Buradasınız

GELİR VERGİSİ KANUNU

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

38418978-120[94-17/14]-319158

07.09.2017

Konu

:

Apartman yönetimi tarafından yapılan ücret ve serbest meslek ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

04.04.2017 evrak kayıt tarihli özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eki dilekçede, apartmanınızın tamamının iş yerlerinden oluştuğu, apartman yöneticiliği ve muhasebe işlerinin aylık ücret karşılığı kat maliki olmayan serbest muhasebeci mali müşavir tarafından yürütüldüğü, apartmanda bir kapıcı çalıştırıldığı belirtilerek, kapıcıya ve apartman yöneticiliği ile muhasebe işlerini yürüten serbest muhasebeci mali müşavire yapılacak ödemelerden, gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ile apartman yönetiminin muhtasar yönünden mükellefiyet kaydının açılıp açılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmiştir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinde "Aşağıda yazılı ücretler Gelir Vergisi'nden istisna edilmiştir:

 

6. Hizmetçilerin ücretleri (Hizmetçiler özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, süt ninelik, dadılık, bahçıvanlık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde çalıştırılanlardır.) (Mürebbiyelere ödenen ücretler istisna kapsamına dahil değildir); hükmü yer almıştır.

 

Bu hükme göre; ücretleri vergiden istisna edilmesi öngürülen hizmetçiler; özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde çalıştırılan orta hizmetçisi, bahçıvan, kapıcı, kaloriferci gibi hizmet erbabıdır.

 

Aynı Kanunun 61 inci maddesinde ise "Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.

 

Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır:

 

...

 

4. Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;"  hükmüne yer verilmiştir.

 

Ayrıca anılan Kanunun 94 üncü maddesinde, "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." hükmü yer almakta olup aynı fıkranın (1) inci bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, aynı fıkranın (2) nci bendinin b  alt bendinde ise serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Diğer taraftan, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 34 üncü maddesinde yönetici tarif edildikten sonra, 35-38 inci maddelerinde bunların görevleri ve sorumlulukları belirtilmiş, 40 ıncı maddesinde ise "…Yönetici yönetim planında veya kendisiyle yapılan sözleşmede bir ücret tayin edilmemiş olsa bile kat maliklerinden uygun bir ücret isteyebilir.

 

Kat malikleri kurulu, kat malikleri arasından atanmış yöneticinin normal yönetim giderlerine katılıp katılmayacağı, katılacaksa, ne oranda katılacağını kararlaştırır. Bu yolda, bir karar alınmamış ise, yönetici yönetim süresince kendisine düşen normal yönetim giderlerinin yarısına katılmaz." hükmü yer almıştır.

 

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; yönetimini üstlendiğiniz ve tevkifat uygulamasında "sair kurum" olarak değerlendirilen apartman yöneticiliğiniz tarafından;

 

- Apartmanın yönetimini ve muhasebe işlerini yürütmek üzere görevlendirilen serbest muhasebeci mali müşavire bu hizmetleri karşılığı yapılan ödemenin ne kadarının yönetim hizmeti karşılığı, ne kadarının muhasebe hizmeti karşılığı olarak yapıldığının belirlenerek, adı geçen kişiye yönetim hizmeti karşılığı olarak belirlenen ve ücret ödemesi kapsamında değerlendirilen tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre, muhasebe hizmeti karşılığı yapılan ve serbest meslek ödemesi kapsamında değerlendirilen tutar üzerinden ise Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendi gereğince gelir vergisi tevkifatı yapılması,

 

- Apartmanda görevli kapıcıya yapılacak ödemeler, apartmanın tamamın iş yeri olması nedeniyle Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi  kapsamında gelir vergisinden istisna olmadığından, söz konusu kapıcıya yapılan  ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri çerçevesinde ücret olarak gelir vergisine tabi tutulması

 

 gerekmektedir.

 

Öte yandan, yapılan tevkifatların Gelir Vergisi Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince muhtasar beyanname ile ilgili vergi dairesine bildirilmesi gerektiği tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

38418978-120[94-17/14]-319158

07.09.2017

Konu

:

Apartman yönetimi tarafından yapılan ücret ve serbest meslek ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

04.04.2017 evrak kayıt tarihli özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eki dilekçede, apartmanınızın tamamının iş yerlerinden oluştuğu, apartman yöneticiliği ve muhasebe işlerinin aylık ücret karşılığı kat maliki olmayan serbest muhasebeci mali müşavir tarafından yürütüldüğü, apartmanda bir kapıcı çalıştırıldığı belirtilerek, kapıcıya ve apartman yöneticiliği ile muhasebe işlerini yürüten serbest muhasebeci mali müşavire yapılacak ödemelerden, gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ile apartman yönetiminin muhtasar yönünden mükellefiyet kaydının açılıp açılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmiştir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinde "Aşağıda yazılı ücretler Gelir Vergisi'nden istisna edilmiştir:

 

6. Hizmetçilerin ücretleri (Hizmetçiler özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, süt ninelik, dadılık, bahçıvanlık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde çalıştırılanlardır.) (Mürebbiyelere ödenen ücretler istisna kapsamına dahil değildir); hükmü yer almıştır.

 

Bu hükme göre; ücretleri vergiden istisna edilmesi öngürülen hizmetçiler; özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde çalıştırılan orta hizmetçisi, bahçıvan, kapıcı, kaloriferci gibi hizmet erbabıdır.

 

Aynı Kanunun 61 inci maddesinde ise "Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.

 

Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır:

 

...

 

4. Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;"  hükmüne yer verilmiştir.

 

Ayrıca anılan Kanunun 94 üncü maddesinde, "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." hükmü yer almakta olup aynı fıkranın (1) inci bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, aynı fıkranın (2) nci bendinin b  alt bendinde ise serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Diğer taraftan, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 34 üncü maddesinde yönetici tarif edildikten sonra, 35-38 inci maddelerinde bunların görevleri ve sorumlulukları belirtilmiş, 40 ıncı maddesinde ise "…Yönetici yönetim planında veya kendisiyle yapılan sözleşmede bir ücret tayin edilmemiş olsa bile kat maliklerinden uygun bir ücret isteyebilir.

 

Kat malikleri kurulu, kat malikleri arasından atanmış yöneticinin normal yönetim giderlerine katılıp katılmayacağı, katılacaksa, ne oranda katılacağını kararlaştırır. Bu yolda, bir karar alınmamış ise, yönetici yönetim süresince kendisine düşen normal yönetim giderlerinin yarısına katılmaz." hükmü yer almıştır.

 

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; yönetimini üstlendiğiniz ve tevkifat uygulamasında "sair kurum" olarak değerlendirilen apartman yöneticiliğiniz tarafından;

 

- Apartmanın yönetimini ve muhasebe işlerini yürütmek üzere görevlendirilen serbest muhasebeci mali müşavire bu hizmetleri karşılığı yapılan ödemenin ne kadarının yönetim hizmeti karşılığı, ne kadarının muhasebe hizmeti karşılığı olarak yapıldığının belirlenerek, adı geçen kişiye yönetim hizmeti karşılığı olarak belirlenen ve ücret ödemesi kapsamında değerlendirilen tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre, muhasebe hizmeti karşılığı yapılan ve serbest meslek ödemesi kapsamında değerlendirilen tutar üzerinden ise Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendi gereğince gelir vergisi tevkifatı yapılması,

 

- Apartmanda görevli kapıcıya yapılacak ödemeler, apartmanın tamamın iş yeri olması nedeniyle Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi  kapsamında gelir vergisinden istisna olmadığından, söz konusu kapıcıya yapılan  ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri çerçevesinde ücret olarak gelir vergisine tabi tutulması

 

 gerekmektedir.

