Buradasınız

BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[318]-E.98123                                                                   27.07.2018

Konu: KKDF 

 

İlgi      : ... tarihli ve … sayılı dilekçeniz.

İlgide kayıtlı dilekçenizde, 8539.50.00.00.00 GTİP numaralı led ampüller isimli malın 2017 yılında GTİP listesine eklendiği, söz konusu malın hali hazırdaki 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listede yer almadığı, sonradan Türk Gümrük Tarife Cetveline eklenen bir mal olmasından dolayı vadeli ithalatında Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda tereddüt olduğu belirtilerek konu hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4/7/2018 tarihli ve 30468 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 698 sayılı KHK'nın 50 nci maddesiyle değişik geçici 3/a maddesinde, "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintileri, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilir. Kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir." hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesi uyarınca; kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemleri % 6 oranında fon kesintisine tabi tutulmakta, peşin ödeme şekline göre yapılan ithalat işlemleri üzerinden ise fon kesintisi yapılmamaktadır.

Ayrıca, 698 sayılı KHK ile yapılan değişiklik öncesinde 4684 sayılı Kanunun verdiği yetkiye istinaden çıkarılan ve 10/4/2015 tarihli ve 29322 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Kararname ekinde yer alan listede belirtilen malların vadeli ithalatında KKDF kesintisi oranı % 0 (sıfır) olarak tespit edilmiştir.

Buna göre, anılan Kararnamenin ekinde yer alan listenin Kararnamenin yayımlandığı tarihte mevcut olan GTİP listelerine göre düzenlenmesi ve vadeli ithalatında KKDF kesintisi yapılmayacak malların bu suretle tespit edilmesi nedeniyle Kararnamenin yürürlüğünden itibaren GTİP listelerinde yapılan/yapılacak değişiklikler Kararnameye ilişkin KKDF uygulamasını etkilememektedir.

Bu itibarla, ilgide kayıtlı dilekçenizde belirtilen 8539.50.00.00.00 GTİP numaralı mal anılan Kararnamenin yayımlandığı tarihte 8543.70.90.00.19 GTİP numarasında sınıflandırılmakta olup, Kararname eki listede 8543.70 tarife alt pozisyonu parantez içi hükümle kapsam dışında tutulduğundan söz konusu malın vadeli ithalatında KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                                              Başkan a.

 

İçerik 1:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[318]-E.98123                                                                   27.07.2018

Konu: KKDF 

 

İlgi      : ... tarihli ve … sayılı dilekçeniz.

İlgide kayıtlı dilekçenizde, 8539.50.00.00.00 GTİP numaralı led ampüller isimli malın 2017 yılında GTİP listesine eklendiği, söz konusu malın hali hazırdaki 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listede yer almadığı, sonradan Türk Gümrük Tarife Cetveline eklenen bir mal olmasından dolayı vadeli ithalatında Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda tereddüt olduğu belirtilerek konu hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4/7/2018 tarihli ve 30468 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 698 sayılı KHK'nın 50 nci maddesiyle değişik geçici 3/a maddesinde, "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintileri, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilir. Kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir." hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesi uyarınca; kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemleri % 6 oranında fon kesintisine tabi tutulmakta, peşin ödeme şekline göre yapılan ithalat işlemleri üzerinden ise fon kesintisi yapılmamaktadır.

Ayrıca, 698 sayılı KHK ile yapılan değişiklik öncesinde 4684 sayılı Kanunun verdiği yetkiye istinaden çıkarılan ve 10/4/2015 tarihli ve 29322 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Kararname ekinde yer alan listede belirtilen malların vadeli ithalatında KKDF kesintisi oranı % 0 (sıfır) olarak tespit edilmiştir.

Buna göre, anılan Kararnamenin ekinde yer alan listenin Kararnamenin yayımlandığı tarihte mevcut olan GTİP listelerine göre düzenlenmesi ve vadeli ithalatında KKDF kesintisi yapılmayacak malların bu suretle tespit edilmesi nedeniyle Kararnamenin yürürlüğünden itibaren GTİP listelerinde yapılan/yapılacak değişiklikler Kararnameye ilişkin KKDF uygulamasını etkilememektedir.

