacak ve lehe alınan bu para üzerinden BSMV hesaplanması gerekecektir. Bu durumda (Y) Bankasının sözleşme geliri 5.000 dolar (=1.440.000-1.435.000) olacaktır. (Y) Bankası, lehine kalan paranın TL'ye dönüştürülmesinde kendi uyguladığı alış kurunu esas alacaktır. Buna göre (Y) Bankasının sözleşme sonucunda lehine kalan 8.000 TL (=5.000 x 1,60) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplaması gerekmektedir.

Her iki işlemde de, gelirin dolar olarak alışı söz konusu olduğundan, lehe alınan paranın TL'ye çevrilmesinde bankanın kendi uyguladığı dolar alış kurunu esas alması gerekmektedir.

3- Swap İşlemlerinin Vergilendirilmesi

Swap, iki tarafın belirli bir zaman dilimi içinde farklı faiz ödemelerini ve/veya farklı para birimlerini karşılıklı olarak değiştirdikleri bir takas sözleşmesidir.

Vadeli bir işlem olması ve risk içermesi gibi unsurları dikkate alındığında, swap işlemlerinin arbitraj işlemlerine yönelik istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, swap işlemleri dolayısıyla lehe alınan paraların BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

Öte yandan, her swap sözleşmesinin müstakil bir işlem olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, bir swap sözleşmesinden elde edilen zararın, o işlemle ilgili olduğu iddiasıyla başka bir swap sözleşmesinden elde edilen gelirden düşülmesi mümkün değildir.

a) Para Swapı İşlemleri

Para swapı, tarafların önceden anlaştıkları oran ve koşullarda belirli miktardaki para birimlerini (döviz/döviz, döviz/TL) değiştirmek suretiyle gerçekleştirdikleri işlemlerdir.

Para swapı sözleşmesinin fiziki teslimle sonuçlanması durumunda, bu işlem kambiyo işlemi niteliğinde olacağından BSMV hesaplanmayacaktır. Ancak, para swapı sözleşmesinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde BSMV mükellefleri tarafından lehe alınan paralar %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Örnek 3- (Y) Bankasının (B) A.Ş. ile yapmış olduğu avro/dolar para swapı sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

İşlem Tarihi                                        : 31/12/2010

Vade Tarihi                                         : 6/1/2011

İşlem Tarihinde Parite                        : 1,442000

Sözleşme Paritesi                               : 1,442017

Döviz ile döviz değişimine dayalı bu swap işlemi, arbitraj istisnası kapsamına girmemektedir. (Y) Bankası sözleşmenin yapıldığı tarihte 25.000.000 avro almakta, karşılığında 36.050.000 dolar vermektedir. Vade tarihinde ise 36.050.425 dolar almakta, karşılığında 25.000.000 avro vermektedir. Para swapı sözleşmesi dolayısıyla başlangıçta ve vadede yapılan döviz teslimleri, kambiyo işlemi olacağından bu işlemler nedeniyle BSMV hesaplanmayacaktır.

İşlem tarihi itibariyle geçerli parite üzerinden döviz alış verişi gerçekleşmekle birlikte, sözleşmenin vadesinde para birimlerinin tekrar değişimi zorunlu olmayabilir. Vade tarihinde sözleşme dolayısıyla lehe alınan 425 dolar, (B) A.Ş. tarafından (Y) Bankasına aktarılmak suretiyle, sözleşme nakdi uzlaşı ile de sonuçlanabilir. Bu durumda, nakdi uzlaşı ile sonuçlanan söz konusu işlemin kambiyo muamelesi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, (Y) Bankasının, vade tarihi itibariyle dolar alış kurunun 1,80 TL olduğunu varsayarsak, 425 doları kendi işlemlerine uyguladığı 1,80 TL alış kuru üzerinden TL'ye çevirmek suretiyle bulacağı 765 TL üzerinden %5 oranında BSMV hesaplaması gerekecektir.

Örnek 4- (Z) Bankasının (V) Bankası ile yapmış olduğu dolar/TL para swapı sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

İşlem Tarihi                                : 1/3/2011

Vade Tarihi                                 : 1/4/2011

İşlem Tarihindeki kur                 : 1,5000

Sözleşme Kuru                           : 1,5051

(Z) Bankası sözleşmenin yapıldığı tarihte 4.000.000 dolar almakta, karşılığında 6.000.000 TL vermektedir. Vade tarihinde ise 6.020.560,44 TL almakta, karşılığında 4.000.000 dolar vermektedir. Gerek sözleşme tarihinde, gerekse vade tarihinde dövizlerin fiziki değişimi işlemleri, kambiyo işlemi olduğundan, sıfır oranında BSMV'ye tabi olup, elde edilen gelir üzerinden BSMV hesaplanmayacaktır.

Bu işlemin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde; (Z) Bankasının (V) Bankasından aldığı 20.560,44 TL (=6.020.560,44 - 6.000.000) lehe alınan para olarak %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

b) Faiz Swapı İşlemleri

Faiz swapı, gösterge bir anapara tutarı üzerinden farklı faiz oranı esaslarına göre hesaplanacak faizlerin iki taraf arasında anlaşılan vadelerde değişimini öngören bir sözleşmedir. Bu sözleşmede, aynı para biriminden olan borçların faiz ödemelerinin yapısı değişmekte, anapara değişimi gerçekleşmemektedir.

Faiz swapı sözleşmesi tek bir işlem, yapılan faiz ödemeleri ise bu işlemin maliyet unsuru olarak kabul edilmekte ve gelir, sözleşme yükümlülüklerinin sona erdiği vadede ortaya çıkmaktadır. Bu işlemde lehe alınan paranın tespitinde alınan ve ödenen faizler birlikte dikkate alındığı için ara dönemlerdeki faiz tahsilâtları üzerinden ayrıca BSMV hesaplanmayacaktır.

BSMV mükellefi tarafından bu sözleşme sonucunda lehe alınan paranın tespiti sözleşmenin vadesinde yapılabileceğinden, vade sonunda sözleşme bazında net faiz gelirinin oluşması halinde bu tutar üzerinden % 5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

Örnek 5- (A) Bankasının 30/7/2010 tarihinde, 10.000.000 dolar tutarındaki 2 yıl vadeli 6 ayda bir LIBOR faiz ödemeli borcundan doğan yükümlülüğünü yerine getirebilmek üzere, (Z) A.Ş. ile %4 faiz oranı ile yaptığı 2 yıl vadeli 6 ayda bir faiz ödemeli swap sözleşmesine ilişkin veriler aşağıdaki gibidir:

Sözleşme Tutarı                             : 10.000.000 dolar

Sözleşme Tarihi                              : 30/7/2010

Sabit Faiz                                       : %4

Değişken faiz                                  : Dolar LİBOR

 

Faiz Değişim Tarihleri                 LİBOR             Döviz Kuru

30/1/2011                                      %4,5                    1,28

30/7/2011                                      %3,8                    1,33

30/1/2012                                      %4,1                    1,29

30/7/2012                                      %3,7                    1,37

 

FAİZ DEĞİŞİM

TARİHLERİ

LIBOR

(Z) A.Ş. TARAFINDAN

(A) BANKASINA ÖDENEN FAİZ

(A) BANKASININ  (Z) A.Ş.YE

ÖDEDİĞİ FAİZ

30/1/2011

%4,5

225.000 USD

(225.000x1,28= 288.000-TL)

200.000 USD

(200.000x1,28=256.000-TL)

30/7/2011

%3,8

190.000 USD

(190.000x1,33= 252.700-TL)

200.000 USD

(200.000x1,33=266.000-TL)

30/1/2012

%4,1

205.000 USD

(205.000x1,29= 264.450-TL)

200.000 USD

(200.000x1,29=258.000-TL)

30/7/2012

%3,7

185.000 USD

(185.000x1,37=253.450-TL)

200.000 USD

(200.000x1,37=274.000-TL)

Toplam

 

1.058.600-TL

1.054.000-TL

 

Örneğimizde (A) Bankasının vade tarihi itibariyle sözleşme nedeniyle lehine aldığı para üzerinden BSMV hesaplaması gerekmektedir. Buna göre, (A) Bankasının söz konusu swap sözleşmesi dolayısıyla lehine aldığı 4.600 TL (=1.058.600 - 1.054.000) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekmektedir.

c) Çapraz Döviz Swap İşlemleri

Döviz swapının faiz swapı ile birlikte kullanımı sonucu ortaya çıkan diğer bir swap türü çapraz döviz swaplarıdır. Çapraz döviz swaplarında, farklı para birimleri ve farklı faiz yapısı üzerine (sabit veya değişken) borçlanan taraflar, diğer tarafın borcuna ilişkin anapara ve faiz ödemelerini yerine getirmek üzere anlaşırlar.

Bu sözleşme uyarınca yapılan işlemler, para ve faiz swapı şeklinde iki ayrı işlem olarak değerlendirildiğinden, bu sözleşmeye ilişkin işlemler yukarıda para ve faiz swapları için yapılan açıklamalar çerçevesinde vergilendirilecektir.

4- Opsiyon İşlemlerinin Vergilendirilmesi

Opsiyon sözleşmesi, opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşmedir.

Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca BSMV'den istisna edilmiştir. BSMV mükelleflerinin söz konusu borsaların dışında gerçekleştirdikleri opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe aldıkları paralar BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Opsiyon işlemleri sonucu lehe alınan para, yani BSMV matrahı; alma hakkı veren opsiyonlarda sözleşmeye konu olan finansal varlığın piyasa fiyatından kullanım (alış) fiyatı ve opsiyon priminin indirilmesi suretiyle bulunacak tutar, satma hakkı veren opsiyonlarda ise kullanım (satış) fiyatından piyasa fiyatı ve opsiyon priminin indirilmesi suretiyle hesaplanacak tutardır.

Opsiyon sözleşmelerinde, satın alma veya satma hakkını alan tarafın bu hakkı satan tarafa yaptığı ödeme, opsiyon primidir. Opsiyon primi, alım veya satım hakkını satan taraf açısından hak satışı nedeniyle lehe alınan para mahiyetinde olduğundan, BSMV mükelleflerinin lehlerine aldıkları opsiyon primleri üzerinden sözleşme tarihi itibariyle BSMV hesaplamaları gerekmektedir. Öte yandan, söz konusu opsiyon primi, opsiyon sözleşmesi sonucu lehe alınan paranın (BSMV matrahının) hesabında maliyet olarak dikkate alınacaktır.

Örnek 6- (X) Bankası 28/1/2011 tarihinde (Y) Bankası ile 2.000.000 doları 1 avro = 1,34 dolar kurundan, karşılığında avro vermek üzere, alma hakkı veren 31 gün vadeli (28/2/2011) opsiyon sözleşmesi yapmış, 2.000 TL opsiyon primi ödemiştir. (X) Bankası alım hakkını 23/2/2011 günü, avro/dolar paritesi 1,32 iken kullanmıştır. (X) Bankasının 28/2/2011 günü avro/TL kuru 2,50 olarak gerçekleşmiştir.

(Y) Bankası, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tahsil ettiği 2.000-TL opsiyon primi üzerinden %5 oranında BSMV hesaplayacaktır.

Opsiyon sözleşmesinin fiziki teslimatla sonuçlanması halinde, (X) Bankası (Y) Bankasından değeri 1.515.151,5 avro olan 2.000.000 doları 1.492.537,3 avro ödeyerek alacaktır. Bu durumda sözleşme kambiyo muamelesi ile sonuçlandığından ve kambiyo işlemlerinde BSMV oranı sıfır olduğundan, BSMV hesaplanmayacaktır.

Sözleşmenin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması, yani opsiyonun kullanıldığı tarih itibariyle spot piyasadaki avro/dolar paritesi ile sözleşmedeki parite arasındaki fark nedeniyle elde edilen gelirin (Y) Bankası tarafından (X) Bankasına ödenmesi suretiyle sonuçlanması halinde; (X) Bankası tarafından bu işlem nedeniyle lehe alınan para, elde edilen bu gelirden opsiyon priminin düşülmesi suretiyle bulunacak tutar olup, bu tutar üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanması gerekecektir. Örneğimizde sözleşme dolayısıyla lehe alınan para 22.614,2 avro (=1.515.151,5 - 1.492.537,3), bankanın aynı tarih itibariyle uyguladığı 2,50 TL avro alış kuru üzerinden TL'ye çevrilecek ve bulunan 56.535,5 TL (=22.614,2 x 2,50)'den 2.000 TL opsiyon primi düşülmek suretiyle bulunan 54.535,5 TL (=54.535,5-2.000) üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır.

Örnek 7- (X) Bankası A.Ş. yapmış olduğu opsiyon sözleşmesi uyarınca 1/5/2012 tarihinde veya bu tarihe kadar (Y) A.Ş. hisselerinin 1.000 lotunu 100.000 TL'den alma hakkı elde etmekte ve 2.000 TL opsiyon primi ödemektedir.

1/5/2012 tarihinde söz konusu hisselerin değeri: 105.000 TL

(X) Bankası vade tarihinde söz konusu hisseleri fiziken teslim aldığında ana unsur hisse alımı olduğu için X Bankası tarafından lehe alınan bir para da bulunmayacaktır.

(X) Bankası tarafından alınan hisselerin daha sonra satılması halinde satış bedeli ile 100.000 TL alış bedeli arasındaki fark üzerinden BSMV hesaplanacaktır.

Opsiyon sözleşmesinin nakdi uzlaşı ile sonuçlanması halinde, (X) Bankası söz konusu hisse senetlerinin vadede oluşan değeri ile sözleşmede belirlenen değeri arasındaki farktan ödediği opsiyon primini düşmek suretiyle bulunacak 3.000 TL (=105.000-100.000-2.000) üzerinden BSMV hesaplayacaktır.

E- Varantların Vergilendirilmesi

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca, Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna edilmiştir. Hukuki açıdan opsiyon sözleşmelerinin dayanak varlık itibariyle sınırlandırılmış bir çeşidi olarak kabul edilen varantlar için de, Türkiye'de kurulu bir borsada işlem görmeleri durumunda söz konusu istisnanın uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla, İMKB'de işlem gören varantlara ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar BSMV'den istisna olup, Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören opsiyonların vergilemesine yönelik açıklamalar, varantlar için de geçerli olacaktır.

F- Kaldıraçlı Alım Satım İşlemlerinin Vergilendirilmesi

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 30 uncu maddesinin (g) bendinde, "Döviz, mal, kıymetli maden veya Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı alım satımı, alım satımına aracılık ve bu işlemlere yönelik hizmetlerin yerine getirilmesi" sermaye piyasası faaliyeti olarak sayılmış olup, Kanunun 31 inci maddesinde sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunacak kurumların, Kuruldan izin almalarının zorunlu olduğu, faaliyet ve aracılık türleri itibariyle başvuru ve izin esaslarının Kurulca düzenleneceği belirtilmiştir.

27/08/2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğin "Tanımlar" başlıklı 4 üncü maddesinde kaldıraçlı alım satım işlemi; yatırılan teminat tutarı karşılığında, her türlü döviz, mal, kıymetli maden ve Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda alım satımı işlemleri olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede yetkili kuruluş ise; kaldıraçlı alım satım faaliyetinde bulunmak üzere Kurulca yetkilendirilmiş aracı kurum ve vadeli işlemler aracılık şirketleri olarak tanımlanmıştır.

Kaldıraçlı alım satım işlemleri foreks işlemleri, işlemlerin yapıldığı piyasa da foreks piyasası olarak isimlendirilmektedir.

Banka, banker ve sigorta şirketleri tarafından yapılan fiziki teslimatlı döviz alış ve satış işlemleri, kambiyo işlemi olduğundan sıfır oranında BSMV'ye tabi olup, üzerlerinden BSMV hesaplanmayacaktır. Ancak, nitelik itibariyle banka muamele ve hizmetleri kapsamında olduğu kabul edilen foreks işlemleri, dayanak varlıktaki fiyat değişimlerinden fiziki alım satım olmaksızın yararlanmayı amaçladığından, kambiyo alım satım işlemi olarak değerlendirilemez.

Buna göre;

- Banka ve sigorta şirketlerinin foreks işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar,

- İlgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapan ve banker kapsamında BSMV mükellefi olanların foreks işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar,

- Yetkili kuruluşlar banker kapsamında BSMV mükellefi olup kendileri veya başkaları hesabına yaptıkları foreks işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar,

6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca BSMV'ye tabi bulunmaktadır.

Örnek 8- (A) Bankası A.Ş. foreks piyasasında işlem yapmak için (B) yetkili kuruluşuna 10.000 avro teminat yatırmış ve elektronik işlem platformu üzerinden 1 avro= 1,3313 dolar kurundan 1.000.000 avroluk alım emri vermiştir.

Yatırılan teminat                        : 10.000 Avro

Kaldıraç oranı                            : 1/100

(A) Bankası dolar alış kuru       : 1,80 TL

(B) yetkili kuruluşu da müşterisi olan (A) Bankasından gelen alım emri üzerine 1 avro = 1,3312 dolar kurundan likidite sağlayıcısına 1.000.000 avroluk alım emri vermiş, aynı anda 1 avro= 1,3313 dolar kurundan bu tutarı müşterisine satmıştır.

(A) Bankası A.Ş. bir müddet sonra yetkili kuruluşa 1 avro= 1,3318 dolar kurundan 1.000.000 avroluk satım emri vermiştir.

(A) Bankası A.Ş. bu işlem dolayısıyla 500 dolar [(1,3318-1,3313)x10.000x100] lehe para aldığından, bu tutarın Bankanın alış kuru üzerinden TL'ye çevrilmesi neticesinde bulunan 900 TL üzerinden %5 oranında BSMV hesaplayacaktır.

Diğer taraftan, bu faaliyetleri esas iştigal konusu olarak yapan ve banker kapsamında BSMV mükellefi olan (B) yetkili kuruluşunun aracılık faaliyeti nedeniyle lehine aldığı paralar da BSMV'ye tabi tutulacaktır.

(B) yetkili kuruluşu tarafından yapılan döviz satış işlemleri fiziki teslimatlı olmaması nedeniyle kambiyo işlemi kapsamında değerlendirilmeyecek ve bu işlem sonucunda yetkili kuruluş tarafından lehe alınan 100 doların (1.331.300-1.331.200) TL karşılığı üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır. Yetkili kuruluşun yabancı paraya ilişkin kendi işlemleri nedeniyle uyguladığı bir döviz kuru olmaması durumunda, işlem tarihinden önceki güne ilişkin Merkez Bankası döviz alış kurunun esas alınacağı tabiidir.

Ancak, foreks işlemi yapmaya yetkili kuruluş (B) ile likidite sağlayıcı kuruluş arasındaki sonlandırma aşamasının (A) Bankasının 1 avro= 1,3318 dolar olan satış fiyatından gerçekleştirilmesi durumunda, (B) yetkili kuruluşunun bu işlemden herhangi bir aracılık geliri olmayacağı için BSMV hesaplanmayacaktır.

Yetkili kuruluş, (A) Bankasından gelen 1 avro=1,3318 dolar kurundan 1.000.000 avroluk satım emri üzerine likidite sağlayıcıya 1 avro=1,3319 dolar kurundan 1.000.000 avroluk satım emri vermesi durumunda, (B) yetkili kuruluşun aracılık faaliyeti nedeniyle lehe aldığı 100 doların (=1.331.900 - 1.331.800) TL karşılığı üzerinden %5 oranında BSMV hesaplanacaktır.

BSMV mükellefleri tarafından Türkiye'de kurulu borsalarda yapılacak kaldıraçlı alım satım işlemleri, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri mahiyetinde olmadığından, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi kapsamında değerlendirilmeleri mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, Türkiye'de kurulu borsalarda yapılan foreks işlemleri dolayısıyla lehe alınan paraların tamamı %5 oranında BSMV'ye tabi tutulacaktır.

Tebliğ olunur.

Resmi Gazete No: 71260 Resmi Gazete Tarihi: Perşembe, 16 Ağustos, 1990 Adı: UID: J6KNDKHMP5AGVLXZ
İçerik:




Bilindiği üzere, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde; Banka ve sigorta şirketlerinin 10.6.1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olacağı belirtilmiştir.

Matrahı belirleyen 31 inci maddesiyle banka ve sigorta muameleleri vergisinin matrahı, 28 inci maddede yazılı paraların tutarı olup, kambiyo alım ve satım muamelelerinde kambiyo satışlarının tutarı bu verginin matrahı kabul edilmiştir. Aynı Kanunun 33 üncü maddesinde ise banka ve sigorta muameleleri vergisi nispeti % 5, kambiyo muamelelerinde matrahın binde biri olacağı, hükme bağlanmıştır.

İncelenmesinden de görüleceği üzere; Kanun koyucu, kambiyo muameleleri dışında kalan banka muamelelerinde verginin doğması için her iki şartın gerçekleşmesini yani, bir muamele yapılmasını ve lehe para kalmasını şart koştuğu halde, kambiyo muamelelerinde, bu şartı aramamış, sadece kambiyo satışının yapılmasını verginin doğması için yeterli görmüştür.

Vergi nispetinin, genel banka muamelelerinde % 5 ve kambiyo muamelelerinde % 01 olarak farklı tespit edilmesinin amacı da budur.

Buna göre kambiyo satışlarının vergilendirilmesinde, satış bedelinin alış kurunun üzerinde olup olmaması, bu satıştan banka lehine bir para kalıp kalmaması husus önem arzetmemektedir.

Yukarıda belirtilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; döviz satım muamelesi ile tek bir muamele yapılmakta ve bu kambiyo muamelesi Banka ve Sigorta Muameleleri vergisine tabi tutulmaktadır.

Bu nedenle;

1. Bankaların, yetkili müesseselerin ve özel finans kuruluşlarının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki Kararlar ve bu kararlara istinaden çıkarılan tebliğler gereğince, Merkez Bankasına yapacakları zorunlu döviz devirlerinin kambiyo satışı kabul edilerek, devredilen satış tutarı üzerinden binde bir oranında vergi hesaplanması gerekmektedir.

Konu ile ilgili olarak daha önce çıkarılmış bulunan 12 ve 27 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğlerinin bu tebliğe aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.(*)

2. Kambiyo satışında satış tutarı üzerinden % 01 kambiyo muameleleri vergisi dışında, ayrıca döviz alış kuru ve satış kuru arasındaki müsbet fark üzerinden % 5 banka ve sigorta muameleleri vergisi ödenmesi gerekmemektedir.

Tebliğ olunur.



(*) Güncelliği Kalmamıştır.









İçerik 1:




Bilindiği üzere, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde; Banka ve sigorta şirketlerinin 10.6.1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olacağı belirtilmiştir.

Matrahı belirleyen 31 inci maddesiyle banka ve sigorta muameleleri vergisinin matrahı, 28 inci maddede yazılı paraların tutarı olup, kambiyo alım ve satım muamelelerinde kambiyo satışlarının tutarı bu verginin matrahı kabul edilmiştir. Aynı Kanunun 33 üncü maddesinde ise banka ve sigorta muameleleri vergisi nispeti % 5, kambiyo muamelelerinde matrahın binde biri olacağı, hükme bağlanmıştır.

İncelenmesinden de görüleceği üzere; Kanun koyucu, kambiyo muameleleri dışında kalan banka muamelelerinde verginin doğması için her iki şartın gerçekleşmesini yani, bir muamele yapılmasını ve lehe para kalmasını şart koştuğu halde, kambiyo muamelelerinde, bu şartı aramamış, sadece kambiyo satışının yapılmasını verginin doğması için yeterli görmüştür.

Vergi nispetinin, genel banka muamelelerinde % 5 ve kambiyo muamelelerinde % 01 olarak farklı tespit edilmesinin amacı da budur.

Buna göre kambiyo satışlarının vergilendirilmesinde, satış bedelinin alış kurunun üzerinde olup olmaması, bu satıştan banka lehine bir para kalıp kalmaması husus önem arzetmemektedir.

Yukarıda belirtilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; döviz satım muamelesi ile tek bir muamele yapılmakta ve bu kambiyo muamelesi Banka ve Sigorta Muameleleri vergisine tabi tutulmaktadır.

Bu nedenle;

1. Bankaların, yetkili müesseselerin ve özel finans kuruluşlarının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki Kararlar ve bu kararlara istinaden çıkarılan tebliğler gereğince, Merkez Bankasına yapacakları zorunlu döviz devirlerinin kambiyo satışı kabul edilerek, devredilen satış tutarı üzerinden binde bir oranında vergi hesaplanması gerekmektedir.

Konu ile ilgili olarak daha önce çıkarılmış bulunan 12 ve 27 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğlerinin bu tebliğe aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.(*)

2. Kambiyo satışında satış tutarı üzerinden % 01 kambiyo muameleleri vergisi dışında, ayrıca döviz alış kuru ve satış kuru arasındaki müsbet fark üzerinden % 5 banka ve sigorta muameleleri vergisi ödenmesi gerekmemektedir.

Tebliğ olunur.



(*) Güncelliği Kalmamıştır.









İçerik 2:




Bilindiği üzere, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde; Banka ve sigorta şirketlerinin 10.6.1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paraların banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olacağı belirtilmiştir.

Matrahı belirleyen 31 inci maddesiyle banka ve sigorta muameleleri vergisinin matrahı, 28 inci maddede yazılı paraların tutarı olup, kambiyo alım ve satım muamelelerinde kambiyo satışlarının tutarı bu verginin matrahı kabul edilmiştir. Aynı Kanunun 33 üncü maddesinde ise banka ve sigorta muameleleri vergisi nispeti % 5, kambiyo muamelelerinde matrahın binde biri olacağı, hükme bağlanmıştır.

İncelenmesinden de görüleceği üzere; Kanun koyucu, kambiyo muameleleri dışında kalan banka muamelelerinde verginin doğması için her iki şartın gerçekleşmesini yani, bir muamele yapılmasını ve lehe para kalmasını şart koştuğu halde, kambiyo muamelelerinde, bu şartı aramamış, sadece kambiyo satışının yapılmasını verginin doğması için yeterli görmüştür.

Vergi nispetinin, genel banka muamelelerinde % 5 ve kambiyo muamelelerinde % 01 olarak farklı tespit edilmesinin amacı da budur.

Buna göre kambiyo satışlarının vergilendirilmesinde, satış bedelinin alış kurunun üzerinde olup olmaması, bu satıştan banka lehine bir para kalıp kalmaması husus önem arzetmemektedir.

Yukarıda belirtilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; döviz satım muamelesi ile tek bir muamele yapılmakta ve bu kambiyo muamelesi Banka ve Sigorta Muameleleri vergisine tabi tutulmaktadır.

Bu nedenle;

1. Bankaların, yetkili müesseselerin ve özel finans kuruluşlarının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki Kararlar ve bu kararlara istinaden çıkarılan tebliğler gereğince, Merkez Bankasına yapacakları zorunlu döviz devirlerinin kambiyo satışı kabul edilerek, devredilen satış tutarı üzerinden binde bir oranında vergi hesaplanması gerekmektedir.

Konu ile ilgili olarak daha önce çıkarılmış bulunan 12 ve 27 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğlerinin bu tebliğe aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.(*)

2. Kambiyo satışında satış tutarı üzerinden % 01 kambiyo muameleleri vergisi dışında, ayrıca döviz alış kuru ve satış kuru arasındaki müsbet fark üzerinden % 5 banka ve sigorta muameleleri vergisi ödenmesi gerekmemektedir.

Tebliğ olunur.



(*) Güncelliği Kalmamıştır.









Resmi Gazete No: 34272 Resmi Gazete Tarihi: Pazartesi, 18 Mayıs, 1981 Adı: UID: JZWNM678GF3K8EWW
İçerik:




Gider Vergileri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 17.4.1981 tarihli ve 2447 Sayılı Kanun 19.4.1981 tarihli ve 17315 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve yayımlandığı tarihi takip eden aybaşından itibaren yürürlüğe girmiştir.

Gider Vergileri Kanununda yapılan değişikliklere ilişkin olarak maddeler itibariyle aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.

1. Kanunun 1 inci maddesi ile Gider Vergileri Kanununun ihracat muaflığının tatbik edilmeyeceği haller ile ihraçtan vazgeçme halinde yapılacak muamele başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiştir.

Buna göre, Kanunun 6 ncı maddesinde belirtildiği şekilde ihracat beyannamesi verilmesine rağmen aynı maddede kayıtlı diğer şartlara riayet edilmeden malın ihraç edilmesi halinde, ihracat beyannamesi üzerine evvelce tarh, tahakkuk ve tecil edilmiş vergi, malın imal veya istihsal yerinden çıktığı tarihi takip eden ayın onbeşi ödeme süresi sayılarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunacaktır.

Diğer taraftan, mal imal veya istihsal yerinden çıkmadan evvel ihracat beyannamesi verilmemesine rağmen, kanunun bahsi edilen 6 ncı maddesinde kayıtlı diğer şartlara riayet edilerek malın ihraç edilmesi durumunda, evvelce tarh, tahakkuk ve tecil edilmiş bir vergi olmadığından, aranılacak istihsal Vergisine gecikme zammı tatbik edilmesi mümkün değildir. Bu durumda usulüne uygun olarak ihraç edilmeyen mallara ait istihsal vergisi, Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilecektir.

2. Kanunun 3 üncü maddesiyle 6802 sayılı Kanunun 17 nci. maddesinin (b) fıkrası hükmü değiştirilmiştir. Bu değişiklikle müstahsil nam ve hesabına tahsil edilmiş olsun veya olmasın prim, beyiye, ikramiye, reklam bedeli, komisyon, faiz gibi paraların satış bedelinden indirilemeyeceği belirtilmiştir.

Buna göre, müstahsillerin teslim ettikleri maddeler karşılığında, satış bedeli meyanında müşterilerinden sorumlu sıfatıyla alarak başka kişi ve kuruluşlara verdikleri, prim ve diğer adlar altındaki paralar da satış bedeline dahil edilecektir.

3. Kanunun 5 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 2, 5 ve 6 ncı fıkraları değiştirilmiştir.

A _ 2 nci fıkrada yapılan değişiklik, bu fıkrada yer alan "Maliye ve İktisat ve Ticaret Vekaletlerince" ibaresinin "Maliye ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarınca" olarak değiştirilmesinden ibarettir.

B _ Değişik 5 ve 6 ncı fıkralar gereğince,

a) II sayılı tabloya ilâve edilen 8 ilâ 15 nci pozisyonlarda kayıtlı madde ve mamullere ilk madde indirimi uygulanmayacaktır.

b) II sayılı tablonun 3 ncü pozisyonunda kayıtlı taşıtlara ilk madde indiriminin şartlı olarak uygulanacağına dair hüküm madde metninden çıkarılmıştır. Buna göre taşıtların imalinde kullanılan vergili ilk ve yardımcı maddeler, gerek dahilden ve gerekse ithal yoluyla sağlansın, ilk madde indirimi tayin ve tesbitinde dikkate alınacaktır.

c) Bu değişiklik sonucu II sayılı tablonun 4, 5 ve 6 ncı pozisyonunda kayıtlı mamuller ile I sayılı tablonun 9/B ve C pozisyonunda kayıtlı camlar için ilk madde indirimi evvelce olduğu gibi, yine şartlı olarak uygulanacaktır. Yani bu pozisyonlarda kayıtlı mamullerin imalinde ve bunların bünyesine girecek şekilde kullanılan vergili ilk ve yardımcı maddeler, dahilden tedarik edildiği takdirde, ilk madde indirim oranı tayin ve tesbitinde dikkate alınacak aksi takdirde dikkate alınmayacaktır.

d) Maddede camlarla ilgili olarak 9/B ve C pozisyonunun yer alması, daha önce A, B, C, D ve E fıkraları olarak düzenlenmiş olan 9 ncu pozisyonun bu defa 9/A, B ve C fıkraları olarak yeniden düzenlenmesi sebebine dayanmaktadır.

4. Kanunun 6 ncı maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun 28 nci maddesin de kapsam genişletici değişiklikler yapılmıştır. Kanun hükmünde yapılan bu değişiklikle bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri adına veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulmuştur.

Buna göre, bankerlerin kendilerine ait menkul kıymetler portföyündeki tahvillerin kupon bedelleri vergiye tabi olmakta, ancak, sattıkları tahvillerin kupon bedellerini tahsil ederek aynen müşterilerine devrettikleri takdirde, kendi lehlerine kalan bir para olmadığı için, bu şekilde tahsil edilen kupon bedelleri vergiye tabi olmamaktadır. Bankerlerin bu şekilde yaptıkları hizmet karşılığı, müşterilerinden komisyon, ücret veya hizmet karşılığı veya sair adlarla bir para almaları halinde, bu şekilde alınan paranın vergiye tabi olacağı açıktır.

5. Kanunun 7 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun 29 ncu maddesine (n) fıkrası eklenmiştir. Böylelikle, mevduat toplamayan bankaların açmış oldukları yatırım kredileri dolayısiyle lehlerine aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna tutulmuştur.

Yatırım kredileri projeye bağlı olarak bir sınai tesisin kurulması, tevsii ve modernizasyonu için verilen kredilerdir.

İstisna, kredinin banka yetkili organlarınca kabulü, ikraz sözleşmesinin imzalanması, kredinin kullandırılması ve kredinin vade hitamına kadar geri ödenmesi sırasında mevduat kabul etmeyen bankaların lehlerine aldıkları (taahhüt komisyonu, faiz, gecikme faizi, akreditif komisyonu, ekstre masrafları gibi...) paraları kapsamaktadır.

6. Kanunun 8 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin nispetine ait olan 33ncü maddesi değiştirilmiştir. Bu değişiklikle T.C. Merkez Bankası ile bankalar arasındaki reeskont muamelelerinde % 20, reeskont muameleleri dışındaki muamelelerde % 25 olan banka ve sigorta muameleleri vergisinin nispeti % 15'e indirilmiş, kambiyo muamelelerine ait olan nispeti ise matrahın onbinde beşinden binde birine yükseltilmiştir.

Bankalarca açılan kredilerde faiz tahakkuku genellikle üç ve altı aylık devre sonlarında yanılmaktadır. Kredinin kullanıldığı sürece bankalar lehine her gün gerçekleşen faizlerin, üç ve altı aylık devre sonlarında tahakkuk ettirilerek gelir hesaplarına yazılmasıyla bankalar yönünden faiz geliri elde edilmiş olmakla ve vergi yükümlülüğü de o anda doğmaktadır. Bu bakımdan açılmış olan krediler dolayısıyla faiz tahakkukunun Kanunun yürürlük tarihi olan 1.5.1981 tarihinde veya bu tarihten sonra yapılması durumunda söz konusu faizlerin tamamına % 15 banka ve sigorta muameleleri vergisi nispeti tatbik edilecektir.

7. Kanunun 9 ncu maddesi ile, 6802 sayılı Kanunun 38 nci maddesinin III numaralı bendi değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle, petrol boru hatları ile yapılan yerli hampetrol taşımalarında varil başına alınan 4.5 TL lık nakliyat vergisi varil başına 25 TL na yükseltilmiştir.

8. Kanunun 10 ncu maddesi ile 6802 sayılı Kanunun ''Hizmet Vergileri" ile ilgili ikinci kısmına 43 ncü maddeden sonra dördüncü bölüm olarak "İlan ve Reklam Hizmetleri Vergisi" başlığı ile 5 Ek Madde eklenmiştir .

Buna göre Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından yayınlanan ilan ve reklamlar % 15 nispetinde ilan ve reklam hizmetleri vergisine tabi tutulmuştur.

Verginin mükellefi Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumudur. Vergi matrahı ise ilan ve reklam karşılığında her ne adla olursa olsun alınan bedeldir. Gider Vergilerinin karekteri gereği yani yansıtılabilir (intikali) vergilerden olması dikkate alınarak, bu kanunla alınan ilan ve reklam hizmetleri vergisinin matraha dahil edilmeyeceği belirtilmiştir. Buna göre TRT Kurumu tarafından ilan ve reklam hizmeti karşılığı alınan paralar dolayısıyla düzenlenecek faturalarda vergi ayrıca gösterilecektir.

Diğer taraftan verginin Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahının hesabında gider olarak indirilemeyeceği de hükme bağlanmıştır. Buna göre gerek reklam ve ilanı yapan TRT Kurumu ve gerekse reklam ve ilanı yaptıran veya yapılmasına taraf olan kişi ve kurumlar ödenen vergiyi Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından gider olarak indiremeyeceklerdir.