 

Öte yandan, yapılan tevkifatların Gelir Vergisi Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince muhtasar beyanname ile ilgili vergi dairesine bildirilmesi gerektiği tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

38418978-120[94-17/14]-319158

07.09.2017

Konu

:

Apartman yönetimi tarafından yapılan ücret ve serbest meslek ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

04.04.2017 evrak kayıt tarihli özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eki dilekçede, apartmanınızın tamamının iş yerlerinden oluştuğu, apartman yöneticiliği ve muhasebe işlerinin aylık ücret karşılığı kat maliki olmayan serbest muhasebeci mali müşavir tarafından yürütüldüğü, apartmanda bir kapıcı çalıştırıldığı belirtilerek, kapıcıya ve apartman yöneticiliği ile muhasebe işlerini yürüten serbest muhasebeci mali müşavire yapılacak ödemelerden, gelir vergisi tevkifatı yapılıp yapılmayacağı ile apartman yönetiminin muhtasar yönünden mükellefiyet kaydının açılıp açılmayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmiştir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinde "Aşağıda yazılı ücretler Gelir Vergisi'nden istisna edilmiştir:

 

6. Hizmetçilerin ücretleri (Hizmetçiler özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde orta hizmetçiliği, süt ninelik, dadılık, bahçıvanlık, kapıcılık gibi özel hizmetlerde çalıştırılanlardır.) (Mürebbiyelere ödenen ücretler istisna kapsamına dahil değildir); hükmü yer almıştır.

 

Bu hükme göre; ücretleri vergiden istisna edilmesi öngürülen hizmetçiler; özel fertler tarafından evlerde, bahçelerde, apartmanlarda ve ticaret mahalli olmayan sair yerlerde çalıştırılan orta hizmetçisi, bahçıvan, kapıcı, kaloriferci gibi hizmet erbabıdır.

 

Aynı Kanunun 61 inci maddesinde ise "Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.

 

Bu kanunun uygulanmasında, aşağıda yazılı ödemeler de ücret sayılır:

 

...

 

4. Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler;"  hükmüne yer verilmiştir.

 

Ayrıca anılan Kanunun 94 üncü maddesinde, "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." hükmü yer almakta olup aynı fıkranın (1) inci bendinde, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre, aynı fıkranın (2) nci bendinin b  alt bendinde ise serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Diğer taraftan, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 34 üncü maddesinde yönetici tarif edildikten sonra, 35-38 inci maddelerinde bunların görevleri ve sorumlulukları belirtilmiş, 40 ıncı maddesinde ise "…Yönetici yönetim planında veya kendisiyle yapılan sözleşmede bir ücret tayin edilmemiş olsa bile kat maliklerinden uygun bir ücret isteyebilir.

 

Kat malikleri kurulu, kat malikleri arasından atanmış yöneticinin normal yönetim giderlerine katılıp katılmayacağı, katılacaksa, ne oranda katılacağını kararlaştırır. Bu yolda, bir karar alınmamış ise, yönetici yönetim süresince kendisine düşen normal yönetim giderlerinin yarısına katılmaz." hükmü yer almıştır.

 

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde; yönetimini üstlendiğiniz ve tevkifat uygulamasında "sair kurum" olarak değerlendirilen apartman yöneticiliğiniz tarafından;

 

- Apartmanın yönetimini ve muhasebe işlerini yürütmek üzere görevlendirilen serbest muhasebeci mali müşavire bu hizmetleri karşılığı yapılan ödemenin ne kadarının yönetim hizmeti karşılığı, ne kadarının muhasebe hizmeti karşılığı olarak yapıldığının belirlenerek, adı geçen kişiye yönetim hizmeti karşılığı olarak belirlenen ve ücret ödemesi kapsamında değerlendirilen tutar üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre, muhasebe hizmeti karşılığı yapılan ve serbest meslek ödemesi kapsamında değerlendirilen tutar üzerinden ise Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendi gereğince gelir vergisi tevkifatı yapılması,

 

- Apartmanda görevli kapıcıya yapılacak ödemeler, apartmanın tamamın iş yeri olması nedeniyle Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi  kapsamında gelir vergisinden istisna olmadığından, söz konusu kapıcıya yapılan  ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 61, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri çerçevesinde ücret olarak gelir vergisine tabi tutulması

 

 gerekmektedir.

 

Öte yandan, yapılan tevkifatların Gelir Vergisi Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince muhtasar beyanname ile ilgili vergi dairesine bildirilmesi gerektiği tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: 30193 Resmi Gazete Tarihi: Çarşamba, 27 Eylül, 2017 Adı: UID:
İçerik:

2017/10840 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı İçin Tıklayınız.

İçerik 1:

2017/10840 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı İçin Tıklayınız.

İçerik 2:

2017/10840 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı İçin Tıklayınız.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI  

BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI  

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı :64597866-120[GEÇ-67]-15806                                                                                                                                              22.08.2017

Konu : Faaliyet izni iptal edilen bankanın

            mevduatına yürütülen faizler üzerinden

            tevkifat yapılıp yapılmayacağı.

                                                   

 

 

 

İlgi : 23/03/2017 tarihli özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun ....... tarih ve ....... sayılı kararı uyarınca faaliyet izni iptal edilen ............. Bankası A.Ş.'nin aktifinde bulunan nakit mevcudunun Bankanız nezdinde açılan mevduat hesabında değerlendirilmek istendiği belirtilerek, ilgili mevduatın 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında bankalar arası mevduat olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve söz konusu mevduat hesaplarına yürütülen faizler üzerinde tevkifat yapılıp yapılmayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinde menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve katılım bankalarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmiş olup, anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında; bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak, 30/12/2005 tarih ve 26039 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği' nin "5. Mevduat faizleri ve repo gelirleri üzerinden yapılacak tevkifat" başlıklı bölümünde, bankalar arasındaki mevduat hesaplarına yürütülen faizler ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendi paralarına ödenen faizler üzerinden tevkifat yapılmayacağı zira, banka ve aracı kurumlarca bu tür işlemlerden elde edilen faiz gelirlerinin kurum kazancına dahil edilerek beyan edildiği açıklamasına yer verilmiştir.

Ayrıca, anılan maddenin (12) numaralı fıkrasında Geçici 67 nci maddede geçen banka kavramının 18/06/1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu (mevcut haliyle 19/10/2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu) kapsamında Türkiye'de faaliyette bulunan bankalar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını ifade ettiği belirtilmektedir.

Diğer taraftan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3 üncü maddesinde; Fon: "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu", Banka: "Mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankaları", Mevduat Bankası: "Bu Kanuna göre kendi nam ve hesabına mevduat kabul etmek ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubeleri", Katılım Bankası: "Bu Kanuna göre özel cari ve katılma hesapları yoluyla fon toplamak ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların şubeleri", Fon Bankası, "Mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bu Kanun uyarınca temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimi ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile Fonun çoğunluk hissesine sahip olduğu bankaları" şeklinde tanımlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan alınan 22/06/2017 tarihli yazıda, Fon Bankası tanımı kapsamına faaliyet izni kaldırılmayan ve ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon tarafından yürütülen bankaların girdiği ve Kurulun ........ tarih ve ........ sayılı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası hükmü çerçevesinde ............. Bankası A.Ş.'nin faaliyet izni kaldırıldığından, söz konusu Bankanın 5411 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan "Banka" tanımı içerisinde değerlendirilmediği belirtilmiştir.

Buna göre, bankacılık mevzuatı uyarınca faaliyet izni kaldırılan bankalar, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesine göre "Banka" tanımı içerisinde değerlendirilmediğinden, faaliyet izni kaldırılan ……….. Bankası A.Ş.'nin, Bankanız nezdinde yer alan mevduat hesaplarının da bankalar arası mevduat olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, söz konusu Bankaya ait mevduat hesaplarına yürütülecek faizler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 inci maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile vadelere ve hesap türüne göre belirlenmiş olan oranlarda gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI  

BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI  

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı :64597866-120[GEÇ-67]-15806                                                                                                                                              22.08.2017

Konu : Faaliyet izni iptal edilen bankanın

            mevduatına yürütülen faizler üzerinden

            tevkifat yapılıp yapılmayacağı.

                                                   

 

 

 

İlgi : 23/03/2017 tarihli özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun ....... tarih ve ....... sayılı kararı uyarınca faaliyet izni iptal edilen ............. Bankası A.Ş.'nin aktifinde bulunan nakit mevcudunun Bankanız nezdinde açılan mevduat hesabında değerlendirilmek istendiği belirtilerek, ilgili mevduatın 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında bankalar arası mevduat olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve söz konusu mevduat hesaplarına yürütülen faizler üzerinde tevkifat yapılıp yapılmayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinde menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve katılım bankalarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmiş olup, anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında; bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak, 30/12/2005 tarih ve 26039 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği' nin "5. Mevduat faizleri ve repo gelirleri üzerinden yapılacak tevkifat" başlıklı bölümünde, bankalar arasındaki mevduat hesaplarına yürütülen faizler ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendi paralarına ödenen faizler üzerinden tevkifat yapılmayacağı zira, banka ve aracı kurumlarca bu tür işlemlerden elde edilen faiz gelirlerinin kurum kazancına dahil edilerek beyan edildiği açıklamasına yer verilmiştir.