Bu itibarla, ilgide kayıtlı dilekçenizde belirtilen 8539.50.00.00.00 GTİP numaralı mal anılan Kararnamenin yayımlandığı tarihte 8543.70.90.00.19 GTİP numarasında sınıflandırılmakta olup, Kararname eki listede 8543.70 tarife alt pozisyonu parantez içi hükümle kapsam dışında tutulduğundan söz konusu malın vadeli ithalatında KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                                              Başkan a.

 

İçerik 2:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[318]-E.98123                                                                   27.07.2018

Konu: KKDF 

 

İlgi      : ... tarihli ve … sayılı dilekçeniz.

İlgide kayıtlı dilekçenizde, 8539.50.00.00.00 GTİP numaralı led ampüller isimli malın 2017 yılında GTİP listesine eklendiği, söz konusu malın hali hazırdaki 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listede yer almadığı, sonradan Türk Gümrük Tarife Cetveline eklenen bir mal olmasından dolayı vadeli ithalatında Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda tereddüt olduğu belirtilerek konu hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4/7/2018 tarihli ve 30468 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 698 sayılı KHK'nın 50 nci maddesiyle değişik geçici 3/a maddesinde, "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintileri, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere göre tahsil edilmeye devam olunur ve doğrudan genel bütçeye gelir yazılmak üzere Hazine hesaplarına intikal ettirilir. Kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya onbeş puana kadar yükseltmeye veya kesintiyi tümüyle kaldırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir." hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesi uyarınca; kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemleri % 6 oranında fon kesintisine tabi tutulmakta, peşin ödeme şekline göre yapılan ithalat işlemleri üzerinden ise fon kesintisi yapılmamaktadır.

Ayrıca, 698 sayılı KHK ile yapılan değişiklik öncesinde 4684 sayılı Kanunun verdiği yetkiye istinaden çıkarılan ve 10/4/2015 tarihli ve 29322 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2015/7511 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Kararname ekinde yer alan listede belirtilen malların vadeli ithalatında KKDF kesintisi oranı % 0 (sıfır) olarak tespit edilmiştir.

Buna göre, anılan Kararnamenin ekinde yer alan listenin Kararnamenin yayımlandığı tarihte mevcut olan GTİP listelerine göre düzenlenmesi ve vadeli ithalatında KKDF kesintisi yapılmayacak malların bu suretle tespit edilmesi nedeniyle Kararnamenin yürürlüğünden itibaren GTİP listelerinde yapılan/yapılacak değişiklikler Kararnameye ilişkin KKDF uygulamasını etkilememektedir.

Bu itibarla, ilgide kayıtlı dilekçenizde belirtilen 8539.50.00.00.00 GTİP numaralı mal anılan Kararnamenin yayımlandığı tarihte 8543.70.90.00.19 GTİP numarasında sınıflandırılmakta olup, Kararname eki listede 8543.70 tarife alt pozisyonu parantez içi hükümle kapsam dışında tutulduğundan söz konusu malın vadeli ithalatında KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                                              Başkan a.

 

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

 

Sayı   : 70903105-165.01.02-E.97610                                                                          26.07.2018

Konu : İthalat Bedeli transferi

 

 

İlgi      : … tarihli dilekçeniz.  

İlgide kayıtlı dilekçenizde, … firmasından (…) temin edilen "İnvertör" ticari isimli eşyaya ilişkin bedelin firmanızın yurt dışındaki firması olan ve Singapur'da yerleşik bulunup Türkiye'de potansiyel vergi numarasını haiz …. Şti. tarafından ihracatçı firmaya yurt dışından peşin olarak ödendiği, sevk edilen malın anılan firma tarafından antrepo beyannamesi verilmek suretiyle antrepoya alındığı, antrepoya alınan malların firmanız tarafından devir alındığı ve ödemenin firmanızca beyannamenin tescil işleminden önce Türkiye' de faaliyette bulunan banka şubeleri tarafından gerçekleştirildiği belirtilerek, söz konusu ithalat işlemi üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye İlişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesi uyarınca; kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemleri % 6 oranında KKDF kesintisine tabi tutulmakta, peşin ödeme şekline göre yapılan ithalat işlemleri üzerinden ise fon kesintisi yapılmamaktadır.