Ek 5 nci maddede verginin beyanının tarhının ve ödenmesinin Kanunun 44 ila 48 nci madde hükümleri gereğince yapılacağı belirtilmektedir.

Anılan 44 ila 48 nci maddeler gereğince, TRT Kurumu, bulunduğu yer vergi dairesine ilan ve reklam hizmetleri vergisi mükellefi olması nedeniyle mükellefiyetini tescil ve tesis ettirecek ve bir ay içindeki muamelelerini ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar bir beyanname ile beyan edecek ve vergisine beyanname verme süresinde ödeyecektir.

9. Kanunun 11 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı Tablonun 2-A pozisyonunun (b) fıkrası değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle, anılan fıkrada yer alan dökme demir tabirine giren maddeler ismen sayılmıştır.

Ayrıca fıkraya eklenen parantez içi hükmü ile de döküm ocaklarında vergili pik veya hurda demirlerden elde edilen yarı mamul ve mamul haldeki döküm mamulleri vergi kapsamı dışına çıkarılmış ve fıkrada kayıtlı maddelere ait vergi oranı % 20 den % 15'e indirilmiştir. Buna göre, kupol ocağı ve diğer döküm ocaklarında elde edilen mamul ve yarı mamul haldeki döküm mamulleri istihsal vergisine tabi tutulmayacaktır.

10. Kanunun 12 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı 1 sayılı tablonun 3 üncü pozisyonunda yer alan kauçuğun vergi nispeti % 30 dan % 25'e indirilmiştir.

11. Kanunun 13 ncü maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun 4 ncü pozisyonundaki "suni plastik maddeler selülozun eter ve esterleri ve suni reçineler" e ait % 40 lık vergi nispeti, % 25'e indirilmiştir.

12. Kanunun 14 ncü maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun "9. camlar" pozisyonu yeniden düzenlenmiştir.

Bu değişiklikle, daha önce A,B,C,D ve E fıkraları olmak üzere 5 fıkra halinde düzenlenen "9 ncu pozisyon" A,B ve C fıkraları olmak üzere 3 fıkra halinde düzenlenmiş, evvelce A,B ve D fıkralarında kayıtlı bulunan cam ve cam eşya bu fıkralardan çıkarılıp A fıkrasına dahil edilmiş ve % 30 ve % 15 oranlarında; C fıkrasında yer alan emniyet camları, B fıkrasına dahil edilerek % 15 oranında, E fıkrasında kayıtlı bulunan aydınlatma ve işaret işleri için cam eşya C fıkrasına dahil edilerek % 30 ve % 20 oranlarında istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

Buna göre, renkli, dalgalı, çizgili ve telli pencere camları A fıkrasının (a) bendi gereğince % 30 oranında, B ve C fıkraları dışında kalan örneğin adi ve buzlu pencere camları, düz camlar, cam ilk maddeleri ile hurda camlardan imal olunan ilk istihsal mahsulü her türlü cam ve cam eşya bu meyanda cam damacana, şişeler, tüpler cam elyaf, cam fitil, cam demet v.s. aynı fıkranın (b) bendi gereğince % 15 oranında istihsal vergisine tabi bulunmaktadır.

Diğer taraftan, daha önce anılan pozisyonun E fıkrasında yer alan aydınlatma ve işaret işleri için cam eşya, bu defa C fıkrasında ve iki bentde değişik nispetlerde vergiye tabi tutulmuş, (C) fıkrasına parantez içerisinde "Başka maddelerle mürettep ve montaj suretiyle imal edilmiş olsun olmasın" ibaresi eklenerek montaj suretiyle elde edilen aydınlatma ve işaret işleri için cam eşyanın (Örneğin montaj suretiyle elde edilen avizenin) vergi konusuna girdiği açık ve kesin olarak ifade edilmiştir.

Anılan (C) fıkrasının (a) bendi ile, kalıplama, kesme, yontma, traşlama ve parlatma ameliyesine tabi tutulmuş camlardan imal olunanlar (ki bu meyanda kristalden mamul bulunan avizeler ve aksamı sayılabilir.) % 30 nispetinde, bunun dışında kalan aydınlatma ve işaret işleri için cam eşya ise (b) bendi gereğince % 20 nispetinde istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

Anılan pozisyonda kayıtlı "Camlar" la ilgili geniş izahat Gider Vergilerine ait 59 seri No.lu Genel Tebliğinde yer almaktadır.

13. Kanunun 15 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun 10 ncu pozisyonunun A,B ve C fıkralarında kayıtlı ipliklere ait oranlar % 12 ye indirilmiş ve C fıkrası, suni ve sentetik elyaf vergi konusuna alınmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir.

A ve B fıkralarında yapılan değişiklik; bu fıkralarda kayıtlı maddelerin vergi nispetlerinin indirilmesinden ibarettir.

C fıkrasında yapılan değişiklikle, bu fıkrada kayıtlı ipliklerin vergi nispeti % 36 dan % 12 ye indirilmiş ve suni ve sentetik ipliklerin ilk maddelerinden olan ve Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 5l nci ve 56 ncı faslında yer alan dokumaya elverişli devamlı ve devamsız sun'i ve sentetik elyaf da aynı nispette istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

Daha önce vergi kapsamına girmeyen bu defa vergi konusuna alınan suni ve sentetik elyafın tarifleri Gümrük Giriç Tarife Cetvelinin 51 nci faslın notlarında şu şekilde yapılmıştır.

Tarifenin neresinde geçerse geçsin, "Dokumaya elverişli sentetik ve sun'i lif" tabiri aşağıda yazılı sınai usullerden biriyle istihsal olunan organik polimer liflerini ifade eder.

a) Organik monomerlerin polimerizasyonu veya kondansasyonu ile elde edilenler; evcümle, poliamidlar, poliesterler, poliüretanlar ve polivinilik müştaklar.

b) Selüloz, kazein, protein, yosun v.s. gibi tabii organik polimerlerin kimyevi tahavvülleri suretiyle elde edilenler; ezcümle viskoz ipeği, asetat ipeği, küpro-amonyak (Cupra) ipeği, denizyosunu ipeği, Yukarıda (a) bendinde tarif edilenler "sentetik lif" ve (b) bendinde tarif edilenler de "Suni lif" addolunur.

Önemine binaen sentetik elyaf üretimi ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun bulunmuştur.

Sentetik elyaf üretimi şu şekilde gerçekleştirilmektedir. Dahilden veya ithal yoluyla Kanuna bağlı I sayılı tablonun 12 nci pozisyonu gereğince- istihsal vergisi ödenmek suretiyle temin edilen kaprolaktam, polimerizasyon tesislerinde polimerize edilerek polikaprolaktan (cips) elde edilmekte elde edilen polikaprolaktamdan da sentetik elyaf üretilmektedir.

(Polikaprolaktamdan doğrudan doğruya sentetik iplik üretimi de mümkündür.)

Buna göre;

a) Bir müstahsil tarafından, vergili olarak temin edilen kaprolaktamın polimerizasyon tesislerinde polimerize edilmesi suretiyle elde edilen yine Kanuna bağlı I sayılı tablo 4 ncü pozisyonu gereğince % 25 nispetinde istihsal vergisine tabi bulunan polikaprolaktam sentetik elyaf imalinde kullanılırsa, -sentetik elyaf vergi konusuna alındığı cihetle-Kanunun 4/b maddesi gereğince, vergiye tabi polikaprolaktamın sentetik elyaf imalinde sarfedilmesi vergiden müstesnadır. Vergi Kanununun 2 ve 3 ncü maddeleri gereğince, sentetik elyafın tesliminde satış veya emsal satış bedeli üzerinden, ilk madde indirimi uygulanmak suretiyle ödenecektir.

b) Bir müstahsil tarafından yukarıda bahsedildiği şekilde elde edilen sentetik elyaf, sentetik ipliğin imalatında ilk madde olarak kullanıldığı takdirde, vergi, Kanunun yine 4/b maddesi gereğince sentetik elyafın, sentetik iplik imalatında sarfedilmesi vergiden müstesna olduğundan, sentetik ipliğin tesliminde ödenecektir.

14. Kanunun 16 ncı maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun 11 nci pozisyonunun a, b ve c fıkralarında kayıtlı elektrik ve havagazının vergi hadleri 10 kat artırılmıştır.

Buna göre, elektriğin vergi haddi, kullanılış amacına göre 1 veya 3 kuruştan 10 veya 30 kuruşa, havagazının vergi haddi, 1,5 kuruştan 15 kuruşa çıkarılmış bulunmaktadır.

15. Kanunun 17 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı 11 sayılı tablonun 2 nci pozisyonunda kayıtlı kibritin vergi haddi 10 kat artırılarak 1000 çöpten 60 kuruş olarak alınan vergi miktarı 1000 çöpten 6 liraya çıkarılmıştır.

16. Kanunun 18 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı II sayılı tablonun 3 ncü pozisyonun a, b, c ve d bentlerinde kayıtlı bulunan taşıtların vergi nispetleri düşürülmüştür.

17. Kanunun 19 uncu maddesi ile, 6802 sayılı Kanuna bağlı II sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (b) (c) ve (d) bentleri değiştirilmiş ve pozisyonun sonuna (f) bendi eklenmiştir.

_ (b) bendinde yapılan değişiklik; sair her türlü radyo alıcı cihazlarına ait olan nispetin % 5'den % 10'a çıkarılmasından ibarettir.

_ (c) ve (d) bentlerinde yapılan değişiklikle ve bu pozisyona eklenen (f) fıkrası ile vergi dışı kalmış bir takım ses cihazları, ses şeritleri (kasetli olanlar dahil) video teypler bunlara ait şeritler ve televizyon antenleri vergi konusuna alınmış bulunmaktadır. Bu duruma göre, vergili olan şeritlerinin kasetlere monte edilmesi suretiyle vücuda getirilen kaset bantların teslimi de vergi konusuna girmektedir.

18. Kanunun 20 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı II sayılı mamul maddeler tablosuna 8,9,10,11,12,13,14 ve 15 nci pozisyonlar eklenmiştir.

A _ 8 nci pozisyon ile sertleştirilmemiş vulkanize kauçuktan her nevi tekerlek bandajları, iç ve dış lâstikleri ve flapslar istihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 40.11 pozisyonunda yer alan mezkûr mamuller hakkında Tarife Cetveli izahnamesinde verilen izahat aşağıda belirtilmiştir.

"40.11 Sertleştirilmemiş vulkanize kauçuktan her nevi tekerlek bandajları iç ve dış lâstikleri ve flapsları."

Bu pozisyona aşağıdakiler dahildir.

a) 40.11.30 Bandajlar (İçi dolu veya yarı dolu), takviyeli bandajlar (yarış bisikletlerinde kullanılanlar gibi) ve iç lastiğe lüzum göstermeyen hususi dış lastikler (Uçaklar için, kamyon ve traktörler de dahil olmak üzere motorlu kara nakil vasıtaları için)

b) Dış lastikler ; 40.11.11 Kutru 16 inç'e (16 dahil) kadar olanlar, 40.11.12 kutru 17-22 (22 dahil) inç'e kadar olanlar, 40.11.13 Kutru 23 inç'ten fazla olanlar.

c) İç lastikler: 40.11.21 Ağırlığı 5 kg'a kadar olanlar, 40.11.22 Ağırlığı 5 kg ve daha fazla olanlar.

d) Flapslar (İç lastiği madeni janta temastan korumaya mahsus)

Bu pozisyonda yer alan eşya her nevi kara ve hava nakil vasıtalarında, tekerlekli oyuncaklarda, müteharrik mobilyalarda, makinelerde, harp silahlarında, tıbbi ve cerrahi cihazlarda vs.. kullanılır.

B) 9 ncu pozisyon ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 34.02 pozisyonunda kayıtlı tansiyoaktif organik müstahsallar, tansiyoaktif müstahzarlar ve yıkama müstahzarları (Sabun ihtiva etsin etmesin) vergi kapsamına alınmıştır.

Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 34.02 pozisyonunda yer alan ve genellikle halk arasında deterjan olarak isimlendirilen bu maddeler toz, likit ve krem halinde bulunabilmektedir. Söz konusu maddeler hakkında Tarife Cetveli izahnamesinde verilen izahat aşağıda belirtilmiştir.

Bu pozisyon aşağıdakileri içine alır :

(I) Tansiyoaktif organik müstahsallar (sabunlar hariç). Bunlar kimyaca muayyen terkibi bulunmayan ve fakat izole halde olan maddeden teşekkül eder veya içine meselâ sodyum sülfat gibi âtıl (inert) maddeler ilâvesi suretiyle tipleştirilmiş olabilir.

Muhtelif menşeli organik müstahsalları teşkil eden bu müstahsalların az bir miktarı suda eritildiğinde su sathının tansiyonunu değiştirir ve bu suretle köpürme, ıslatma, nüfuz etme, temizleme veya emülsiyon haline getirme hassası kuvvetli bir mahlûl meydana getirir.

Bu müstahsallar meyanında aşağıdakiler zikredilebilir :

(1) Sülforisinoleatlar, sülfooleatlar, sülforezinatlar; suda münhal naftenatlar, sülfonaftenatlar ve suda münhal petrol sülfonatlar (amonyumun, alkali madenlerin veya etanolaminlerin), içinde muayyen miktarda madeni yağ bulunan petrol sülfonatlar; yağ alkollerinin, yağ esterlerinin, yağ asitlerinin ve yağ amidlerinin sülfonlaşmasından hasıl olan müstahsallar; alkilsülfonatlar, alkilsülfatlar, alkilarilsülfonatlar ve ikame benziminazollerin sülfonlu müştakları ile aktif anyonlu benzeri müstahsallar.

(2) Yağ aminlerinin tuzları, kuarterner amonyun tuzları ve aktif katyonlu benzeri müstahsallar.

(3) Yağ alkolleri, yağ asitleri veya alkilfenollerin etilen oksit ile olan kondansasyonundan elde edilen müstahsallar ve aktif iyonu bulunmayan benzeri müstahsallar.

(II) Tansiyoaktif müstahzarlar ve yıkama müstahzarları. Mahlût halde olan bu müstahzarlar meyanında şunlar zikredilebilir :

A _ Tansiyoaktif müstahzarlar.

(1) Yukarıda (I) inci kısımdaki tansiyoaktif müstahsalların birbirleriyle karıştırılmasından meydana gelen mahlûtlar (meselâ, sülforisinoleatların sülfonlu alkilnaftalenler veya sülfonlu yağ alkolleriyle olan mahlûtları gibi).

(2) Yukarda (I) inci kısımdaki tansiyoaktif müstahsalların organik bir muhallil içindeki mahlûlleri veya emülsiyonları (meselâ, sülfonlu bir yağ alkolünün siklohekzenol veya tetrahidronaftalen içindeki mahlûlü gibi).

(3) Esasına yukarda (I) inci kısımdaki tansiyoaktif müstahsallardan birini teşkil eden sair mahlûtlar (meselâ, içinde muayyen nisbette sabun bulunan tansiyoaktif müstahsallar gibi).

(4) Siklohekzanol gibi bazı organik muhalliler içindeki sabun mahlûlleri veya emülsiyonları (içine az miktarda etil alkol katılmış su içindeki sabun mahlûlleri mayi sabunları teşkil etmekte ve dolayısiyle 34.01 pozisyonunda yer almaktadır.)

B _ Yıkama müstahzarları:

(1) Anorganik müstahsalların, ezcümle sodyum karbonat, sodyum metasilikat, sodyum hekzametafosfat, pertuzlar (sodyum perborat gibi), sodyum tetraborat, vs.. nin birbirleriyle olan karışımından meydana gelen mahlûtlar.

(2) Esasını anorganik müstahsallar (ezcümle yukarda 1 numaralı fıkrada zikredilenler) teşkil eden ve aynı zamanda içinde muayyen miktarda organik müstahsallar (sabunlar, metilsellüloz, pankreas hülâsaları, vs..) bulunan mahlûtlar.

Yukarıda sözü edilen müstahzarlar, ister ev işlerinde ister sanayide kullanılsın, bu pozisyonda yer alır. Bunlar hususiyle giyim eşyasının yıkanmasında, dokumaya elverişli maddelerin yıkanmasında ve yağlarının alınmasında (meselâ, ağartmayı ve boyamayı kolaylaştırma maksadiyle), madenî eşyanın (meselâ mutfak eşyası, muhtelif cihazlar, v.s. gibi) yıkanıp temizlenmesinde, döşeme taşlarının yıkanmasında, hazne, v.s. nin temizlenmesinde kullanılır. Tansiyoaktif müstahsallar ve müstahzarlar aynı zamanda haşarat öldürücü emülsiyonlarla ispençiyarî emülsiyonların ve keza yangın söndürücü müstahzarların imalinde de kullanılmaktadır.

El yıkamada kullanılan neviden olan tansiyoaktif maddeler emdirilmiş veya kaplanmış sellüloz vatkadan veya kâğıttan mamûl yapraklar, defterler ve benzerleri dahi bu pozisyona dahildir.

C _ 10 uncu pozisyon ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin:

a) 44.14,44.15 Pozisyonlarında kayıtlı parke ve kontraplaklar,

b) 44.18 pozisyonunda kayıtlı pano, levha, blok ve benzeri şekillerde bulunan ve tabii veya suni reçinelerle veya sair organik yapıştırıcı maddelerle ağlomere edilmiş yonga, talaş, ağaç unu, vesair ağaç döküntülerinden suni veya terkip yoluyla elde edilen ağaçlar. (Sunta, talaş ve yonga levhalar gibi)

c) 48.09 pozisyonunda kayıtlı kâğıt hamurundan ağaç liflerinden veya sair nebati liflerden elde edilen inşaat ve imalat için levhalar (tabii veya suni reçinelerle veya benzeri sair yapıştırıcılarla ağlomere edilmiş olsun olmasın) (Formika v.s. gibi)

d) 68.09 pozisyonunda kayıtlı bitkisel liflerden, ağaç liflerinden, samandan, ağaç talaşı ve döküntülerden, testere tozlarından elde edilen, panolar, levhalar, kütükler, karolar ve benzerleri (çimento; alçı veya madeni birleştiricilerle aglomere edilmiş.) (Bu pozisyonda kayıtlı maddeler, esas bağlayıcı maddesi çimento, alçı, kireç, sodyum silikat, kum, cam v.s. gibi madeni birleştiricilerle aglomere edilmiş bitkisel menşeli inşaat eşyalarıdır.)

D _ 11 nci pozisyon ile makine ile dokunmuş halılar ile iplik, yarı mamul iplik veya elyafın bir mesnet üzerine veyahut elyafın birbirine iğneleme veya sair metodlarla tesbiti suretiyle imal olunan her nevi halı ve döşemelikler (Makina ile dokunmuş kilimler hariç) istihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

Pozisyonda geçen halı deyimi genel olarak insanların örtü ve yaygı ihtiyaçlarını karşılamak için kullandıkları ilmekli mensucatı ifade eder. Yapısına bakıldığında, iskeletini teşkil eden ve çözgü denilen uzunluğuna iplikler üzerine düğümlenen ilmeklerle; ilmekleri sıkıştırmak dokuyu kuvvetlendirmek için genişliğine atılan atkı ipliklerinden oluştuğu görülür.

Halılar yapılış teknikleri itibariyle de; dokunan, iğneleme metodu ile yapıştırılan (tufting) veya örülen halılar olarak başlıca üç ana gruba ayrılabilirler.

Dokunan halılar denilince akla "el halıları" gelir. Bunların en belirgin özelliği ilmek yani el ile atılan düğümdür. Bu halıların imalinde ipliğin bir mesnet üzerine tesbiti söz konusu değildir. Dolayısıyle el halıları bu hükmün kapsamı dışındadır.

Bu pozisyon ile vergi kapsamına alınan makine halıları ile iğneleme veya sair metodlarla imal olunan halı ve döşemeliklerin imalât şekliyle, bu mamuller hakkındaki genel bilgiler aşağıda belirtilmiştir.

El ile atılan düğümü makinaya yaptırmak imkânı bulunamadığından, yün ipliğini çözgü ipliğine ilmeklemeden tutturup, atkı ile sıkıştırarak dış görünüş itibariyle el halısının aynı, fakat uzman bir gözün kısa bir inceleme ile esasta farklı olduğunu anlayabileceği makine halıları (örülen halılar) meydana getirilmiştir.

Tufting halıları ise, dokuma metodu ile değil, iğneleme ve yapıştırma işlemiyle gerçekleştirilen bir halı cinsini ifade etmektedir.

Tufting metodu ile üretim tekniği ana hatları itibariyle şu aşamaları geçirmektedir.

Sentetik elyaftan çekilen iplikler tufting makinasının özel bir yerine yatay bir vaziyette gerilmiş bulunan bir arabezinin üzerine uç deliklerinde anılan iplikleri taşıyan binlerce sayıda iğneler kanalıyla bukleler halinde sabitleştirilirler.

İğneler arabezini delip, alta geçip, tekrar yukarıya çekilirken, iğneye bağlı iplikle arabezi arasına otomatik bir şekilde giren bukle yapıcılar, ipliğin yukarı çekilmesine engel olarak, buklelerin arabezinin üzerinde kalmasını temin ederler. Sonra da pile iplikleri ile arabezini birbirine iyice kenetlemek için halının arka kısmına bir lâteks tabakası geçirilir.,

İplik tufting makinesine bobinlerden, masura millerinden geçerek tüpler yoluyla aktarılır.

Bu metodla halı imalinde sentetik kökenli iplik kullanılmaktadır. Ancak, dokuma ve örme ameliyesi burada imalata girmemekte, iğneleme ameliyesi kullanılmakta, pileler arabezine yapıştırılmak suretiyle mamul elde edilmektedir.

Tufting metoduna benzer diğer bir metod'da nonwoven metodudur. Yalnız bu metodla halı imalinde, tufting metodunda olduğu gibi, sentetik kökenli iplik değil de, elyaf kullanılmakta ve elyafın arabezinin üzerine iğnelenip, plâstik maddelerle yapıştırılması suretiyle mamul elde edilmektedir.

Kanunun 4/b maddesi gereğince aynı işletme dahilinde imal edilen ve bu pozisyon ile vergi kapsamına alınan makine halıları ile iğneleme veya sair metodlarla imal olunan halı ve döşemeliklerin imalinde sarf edilen iplikler vergiden istisna edilecektir.

E) 12 nci pozisyon ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 73.36, 84.12, 84.15, 84.17, 84.19, 85.06 ve 85.12 pozisyonlarında kayıtlı,

a) Klima cihazları ve pişirme fırınları (odun ve kömürle çalışanlar hariç)

b) Buzdolapları ve soğutma tertibatlı diğer makine ve cihazlar,

c) Her çeşit ve tipte çamaşır ve bulaşık yıkama makinaları ile hazır eşya için ütüler ve presler,

d) Ev işlerinde kullanılmaya mahsus motorlu elektromekanik cihazlar istihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

Ev işlerinde kullanılmaya mahsus motorlu elektromekanik cihazlar aşağıda sayılmıştır.

Bunlar; ev, otel, lokanta, büro, okul, hastane, tren, uçak, gemi mutfakları, kantin vs.. yerlerde kullanılan içindeki elektrik motoru ile çalışan aletler, ağırlıkları ne olursa olsun elektrik süpürgeleri, parke cilalama, yiyecek maddelerini ezme ve karıştırma makineleri, meyva presleri, vantilatörler, parke fırçalama, kazıma, silme, temizleme, pis su ve sabunları emme, cilalamak için cila püskürtme, patates soyma, dilimleme ve dilim halinde kesen her nevi cihazlar, sofra bıçaklarını bileme, temizleyip parlatma, eviyeler altında yemek artıklarını öğüterek yok etme, krema ve yumurta çırpma cihazları gibi cihazlardır.

F) 13 ncü pozisyon ile her nevi elektrik, havagazı ve likit petrol gazı (LPG) ve akaryakıt ile çalışır, şofbenler, termosifonlar, sobalar ve radyatörler,

G) 14 ncü pozisyon ile her çeşit voltaj regülatörleri,

H) 15 inci pozisyön ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 90.26 pozisyonunda kayıtlı olan gaz, mayi ve elektrik sayaçları (İstihsal, sarfiyat ve kontrol için olanlar dahil)

İstihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

19. Kanunun 21 inci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı III sayılı Tablonun 1 nci pozisyonunda yer alan kahvenin vergi haddi 500 kuruştan 50 liraya yükseltilmiş, 3 ncü pozisyonunda yer alan tekel dışındaki alkollü ve alkolsüz içkilerden tabii köpürür şarabın % 70 olan vergi oranı % 60'a indirilmiş, daha önce % 70 oranında vergiye tabi olan viskilere ait fıkra bu defa ithal viskisi ve dahilde imal edilen viski olarak iki fıkra halinde düzenlenmiş ithal viskileri, % 70 dahilde imal edilen viski ise % 60 nispetinde vergilendirilmiştir.

3 ncü pozisyona eklenen (h) fıkrası ile her türlü meyve suları ve gazozlar (sade gazozlar hariç) % 5 nispetinde vergiye tabi tutulmuştur.

Aynı pozisyonunun sonuna eklenen parantez içi hükümde, söz konusu pozisyonda yazılı alkollü ve alkolsüz içkileri satın alarak, imla veya şişeleme işlerini yaptıktan sonra teslim edenlerin de müstahsil sayılacağı ve teslimlerinin bu pozisyonda gösterilen nisbetler üzerinden vergiye tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Evvelce, Tekel dışı içkileri hem imal ve hem de imlâ edenlerin kendi imal ettikleri içkilerin (dahili sarf dolayısıyle), imalatın son safhasını teşkil eden olgunlaşma anındaki emsal satış bedeli üzerinden vergiledirilmesi, imalatçılardan aldıkları Tekel dışı içkileri imlâ ederek satanların ise, yapılan imlâ işi bir bitim ameliyesi sayılmadığından mükellefiyet dışında bırakılması uygun görülmüştür.

Kanunda yapılan değişiklik gereğince Tekel dışı içkileri hem imal ve hem de imlâ edenlerin istihsal vergisini şişeli satış bedeli üzerinden, keza, imalatçılardan aldıkları Tekel dışı içkileri imlâ veya şişeleme işlerini yaptıktan sonra teslim edenlerinde şişeli satış bedeli üzerinden istihsal vergisi ödemeleri gerekmektedir.

Diğer taraftan, aynı maddeyle 6802 sayılı Kanuna bağlı III sayılı tablonun 6 ncı pozisyonunda yer alan "her türlü kolalı içki imalinde kullanılan özütler" hükmü, her türlü içki imalinde kullanılan alkollü ve alkolsüz özütler" şeklinde değiştirilmiştir.

Her türlü içki imalinde kullanılan alkolsüz özütler Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 21.07, alkollü özütler ise, 22.09 tarife pozisyonunda kayıtlı bulunmaktadır.

Vergi konusuna giren ve Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 21.07 pozisyonunda yer alan alkolsüz özütler aşağıda sayılmıştır.

a) Kola, sodalı içki yapımında kullanılan kola özü eriyiği,

b) Meşrubat imalinde kullanılan ve esası sodyum bikarbonat ve glisirizin veya meyan kökü özü olan şekerli veya şekersiz koku verici tozlar (Coco denilen tozlar)

c) Şerbet ve limonata gibi meşrubatın yapılmasında kullanılan alkolsüz bileşik türevler (Genellikle "katılaştırılmış özler" diye anılmaktadır.) Bunlar, Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 13.03 pozisyonunda yer alan bitkisel özlere laktik asit, fosforik asit, tartrik asit, sitrik asit, koruyucu maddeler, köpürtücü ürünler, meyve suları bazen de fazla olarak uçan yağlar katılmak suretiyle elde edilmektedir.

20. Kanunun 22 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı III sayılı Tablonun sonuna 7 numaralı pozisyon eklenmiştir.

Yeni eklenen pozisyon hükmüyle daha önce maktu olarak (saf sikleti üzerinden) vergiye tabi olan tuz, değer esası üzerinden % 10 oranında istihsel vergisine tabi tutulmuştur.

Ayrıca, Tekel idaresinden satın alınan ham tuzu, rafineri ameliyesine tabi tutan veya ambalajlayan işletmeler de müstahsil sayılarak mükellefiyet kapsamına alınmış ve pozisyonun sonuna, bu konuda ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek amacıyla 3078 sayılı Tuz Kanunundaki hükümlerin saklı olduğu hükmü eklenmiştir.

Daha önce maktu olarak vergiye tabi bulunan ve bu defa değer esası üzerinden vergiye tabi tutulan tuz G.G. Tarife Cetvelinin 25.01 tarife pozisyonunda yer almakta ve kimyada sodyum klorür olarak isimlendirilmektedir.

Bu pozisyon gereğince vergiye tabi olan tuz; kaya, tuzla tuzu, deniz tuzu, sofra tuzu v.s. dir.

Bu nedenle, bu pozisyon gereğince vergiye tabi olan tuzun G.G. Tarife Cetvelinin 28 ve 29 ncu fasıllarında kayıtlı olan maddelerle (Örneğin 28.29 tarife pozisyonundaki organik olmıyan asitlerin madeni tuzları ve pertuzları'nda olduğu gibi) bir ilgisi bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, evvelce saf siklet üzerinden vergiye tabi olan tuzun diğer esası üzerinden vergiye tabi tutulması nedeniyle, 6802 sayılı Kanunun 14/a ve 24/a maddelerinde de buna paralel değişiklikler yapılmış tır.

21. Kanunun 23 ncü maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı IV sayılı Tablonun ''madeni eşya" başlıklı 2 numaralı pozisyonunda değişiklik yapılarak, bir kısım makine, alet ve cihazın ithalinin indirimli oran (% 10) üzerinden istihsal vergisine tabi tutulması hakkındaki (a) fıkrası kaldırılmış ve bu eşya % 18 oranında vergiye tabi tutulan eşyaya dahil edilmiştir. Ayrıca çocuk bisikletlerine ait % 15 lik oran % 20 ye yükseltilmiştir.

Diğer taraftan bu madde ile IV sayılı Tablonun sonuna 15 nci pozisyon eklenerek lastik tekerlekli traktörler, ithalinde % 20 nispetinde istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

22. Kanunun 24 üncü maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı IV sayılı Tablonun sonunda yer alan ihtar hükümlerine 4 üncü madde olarak eklenen hüküm gereğince Kanuna bağlı tablolardan hem II sayılı tabloda ve hem de IV sayılı tabloda kayıtlı maddelerin ithalinde IV sayılı tablodaki ilgili pozisyon hükmü uygulanacaktır.

23. Kanunun 25 nci maddesi ile 6802 sayılı Kanuna bağlı tablolarda ve Kanunun mahsus kısım ve bölümlerinde kayıtlı vergi nispet veya hadler ile tarifelerde % 80'e kadar indirim yapmaya, indirilen nispet had veya tarifeleri kanuni seviyelerine kadar çıkarmaya ve bununla ilgili usul ve şartları tespite Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.

Bu madde ile verilen yetkiye dayanılarak 4.5.1981 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 1.5.1981 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 30.4.1981 tarihli ve 8/2823 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununa Bağlı Tablolarda Yer Alan Bazı Mamullerin Vergi Nispetlerinin Değiştirilmesine İlişkin Kararla :

A) Gider Vergileri Kanuna bağlı II sayılı tablonun 2447 sayılı Kanunla değişik 3 ncü pozisyonunun (a) bendinde kayıtlı, bu pozisyonun (b), (c) ve (d) bendlerinde yazılı olanlar dışında kalan her türlü motorlu kara taşıtlarının vergi nispeti % 10'a, (b) bendinde kayıtlı motosiklet ve yan arabası, sandalların arka tarafına takılan benzinle müteharrik motorların vergi nispeti % 5'e, (c) bendinde kayıtlı kamyonetlerin vergi nispeti % 10'a, (d) bendinde kayıtlı binek otomobillerinin vergi nispeti % 10'a, ve aynı pozisyonun (e) bendinde kayıtlı motorlu kara taşıtlarının motorlu şasilerinin vergi nispeti % 10'a, (f) bendinde kayıtlı motorlu kara taşıtlarının motorsuz şasilerinin vergi nispeti % 5'e, (g) bendinde kayıtlı bisikletlerin vergi nispeti % 2'ye

B) Gider Vergileri Kanununa bağlı II sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (e) bendinde kayıtlı her türlü televizyon'un vergi nispeti % 10'a,

C) Gider Vergileri Kanununa bağlı II sayılı tabloya 2447 sayılı Kanunla eklenen 12 nci pozisyonun (a) bendinde kayıtlı mamullerden sadece pişirme fırınlarının, (b) bendinde kayıtlı buzdolapları ve soğutma tertibatlı diğer makine ve cihazların, (c) bendinde kayıtlı mamullerden sadece her çeşit ve tipte çamaşır makinalarının, (d) bendinde kayıtlı mamullerden sadece elektrik süpürgelerinin ve l3 ncü pozisyonunda kayıtlı mamüllerden sadece şofbenler, termosifonlar ve sobaların vergi nispetleri % 4'e,

D) Gider Vergileri Kanununa bağlı III sayılı tablonun 2447 sayılı Kanunla değişik 3 ncü pozisyonunun (c) bendinde kayıtlı sair şarapların vergi nispeti % 15'e aynı tablonun 6 ncı pozisyonunda kayıtlı her türlü içki imalinde kullanılan alkollü ve alkolsüz özütlerin vergi nispeti % 20'ye,

E) Gider Vergileri Kanununa bağlı IV sayılı tablonun 2447 sayılı Kanunla değişik 2 nci pozisyonun (a) bendinde kayıtlı Demirden mamul eşya'nın vergi nispeti % 10'a,

İndirilmiştir.

24. Kanunun 27 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin (i) fıkrasının III no.lu bendinden sonra gelen parantez içi hükmü ile (j) fıkrasının sonundaki parantez içi hükmü, (m) fıkrası, 5 nci maddesinin (c) fıkrası, 65 nci maddesi hükmü ile III sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (D) fıkrası, 8.6.1942 gün ve 4250 sayılı İspirto va İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununun 14 ncü maddesinin tarh, tahakkuk ve tahsile ilişkin hükümleri kaldırılmıştır.

Bu duruma göre :

a) 6802 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin (i) fıkrasının, I, II ve III nolu bentlerinde yer alan maddelerle, (j) fıkrası gereğince dahilde alınan istihsal vergisinden müstesna tutulan maddeler kanununa bağlı I, II ve III sayılı tablolarda ismen yazılı iseler muafen teslim edileceklerdir. Ayrıca bu maddelerin bünyesine giren vergili ilk ve yardımcı maddeler dolayısıyle evvelce ödenmiş istihsal vergisi iade edilmiyecektir. Bundan da anlaşılacağı gibi vergi iadesi suretiyle uygulanan istisna kaldırılmış olmaktadır.

b) Kanunun 4/m maddesindeki halı ve kilim ipliği istisnası kaldırıldığından bundan böyle halı ve kilim imalinde kullanılmak üzere teslim edilen 2,5 metrik numaraya kadar (2,5 dahil) Strayhgarh iplikleri de vergiye tabi olacaktır.

c) Kanunun 5 nci maddesinin (c) fıkrası kaldırıldığından bundan sonra her türlü tabii ipekten iplik imal eden veya bunların bitim işleri ile iştigal edenler de istihsal vergisi ödeyeceklerdir.

Bilindiği gibi daha önce tabii ipek ipliği üretimi ve teslimi veya bu iplikler üzerinde yapılan bitim işi istihsal vergisi kapsamı dışında idi.

Bu defa Kanunun 5 nci maddesinin (c) fıkrası kaldırılarak her türlü tabii ipekten iplik imal eden veya bunların bitim işi ile uğraşanlar da mükellefiyet kapsamına alınmıştır.

Buna göre, Kanuna bağlı I sayılı tablonun 10 uncu pozisyonunun A/b fıkrasında yer alan tabii ipek ipliğinin imal ve teslimi % 12 nispetince istihsal vergisine tabidir.