Ayrıca, anılan maddenin (12) numaralı fıkrasında Geçici 67 nci maddede geçen banka kavramının 18/06/1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu (mevcut haliyle 19/10/2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu) kapsamında Türkiye'de faaliyette bulunan bankalar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını ifade ettiği belirtilmektedir.

Diğer taraftan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3 üncü maddesinde; Fon: "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu", Banka: "Mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankaları", Mevduat Bankası: "Bu Kanuna göre kendi nam ve hesabına mevduat kabul etmek ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubeleri", Katılım Bankası: "Bu Kanuna göre özel cari ve katılma hesapları yoluyla fon toplamak ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların şubeleri", Fon Bankası, "Mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bu Kanun uyarınca temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimi ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile Fonun çoğunluk hissesine sahip olduğu bankaları" şeklinde tanımlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan alınan 22/06/2017 tarihli yazıda, Fon Bankası tanımı kapsamına faaliyet izni kaldırılmayan ve ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon tarafından yürütülen bankaların girdiği ve Kurulun ........ tarih ve ........ sayılı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası hükmü çerçevesinde ............. Bankası A.Ş.'nin faaliyet izni kaldırıldığından, söz konusu Bankanın 5411 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan "Banka" tanımı içerisinde değerlendirilmediği belirtilmiştir.

Buna göre, bankacılık mevzuatı uyarınca faaliyet izni kaldırılan bankalar, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesine göre "Banka" tanımı içerisinde değerlendirilmediğinden, faaliyet izni kaldırılan ……….. Bankası A.Ş.'nin, Bankanız nezdinde yer alan mevduat hesaplarının da bankalar arası mevduat olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, söz konusu Bankaya ait mevduat hesaplarına yürütülecek faizler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 inci maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile vadelere ve hesap türüne göre belirlenmiş olan oranlarda gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI  

BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI  

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Sayı :64597866-120[GEÇ-67]-15806                                                                                                                                              22.08.2017

Konu : Faaliyet izni iptal edilen bankanın

            mevduatına yürütülen faizler üzerinden

            tevkifat yapılıp yapılmayacağı.

                                                   

 

 

 

İlgi : 23/03/2017 tarihli özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun ....... tarih ve ....... sayılı kararı uyarınca faaliyet izni iptal edilen ............. Bankası A.Ş.'nin aktifinde bulunan nakit mevcudunun Bankanız nezdinde açılan mevduat hesabında değerlendirilmek istendiği belirtilerek, ilgili mevduatın 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında bankalar arası mevduat olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve söz konusu mevduat hesaplarına yürütülen faizler üzerinde tevkifat yapılıp yapılmayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 nci maddesinde menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılması ve elde tutulması sürecinde elde edilen gelirler ile mevduat faizleri, repo gelirleri ve katılım bankalarından elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine yönelik düzenlemelere yer verilmiş olup, anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında; bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak, 30/12/2005 tarih ve 26039 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği' nin "5. Mevduat faizleri ve repo gelirleri üzerinden yapılacak tevkifat" başlıklı bölümünde, bankalar arasındaki mevduat hesaplarına yürütülen faizler ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendi paralarına ödenen faizler üzerinden tevkifat yapılmayacağı zira, banka ve aracı kurumlarca bu tür işlemlerden elde edilen faiz gelirlerinin kurum kazancına dahil edilerek beyan edildiği açıklamasına yer verilmiştir.

Ayrıca, anılan maddenin (12) numaralı fıkrasında Geçici 67 nci maddede geçen banka kavramının 18/06/1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu (mevcut haliyle 19/10/2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu) kapsamında Türkiye'de faaliyette bulunan bankalar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını ifade ettiği belirtilmektedir.

Diğer taraftan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3 üncü maddesinde; Fon: "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu", Banka: "Mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankaları", Mevduat Bankası: "Bu Kanuna göre kendi nam ve hesabına mevduat kabul etmek ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye'deki şubeleri", Katılım Bankası: "Bu Kanuna göre özel cari ve katılma hesapları yoluyla fon toplamak ve kredi kullandırmak esas olmak üzere faaliyet gösteren kuruluşlar ile yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların şubeleri", Fon Bankası, "Mülga 3182 sayılı Bankalar Kanunu, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve bu Kanun uyarınca temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimi ve denetimi Fona intikal eden bankalar ile Fonun çoğunluk hissesine sahip olduğu bankaları" şeklinde tanımlanmıştır.

Konuyla ilgili olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan alınan 22/06/2017 tarihli yazıda, Fon Bankası tanımı kapsamına faaliyet izni kaldırılmayan ve ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon tarafından yürütülen bankaların girdiği ve Kurulun ........ tarih ve ........ sayılı kararıyla, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası hükmü çerçevesinde ............. Bankası A.Ş.'nin faaliyet izni kaldırıldığından, söz konusu Bankanın 5411 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan "Banka" tanımı içerisinde değerlendirilmediği belirtilmiştir.

Buna göre, bankacılık mevzuatı uyarınca faaliyet izni kaldırılan bankalar, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesine göre "Banka" tanımı içerisinde değerlendirilmediğinden, faaliyet izni kaldırılan ……….. Bankası A.Ş.'nin, Bankanız nezdinde yer alan mevduat hesaplarının da bankalar arası mevduat olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, söz konusu Bankaya ait mevduat hesaplarına yürütülecek faizler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67 inci maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile vadelere ve hesap türüne göre belirlenmiş olan oranlarda gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

49327596-120.04[GVK.ÖZ.2017.35] - 126189

23.08.2017

Konu

:

Velayeti eşte bulunan çocuk için yapılan eğitim giderinin gelir vergisi matrahından indirim konusu yapılıp yapılmayacağı

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

18/05/2017 tarih ve 177170 evrak kayıtlı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... T.C. kimlik numarasında kayıtlı mükellef olduğunuzu, 01.07.2016 tarihinde eşiniz ... ayrıldığınızı, kızınıza ait eğitim bedelini okula teslim etmek üzere eski eşinize teslim ettiğinizi ve ödemenin de eşiniz tarafından yapıldığını belirterek, eski eşiniz adına fatura edilen eğitim giderinin serbest meslek kazancınıza ilişkin gelir vergisi matrahınızın tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Diğer indirimler" başlıklı 89 uncu maddesinde, gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılabilecek indirimler bentler halinde sayılmış olup, söz konusu maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, "Beyan edilen gelirin % 10'unu aşmaması, Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121'inci madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler)" hükmüne yer verilmiştir.

 

Konuyla ilgili olarak 255 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Eğitim Giderleri" başlıklı bölümünde "Eğitim ve öğretim kurumları, anaokulu, kreş ve dershanelere eğitim amacıyla yapılan ödemeler ile eğitim amaçlı kurs ücretleri, okul servis ücretleri, kitap ve kırtasiye alımları için yapılan harcamalar ile öğrencilerin özel yurt ve pansiyonlarda kalmaları durumunda ödenen tutarlar vergi indirimine esas alınacaktır." açıklaması yer almakta olup anılan tebliğde belgelerin ücretlinin kendisi, eşi ve çocukları adına düzenlenmiş olması gerektiği belirtilmiştir.