 Öte yandan, ödeme şekli "peşin" olarak belirtilen ithalat işlemlerinde, mal bedelinin gümrük mevzuatında tanımlanan gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce ihracatçının yurt dışındaki hesabına transfer edildiğinin tevsik edilmesi halinde fon kesintisi yapılmaması, mal bedelinin bu tarihten sonra transfer edilmesi halinde ise KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

 Gümrük beyannamesinde gösterilen ithalat tutarının Türk Lirası karşılığının, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce ihracatçının yurt dışındaki hesabına transfer edilmesi ve söz konusu ödemeye ilişkin Transfer Bildirim Formunun gümrük idarelerine tevsik edilmesi halinde fon kesintisi yapılmadan malların ithal edilmesi mümkün bulunmaktadır. İthalat tutarının tamamının gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transfer edildiğinin ilgili gümrük idaresine tevsik edilememesi halinde ise transferi tevsik edilemeyen ithalat tutarı üzerinden KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

Ayrıca, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 13/11/2011 tarihli ve 2011/16 sayılı Genelgesinde, "…. gönderici firmaya herhangi bir ödeme yapılmadan, antrepoda veya geçici depolama yerinde devredilen eşya ile ilgili olarak KKDF kesintisi doğmaması için; gerek devreden tarafından gönderici firmaya yapılacak transferin, gerekse eşyayı devralanın devredene yapacağı transferin, satıcı veya göndericisi belli alıcısı emre olan eşyada ise alıcının satıcıya veya göndericiye yapacağı transferin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce (veya bu tarihte) tamamlanmış olması ve bu durumun ilgili gümrük idarelerine ibraz edilecek belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu kapsamda, antrepoya alınan malın bedelinin, yurt içinde bir banka kullanılmadan, doğrudan yurt dışındaki bir banka aracılığı ile ihracatçıya ödenmesi durumunda, mala ilişkin bedelin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce yurt dışına transfer edildiği hususu yukarıda izah edilen belgelerden biri ile gümrük idarelerine tevsik edilememiş olacağından bu tür ödemeler peşin ödeme kapsamında değerlendirilmemektedir.

 Buna göre, şirketinizce gümrük antreposunda satın alınan mala ilişkin ödeme asıl ihracatçıya yurt dışında yerleşik bulunan … Şti. tarafından gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce yapılmış olsa bile eşya bedelinin Türkiye'deki hesaplardan ödendiğine dair gümrük idarelerine herhangi bir belge ibraz edilemeyeceğinden  söz konusu ithalatın peşin ödeme kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

 Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                                                       Başkan a.

 

 

İçerik 1:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

 

Sayı   : 70903105-165.01.02-E.97610                                                                          26.07.2018

Konu : İthalat Bedeli transferi

 

 

İlgi      : … tarihli dilekçeniz.  

İlgide kayıtlı dilekçenizde, … firmasından (…) temin edilen "İnvertör" ticari isimli eşyaya ilişkin bedelin firmanızın yurt dışındaki firması olan ve Singapur'da yerleşik bulunup Türkiye'de potansiyel vergi numarasını haiz …. Şti. tarafından ihracatçı firmaya yurt dışından peşin olarak ödendiği, sevk edilen malın anılan firma tarafından antrepo beyannamesi verilmek suretiyle antrepoya alındığı, antrepoya alınan malların firmanız tarafından devir alındığı ve ödemenin firmanızca beyannamenin tescil işleminden önce Türkiye' de faaliyette bulunan banka şubeleri tarafından gerçekleştirildiği belirtilerek, söz konusu ithalat işlemi üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye İlişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesi uyarınca; kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemleri % 6 oranında KKDF kesintisine tabi tutulmakta, peşin ödeme şekline göre yapılan ithalat işlemleri üzerinden ise fon kesintisi yapılmamaktadır.