Sözü edilen ipliğin bitim işlerinin yapılış şekline göre aşağıda belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.

a) Söz konusu iplik üzerinde bitim işleri (Büküm, katlama, boyama, kasarlama gibi) iplik müstahsili tarafından yapılıyorsa, bir müstahsilin imal ettiği ipliği bitim ameliyesine tabi tutması Kanunun 3 ncü maddesinin (a) fıkrası gereğince teslim sayılmadığı cihetle, bitim işine tabi tutulmuş ipliğin tesliminde vergi doğacak ve vergi matrahı da teslim şekline, göre 2 veya 3 ncü maddeler gereğince ya satış bedeli ya da emsal satış bedeli olacaktır.

b) Müstahsil tarafından imal edilen tabii ipek ipliğinin bitim işinin başkalarına yaptırılması halinde, Kanunun 3/d maddesinin parantez içi hükmü gereğince müstahsillerin imal ettikleri maddeleri başkalarına bitim işine tabi tutturmalarının teslim sayılmaması nedeniyle bu ipliklerin (Yani bitim işine tabi tutulan ve kendilerine iade edilen ipliklerin) vergisini, müstahsiller kendileri tarafından tesliminde ödeyecekler. Vergi matrahı da yine ya satış bedeli ya da emsal satış bedeli olacaktır.

c) Satın alınan, vergi konusuna giren tabii ipek ipliğinin bitim işinin başkalarına yaptırılması halinde, Kanuna bağlı I sayılı tablonun 10 ncu pozisyonunun A/b ve D fıkraları gereğince, bitim işini yapan vergi mükellefi, vergi matrahı da, 18 nci madde gereğince yapılan bitim işi karşılığında alınan ücret olacaktır.

d) Kanunun, şarap müstahsillerine ait istihsal vergisinin Tekel İdaresi tarafından mevzuatı gereğince, tarh ve tahakkuk ettirilip tahsil olunarak ilgili vergi dairesine ödeneceğine dair 65 nci maddesi hükmü kaldırıldığından, bundan böyle şaraba ait istihsal vergisi 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tarh ve tahakkuk ettirilerek usulü dairesinde tahsil olanacaktır.

e) Kanuna bağlı III sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (D) fıkrası kaldırılmış, buna paralel olarak yukarıda da bahsedildiği gibi aynı tablonun sonuna 7 nci pozisyon eklenmek suretiyle maktu olarak vergiye tabi olan tuzun, değer esası üzerinden istihsal vergisine tabi tutulması sağlanmıştır.

Bilgi edinilmesini ve gereğinin ona göre yapılmasını rica ederim.



(*) 1.1.1985 tarihinde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi hariç) diğer hükümleri yürürlükten kaldırıldığından, Tebliğin (4), (5), (6) numaralı bölümleri hariç işlerliği kalmamıştır.









İçerik 1:




Gider Vergileri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 17.4.1981 tarihli ve 2447 Sayılı Kanun 19.4.1981 tarihli ve 17315 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve yayımlandığı tarihi takip eden aybaşından itibaren yürürlüğe girmiştir.

Gider Vergileri Kanununda yapılan değişikliklere ilişkin olarak maddeler itibariyle aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.

1. Kanunun 1 inci maddesi ile Gider Vergileri Kanununun ihracat muaflığının tatbik edilmeyeceği haller ile ihraçtan vazgeçme halinde yapılacak muamele başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiştir.

Buna göre, Kanunun 6 ncı maddesinde belirtildiği şekilde ihracat beyannamesi verilmesine rağmen aynı maddede kayıtlı diğer şartlara riayet edilmeden malın ihraç edilmesi halinde, ihracat beyannamesi üzerine evvelce tarh, tahakkuk ve tecil edilmiş vergi, malın imal veya istihsal yerinden çıktığı tarihi takip eden ayın onbeşi ödeme süresi sayılarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunacaktır.

Diğer taraftan, mal imal veya istihsal yerinden çıkmadan evvel ihracat beyannamesi verilmemesine rağmen, kanunun bahsi edilen 6 ncı maddesinde kayıtlı diğer şartlara riayet edilerek malın ihraç edilmesi durumunda, evvelce tarh, tahakkuk ve tecil edilmiş bir vergi olmadığından, aranılacak istihsal Vergisine gecikme zammı tatbik edilmesi mümkün değildir. Bu durumda usulüne uygun olarak ihraç edilmeyen mallara ait istihsal vergisi, Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilecektir.

2. Kanunun 3 üncü maddesiyle 6802 sayılı Kanunun 17 nci. maddesinin (b) fıkrası hükmü değiştirilmiştir. Bu değişiklikle müstahsil nam ve hesabına tahsil edilmiş olsun veya olmasın prim, beyiye, ikramiye, reklam bedeli, komisyon, faiz gibi paraların satış bedelinden indirilemeyeceği belirtilmiştir.

Buna göre, müstahsillerin teslim ettikleri maddeler karşılığında, satış bedeli meyanında müşterilerinden sorumlu sıfatıyla alarak başka kişi ve kuruluşlara verdikleri, prim ve diğer adlar altındaki paralar da satış bedeline dahil edilecektir.

3. Kanunun 5 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 2, 5 ve 6 ncı fıkraları değiştirilmiştir.

A _ 2 nci fıkrada yapılan değişiklik, bu fıkrada yer alan "Maliye ve İktisat ve Ticaret Vekaletlerince" ibaresinin "Maliye ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarınca" olarak değiştirilmesinden ibarettir.

B _ Değişik 5 ve 6 ncı fıkralar gereğince,

a) II sayılı tabloya ilâve edilen 8 ilâ 15 nci pozisyonlarda kayıtlı madde ve mamullere ilk madde indirimi uygulanmayacaktır.

b) II sayılı tablonun 3 ncü pozisyonunda kayıtlı taşıtlara ilk madde indiriminin şartlı olarak uygulanacağına dair hüküm madde metninden çıkarılmıştır. Buna göre taşıtların imalinde kullanılan vergili ilk ve yardımcı maddeler, gerek dahilden ve gerekse ithal yoluyla sağlansın, ilk madde indirimi tayin ve tesbitinde dikkate alınacaktır.

c) Bu değişiklik sonucu II sayılı tablonun 4, 5 ve 6 ncı pozisyonunda kayıtlı mamuller ile I sayılı tablonun 9/B ve C pozisyonunda kayıtlı camlar için ilk madde indirimi evvelce olduğu gibi, yine şartlı olarak uygulanacaktır. Yani bu pozisyonlarda kayıtlı mamullerin imalinde ve bunların bünyesine girecek şekilde kullanılan vergili ilk ve yardımcı maddeler, dahilden tedarik edildiği takdirde, ilk madde indirim oranı tayin ve tesbitinde dikkate alınacak aksi takdirde dikkate alınmayacaktır.

d) Maddede camlarla ilgili olarak 9/B ve C pozisyonunun yer alması, daha önce A, B, C, D ve E fıkraları olarak düzenlenmiş olan 9 ncu pozisyonun bu defa 9/A, B ve C fıkraları olarak yeniden düzenlenmesi sebebine dayanmaktadır.

4. Kanunun 6 ncı maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun 28 nci maddesin de kapsam genişletici değişiklikler yapılmıştır. Kanun hükmünde yapılan bu değişiklikle bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri adına veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulmuştur.

Buna göre, bankerlerin kendilerine ait menkul kıymetler portföyündeki tahvillerin kupon bedelleri vergiye tabi olmakta, ancak, sattıkları tahvillerin kupon bedellerini tahsil ederek aynen müşterilerine devrettikleri takdirde, kendi lehlerine kalan bir para olmadığı için, bu şekilde tahsil edilen kupon bedelleri vergiye tabi olmamaktadır. Bankerlerin bu şekilde yaptıkları hizmet karşılığı, müşterilerinden komisyon, ücret veya hizmet karşılığı veya sair adlarla bir para almaları halinde, bu şekilde alınan paranın vergiye tabi olacağı açıktır.

5. Kanunun 7 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun 29 ncu maddesine (n) fıkrası eklenmiştir. Böylelikle, mevduat toplamayan bankaların açmış oldukları yatırım kredileri dolayısiyle lehlerine aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna tutulmuştur.

Yatırım kredileri projeye bağlı olarak bir sınai tesisin kurulması, tevsii ve modernizasyonu için verilen kredilerdir.

İstisna, kredinin banka yetkili organlarınca kabulü, ikraz sözleşmesinin imzalanması, kredinin kullandırılması ve kredinin vade hitamına kadar geri ödenmesi sırasında mevduat kabul etmeyen bankaların lehlerine aldıkları (taahhüt komisyonu, faiz, gecikme faizi, akreditif komisyonu, ekstre masrafları gibi...) paraları kapsamaktadır.

6. Kanunun 8 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin nispetine ait olan 33ncü maddesi değiştirilmiştir. Bu değişiklikle T.C. Merkez Bankası ile bankalar arasındaki reeskont muamelelerinde % 20, reeskont muameleleri dışındaki muamelelerde % 25 olan banka ve sigorta muameleleri vergisinin nispeti % 15'e indirilmiş, kambiyo muamelelerine ait olan nispeti ise matrahın onbinde beşinden binde birine yükseltilmiştir.

Bankalarca açılan kredilerde faiz tahakkuku genellikle üç ve altı aylık devre sonlarında yanılmaktadır. Kredinin kullanıldığı sürece bankalar lehine her gün gerçekleşen faizlerin, üç ve altı aylık devre sonlarında tahakkuk ettirilerek gelir hesaplarına yazılmasıyla bankalar yönünden faiz geliri elde edilmiş olmakla ve vergi yükümlülüğü de o anda doğmaktadır. Bu bakımdan açılmış olan krediler dolayısıyla faiz tahakkukunun Kanunun yürürlük tarihi olan 1.5.1981 tarihinde veya bu tarihten sonra yapılması durumunda söz konusu faizlerin tamamına % 15 banka ve sigorta muameleleri vergisi nispeti tatbik edilecektir.

7. Kanunun 9 ncu maddesi ile, 6802 sayılı Kanunun 38 nci maddesinin III numaralı bendi değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle, petrol boru hatları ile yapılan yerli hampetrol taşımalarında varil başına alınan 4.5 TL lık nakliyat vergisi varil başına 25 TL na yükseltilmiştir.

8. Kanunun 10 ncu maddesi ile 6802 sayılı Kanunun ''Hizmet Vergileri" ile ilgili ikinci kısmına 43 ncü maddeden sonra dördüncü bölüm olarak "İlan ve Reklam Hizmetleri Vergisi" başlığı ile 5 Ek Madde eklenmiştir .

Buna göre Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından yayınlanan ilan ve reklamlar % 15 nispetinde ilan ve reklam hizmetleri vergisine tabi tutulmuştur.

Verginin mükellefi Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumudur. Vergi matrahı ise ilan ve reklam karşılığında her ne adla olursa olsun alınan bedeldir. Gider Vergilerinin karekteri gereği yani yansıtılabilir (intikali) vergilerden olması dikkate alınarak, bu kanunla alınan ilan ve reklam hizmetleri vergisinin matraha dahil edilmeyeceği belirtilmiştir. Buna göre TRT Kurumu tarafından ilan ve reklam hizmeti karşılığı alınan paralar dolayısıyla düzenlenecek faturalarda vergi ayrıca gösterilecektir.

Diğer taraftan verginin Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahının hesabında gider olarak indirilemeyeceği de hükme bağlanmıştır. Buna göre gerek reklam ve ilanı yapan TRT Kurumu ve gerekse reklam ve ilanı yaptıran veya yapılmasına taraf olan kişi ve kurumlar ödenen vergiyi Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından gider olarak indiremeyeceklerdir.

Ek 5 nci maddede verginin beyanının tarhının ve ödenmesinin Kanunun 44 ila 48 nci madde hükümleri gereğince yapılacağı belirtilmektedir.

Anılan 44 ila 48 nci maddeler gereğince, TRT Kurumu, bulunduğu yer vergi dairesine ilan ve reklam hizmetleri vergisi mükellefi olması nedeniyle mükellefiyetini tescil ve tesis ettirecek ve bir ay içindeki muamelelerini ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar bir beyanname ile beyan edecek ve vergisine beyanname verme süresinde ödeyecektir.

9. Kanunun 11 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı Tablonun 2-A pozisyonunun (b) fıkrası değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle, anılan fıkrada yer alan dökme demir tabirine giren maddeler ismen sayılmıştır.

Ayrıca fıkraya eklenen parantez içi hükmü ile de döküm ocaklarında vergili pik veya hurda demirlerden elde edilen yarı mamul ve mamul haldeki döküm mamulleri vergi kapsamı dışına çıkarılmış ve fıkrada kayıtlı maddelere ait vergi oranı % 20 den % 15'e indirilmiştir. Buna göre, kupol ocağı ve diğer döküm ocaklarında elde edilen mamul ve yarı mamul haldeki döküm mamulleri istihsal vergisine tabi tutulmayacaktır.

10. Kanunun 12 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı 1 sayılı tablonun 3 üncü pozisyonunda yer alan kauçuğun vergi nispeti % 30 dan % 25'e indirilmiştir.

11. Kanunun 13 ncü maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun 4 ncü pozisyonundaki "suni plastik maddeler selülozun eter ve esterleri ve suni reçineler" e ait % 40 lık vergi nispeti, % 25'e indirilmiştir.

12. Kanunun 14 ncü maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun "9. camlar" pozisyonu yeniden düzenlenmiştir.

Bu değişiklikle, daha önce A,B,C,D ve E fıkraları olmak üzere 5 fıkra halinde düzenlenen "9 ncu pozisyon" A,B ve C fıkraları olmak üzere 3 fıkra halinde düzenlenmiş, evvelce A,B ve D fıkralarında kayıtlı bulunan cam ve cam eşya bu fıkralardan çıkarılıp A fıkrasına dahil edilmiş ve % 30 ve % 15 oranlarında; C fıkrasında yer alan emniyet camları, B fıkrasına dahil edilerek % 15 oranında, E fıkrasında kayıtlı bulunan aydınlatma ve işaret işleri için cam eşya C fıkrasına dahil edilerek % 30 ve % 20 oranlarında istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

Buna göre, renkli, dalgalı, çizgili ve telli pencere camları A fıkrasının (a) bendi gereğince % 30 oranında, B ve C fıkraları dışında kalan örneğin adi ve buzlu pencere camları, düz camlar, cam ilk maddeleri ile hurda camlardan imal olunan ilk istihsal mahsulü her türlü cam ve cam eşya bu meyanda cam damacana, şişeler, tüpler cam elyaf, cam fitil, cam demet v.s. aynı fıkranın (b) bendi gereğince % 15 oranında istihsal vergisine tabi bulunmaktadır.

Diğer taraftan, daha önce anılan pozisyonun E fıkrasında yer alan aydınlatma ve işaret işleri için cam eşya, bu defa C fıkrasında ve iki bentde değişik nispetlerde vergiye tabi tutulmuş, (C) fıkrasına parantez içerisinde "Başka maddelerle mürettep ve montaj suretiyle imal edilmiş olsun olmasın" ibaresi eklenerek montaj suretiyle elde edilen aydınlatma ve işaret işleri için cam eşyanın (Örneğin montaj suretiyle elde edilen avizenin) vergi konusuna girdiği açık ve kesin olarak ifade edilmiştir.

Anılan (C) fıkrasının (a) bendi ile, kalıplama, kesme, yontma, traşlama ve parlatma ameliyesine tabi tutulmuş camlardan imal olunanlar (ki bu meyanda kristalden mamul bulunan avizeler ve aksamı sayılabilir.) % 30 nispetinde, bunun dışında kalan aydınlatma ve işaret işleri için cam eşya ise (b) bendi gereğince % 20 nispetinde istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

Anılan pozisyonda kayıtlı "Camlar" la ilgili geniş izahat Gider Vergilerine ait 59 seri No.lu Genel Tebliğinde yer almaktadır.

13. Kanunun 15 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun 10 ncu pozisyonunun A,B ve C fıkralarında kayıtlı ipliklere ait oranlar % 12 ye indirilmiş ve C fıkrası, suni ve sentetik elyaf vergi konusuna alınmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir.

A ve B fıkralarında yapılan değişiklik; bu fıkralarda kayıtlı maddelerin vergi nispetlerinin indirilmesinden ibarettir.

C fıkrasında yapılan değişiklikle, bu fıkrada kayıtlı ipliklerin vergi nispeti % 36 dan % 12 ye indirilmiş ve suni ve sentetik ipliklerin ilk maddelerinden olan ve Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 5l nci ve 56 ncı faslında yer alan dokumaya elverişli devamlı ve devamsız sun'i ve sentetik elyaf da aynı nispette istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

Daha önce vergi kapsamına girmeyen bu defa vergi konusuna alınan suni ve sentetik elyafın tarifleri Gümrük Giriç Tarife Cetvelinin 51 nci faslın notlarında şu şekilde yapılmıştır.

Tarifenin neresinde geçerse geçsin, "Dokumaya elverişli sentetik ve sun'i lif" tabiri aşağıda yazılı sınai usullerden biriyle istihsal olunan organik polimer liflerini ifade eder.

a) Organik monomerlerin polimerizasyonu veya kondansasyonu ile elde edilenler; evcümle, poliamidlar, poliesterler, poliüretanlar ve polivinilik müştaklar.

b) Selüloz, kazein, protein, yosun v.s. gibi tabii organik polimerlerin kimyevi tahavvülleri suretiyle elde edilenler; ezcümle viskoz ipeği, asetat ipeği, küpro-amonyak (Cupra) ipeği, denizyosunu ipeği, Yukarıda (a) bendinde tarif edilenler "sentetik lif" ve (b) bendinde tarif edilenler de "Suni lif" addolunur.

Önemine binaen sentetik elyaf üretimi ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun bulunmuştur.

Sentetik elyaf üretimi şu şekilde gerçekleştirilmektedir. Dahilden veya ithal yoluyla Kanuna bağlı I sayılı tablonun 12 nci pozisyonu gereğince- istihsal vergisi ödenmek suretiyle temin edilen kaprolaktam, polimerizasyon tesislerinde polimerize edilerek polikaprolaktan (cips) elde edilmekte elde edilen polikaprolaktamdan da sentetik elyaf üretilmektedir.

(Polikaprolaktamdan doğrudan doğruya sentetik iplik üretimi de mümkündür.)

Buna göre;

a) Bir müstahsil tarafından, vergili olarak temin edilen kaprolaktamın polimerizasyon tesislerinde polimerize edilmesi suretiyle elde edilen yine Kanuna bağlı I sayılı tablo 4 ncü pozisyonu gereğince % 25 nispetinde istihsal vergisine tabi bulunan polikaprolaktam sentetik elyaf imalinde kullanılırsa, -sentetik elyaf vergi konusuna alındığı cihetle-Kanunun 4/b maddesi gereğince, vergiye tabi polikaprolaktamın sentetik elyaf imalinde sarfedilmesi vergiden müstesnadır. Vergi Kanununun 2 ve 3 ncü maddeleri gereğince, sentetik elyafın tesliminde satış veya emsal satış bedeli üzerinden, ilk madde indirimi uygulanmak suretiyle ödenecektir.

b) Bir müstahsil tarafından yukarıda bahsedildiği şekilde elde edilen sentetik elyaf, sentetik ipliğin imalatında ilk madde olarak kullanıldığı takdirde, vergi, Kanunun yine 4/b maddesi gereğince sentetik elyafın, sentetik iplik imalatında sarfedilmesi vergiden müstesna olduğundan, sentetik ipliğin tesliminde ödenecektir.

14. Kanunun 16 ncı maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun 11 nci pozisyonunun a, b ve c fıkralarında kayıtlı elektrik ve havagazının vergi hadleri 10 kat artırılmıştır.

Buna göre, elektriğin vergi haddi, kullanılış amacına göre 1 veya 3 kuruştan 10 veya 30 kuruşa, havagazının vergi haddi, 1,5 kuruştan 15 kuruşa çıkarılmış bulunmaktadır.

15. Kanunun 17 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı 11 sayılı tablonun 2 nci pozisyonunda kayıtlı kibritin vergi haddi 10 kat artırılarak 1000 çöpten 60 kuruş olarak alınan vergi miktarı 1000 çöpten 6 liraya çıkarılmıştır.

16. Kanunun 18 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı II sayılı tablonun 3 ncü pozisyonun a, b, c ve d bentlerinde kayıtlı bulunan taşıtların vergi nispetleri düşürülmüştür.

17. Kanunun 19 uncu maddesi ile, 6802 sayılı Kanuna bağlı II sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (b) (c) ve (d) bentleri değiştirilmiş ve pozisyonun sonuna (f) bendi eklenmiştir.

_ (b) bendinde yapılan değişiklik; sair her türlü radyo alıcı cihazlarına ait olan nispetin % 5'den % 10'a çıkarılmasından ibarettir.

_ (c) ve (d) bentlerinde yapılan değişiklikle ve bu pozisyona eklenen (f) fıkrası ile vergi dışı kalmış bir takım ses cihazları, ses şeritleri (kasetli olanlar dahil) video teypler bunlara ait şeritler ve televizyon antenleri vergi konusuna alınmış bulunmaktadır. Bu duruma göre, vergili olan şeritlerinin kasetlere monte edilmesi suretiyle vücuda getirilen kaset bantların teslimi de vergi konusuna girmektedir.

18. Kanunun 20 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı II sayılı mamul maddeler tablosuna 8,9,10,11,12,13,14 ve 15 nci pozisyonlar eklenmiştir.

A _ 8 nci pozisyon ile sertleştirilmemiş vulkanize kauçuktan her nevi tekerlek bandajları, iç ve dış lâstikleri ve flapslar istihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 40.11 pozisyonunda yer alan mezkûr mamuller hakkında Tarife Cetveli izahnamesinde verilen izahat aşağıda belirtilmiştir.

"40.11 Sertleştirilmemiş vulkanize kauçuktan her nevi tekerlek bandajları iç ve dış lâstikleri ve flapsları."

Bu pozisyona aşağıdakiler dahildir.

a) 40.11.30 Bandajlar (İçi dolu veya yarı dolu), takviyeli bandajlar (yarış bisikletlerinde kullanılanlar gibi) ve iç lastiğe lüzum göstermeyen hususi dış lastikler (Uçaklar için, kamyon ve traktörler de dahil olmak üzere motorlu kara nakil vasıtaları için)

b) Dış lastikler ; 40.11.11 Kutru 16 inç'e (16 dahil) kadar olanlar, 40.11.12 kutru 17-22 (22 dahil) inç'e kadar olanlar, 40.11.13 Kutru 23 inç'ten fazla olanlar.

c) İç lastikler: 40.11.21 Ağırlığı 5 kg'a kadar olanlar, 40.11.22 Ağırlığı 5 kg ve daha fazla olanlar.

d) Flapslar (İç lastiği madeni janta temastan korumaya mahsus)

Bu pozisyonda yer alan eşya her nevi kara ve hava nakil vasıtalarında, tekerlekli oyuncaklarda, müteharrik mobilyalarda, makinelerde, harp silahlarında, tıbbi ve cerrahi cihazlarda vs.. kullanılır.

B) 9 ncu pozisyon ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 34.02 pozisyonunda kayıtlı tansiyoaktif organik müstahsallar, tansiyoaktif müstahzarlar ve yıkama müstahzarları (Sabun ihtiva etsin etmesin) vergi kapsamına alınmıştır.

Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 34.02 pozisyonunda yer alan ve genellikle halk arasında deterjan olarak isimlendirilen bu maddeler toz, likit ve krem halinde bulunabilmektedir. Söz konusu maddeler hakkında Tarife Cetveli izahnamesinde verilen izahat aşağıda belirtilmiştir.

Bu pozisyon aşağıdakileri içine alır :

(I) Tansiyoaktif organik müstahsallar (sabunlar hariç). Bunlar kimyaca muayyen terkibi bulunmayan ve fakat izole halde olan maddeden teşekkül eder veya içine meselâ sodyum sülfat gibi âtıl (inert) maddeler ilâvesi suretiyle tipleştirilmiş olabilir.

Muhtelif menşeli organik müstahsalları teşkil eden bu müstahsalların az bir miktarı suda eritildiğinde su sathının tansiyonunu değiştirir ve bu suretle köpürme, ıslatma, nüfuz etme, temizleme veya emülsiyon haline getirme hassası kuvvetli bir mahlûl meydana getirir.

Bu müstahsallar meyanında aşağıdakiler zikredilebilir :

(1) Sülforisinoleatlar, sülfooleatlar, sülforezinatlar; suda münhal naftenatlar, sülfonaftenatlar ve suda münhal petrol sülfonatlar (amonyumun, alkali madenlerin veya etanolaminlerin), içinde muayyen miktarda madeni yağ bulunan petrol sülfonatlar; yağ alkollerinin, yağ esterlerinin, yağ asitlerinin ve yağ amidlerinin sülfonlaşmasından hasıl olan müstahsallar; alkilsülfonatlar, alkilsülfatlar, alkilarilsülfonatlar ve ikame benziminazollerin sülfonlu müştakları ile aktif anyonlu benzeri müstahsallar.

(2) Yağ aminlerinin tuzları, kuarterner amonyun tuzları ve aktif katyonlu benzeri müstahsallar.

(3) Yağ alkolleri, yağ asitleri veya alkilfenollerin etilen oksit ile olan kondansasyonundan elde edilen müstahsallar ve aktif iyonu bulunmayan benzeri müstahsallar.

(II) Tansiyoaktif müstahzarlar ve yıkama müstahzarları. Mahlût halde olan bu müstahzarlar meyanında şunlar zikredilebilir :

A _ Tansiyoaktif müstahzarlar.

(1) Yukarıda (I) inci kısımdaki tansiyoaktif müstahsalların birbirleriyle karıştırılmasından meydana gelen mahlûtlar (meselâ, sülforisinoleatların sülfonlu alkilnaftalenler veya sülfonlu yağ alkolleriyle olan mahlûtları gibi).

(2) Yukarda (I) inci kısımdaki tansiyoaktif müstahsalların organik bir muhallil içindeki mahlûlleri veya emülsiyonları (meselâ, sülfonlu bir yağ alkolünün siklohekzenol veya tetrahidronaftalen içindeki mahlûlü gibi).

(3) Esasına yukarda (I) inci kısımdaki tansiyoaktif müstahsallardan birini teşkil eden sair mahlûtlar (meselâ, içinde muayyen nisbette sabun bulunan tansiyoaktif müstahsallar gibi).

(4) Siklohekzanol gibi bazı organik muhalliler içindeki sabun mahlûlleri veya emülsiyonları (içine az miktarda etil alkol katılmış su içindeki sabun mahlûlleri mayi sabunları teşkil etmekte ve dolayısiyle 34.01 pozisyonunda yer almaktadır.)

B _ Yıkama müstahzarları:

(1) Anorganik müstahsalların, ezcümle sodyum karbonat, sodyum metasilikat, sodyum hekzametafosfat, pertuzlar (sodyum perborat gibi), sodyum tetraborat, vs.. nin birbirleriyle olan karışımından meydana gelen mahlûtlar.

(2) Esasını anorganik müstahsallar (ezcümle yukarda 1 numaralı fıkrada zikredilenler) teşkil eden ve aynı zamanda içinde muayyen miktarda organik müstahsallar (sabunlar, metilsellüloz, pankreas hülâsaları, vs..) bulunan mahlûtlar.

Yukarıda sözü edilen müstahzarlar, ister ev işlerinde ister sanayide kullanılsın, bu pozisyonda yer alır. Bunlar hususiyle giyim eşyasının yıkanmasında, dokumaya elverişli maddelerin yıkanmasında ve yağlarının alınmasında (meselâ, ağartmayı ve boyamayı kolaylaştırma maksadiyle), madenî eşyanın (meselâ mutfak eşyası, muhtelif cihazlar, v.s. gibi) yıkanıp temizlenmesinde, döşeme taşlarının yıkanmasında, hazne, v.s. nin temizlenmesinde kullanılır. Tansiyoaktif müstahsallar ve müstahzarlar aynı zamanda haşarat öldürücü emülsiyonlarla ispençiyarî emülsiyonların ve keza yangın söndürücü müstahzarların imalinde de kullanılmaktadır.

El yıkamada kullanılan neviden olan tansiyoaktif maddeler emdirilmiş veya kaplanmış sellüloz vatkadan veya kâğıttan mamûl yapraklar, defterler ve benzerleri dahi bu pozisyona dahildir.

C _ 10 uncu pozisyon ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin:

a) 44.14,44.15 Pozisyonlarında kayıtlı parke ve kontraplaklar,

b) 44.18 pozisyonunda kayıtlı pano, levha, blok ve benzeri şekillerde bulunan ve tabii veya suni reçinelerle veya sair organik yapıştırıcı maddelerle ağlomere edilmiş yonga, talaş, ağaç unu, vesair ağaç döküntülerinden suni veya terkip yoluyla elde edilen ağaçlar. (Sunta, talaş ve yonga levhalar gibi)

c) 48.09 pozisyonunda kayıtlı kâğıt hamurundan ağaç liflerinden veya sair nebati liflerden elde edilen inşaat ve imalat için levhalar (tabii veya suni reçinelerle veya benzeri sair yapıştırıcılarla ağlomere edilmiş olsun olmasın) (Formika v.s. gibi)

d) 68.09 pozisyonunda kayıtlı bitkisel liflerden, ağaç liflerinden, samandan, ağaç talaşı ve döküntülerden, testere tozlarından elde edilen, panolar, levhalar, kütükler, karolar ve benzerleri (çimento; alçı veya madeni birleştiricilerle aglomere edilmiş.) (Bu pozisyonda kayıtlı maddeler, esas bağlayıcı maddesi çimento, alçı, kireç, sodyum silikat, kum, cam v.s. gibi madeni birleştiricilerle aglomere edilmiş bitkisel menşeli inşaat eşyalarıdır.)

D _ 11 nci pozisyon ile makine ile dokunmuş halılar ile iplik, yarı mamul iplik veya elyafın bir mesnet üzerine veyahut elyafın birbirine iğneleme veya sair metodlarla tesbiti suretiyle imal olunan her nevi halı ve döşemelikler (Makina ile dokunmuş kilimler hariç) istihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

Pozisyonda geçen halı deyimi genel olarak insanların örtü ve yaygı ihtiyaçlarını karşılamak için kullandıkları ilmekli mensucatı ifade eder. Yapısına bakıldığında, iskeletini teşkil eden ve çözgü denilen uzunluğuna iplikler üzerine düğümlenen ilmeklerle; ilmekleri sıkıştırmak dokuyu kuvvetlendirmek için genişliğine atılan atkı ipliklerinden oluştuğu görülür.

Halılar yapılış teknikleri itibariyle de; dokunan, iğneleme metodu ile yapıştırılan (tufting) veya örülen halılar olarak başlıca üç ana gruba ayrılabilirler.

Dokunan halılar denilince akla "el halıları" gelir. Bunların en belirgin özelliği ilmek yani el ile atılan düğümdür. Bu halıların imalinde ipliğin bir mesnet üzerine tesbiti söz konusu değildir. Dolayısıyle el halıları bu hükmün kapsamı dışındadır.

Bu pozisyon ile vergi kapsamına alınan makine halıları ile iğneleme veya sair metodlarla imal olunan halı ve döşemeliklerin imalât şekliyle, bu mamuller hakkındaki genel bilgiler aşağıda belirtilmiştir.

El ile atılan düğümü makinaya yaptırmak imkânı bulunamadığından, yün ipliğini çözgü ipliğine ilmeklemeden tutturup, atkı ile sıkıştırarak dış görünüş itibariyle el halısının aynı, fakat uzman bir gözün kısa bir inceleme ile esasta farklı olduğunu anlayabileceği makine halıları (örülen halılar) meydana getirilmiştir.

Tufting halıları ise, dokuma metodu ile değil, iğneleme ve yapıştırma işlemiyle gerçekleştirilen bir halı cinsini ifade etmektedir.

Tufting metodu ile üretim tekniği ana hatları itibariyle şu aşamaları geçirmektedir.

Sentetik elyaftan çekilen iplikler tufting makinasının özel bir yerine yatay bir vaziyette gerilmiş bulunan bir arabezinin üzerine uç deliklerinde anılan iplikleri taşıyan binlerce sayıda iğneler kanalıyla bukleler halinde sabitleştirilirler.

İğneler arabezini delip, alta geçip, tekrar yukarıya çekilirken, iğneye bağlı iplikle arabezi arasına otomatik bir şekilde giren bukle yapıcılar, ipliğin yukarı çekilmesine engel olarak, buklelerin arabezinin üzerinde kalmasını temin ederler. Sonra da pile iplikleri ile arabezini birbirine iyice kenetlemek için halının arka kısmına bir lâteks tabakası geçirilir.,

İplik tufting makinesine bobinlerden, masura millerinden geçerek tüpler yoluyla aktarılır.

Bu metodla halı imalinde sentetik kökenli iplik kullanılmaktadır. Ancak, dokuma ve örme ameliyesi burada imalata girmemekte, iğneleme ameliyesi kullanılmakta, pileler arabezine yapıştırılmak suretiyle mamul elde edilmektedir.

Tufting metoduna benzer diğer bir metod'da nonwoven metodudur. Yalnız bu metodla halı imalinde, tufting metodunda olduğu gibi, sentetik kökenli iplik değil de, elyaf kullanılmakta ve elyafın arabezinin üzerine iğnelenip, plâstik maddelerle yapıştırılması suretiyle mamul elde edilmektedir.

Kanunun 4/b maddesi gereğince aynı işletme dahilinde imal edilen ve bu pozisyon ile vergi kapsamına alınan makine halıları ile iğneleme veya sair metodlarla imal olunan halı ve döşemeliklerin imalinde sarf edilen iplikler vergiden istisna edilecektir.

E) 12 nci pozisyon ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 73.36, 84.12, 84.15, 84.17, 84.19, 85.06 ve 85.12 pozisyonlarında kayıtlı,

a) Klima cihazları ve pişirme fırınları (odun ve kömürle çalışanlar hariç)

b) Buzdolapları ve soğutma tertibatlı diğer makine ve cihazlar,

c) Her çeşit ve tipte çamaşır ve bulaşık yıkama makinaları ile hazır eşya için ütüler ve presler,

d) Ev işlerinde kullanılmaya mahsus motorlu elektromekanik cihazlar istihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

Ev işlerinde kullanılmaya mahsus motorlu elektromekanik cihazlar aşağıda sayılmıştır.

Bunlar; ev, otel, lokanta, büro, okul, hastane, tren, uçak, gemi mutfakları, kantin vs.. yerlerde kullanılan içindeki elektrik motoru ile çalışan aletler, ağırlıkları ne olursa olsun elektrik süpürgeleri, parke cilalama, yiyecek maddelerini ezme ve karıştırma makineleri, meyva presleri, vantilatörler, parke fırçalama, kazıma, silme, temizleme, pis su ve sabunları emme, cilalamak için cila püskürtme, patates soyma, dilimleme ve dilim halinde kesen her nevi cihazlar, sofra bıçaklarını bileme, temizleyip parlatma, eviyeler altında yemek artıklarını öğüterek yok etme, krema ve yumurta çırpma cihazları gibi cihazlardır.

F) 13 ncü pozisyon ile her nevi elektrik, havagazı ve likit petrol gazı (LPG) ve akaryakıt ile çalışır, şofbenler, termosifonlar, sobalar ve radyatörler,

G) 14 ncü pozisyon ile her çeşit voltaj regülatörleri,

H) 15 inci pozisyön ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 90.26 pozisyonunda kayıtlı olan gaz, mayi ve elektrik sayaçları (İstihsal, sarfiyat ve kontrol için olanlar dahil)

İstihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

19. Kanunun 21 inci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı III sayılı Tablonun 1 nci pozisyonunda yer alan kahvenin vergi haddi 500 kuruştan 50 liraya yükseltilmiş, 3 ncü pozisyonunda yer alan tekel dışındaki alkollü ve alkolsüz içkilerden tabii köpürür şarabın % 70 olan vergi oranı % 60'a indirilmiş, daha önce % 70 oranında vergiye tabi olan viskilere ait fıkra bu defa ithal viskisi ve dahilde imal edilen viski olarak iki fıkra halinde düzenlenmiş ithal viskileri, % 70 dahilde imal edilen viski ise % 60 nispetinde vergilendirilmiştir.

3 ncü pozisyona eklenen (h) fıkrası ile her türlü meyve suları ve gazozlar (sade gazozlar hariç) % 5 nispetinde vergiye tabi tutulmuştur.

Aynı pozisyonunun sonuna eklenen parantez içi hükümde, söz konusu pozisyonda yazılı alkollü ve alkolsüz içkileri satın alarak, imla veya şişeleme işlerini yaptıktan sonra teslim edenlerin de müstahsil sayılacağı ve teslimlerinin bu pozisyonda gösterilen nisbetler üzerinden vergiye tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Evvelce, Tekel dışı içkileri hem imal ve hem de imlâ edenlerin kendi imal ettikleri içkilerin (dahili sarf dolayısıyle), imalatın son safhasını teşkil eden olgunlaşma anındaki emsal satış bedeli üzerinden vergiledirilmesi, imalatçılardan aldıkları Tekel dışı içkileri imlâ ederek satanların ise, yapılan imlâ işi bir bitim ameliyesi sayılmadığından mükellefiyet dışında bırakılması uygun görülmüştür.