 

 

Öte yandan 23.10.2012 tarih ve GVK-85/2012-7 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde, "çocuk" veya "küçük çocuk" tabirinden, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukların anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

 

Bu hükümlere göre, ayrılmış olduğunuz  eşiniz adına düzenlenen faturanın serbest meslek kazancınıza ait beyanname üzerinde indirim konusu yapmanız mümkün bulunmamaktadır. Ancak, faturanın kendiniz veya çocuğunuz adına düzenlenmiş olması halinde indirimden faydalanabileceğiniz tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

49327596-120.04[GVK.ÖZ.2017.35] - 126189

23.08.2017

Konu

:

Velayeti eşte bulunan çocuk için yapılan eğitim giderinin gelir vergisi matrahından indirim konusu yapılıp yapılmayacağı

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

18/05/2017 tarih ve 177170 evrak kayıtlı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... T.C. kimlik numarasında kayıtlı mükellef olduğunuzu, 01.07.2016 tarihinde eşiniz ... ayrıldığınızı, kızınıza ait eğitim bedelini okula teslim etmek üzere eski eşinize teslim ettiğinizi ve ödemenin de eşiniz tarafından yapıldığını belirterek, eski eşiniz adına fatura edilen eğitim giderinin serbest meslek kazancınıza ilişkin gelir vergisi matrahınızın tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Diğer indirimler" başlıklı 89 uncu maddesinde, gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılabilecek indirimler bentler halinde sayılmış olup, söz konusu maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, "Beyan edilen gelirin % 10'unu aşmaması, Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121'inci madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler)" hükmüne yer verilmiştir.

 

Konuyla ilgili olarak 255 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Eğitim Giderleri" başlıklı bölümünde "Eğitim ve öğretim kurumları, anaokulu, kreş ve dershanelere eğitim amacıyla yapılan ödemeler ile eğitim amaçlı kurs ücretleri, okul servis ücretleri, kitap ve kırtasiye alımları için yapılan harcamalar ile öğrencilerin özel yurt ve pansiyonlarda kalmaları durumunda ödenen tutarlar vergi indirimine esas alınacaktır." açıklaması yer almakta olup anılan tebliğde belgelerin ücretlinin kendisi, eşi ve çocukları adına düzenlenmiş olması gerektiği belirtilmiştir.

 

 

Öte yandan 23.10.2012 tarih ve GVK-85/2012-7 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde, "çocuk" veya "küçük çocuk" tabirinden, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukların anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

 

Bu hükümlere göre, ayrılmış olduğunuz  eşiniz adına düzenlenen faturanın serbest meslek kazancınıza ait beyanname üzerinde indirim konusu yapmanız mümkün bulunmamaktadır. Ancak, faturanın kendiniz veya çocuğunuz adına düzenlenmiş olması halinde indirimden faydalanabileceğiniz tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

49327596-120.04[GVK.ÖZ.2017.35] - 126189

23.08.2017

Konu

:

Velayeti eşte bulunan çocuk için yapılan eğitim giderinin gelir vergisi matrahından indirim konusu yapılıp yapılmayacağı

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

18/05/2017 tarih ve 177170 evrak kayıtlı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... T.C. kimlik numarasında kayıtlı mükellef olduğunuzu, 01.07.2016 tarihinde eşiniz ... ayrıldığınızı, kızınıza ait eğitim bedelini okula teslim etmek üzere eski eşinize teslim ettiğinizi ve ödemenin de eşiniz tarafından yapıldığını belirterek, eski eşiniz adına fatura edilen eğitim giderinin serbest meslek kazancınıza ilişkin gelir vergisi matrahınızın tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Diğer indirimler" başlıklı 89 uncu maddesinde, gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden yapılabilecek indirimler bentler halinde sayılmış olup, söz konusu maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, "Beyan edilen gelirin % 10'unu aşmaması, Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları (mükerrer 121'inci madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak matrahlarından indiremezler)" hükmüne yer verilmiştir.

 

Konuyla ilgili olarak 255 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Eğitim Giderleri" başlıklı bölümünde "Eğitim ve öğretim kurumları, anaokulu, kreş ve dershanelere eğitim amacıyla yapılan ödemeler ile eğitim amaçlı kurs ücretleri, okul servis ücretleri, kitap ve kırtasiye alımları için yapılan harcamalar ile öğrencilerin özel yurt ve pansiyonlarda kalmaları durumunda ödenen tutarlar vergi indirimine esas alınacaktır." açıklaması yer almakta olup anılan tebliğde belgelerin ücretlinin kendisi, eşi ve çocukları adına düzenlenmiş olması gerektiği belirtilmiştir.

 

 

Öte yandan 23.10.2012 tarih ve GVK-85/2012-7 sayılı Gelir Vergisi Sirkülerinde, "çocuk" veya "küçük çocuk" tabirinden, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukların anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

 

Bu hükümlere göre, ayrılmış olduğunuz  eşiniz adına düzenlenen faturanın serbest meslek kazancınıza ait beyanname üzerinde indirim konusu yapmanız mümkün bulunmamaktadır. Ancak, faturanın kendiniz veya çocuğunuz adına düzenlenmiş olması halinde indirimden faydalanabileceğiniz tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

EDİRNE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

60938891-120.01.03[GVK:1-2]-13225

18.08.2017

Konu

:

Elde kispet dikimi ve deri işleri faaliyetinden dolayı esnaf muaflığından yararlanılamayacağı hk.

 

     

 

 

 

İlgi

:

12/06/2017 tarih ve 8659 evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, elde kispet dikimi ve deri işleri faaliyetinde bulunduğunuz belirtilerek, bu faaliyetiniz nedeniyle esnaf muaflığından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları da maddede bentler halinde sayılmıştır.

 Aynı maddenin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde, "Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar" hükmü yer almaktadır. Bu konuya ilişkin açıklamalar 283 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 Bu düzenlemelere göre, geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kolları arasında sayılmayan elde kispet dikimi ve deri işleri faaliyetinizden dolayı, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır.

 Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

EDİRNE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

60938891-120.01.03[GVK:1-2]-13225

18.08.2017

Konu

:

Elde kispet dikimi ve deri işleri faaliyetinden dolayı esnaf muaflığından yararlanılamayacağı hk.

 

     

 

 

 

İlgi

:

12/06/2017 tarih ve 8659 evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, elde kispet dikimi ve deri işleri faaliyetinde bulunduğunuz belirtilerek, bu faaliyetiniz nedeniyle esnaf muaflığından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları da maddede bentler halinde sayılmıştır.

 Aynı maddenin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde, "Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar" hükmü yer almaktadır. Bu konuya ilişkin açıklamalar 283 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 Bu düzenlemelere göre, geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kolları arasında sayılmayan elde kispet dikimi ve deri işleri faaliyetinizden dolayı, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır.

 Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

EDİRNE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

60938891-120.01.03[GVK:1-2]-13225

18.08.2017

Konu

:

Elde kispet dikimi ve deri işleri faaliyetinden dolayı esnaf muaflığından yararlanılamayacağı hk.

 

     

 

 

 

İlgi

:

12/06/2017 tarih ve 8659 evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, elde kispet dikimi ve deri işleri faaliyetinde bulunduğunuz belirtilerek, bu faaliyetiniz nedeniyle esnaf muaflığından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları da maddede bentler halinde sayılmıştır.

 Aynı maddenin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde, "Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar" hükmü yer almaktadır. Bu konuya ilişkin açıklamalar 283 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 Bu düzenlemelere göre, geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kolları arasında sayılmayan elde kispet dikimi ve deri işleri faaliyetinizden dolayı, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır.

 Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

EDİRNE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

60938891-120.01.03[GVK:1-2]-13224

18.08.2017

Konu

:

Edirnekari faaliyetinden dolayı esnaf muaflığından yararlanılmayacağı hk.

 

     

 

 

 

İlgi

:

09/06/2017 tarih ve 7835 evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, edirnekari faaliyetinde bulunduğunuz belirtilerek, bu faaliyetiniz nedeniyle esnaf muaflığından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları da maddede bentler halinde sayılmıştır.

 

Aynı maddenin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde, "Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar" hükmü yer almaktadır. Bu konuya ilişkin açıklamalar 283 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 

Buna göre, geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kolları arasında sayılmayan edirnekari faaliyetinizden dolayı, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

EDİRNE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

60938891-120.01.03[GVK:1-2]-13224

18.08.2017

Konu

:

Edirnekari faaliyetinden dolayı esnaf muaflığından yararlanılmayacağı hk.

 

     

 

 

 

İlgi

:

09/06/2017 tarih ve 7835 evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, edirnekari faaliyetinde bulunduğunuz belirtilerek, bu faaliyetiniz nedeniyle esnaf muaflığından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları da maddede bentler halinde sayılmıştır.