 Öte yandan, ödeme şekli "peşin" olarak belirtilen ithalat işlemlerinde, mal bedelinin gümrük mevzuatında tanımlanan gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce ihracatçının yurt dışındaki hesabına transfer edildiğinin tevsik edilmesi halinde fon kesintisi yapılmaması, mal bedelinin bu tarihten sonra transfer edilmesi halinde ise KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

 Gümrük beyannamesinde gösterilen ithalat tutarının Türk Lirası karşılığının, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce ihracatçının yurt dışındaki hesabına transfer edilmesi ve söz konusu ödemeye ilişkin Transfer Bildirim Formunun gümrük idarelerine tevsik edilmesi halinde fon kesintisi yapılmadan malların ithal edilmesi mümkün bulunmaktadır. İthalat tutarının tamamının gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transfer edildiğinin ilgili gümrük idaresine tevsik edilememesi halinde ise transferi tevsik edilemeyen ithalat tutarı üzerinden KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

Ayrıca, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 13/11/2011 tarihli ve 2011/16 sayılı Genelgesinde, "…. gönderici firmaya herhangi bir ödeme yapılmadan, antrepoda veya geçici depolama yerinde devredilen eşya ile ilgili olarak KKDF kesintisi doğmaması için; gerek devreden tarafından gönderici firmaya yapılacak transferin, gerekse eşyayı devralanın devredene yapacağı transferin, satıcı veya göndericisi belli alıcısı emre olan eşyada ise alıcının satıcıya veya göndericiye yapacağı transferin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce (veya bu tarihte) tamamlanmış olması ve bu durumun ilgili gümrük idarelerine ibraz edilecek belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu kapsamda, antrepoya alınan malın bedelinin, yurt içinde bir banka kullanılmadan, doğrudan yurt dışındaki bir banka aracılığı ile ihracatçıya ödenmesi durumunda, mala ilişkin bedelin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce yurt dışına transfer edildiği hususu yukarıda izah edilen belgelerden biri ile gümrük idarelerine tevsik edilememiş olacağından bu tür ödemeler peşin ödeme kapsamında değerlendirilmemektedir.

 Buna göre, şirketinizce gümrük antreposunda satın alınan mala ilişkin ödeme asıl ihracatçıya yurt dışında yerleşik bulunan … Şti. tarafından gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce yapılmış olsa bile eşya bedelinin Türkiye'deki hesaplardan ödendiğine dair gümrük idarelerine herhangi bir belge ibraz edilemeyeceğinden  söz konusu ithalatın peşin ödeme kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

 Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                                                       Başkan a.

 

 

İçerik 2:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

 

Sayı   : 70903105-165.01.02-E.97610                                                                          26.07.2018

Konu : İthalat Bedeli transferi

 

 

İlgi      : … tarihli dilekçeniz.  

İlgide kayıtlı dilekçenizde, … firmasından (…) temin edilen "İnvertör" ticari isimli eşyaya ilişkin bedelin firmanızın yurt dışındaki firması olan ve Singapur'da yerleşik bulunup Türkiye'de potansiyel vergi numarasını haiz …. Şti. tarafından ihracatçı firmaya yurt dışından peşin olarak ödendiği, sevk edilen malın anılan firma tarafından antrepo beyannamesi verilmek suretiyle antrepoya alındığı, antrepoya alınan malların firmanız tarafından devir alındığı ve ödemenin firmanızca beyannamenin tescil işleminden önce Türkiye' de faaliyette bulunan banka şubeleri tarafından gerçekleştirildiği belirtilerek, söz konusu ithalat işlemi üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye İlişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesi uyarınca; kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemleri % 6 oranında KKDF kesintisine tabi tutulmakta, peşin ödeme şekline göre yapılan ithalat işlemleri üzerinden ise fon kesintisi yapılmamaktadır.

 Öte yandan, ödeme şekli "peşin" olarak belirtilen ithalat işlemlerinde, mal bedelinin gümrük mevzuatında tanımlanan gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce ihracatçının yurt dışındaki hesabına transfer edildiğinin tevsik edilmesi halinde fon kesintisi yapılmaması, mal bedelinin bu tarihten sonra transfer edilmesi halinde ise KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

 Gümrük beyannamesinde gösterilen ithalat tutarının Türk Lirası karşılığının, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce ihracatçının yurt dışındaki hesabına transfer edilmesi ve söz konusu ödemeye ilişkin Transfer Bildirim Formunun gümrük idarelerine tevsik edilmesi halinde fon kesintisi yapılmadan malların ithal edilmesi mümkün bulunmaktadır. İthalat tutarının tamamının gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce transfer edildiğinin ilgili gümrük idaresine tevsik edilememesi halinde ise transferi tevsik edilemeyen ithalat tutarı üzerinden KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