Kanunda yapılan değişiklik gereğince Tekel dışı içkileri hem imal ve hem de imlâ edenlerin istihsal vergisini şişeli satış bedeli üzerinden, keza, imalatçılardan aldıkları Tekel dışı içkileri imlâ veya şişeleme işlerini yaptıktan sonra teslim edenlerinde şişeli satış bedeli üzerinden istihsal vergisi ödemeleri gerekmektedir.

Diğer taraftan, aynı maddeyle 6802 sayılı Kanuna bağlı III sayılı tablonun 6 ncı pozisyonunda yer alan "her türlü kolalı içki imalinde kullanılan özütler" hükmü, her türlü içki imalinde kullanılan alkollü ve alkolsüz özütler" şeklinde değiştirilmiştir.

Her türlü içki imalinde kullanılan alkolsüz özütler Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 21.07, alkollü özütler ise, 22.09 tarife pozisyonunda kayıtlı bulunmaktadır.

Vergi konusuna giren ve Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 21.07 pozisyonunda yer alan alkolsüz özütler aşağıda sayılmıştır.

a) Kola, sodalı içki yapımında kullanılan kola özü eriyiği,

b) Meşrubat imalinde kullanılan ve esası sodyum bikarbonat ve glisirizin veya meyan kökü özü olan şekerli veya şekersiz koku verici tozlar (Coco denilen tozlar)

c) Şerbet ve limonata gibi meşrubatın yapılmasında kullanılan alkolsüz bileşik türevler (Genellikle "katılaştırılmış özler" diye anılmaktadır.) Bunlar, Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 13.03 pozisyonunda yer alan bitkisel özlere laktik asit, fosforik asit, tartrik asit, sitrik asit, koruyucu maddeler, köpürtücü ürünler, meyve suları bazen de fazla olarak uçan yağlar katılmak suretiyle elde edilmektedir.

20. Kanunun 22 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı III sayılı Tablonun sonuna 7 numaralı pozisyon eklenmiştir.

Yeni eklenen pozisyon hükmüyle daha önce maktu olarak (saf sikleti üzerinden) vergiye tabi olan tuz, değer esası üzerinden % 10 oranında istihsel vergisine tabi tutulmuştur.

Ayrıca, Tekel idaresinden satın alınan ham tuzu, rafineri ameliyesine tabi tutan veya ambalajlayan işletmeler de müstahsil sayılarak mükellefiyet kapsamına alınmış ve pozisyonun sonuna, bu konuda ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek amacıyla 3078 sayılı Tuz Kanunundaki hükümlerin saklı olduğu hükmü eklenmiştir.

Daha önce maktu olarak vergiye tabi bulunan ve bu defa değer esası üzerinden vergiye tabi tutulan tuz G.G. Tarife Cetvelinin 25.01 tarife pozisyonunda yer almakta ve kimyada sodyum klorür olarak isimlendirilmektedir.

Bu pozisyon gereğince vergiye tabi olan tuz; kaya, tuzla tuzu, deniz tuzu, sofra tuzu v.s. dir.

Bu nedenle, bu pozisyon gereğince vergiye tabi olan tuzun G.G. Tarife Cetvelinin 28 ve 29 ncu fasıllarında kayıtlı olan maddelerle (Örneğin 28.29 tarife pozisyonundaki organik olmıyan asitlerin madeni tuzları ve pertuzları'nda olduğu gibi) bir ilgisi bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, evvelce saf siklet üzerinden vergiye tabi olan tuzun diğer esası üzerinden vergiye tabi tutulması nedeniyle, 6802 sayılı Kanunun 14/a ve 24/a maddelerinde de buna paralel değişiklikler yapılmış tır.

21. Kanunun 23 ncü maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı IV sayılı Tablonun ''madeni eşya" başlıklı 2 numaralı pozisyonunda değişiklik yapılarak, bir kısım makine, alet ve cihazın ithalinin indirimli oran (% 10) üzerinden istihsal vergisine tabi tutulması hakkındaki (a) fıkrası kaldırılmış ve bu eşya % 18 oranında vergiye tabi tutulan eşyaya dahil edilmiştir. Ayrıca çocuk bisikletlerine ait % 15 lik oran % 20 ye yükseltilmiştir.

Diğer taraftan bu madde ile IV sayılı Tablonun sonuna 15 nci pozisyon eklenerek lastik tekerlekli traktörler, ithalinde % 20 nispetinde istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

22. Kanunun 24 üncü maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı IV sayılı Tablonun sonunda yer alan ihtar hükümlerine 4 üncü madde olarak eklenen hüküm gereğince Kanuna bağlı tablolardan hem II sayılı tabloda ve hem de IV sayılı tabloda kayıtlı maddelerin ithalinde IV sayılı tablodaki ilgili pozisyon hükmü uygulanacaktır.

23. Kanunun 25 nci maddesi ile 6802 sayılı Kanuna bağlı tablolarda ve Kanunun mahsus kısım ve bölümlerinde kayıtlı vergi nispet veya hadler ile tarifelerde % 80'e kadar indirim yapmaya, indirilen nispet had veya tarifeleri kanuni seviyelerine kadar çıkarmaya ve bununla ilgili usul ve şartları tespite Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.

Bu madde ile verilen yetkiye dayanılarak 4.5.1981 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 1.5.1981 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 30.4.1981 tarihli ve 8/2823 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununa Bağlı Tablolarda Yer Alan Bazı Mamullerin Vergi Nispetlerinin Değiştirilmesine İlişkin Kararla :

A) Gider Vergileri Kanuna bağlı II sayılı tablonun 2447 sayılı Kanunla değişik 3 ncü pozisyonunun (a) bendinde kayıtlı, bu pozisyonun (b), (c) ve (d) bendlerinde yazılı olanlar dışında kalan her türlü motorlu kara taşıtlarının vergi nispeti % 10'a, (b) bendinde kayıtlı motosiklet ve yan arabası, sandalların arka tarafına takılan benzinle müteharrik motorların vergi nispeti % 5'e, (c) bendinde kayıtlı kamyonetlerin vergi nispeti % 10'a, (d) bendinde kayıtlı binek otomobillerinin vergi nispeti % 10'a, ve aynı pozisyonun (e) bendinde kayıtlı motorlu kara taşıtlarının motorlu şasilerinin vergi nispeti % 10'a, (f) bendinde kayıtlı motorlu kara taşıtlarının motorsuz şasilerinin vergi nispeti % 5'e, (g) bendinde kayıtlı bisikletlerin vergi nispeti % 2'ye

B) Gider Vergileri Kanununa bağlı II sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (e) bendinde kayıtlı her türlü televizyon'un vergi nispeti % 10'a,

C) Gider Vergileri Kanununa bağlı II sayılı tabloya 2447 sayılı Kanunla eklenen 12 nci pozisyonun (a) bendinde kayıtlı mamullerden sadece pişirme fırınlarının, (b) bendinde kayıtlı buzdolapları ve soğutma tertibatlı diğer makine ve cihazların, (c) bendinde kayıtlı mamullerden sadece her çeşit ve tipte çamaşır makinalarının, (d) bendinde kayıtlı mamullerden sadece elektrik süpürgelerinin ve l3 ncü pozisyonunda kayıtlı mamüllerden sadece şofbenler, termosifonlar ve sobaların vergi nispetleri % 4'e,

D) Gider Vergileri Kanununa bağlı III sayılı tablonun 2447 sayılı Kanunla değişik 3 ncü pozisyonunun (c) bendinde kayıtlı sair şarapların vergi nispeti % 15'e aynı tablonun 6 ncı pozisyonunda kayıtlı her türlü içki imalinde kullanılan alkollü ve alkolsüz özütlerin vergi nispeti % 20'ye,

E) Gider Vergileri Kanununa bağlı IV sayılı tablonun 2447 sayılı Kanunla değişik 2 nci pozisyonun (a) bendinde kayıtlı Demirden mamul eşya'nın vergi nispeti % 10'a,

İndirilmiştir.

24. Kanunun 27 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin (i) fıkrasının III no.lu bendinden sonra gelen parantez içi hükmü ile (j) fıkrasının sonundaki parantez içi hükmü, (m) fıkrası, 5 nci maddesinin (c) fıkrası, 65 nci maddesi hükmü ile III sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (D) fıkrası, 8.6.1942 gün ve 4250 sayılı İspirto va İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununun 14 ncü maddesinin tarh, tahakkuk ve tahsile ilişkin hükümleri kaldırılmıştır.

Bu duruma göre :

a) 6802 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin (i) fıkrasının, I, II ve III nolu bentlerinde yer alan maddelerle, (j) fıkrası gereğince dahilde alınan istihsal vergisinden müstesna tutulan maddeler kanununa bağlı I, II ve III sayılı tablolarda ismen yazılı iseler muafen teslim edileceklerdir. Ayrıca bu maddelerin bünyesine giren vergili ilk ve yardımcı maddeler dolayısıyle evvelce ödenmiş istihsal vergisi iade edilmiyecektir. Bundan da anlaşılacağı gibi vergi iadesi suretiyle uygulanan istisna kaldırılmış olmaktadır.

b) Kanunun 4/m maddesindeki halı ve kilim ipliği istisnası kaldırıldığından bundan böyle halı ve kilim imalinde kullanılmak üzere teslim edilen 2,5 metrik numaraya kadar (2,5 dahil) Strayhgarh iplikleri de vergiye tabi olacaktır.

c) Kanunun 5 nci maddesinin (c) fıkrası kaldırıldığından bundan sonra her türlü tabii ipekten iplik imal eden veya bunların bitim işleri ile iştigal edenler de istihsal vergisi ödeyeceklerdir.

Bilindiği gibi daha önce tabii ipek ipliği üretimi ve teslimi veya bu iplikler üzerinde yapılan bitim işi istihsal vergisi kapsamı dışında idi.

Bu defa Kanunun 5 nci maddesinin (c) fıkrası kaldırılarak her türlü tabii ipekten iplik imal eden veya bunların bitim işi ile uğraşanlar da mükellefiyet kapsamına alınmıştır.

Buna göre, Kanuna bağlı I sayılı tablonun 10 uncu pozisyonunun A/b fıkrasında yer alan tabii ipek ipliğinin imal ve teslimi % 12 nispetince istihsal vergisine tabidir.

Sözü edilen ipliğin bitim işlerinin yapılış şekline göre aşağıda belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.

a) Söz konusu iplik üzerinde bitim işleri (Büküm, katlama, boyama, kasarlama gibi) iplik müstahsili tarafından yapılıyorsa, bir müstahsilin imal ettiği ipliği bitim ameliyesine tabi tutması Kanunun 3 ncü maddesinin (a) fıkrası gereğince teslim sayılmadığı cihetle, bitim işine tabi tutulmuş ipliğin tesliminde vergi doğacak ve vergi matrahı da teslim şekline, göre 2 veya 3 ncü maddeler gereğince ya satış bedeli ya da emsal satış bedeli olacaktır.

b) Müstahsil tarafından imal edilen tabii ipek ipliğinin bitim işinin başkalarına yaptırılması halinde, Kanunun 3/d maddesinin parantez içi hükmü gereğince müstahsillerin imal ettikleri maddeleri başkalarına bitim işine tabi tutturmalarının teslim sayılmaması nedeniyle bu ipliklerin (Yani bitim işine tabi tutulan ve kendilerine iade edilen ipliklerin) vergisini, müstahsiller kendileri tarafından tesliminde ödeyecekler. Vergi matrahı da yine ya satış bedeli ya da emsal satış bedeli olacaktır.

c) Satın alınan, vergi konusuna giren tabii ipek ipliğinin bitim işinin başkalarına yaptırılması halinde, Kanuna bağlı I sayılı tablonun 10 ncu pozisyonunun A/b ve D fıkraları gereğince, bitim işini yapan vergi mükellefi, vergi matrahı da, 18 nci madde gereğince yapılan bitim işi karşılığında alınan ücret olacaktır.

d) Kanunun, şarap müstahsillerine ait istihsal vergisinin Tekel İdaresi tarafından mevzuatı gereğince, tarh ve tahakkuk ettirilip tahsil olunarak ilgili vergi dairesine ödeneceğine dair 65 nci maddesi hükmü kaldırıldığından, bundan böyle şaraba ait istihsal vergisi 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tarh ve tahakkuk ettirilerek usulü dairesinde tahsil olanacaktır.

e) Kanuna bağlı III sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (D) fıkrası kaldırılmış, buna paralel olarak yukarıda da bahsedildiği gibi aynı tablonun sonuna 7 nci pozisyon eklenmek suretiyle maktu olarak vergiye tabi olan tuzun, değer esası üzerinden istihsal vergisine tabi tutulması sağlanmıştır.

Bilgi edinilmesini ve gereğinin ona göre yapılmasını rica ederim.



(*) 1.1.1985 tarihinde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi hariç) diğer hükümleri yürürlükten kaldırıldığından, Tebliğin (4), (5), (6) numaralı bölümleri hariç işlerliği kalmamıştır.









İçerik 2:




Gider Vergileri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 17.4.1981 tarihli ve 2447 Sayılı Kanun 19.4.1981 tarihli ve 17315 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve yayımlandığı tarihi takip eden aybaşından itibaren yürürlüğe girmiştir.

Gider Vergileri Kanununda yapılan değişikliklere ilişkin olarak maddeler itibariyle aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.

1. Kanunun 1 inci maddesi ile Gider Vergileri Kanununun ihracat muaflığının tatbik edilmeyeceği haller ile ihraçtan vazgeçme halinde yapılacak muamele başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiştir.

Buna göre, Kanunun 6 ncı maddesinde belirtildiği şekilde ihracat beyannamesi verilmesine rağmen aynı maddede kayıtlı diğer şartlara riayet edilmeden malın ihraç edilmesi halinde, ihracat beyannamesi üzerine evvelce tarh, tahakkuk ve tecil edilmiş vergi, malın imal veya istihsal yerinden çıktığı tarihi takip eden ayın onbeşi ödeme süresi sayılarak Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunacaktır.

Diğer taraftan, mal imal veya istihsal yerinden çıkmadan evvel ihracat beyannamesi verilmemesine rağmen, kanunun bahsi edilen 6 ncı maddesinde kayıtlı diğer şartlara riayet edilerek malın ihraç edilmesi durumunda, evvelce tarh, tahakkuk ve tecil edilmiş bir vergi olmadığından, aranılacak istihsal Vergisine gecikme zammı tatbik edilmesi mümkün değildir. Bu durumda usulüne uygun olarak ihraç edilmeyen mallara ait istihsal vergisi, Vergi Usul Kanunu hükümleri gereğince tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilecektir.

2. Kanunun 3 üncü maddesiyle 6802 sayılı Kanunun 17 nci. maddesinin (b) fıkrası hükmü değiştirilmiştir. Bu değişiklikle müstahsil nam ve hesabına tahsil edilmiş olsun veya olmasın prim, beyiye, ikramiye, reklam bedeli, komisyon, faiz gibi paraların satış bedelinden indirilemeyeceği belirtilmiştir.

Buna göre, müstahsillerin teslim ettikleri maddeler karşılığında, satış bedeli meyanında müşterilerinden sorumlu sıfatıyla alarak başka kişi ve kuruluşlara verdikleri, prim ve diğer adlar altındaki paralar da satış bedeline dahil edilecektir.

3. Kanunun 5 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 2, 5 ve 6 ncı fıkraları değiştirilmiştir.

A _ 2 nci fıkrada yapılan değişiklik, bu fıkrada yer alan "Maliye ve İktisat ve Ticaret Vekaletlerince" ibaresinin "Maliye ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarınca" olarak değiştirilmesinden ibarettir.

B _ Değişik 5 ve 6 ncı fıkralar gereğince,

a) II sayılı tabloya ilâve edilen 8 ilâ 15 nci pozisyonlarda kayıtlı madde ve mamullere ilk madde indirimi uygulanmayacaktır.

b) II sayılı tablonun 3 ncü pozisyonunda kayıtlı taşıtlara ilk madde indiriminin şartlı olarak uygulanacağına dair hüküm madde metninden çıkarılmıştır. Buna göre taşıtların imalinde kullanılan vergili ilk ve yardımcı maddeler, gerek dahilden ve gerekse ithal yoluyla sağlansın, ilk madde indirimi tayin ve tesbitinde dikkate alınacaktır.

c) Bu değişiklik sonucu II sayılı tablonun 4, 5 ve 6 ncı pozisyonunda kayıtlı mamuller ile I sayılı tablonun 9/B ve C pozisyonunda kayıtlı camlar için ilk madde indirimi evvelce olduğu gibi, yine şartlı olarak uygulanacaktır. Yani bu pozisyonlarda kayıtlı mamullerin imalinde ve bunların bünyesine girecek şekilde kullanılan vergili ilk ve yardımcı maddeler, dahilden tedarik edildiği takdirde, ilk madde indirim oranı tayin ve tesbitinde dikkate alınacak aksi takdirde dikkate alınmayacaktır.

d) Maddede camlarla ilgili olarak 9/B ve C pozisyonunun yer alması, daha önce A, B, C, D ve E fıkraları olarak düzenlenmiş olan 9 ncu pozisyonun bu defa 9/A, B ve C fıkraları olarak yeniden düzenlenmesi sebebine dayanmaktadır.

4. Kanunun 6 ncı maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun 28 nci maddesin de kapsam genişletici değişiklikler yapılmıştır. Kanun hükmünde yapılan bu değişiklikle bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri adına veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi tutulmuştur.

Buna göre, bankerlerin kendilerine ait menkul kıymetler portföyündeki tahvillerin kupon bedelleri vergiye tabi olmakta, ancak, sattıkları tahvillerin kupon bedellerini tahsil ederek aynen müşterilerine devrettikleri takdirde, kendi lehlerine kalan bir para olmadığı için, bu şekilde tahsil edilen kupon bedelleri vergiye tabi olmamaktadır. Bankerlerin bu şekilde yaptıkları hizmet karşılığı, müşterilerinden komisyon, ücret veya hizmet karşılığı veya sair adlarla bir para almaları halinde, bu şekilde alınan paranın vergiye tabi olacağı açıktır.

5. Kanunun 7 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun 29 ncu maddesine (n) fıkrası eklenmiştir. Böylelikle, mevduat toplamayan bankaların açmış oldukları yatırım kredileri dolayısiyle lehlerine aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesna tutulmuştur.

Yatırım kredileri projeye bağlı olarak bir sınai tesisin kurulması, tevsii ve modernizasyonu için verilen kredilerdir.

İstisna, kredinin banka yetkili organlarınca kabulü, ikraz sözleşmesinin imzalanması, kredinin kullandırılması ve kredinin vade hitamına kadar geri ödenmesi sırasında mevduat kabul etmeyen bankaların lehlerine aldıkları (taahhüt komisyonu, faiz, gecikme faizi, akreditif komisyonu, ekstre masrafları gibi...) paraları kapsamaktadır.

6. Kanunun 8 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanunun Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin nispetine ait olan 33ncü maddesi değiştirilmiştir. Bu değişiklikle T.C. Merkez Bankası ile bankalar arasındaki reeskont muamelelerinde % 20, reeskont muameleleri dışındaki muamelelerde % 25 olan banka ve sigorta muameleleri vergisinin nispeti % 15'e indirilmiş, kambiyo muamelelerine ait olan nispeti ise matrahın onbinde beşinden binde birine yükseltilmiştir.

Bankalarca açılan kredilerde faiz tahakkuku genellikle üç ve altı aylık devre sonlarında yanılmaktadır. Kredinin kullanıldığı sürece bankalar lehine her gün gerçekleşen faizlerin, üç ve altı aylık devre sonlarında tahakkuk ettirilerek gelir hesaplarına yazılmasıyla bankalar yönünden faiz geliri elde edilmiş olmakla ve vergi yükümlülüğü de o anda doğmaktadır. Bu bakımdan açılmış olan krediler dolayısıyla faiz tahakkukunun Kanunun yürürlük tarihi olan 1.5.1981 tarihinde veya bu tarihten sonra yapılması durumunda söz konusu faizlerin tamamına % 15 banka ve sigorta muameleleri vergisi nispeti tatbik edilecektir.

7. Kanunun 9 ncu maddesi ile, 6802 sayılı Kanunun 38 nci maddesinin III numaralı bendi değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle, petrol boru hatları ile yapılan yerli hampetrol taşımalarında varil başına alınan 4.5 TL lık nakliyat vergisi varil başına 25 TL na yükseltilmiştir.

8. Kanunun 10 ncu maddesi ile 6802 sayılı Kanunun ''Hizmet Vergileri" ile ilgili ikinci kısmına 43 ncü maddeden sonra dördüncü bölüm olarak "İlan ve Reklam Hizmetleri Vergisi" başlığı ile 5 Ek Madde eklenmiştir .

Buna göre Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından yayınlanan ilan ve reklamlar % 15 nispetinde ilan ve reklam hizmetleri vergisine tabi tutulmuştur.

Verginin mükellefi Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumudur. Vergi matrahı ise ilan ve reklam karşılığında her ne adla olursa olsun alınan bedeldir. Gider Vergilerinin karekteri gereği yani yansıtılabilir (intikali) vergilerden olması dikkate alınarak, bu kanunla alınan ilan ve reklam hizmetleri vergisinin matraha dahil edilmeyeceği belirtilmiştir. Buna göre TRT Kurumu tarafından ilan ve reklam hizmeti karşılığı alınan paralar dolayısıyla düzenlenecek faturalarda vergi ayrıca gösterilecektir.

Diğer taraftan verginin Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahının hesabında gider olarak indirilemeyeceği de hükme bağlanmıştır. Buna göre gerek reklam ve ilanı yapan TRT Kurumu ve gerekse reklam ve ilanı yaptıran veya yapılmasına taraf olan kişi ve kurumlar ödenen vergiyi Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahından gider olarak indiremeyeceklerdir.

Ek 5 nci maddede verginin beyanının tarhının ve ödenmesinin Kanunun 44 ila 48 nci madde hükümleri gereğince yapılacağı belirtilmektedir.

Anılan 44 ila 48 nci maddeler gereğince, TRT Kurumu, bulunduğu yer vergi dairesine ilan ve reklam hizmetleri vergisi mükellefi olması nedeniyle mükellefiyetini tescil ve tesis ettirecek ve bir ay içindeki muamelelerini ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar bir beyanname ile beyan edecek ve vergisine beyanname verme süresinde ödeyecektir.

9. Kanunun 11 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı Tablonun 2-A pozisyonunun (b) fıkrası değiştirilmiştir.

Bu değişiklikle, anılan fıkrada yer alan dökme demir tabirine giren maddeler ismen sayılmıştır.

Ayrıca fıkraya eklenen parantez içi hükmü ile de döküm ocaklarında vergili pik veya hurda demirlerden elde edilen yarı mamul ve mamul haldeki döküm mamulleri vergi kapsamı dışına çıkarılmış ve fıkrada kayıtlı maddelere ait vergi oranı % 20 den % 15'e indirilmiştir. Buna göre, kupol ocağı ve diğer döküm ocaklarında elde edilen mamul ve yarı mamul haldeki döküm mamulleri istihsal vergisine tabi tutulmayacaktır.

10. Kanunun 12 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı 1 sayılı tablonun 3 üncü pozisyonunda yer alan kauçuğun vergi nispeti % 30 dan % 25'e indirilmiştir.

11. Kanunun 13 ncü maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun 4 ncü pozisyonundaki "suni plastik maddeler selülozun eter ve esterleri ve suni reçineler" e ait % 40 lık vergi nispeti, % 25'e indirilmiştir.

12. Kanunun 14 ncü maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun "9. camlar" pozisyonu yeniden düzenlenmiştir.

Bu değişiklikle, daha önce A,B,C,D ve E fıkraları olmak üzere 5 fıkra halinde düzenlenen "9 ncu pozisyon" A,B ve C fıkraları olmak üzere 3 fıkra halinde düzenlenmiş, evvelce A,B ve D fıkralarında kayıtlı bulunan cam ve cam eşya bu fıkralardan çıkarılıp A fıkrasına dahil edilmiş ve % 30 ve % 15 oranlarında; C fıkrasında yer alan emniyet camları, B fıkrasına dahil edilerek % 15 oranında, E fıkrasında kayıtlı bulunan aydınlatma ve işaret işleri için cam eşya C fıkrasına dahil edilerek % 30 ve % 20 oranlarında istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

Buna göre, renkli, dalgalı, çizgili ve telli pencere camları A fıkrasının (a) bendi gereğince % 30 oranında, B ve C fıkraları dışında kalan örneğin adi ve buzlu pencere camları, düz camlar, cam ilk maddeleri ile hurda camlardan imal olunan ilk istihsal mahsulü her türlü cam ve cam eşya bu meyanda cam damacana, şişeler, tüpler cam elyaf, cam fitil, cam demet v.s. aynı fıkranın (b) bendi gereğince % 15 oranında istihsal vergisine tabi bulunmaktadır.

Diğer taraftan, daha önce anılan pozisyonun E fıkrasında yer alan aydınlatma ve işaret işleri için cam eşya, bu defa C fıkrasında ve iki bentde değişik nispetlerde vergiye tabi tutulmuş, (C) fıkrasına parantez içerisinde "Başka maddelerle mürettep ve montaj suretiyle imal edilmiş olsun olmasın" ibaresi eklenerek montaj suretiyle elde edilen aydınlatma ve işaret işleri için cam eşyanın (Örneğin montaj suretiyle elde edilen avizenin) vergi konusuna girdiği açık ve kesin olarak ifade edilmiştir.

Anılan (C) fıkrasının (a) bendi ile, kalıplama, kesme, yontma, traşlama ve parlatma ameliyesine tabi tutulmuş camlardan imal olunanlar (ki bu meyanda kristalden mamul bulunan avizeler ve aksamı sayılabilir.) % 30 nispetinde, bunun dışında kalan aydınlatma ve işaret işleri için cam eşya ise (b) bendi gereğince % 20 nispetinde istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

Anılan pozisyonda kayıtlı "Camlar" la ilgili geniş izahat Gider Vergilerine ait 59 seri No.lu Genel Tebliğinde yer almaktadır.

13. Kanunun 15 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun 10 ncu pozisyonunun A,B ve C fıkralarında kayıtlı ipliklere ait oranlar % 12 ye indirilmiş ve C fıkrası, suni ve sentetik elyaf vergi konusuna alınmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir.

A ve B fıkralarında yapılan değişiklik; bu fıkralarda kayıtlı maddelerin vergi nispetlerinin indirilmesinden ibarettir.

C fıkrasında yapılan değişiklikle, bu fıkrada kayıtlı ipliklerin vergi nispeti % 36 dan % 12 ye indirilmiş ve suni ve sentetik ipliklerin ilk maddelerinden olan ve Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 5l nci ve 56 ncı faslında yer alan dokumaya elverişli devamlı ve devamsız sun'i ve sentetik elyaf da aynı nispette istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

Daha önce vergi kapsamına girmeyen bu defa vergi konusuna alınan suni ve sentetik elyafın tarifleri Gümrük Giriç Tarife Cetvelinin 51 nci faslın notlarında şu şekilde yapılmıştır.

Tarifenin neresinde geçerse geçsin, "Dokumaya elverişli sentetik ve sun'i lif" tabiri aşağıda yazılı sınai usullerden biriyle istihsal olunan organik polimer liflerini ifade eder.

a) Organik monomerlerin polimerizasyonu veya kondansasyonu ile elde edilenler; evcümle, poliamidlar, poliesterler, poliüretanlar ve polivinilik müştaklar.

b) Selüloz, kazein, protein, yosun v.s. gibi tabii organik polimerlerin kimyevi tahavvülleri suretiyle elde edilenler; ezcümle viskoz ipeği, asetat ipeği, küpro-amonyak (Cupra) ipeği, denizyosunu ipeği, Yukarıda (a) bendinde tarif edilenler "sentetik lif" ve (b) bendinde tarif edilenler de "Suni lif" addolunur.

Önemine binaen sentetik elyaf üretimi ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun bulunmuştur.

Sentetik elyaf üretimi şu şekilde gerçekleştirilmektedir. Dahilden veya ithal yoluyla Kanuna bağlı I sayılı tablonun 12 nci pozisyonu gereğince- istihsal vergisi ödenmek suretiyle temin edilen kaprolaktam, polimerizasyon tesislerinde polimerize edilerek polikaprolaktan (cips) elde edilmekte elde edilen polikaprolaktamdan da sentetik elyaf üretilmektedir.

(Polikaprolaktamdan doğrudan doğruya sentetik iplik üretimi de mümkündür.)

Buna göre;

a) Bir müstahsil tarafından, vergili olarak temin edilen kaprolaktamın polimerizasyon tesislerinde polimerize edilmesi suretiyle elde edilen yine Kanuna bağlı I sayılı tablo 4 ncü pozisyonu gereğince % 25 nispetinde istihsal vergisine tabi bulunan polikaprolaktam sentetik elyaf imalinde kullanılırsa, -sentetik elyaf vergi konusuna alındığı cihetle-Kanunun 4/b maddesi gereğince, vergiye tabi polikaprolaktamın sentetik elyaf imalinde sarfedilmesi vergiden müstesnadır. Vergi Kanununun 2 ve 3 ncü maddeleri gereğince, sentetik elyafın tesliminde satış veya emsal satış bedeli üzerinden, ilk madde indirimi uygulanmak suretiyle ödenecektir.

b) Bir müstahsil tarafından yukarıda bahsedildiği şekilde elde edilen sentetik elyaf, sentetik ipliğin imalatında ilk madde olarak kullanıldığı takdirde, vergi, Kanunun yine 4/b maddesi gereğince sentetik elyafın, sentetik iplik imalatında sarfedilmesi vergiden müstesna olduğundan, sentetik ipliğin tesliminde ödenecektir.

14. Kanunun 16 ncı maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı I sayılı tablonun 11 nci pozisyonunun a, b ve c fıkralarında kayıtlı elektrik ve havagazının vergi hadleri 10 kat artırılmıştır.

Buna göre, elektriğin vergi haddi, kullanılış amacına göre 1 veya 3 kuruştan 10 veya 30 kuruşa, havagazının vergi haddi, 1,5 kuruştan 15 kuruşa çıkarılmış bulunmaktadır.

15. Kanunun 17 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı 11 sayılı tablonun 2 nci pozisyonunda kayıtlı kibritin vergi haddi 10 kat artırılarak 1000 çöpten 60 kuruş olarak alınan vergi miktarı 1000 çöpten 6 liraya çıkarılmıştır.

16. Kanunun 18 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı II sayılı tablonun 3 ncü pozisyonun a, b, c ve d bentlerinde kayıtlı bulunan taşıtların vergi nispetleri düşürülmüştür.

17. Kanunun 19 uncu maddesi ile, 6802 sayılı Kanuna bağlı II sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (b) (c) ve (d) bentleri değiştirilmiş ve pozisyonun sonuna (f) bendi eklenmiştir.

_ (b) bendinde yapılan değişiklik; sair her türlü radyo alıcı cihazlarına ait olan nispetin % 5'den % 10'a çıkarılmasından ibarettir.

_ (c) ve (d) bentlerinde yapılan değişiklikle ve bu pozisyona eklenen (f) fıkrası ile vergi dışı kalmış bir takım ses cihazları, ses şeritleri (kasetli olanlar dahil) video teypler bunlara ait şeritler ve televizyon antenleri vergi konusuna alınmış bulunmaktadır. Bu duruma göre, vergili olan şeritlerinin kasetlere monte edilmesi suretiyle vücuda getirilen kaset bantların teslimi de vergi konusuna girmektedir.

18. Kanunun 20 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı II sayılı mamul maddeler tablosuna 8,9,10,11,12,13,14 ve 15 nci pozisyonlar eklenmiştir.

A _ 8 nci pozisyon ile sertleştirilmemiş vulkanize kauçuktan her nevi tekerlek bandajları, iç ve dış lâstikleri ve flapslar istihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 40.11 pozisyonunda yer alan mezkûr mamuller hakkında Tarife Cetveli izahnamesinde verilen izahat aşağıda belirtilmiştir.

"40.11 Sertleştirilmemiş vulkanize kauçuktan her nevi tekerlek bandajları iç ve dış lâstikleri ve flapsları."

Bu pozisyona aşağıdakiler dahildir.

a) 40.11.30 Bandajlar (İçi dolu veya yarı dolu), takviyeli bandajlar (yarış bisikletlerinde kullanılanlar gibi) ve iç lastiğe lüzum göstermeyen hususi dış lastikler (Uçaklar için, kamyon ve traktörler de dahil olmak üzere motorlu kara nakil vasıtaları için)

b) Dış lastikler ; 40.11.11 Kutru 16 inç'e (16 dahil) kadar olanlar, 40.11.12 kutru 17-22 (22 dahil) inç'e kadar olanlar, 40.11.13 Kutru 23 inç'ten fazla olanlar.

c) İç lastikler: 40.11.21 Ağırlığı 5 kg'a kadar olanlar, 40.11.22 Ağırlığı 5 kg ve daha fazla olanlar.

d) Flapslar (İç lastiği madeni janta temastan korumaya mahsus)

Bu pozisyonda yer alan eşya her nevi kara ve hava nakil vasıtalarında, tekerlekli oyuncaklarda, müteharrik mobilyalarda, makinelerde, harp silahlarında, tıbbi ve cerrahi cihazlarda vs.. kullanılır.

B) 9 ncu pozisyon ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 34.02 pozisyonunda kayıtlı tansiyoaktif organik müstahsallar, tansiyoaktif müstahzarlar ve yıkama müstahzarları (Sabun ihtiva etsin etmesin) vergi kapsamına alınmıştır.

Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 34.02 pozisyonunda yer alan ve genellikle halk arasında deterjan olarak isimlendirilen bu maddeler toz, likit ve krem halinde bulunabilmektedir. Söz konusu maddeler hakkında Tarife Cetveli izahnamesinde verilen izahat aşağıda belirtilmiştir.

Bu pozisyon aşağıdakileri içine alır :

(I) Tansiyoaktif organik müstahsallar (sabunlar hariç). Bunlar kimyaca muayyen terkibi bulunmayan ve fakat izole halde olan maddeden teşekkül eder veya içine meselâ sodyum sülfat gibi âtıl (inert) maddeler ilâvesi suretiyle tipleştirilmiş olabilir.

Muhtelif menşeli organik müstahsalları teşkil eden bu müstahsalların az bir miktarı suda eritildiğinde su sathının tansiyonunu değiştirir ve bu suretle köpürme, ıslatma, nüfuz etme, temizleme veya emülsiyon haline getirme hassası kuvvetli bir mahlûl meydana getirir.

Bu müstahsallar meyanında aşağıdakiler zikredilebilir :

(1) Sülforisinoleatlar, sülfooleatlar, sülforezinatlar; suda münhal naftenatlar, sülfonaftenatlar ve suda münhal petrol sülfonatlar (amonyumun, alkali madenlerin veya etanolaminlerin), içinde muayyen miktarda madeni yağ bulunan petrol sülfonatlar; yağ alkollerinin, yağ esterlerinin, yağ asitlerinin ve yağ amidlerinin sülfonlaşmasından hasıl olan müstahsallar; alkilsülfonatlar, alkilsülfatlar, alkilarilsülfonatlar ve ikame benziminazollerin sülfonlu müştakları ile aktif anyonlu benzeri müstahsallar.

(2) Yağ aminlerinin tuzları, kuarterner amonyun tuzları ve aktif katyonlu benzeri müstahsallar.

(3) Yağ alkolleri, yağ asitleri veya alkilfenollerin etilen oksit ile olan kondansasyonundan elde edilen müstahsallar ve aktif iyonu bulunmayan benzeri müstahsallar.

(II) Tansiyoaktif müstahzarlar ve yıkama müstahzarları. Mahlût halde olan bu müstahzarlar meyanında şunlar zikredilebilir :

A _ Tansiyoaktif müstahzarlar.

(1) Yukarıda (I) inci kısımdaki tansiyoaktif müstahsalların birbirleriyle karıştırılmasından meydana gelen mahlûtlar (meselâ, sülforisinoleatların sülfonlu alkilnaftalenler veya sülfonlu yağ alkolleriyle olan mahlûtları gibi).