 

Aynı maddenin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde, "Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar" hükmü yer almaktadır. Bu konuya ilişkin açıklamalar 283 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 

Buna göre, geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kolları arasında sayılmayan edirnekari faaliyetinizden dolayı, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

EDİRNE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

60938891-120.01.03[GVK:1-2]-13224

18.08.2017

Konu

:

Edirnekari faaliyetinden dolayı esnaf muaflığından yararlanılmayacağı hk.

 

     

 

 

 

İlgi

:

09/06/2017 tarih ve 7835 evrak kayıt sayılı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, edirnekari faaliyetinde bulunduğunuz belirtilerek, bu faaliyetiniz nedeniyle esnaf muaflığından yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde vergiden muaf esnafa ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, kimlerin esnaf muaflığından faydalanacakları da maddede bentler halinde sayılmıştır.

 

Aynı maddenin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde, "Bu Kanunun 47 nci maddesinde yazılı şartları haiz olanlardan kendi ürettikleri ürünleri satanlara münhasır olmak üzere el dokuma işleri, bakır işlemeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bunlar gibi geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyette bulunanlar" hükmü yer almaktadır. Bu konuya ilişkin açıklamalar 283 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 

Buna göre, geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan ve kaybolmaya yüz tutan meslek kolları arasında sayılmayan edirnekari faaliyetinizden dolayı, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanmanız mümkün bulunmamaktadır.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

50426076-120[94-2017/20-635]-36391

27.07.2017

Konu

:

Millî müsabakalara katılan millî takım antrenörüne sözleşmeli olarak çalıştığı taşeron firma tarafından ödenen ücretin gelir vergisinden istisna olup olmadığı hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

17.03.2017 tarih ve 10842 kayıt numaralı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, taşeron firma olan … bünyesinde sözleşmeli personel olarak çalıştığınız ayrıca,  kayak millî takımının antrenörlüğünü yaptığınız ve antrenör olarak Türkiye Kayak Federasyonu ile millî müsabakalara katıldığınız belirtilerek, elde etmiş olduğunuz ücretin gelir vergisinden istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmü yer almaktadır.

 

Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." denilmiş, aynı fıkranın (1) numaralı bendinde ise "Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre tevkifat yapılacağı" hükme bağlanmıştır.

 

Söz konusu Kanunun 23 ve müteakip maddelerinde ise ücretlere ilişkin istisna hükümleri düzenlenmiştir.

 

 Bu açıklamalara göre, Gelir Vergisi Kanununda antrenörlere yapılan ücret ödemeleri için düzenlenmiş bir istisna hükmü bulunmadığından, tarafınıza yapılan ödemelerin ücret olarak değerlendirilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri uyarınca vergi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

 

 Bilgi edinilmesi rica ederim.

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

50426076-120[94-2017/20-635]-36391

27.07.2017

Konu

:

Millî müsabakalara katılan millî takım antrenörüne sözleşmeli olarak çalıştığı taşeron firma tarafından ödenen ücretin gelir vergisinden istisna olup olmadığı hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

17.03.2017 tarih ve 10842 kayıt numaralı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, taşeron firma olan … bünyesinde sözleşmeli personel olarak çalıştığınız ayrıca,  kayak millî takımının antrenörlüğünü yaptığınız ve antrenör olarak Türkiye Kayak Federasyonu ile millî müsabakalara katıldığınız belirtilerek, elde etmiş olduğunuz ücretin gelir vergisinden istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmü yer almaktadır.

 

Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." denilmiş, aynı fıkranın (1) numaralı bendinde ise "Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre tevkifat yapılacağı" hükme bağlanmıştır.

 

Söz konusu Kanunun 23 ve müteakip maddelerinde ise ücretlere ilişkin istisna hükümleri düzenlenmiştir.

 

 Bu açıklamalara göre, Gelir Vergisi Kanununda antrenörlere yapılan ücret ödemeleri için düzenlenmiş bir istisna hükmü bulunmadığından, tarafınıza yapılan ödemelerin ücret olarak değerlendirilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri uyarınca vergi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

 

 Bilgi edinilmesi rica ederim.

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

50426076-120[94-2017/20-635]-36391

27.07.2017

Konu

:

Millî müsabakalara katılan millî takım antrenörüne sözleşmeli olarak çalıştığı taşeron firma tarafından ödenen ücretin gelir vergisinden istisna olup olmadığı hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

17.03.2017 tarih ve 10842 kayıt numaralı özelge talep formunuz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, taşeron firma olan … bünyesinde sözleşmeli personel olarak çalıştığınız ayrıca,  kayak millî takımının antrenörlüğünü yaptığınız ve antrenör olarak Türkiye Kayak Federasyonu ile millî müsabakalara katıldığınız belirtilerek, elde etmiş olduğunuz ücretin gelir vergisinden istisna olup olmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmü yer almaktadır.

 

Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar." denilmiş, aynı fıkranın (1) numaralı bendinde ise "Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre tevkifat yapılacağı" hükme bağlanmıştır.

 

Söz konusu Kanunun 23 ve müteakip maddelerinde ise ücretlere ilişkin istisna hükümleri düzenlenmiştir.

 

 Bu açıklamalara göre, Gelir Vergisi Kanununda antrenörlere yapılan ücret ödemeleri için düzenlenmiş bir istisna hükmü bulunmadığından, tarafınıza yapılan ödemelerin ücret olarak değerlendirilerek Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddeleri uyarınca vergi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir.

 

 Bilgi edinilmesi rica ederim.

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

62030549-120[65-2017/250]-224221

27.07.2017

Konu

:

Arızi serbest meslek kazancının vergilendirilmesi hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

a) 27/03/2017 tarih ve 360948 sayılı özelge talep formu.

b) 28/03/2017 tarih ve 367899 sayılı ek dilekçe.

c) 31/03/2017 tarih ve 388868 sayılı ek dilekçe.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ek dilekçede; serbest çalışan grafik sanatçısı olduğunuzu ve 2016 yılı içerisinde bir şirket tarafından farklı tarihlerde açılan 7 adet logo tasarım yarışmasından toplam 2.604,73 TL. kazanç sağladığınızı belirterek, söz konusu gelirinizin arızi serbest meslek kazancı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

 

61 inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez."

 

65 inci maddesinde, "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

 

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır..."

 

66 ncı maddesinde, "Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez..."

 

96 ncı maddesinde ise "Vergi tevkifatı, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu vergi bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır."

 

hükümlerine yer verilmiştir.

 

Öte yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

 

1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61'inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104'üncü maddelere göre,

 

2.Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);

 

a)18'inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17,

 

b) Diğerlerinden %20 …" oranında vergi tevkifatının yapılacağı hükmü yer almaktadır.

 

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, faaliyetin bir işverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlılık arz edecek şekilde hizmet sözleşmesine istinaden yapılması halinde, bu iş karşılığı elde edilecek gelirin ücret olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup ücret olarak yapılan söz konusu ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir.

 

Ancak, söz konusu faaliyetin bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması halinde serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek elde edilen kazanç için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi, söz konusu faaliyetin devamlılık arz etmeyecek şekilde ve mutad meslek haline getirmeden yapılması durumunda ise bu faaliyetin arızi serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek, Kanunun 82 nci maddesine göre bir takvim yılında arızi kazanç dolayısıyla elde edilen gelirlerin toplamının 2016 yılı gelirleri için 24.000 TL'yi aşması halinde, aşan kısım için yıllık beyanname verilmesi gerekmektedir.

 

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununa göre serbest meslek kazancı elde edenlerin faaliyetlerinin arızi nitelik taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın ödemeyi yapanların tevkifat yapmakla sorumlu kişilerden olması halinde anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2/b) bendi uyarınca %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

62030549-120[65-2017/250]-224221

27.07.2017

Konu

:

Arızi serbest meslek kazancının vergilendirilmesi hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

a) 27/03/2017 tarih ve 360948 sayılı özelge talep formu.

b) 28/03/2017 tarih ve 367899 sayılı ek dilekçe.

c) 31/03/2017 tarih ve 388868 sayılı ek dilekçe.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ek dilekçede; serbest çalışan grafik sanatçısı olduğunuzu ve 2016 yılı içerisinde bir şirket tarafından farklı tarihlerde açılan 7 adet logo tasarım yarışmasından toplam 2.604,73 TL. kazanç sağladığınızı belirterek, söz konusu gelirinizin arızi serbest meslek kazancı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

 

61 inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez."