Ayrıca, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 13/11/2011 tarihli ve 2011/16 sayılı Genelgesinde, "…. gönderici firmaya herhangi bir ödeme yapılmadan, antrepoda veya geçici depolama yerinde devredilen eşya ile ilgili olarak KKDF kesintisi doğmaması için; gerek devreden tarafından gönderici firmaya yapılacak transferin, gerekse eşyayı devralanın devredene yapacağı transferin, satıcı veya göndericisi belli alıcısı emre olan eşyada ise alıcının satıcıya veya göndericiye yapacağı transferin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce (veya bu tarihte) tamamlanmış olması ve bu durumun ilgili gümrük idarelerine ibraz edilecek belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu kapsamda, antrepoya alınan malın bedelinin, yurt içinde bir banka kullanılmadan, doğrudan yurt dışındaki bir banka aracılığı ile ihracatçıya ödenmesi durumunda, mala ilişkin bedelin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce yurt dışına transfer edildiği hususu yukarıda izah edilen belgelerden biri ile gümrük idarelerine tevsik edilememiş olacağından bu tür ödemeler peşin ödeme kapsamında değerlendirilmemektedir.

 Buna göre, şirketinizce gümrük antreposunda satın alınan mala ilişkin ödeme asıl ihracatçıya yurt dışında yerleşik bulunan … Şti. tarafından gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihten önce yapılmış olsa bile eşya bedelinin Türkiye'deki hesaplardan ödendiğine dair gümrük idarelerine herhangi bir belge ibraz edilemeyeceğinden  söz konusu ithalatın peşin ödeme kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

 Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                                                       Başkan a.

 

 

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[296]-E.81991                                                                   22.06.2018

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

 

İlgi     : … tarihli ve … sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde yer alan … Bankasının ../../2017 tarihli özelge talep formunda, takipteyken yeniden yapılandırmaya konu olan kredilerden sınıf değişikliğine gidilse bile kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılmaması gerektiğinden bahisle konu hakkında görüş talep edilmektedir.

12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 (sıfır) oranında fon kesintisi yapılacağı karara bağlanmıştır.

Anılan Tebliğin 3 üncü maddesinin 5 inci bendinde Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı ile Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabına alınan krediler (I. Grup Teminatlı Krediler Hariç) fona kesinti yapılmayacak işlemler arasında sayılmıştır.

Konuya ilişkin olarak Merkez Bankasının 25/5/2000 tarihli ve 2000/3 sayılı Talimatında, "KKDF mevzuatına göre, Türk Lirası kredilerde fon kesintisi tahakkuk ettirilen faizler üzerinden alınmakta olup, 99/13761 sayılı Karara göre, donuk alacak haline gelen kredilerde faiz tahakkukları iptal edildiğinden fon matrahı da ortadan kalkmakta, dolayısıyla fon kesintisi yapılmaması gerekmektedir. Ancak, donuk alacak haline gelen tutarlar için bankalarca nakden tahsil edilen faizlerden fon kesintisi yapılacağı tabiidir." açıklamalarına, 16/11/2000 tarihli ve 2000/7 sayılı Talimatında da, "...Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı ile Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabına alınan krediler (I inci Grup Teminatlı Krediler Hariç) KKDF kesintisi muafiyeti kapsamında olmakla birlikte, bahse konu hesaplarda izlenen donuk alacak haline gelen krediler için söz konusu hesaplara aktarılmadan önce tahakkuk ettirilen ve tahsil edilemediği için iptal edilen faizlerin, kredinin anılan hesaplara alınmasından sonra nakden tahsil edilmesi halinde, sadece söz konusu faizlerden (Kredinin Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı ile Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabına alındığı tarihten sonraki döneme ilişkin faizler hariç) Fon mevzuatı gereğince fon kesintisi yapılması gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, takipte olan kredilerin yeniden yapılandırılıp sınıf değişikliğine gidilmesi halinde bu kredilerin KKDF Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 3 üncü maddesinin 5 inci bendinde yer alan istisna düzenlemesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından yeniden yapılandırılan bu tür kredilerin yürürlükte bulunan hükümlere göre KKDF kesintisine tabi tutulması gerekmektedir. 