(2) Yukarda (I) inci kısımdaki tansiyoaktif müstahsalların organik bir muhallil içindeki mahlûlleri veya emülsiyonları (meselâ, sülfonlu bir yağ alkolünün siklohekzenol veya tetrahidronaftalen içindeki mahlûlü gibi).

(3) Esasına yukarda (I) inci kısımdaki tansiyoaktif müstahsallardan birini teşkil eden sair mahlûtlar (meselâ, içinde muayyen nisbette sabun bulunan tansiyoaktif müstahsallar gibi).

(4) Siklohekzanol gibi bazı organik muhalliler içindeki sabun mahlûlleri veya emülsiyonları (içine az miktarda etil alkol katılmış su içindeki sabun mahlûlleri mayi sabunları teşkil etmekte ve dolayısiyle 34.01 pozisyonunda yer almaktadır.)

B _ Yıkama müstahzarları:

(1) Anorganik müstahsalların, ezcümle sodyum karbonat, sodyum metasilikat, sodyum hekzametafosfat, pertuzlar (sodyum perborat gibi), sodyum tetraborat, vs.. nin birbirleriyle olan karışımından meydana gelen mahlûtlar.

(2) Esasını anorganik müstahsallar (ezcümle yukarda 1 numaralı fıkrada zikredilenler) teşkil eden ve aynı zamanda içinde muayyen miktarda organik müstahsallar (sabunlar, metilsellüloz, pankreas hülâsaları, vs..) bulunan mahlûtlar.

Yukarıda sözü edilen müstahzarlar, ister ev işlerinde ister sanayide kullanılsın, bu pozisyonda yer alır. Bunlar hususiyle giyim eşyasının yıkanmasında, dokumaya elverişli maddelerin yıkanmasında ve yağlarının alınmasında (meselâ, ağartmayı ve boyamayı kolaylaştırma maksadiyle), madenî eşyanın (meselâ mutfak eşyası, muhtelif cihazlar, v.s. gibi) yıkanıp temizlenmesinde, döşeme taşlarının yıkanmasında, hazne, v.s. nin temizlenmesinde kullanılır. Tansiyoaktif müstahsallar ve müstahzarlar aynı zamanda haşarat öldürücü emülsiyonlarla ispençiyarî emülsiyonların ve keza yangın söndürücü müstahzarların imalinde de kullanılmaktadır.

El yıkamada kullanılan neviden olan tansiyoaktif maddeler emdirilmiş veya kaplanmış sellüloz vatkadan veya kâğıttan mamûl yapraklar, defterler ve benzerleri dahi bu pozisyona dahildir.

C _ 10 uncu pozisyon ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin:

a) 44.14,44.15 Pozisyonlarında kayıtlı parke ve kontraplaklar,

b) 44.18 pozisyonunda kayıtlı pano, levha, blok ve benzeri şekillerde bulunan ve tabii veya suni reçinelerle veya sair organik yapıştırıcı maddelerle ağlomere edilmiş yonga, talaş, ağaç unu, vesair ağaç döküntülerinden suni veya terkip yoluyla elde edilen ağaçlar. (Sunta, talaş ve yonga levhalar gibi)

c) 48.09 pozisyonunda kayıtlı kâğıt hamurundan ağaç liflerinden veya sair nebati liflerden elde edilen inşaat ve imalat için levhalar (tabii veya suni reçinelerle veya benzeri sair yapıştırıcılarla ağlomere edilmiş olsun olmasın) (Formika v.s. gibi)

d) 68.09 pozisyonunda kayıtlı bitkisel liflerden, ağaç liflerinden, samandan, ağaç talaşı ve döküntülerden, testere tozlarından elde edilen, panolar, levhalar, kütükler, karolar ve benzerleri (çimento; alçı veya madeni birleştiricilerle aglomere edilmiş.) (Bu pozisyonda kayıtlı maddeler, esas bağlayıcı maddesi çimento, alçı, kireç, sodyum silikat, kum, cam v.s. gibi madeni birleştiricilerle aglomere edilmiş bitkisel menşeli inşaat eşyalarıdır.)

D _ 11 nci pozisyon ile makine ile dokunmuş halılar ile iplik, yarı mamul iplik veya elyafın bir mesnet üzerine veyahut elyafın birbirine iğneleme veya sair metodlarla tesbiti suretiyle imal olunan her nevi halı ve döşemelikler (Makina ile dokunmuş kilimler hariç) istihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

Pozisyonda geçen halı deyimi genel olarak insanların örtü ve yaygı ihtiyaçlarını karşılamak için kullandıkları ilmekli mensucatı ifade eder. Yapısına bakıldığında, iskeletini teşkil eden ve çözgü denilen uzunluğuna iplikler üzerine düğümlenen ilmeklerle; ilmekleri sıkıştırmak dokuyu kuvvetlendirmek için genişliğine atılan atkı ipliklerinden oluştuğu görülür.

Halılar yapılış teknikleri itibariyle de; dokunan, iğneleme metodu ile yapıştırılan (tufting) veya örülen halılar olarak başlıca üç ana gruba ayrılabilirler.

Dokunan halılar denilince akla "el halıları" gelir. Bunların en belirgin özelliği ilmek yani el ile atılan düğümdür. Bu halıların imalinde ipliğin bir mesnet üzerine tesbiti söz konusu değildir. Dolayısıyle el halıları bu hükmün kapsamı dışındadır.

Bu pozisyon ile vergi kapsamına alınan makine halıları ile iğneleme veya sair metodlarla imal olunan halı ve döşemeliklerin imalât şekliyle, bu mamuller hakkındaki genel bilgiler aşağıda belirtilmiştir.

El ile atılan düğümü makinaya yaptırmak imkânı bulunamadığından, yün ipliğini çözgü ipliğine ilmeklemeden tutturup, atkı ile sıkıştırarak dış görünüş itibariyle el halısının aynı, fakat uzman bir gözün kısa bir inceleme ile esasta farklı olduğunu anlayabileceği makine halıları (örülen halılar) meydana getirilmiştir.

Tufting halıları ise, dokuma metodu ile değil, iğneleme ve yapıştırma işlemiyle gerçekleştirilen bir halı cinsini ifade etmektedir.

Tufting metodu ile üretim tekniği ana hatları itibariyle şu aşamaları geçirmektedir.

Sentetik elyaftan çekilen iplikler tufting makinasının özel bir yerine yatay bir vaziyette gerilmiş bulunan bir arabezinin üzerine uç deliklerinde anılan iplikleri taşıyan binlerce sayıda iğneler kanalıyla bukleler halinde sabitleştirilirler.

İğneler arabezini delip, alta geçip, tekrar yukarıya çekilirken, iğneye bağlı iplikle arabezi arasına otomatik bir şekilde giren bukle yapıcılar, ipliğin yukarı çekilmesine engel olarak, buklelerin arabezinin üzerinde kalmasını temin ederler. Sonra da pile iplikleri ile arabezini birbirine iyice kenetlemek için halının arka kısmına bir lâteks tabakası geçirilir.,

İplik tufting makinesine bobinlerden, masura millerinden geçerek tüpler yoluyla aktarılır.

Bu metodla halı imalinde sentetik kökenli iplik kullanılmaktadır. Ancak, dokuma ve örme ameliyesi burada imalata girmemekte, iğneleme ameliyesi kullanılmakta, pileler arabezine yapıştırılmak suretiyle mamul elde edilmektedir.

Tufting metoduna benzer diğer bir metod'da nonwoven metodudur. Yalnız bu metodla halı imalinde, tufting metodunda olduğu gibi, sentetik kökenli iplik değil de, elyaf kullanılmakta ve elyafın arabezinin üzerine iğnelenip, plâstik maddelerle yapıştırılması suretiyle mamul elde edilmektedir.

Kanunun 4/b maddesi gereğince aynı işletme dahilinde imal edilen ve bu pozisyon ile vergi kapsamına alınan makine halıları ile iğneleme veya sair metodlarla imal olunan halı ve döşemeliklerin imalinde sarf edilen iplikler vergiden istisna edilecektir.

E) 12 nci pozisyon ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 73.36, 84.12, 84.15, 84.17, 84.19, 85.06 ve 85.12 pozisyonlarında kayıtlı,

a) Klima cihazları ve pişirme fırınları (odun ve kömürle çalışanlar hariç)

b) Buzdolapları ve soğutma tertibatlı diğer makine ve cihazlar,

c) Her çeşit ve tipte çamaşır ve bulaşık yıkama makinaları ile hazır eşya için ütüler ve presler,

d) Ev işlerinde kullanılmaya mahsus motorlu elektromekanik cihazlar istihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

Ev işlerinde kullanılmaya mahsus motorlu elektromekanik cihazlar aşağıda sayılmıştır.

Bunlar; ev, otel, lokanta, büro, okul, hastane, tren, uçak, gemi mutfakları, kantin vs.. yerlerde kullanılan içindeki elektrik motoru ile çalışan aletler, ağırlıkları ne olursa olsun elektrik süpürgeleri, parke cilalama, yiyecek maddelerini ezme ve karıştırma makineleri, meyva presleri, vantilatörler, parke fırçalama, kazıma, silme, temizleme, pis su ve sabunları emme, cilalamak için cila püskürtme, patates soyma, dilimleme ve dilim halinde kesen her nevi cihazlar, sofra bıçaklarını bileme, temizleyip parlatma, eviyeler altında yemek artıklarını öğüterek yok etme, krema ve yumurta çırpma cihazları gibi cihazlardır.

F) 13 ncü pozisyon ile her nevi elektrik, havagazı ve likit petrol gazı (LPG) ve akaryakıt ile çalışır, şofbenler, termosifonlar, sobalar ve radyatörler,

G) 14 ncü pozisyon ile her çeşit voltaj regülatörleri,

H) 15 inci pozisyön ile Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 90.26 pozisyonunda kayıtlı olan gaz, mayi ve elektrik sayaçları (İstihsal, sarfiyat ve kontrol için olanlar dahil)

İstihsal vergisi kapsamına alınmıştır.

19. Kanunun 21 inci maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı III sayılı Tablonun 1 nci pozisyonunda yer alan kahvenin vergi haddi 500 kuruştan 50 liraya yükseltilmiş, 3 ncü pozisyonunda yer alan tekel dışındaki alkollü ve alkolsüz içkilerden tabii köpürür şarabın % 70 olan vergi oranı % 60'a indirilmiş, daha önce % 70 oranında vergiye tabi olan viskilere ait fıkra bu defa ithal viskisi ve dahilde imal edilen viski olarak iki fıkra halinde düzenlenmiş ithal viskileri, % 70 dahilde imal edilen viski ise % 60 nispetinde vergilendirilmiştir.

3 ncü pozisyona eklenen (h) fıkrası ile her türlü meyve suları ve gazozlar (sade gazozlar hariç) % 5 nispetinde vergiye tabi tutulmuştur.

Aynı pozisyonunun sonuna eklenen parantez içi hükümde, söz konusu pozisyonda yazılı alkollü ve alkolsüz içkileri satın alarak, imla veya şişeleme işlerini yaptıktan sonra teslim edenlerin de müstahsil sayılacağı ve teslimlerinin bu pozisyonda gösterilen nisbetler üzerinden vergiye tabi tutulacağı belirtilmiştir.

Evvelce, Tekel dışı içkileri hem imal ve hem de imlâ edenlerin kendi imal ettikleri içkilerin (dahili sarf dolayısıyle), imalatın son safhasını teşkil eden olgunlaşma anındaki emsal satış bedeli üzerinden vergiledirilmesi, imalatçılardan aldıkları Tekel dışı içkileri imlâ ederek satanların ise, yapılan imlâ işi bir bitim ameliyesi sayılmadığından mükellefiyet dışında bırakılması uygun görülmüştür.

Kanunda yapılan değişiklik gereğince Tekel dışı içkileri hem imal ve hem de imlâ edenlerin istihsal vergisini şişeli satış bedeli üzerinden, keza, imalatçılardan aldıkları Tekel dışı içkileri imlâ veya şişeleme işlerini yaptıktan sonra teslim edenlerinde şişeli satış bedeli üzerinden istihsal vergisi ödemeleri gerekmektedir.

Diğer taraftan, aynı maddeyle 6802 sayılı Kanuna bağlı III sayılı tablonun 6 ncı pozisyonunda yer alan "her türlü kolalı içki imalinde kullanılan özütler" hükmü, her türlü içki imalinde kullanılan alkollü ve alkolsüz özütler" şeklinde değiştirilmiştir.

Her türlü içki imalinde kullanılan alkolsüz özütler Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 21.07, alkollü özütler ise, 22.09 tarife pozisyonunda kayıtlı bulunmaktadır.

Vergi konusuna giren ve Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 21.07 pozisyonunda yer alan alkolsüz özütler aşağıda sayılmıştır.

a) Kola, sodalı içki yapımında kullanılan kola özü eriyiği,

b) Meşrubat imalinde kullanılan ve esası sodyum bikarbonat ve glisirizin veya meyan kökü özü olan şekerli veya şekersiz koku verici tozlar (Coco denilen tozlar)

c) Şerbet ve limonata gibi meşrubatın yapılmasında kullanılan alkolsüz bileşik türevler (Genellikle "katılaştırılmış özler" diye anılmaktadır.) Bunlar, Gümrük Giriş Tarife Cetvelinin 13.03 pozisyonunda yer alan bitkisel özlere laktik asit, fosforik asit, tartrik asit, sitrik asit, koruyucu maddeler, köpürtücü ürünler, meyve suları bazen de fazla olarak uçan yağlar katılmak suretiyle elde edilmektedir.

20. Kanunun 22 nci maddesiyle, 6802 sayılı Kanuna bağlı III sayılı Tablonun sonuna 7 numaralı pozisyon eklenmiştir.

Yeni eklenen pozisyon hükmüyle daha önce maktu olarak (saf sikleti üzerinden) vergiye tabi olan tuz, değer esası üzerinden % 10 oranında istihsel vergisine tabi tutulmuştur.

Ayrıca, Tekel idaresinden satın alınan ham tuzu, rafineri ameliyesine tabi tutan veya ambalajlayan işletmeler de müstahsil sayılarak mükellefiyet kapsamına alınmış ve pozisyonun sonuna, bu konuda ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek amacıyla 3078 sayılı Tuz Kanunundaki hükümlerin saklı olduğu hükmü eklenmiştir.

Daha önce maktu olarak vergiye tabi bulunan ve bu defa değer esası üzerinden vergiye tabi tutulan tuz G.G. Tarife Cetvelinin 25.01 tarife pozisyonunda yer almakta ve kimyada sodyum klorür olarak isimlendirilmektedir.

Bu pozisyon gereğince vergiye tabi olan tuz; kaya, tuzla tuzu, deniz tuzu, sofra tuzu v.s. dir.

Bu nedenle, bu pozisyon gereğince vergiye tabi olan tuzun G.G. Tarife Cetvelinin 28 ve 29 ncu fasıllarında kayıtlı olan maddelerle (Örneğin 28.29 tarife pozisyonundaki organik olmıyan asitlerin madeni tuzları ve pertuzları'nda olduğu gibi) bir ilgisi bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, evvelce saf siklet üzerinden vergiye tabi olan tuzun diğer esası üzerinden vergiye tabi tutulması nedeniyle, 6802 sayılı Kanunun 14/a ve 24/a maddelerinde de buna paralel değişiklikler yapılmış tır.

21. Kanunun 23 ncü maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı IV sayılı Tablonun ''madeni eşya" başlıklı 2 numaralı pozisyonunda değişiklik yapılarak, bir kısım makine, alet ve cihazın ithalinin indirimli oran (% 10) üzerinden istihsal vergisine tabi tutulması hakkındaki (a) fıkrası kaldırılmış ve bu eşya % 18 oranında vergiye tabi tutulan eşyaya dahil edilmiştir. Ayrıca çocuk bisikletlerine ait % 15 lik oran % 20 ye yükseltilmiştir.

Diğer taraftan bu madde ile IV sayılı Tablonun sonuna 15 nci pozisyon eklenerek lastik tekerlekli traktörler, ithalinde % 20 nispetinde istihsal vergisine tabi tutulmuştur.

22. Kanunun 24 üncü maddesiyle 6802 sayılı Kanuna bağlı IV sayılı Tablonun sonunda yer alan ihtar hükümlerine 4 üncü madde olarak eklenen hüküm gereğince Kanuna bağlı tablolardan hem II sayılı tabloda ve hem de IV sayılı tabloda kayıtlı maddelerin ithalinde IV sayılı tablodaki ilgili pozisyon hükmü uygulanacaktır.

23. Kanunun 25 nci maddesi ile 6802 sayılı Kanuna bağlı tablolarda ve Kanunun mahsus kısım ve bölümlerinde kayıtlı vergi nispet veya hadler ile tarifelerde % 80'e kadar indirim yapmaya, indirilen nispet had veya tarifeleri kanuni seviyelerine kadar çıkarmaya ve bununla ilgili usul ve şartları tespite Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.

Bu madde ile verilen yetkiye dayanılarak 4.5.1981 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 1.5.1981 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 30.4.1981 tarihli ve 8/2823 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununa Bağlı Tablolarda Yer Alan Bazı Mamullerin Vergi Nispetlerinin Değiştirilmesine İlişkin Kararla :

A) Gider Vergileri Kanuna bağlı II sayılı tablonun 2447 sayılı Kanunla değişik 3 ncü pozisyonunun (a) bendinde kayıtlı, bu pozisyonun (b), (c) ve (d) bendlerinde yazılı olanlar dışında kalan her türlü motorlu kara taşıtlarının vergi nispeti % 10'a, (b) bendinde kayıtlı motosiklet ve yan arabası, sandalların arka tarafına takılan benzinle müteharrik motorların vergi nispeti % 5'e, (c) bendinde kayıtlı kamyonetlerin vergi nispeti % 10'a, (d) bendinde kayıtlı binek otomobillerinin vergi nispeti % 10'a, ve aynı pozisyonun (e) bendinde kayıtlı motorlu kara taşıtlarının motorlu şasilerinin vergi nispeti % 10'a, (f) bendinde kayıtlı motorlu kara taşıtlarının motorsuz şasilerinin vergi nispeti % 5'e, (g) bendinde kayıtlı bisikletlerin vergi nispeti % 2'ye

B) Gider Vergileri Kanununa bağlı II sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (e) bendinde kayıtlı her türlü televizyon'un vergi nispeti % 10'a,

C) Gider Vergileri Kanununa bağlı II sayılı tabloya 2447 sayılı Kanunla eklenen 12 nci pozisyonun (a) bendinde kayıtlı mamullerden sadece pişirme fırınlarının, (b) bendinde kayıtlı buzdolapları ve soğutma tertibatlı diğer makine ve cihazların, (c) bendinde kayıtlı mamullerden sadece her çeşit ve tipte çamaşır makinalarının, (d) bendinde kayıtlı mamullerden sadece elektrik süpürgelerinin ve l3 ncü pozisyonunda kayıtlı mamüllerden sadece şofbenler, termosifonlar ve sobaların vergi nispetleri % 4'e,

D) Gider Vergileri Kanununa bağlı III sayılı tablonun 2447 sayılı Kanunla değişik 3 ncü pozisyonunun (c) bendinde kayıtlı sair şarapların vergi nispeti % 15'e aynı tablonun 6 ncı pozisyonunda kayıtlı her türlü içki imalinde kullanılan alkollü ve alkolsüz özütlerin vergi nispeti % 20'ye,

E) Gider Vergileri Kanununa bağlı IV sayılı tablonun 2447 sayılı Kanunla değişik 2 nci pozisyonun (a) bendinde kayıtlı Demirden mamul eşya'nın vergi nispeti % 10'a,

İndirilmiştir.

24. Kanunun 27 nci maddesiyle 6802 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin (i) fıkrasının III no.lu bendinden sonra gelen parantez içi hükmü ile (j) fıkrasının sonundaki parantez içi hükmü, (m) fıkrası, 5 nci maddesinin (c) fıkrası, 65 nci maddesi hükmü ile III sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (D) fıkrası, 8.6.1942 gün ve 4250 sayılı İspirto va İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununun 14 ncü maddesinin tarh, tahakkuk ve tahsile ilişkin hükümleri kaldırılmıştır.

Bu duruma göre :

a) 6802 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin (i) fıkrasının, I, II ve III nolu bentlerinde yer alan maddelerle, (j) fıkrası gereğince dahilde alınan istihsal vergisinden müstesna tutulan maddeler kanununa bağlı I, II ve III sayılı tablolarda ismen yazılı iseler muafen teslim edileceklerdir. Ayrıca bu maddelerin bünyesine giren vergili ilk ve yardımcı maddeler dolayısıyle evvelce ödenmiş istihsal vergisi iade edilmiyecektir. Bundan da anlaşılacağı gibi vergi iadesi suretiyle uygulanan istisna kaldırılmış olmaktadır.

b) Kanunun 4/m maddesindeki halı ve kilim ipliği istisnası kaldırıldığından bundan böyle halı ve kilim imalinde kullanılmak üzere teslim edilen 2,5 metrik numaraya kadar (2,5 dahil) Strayhgarh iplikleri de vergiye tabi olacaktır.

c) Kanunun 5 nci maddesinin (c) fıkrası kaldırıldığından bundan sonra her türlü tabii ipekten iplik imal eden veya bunların bitim işleri ile iştigal edenler de istihsal vergisi ödeyeceklerdir.

Bilindiği gibi daha önce tabii ipek ipliği üretimi ve teslimi veya bu iplikler üzerinde yapılan bitim işi istihsal vergisi kapsamı dışında idi.

Bu defa Kanunun 5 nci maddesinin (c) fıkrası kaldırılarak her türlü tabii ipekten iplik imal eden veya bunların bitim işi ile uğraşanlar da mükellefiyet kapsamına alınmıştır.

Buna göre, Kanuna bağlı I sayılı tablonun 10 uncu pozisyonunun A/b fıkrasında yer alan tabii ipek ipliğinin imal ve teslimi % 12 nispetince istihsal vergisine tabidir.

Sözü edilen ipliğin bitim işlerinin yapılış şekline göre aşağıda belirtilen şekilde işlem yapılacaktır.

a) Söz konusu iplik üzerinde bitim işleri (Büküm, katlama, boyama, kasarlama gibi) iplik müstahsili tarafından yapılıyorsa, bir müstahsilin imal ettiği ipliği bitim ameliyesine tabi tutması Kanunun 3 ncü maddesinin (a) fıkrası gereğince teslim sayılmadığı cihetle, bitim işine tabi tutulmuş ipliğin tesliminde vergi doğacak ve vergi matrahı da teslim şekline, göre 2 veya 3 ncü maddeler gereğince ya satış bedeli ya da emsal satış bedeli olacaktır.

b) Müstahsil tarafından imal edilen tabii ipek ipliğinin bitim işinin başkalarına yaptırılması halinde, Kanunun 3/d maddesinin parantez içi hükmü gereğince müstahsillerin imal ettikleri maddeleri başkalarına bitim işine tabi tutturmalarının teslim sayılmaması nedeniyle bu ipliklerin (Yani bitim işine tabi tutulan ve kendilerine iade edilen ipliklerin) vergisini, müstahsiller kendileri tarafından tesliminde ödeyecekler. Vergi matrahı da yine ya satış bedeli ya da emsal satış bedeli olacaktır.

c) Satın alınan, vergi konusuna giren tabii ipek ipliğinin bitim işinin başkalarına yaptırılması halinde, Kanuna bağlı I sayılı tablonun 10 ncu pozisyonunun A/b ve D fıkraları gereğince, bitim işini yapan vergi mükellefi, vergi matrahı da, 18 nci madde gereğince yapılan bitim işi karşılığında alınan ücret olacaktır.

d) Kanunun, şarap müstahsillerine ait istihsal vergisinin Tekel İdaresi tarafından mevzuatı gereğince, tarh ve tahakkuk ettirilip tahsil olunarak ilgili vergi dairesine ödeneceğine dair 65 nci maddesi hükmü kaldırıldığından, bundan böyle şaraba ait istihsal vergisi 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tarh ve tahakkuk ettirilerek usulü dairesinde tahsil olanacaktır.

e) Kanuna bağlı III sayılı tablonun 5 nci pozisyonunun (D) fıkrası kaldırılmış, buna paralel olarak yukarıda da bahsedildiği gibi aynı tablonun sonuna 7 nci pozisyon eklenmek suretiyle maktu olarak vergiye tabi olan tuzun, değer esası üzerinden istihsal vergisine tabi tutulması sağlanmıştır.

Bilgi edinilmesini ve gereğinin ona göre yapılmasını rica ederim.



(*) 1.1.1985 tarihinde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun yürürlüğe girmesi ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi hariç) diğer hükümleri yürürlükten kaldırıldığından, Tebliğin (4), (5), (6) numaralı bölümleri hariç işlerliği kalmamıştır.









Resmi Gazete No: 26948 Resmi Gazete Tarihi: Cumartesi, 26 Temmuz, 2008 Adı: UID: lfGaN6ZkeeD9TUj6
İçerik:

4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun[1] 25 inci maddesi ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun[2] 30, 31 ve 47 nci maddelerinde yapılan düzenlemede, sigorta muamelelerine ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) uygulamasında değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu düzenleme ile kambiyo işlemlerinde BSMV uygulamasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

A- SİGORTA İŞLEMLERİNDE BSMV UYGULAMASI

5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile 6802 sayılı Kanunun 30, 31 ve 47 nci maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Buna göre 6802 sayılı Kanunun;

- 30 uncu maddesi, "Banka ve sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder. Sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleridir." şeklinde değiştirilmiş,

- 31 inci maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere, "Sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem dolayısıyla poliçede yer alan prim tutarıdır. Prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler indirim konusu yapılamaz."  fıkrası eklenmiş,

- 47 nci maddesinin (a) fıkrasının sonuna "Sigorta muamelelerine ilişkin beyanname sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu  yer vergi dairesine verilir." hükmü eklenmiştir.

6802 sayılı Kanunda yapılan bu değişiklikler 1/8/2008 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

Ayrıca, 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde, "Sigorta şirketleri, iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisinden indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilir." hükmü ile aynı maddenin son fıkrasında "Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir." hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler uyarınca, sigorta işlemlerinde BSMV mükellefiyeti, matrahı, beyanı ve ödenmesi ile iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek görülmüştür.

1- Sigorta İşlemlerinde BSMV Mükellefi

5684 sayılı Sigortacılık Kanununun[3] 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, sigorta aracıları sigorta acentesi ve brokerleri olarak sayılmış olup aynı maddenin (l) bendinde ise sigorta acentesi; ticarî mümessil, ticarî vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tâbi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir surette sigorta şirketlerinin nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmalarını yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan kişi olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, Sigorta Acenteleri Yönetmeliğinin[4] 12 nci maddesinde; "Sigortalı tarafından yetkili acenteye yapılan ödeme sigorta şirketine yapılmış sayılır." hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca, verginin doğması için sigorta şirketlerince bir muamele yapılması ve bu muamele sonucunda lehe nakden veya hesaben para alınması gerekmektedir. Ayrıca, 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle değişik 6802 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine göre, sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleridir.

6802 sayılı Kanunda değişiklikler yapan 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin yürürlüğe girmesinden önceki uygulamaya göre sigorta işlemlerinde BSMV'nin mükellefi, sigorta şirketleri ile bu şirketler tarafından sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi verilen sigorta acenteleriydi. Ancak, 5766 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler uyarınca, 1/8/2008 tarihinden itibaren sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acenteleri ile sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri tarafından yapılan sigorta işlemleri de dahil olmak üzere bütün sigorta işlemlerinde verginin mükellefi sigorta şirketleridir.

2- Sigorta İşlemlerinde BSMV Matrahı

Sigorta şirketlerinin sigorta işlemi olsun olmasın yaptıkları bütün işlemler dolayısıyla nakden veya hesaben lehe aldıkları paralar BSMV'ye tabi bulunmaktadır. 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle değişik 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem dolayısıyla poliçede yer alan prim tutarıdır. Prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler matraha dahil olup indirim konusu yapılamaz.

Sigorta işlemi dolayısıyla sigorta aracılarına yapılan komisyon ve benzeri ödemelerin vergi matrahından indirilmesi mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle, sigorta aracılarının (sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan acentelerin) vergi mükellefiyetinden çıkarılması, sigorta şirketlerince sigorta aracılarına yapılacak ödemelerin vergi matrahından indirilmesi sonucunu doğurmamaktadır.

Örnek 1- Sigorta şirketi tarafından 16/8/2008 tarihinde 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi düzenlenmiştir. Söz konusu poliçeye ilişkin prim tutarı 1.350-YTL'dir. Bu işlemde verginin matrahı, poliçede yer alan 1.350-YTL tutarı olup bu prim tutarı üzerinden % 5 oranında 67,50-YTL tutarında BSMV hesaplanması ve Ağustos 2008 dönemi beyannamesiyle şirketin kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan edilerek aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir.

Örnek 2- C yetkili sigorta acentesi tarafından 16/8/2008 tarihinde 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi düzenlenmiştir. C yetkili sigorta acentesi ile sigorta şirketi arasında yapılan yetkili acentelik sözleşmesi gereğince bu poliçeye ilişkin komisyon oranı % 10'dur. Söz konusu poliçeye ilişkin prim tutarı (yetkili acente komisyonu dahil) 1.350-YTL'dir.

C yetkili sigorta acentesinin bu işlem dolayısıyla acentelik sözleşmesi uyarınca alacağı komisyon tutarı, poliçede yer alan prim tutarının % 10'u olup 135-YTL'dir.  Bu işlemdeki prim tutarı, sigorta acentesinin alacağı komisyonlar ile sigorta şirketinin alacağı tutarların toplamından oluşmakta olup 1.350-YTL'dir. Dolayısıyla, sigorta işleminde acentenin alacağı komisyon tutarı poliçede yer alan prim tutarına dahil olduğundan bu tutar verginin hesaplanmasında dikkate alınmaktadır. Bu işlemde verginin matrahı poliçede yer alan 1.350-YTL tutarı olup, bu prim tutarı üzerinden % 5 oranında 67,50-YTL BSMV hesaplanması ve sigorta şirketi tarafından Ağustos 2008 dönemi beyannamesiyle şirketin kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan edilerek aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir. Prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler matraha dahil olduğundan, bu tutarların BSMV matrahının hesaplanmasında  indirim konusu yapılamayacağı açıktır.

Söz konusu sigorta işleminin sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan veya bulunmayan banka şubesince yapılması durumunda da, sözleşme veya poliçede yer alan prim tutarı üzerinden hesaplanan verginin sigorta şirketi tarafından beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, söz konusu banka şubesince sigorta işlemine ilişkin olarak sigorta şirketinden alınan komisyon tutarları dahil prim tutarı üzerinden hesaplanan vergi sigorta şirketince beyan edilerek ödeneceğinden bu komisyon tutarları ayrıca vergiye tabi tutulmayacaktır.

Sigorta işlemlerinde sigorta şirketleri tarafından teminat altına alınan risklere karşılık poliçede gösterilen prim tutarları üzerinden BSMV hesaplanmaktadır. Poliçede yer alan yangın sigortası vb. sigortalar dolayısı ile alınan prim tutarlarının tamamı BSMV'nin matrahını oluşturmaktadır. İlgili Kanun[5] uyarınca yangın sigortaları dolayısıyla alınan prim tutarı üzerinden ayrıca yangın sigortası vergisi hesaplanarak ödenmektedir. Buna göre, yangın sigortasına ilişkin prim tutarı da dahil poliçede yer alan prim tutarları üzerinden BSMV hesaplanması nedeniyle, yangın sigortası vergisi üzerinden ayrıca BSMV hesaplanmaması gerekmektedir.  

3- Sigorta İşlemlerinde BSMV Beyanı ve Ödenmesi

6802 sayılı Kanunun 44, 47 ve 48 inci maddelerinde BSMV'nin tarhına, beyanname zamanı ve yeri ile ödenmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Anılan maddelerde, BSMV'nin vergiye tabi olayların vuku bulduğu yer vergi dairesince tarh olunacağı, bu Kanunun beyannamenin bir merkezden verilmesini tecviz ettiği hallerde verginin beyannamenin verildiği yer vergi dairesince tarh olunacağı, her mükellefin bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini bir beyanname ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar BSMV'de muamelelerin yapıldığı yer vergi dairesine bildirmek mecburiyetinde olduğu, sigorta muamelelerine ilişkin beyannamenin sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu  yer vergi dairesine verileceği ve mükelleflerin beyanname üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergileri beyanname verme süresi içinde ödemeye mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümler uyarınca sigorta şirketleri, 1/8/2008 tarihinden itibaren sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemleri de dahil olmak üzere yaptıkları işlemlere ilişkin vergileri, Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi ile izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan ederek aynı süre içinde ödeyeceklerdir.

4- Diğer Hususlar

a) Temmuz 2008 Dönemine İlişkin BSMV'nin Beyanı ve Ödenmesi

Sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acentelerinin Temmuz 2008 vergilendirme döneminde yaptıkları sigorta muamelelerine ilişkin vergileri Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi ile izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar vergi dairesine beyan ederek aynı süre içinde ödemeleri gerekmektedir.

Sigorta acenteleri tarafından verilecek Temmuz 2008 dönemine ait beyannamenin "Sonraki Döneme Devreden İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin İndirilecek Vergiler" satırında bulunan tutarlar, iptal edilen sigorta işlemlerine ait vergilerin ilgili dönemlerde beyan edilerek ödenmiş olması şartıyla sigorta acentesinin başvurusu üzerine diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsup işleminin yapılabilmesi için, ilgili acentelerin bu Tebliğ ekinde yer alan "İptal Edilen Sigorta Poliçelerine İlişkin Bildirim"i düzenlemek suretiyle vergi dairesine bir dilekçe ile başvurması gerekmektedir. (EK:1) Mahsup edilemeyen vergi tutarları işlemin yapıldığı takvim yılının sonuna kadar doğacak diğer vergi borçlarından mahsup edilir. Bu şekilde mahsup edilemeyen vergi, sigorta acentesine nakden iade edilecektir.

Öte yandan, 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile değişik 6802 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükmü uyarınca, sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acentelerinin BSMV mükellefiyet kaydı, Temmuz 2008 dönemine ilişkin beyannamelerin verilmesinden sonra Ağustos 2008 döneminin sonuna kadar ilgili vergi dairesi müdürlüğünce terkin edilecektir.

Ancak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun[6] 160 ıncı maddesi hükmü uyarınca, sigorta acentelerinin BSMV'ye ilişkin mükellefiyet kaydının terkin edilmesi, mükellefin işi bırakmasından önceki dönemlere ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak, bu tarihten önceki dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmeyecektir.

b) İptal Edilen Sigorta İşlemlerinde BSMV Uygulaması

6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin 1/5/2007 tarihinde yürürlüğe giren beşinci fıkrasında, iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin BSMV uygulaması düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, sigorta şirketleri iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilmektedir.

5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin yürürlüğe gireceği 1/8/2008 tarihinden sonra yapılan sigorta işlemlerinde sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acentelerinin BSMV mükellefiyeti bulunmamaktadır. Bu tarihten sonra yapılan sigorta işlemlerinde BSMV'nin mükellefi sigorta şirketleridir.

1/8/2008 tarihinden önce sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acenteleri tarafından yapılan sigorta işlemlerinin bu tarihten sonra iptal edilmesi durumunda, iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin beyan edilen vergilerin, iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan vergiden indirilmesi sigorta şirketleri tarafından gerçekleştirilecektir. Bu durumda, 1/8/2008 tarihinden önce sigorta acenteleri tarafından düzenlenen ancak bu tarihten sonra iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin vergilerin sigorta acentelerince beyan edilerek ödenmiş olması kaydıyla, sigorta şirketleri tarafından iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan vergiden indirim konusu yapılabilecektir. İptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan vergiden sigorta şirketleri tarafından indirim konusu yapılan verginin (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı),  bu işlemleri yapan sigorta acentelerine ayrıca red ve iadesinin yapılamayacağı açıktır.