 

65 inci maddesinde, "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

 

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır..."

 

66 ncı maddesinde, "Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez..."

 

96 ncı maddesinde ise "Vergi tevkifatı, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu vergi bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır."

 

hükümlerine yer verilmiştir.

 

Öte yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

 

1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61'inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104'üncü maddelere göre,

 

2.Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);

 

a)18'inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17,

 

b) Diğerlerinden %20 …" oranında vergi tevkifatının yapılacağı hükmü yer almaktadır.

 

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, faaliyetin bir işverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlılık arz edecek şekilde hizmet sözleşmesine istinaden yapılması halinde, bu iş karşılığı elde edilecek gelirin ücret olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup ücret olarak yapılan söz konusu ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir.

 

Ancak, söz konusu faaliyetin bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması halinde serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek elde edilen kazanç için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi, söz konusu faaliyetin devamlılık arz etmeyecek şekilde ve mutad meslek haline getirmeden yapılması durumunda ise bu faaliyetin arızi serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek, Kanunun 82 nci maddesine göre bir takvim yılında arızi kazanç dolayısıyla elde edilen gelirlerin toplamının 2016 yılı gelirleri için 24.000 TL'yi aşması halinde, aşan kısım için yıllık beyanname verilmesi gerekmektedir.

 

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununa göre serbest meslek kazancı elde edenlerin faaliyetlerinin arızi nitelik taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın ödemeyi yapanların tevkifat yapmakla sorumlu kişilerden olması halinde anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2/b) bendi uyarınca %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

62030549-120[65-2017/250]-224221

27.07.2017

Konu

:

Arızi serbest meslek kazancının vergilendirilmesi hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

a) 27/03/2017 tarih ve 360948 sayılı özelge talep formu.

b) 28/03/2017 tarih ve 367899 sayılı ek dilekçe.

c) 31/03/2017 tarih ve 388868 sayılı ek dilekçe.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve ek dilekçede; serbest çalışan grafik sanatçısı olduğunuzu ve 2016 yılı içerisinde bir şirket tarafından farklı tarihlerde açılan 7 adet logo tasarım yarışmasından toplam 2.604,73 TL. kazanç sağladığınızı belirterek, söz konusu gelirinizin arızi serbest meslek kazancı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;

 

61 inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

 

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez."

 

65 inci maddesinde, "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

 

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır..."

 

66 ncı maddesinde, "Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez..."

 

96 ncı maddesinde ise "Vergi tevkifatı, ücretler dışında kalan ödemelerde gayrisafi tutarlar üzerinden yapılır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde bu vergi bilfiil ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır."

 

hükümlerine yer verilmiştir.

 

Öte yandan, aynı Kanunun 94 üncü maddesinde; "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

 

1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61'inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104'üncü maddelere göre,

 

2.Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);

 

a)18'inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden %17,

 

b) Diğerlerinden %20 …" oranında vergi tevkifatının yapılacağı hükmü yer almaktadır.

 

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, faaliyetin bir işverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlılık arz edecek şekilde hizmet sözleşmesine istinaden yapılması halinde, bu iş karşılığı elde edilecek gelirin ücret olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup ücret olarak yapılan söz konusu ödemeler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94, 103 ve 104 üncü maddelerine göre gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekir.

 

Ancak, söz konusu faaliyetin bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması halinde serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek elde edilen kazanç için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi, söz konusu faaliyetin devamlılık arz etmeyecek şekilde ve mutad meslek haline getirmeden yapılması durumunda ise bu faaliyetin arızi serbest meslek faaliyeti olarak değerlendirilerek, Kanunun 82 nci maddesine göre bir takvim yılında arızi kazanç dolayısıyla elde edilen gelirlerin toplamının 2016 yılı gelirleri için 24.000 TL'yi aşması halinde, aşan kısım için yıllık beyanname verilmesi gerekmektedir.

 

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununa göre serbest meslek kazancı elde edenlerin faaliyetlerinin arızi nitelik taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın ödemeyi yapanların tevkifat yapmakla sorumlu kişilerden olması halinde anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2/b) bendi uyarınca %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı tabiidir.

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

TUNCELİ VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

11949253-010-12

09.06.2017

Konu

:

 Noterin ikametgah olarak kullandığı otele ait harcamaların mesleki kazancın tespitinde gider olarak kabul edilmeyeceği hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

26.01.2017 tarihli özelge talep formu.

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Tunceli 2. Noteri olarak serbest meslek faaliyetinde bulunduğunuzu belirterek, ikamet ettiğiniz otel odasından dolayı aldığınız otelcilik hizmeti nedeniyle yaptığınız harcamaların mesleki kazancınızın tespitinde gider yazılıp yazılamayacağı ve bu harcamalara ait katma değer vergisinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.


I) GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN

 

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; "Serbest Meslek Kazancının Tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde; "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın  şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır..." hükmü yer almıştır.

 

            Aynı Kanunun, "Serbest Meslek Kazancının Tespiti" başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır." hükmüne yer verilmiştir.


            Öte yandan, söz konusu Kanunun "Mesleki Giderler" başlıklı 68 inci maddesinde serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, "Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler ( İkametgahlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını  indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)" hükmü, (3) numaralı bendinde ise; "Mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderleri (seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı olmak şartıyla). " hükmü yer almıştır.


            Diğer taraftan, anılan Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderler ile (3) numaralı bendinde yer alan mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.


            Bu hüküm ve açıklamaların birlikte değerlendirilmesi sonucunda; ikamet ettiğiniz yerin tamamının veya bir kısmının işyeri olarak kullanılmadığı, ikamet ettiğiniz otel odasının seyahat maksatlı olmadığı ve kazancınızın elde edilmesi veya idamesi açısından doğrudan bir bağ bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, anılan harcamaların serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.


II) KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN

 

            KDV Kanununun; 1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu, 29/1 inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirebilecekleri, 30/d maddesinde Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV den indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.


            Buna göre, mesleğinizin icrası için kullanılması zorunlu olmayan otel odasının ikamet olarak kullanılması için yaptığınız harcamalarınız Gelir Vergisi Kanununa göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen gider olduğundan, KDV Kanununun 30/d maddesi uyarınca bu harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.


            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

İmza                          

 

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

TUNCELİ VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

11949253-010-12

09.06.2017

Konu

:

 Noterin ikametgah olarak kullandığı otele ait harcamaların mesleki kazancın tespitinde gider olarak kabul edilmeyeceği hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

26.01.2017 tarihli özelge talep formu.

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Tunceli 2. Noteri olarak serbest meslek faaliyetinde bulunduğunuzu belirterek, ikamet ettiğiniz otel odasından dolayı aldığınız otelcilik hizmeti nedeniyle yaptığınız harcamaların mesleki kazancınızın tespitinde gider yazılıp yazılamayacağı ve bu harcamalara ait katma değer vergisinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.


I) GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN

 

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; "Serbest Meslek Kazancının Tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde; "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın  şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır..." hükmü yer almıştır.

 

            Aynı Kanunun, "Serbest Meslek Kazancının Tespiti" başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır." hükmüne yer verilmiştir.


            Öte yandan, söz konusu Kanunun "Mesleki Giderler" başlıklı 68 inci maddesinde serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, "Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler ( İkametgahlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını  indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)" hükmü, (3) numaralı bendinde ise; "Mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderleri (seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı olmak şartıyla). " hükmü yer almıştır.


            Diğer taraftan, anılan Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderler ile (3) numaralı bendinde yer alan mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.


            Bu hüküm ve açıklamaların birlikte değerlendirilmesi sonucunda; ikamet ettiğiniz yerin tamamının veya bir kısmının işyeri olarak kullanılmadığı, ikamet ettiğiniz otel odasının seyahat maksatlı olmadığı ve kazancınızın elde edilmesi veya idamesi açısından doğrudan bir bağ bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, anılan harcamaların serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.


II) KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN

 

            KDV Kanununun; 1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu, 29/1 inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirebilecekleri, 30/d maddesinde Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV den indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.


            Buna göre, mesleğinizin icrası için kullanılması zorunlu olmayan otel odasının ikamet olarak kullanılması için yaptığınız harcamalarınız Gelir Vergisi Kanununa göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen gider olduğundan, KDV Kanununun 30/d maddesi uyarınca bu harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.


            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

İmza                          

 

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

TUNCELİ VALİLİĞİ

Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

11949253-010-12

09.06.2017

Konu

:

 Noterin ikametgah olarak kullandığı otele ait harcamaların mesleki kazancın tespitinde gider olarak kabul edilmeyeceği hk.

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

26.01.2017 tarihli özelge talep formu.

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Tunceli 2. Noteri olarak serbest meslek faaliyetinde bulunduğunuzu belirterek, ikamet ettiğiniz otel odasından dolayı aldığınız otelcilik hizmeti nedeniyle yaptığınız harcamaların mesleki kazancınızın tespitinde gider yazılıp yazılamayacağı ve bu harcamalara ait katma değer vergisinin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.


I) GELİR VERGİSİ YÖNÜNDEN

 

            193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; "Serbest Meslek Kazancının Tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde; "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın  şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır..." hükmü yer almıştır.

 

            Aynı Kanunun, "Serbest Meslek Kazancının Tespiti" başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır." hükmüne yer verilmiştir.


            Öte yandan, söz konusu Kanunun "Mesleki Giderler" başlıklı 68 inci maddesinde serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilecek giderler bentler halinde sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, "Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler ( İkametgahlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgah için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını  indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgahı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.)" hükmü, (3) numaralı bendinde ise; "Mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderleri (seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı olmak şartıyla). " hükmü yer almıştır.


            Diğer taraftan, anılan Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan genel giderler ile (3) numaralı bendinde yer alan mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilmesi için kazancın elde edilmesi ve idamesi ile açık ve doğrudan bir bağının bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile mütenasip olması gerekmektedir.


            Bu hüküm ve açıklamaların birlikte değerlendirilmesi sonucunda; ikamet ettiğiniz yerin tamamının veya bir kısmının işyeri olarak kullanılmadığı, ikamet ettiğiniz otel odasının seyahat maksatlı olmadığı ve kazancınızın elde edilmesi veya idamesi açısından doğrudan bir bağ bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, anılan harcamaların serbest meslek kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmamaktadır.


II) KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN

 

            KDV Kanununun; 1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu, 29/1 inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirebilecekleri, 30/d maddesinde Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV nin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV den indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.


            Buna göre, mesleğinizin icrası için kullanılması zorunlu olmayan otel odasının ikamet olarak kullanılması için yaptığınız harcamalarınız Gelir Vergisi Kanununa göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen gider olduğundan, KDV Kanununun 30/d maddesi uyarınca bu harcamalar nedeniyle yüklenilen KDV nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.


            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

İmza                          

 

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

DİYARBAKIR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

71387770-120[2017/90]-25

07.06.2017

Konu

:

4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 18. Madde ile Stopaj Teşviki ve Damga Vergisi Hakkında

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

10.03.2017 tarih ve 4169 kayıt sayılı özelge talep dilekçeniz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 2012/3305 Sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Karar hükümleri uyarınca, Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında stopaj teşvikinden faydalanan işçilerin yanı sıra teşvikten faydalanmayan işçilerin de bulunması durumunda, söz konusu teşvikten yararlanmayan işçilerin 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 18 inci madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşviki ve damga vergisi teşvikinden yararlanılıp yararlanılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

09/02/2017 tarih ve 29974 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 687 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 3 üncü maddesi ile 25/08/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen 18 inci maddede;

 

"31/12/2017 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, 1/2/2017 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince Kuruma kayıtlı işsizler arasından işe alınanların; işe alındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılının Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işe alındıkları tarihten itibaren 31/12/2017 tarihine kadar uygulanmak üzere, ücretlerinin 2017 yılında uygulanan asgari ücretin aylık brüt tutarının prim ödeme gün sayısına isabet eden tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisinin asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra kalan kısmı, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir.

 

Bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan benzer nitelikli gelir vergisi stopajı teşviklerinden yararlanamaz.

 

Bu madde kapsamında yapılan ücret ödemelerine ilişkin düzenlenen kâğıtlara ait damga vergisinin aylık brüt asgari ücretin prim ödeme gün sayısına isabet eden kısmı beyan edilmez ve ödenmez.

 

Bu madde hükümleri; kamu idarelerine ait işyerleri, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.

 

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar ile mahsup şeklini ve dönemini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir." hükümlerine yer verilmiştir.

 

Konu hakkındaki açıklamalar  16/03/2017  Tarihli ve 30009 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 297 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 

Söz konusu  Tebliğin "Teşvikten yararlanacak işverenler" başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

 

"(1) Teşvikten, özel sektör işverenleri aşağıdaki şartlar dahilinde yararlanacaktır.

a) Sigortalının 1/2/2017 tarihinden itibaren işe alınmış olması,

b) Sigortalının işe alınmadan önce Türkiye İş Kurumuna kayıtlı olması,

c) Sigortalının en az ve kesintisiz üç ay süreyle işsiz olması (işe başladığı tarihten önceki üç aya ait sosyal güvenlik kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olması),

ç) Sigortalının işe girdiği tarihten önceki üç aylık sürede işsiz olmasına rağmen, işe girdiği tarihten önceki altı aylık süre içerisinde, Sosyal Güvenlik Kurumunun mevzuatı çerçevesinde, işten ayrılış nedeni en son (19), (20) ve (30) olarak bildirilenlerden olmaması,

d) Sigortalının, 2016 yılının Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinde yer alan sigortalı sayısına ilave olarak işe alınmış olması…."

 

Aynı tebliğin "ilave istihdamın kapsamı" başlıklı 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında;

 

"...

(3) 2016 yılının Aralık ayında sigortalı çalıştırılmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna bu aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesini vermemiş olan işverenler, Tebliğin 4 üncü maddesindeki şartları taşımak kaydıyla 1/2/2017 tarihinden sonra işe aldıkları sigortalıların, 2016 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları durumunda gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanırlar."

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Bu hüküm ve açıklamalara göre, 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile düzenlenen gelir vergisi stopajı teşvikinden 1/2/2017 tarihinden itibaren işe alınmış sigortalılar için yararlanılması mümkün bulunmakta olup bu tarihten önce işe alınan sigortalılar için söz konusu teşvikten yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

 

Buna göre, 2016 yılının Aralık ayına ilişkin Sosyal Güvelik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları ve 297 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartları taşımaları kaydıyla, 1/2/2017 tarihinden itibaren istihdam ettiğiniz ve 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Karar hükümleri uyarınca teşvikten faydalanmayan sigortalılarınız için,  4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile düzenlenen gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.

 

Ancak, 1/2/2017 tarihinden sonra istihdam edilse ve tüm şartları taşısa dahi 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Karar hükümleri uyarınca teşvikten faydalanan sigortalılar için, 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesinin ikinci fıkrası; "Bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan benzer nitelikli gelir vergisi stopajı teşviklerinden yararlanamaz." hükmü uyarınca,  4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile düzenlenen gelir vergisi stopajı teşvikinden ayrıca yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

 

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

DİYARBAKIR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

71387770-120[2017/90]-25

07.06.2017

Konu

:

4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 18. Madde ile Stopaj Teşviki ve Damga Vergisi Hakkında

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

10.03.2017 tarih ve 4169 kayıt sayılı özelge talep dilekçeniz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 2012/3305 Sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Karar hükümleri uyarınca, Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında stopaj teşvikinden faydalanan işçilerin yanı sıra teşvikten faydalanmayan işçilerin de bulunması durumunda, söz konusu teşvikten yararlanmayan işçilerin 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 18 inci madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşviki ve damga vergisi teşvikinden yararlanılıp yararlanılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

09/02/2017 tarih ve 29974 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 687 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 3 üncü maddesi ile 25/08/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen 18 inci maddede;

 

"31/12/2017 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, 1/2/2017 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince Kuruma kayıtlı işsizler arasından işe alınanların; işe alındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılının Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işe alındıkları tarihten itibaren 31/12/2017 tarihine kadar uygulanmak üzere, ücretlerinin 2017 yılında uygulanan asgari ücretin aylık brüt tutarının prim ödeme gün sayısına isabet eden tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisinin asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra kalan kısmı, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir.