Öte yandan, 5766 sayılı Kanunun yürürlüğe gireceği 1/8/2008 tarihinden önce veya sonra düzenlenen ve bu tarihten sonra iptal edilen sigorta işlemlerinde BSMV uygulaması, 85 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinde[7] yer alan açıklamalara göre yapılacağı tabiidir.

c) Sigorta Şirketlerince Sigorta Aracılarına Verilen Komisyonların BSMV Karşısındaki Durumu

5766 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren sigorta acenteleri, BSMV mükellefiyeti dışına çıkarılmakta ve sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleri kabul edilmektedir. Sigorta işlemlerinde verginin matrahı, sigorta aracılarına verilen komisyonlar dahil edilerek tespit edilen prim tutarlarıdır. Sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri, sigorta acenteliği bulunan finansman şirketleri ile diğer acentelerin sigorta işlemleri dolayısıyla alacağı komisyonlar da prim tutarına dahil olduğundan ve bu tutarlara ilişkin vergiler sigorta şirketlerince beyan edilerek ödeneceğinden, bu komisyonlar üzerinden sigorta acenteleri ve sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri ile  finansman şirketleri tarafından ayrıca BSMV hesaplanıp beyan edilmeyecektir.

Öte yandan, bankalar dışındaki sigorta acentelerinin BSMV mükellefiyeti Ağustos 2008 döneminden itibaren sona ereceğinden sigorta muamelelerine ilişkin olarak yıl sonlarında veya belli dönem aralıklarında sigorta şirketlerinden teşvik komisyonu ve benzer adlar altında alınan paralar vergiye tabi tutulmayacaktır.

Ancak, sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri tarafından sigorta şirketlerinden teşvik komisyonu ve benzer adlar altında alınan paraların 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesi hükmünce BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir. Teşvik komisyonu ve benzeri adlar altında alınan tutarlar, banka şubeleri tarafından Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin ilgili kısmına dahil edilmek suretiyle beyan edilecektir.

d) Vergiden İstisna Edilen İşlemlerde Sigorta Acentelerine Verilen Komisyonların Durumu

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde BSMV'den istisna edilen sigorta işlemleri düzenlenmiştir. Bu Kanun ve diğer kanunlar ile BSMV'den istisna edilen sigorta işlemleri dolayısıyla alınan paralar (komisyon ve benzeri adlarla alınanlar dahil) üzerinden BSMV hesaplanmayacaktır. Bu durumda, sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan veya bulunmayan acenteler ile bu nitelikte olan banka şubeleri tarafından da vergiden istisna edilen sigorta işlemleri dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla alınan paralar üzerinden vergi hesaplanmayacak ve beyan edilmeyecektir.

e) Sigorta İşlemlerinde Belge Düzeni

Bilindiği üzere, sigorta işlemleri dolayısıyla sigorta şirketleri ve acenteleri tarafından düzenlenecek belgelere ilişkin açıklamalar 243[8] ve 246[9]  Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yer almaktadır. Buna göre, sigorta acenteleri tarafından sigorta şirketlerine sağlanan hizmetler nedeniyle ödenen komisyon bedelleri için sigorta şirketlerince sadece sigorta komisyon gider belgesi düzenlenmesi gerekmekte olup ayrıca acentelerce söz konusu bedeller için fatura düzenlenmeyecektir. Diğer taraftan, sigorta şirketlerinin sigortacılık faaliyeti dışında kalan diğer işlemleri için fatura düzenleneceği tabiidir.

5766 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin 1/8/2008 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte sigorta işlemlerine ilişkin primler üzerinden hesaplanan vergilerin sigorta şirketlerince beyan edilerek ödenmesi ve prim tutarlarına sigorta aracılarının bu işlemler dolayısıyla alacağı komisyonların dahil olması, belge düzeninin değişmesini gerektirmemektedir. Bu nedenle, sigorta şirketlerince sigorta aracılarına ödenecek komisyonlar için sigorta komisyon gider belgesi uygulamasına devam edilecektir.

B-  KAMBİYO MUAMELELERİNDE BSMV UYGULAMASI

6802 sayılı Kanunun "Beyanname verilme zamanı ve yeri" başlıklı 47 nci maddesinin (a) fıkrasında, "...her mükellef, bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini bir beyanname ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar ... banka ve sigorta hizmetleri vergisinde muamelelerin yapıldığı yer vergi dairesine bildirmek mecburiyetindedir." hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin (e) fıkrasında ise; "Herhangi bir vergi döneminde, vergiye tabi muameleleri bulunmayan mükellefler de keyfiyeti aynı müddetler içinde, vergi beyannamesi ile bildirmeye mecburdurlar." hükmü bulunmaktadır.

15/4/2008 tarihli ve 26848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/13459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında, kambiyo muamelelerine ilişkin BSMV oranı, 1/5/2008 tarihinden itibaren uygulanmak üzere kambiyo satış tutarı üzerinden sıfır olarak belirlenmiştir.

Buna göre BSMV mükellefleri, vergilendirme dönemi içinde vergiye tabi işlemleri bulunmasa da bu durumlarını vergi beyannamesi ile bildirmeye mecburdurlar. Bu nedenle, vergi dönemi içinde sadece vergi oranı sıfır olarak belirlenmiş döviz satış işlemleri bulunan mükelleflerin (yetkili müesseseler dahil) de bu işlemlerini beyanname ile bildirmeleri gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

EK: 1  İPTAL EDİLEN SİGORTA POLİÇELERİNE İLİŞKİN BİLDİRİM


[1] 6/6/2008 tarihli ve  26898 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[2] 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[3] 14/6/2007 tarihli ve 26552 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[4] 14/4/2008 tarihli ve 26847 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[5] 29/5/1981 tarihli ve 17354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olan, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu

[6] 10/1/1961 tarihli ve 10703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[7] 13/6/2007 tarihli ve 26551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[8] 7/9/1995 tarihli ve 22397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[9] 8/1/1996 tarihli ve 22517 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

İçerik 1:

4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun[1] 25 inci maddesi ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun[2] 30, 31 ve 47 nci maddelerinde yapılan düzenlemede, sigorta muamelelerine ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) uygulamasında değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu düzenleme ile kambiyo işlemlerinde BSMV uygulamasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

A- SİGORTA İŞLEMLERİNDE BSMV UYGULAMASI

5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile 6802 sayılı Kanunun 30, 31 ve 47 nci maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Buna göre 6802 sayılı Kanunun;

- 30 uncu maddesi, "Banka ve sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder. Sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleridir." şeklinde değiştirilmiş,

- 31 inci maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere, "Sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem dolayısıyla poliçede yer alan prim tutarıdır. Prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler indirim konusu yapılamaz."  fıkrası eklenmiş,

- 47 nci maddesinin (a) fıkrasının sonuna "Sigorta muamelelerine ilişkin beyanname sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu  yer vergi dairesine verilir." hükmü eklenmiştir.

6802 sayılı Kanunda yapılan bu değişiklikler 1/8/2008 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

Ayrıca, 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde, "Sigorta şirketleri, iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisinden indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilir." hükmü ile aynı maddenin son fıkrasında "Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir." hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler uyarınca, sigorta işlemlerinde BSMV mükellefiyeti, matrahı, beyanı ve ödenmesi ile iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek görülmüştür.

1- Sigorta İşlemlerinde BSMV Mükellefi

5684 sayılı Sigortacılık Kanununun[3] 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, sigorta aracıları sigorta acentesi ve brokerleri olarak sayılmış olup aynı maddenin (l) bendinde ise sigorta acentesi; ticarî mümessil, ticarî vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tâbi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir surette sigorta şirketlerinin nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmalarını yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan kişi olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, Sigorta Acenteleri Yönetmeliğinin[4] 12 nci maddesinde; "Sigortalı tarafından yetkili acenteye yapılan ödeme sigorta şirketine yapılmış sayılır." hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca, verginin doğması için sigorta şirketlerince bir muamele yapılması ve bu muamele sonucunda lehe nakden veya hesaben para alınması gerekmektedir. Ayrıca, 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle değişik 6802 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine göre, sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleridir.

6802 sayılı Kanunda değişiklikler yapan 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin yürürlüğe girmesinden önceki uygulamaya göre sigorta işlemlerinde BSMV'nin mükellefi, sigorta şirketleri ile bu şirketler tarafından sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi verilen sigorta acenteleriydi. Ancak, 5766 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler uyarınca, 1/8/2008 tarihinden itibaren sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acenteleri ile sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri tarafından yapılan sigorta işlemleri de dahil olmak üzere bütün sigorta işlemlerinde verginin mükellefi sigorta şirketleridir.

2- Sigorta İşlemlerinde BSMV Matrahı

Sigorta şirketlerinin sigorta işlemi olsun olmasın yaptıkları bütün işlemler dolayısıyla nakden veya hesaben lehe aldıkları paralar BSMV'ye tabi bulunmaktadır. 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle değişik 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem dolayısıyla poliçede yer alan prim tutarıdır. Prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler matraha dahil olup indirim konusu yapılamaz.

Sigorta işlemi dolayısıyla sigorta aracılarına yapılan komisyon ve benzeri ödemelerin vergi matrahından indirilmesi mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle, sigorta aracılarının (sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan acentelerin) vergi mükellefiyetinden çıkarılması, sigorta şirketlerince sigorta aracılarına yapılacak ödemelerin vergi matrahından indirilmesi sonucunu doğurmamaktadır.

Örnek 1- Sigorta şirketi tarafından 16/8/2008 tarihinde 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi düzenlenmiştir. Söz konusu poliçeye ilişkin prim tutarı 1.350-YTL'dir. Bu işlemde verginin matrahı, poliçede yer alan 1.350-YTL tutarı olup bu prim tutarı üzerinden % 5 oranında 67,50-YTL tutarında BSMV hesaplanması ve Ağustos 2008 dönemi beyannamesiyle şirketin kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan edilerek aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir.

Örnek 2- C yetkili sigorta acentesi tarafından 16/8/2008 tarihinde 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi düzenlenmiştir. C yetkili sigorta acentesi ile sigorta şirketi arasında yapılan yetkili acentelik sözleşmesi gereğince bu poliçeye ilişkin komisyon oranı % 10'dur. Söz konusu poliçeye ilişkin prim tutarı (yetkili acente komisyonu dahil) 1.350-YTL'dir.

C yetkili sigorta acentesinin bu işlem dolayısıyla acentelik sözleşmesi uyarınca alacağı komisyon tutarı, poliçede yer alan prim tutarının % 10'u olup 135-YTL'dir.  Bu işlemdeki prim tutarı, sigorta acentesinin alacağı komisyonlar ile sigorta şirketinin alacağı tutarların toplamından oluşmakta olup 1.350-YTL'dir. Dolayısıyla, sigorta işleminde acentenin alacağı komisyon tutarı poliçede yer alan prim tutarına dahil olduğundan bu tutar verginin hesaplanmasında dikkate alınmaktadır. Bu işlemde verginin matrahı poliçede yer alan 1.350-YTL tutarı olup, bu prim tutarı üzerinden % 5 oranında 67,50-YTL BSMV hesaplanması ve sigorta şirketi tarafından Ağustos 2008 dönemi beyannamesiyle şirketin kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan edilerek aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir. Prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler matraha dahil olduğundan, bu tutarların BSMV matrahının hesaplanmasında  indirim konusu yapılamayacağı açıktır.

Söz konusu sigorta işleminin sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan veya bulunmayan banka şubesince yapılması durumunda da, sözleşme veya poliçede yer alan prim tutarı üzerinden hesaplanan verginin sigorta şirketi tarafından beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, söz konusu banka şubesince sigorta işlemine ilişkin olarak sigorta şirketinden alınan komisyon tutarları dahil prim tutarı üzerinden hesaplanan vergi sigorta şirketince beyan edilerek ödeneceğinden bu komisyon tutarları ayrıca vergiye tabi tutulmayacaktır.

Sigorta işlemlerinde sigorta şirketleri tarafından teminat altına alınan risklere karşılık poliçede gösterilen prim tutarları üzerinden BSMV hesaplanmaktadır. Poliçede yer alan yangın sigortası vb. sigortalar dolayısı ile alınan prim tutarlarının tamamı BSMV'nin matrahını oluşturmaktadır. İlgili Kanun[5] uyarınca yangın sigortaları dolayısıyla alınan prim tutarı üzerinden ayrıca yangın sigortası vergisi hesaplanarak ödenmektedir. Buna göre, yangın sigortasına ilişkin prim tutarı da dahil poliçede yer alan prim tutarları üzerinden BSMV hesaplanması nedeniyle, yangın sigortası vergisi üzerinden ayrıca BSMV hesaplanmaması gerekmektedir.  

3- Sigorta İşlemlerinde BSMV Beyanı ve Ödenmesi

6802 sayılı Kanunun 44, 47 ve 48 inci maddelerinde BSMV'nin tarhına, beyanname zamanı ve yeri ile ödenmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Anılan maddelerde, BSMV'nin vergiye tabi olayların vuku bulduğu yer vergi dairesince tarh olunacağı, bu Kanunun beyannamenin bir merkezden verilmesini tecviz ettiği hallerde verginin beyannamenin verildiği yer vergi dairesince tarh olunacağı, her mükellefin bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini bir beyanname ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar BSMV'de muamelelerin yapıldığı yer vergi dairesine bildirmek mecburiyetinde olduğu, sigorta muamelelerine ilişkin beyannamenin sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu  yer vergi dairesine verileceği ve mükelleflerin beyanname üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergileri beyanname verme süresi içinde ödemeye mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümler uyarınca sigorta şirketleri, 1/8/2008 tarihinden itibaren sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemleri de dahil olmak üzere yaptıkları işlemlere ilişkin vergileri, Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi ile izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan ederek aynı süre içinde ödeyeceklerdir.

4- Diğer Hususlar

a) Temmuz 2008 Dönemine İlişkin BSMV'nin Beyanı ve Ödenmesi

Sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acentelerinin Temmuz 2008 vergilendirme döneminde yaptıkları sigorta muamelelerine ilişkin vergileri Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi ile izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar vergi dairesine beyan ederek aynı süre içinde ödemeleri gerekmektedir.

Sigorta acenteleri tarafından verilecek Temmuz 2008 dönemine ait beyannamenin "Sonraki Döneme Devreden İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin İndirilecek Vergiler" satırında bulunan tutarlar, iptal edilen sigorta işlemlerine ait vergilerin ilgili dönemlerde beyan edilerek ödenmiş olması şartıyla sigorta acentesinin başvurusu üzerine diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsup işleminin yapılabilmesi için, ilgili acentelerin bu Tebliğ ekinde yer alan "İptal Edilen Sigorta Poliçelerine İlişkin Bildirim"i düzenlemek suretiyle vergi dairesine bir dilekçe ile başvurması gerekmektedir. (EK:1) Mahsup edilemeyen vergi tutarları işlemin yapıldığı takvim yılının sonuna kadar doğacak diğer vergi borçlarından mahsup edilir. Bu şekilde mahsup edilemeyen vergi, sigorta acentesine nakden iade edilecektir.

Öte yandan, 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile değişik 6802 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükmü uyarınca, sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acentelerinin BSMV mükellefiyet kaydı, Temmuz 2008 dönemine ilişkin beyannamelerin verilmesinden sonra Ağustos 2008 döneminin sonuna kadar ilgili vergi dairesi müdürlüğünce terkin edilecektir.

Ancak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun[6] 160 ıncı maddesi hükmü uyarınca, sigorta acentelerinin BSMV'ye ilişkin mükellefiyet kaydının terkin edilmesi, mükellefin işi bırakmasından önceki dönemlere ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak, bu tarihten önceki dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmeyecektir.

b) İptal Edilen Sigorta İşlemlerinde BSMV Uygulaması

6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin 1/5/2007 tarihinde yürürlüğe giren beşinci fıkrasında, iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin BSMV uygulaması düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, sigorta şirketleri iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilmektedir.

5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin yürürlüğe gireceği 1/8/2008 tarihinden sonra yapılan sigorta işlemlerinde sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acentelerinin BSMV mükellefiyeti bulunmamaktadır. Bu tarihten sonra yapılan sigorta işlemlerinde BSMV'nin mükellefi sigorta şirketleridir.

1/8/2008 tarihinden önce sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acenteleri tarafından yapılan sigorta işlemlerinin bu tarihten sonra iptal edilmesi durumunda, iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin beyan edilen vergilerin, iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan vergiden indirilmesi sigorta şirketleri tarafından gerçekleştirilecektir. Bu durumda, 1/8/2008 tarihinden önce sigorta acenteleri tarafından düzenlenen ancak bu tarihten sonra iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin vergilerin sigorta acentelerince beyan edilerek ödenmiş olması kaydıyla, sigorta şirketleri tarafından iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan vergiden indirim konusu yapılabilecektir. İptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan vergiden sigorta şirketleri tarafından indirim konusu yapılan verginin (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı),  bu işlemleri yapan sigorta acentelerine ayrıca red ve iadesinin yapılamayacağı açıktır.

Öte yandan, 5766 sayılı Kanunun yürürlüğe gireceği 1/8/2008 tarihinden önce veya sonra düzenlenen ve bu tarihten sonra iptal edilen sigorta işlemlerinde BSMV uygulaması, 85 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinde[7] yer alan açıklamalara göre yapılacağı tabiidir.

c) Sigorta Şirketlerince Sigorta Aracılarına Verilen Komisyonların BSMV Karşısındaki Durumu

5766 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren sigorta acenteleri, BSMV mükellefiyeti dışına çıkarılmakta ve sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleri kabul edilmektedir. Sigorta işlemlerinde verginin matrahı, sigorta aracılarına verilen komisyonlar dahil edilerek tespit edilen prim tutarlarıdır. Sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri, sigorta acenteliği bulunan finansman şirketleri ile diğer acentelerin sigorta işlemleri dolayısıyla alacağı komisyonlar da prim tutarına dahil olduğundan ve bu tutarlara ilişkin vergiler sigorta şirketlerince beyan edilerek ödeneceğinden, bu komisyonlar üzerinden sigorta acenteleri ve sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri ile  finansman şirketleri tarafından ayrıca BSMV hesaplanıp beyan edilmeyecektir.

Öte yandan, bankalar dışındaki sigorta acentelerinin BSMV mükellefiyeti Ağustos 2008 döneminden itibaren sona ereceğinden sigorta muamelelerine ilişkin olarak yıl sonlarında veya belli dönem aralıklarında sigorta şirketlerinden teşvik komisyonu ve benzer adlar altında alınan paralar vergiye tabi tutulmayacaktır.

Ancak, sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri tarafından sigorta şirketlerinden teşvik komisyonu ve benzer adlar altında alınan paraların 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesi hükmünce BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir. Teşvik komisyonu ve benzeri adlar altında alınan tutarlar, banka şubeleri tarafından Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin ilgili kısmına dahil edilmek suretiyle beyan edilecektir.

d) Vergiden İstisna Edilen İşlemlerde Sigorta Acentelerine Verilen Komisyonların Durumu

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde BSMV'den istisna edilen sigorta işlemleri düzenlenmiştir. Bu Kanun ve diğer kanunlar ile BSMV'den istisna edilen sigorta işlemleri dolayısıyla alınan paralar (komisyon ve benzeri adlarla alınanlar dahil) üzerinden BSMV hesaplanmayacaktır. Bu durumda, sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan veya bulunmayan acenteler ile bu nitelikte olan banka şubeleri tarafından da vergiden istisna edilen sigorta işlemleri dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla alınan paralar üzerinden vergi hesaplanmayacak ve beyan edilmeyecektir.

e) Sigorta İşlemlerinde Belge Düzeni

Bilindiği üzere, sigorta işlemleri dolayısıyla sigorta şirketleri ve acenteleri tarafından düzenlenecek belgelere ilişkin açıklamalar 243[8] ve 246[9]  Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yer almaktadır. Buna göre, sigorta acenteleri tarafından sigorta şirketlerine sağlanan hizmetler nedeniyle ödenen komisyon bedelleri için sigorta şirketlerince sadece sigorta komisyon gider belgesi düzenlenmesi gerekmekte olup ayrıca acentelerce söz konusu bedeller için fatura düzenlenmeyecektir. Diğer taraftan, sigorta şirketlerinin sigortacılık faaliyeti dışında kalan diğer işlemleri için fatura düzenleneceği tabiidir.

5766 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin 1/8/2008 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte sigorta işlemlerine ilişkin primler üzerinden hesaplanan vergilerin sigorta şirketlerince beyan edilerek ödenmesi ve prim tutarlarına sigorta aracılarının bu işlemler dolayısıyla alacağı komisyonların dahil olması, belge düzeninin değişmesini gerektirmemektedir. Bu nedenle, sigorta şirketlerince sigorta aracılarına ödenecek komisyonlar için sigorta komisyon gider belgesi uygulamasına devam edilecektir.

B-  KAMBİYO MUAMELELERİNDE BSMV UYGULAMASI

6802 sayılı Kanunun "Beyanname verilme zamanı ve yeri" başlıklı 47 nci maddesinin (a) fıkrasında, "...her mükellef, bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini bir beyanname ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar ... banka ve sigorta hizmetleri vergisinde muamelelerin yapıldığı yer vergi dairesine bildirmek mecburiyetindedir." hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin (e) fıkrasında ise; "Herhangi bir vergi döneminde, vergiye tabi muameleleri bulunmayan mükellefler de keyfiyeti aynı müddetler içinde, vergi beyannamesi ile bildirmeye mecburdurlar." hükmü bulunmaktadır.

15/4/2008 tarihli ve 26848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/13459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında, kambiyo muamelelerine ilişkin BSMV oranı, 1/5/2008 tarihinden itibaren uygulanmak üzere kambiyo satış tutarı üzerinden sıfır olarak belirlenmiştir.

Buna göre BSMV mükellefleri, vergilendirme dönemi içinde vergiye tabi işlemleri bulunmasa da bu durumlarını vergi beyannamesi ile bildirmeye mecburdurlar. Bu nedenle, vergi dönemi içinde sadece vergi oranı sıfır olarak belirlenmiş döviz satış işlemleri bulunan mükelleflerin (yetkili müesseseler dahil) de bu işlemlerini beyanname ile bildirmeleri gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

EK: 1  İPTAL EDİLEN SİGORTA POLİÇELERİNE İLİŞKİN BİLDİRİM


[1] 6/6/2008 tarihli ve  26898 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[2] 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[3] 14/6/2007 tarihli ve 26552 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[4] 14/4/2008 tarihli ve 26847 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[5] 29/5/1981 tarihli ve 17354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olan, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu

[6] 10/1/1961 tarihli ve 10703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[7] 13/6/2007 tarihli ve 26551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[8] 7/9/1995 tarihli ve 22397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[9] 8/1/1996 tarihli ve 22517 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

İçerik 2:

4/6/2008 tarihli ve 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun[1] 25 inci maddesi ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun[2] 30, 31 ve 47 nci maddelerinde yapılan düzenlemede, sigorta muamelelerine ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) uygulamasında değişiklik yapılmıştır.

Söz konusu düzenleme ile kambiyo işlemlerinde BSMV uygulamasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

A- SİGORTA İŞLEMLERİNDE BSMV UYGULAMASI

5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile 6802 sayılı Kanunun 30, 31 ve 47 nci maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Buna göre 6802 sayılı Kanunun;

- 30 uncu maddesi, "Banka ve sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder. Sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleridir." şeklinde değiştirilmiş,

- 31 inci maddesinin ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere, "Sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem dolayısıyla poliçede yer alan prim tutarıdır. Prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler indirim konusu yapılamaz."  fıkrası eklenmiş,

- 47 nci maddesinin (a) fıkrasının sonuna "Sigorta muamelelerine ilişkin beyanname sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu  yer vergi dairesine verilir." hükmü eklenmiştir.

6802 sayılı Kanunda yapılan bu değişiklikler 1/8/2008 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.

Ayrıca, 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde, "Sigorta şirketleri, iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisinden indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilir." hükmü ile aynı maddenin son fıkrasında "Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir." hükmü yer almaktadır.

Bu hükümler uyarınca, sigorta işlemlerinde BSMV mükellefiyeti, matrahı, beyanı ve ödenmesi ile iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek görülmüştür.

1- Sigorta İşlemlerinde BSMV Mükellefi

5684 sayılı Sigortacılık Kanununun[3] 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, sigorta aracıları sigorta acentesi ve brokerleri olarak sayılmış olup aynı maddenin (l) bendinde ise sigorta acentesi; ticarî mümessil, ticarî vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tâbi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimî bir surette sigorta şirketlerinin nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık etmeyi veya bunları sigorta şirketleri adına yapmayı meslek edinen, sözleşmenin akdinden önce hazırlık çalışmalarını yürüten ve sözleşmenin uygulanması ile tazminatın ödenmesinde yardımcı olan kişi olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, Sigorta Acenteleri Yönetmeliğinin[4] 12 nci maddesinde; "Sigortalı tarafından yetkili acenteye yapılan ödeme sigorta şirketine yapılmış sayılır." hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesi uyarınca, verginin doğması için sigorta şirketlerince bir muamele yapılması ve bu muamele sonucunda lehe nakden veya hesaben para alınması gerekmektedir. Ayrıca, 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle değişik 6802 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine göre, sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleridir.

6802 sayılı Kanunda değişiklikler yapan 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin yürürlüğe girmesinden önceki uygulamaya göre sigorta işlemlerinde BSMV'nin mükellefi, sigorta şirketleri ile bu şirketler tarafından sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi verilen sigorta acenteleriydi. Ancak, 5766 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler uyarınca, 1/8/2008 tarihinden itibaren sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acenteleri ile sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri tarafından yapılan sigorta işlemleri de dahil olmak üzere bütün sigorta işlemlerinde verginin mükellefi sigorta şirketleridir.

2- Sigorta İşlemlerinde BSMV Matrahı

Sigorta şirketlerinin sigorta işlemi olsun olmasın yaptıkları bütün işlemler dolayısıyla nakden veya hesaben lehe aldıkları paralar BSMV'ye tabi bulunmaktadır. 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle değişik 6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; sigorta işlemlerinde verginin matrahı, bu işlem dolayısıyla poliçede yer alan prim tutarıdır. Prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler matraha dahil olup indirim konusu yapılamaz.

Sigorta işlemi dolayısıyla sigorta aracılarına yapılan komisyon ve benzeri ödemelerin vergi matrahından indirilmesi mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle, sigorta aracılarının (sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan acentelerin) vergi mükellefiyetinden çıkarılması, sigorta şirketlerince sigorta aracılarına yapılacak ödemelerin vergi matrahından indirilmesi sonucunu doğurmamaktadır.

Örnek 1- Sigorta şirketi tarafından 16/8/2008 tarihinde 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi düzenlenmiştir. Söz konusu poliçeye ilişkin prim tutarı 1.350-YTL'dir. Bu işlemde verginin matrahı, poliçede yer alan 1.350-YTL tutarı olup bu prim tutarı üzerinden % 5 oranında 67,50-YTL tutarında BSMV hesaplanması ve Ağustos 2008 dönemi beyannamesiyle şirketin kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan edilerek aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir.

Örnek 2- C yetkili sigorta acentesi tarafından 16/8/2008 tarihinde 1 yıllık motorlu kara taşıt aracı sigorta poliçesi düzenlenmiştir. C yetkili sigorta acentesi ile sigorta şirketi arasında yapılan yetkili acentelik sözleşmesi gereğince bu poliçeye ilişkin komisyon oranı % 10'dur. Söz konusu poliçeye ilişkin prim tutarı (yetkili acente komisyonu dahil) 1.350-YTL'dir.

C yetkili sigorta acentesinin bu işlem dolayısıyla acentelik sözleşmesi uyarınca alacağı komisyon tutarı, poliçede yer alan prim tutarının % 10'u olup 135-YTL'dir.  Bu işlemdeki prim tutarı, sigorta acentesinin alacağı komisyonlar ile sigorta şirketinin alacağı tutarların toplamından oluşmakta olup 1.350-YTL'dir. Dolayısıyla, sigorta işleminde acentenin alacağı komisyon tutarı poliçede yer alan prim tutarına dahil olduğundan bu tutar verginin hesaplanmasında dikkate alınmaktadır. Bu işlemde verginin matrahı poliçede yer alan 1.350-YTL tutarı olup, bu prim tutarı üzerinden % 5 oranında 67,50-YTL BSMV hesaplanması ve sigorta şirketi tarafından Ağustos 2008 dönemi beyannamesiyle şirketin kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan edilerek aynı süre içinde ödenmesi gerekmektedir. Prim tutarının hesabında, sigorta işlemi dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla sigorta aracılarına yapılan ödemeler matraha dahil olduğundan, bu tutarların BSMV matrahının hesaplanmasında  indirim konusu yapılamayacağı açıktır.

Söz konusu sigorta işleminin sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan veya bulunmayan banka şubesince yapılması durumunda da, sözleşme veya poliçede yer alan prim tutarı üzerinden hesaplanan verginin sigorta şirketi tarafından beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, söz konusu banka şubesince sigorta işlemine ilişkin olarak sigorta şirketinden alınan komisyon tutarları dahil prim tutarı üzerinden hesaplanan vergi sigorta şirketince beyan edilerek ödeneceğinden bu komisyon tutarları ayrıca vergiye tabi tutulmayacaktır.

Sigorta işlemlerinde sigorta şirketleri tarafından teminat altına alınan risklere karşılık poliçede gösterilen prim tutarları üzerinden BSMV hesaplanmaktadır. Poliçede yer alan yangın sigortası vb. sigortalar dolayısı ile alınan prim tutarlarının tamamı BSMV'nin matrahını oluşturmaktadır. İlgili Kanun[5] uyarınca yangın sigortaları dolayısıyla alınan prim tutarı üzerinden ayrıca yangın sigortası vergisi hesaplanarak ödenmektedir. Buna göre, yangın sigortasına ilişkin prim tutarı da dahil poliçede yer alan prim tutarları üzerinden BSMV hesaplanması nedeniyle, yangın sigortası vergisi üzerinden ayrıca BSMV hesaplanmaması gerekmektedir.  

3- Sigorta İşlemlerinde BSMV Beyanı ve Ödenmesi

6802 sayılı Kanunun 44, 47 ve 48 inci maddelerinde BSMV'nin tarhına, beyanname zamanı ve yeri ile ödenmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Anılan maddelerde, BSMV'nin vergiye tabi olayların vuku bulduğu yer vergi dairesince tarh olunacağı, bu Kanunun beyannamenin bir merkezden verilmesini tecviz ettiği hallerde verginin beyannamenin verildiği yer vergi dairesince tarh olunacağı, her mükellefin bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini bir beyanname ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar BSMV'de muamelelerin yapıldığı yer vergi dairesine bildirmek mecburiyetinde olduğu, sigorta muamelelerine ilişkin beyannamenin sigorta şirketlerinin kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu  yer vergi dairesine verileceği ve mükelleflerin beyanname üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen vergileri beyanname verme süresi içinde ödemeye mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümler uyarınca sigorta şirketleri, 1/8/2008 tarihinden itibaren sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemleri de dahil olmak üzere yaptıkları işlemlere ilişkin vergileri, Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi ile izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar kanuni veya iş merkezlerinin bulunduğu yer vergi dairesine beyan ederek aynı süre içinde ödeyeceklerdir.

4- Diğer Hususlar

a) Temmuz 2008 Dönemine İlişkin BSMV'nin Beyanı ve Ödenmesi

Sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acentelerinin Temmuz 2008 vergilendirme döneminde yaptıkları sigorta muamelelerine ilişkin vergileri Hizmet Vergisi (Sigorta Muameleleri Vergisi) Beyannamesi ile izleyen ayın 15 inci günü akşamına kadar vergi dairesine beyan ederek aynı süre içinde ödemeleri gerekmektedir.

Sigorta acenteleri tarafından verilecek Temmuz 2008 dönemine ait beyannamenin "Sonraki Döneme Devreden İptal Edilen Sigorta Muamelelerine İlişkin İndirilecek Vergiler" satırında bulunan tutarlar, iptal edilen sigorta işlemlerine ait vergilerin ilgili dönemlerde beyan edilerek ödenmiş olması şartıyla sigorta acentesinin başvurusu üzerine diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Bu mahsup işleminin yapılabilmesi için, ilgili acentelerin bu Tebliğ ekinde yer alan "İptal Edilen Sigorta Poliçelerine İlişkin Bildirim"i düzenlemek suretiyle vergi dairesine bir dilekçe ile başvurması gerekmektedir. (EK:1) Mahsup edilemeyen vergi tutarları işlemin yapıldığı takvim yılının sonuna kadar doğacak diğer vergi borçlarından mahsup edilir. Bu şekilde mahsup edilemeyen vergi, sigorta acentesine nakden iade edilecektir.

Öte yandan, 5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile değişik 6802 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi hükmü uyarınca, sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acentelerinin BSMV mükellefiyet kaydı, Temmuz 2008 dönemine ilişkin beyannamelerin verilmesinden sonra Ağustos 2008 döneminin sonuna kadar ilgili vergi dairesi müdürlüğünce terkin edilecektir.

Ancak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun[6] 160 ıncı maddesi hükmü uyarınca, sigorta acentelerinin BSMV'ye ilişkin mükellefiyet kaydının terkin edilmesi, mükellefin işi bırakmasından önceki dönemlere ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak, bu tarihten önceki dönemlere ilişkin vergilendirmeye ve ceza uygulanmasına da engel teşkil etmeyecektir.

b) İptal Edilen Sigorta İşlemlerinde BSMV Uygulaması

6802 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin 1/5/2007 tarihinde yürürlüğe giren beşinci fıkrasında, iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin BSMV uygulaması düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, sigorta şirketleri iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı), iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan BSMV'den indirebilirler. Bu dönemde indirilemeyen vergiler, sonraki dönem beyannamelerinde indirim konusu yapılabilmektedir.

5766 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin yürürlüğe gireceği 1/8/2008 tarihinden sonra yapılan sigorta işlemlerinde sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acentelerinin BSMV mükellefiyeti bulunmamaktadır. Bu tarihten sonra yapılan sigorta işlemlerinde BSMV'nin mükellefi sigorta şirketleridir.

1/8/2008 tarihinden önce sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan sigorta acenteleri tarafından yapılan sigorta işlemlerinin bu tarihten sonra iptal edilmesi durumunda, iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin beyan edilen vergilerin, iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan vergiden indirilmesi sigorta şirketleri tarafından gerçekleştirilecektir. Bu durumda, 1/8/2008 tarihinden önce sigorta acenteleri tarafından düzenlenen ancak bu tarihten sonra iptal edilen sigorta işlemlerine ilişkin vergilerin sigorta acentelerince beyan edilerek ödenmiş olması kaydıyla, sigorta şirketleri tarafından iptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan vergiden indirim konusu yapılabilecektir. İptalin gerçekleştiği dönemde hesaplanan vergiden sigorta şirketleri tarafından indirim konusu yapılan verginin (yalnızca iptal tarihinden sonraki döneme ait olan kısmı),  bu işlemleri yapan sigorta acentelerine ayrıca red ve iadesinin yapılamayacağı açıktır.

Öte yandan, 5766 sayılı Kanunun yürürlüğe gireceği 1/8/2008 tarihinden önce veya sonra düzenlenen ve bu tarihten sonra iptal edilen sigorta işlemlerinde BSMV uygulaması, 85 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinde[7] yer alan açıklamalara göre yapılacağı tabiidir.

c) Sigorta Şirketlerince Sigorta Aracılarına Verilen Komisyonların BSMV Karşısındaki Durumu

5766 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren sigorta acenteleri, BSMV mükellefiyeti dışına çıkarılmakta ve sigorta aracıları tarafından yapılan sigorta işlemlerinde de verginin mükellefi sigorta şirketleri kabul edilmektedir. Sigorta işlemlerinde verginin matrahı, sigorta aracılarına verilen komisyonlar dahil edilerek tespit edilen prim tutarlarıdır. Sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri, sigorta acenteliği bulunan finansman şirketleri ile diğer acentelerin sigorta işlemleri dolayısıyla alacağı komisyonlar da prim tutarına dahil olduğundan ve bu tutarlara ilişkin vergiler sigorta şirketlerince beyan edilerek ödeneceğinden, bu komisyonlar üzerinden sigorta acenteleri ve sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri ile  finansman şirketleri tarafından ayrıca BSMV hesaplanıp beyan edilmeyecektir.

Öte yandan, bankalar dışındaki sigorta acentelerinin BSMV mükellefiyeti Ağustos 2008 döneminden itibaren sona ereceğinden sigorta muamelelerine ilişkin olarak yıl sonlarında veya belli dönem aralıklarında sigorta şirketlerinden teşvik komisyonu ve benzer adlar altında alınan paralar vergiye tabi tutulmayacaktır.

Ancak, sigorta acenteliği bulunan banka şubeleri tarafından sigorta şirketlerinden teşvik komisyonu ve benzer adlar altında alınan paraların 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesi hükmünce BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir. Teşvik komisyonu ve benzeri adlar altında alınan tutarlar, banka şubeleri tarafından Hizmet Vergisi (Banka Muameleleri Vergisi) Beyannamesinin ilgili kısmına dahil edilmek suretiyle beyan edilecektir.

d) Vergiden İstisna Edilen İşlemlerde Sigorta Acentelerine Verilen Komisyonların Durumu

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde BSMV'den istisna edilen sigorta işlemleri düzenlenmiştir. Bu Kanun ve diğer kanunlar ile BSMV'den istisna edilen sigorta işlemleri dolayısıyla alınan paralar (komisyon ve benzeri adlarla alınanlar dahil) üzerinden BSMV hesaplanmayacaktır. Bu durumda, sözleşme yapma veya prim tahsil etme yetkisi bulunan veya bulunmayan acenteler ile bu nitelikte olan banka şubeleri tarafından da vergiden istisna edilen sigorta işlemleri dolayısıyla komisyon ve benzeri adlarla alınan paralar üzerinden vergi hesaplanmayacak ve beyan edilmeyecektir.

e) Sigorta İşlemlerinde Belge Düzeni

Bilindiği üzere, sigorta işlemleri dolayısıyla sigorta şirketleri ve acenteleri tarafından düzenlenecek belgelere ilişkin açıklamalar 243[8] ve 246[9]  Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yer almaktadır. Buna göre, sigorta acenteleri tarafından sigorta şirketlerine sağlanan hizmetler nedeniyle ödenen komisyon bedelleri için sigorta şirketlerince sadece sigorta komisyon gider belgesi düzenlenmesi gerekmekte olup ayrıca acentelerce söz konusu bedeller için fatura düzenlenmeyecektir. Diğer taraftan, sigorta şirketlerinin sigortacılık faaliyeti dışında kalan diğer işlemleri için fatura düzenleneceği tabiidir.

5766 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin 1/8/2008 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte sigorta işlemlerine ilişkin primler üzerinden hesaplanan vergilerin sigorta şirketlerince beyan edilerek ödenmesi ve prim tutarlarına sigorta aracılarının bu işlemler dolayısıyla alacağı komisyonların dahil olması, belge düzeninin değişmesini gerektirmemektedir. Bu nedenle, sigorta şirketlerince sigorta aracılarına ödenecek komisyonlar için sigorta komisyon gider belgesi uygulamasına devam edilecektir.

B-  KAMBİYO MUAMELELERİNDE BSMV UYGULAMASI

6802 sayılı Kanunun "Beyanname verilme zamanı ve yeri" başlıklı 47 nci maddesinin (a) fıkrasında, "...her mükellef, bir ay içindeki vergiye tabi muamelelerini bir beyanname ile ertesi ayın 15 inci günü akşamına kadar ... banka ve sigorta hizmetleri vergisinde muamelelerin yapıldığı yer vergi dairesine bildirmek mecburiyetindedir." hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin (e) fıkrasında ise; "Herhangi bir vergi döneminde, vergiye tabi muameleleri bulunmayan mükellefler de keyfiyeti aynı müddetler içinde, vergi beyannamesi ile bildirmeye mecburdurlar." hükmü bulunmaktadır.

15/4/2008 tarihli ve 26848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2008/13459 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında, kambiyo muamelelerine ilişkin BSMV oranı, 1/5/2008 tarihinden itibaren uygulanmak üzere kambiyo satış tutarı üzerinden sıfır olarak belirlenmiştir.

Buna göre BSMV mükellefleri, vergilendirme dönemi içinde vergiye tabi işlemleri bulunmasa da bu durumlarını vergi beyannamesi ile bildirmeye mecburdurlar. Bu nedenle, vergi dönemi içinde sadece vergi oranı sıfır olarak belirlenmiş döviz satış işlemleri bulunan mükelleflerin (yetkili müesseseler dahil) de bu işlemlerini beyanname ile bildirmeleri gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

EK: 1  İPTAL EDİLEN SİGORTA POLİÇELERİNE İLİŞKİN BİLDİRİM


[1] 6/6/2008 tarihli ve  26898 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[2] 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[3] 14/6/2007 tarihli ve 26552 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[4] 14/4/2008 tarihli ve 26847 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[5] 29/5/1981 tarihli ve 17354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olan, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu

[6] 10/1/1961 tarihli ve 10703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[7] 13/6/2007 tarihli ve 26551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[8] 7/9/1995 tarihli ve 22397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

[9] 8/1/1996 tarihli ve 22517 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

Resmi Gazete No: 27737 Resmi Gazete Tarihi: Cuma, 22 Ekim, 2010 Adı: UID: VNre6ly3AnGS1dbu
İçerik:

 

             6802 sayılı Gider Vergileri Kanununda(1) banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) uygulaması ile ilgili olarak 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla(2) yapılan değişikliklere ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

             A- İlgili Mevzuat

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir." hükmü yer almaktadır.

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrası 6009 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile "90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye(3) göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar. Bir şahsın münhasıran altın alım ve satımı ile uğraşması banker sayılmasını gerektirmez." şeklinde (1/8/2010 tarihinden geçerli olmak üzere) değiştirilmiştir.

             6802 sayılı Kanunun "İstisnalar" başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde 6009 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile yapılan değişiklikle de Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar (1/9/2010 tarihinden geçerli olmak üzere) BSMV den istisna edilmiştir.

             Ayrıca, 6802 sayılı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde de "Banka ve sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder..." hükmüne yer verilmiştir.

             Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun(4) 17/4-e maddesi uyarınca, BSMV kapsamına giren işlemler KDV den müstesnadır. Buna göre, KDV mükellefleri tarafından 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı işlemlerin esas iştigal konusu olarak yapılması halinde, bu işlemler KDV Kanununun anılan hükmü uyarınca KDV ye tabi olmayacaktır.

             B- Banker Tanımında 6009 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklik

             6802 sayılı Kanunun 6009 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişik 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşan kişiler ile anılan maddenin ikinci fıkrasında belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini "esas iştigal konusu" olarak yapanların 6802 sayılı Kanunun uygulanmasında banker sayılacağı belirtilmiştir.

             Bankerlerin sadece 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar BSMV ye tabi olup, diğer işlemleri ise KDV ye tabi bulunmaktadır.

             1- 90 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Göre İkraz İşleriyle Uğraşanlar

             2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanunu(5), 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde yer alan "2279 sayılı Kanun" ibaresi, 6009 sayılı Kanunla "90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname" şeklinde değiştirilmiştir.

             Buna göre, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ikraz işleriyle uğraşanlar banker kapsamında BSMV mükellefidir. Kararnamede ikrazatçılar, devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler şeklinde tanımlanmaktadır. Ödünç para verme işlerini yetki belgesi olmaksızın yapan gerçek kişiler (tefeciler) de anılan Kararname kapsamına girdiğinden banker kapsamında BSMV mükellefidirler.

             Bu çerçevede, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamında düzenlenen ödünç para verme işleriyle uğraşan gerçek kişiler ile faktoring ve finansman şirketleri banker kapsamında BSMV mükellefi olup, bunların yaptığı 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler BSMV ye tabidir. Dolayısıyla bu işlemlerin dışında kalan diğer işlemleri ise KDV ye tabi olacaktır.

             2- 6802 Sayılı Kanunun 28 inci Maddesinin İkinci Fıkrasında Belirtilen Muamele ve Hizmetleri Esas İştigal Konusu Olarak Yapanlar

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında aşağıdaki muamele ve hizmetler yer almaktadır:

             - Banka muamele ve hizmetleri,

             - Kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım - satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri,

             - Mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işleri.

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan banker tanımındaki "devamlı olarak yapanlar" ibaresi 6009 sayılı Kanunla "esas iştigal konusu olarak yapanlar" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle, banker sayılmak için aranan devamlılık koşulu söz konusu işlemlerin esas iştigal konusu olarak yapılması şeklinde yeniden belirlenmiştir. Buna göre, banker kapsamında BSMV mükellefi olmak için, anılan Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemlerin esas iştigal (ana faaliyet) konusu olarak yürütülmesi ve bu işlemler dolayısıyla lehe para alınması gerekmektedir.

             Bir işlemin esas iştigal konusu olarak yapılması, işletmenin kuruluş gayesi ve bu gayesini gerçekleştirmek için yapmakta olduğu işlem veya işlemlere bakılarak belirlenecektir. Örneğin, inşaat ve otelcilik alanında faaliyet gösteren bir şirket, Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas faaliyet konusu işlemleri ile birlikte yapabilir. Bu şirketin gerek kullandığı yabancı kaynaklardan gerekse öz kaynaklarından sağladığı fonları ortaklarına veya üçüncü kişilere faiz karşılığında kullandırması işlemi şirketin esas faaliyet konusunun inşaat ve otelcilik olması nedeniyle BSMV ye tabi olmayacaktır.

             Esas itibariyle 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler, ilgili kanunlar uyarınca verilen yetki veya izin ile yapılabilecek işlemlerdir.

             Emeklilik yatırım fonları, menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıkları, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, vadeli işlem aracılık şirketleri ile merkezi kayıt kuruluşu ve vadeli işlem ve opsiyon borsası gibi kuruluşlar, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun(6) 32 nci maddesinin verdiği yetki ve izin çerçevesinde menkul kıymetlere ilişkin işlemleri esas faaliyet konusu olarak yapmaktadırlar. Bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri BSMV ye tabi olacaktır.

             Diğer taraftan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın(7) 4 üncü maddesinin verdiği yetki ve izin uyarınca yetkili müesseseler ve PTT, döviz alım ve satım işlemlerini esas iştigal konusu olarak yapabilmektedirler. Bu kuruluşların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri BSMV ye tabidir.

             Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapanlar, bu işlemleri ilgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle yürüten kişileri ifade etmektedir. Dolayısıyla bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri "esas iştigal konusu" olarak BSMV ye tabi olacak, bunlar dışındakilerin aynı fıkrada belirtilen işlemleri "esas iştigal konusu" olmadığından KDV ye tabi olacaktır.

             Örnek 1: 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa(8) göre kurulan ve gayesi esas itibariyle başka işletmelere iştirakten ibaret olan holding şirketlerince yapılan 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler esas iştigal konusu olarak değerlendirilemeyeceğinden BSMV nin konusuna da girmeyecektir. Dolayısıyla, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan herhangi bir işlemi (ödünç para verme işleri gibi) ilgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle yürütmeyen şirketler, bu işlemleri ana sözleşmelerinde faaliyet konularından biri olarak belirtmiş olsa dahi, bu işlemleri nedeniyle banker sayılmayacak ve BSMV mükellefi olmayacaktır.

             Örnek 2: İnşaat alanında faaliyet gösteren (B) A.Ş. nin bir grup şirketi olan (C) A.Ş. ye ödünç para vermesi (B) A.Ş. nin esas iştigal konusu olarak değerlendirilemeyeceğinden BSMV ye tabi olmayacaktır.

             Örnek 3: Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan (D) Menkul Değerler A.Ş. nin menkul kıymet alım satımı veya alım-satıma aracılık işlemleri esas iştigal konusu olduğundan bu işlemleri BSMV ye tabi tutulacaktır. Banker konumunda bulunan (D) Menkul Değerler A.Ş. tarafından yapılacak 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen diğer işlemler de BSMV ye tabi olacaktır.

             Örnek 4: Emeklilik yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıklarının menkul kıymet alım satım işlemleri, 2499 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin verdiği yetki ve izin çerçevesinde esas faaliyet konusu olarak yapılmaktadır. Söz konusu fon ve ortaklıkların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri BSMV ye tabidir. Ancak 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (t) bendi uyarınca, emeklilik yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıklarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar BSMV den istisnadır.

             Örnek 5: Kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izni ile kurulmaktadır. Kuruluş amaçları gereği nakit kredi işlemlerini esas iştigal konusu olarak yapan kooperatiflerin kredi işlemleri nedeniyle lehlerine kalan paralar BSMV ye tabi olacaktır.

             Ancak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun(9) 93 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kooperatifler, kooperatif birlikleri, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin birbirlerinden ve ortaklarından aldıkları faiz ve komisyonlar ile ortaklarına kefalet etmeleri dolayısıyla bunlardan aldıkları paralar BSMV den istisnadır. Ayrıca, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (m) bendinde Türkiye Halk Bankasının Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatiflerinin kefaleti altında esnaf ve sanatkarlara verdiği krediler dolayısıyla alınan paralar ve bu kooperatiflerin ortaklarından masraf karşılığı adıyla aldığı paralar BSMV den istisna edilmiştir.

             C- Türkiye'de Kurulu Borsalarda Yapılan Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerine İlişkin İşlemlerde BSMV İstisnası

             6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendine, 6009 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile, "... ile Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler..." ibaresi eklenmiştir.

             Diğer taraftan, 2499 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde, "Münhasıran, ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile her türlü türev araçlardan oluşan sermaye piyasası araçlarının işlem göreceği tüzel kişiliği haiz borsalar, Kurulun teklifi ve ilgili Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunun onayı ile kurulur." hükmü yer almaktadır. Söz konusu istisna hükmünde yer alan borsalar, bu madde hükmü çerçevesinde kurulmuş olan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin işlem göreceği borsalardır.

             Ayrıca, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin(10) 3 üncü maddesinde;

             -Vadeli işlem sözleşmesi, belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma yükümlülüğü veren sözleşme,

             -Opsiyon sözleşmesi, opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşme

             şeklinde tanımlanmıştır.

             Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca, 2499 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi kapsamında kurulmuş olan borsalarda BSMV mükellefleri tarafından 1/9/2010 tarihinden itibaren yapılacak vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satım işlemleri dolayısıyla lehe alınan paralar BSMV ye tabi tutulmayacaktır. İstisna kapsamına sadece vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satım işlemleri dolayısıyla lehe alınan paralar girmekte olup, söz konusu sözleşmelerin alım satımına aracılık işlemleri ve bu sözleşmelerin alım satım işlemleri nedeniyle Takasbank'a yatırılan nakdi teminatların nemalandırılması dolayısıyla lehe alınan paralar istisna kapsamına girmemektedir.

             Tebliğ olunur.

 

 

---------------

(1) 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 1/8/2010 tarihli ve 27659 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(3) 6/10/1983 tarihli ve 18183 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(4) 2/11/1984 tarihli ve 18563 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(5) 18/6/1933 tarihli ve 2430 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(6) 30/7/1981 tarihli ve 17416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(7) 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(8) 9/7/1956 tarihli ve 9353 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(9) 10/5/1969 tarihli ve 13195 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(10) 23/2/2001 tarihli ve 24327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

İçerik 1:

 

             6802 sayılı Gider Vergileri Kanununda(1) banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) uygulaması ile ilgili olarak 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla(2) yapılan değişikliklere ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

             A- İlgili Mevzuat

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir." hükmü yer almaktadır.

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrası 6009 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile "90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye(3) göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar. Bir şahsın münhasıran altın alım ve satımı ile uğraşması banker sayılmasını gerektirmez." şeklinde (1/8/2010 tarihinden geçerli olmak üzere) değiştirilmiştir.

             6802 sayılı Kanunun "İstisnalar" başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde 6009 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile yapılan değişiklikle de Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar (1/9/2010 tarihinden geçerli olmak üzere) BSMV den istisna edilmiştir.

             Ayrıca, 6802 sayılı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde de "Banka ve sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder..." hükmüne yer verilmiştir.

             Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun(4) 17/4-e maddesi uyarınca, BSMV kapsamına giren işlemler KDV den müstesnadır. Buna göre, KDV mükellefleri tarafından 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı işlemlerin esas iştigal konusu olarak yapılması halinde, bu işlemler KDV Kanununun anılan hükmü uyarınca KDV ye tabi olmayacaktır.

             B- Banker Tanımında 6009 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklik

             6802 sayılı Kanunun 6009 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişik 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşan kişiler ile anılan maddenin ikinci fıkrasında belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini "esas iştigal konusu" olarak yapanların 6802 sayılı Kanunun uygulanmasında banker sayılacağı belirtilmiştir.

             Bankerlerin sadece 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar BSMV ye tabi olup, diğer işlemleri ise KDV ye tabi bulunmaktadır.

             1- 90 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Göre İkraz İşleriyle Uğraşanlar

             2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanunu(5), 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde yer alan "2279 sayılı Kanun" ibaresi, 6009 sayılı Kanunla "90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname" şeklinde değiştirilmiştir.

             Buna göre, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ikraz işleriyle uğraşanlar banker kapsamında BSMV mükellefidir. Kararnamede ikrazatçılar, devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler şeklinde tanımlanmaktadır. Ödünç para verme işlerini yetki belgesi olmaksızın yapan gerçek kişiler (tefeciler) de anılan Kararname kapsamına girdiğinden banker kapsamında BSMV mükellefidirler.

             Bu çerçevede, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamında düzenlenen ödünç para verme işleriyle uğraşan gerçek kişiler ile faktoring ve finansman şirketleri banker kapsamında BSMV mükellefi olup, bunların yaptığı 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler BSMV ye tabidir. Dolayısıyla bu işlemlerin dışında kalan diğer işlemleri ise KDV ye tabi olacaktır.

             2- 6802 Sayılı Kanunun 28 inci Maddesinin İkinci Fıkrasında Belirtilen Muamele ve Hizmetleri Esas İştigal Konusu Olarak Yapanlar

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında aşağıdaki muamele ve hizmetler yer almaktadır:

             - Banka muamele ve hizmetleri,

             - Kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım - satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri,

             - Mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işleri.

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan banker tanımındaki "devamlı olarak yapanlar" ibaresi 6009 sayılı Kanunla "esas iştigal konusu olarak yapanlar" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle, banker sayılmak için aranan devamlılık koşulu söz konusu işlemlerin esas iştigal konusu olarak yapılması şeklinde yeniden belirlenmiştir. Buna göre, banker kapsamında BSMV mükellefi olmak için, anılan Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemlerin esas iştigal (ana faaliyet) konusu olarak yürütülmesi ve bu işlemler dolayısıyla lehe para alınması gerekmektedir.

             Bir işlemin esas iştigal konusu olarak yapılması, işletmenin kuruluş gayesi ve bu gayesini gerçekleştirmek için yapmakta olduğu işlem veya işlemlere bakılarak belirlenecektir. Örneğin, inşaat ve otelcilik alanında faaliyet gösteren bir şirket, Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas faaliyet konusu işlemleri ile birlikte yapabilir. Bu şirketin gerek kullandığı yabancı kaynaklardan gerekse öz kaynaklarından sağladığı fonları ortaklarına veya üçüncü kişilere faiz karşılığında kullandırması işlemi şirketin esas faaliyet konusunun inşaat ve otelcilik olması nedeniyle BSMV ye tabi olmayacaktır.

             Esas itibariyle 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler, ilgili kanunlar uyarınca verilen yetki veya izin ile yapılabilecek işlemlerdir.

             Emeklilik yatırım fonları, menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıkları, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, vadeli işlem aracılık şirketleri ile merkezi kayıt kuruluşu ve vadeli işlem ve opsiyon borsası gibi kuruluşlar, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun(6) 32 nci maddesinin verdiği yetki ve izin çerçevesinde menkul kıymetlere ilişkin işlemleri esas faaliyet konusu olarak yapmaktadırlar. Bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri BSMV ye tabi olacaktır.

             Diğer taraftan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın(7) 4 üncü maddesinin verdiği yetki ve izin uyarınca yetkili müesseseler ve PTT, döviz alım ve satım işlemlerini esas iştigal konusu olarak yapabilmektedirler. Bu kuruluşların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri BSMV ye tabidir.

             Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapanlar, bu işlemleri ilgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle yürüten kişileri ifade etmektedir. Dolayısıyla bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri "esas iştigal konusu" olarak BSMV ye tabi olacak, bunlar dışındakilerin aynı fıkrada belirtilen işlemleri "esas iştigal konusu" olmadığından KDV ye tabi olacaktır.

             Örnek 1: 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa(8) göre kurulan ve gayesi esas itibariyle başka işletmelere iştirakten ibaret olan holding şirketlerince yapılan 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler esas iştigal konusu olarak değerlendirilemeyeceğinden BSMV nin konusuna da girmeyecektir. Dolayısıyla, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan herhangi bir işlemi (ödünç para verme işleri gibi) ilgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle yürütmeyen şirketler, bu işlemleri ana sözleşmelerinde faaliyet konularından biri olarak belirtmiş olsa dahi, bu işlemleri nedeniyle banker sayılmayacak ve BSMV mükellefi olmayacaktır.

             Örnek 2: İnşaat alanında faaliyet gösteren (B) A.Ş. nin bir grup şirketi olan (C) A.Ş. ye ödünç para vermesi (B) A.Ş. nin esas iştigal konusu olarak değerlendirilemeyeceğinden BSMV ye tabi olmayacaktır.

             Örnek 3: Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan (D) Menkul Değerler A.Ş. nin menkul kıymet alım satımı veya alım-satıma aracılık işlemleri esas iştigal konusu olduğundan bu işlemleri BSMV ye tabi tutulacaktır. Banker konumunda bulunan (D) Menkul Değerler A.Ş. tarafından yapılacak 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen diğer işlemler de BSMV ye tabi olacaktır.

             Örnek 4: Emeklilik yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıklarının menkul kıymet alım satım işlemleri, 2499 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin verdiği yetki ve izin çerçevesinde esas faaliyet konusu olarak yapılmaktadır. Söz konusu fon ve ortaklıkların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri BSMV ye tabidir. Ancak 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (t) bendi uyarınca, emeklilik yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıklarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar BSMV den istisnadır.

             Örnek 5: Kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izni ile kurulmaktadır. Kuruluş amaçları gereği nakit kredi işlemlerini esas iştigal konusu olarak yapan kooperatiflerin kredi işlemleri nedeniyle lehlerine kalan paralar BSMV ye tabi olacaktır.

             Ancak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun(9) 93 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kooperatifler, kooperatif birlikleri, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin birbirlerinden ve ortaklarından aldıkları faiz ve komisyonlar ile ortaklarına kefalet etmeleri dolayısıyla bunlardan aldıkları paralar BSMV den istisnadır. Ayrıca, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (m) bendinde Türkiye Halk Bankasının Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatiflerinin kefaleti altında esnaf ve sanatkarlara verdiği krediler dolayısıyla alınan paralar ve bu kooperatiflerin ortaklarından masraf karşılığı adıyla aldığı paralar BSMV den istisna edilmiştir.

             C- Türkiye'de Kurulu Borsalarda Yapılan Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerine İlişkin İşlemlerde BSMV İstisnası

             6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendine, 6009 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile, "... ile Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler..." ibaresi eklenmiştir.

             Diğer taraftan, 2499 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde, "Münhasıran, ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile her türlü türev araçlardan oluşan sermaye piyasası araçlarının işlem göreceği tüzel kişiliği haiz borsalar, Kurulun teklifi ve ilgili Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunun onayı ile kurulur." hükmü yer almaktadır. Söz konusu istisna hükmünde yer alan borsalar, bu madde hükmü çerçevesinde kurulmuş olan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin işlem göreceği borsalardır.

             Ayrıca, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin(10) 3 üncü maddesinde;

             -Vadeli işlem sözleşmesi, belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma yükümlülüğü veren sözleşme,

             -Opsiyon sözleşmesi, opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşme

             şeklinde tanımlanmıştır.

             Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca, 2499 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi kapsamında kurulmuş olan borsalarda BSMV mükellefleri tarafından 1/9/2010 tarihinden itibaren yapılacak vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satım işlemleri dolayısıyla lehe alınan paralar BSMV ye tabi tutulmayacaktır. İstisna kapsamına sadece vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satım işlemleri dolayısıyla lehe alınan paralar girmekte olup, söz konusu sözleşmelerin alım satımına aracılık işlemleri ve bu sözleşmelerin alım satım işlemleri nedeniyle Takasbank'a yatırılan nakdi teminatların nemalandırılması dolayısıyla lehe alınan paralar istisna kapsamına girmemektedir.

             Tebliğ olunur.

 

 

---------------

(1) 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 1/8/2010 tarihli ve 27659 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(3) 6/10/1983 tarihli ve 18183 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(4) 2/11/1984 tarihli ve 18563 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(5) 18/6/1933 tarihli ve 2430 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(6) 30/7/1981 tarihli ve 17416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(7) 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(8) 9/7/1956 tarihli ve 9353 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(9) 10/5/1969 tarihli ve 13195 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(10) 23/2/2001 tarihli ve 24327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

İçerik 2:

 

             6802 sayılı Gider Vergileri Kanununda(1) banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) uygulaması ile ilgili olarak 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla(2) yapılan değişikliklere ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

             A- İlgili Mevzuat

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım-satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir." hükmü yer almaktadır.

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrası 6009 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile "90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye(3) göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar. Bir şahsın münhasıran altın alım ve satımı ile uğraşması banker sayılmasını gerektirmez." şeklinde (1/8/2010 tarihinden geçerli olmak üzere) değiştirilmiştir.

             6802 sayılı Kanunun "İstisnalar" başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde 6009 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile yapılan değişiklikle de Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler ve bu muameleler sonucu lehe alınan paralar (1/9/2010 tarihinden geçerli olmak üzere) BSMV den istisna edilmiştir.

             Ayrıca, 6802 sayılı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde de "Banka ve sigorta muameleleri vergisini banka ve bankerlerle sigorta şirketleri öder..." hükmüne yer verilmiştir.

             Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun(4) 17/4-e maddesi uyarınca, BSMV kapsamına giren işlemler KDV den müstesnadır. Buna göre, KDV mükellefleri tarafından 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı işlemlerin esas iştigal konusu olarak yapılması halinde, bu işlemler KDV Kanununun anılan hükmü uyarınca KDV ye tabi olmayacaktır.

             B- Banker Tanımında 6009 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklik

             6802 sayılı Kanunun 6009 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişik 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşan kişiler ile anılan maddenin ikinci fıkrasında belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini "esas iştigal konusu" olarak yapanların 6802 sayılı Kanunun uygulanmasında banker sayılacağı belirtilmiştir.

             Bankerlerin sadece 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen işlemleri dolayısıyla lehe aldıkları paralar BSMV ye tabi olup, diğer işlemleri ise KDV ye tabi bulunmaktadır.

             1- 90 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Göre İkraz İşleriyle Uğraşanlar

             2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanunu(5), 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 16 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde yer alan "2279 sayılı Kanun" ibaresi, 6009 sayılı Kanunla "90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname" şeklinde değiştirilmiştir.

             Buna göre, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ikraz işleriyle uğraşanlar banker kapsamında BSMV mükellefidir. Kararnamede ikrazatçılar, devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler şeklinde tanımlanmaktadır. Ödünç para verme işlerini yetki belgesi olmaksızın yapan gerçek kişiler (tefeciler) de anılan Kararname kapsamına girdiğinden banker kapsamında BSMV mükellefidirler.

             Bu çerçevede, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi kapsamında düzenlenen ödünç para verme işleriyle uğraşan gerçek kişiler ile faktoring ve finansman şirketleri banker kapsamında BSMV mükellefi olup, bunların yaptığı 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler BSMV ye tabidir. Dolayısıyla bu işlemlerin dışında kalan diğer işlemleri ise KDV ye tabi olacaktır.

             2- 6802 Sayılı Kanunun 28 inci Maddesinin İkinci Fıkrasında Belirtilen Muamele ve Hizmetleri Esas İştigal Konusu Olarak Yapanlar

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında aşağıdaki muamele ve hizmetler yer almaktadır:

             - Banka muamele ve hizmetleri,

             - Kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım - satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri,

             - Mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işleri.

             6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan banker tanımındaki "devamlı olarak yapanlar" ibaresi 6009 sayılı Kanunla "esas iştigal konusu olarak yapanlar" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle, banker sayılmak için aranan devamlılık koşulu söz konusu işlemlerin esas iştigal konusu olarak yapılması şeklinde yeniden belirlenmiştir. Buna göre, banker kapsamında BSMV mükellefi olmak için, anılan Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemlerin esas iştigal (ana faaliyet) konusu olarak yürütülmesi ve bu işlemler dolayısıyla lehe para alınması gerekmektedir.

             Bir işlemin esas iştigal konusu olarak yapılması, işletmenin kuruluş gayesi ve bu gayesini gerçekleştirmek için yapmakta olduğu işlem veya işlemlere bakılarak belirlenecektir. Örneğin, inşaat ve otelcilik alanında faaliyet gösteren bir şirket, Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas faaliyet konusu işlemleri ile birlikte yapabilir. Bu şirketin gerek kullandığı yabancı kaynaklardan gerekse öz kaynaklarından sağladığı fonları ortaklarına veya üçüncü kişilere faiz karşılığında kullandırması işlemi şirketin esas faaliyet konusunun inşaat ve otelcilik olması nedeniyle BSMV ye tabi olmayacaktır.

             Esas itibariyle 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler, ilgili kanunlar uyarınca verilen yetki veya izin ile yapılabilecek işlemlerdir.

             Emeklilik yatırım fonları, menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıkları, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, vadeli işlem aracılık şirketleri ile merkezi kayıt kuruluşu ve vadeli işlem ve opsiyon borsası gibi kuruluşlar, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun(6) 32 nci maddesinin verdiği yetki ve izin çerçevesinde menkul kıymetlere ilişkin işlemleri esas faaliyet konusu olarak yapmaktadırlar. Bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri BSMV ye tabi olacaktır.

             Diğer taraftan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın(7) 4 üncü maddesinin verdiği yetki ve izin uyarınca yetkili müesseseler ve PTT, döviz alım ve satım işlemlerini esas iştigal konusu olarak yapabilmektedirler. Bu kuruluşların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri BSMV ye tabidir.

             Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapanlar, bu işlemleri ilgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle yürüten kişileri ifade etmektedir. Dolayısıyla bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri "esas iştigal konusu" olarak BSMV ye tabi olacak, bunlar dışındakilerin aynı fıkrada belirtilen işlemleri "esas iştigal konusu" olmadığından KDV ye tabi olacaktır.

             Örnek 1: 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa(8) göre kurulan ve gayesi esas itibariyle başka işletmelere iştirakten ibaret olan holding şirketlerince yapılan 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemler esas iştigal konusu olarak değerlendirilemeyeceğinden BSMV nin konusuna da girmeyecektir. Dolayısıyla, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan herhangi bir işlemi (ödünç para verme işleri gibi) ilgili kanunlarla yetkilendirilmek veya izin verilmek suretiyle yürütmeyen şirketler, bu işlemleri ana sözleşmelerinde faaliyet konularından biri olarak belirtmiş olsa dahi, bu işlemleri nedeniyle banker sayılmayacak ve BSMV mükellefi olmayacaktır.

             Örnek 2: İnşaat alanında faaliyet gösteren (B) A.Ş. nin bir grup şirketi olan (C) A.Ş. ye ödünç para vermesi (B) A.Ş. nin esas iştigal konusu olarak değerlendirilemeyeceğinden BSMV ye tabi olmayacaktır.

             Örnek 3: Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan (D) Menkul Değerler A.Ş. nin menkul kıymet alım satımı veya alım-satıma aracılık işlemleri esas iştigal konusu olduğundan bu işlemleri BSMV ye tabi tutulacaktır. Banker konumunda bulunan (D) Menkul Değerler A.Ş. tarafından yapılacak 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen diğer işlemler de BSMV ye tabi olacaktır.

             Örnek 4: Emeklilik yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıklarının menkul kıymet alım satım işlemleri, 2499 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin verdiği yetki ve izin çerçevesinde esas faaliyet konusu olarak yapılmaktadır. Söz konusu fon ve ortaklıkların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri BSMV ye tabidir. Ancak 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (t) bendi uyarınca, emeklilik yatırım fonları ile menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıklarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralar BSMV den istisnadır.

             Örnek 5: Kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izni ile kurulmaktadır. Kuruluş amaçları gereği nakit kredi işlemlerini esas iştigal konusu olarak yapan kooperatiflerin kredi işlemleri nedeniyle lehlerine kalan paralar BSMV ye tabi olacaktır.

             Ancak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun(9) 93 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kooperatifler, kooperatif birlikleri, kooperatif merkez birlikleri ve Türkiye Milli Kooperatifler Birliğinin birbirlerinden ve ortaklarından aldıkları faiz ve komisyonlar ile ortaklarına kefalet etmeleri dolayısıyla bunlardan aldıkları paralar BSMV den istisnadır. Ayrıca, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (m) bendinde Türkiye Halk Bankasının Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatiflerinin kefaleti altında esnaf ve sanatkarlara verdiği krediler dolayısıyla alınan paralar ve bu kooperatiflerin ortaklarından masraf karşılığı adıyla aldığı paralar BSMV den istisna edilmiştir.

             C- Türkiye'de Kurulu Borsalarda Yapılan Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerine İlişkin İşlemlerde BSMV İstisnası

             6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (p) bendine, 6009 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile, "... ile Türkiye'de kurulu borsalarda gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerine ilişkin muameleler..." ibaresi eklenmiştir.

             Diğer taraftan, 2499 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde, "Münhasıran, ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile her türlü türev araçlardan oluşan sermaye piyasası araçlarının işlem göreceği tüzel kişiliği haiz borsalar, Kurulun teklifi ve ilgili Bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulunun onayı ile kurulur." hükmü yer almaktadır. Söz konusu istisna hükmünde yer alan borsalar, bu madde hükmü çerçevesinde kurulmuş olan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin işlem göreceği borsalardır.

             Ayrıca, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsalarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmeliğin(10) 3 üncü maddesinde;

             -Vadeli işlem sözleşmesi, belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma yükümlülüğü veren sözleşme,

             -Opsiyon sözleşmesi, opsiyonu alan tarafa belirli bir vadede veya belirli bir vadeye kadar, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma veya satma hakkı veren, satan tarafı ise yükümlü kılan sözleşme

             şeklinde tanımlanmıştır.

             Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (p) bendi uyarınca, 2499 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi kapsamında kurulmuş olan borsalarda BSMV mükellefleri tarafından 1/9/2010 tarihinden itibaren yapılacak vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satım işlemleri dolayısıyla lehe alınan paralar BSMV ye tabi tutulmayacaktır. İstisna kapsamına sadece vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım satım işlemleri dolayısıyla lehe alınan paralar girmekte olup, söz konusu sözleşmelerin alım satımına aracılık işlemleri ve bu sözleşmelerin alım satım işlemleri nedeniyle Takasbank'a yatırılan nakdi teminatların nemalandırılması dolayısıyla lehe alınan paralar istisna kapsamına girmemektedir.

             Tebliğ olunur.

 

 

---------------

(1) 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 1/8/2010 tarihli ve 27659 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(3) 6/10/1983 tarihli ve 18183 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(4) 2/11/1984 tarihli ve 18563 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(5) 18/6/1933 tarihli ve 2430 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(6) 30/7/1981 tarihli ve 17416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(7) 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(8) 9/7/1956 tarihli ve 9353 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(9) 10/5/1969 tarihli ve 13195 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(10) 23/2/2001 tarihli ve 24327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Resmi Gazete No: 26496 Resmi Gazete Tarihi: Salı, 17 Nisan, 2007 Adı: UID: wwWFNFGdaOGokktr
İçerik:

21/02/2007 tarihli ve 5582 sayılı Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun(1) ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun(2) 29 uncu maddesinde yapılan değişiklikler uyarınca konut finansmanı sistemi kapsamında yapılacak işlemlerde, banka ve sigorta muameleleri vergisi (B.S.M.V) istisnası uygulanmasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

Bu Tebliğde yer alan;

a) Konut finansmanı, 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun(3) 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanını,

b) Konut finansmanı kuruluşları, 2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kuruluşlarını,

c) Konut finansmanı fonu, 2499 sayılı Kanunun 38/B maddesinde tanımlanan konut finansmanı fonunu,

d) İpotek finansmanı kuruluşları, 2499 sayılı Kanunun 39/A maddesinde tanımlanan ipotek finansmanı kuruluşlarını,

e) Tüketici, 23/02/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun(4) 3 üncü maddesinin (e) bendinde tanımlanan tüketiciyi,

ifade etmektedir.