 

Bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan benzer nitelikli gelir vergisi stopajı teşviklerinden yararlanamaz.

 

Bu madde kapsamında yapılan ücret ödemelerine ilişkin düzenlenen kâğıtlara ait damga vergisinin aylık brüt asgari ücretin prim ödeme gün sayısına isabet eden kısmı beyan edilmez ve ödenmez.

 

Bu madde hükümleri; kamu idarelerine ait işyerleri, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.

 

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar ile mahsup şeklini ve dönemini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir." hükümlerine yer verilmiştir.

 

Konu hakkındaki açıklamalar  16/03/2017  Tarihli ve 30009 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 297 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 

Söz konusu  Tebliğin "Teşvikten yararlanacak işverenler" başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

 

"(1) Teşvikten, özel sektör işverenleri aşağıdaki şartlar dahilinde yararlanacaktır.

a) Sigortalının 1/2/2017 tarihinden itibaren işe alınmış olması,

b) Sigortalının işe alınmadan önce Türkiye İş Kurumuna kayıtlı olması,

c) Sigortalının en az ve kesintisiz üç ay süreyle işsiz olması (işe başladığı tarihten önceki üç aya ait sosyal güvenlik kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olması),

ç) Sigortalının işe girdiği tarihten önceki üç aylık sürede işsiz olmasına rağmen, işe girdiği tarihten önceki altı aylık süre içerisinde, Sosyal Güvenlik Kurumunun mevzuatı çerçevesinde, işten ayrılış nedeni en son (19), (20) ve (30) olarak bildirilenlerden olmaması,

d) Sigortalının, 2016 yılının Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinde yer alan sigortalı sayısına ilave olarak işe alınmış olması…."

 

Aynı tebliğin "ilave istihdamın kapsamı" başlıklı 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında;

 

"...

(3) 2016 yılının Aralık ayında sigortalı çalıştırılmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna bu aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesini vermemiş olan işverenler, Tebliğin 4 üncü maddesindeki şartları taşımak kaydıyla 1/2/2017 tarihinden sonra işe aldıkları sigortalıların, 2016 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları durumunda gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanırlar."

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Bu hüküm ve açıklamalara göre, 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile düzenlenen gelir vergisi stopajı teşvikinden 1/2/2017 tarihinden itibaren işe alınmış sigortalılar için yararlanılması mümkün bulunmakta olup bu tarihten önce işe alınan sigortalılar için söz konusu teşvikten yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

 

Buna göre, 2016 yılının Aralık ayına ilişkin Sosyal Güvelik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları ve 297 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartları taşımaları kaydıyla, 1/2/2017 tarihinden itibaren istihdam ettiğiniz ve 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Karar hükümleri uyarınca teşvikten faydalanmayan sigortalılarınız için,  4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile düzenlenen gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.

 

Ancak, 1/2/2017 tarihinden sonra istihdam edilse ve tüm şartları taşısa dahi 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Karar hükümleri uyarınca teşvikten faydalanan sigortalılar için, 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesinin ikinci fıkrası; "Bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan benzer nitelikli gelir vergisi stopajı teşviklerinden yararlanamaz." hükmü uyarınca,  4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile düzenlenen gelir vergisi stopajı teşvikinden ayrıca yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

 

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

DİYARBAKIR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

71387770-120[2017/90]-25

07.06.2017

Konu

:

4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 18. Madde ile Stopaj Teşviki ve Damga Vergisi Hakkında

 

     

 

 

 

 

İlgi

:

10.03.2017 tarih ve 4169 kayıt sayılı özelge talep dilekçeniz.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 2012/3305 Sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Karar hükümleri uyarınca, Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında stopaj teşvikinden faydalanan işçilerin yanı sıra teşvikten faydalanmayan işçilerin de bulunması durumunda, söz konusu teşvikten yararlanmayan işçilerin 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen Geçici 18 inci madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşviki ve damga vergisi teşvikinden yararlanılıp yararlanılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

09/02/2017 tarih ve 29974 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 687 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 3 üncü maddesi ile 25/08/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa eklenen 18 inci maddede;

 

"31/12/2017 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, 1/2/2017 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince Kuruma kayıtlı işsizler arasından işe alınanların; işe alındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılının Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işe alındıkları tarihten itibaren 31/12/2017 tarihine kadar uygulanmak üzere, ücretlerinin 2017 yılında uygulanan asgari ücretin aylık brüt tutarının prim ödeme gün sayısına isabet eden tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisinin asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra kalan kısmı, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden terkin edilir.

 

Bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan benzer nitelikli gelir vergisi stopajı teşviklerinden yararlanamaz.

 

Bu madde kapsamında yapılan ücret ödemelerine ilişkin düzenlenen kâğıtlara ait damga vergisinin aylık brüt asgari ücretin prim ödeme gün sayısına isabet eden kısmı beyan edilmez ve ödenmez.

 

Bu madde hükümleri; kamu idarelerine ait işyerleri, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.

 

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar ile mahsup şeklini ve dönemini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir." hükümlerine yer verilmiştir.

 

Konu hakkındaki açıklamalar  16/03/2017  Tarihli ve 30009 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 297 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

 

Söz konusu  Tebliğin "Teşvikten yararlanacak işverenler" başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında;

 

"(1) Teşvikten, özel sektör işverenleri aşağıdaki şartlar dahilinde yararlanacaktır.

a) Sigortalının 1/2/2017 tarihinden itibaren işe alınmış olması,

b) Sigortalının işe alınmadan önce Türkiye İş Kurumuna kayıtlı olması,

c) Sigortalının en az ve kesintisiz üç ay süreyle işsiz olması (işe başladığı tarihten önceki üç aya ait sosyal güvenlik kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olması),

ç) Sigortalının işe girdiği tarihten önceki üç aylık sürede işsiz olmasına rağmen, işe girdiği tarihten önceki altı aylık süre içerisinde, Sosyal Güvenlik Kurumunun mevzuatı çerçevesinde, işten ayrılış nedeni en son (19), (20) ve (30) olarak bildirilenlerden olmaması,

d) Sigortalının, 2016 yılının Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinde yer alan sigortalı sayısına ilave olarak işe alınmış olması…."

 

Aynı tebliğin "ilave istihdamın kapsamı" başlıklı 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında;

 

"...

(3) 2016 yılının Aralık ayında sigortalı çalıştırılmaması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumuna bu aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesini vermemiş olan işverenler, Tebliğin 4 üncü maddesindeki şartları taşımak kaydıyla 1/2/2017 tarihinden sonra işe aldıkları sigortalıların, 2016 yılında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları durumunda gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanırlar."

 

açıklamalarına yer verilmiştir.

 

Bu hüküm ve açıklamalara göre, 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile düzenlenen gelir vergisi stopajı teşvikinden 1/2/2017 tarihinden itibaren işe alınmış sigortalılar için yararlanılması mümkün bulunmakta olup bu tarihten önce işe alınan sigortalılar için söz konusu teşvikten yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

 

Buna göre, 2016 yılının Aralık ayına ilişkin Sosyal Güvelik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları ve 297 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki şartları taşımaları kaydıyla, 1/2/2017 tarihinden itibaren istihdam ettiğiniz ve 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Karar hükümleri uyarınca teşvikten faydalanmayan sigortalılarınız için,  4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile düzenlenen gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlanmanız mümkün bulunmaktadır.

 

Ancak, 1/2/2017 tarihinden sonra istihdam edilse ve tüm şartları taşısa dahi 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Karar hükümleri uyarınca teşvikten faydalanan sigortalılar için, 4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesinin ikinci fıkrası; "Bu madde kapsamında gelir vergisi stopajı teşvikinden yararlananlar, diğer kanunlarda yer alan benzer nitelikli gelir vergisi stopajı teşviklerinden yararlanamaz." hükmü uyarınca,  4447 sayılı Kanunun geçici 18 inci maddesi ile düzenlenen gelir vergisi stopajı teşvikinden ayrıca yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.

 

 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Sayfalar