1- 5582 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununda Yapılan Düzenlemeler ve İstisna Uygulamaları

5582 sayılı Kanunun 6/3/2007 tarihinde yürürlüğe giren 30 uncu maddesi ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun "İstisnalar" başlıklı 29 uncu maddesinin (i) ve (u) bentleri değiştirilmiş ve maddeye (y) bendi eklenmiştir. Söz konusu bentlerde yapılan düzenlemelere ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

a) 6802 Sayılı Kanunun 29/i Maddesinde Düzenlenen İstisna

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin 5582 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile değiştirilen (i) bendinde; "Emeklilik sözleşmeleri, hayat sigortaları (hayat sigortalarında ferdi kaza, hastalık sonucu maluliyet ve tehlikeli hastalıklar teminatlarının da ek teminat olarak verildiği sözleşmeler dahil) ve sağlık sigortaları ile ihracata ait nakliyat sigortalarında ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar" hükmü yer almaktadır.

Maddede yapılan düzenleme gereğince, sigorta şirketleri tarafından konut finansmanı kapsamında yapılacak sigorta sözleşme ve poliçeleri dolayısıyla lehe alınan paralar, 6/3/2007 tarihinden itibaren B.S.M.V'den istisna olacaktır.

b) 6802 Sayılı Kanunun 29/u Maddesinde Düzenlenen İstisna

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin 5582 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile değiştirilen (u) bendinde; "Bankalar, sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri ve ipotek finansmanı kuruluşlarının kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar" hükmü yer almaktadır.

Bu bentte yapılan düzenlemeyle, ipotek finansmanı kuruluşlarının, kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu lehlerine kalan paralar, 6/3/2007 tarihinden itibaren B.S.M.V'den istisna olacaktır.

c) 6802 Sayılı Kanunun 29/y Maddesinde Düzenlenen İstisna

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesine 5582 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle eklenen (y) bendinde; "İpotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar" hükmü yer almaktadır.

Bu bent hükmü uyarınca, ipotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, konut finansmanı kapsamında yaptıkları işlemler dolayısıyla lehe alacakları paralar (krediyi kullanandan alınan erken ödeme, istihbarat, ekspertiz ücretleri vb. dahil), 6/3/2007 tarihinden itibaren B.S.M.V'den istisna olacaktır.

5582 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile 2499 sayılı Kanuna eklenen 38/A maddesinin birinci fıkrasında; "Konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılmasıdır. Bu kapsamdaki kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kullandırılan krediler de konut finansmanı kapsamındadır." hükmü ile konut finansmanı tanımlanmıştır. Ayrıca, aynı maddenin ikinci fıkrasında konut finansmanı kuruluşları belirtilmiştir. Buna göre; konut finansmanı kuruluşları, konut finansmanı amacıyla doğrudan tüketiciye kredi kullandıran ya da finansal kiralama yapan bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleridir.

2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan tüketiciler ifadesi, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin (e) bendinde; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiler şeklinde tanımlanmıştır.

Bu hükümlere göre 6802 sayılı Kanunun 29/y maddesinde yer alan istisna hükmünün, konut finansmanı kuruluşlarının yukarıda tanımı bulunan tüketici kapsamına giren kişilerle, konut finansmanı kapsamında yaptıkları işlemler dolayısıyla lehe aldıkları paralara uygulanması gerekmektedir. Ticari veya mesleki amaçlarla edinilen bir konuta ilişkin olarak kullandırılan krediler dolayısıyla lehe kalan paralara, konut teminatlı olarak verilen bir kredinin kısmen veya tamamen mesleki ya da ticari amaçla kullanılması halinde bu kredi dolayısıyla lehe kalan paralara, B.S.M.V istisnası uygulanması mümkün değildir.

Yukarıda yer alan hükümler ve açıklamalar çerçevesinde ;

- kurumlar vergisinden muaf olsun olmasın kazançları kurumlar vergisinin konusuna giren mükelleflerin, ticaret şirketlerinin veya ticari amaçla kurulmuş ortaklık ya da işletmelerin; gerek konut edinme amacıyla kullandığı krediler gerekse sahip olduğu konutu teminat göstermek suretiyle kullandığı krediler dolayısıyla lehe kalan paralara,

- gerçek kişilerin; mesleki veya ticari amaçla kullanacağı konutları edinmek için aldığı krediler, sahip olduğu konutu teminat göstererek aldığı ve kısmen veya tamamen mesleki ya da ticari amaçla kullandığı krediler dolayısıyla lehe kalan paralara, 

6802 sayılı Kanunun 29/y maddesindeki  istisna hükmünün uygulanması mümkün değildir. 

2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı kapsamında, B.S.M.V istisnası uygulanması gereken işlemler aşağıda yer almaktadır.

- Konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması

Konut finansmanı kuruluşları tarafından tüketicilere, konut edinmeleri amacıyla, konut finansmanı kapsamında kullandırılan kredilere ilişkin lehe alınan paralar, B.S.M.V'den istisnadır.

Örnek 1

(X) Bankası tarafından konut edinimi amacıyla bayan (C)'ye 120.000-YTL tutarında 120 ay vadeli ipotekli konut kredisi kullandırılmıştır. Bu kredinin taksit tutarı 1.500-YTL olarak belirlenmiştir. (X) Bankasının, taksit dönemlerinde faiz, komisyon ve benzeri adlarla lehe aldığı paranın 500-YTL olması halinde, bu tutarın tamamı B.S.M.V'den istisna olacaktır.

Ancak bayan (C) konut finansmanı kapsamında kullandığı kredi ile sahip olduğu konutu, mesleki ya da ticari bir amaçla kullanırsa, bu krediye ilişkin (X) bankasının lehe aldığı 500-YTL, B.S.M.V'ye tabi olacaktır.

- Sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması

Konut finansmanı kuruluşları tarafından tüketicilere, sahip oldukları konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralar, B.S.M.V'den istisnadır. Ancak, tüketicinin kendisinin sahip olmadığı konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralara B.S.M.V istisnası uygulanması mümkün değildir.

Öte yandan, tüketicilerin ortak mülkiyet şeklinde sahip olduğu bir konuttaki hissesinin  konut finansmanı kapsamında,  ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde "konut olarak" teminat gösterilebilmesinin mümkün olması halinde, B.S.M.V istisnası uygulanacaktır.

2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinde belirtilen "sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması" işleminde; 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (y) bendi kapsamında uygulanacak istisnaya ilişkin tutarın (krediyi kullanandan alınan erken ödeme, istihbarat, ekspertiz ücretleri vb. dahil) hesaplanmasında, kullandırılan toplam kredinin, teminat olarak gösterilen konut değerine isabet eden kısmının dikkate alınması gerekmektedir. Konut değerinin hesaplamaya dahil edilecek tutarında, kredi kullandırılan tüketicinin konuttaki hisse payı dikkate alınır. Söz konusu istisna tutarının hesaplanmasına ilişkin örnek aşağıda yer almaktadır.

Örnek 2

5582 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (Y) Bankası tarafından tüketici bay (X)'e, tamamına sahip olduğu konutun teminatı altında konut edinme amacı dışında kredi kullandırılmıştır. Bay (X)'in sahip olduğu ve teminat olarak gösterdiği konutun değeri 100.000-YTL, toplam kredi tutarı 150.000-YTL, kredinin vadesi 240 ay ve taksit tutarı 1.250-YTL olarak belirlenmiştir. (Y) Bankasının, taksit dönemlerinde faiz, komisyon ve benzeri adlarla lehe aldığı paranın 600-YTL olması halinde, bu tutarın aşağıda belirtilen şekilde tespit edilen 2/3 oranındaki kısmına B.S.M.V istisnası uygulanacaktır.

Konutun Değeri / Toplam Kredi = 100.000/150.000 = 2/3          

Bu durumda, (Y) Bankasının taksit dönemlerinde lehe alacağı 600-YTL'nin (600x2/3=) 400-YTL'lik kısmı, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (y) bendi hükmü uyarınca B.S.M.V'den istisna olacak, kalan (600-400=) 200-YTL'lik kısmı ise B.S.M.V'ye tabi olacaktır.

Öte yandan bay (X)'in teminat olarak gösterdiği konutun % 50 oranında hissesine sahip olması halinde, istisnaya tabi olacak/olmayacak lehe alınan paralar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Konutun Değeri / Toplam Kredi = (100.000x0,50=) 50.000/150.000 = 1/3

B.S.M.V'den İstisna Olacak Lehe Alınan Para Tutarı = 600 x 1/3 = 200-YTL

B.S.M.V'ye Tabi Olacak Lehe Alınan Para Tutarı = 600-200 = 400-YTL

Bay (X)'in, (Y) Bankasından aldığı 150.000-YTL'lik kredinin tamamını veya bir kısmını mesleki ya da ticari amaçla kullanması halinde, bu kredi ile ilgili olarak lehe kalan paralara 6802 sayılı Kanunun 29/y maddesinde yer alan istisnanın uygulanması mümkün değildir. 

Örnek 3

(K) Limited Şirketi sahip olduğu bir konutu teminat göstermek suretiyle (T) Bankasından 100.000-YTL kredi kullanmıştır. Söz konusu kredi kullanımı nedeniyle (T) Bankası lehine kalan paralara 6802 sayılı Kanunun 29/y maddesinde yer alan istisna uygulanmayacaktır.

2. 2499 sayılı Kanunun Geçici 11 inci Maddesi Kapsamında B.S.M.V İstisnası Uygulaması

5582 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile 2499 sayılı Kanuna eklenen ve 6/3/2007 tarihinde yürürlüğe giren geçici 11 inci maddede; "Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan ve bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan konut finansmanı tanımına uyan kredi ve finansal kiralama sözleşmelerinin tarafı olan tüketiciler, bu maddenin yürürlüğe girmesini takiben üç ay içerisinde, sözleşmenin yapılmış bulunduğu konut finansmanı kuruluşuna başvuruda bulunarak, sözleşme konusu işlemin, bu Kanunun 38/A maddesinde yer alan konut finansmanı tanımı kapsamı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunabilirler. Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan sözleşmeleri, bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilir..." hükümleri yer almaktadır.

2499 sayılı Kanunun geçici 11 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen ve konut finansmanı tanımına uyan kredi sözleşmeleri, 5582 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren konut finansmanı kapsamında kabul edilmektedir. Bu nedenle, konut finansmanı kapsamında kabul edilen kredi sözleşmeleri dolayısıyla 5582 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren tahakkuk ettirilen faiz ve benzeri lehe alınan paraların tamamına, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (y) bendi hükmü uyarınca B.S.M.V istisnası uygulanması gerekmektedir.

Buna göre; 6/3/2007 tarihinden önce düzenlenen ve konut finansmanı tanımına uyan kredi sözleşmeleri dolayısıyla bu tarihten itibaren lehe alınan paralar, B.S.M.V'den istisnadır. Ancak, tüketicilerin 6/3/2007 tarihini takip eden üç aylık sürenin sonu itibariyle, söz konusu kredi sözleşmelerinin konut finansmanı tanımı kapsamı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunmuş olmaları halinde, bu sözleşmeler dolayısıyla lehe alınan paralara, B.S.M.V istisnası uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu şekilde başvuruda bulunan tüketicilerin kredi sözleşmeleri dolayısıyla bankalar tarafından lehe alınan paralara uygulanan istisnalar nedeniyle beyan olunmayan B.S.M.V tutarları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde hesaplanacak ceza ve gecikme faizi ile birlikte krediyi veren mükelleflerden aranacaktır.

Tebliğ olunur.

 

(1) 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(3) 30/7/1981 tarihli ve 17416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(4) 8/3/1995 tarihli ve 22221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

İçerik 1:

21/02/2007 tarihli ve 5582 sayılı Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun(1) ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun(2) 29 uncu maddesinde yapılan değişiklikler uyarınca konut finansmanı sistemi kapsamında yapılacak işlemlerde, banka ve sigorta muameleleri vergisi (B.S.M.V) istisnası uygulanmasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

Bu Tebliğde yer alan;

a) Konut finansmanı, 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun(3) 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanını,

b) Konut finansmanı kuruluşları, 2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kuruluşlarını,

c) Konut finansmanı fonu, 2499 sayılı Kanunun 38/B maddesinde tanımlanan konut finansmanı fonunu,

d) İpotek finansmanı kuruluşları, 2499 sayılı Kanunun 39/A maddesinde tanımlanan ipotek finansmanı kuruluşlarını,

e) Tüketici, 23/02/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun(4) 3 üncü maddesinin (e) bendinde tanımlanan tüketiciyi,

ifade etmektedir.

1- 5582 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununda Yapılan Düzenlemeler ve İstisna Uygulamaları

5582 sayılı Kanunun 6/3/2007 tarihinde yürürlüğe giren 30 uncu maddesi ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun "İstisnalar" başlıklı 29 uncu maddesinin (i) ve (u) bentleri değiştirilmiş ve maddeye (y) bendi eklenmiştir. Söz konusu bentlerde yapılan düzenlemelere ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

a) 6802 Sayılı Kanunun 29/i Maddesinde Düzenlenen İstisna

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin 5582 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile değiştirilen (i) bendinde; "Emeklilik sözleşmeleri, hayat sigortaları (hayat sigortalarında ferdi kaza, hastalık sonucu maluliyet ve tehlikeli hastalıklar teminatlarının da ek teminat olarak verildiği sözleşmeler dahil) ve sağlık sigortaları ile ihracata ait nakliyat sigortalarında ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar" hükmü yer almaktadır.

Maddede yapılan düzenleme gereğince, sigorta şirketleri tarafından konut finansmanı kapsamında yapılacak sigorta sözleşme ve poliçeleri dolayısıyla lehe alınan paralar, 6/3/2007 tarihinden itibaren B.S.M.V'den istisna olacaktır.

b) 6802 Sayılı Kanunun 29/u Maddesinde Düzenlenen İstisna

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin 5582 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile değiştirilen (u) bendinde; "Bankalar, sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri ve ipotek finansmanı kuruluşlarının kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar" hükmü yer almaktadır.

Bu bentte yapılan düzenlemeyle, ipotek finansmanı kuruluşlarının, kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu lehlerine kalan paralar, 6/3/2007 tarihinden itibaren B.S.M.V'den istisna olacaktır.

c) 6802 Sayılı Kanunun 29/y Maddesinde Düzenlenen İstisna

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesine 5582 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle eklenen (y) bendinde; "İpotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar" hükmü yer almaktadır.

Bu bent hükmü uyarınca, ipotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, konut finansmanı kapsamında yaptıkları işlemler dolayısıyla lehe alacakları paralar (krediyi kullanandan alınan erken ödeme, istihbarat, ekspertiz ücretleri vb. dahil), 6/3/2007 tarihinden itibaren B.S.M.V'den istisna olacaktır.

5582 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile 2499 sayılı Kanuna eklenen 38/A maddesinin birinci fıkrasında; "Konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılmasıdır. Bu kapsamdaki kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kullandırılan krediler de konut finansmanı kapsamındadır." hükmü ile konut finansmanı tanımlanmıştır. Ayrıca, aynı maddenin ikinci fıkrasında konut finansmanı kuruluşları belirtilmiştir. Buna göre; konut finansmanı kuruluşları, konut finansmanı amacıyla doğrudan tüketiciye kredi kullandıran ya da finansal kiralama yapan bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleridir.

2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan tüketiciler ifadesi, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin (e) bendinde; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiler şeklinde tanımlanmıştır.

Bu hükümlere göre 6802 sayılı Kanunun 29/y maddesinde yer alan istisna hükmünün, konut finansmanı kuruluşlarının yukarıda tanımı bulunan tüketici kapsamına giren kişilerle, konut finansmanı kapsamında yaptıkları işlemler dolayısıyla lehe aldıkları paralara uygulanması gerekmektedir. Ticari veya mesleki amaçlarla edinilen bir konuta ilişkin olarak kullandırılan krediler dolayısıyla lehe kalan paralara, konut teminatlı olarak verilen bir kredinin kısmen veya tamamen mesleki ya da ticari amaçla kullanılması halinde bu kredi dolayısıyla lehe kalan paralara, B.S.M.V istisnası uygulanması mümkün değildir.

Yukarıda yer alan hükümler ve açıklamalar çerçevesinde ;

- kurumlar vergisinden muaf olsun olmasın kazançları kurumlar vergisinin konusuna giren mükelleflerin, ticaret şirketlerinin veya ticari amaçla kurulmuş ortaklık ya da işletmelerin; gerek konut edinme amacıyla kullandığı krediler gerekse sahip olduğu konutu teminat göstermek suretiyle kullandığı krediler dolayısıyla lehe kalan paralara,

- gerçek kişilerin; mesleki veya ticari amaçla kullanacağı konutları edinmek için aldığı krediler, sahip olduğu konutu teminat göstererek aldığı ve kısmen veya tamamen mesleki ya da ticari amaçla kullandığı krediler dolayısıyla lehe kalan paralara, 

6802 sayılı Kanunun 29/y maddesindeki  istisna hükmünün uygulanması mümkün değildir. 

2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı kapsamında, B.S.M.V istisnası uygulanması gereken işlemler aşağıda yer almaktadır.

- Konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması

Konut finansmanı kuruluşları tarafından tüketicilere, konut edinmeleri amacıyla, konut finansmanı kapsamında kullandırılan kredilere ilişkin lehe alınan paralar, B.S.M.V'den istisnadır.

Örnek 1

(X) Bankası tarafından konut edinimi amacıyla bayan (C)'ye 120.000-YTL tutarında 120 ay vadeli ipotekli konut kredisi kullandırılmıştır. Bu kredinin taksit tutarı 1.500-YTL olarak belirlenmiştir. (X) Bankasının, taksit dönemlerinde faiz, komisyon ve benzeri adlarla lehe aldığı paranın 500-YTL olması halinde, bu tutarın tamamı B.S.M.V'den istisna olacaktır.

Ancak bayan (C) konut finansmanı kapsamında kullandığı kredi ile sahip olduğu konutu, mesleki ya da ticari bir amaçla kullanırsa, bu krediye ilişkin (X) bankasının lehe aldığı 500-YTL, B.S.M.V'ye tabi olacaktır.

- Sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması

Konut finansmanı kuruluşları tarafından tüketicilere, sahip oldukları konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralar, B.S.M.V'den istisnadır. Ancak, tüketicinin kendisinin sahip olmadığı konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralara B.S.M.V istisnası uygulanması mümkün değildir.

Öte yandan, tüketicilerin ortak mülkiyet şeklinde sahip olduğu bir konuttaki hissesinin  konut finansmanı kapsamında,  ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde "konut olarak" teminat gösterilebilmesinin mümkün olması halinde, B.S.M.V istisnası uygulanacaktır.

2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinde belirtilen "sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması" işleminde; 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (y) bendi kapsamında uygulanacak istisnaya ilişkin tutarın (krediyi kullanandan alınan erken ödeme, istihbarat, ekspertiz ücretleri vb. dahil) hesaplanmasında, kullandırılan toplam kredinin, teminat olarak gösterilen konut değerine isabet eden kısmının dikkate alınması gerekmektedir. Konut değerinin hesaplamaya dahil edilecek tutarında, kredi kullandırılan tüketicinin konuttaki hisse payı dikkate alınır. Söz konusu istisna tutarının hesaplanmasına ilişkin örnek aşağıda yer almaktadır.

Örnek 2

5582 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (Y) Bankası tarafından tüketici bay (X)'e, tamamına sahip olduğu konutun teminatı altında konut edinme amacı dışında kredi kullandırılmıştır. Bay (X)'in sahip olduğu ve teminat olarak gösterdiği konutun değeri 100.000-YTL, toplam kredi tutarı 150.000-YTL, kredinin vadesi 240 ay ve taksit tutarı 1.250-YTL olarak belirlenmiştir. (Y) Bankasının, taksit dönemlerinde faiz, komisyon ve benzeri adlarla lehe aldığı paranın 600-YTL olması halinde, bu tutarın aşağıda belirtilen şekilde tespit edilen 2/3 oranındaki kısmına B.S.M.V istisnası uygulanacaktır.

Konutun Değeri / Toplam Kredi = 100.000/150.000 = 2/3          

Bu durumda, (Y) Bankasının taksit dönemlerinde lehe alacağı 600-YTL'nin (600x2/3=) 400-YTL'lik kısmı, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (y) bendi hükmü uyarınca B.S.M.V'den istisna olacak, kalan (600-400=) 200-YTL'lik kısmı ise B.S.M.V'ye tabi olacaktır.

Öte yandan bay (X)'in teminat olarak gösterdiği konutun % 50 oranında hissesine sahip olması halinde, istisnaya tabi olacak/olmayacak lehe alınan paralar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Konutun Değeri / Toplam Kredi = (100.000x0,50=) 50.000/150.000 = 1/3

B.S.M.V'den İstisna Olacak Lehe Alınan Para Tutarı = 600 x 1/3 = 200-YTL

B.S.M.V'ye Tabi Olacak Lehe Alınan Para Tutarı = 600-200 = 400-YTL

Bay (X)'in, (Y) Bankasından aldığı 150.000-YTL'lik kredinin tamamını veya bir kısmını mesleki ya da ticari amaçla kullanması halinde, bu kredi ile ilgili olarak lehe kalan paralara 6802 sayılı Kanunun 29/y maddesinde yer alan istisnanın uygulanması mümkün değildir. 

Örnek 3

(K) Limited Şirketi sahip olduğu bir konutu teminat göstermek suretiyle (T) Bankasından 100.000-YTL kredi kullanmıştır. Söz konusu kredi kullanımı nedeniyle (T) Bankası lehine kalan paralara 6802 sayılı Kanunun 29/y maddesinde yer alan istisna uygulanmayacaktır.

2. 2499 sayılı Kanunun Geçici 11 inci Maddesi Kapsamında B.S.M.V İstisnası Uygulaması

5582 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile 2499 sayılı Kanuna eklenen ve 6/3/2007 tarihinde yürürlüğe giren geçici 11 inci maddede; "Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan ve bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan konut finansmanı tanımına uyan kredi ve finansal kiralama sözleşmelerinin tarafı olan tüketiciler, bu maddenin yürürlüğe girmesini takiben üç ay içerisinde, sözleşmenin yapılmış bulunduğu konut finansmanı kuruluşuna başvuruda bulunarak, sözleşme konusu işlemin, bu Kanunun 38/A maddesinde yer alan konut finansmanı tanımı kapsamı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunabilirler. Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan sözleşmeleri, bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilir..." hükümleri yer almaktadır.

2499 sayılı Kanunun geçici 11 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen ve konut finansmanı tanımına uyan kredi sözleşmeleri, 5582 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren konut finansmanı kapsamında kabul edilmektedir. Bu nedenle, konut finansmanı kapsamında kabul edilen kredi sözleşmeleri dolayısıyla 5582 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren tahakkuk ettirilen faiz ve benzeri lehe alınan paraların tamamına, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (y) bendi hükmü uyarınca B.S.M.V istisnası uygulanması gerekmektedir.

Buna göre; 6/3/2007 tarihinden önce düzenlenen ve konut finansmanı tanımına uyan kredi sözleşmeleri dolayısıyla bu tarihten itibaren lehe alınan paralar, B.S.M.V'den istisnadır. Ancak, tüketicilerin 6/3/2007 tarihini takip eden üç aylık sürenin sonu itibariyle, söz konusu kredi sözleşmelerinin konut finansmanı tanımı kapsamı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunmuş olmaları halinde, bu sözleşmeler dolayısıyla lehe alınan paralara, B.S.M.V istisnası uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu şekilde başvuruda bulunan tüketicilerin kredi sözleşmeleri dolayısıyla bankalar tarafından lehe alınan paralara uygulanan istisnalar nedeniyle beyan olunmayan B.S.M.V tutarları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde hesaplanacak ceza ve gecikme faizi ile birlikte krediyi veren mükelleflerden aranacaktır.

Tebliğ olunur.

 

(1) 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(3) 30/7/1981 tarihli ve 17416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(4) 8/3/1995 tarihli ve 22221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

İçerik 2:

21/02/2007 tarihli ve 5582 sayılı Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun(1) ile 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun(2) 29 uncu maddesinde yapılan değişiklikler uyarınca konut finansmanı sistemi kapsamında yapılacak işlemlerde, banka ve sigorta muameleleri vergisi (B.S.M.V) istisnası uygulanmasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

Bu Tebliğde yer alan;

a) Konut finansmanı, 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun(3) 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanını,

b) Konut finansmanı kuruluşları, 2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kuruluşlarını,

c) Konut finansmanı fonu, 2499 sayılı Kanunun 38/B maddesinde tanımlanan konut finansmanı fonunu,

d) İpotek finansmanı kuruluşları, 2499 sayılı Kanunun 39/A maddesinde tanımlanan ipotek finansmanı kuruluşlarını,

e) Tüketici, 23/02/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun(4) 3 üncü maddesinin (e) bendinde tanımlanan tüketiciyi,

ifade etmektedir.

1- 5582 sayılı Kanun ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununda Yapılan Düzenlemeler ve İstisna Uygulamaları

5582 sayılı Kanunun 6/3/2007 tarihinde yürürlüğe giren 30 uncu maddesi ile 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun "İstisnalar" başlıklı 29 uncu maddesinin (i) ve (u) bentleri değiştirilmiş ve maddeye (y) bendi eklenmiştir. Söz konusu bentlerde yapılan düzenlemelere ilişkin açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

a) 6802 Sayılı Kanunun 29/i Maddesinde Düzenlenen İstisna

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin 5582 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile değiştirilen (i) bendinde; "Emeklilik sözleşmeleri, hayat sigortaları (hayat sigortalarında ferdi kaza, hastalık sonucu maluliyet ve tehlikeli hastalıklar teminatlarının da ek teminat olarak verildiği sözleşmeler dahil) ve sağlık sigortaları ile ihracata ait nakliyat sigortalarında ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar" hükmü yer almaktadır.

Maddede yapılan düzenleme gereğince, sigorta şirketleri tarafından konut finansmanı kapsamında yapılacak sigorta sözleşme ve poliçeleri dolayısıyla lehe alınan paralar, 6/3/2007 tarihinden itibaren B.S.M.V'den istisna olacaktır.

b) 6802 Sayılı Kanunun 29/u Maddesinde Düzenlenen İstisna

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin 5582 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile değiştirilen (u) bendinde; "Bankalar, sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri ve ipotek finansmanı kuruluşlarının kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar" hükmü yer almaktadır.

Bu bentte yapılan düzenlemeyle, ipotek finansmanı kuruluşlarının, kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu lehlerine kalan paralar, 6/3/2007 tarihinden itibaren B.S.M.V'den istisna olacaktır.

c) 6802 Sayılı Kanunun 29/y Maddesinde Düzenlenen İstisna

6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesine 5582 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle eklenen (y) bendinde; "İpotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar" hükmü yer almaktadır.

Bu bent hükmü uyarınca, ipotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, konut finansmanı kapsamında yaptıkları işlemler dolayısıyla lehe alacakları paralar (krediyi kullanandan alınan erken ödeme, istihbarat, ekspertiz ücretleri vb. dahil), 6/3/2007 tarihinden itibaren B.S.M.V'den istisna olacaktır.

5582 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile 2499 sayılı Kanuna eklenen 38/A maddesinin birinci fıkrasında; "Konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılmasıdır. Bu kapsamdaki kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kullandırılan krediler de konut finansmanı kapsamındadır." hükmü ile konut finansmanı tanımlanmıştır. Ayrıca, aynı maddenin ikinci fıkrasında konut finansmanı kuruluşları belirtilmiştir. Buna göre; konut finansmanı kuruluşları, konut finansmanı amacıyla doğrudan tüketiciye kredi kullandıran ya da finansal kiralama yapan bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleridir.

2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan tüketiciler ifadesi, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin (e) bendinde; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiler şeklinde tanımlanmıştır.

Bu hükümlere göre 6802 sayılı Kanunun 29/y maddesinde yer alan istisna hükmünün, konut finansmanı kuruluşlarının yukarıda tanımı bulunan tüketici kapsamına giren kişilerle, konut finansmanı kapsamında yaptıkları işlemler dolayısıyla lehe aldıkları paralara uygulanması gerekmektedir. Ticari veya mesleki amaçlarla edinilen bir konuta ilişkin olarak kullandırılan krediler dolayısıyla lehe kalan paralara, konut teminatlı olarak verilen bir kredinin kısmen veya tamamen mesleki ya da ticari amaçla kullanılması halinde bu kredi dolayısıyla lehe kalan paralara, B.S.M.V istisnası uygulanması mümkün değildir.

Yukarıda yer alan hükümler ve açıklamalar çerçevesinde ;

- kurumlar vergisinden muaf olsun olmasın kazançları kurumlar vergisinin konusuna giren mükelleflerin, ticaret şirketlerinin veya ticari amaçla kurulmuş ortaklık ya da işletmelerin; gerek konut edinme amacıyla kullandığı krediler gerekse sahip olduğu konutu teminat göstermek suretiyle kullandığı krediler dolayısıyla lehe kalan paralara,

- gerçek kişilerin; mesleki veya ticari amaçla kullanacağı konutları edinmek için aldığı krediler, sahip olduğu konutu teminat göstererek aldığı ve kısmen veya tamamen mesleki ya da ticari amaçla kullandığı krediler dolayısıyla lehe kalan paralara, 

6802 sayılı Kanunun 29/y maddesindeki  istisna hükmünün uygulanması mümkün değildir. 

2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı kapsamında, B.S.M.V istisnası uygulanması gereken işlemler aşağıda yer almaktadır.

- Konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması

Konut finansmanı kuruluşları tarafından tüketicilere, konut edinmeleri amacıyla, konut finansmanı kapsamında kullandırılan kredilere ilişkin lehe alınan paralar, B.S.M.V'den istisnadır.

Örnek 1

(X) Bankası tarafından konut edinimi amacıyla bayan (C)'ye 120.000-YTL tutarında 120 ay vadeli ipotekli konut kredisi kullandırılmıştır. Bu kredinin taksit tutarı 1.500-YTL olarak belirlenmiştir. (X) Bankasının, taksit dönemlerinde faiz, komisyon ve benzeri adlarla lehe aldığı paranın 500-YTL olması halinde, bu tutarın tamamı B.S.M.V'den istisna olacaktır.

Ancak bayan (C) konut finansmanı kapsamında kullandığı kredi ile sahip olduğu konutu, mesleki ya da ticari bir amaçla kullanırsa, bu krediye ilişkin (X) bankasının lehe aldığı 500-YTL, B.S.M.V'ye tabi olacaktır.

- Sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması

Konut finansmanı kuruluşları tarafından tüketicilere, sahip oldukları konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralar, B.S.M.V'den istisnadır. Ancak, tüketicinin kendisinin sahip olmadığı konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralara B.S.M.V istisnası uygulanması mümkün değildir.

Öte yandan, tüketicilerin ortak mülkiyet şeklinde sahip olduğu bir konuttaki hissesinin  konut finansmanı kapsamında,  ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde "konut olarak" teminat gösterilebilmesinin mümkün olması halinde, B.S.M.V istisnası uygulanacaktır.

2499 sayılı Kanunun 38/A maddesinde belirtilen "sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması" işleminde; 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (y) bendi kapsamında uygulanacak istisnaya ilişkin tutarın (krediyi kullanandan alınan erken ödeme, istihbarat, ekspertiz ücretleri vb. dahil) hesaplanmasında, kullandırılan toplam kredinin, teminat olarak gösterilen konut değerine isabet eden kısmının dikkate alınması gerekmektedir. Konut değerinin hesaplamaya dahil edilecek tutarında, kredi kullandırılan tüketicinin konuttaki hisse payı dikkate alınır. Söz konusu istisna tutarının hesaplanmasına ilişkin örnek aşağıda yer almaktadır.

Örnek 2

5582 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (Y) Bankası tarafından tüketici bay (X)'e, tamamına sahip olduğu konutun teminatı altında konut edinme amacı dışında kredi kullandırılmıştır. Bay (X)'in sahip olduğu ve teminat olarak gösterdiği konutun değeri 100.000-YTL, toplam kredi tutarı 150.000-YTL, kredinin vadesi 240 ay ve taksit tutarı 1.250-YTL olarak belirlenmiştir. (Y) Bankasının, taksit dönemlerinde faiz, komisyon ve benzeri adlarla lehe aldığı paranın 600-YTL olması halinde, bu tutarın aşağıda belirtilen şekilde tespit edilen 2/3 oranındaki kısmına B.S.M.V istisnası uygulanacaktır.

Konutun Değeri / Toplam Kredi = 100.000/150.000 = 2/3          

Bu durumda, (Y) Bankasının taksit dönemlerinde lehe alacağı 600-YTL'nin (600x2/3=) 400-YTL'lik kısmı, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (y) bendi hükmü uyarınca B.S.M.V'den istisna olacak, kalan (600-400=) 200-YTL'lik kısmı ise B.S.M.V'ye tabi olacaktır.

Öte yandan bay (X)'in teminat olarak gösterdiği konutun % 50 oranında hissesine sahip olması halinde, istisnaya tabi olacak/olmayacak lehe alınan paralar aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Konutun Değeri / Toplam Kredi = (100.000x0,50=) 50.000/150.000 = 1/3

B.S.M.V'den İstisna Olacak Lehe Alınan Para Tutarı = 600 x 1/3 = 200-YTL

B.S.M.V'ye Tabi Olacak Lehe Alınan Para Tutarı = 600-200 = 400-YTL

Bay (X)'in, (Y) Bankasından aldığı 150.000-YTL'lik kredinin tamamını veya bir kısmını mesleki ya da ticari amaçla kullanması halinde, bu kredi ile ilgili olarak lehe kalan paralara 6802 sayılı Kanunun 29/y maddesinde yer alan istisnanın uygulanması mümkün değildir. 

Örnek 3

(K) Limited Şirketi sahip olduğu bir konutu teminat göstermek suretiyle (T) Bankasından 100.000-YTL kredi kullanmıştır. Söz konusu kredi kullanımı nedeniyle (T) Bankası lehine kalan paralara 6802 sayılı Kanunun 29/y maddesinde yer alan istisna uygulanmayacaktır.

2. 2499 sayılı Kanunun Geçici 11 inci Maddesi Kapsamında B.S.M.V İstisnası Uygulaması

5582 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile 2499 sayılı Kanuna eklenen ve 6/3/2007 tarihinde yürürlüğe giren geçici 11 inci maddede; "Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan ve bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan konut finansmanı tanımına uyan kredi ve finansal kiralama sözleşmelerinin tarafı olan tüketiciler, bu maddenin yürürlüğe girmesini takiben üç ay içerisinde, sözleşmenin yapılmış bulunduğu konut finansmanı kuruluşuna başvuruda bulunarak, sözleşme konusu işlemin, bu Kanunun 38/A maddesinde yer alan konut finansmanı tanımı kapsamı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunabilirler. Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan sözleşmeleri, bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilir..." hükümleri yer almaktadır.

2499 sayılı Kanunun geçici 11 inci maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen ve konut finansmanı tanımına uyan kredi sözleşmeleri, 5582 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren konut finansmanı kapsamında kabul edilmektedir. Bu nedenle, konut finansmanı kapsamında kabul edilen kredi sözleşmeleri dolayısıyla 5582 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren tahakkuk ettirilen faiz ve benzeri lehe alınan paraların tamamına, 6802 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (y) bendi hükmü uyarınca B.S.M.V istisnası uygulanması gerekmektedir.

Buna göre; 6/3/2007 tarihinden önce düzenlenen ve konut finansmanı tanımına uyan kredi sözleşmeleri dolayısıyla bu tarihten itibaren lehe alınan paralar, B.S.M.V'den istisnadır. Ancak, tüketicilerin 6/3/2007 tarihini takip eden üç aylık sürenin sonu itibariyle, söz konusu kredi sözleşmelerinin konut finansmanı tanımı kapsamı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunmuş olmaları halinde, bu sözleşmeler dolayısıyla lehe alınan paralara, B.S.M.V istisnası uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu şekilde başvuruda bulunan tüketicilerin kredi sözleşmeleri dolayısıyla bankalar tarafından lehe alınan paralara uygulanan istisnalar nedeniyle beyan olunmayan B.S.M.V tutarları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde hesaplanacak ceza ve gecikme faizi ile birlikte krediyi veren mükelleflerden aranacaktır.

Tebliğ olunur.

 

(1) 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 23/7/1956 tarihli ve 9362 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(3) 30/7/1981 tarihli ve 17416 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

(4) 8/3/1995 tarihli ve 22221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.