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

                                                                            Başkan a.

 

 

İçerik 1:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[296]-E.81991                                                                   22.06.2018

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

 

İlgi     : … tarihli ve … sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde yer alan … Bankasının ../../2017 tarihli özelge talep formunda, takipteyken yeniden yapılandırmaya konu olan kredilerden sınıf değişikliğine gidilse bile kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılmaması gerektiğinden bahisle konu hakkında görüş talep edilmektedir.

12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 (sıfır) oranında fon kesintisi yapılacağı karara bağlanmıştır.

Anılan Tebliğin 3 üncü maddesinin 5 inci bendinde Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı ile Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabına alınan krediler (I. Grup Teminatlı Krediler Hariç) fona kesinti yapılmayacak işlemler arasında sayılmıştır.

Konuya ilişkin olarak Merkez Bankasının 25/5/2000 tarihli ve 2000/3 sayılı Talimatında, "KKDF mevzuatına göre, Türk Lirası kredilerde fon kesintisi tahakkuk ettirilen faizler üzerinden alınmakta olup, 99/13761 sayılı Karara göre, donuk alacak haline gelen kredilerde faiz tahakkukları iptal edildiğinden fon matrahı da ortadan kalkmakta, dolayısıyla fon kesintisi yapılmaması gerekmektedir. Ancak, donuk alacak haline gelen tutarlar için bankalarca nakden tahsil edilen faizlerden fon kesintisi yapılacağı tabiidir." açıklamalarına, 16/11/2000 tarihli ve 2000/7 sayılı Talimatında da, "...Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı ile Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabına alınan krediler (I inci Grup Teminatlı Krediler Hariç) KKDF kesintisi muafiyeti kapsamında olmakla birlikte, bahse konu hesaplarda izlenen donuk alacak haline gelen krediler için söz konusu hesaplara aktarılmadan önce tahakkuk ettirilen ve tahsil edilemediği için iptal edilen faizlerin, kredinin anılan hesaplara alınmasından sonra nakden tahsil edilmesi halinde, sadece söz konusu faizlerden (Kredinin Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı ile Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabına alındığı tarihten sonraki döneme ilişkin faizler hariç) Fon mevzuatı gereğince fon kesintisi yapılması gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, takipte olan kredilerin yeniden yapılandırılıp sınıf değişikliğine gidilmesi halinde bu kredilerin KKDF Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 3 üncü maddesinin 5 inci bendinde yer alan istisna düzenlemesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından yeniden yapılandırılan bu tür kredilerin yürürlükte bulunan hükümlere göre KKDF kesintisine tabi tutulması gerekmektedir. 

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

                                                                            Başkan a.

 

 

İçerik 2:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[296]-E.81991                                                                   22.06.2018

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

 

İlgi     : … tarihli ve … sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde yer alan … Bankasının ../../2017 tarihli özelge talep formunda, takipteyken yeniden yapılandırmaya konu olan kredilerden sınıf değişikliğine gidilse bile kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılmaması gerektiğinden bahisle konu hakkında görüş talep edilmektedir.

12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF Hakkında 6 Sıra Nolu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 (sıfır) oranında fon kesintisi yapılacağı karara bağlanmıştır.

Anılan Tebliğin 3 üncü maddesinin 5 inci bendinde Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı ile Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabına alınan krediler (I. Grup Teminatlı Krediler Hariç) fona kesinti yapılmayacak işlemler arasında sayılmıştır.

Konuya ilişkin olarak Merkez Bankasının 25/5/2000 tarihli ve 2000/3 sayılı Talimatında, "KKDF mevzuatına göre, Türk Lirası kredilerde fon kesintisi tahakkuk ettirilen faizler üzerinden alınmakta olup, 99/13761 sayılı Karara göre, donuk alacak haline gelen kredilerde faiz tahakkukları iptal edildiğinden fon matrahı da ortadan kalkmakta, dolayısıyla fon kesintisi yapılmaması gerekmektedir. Ancak, donuk alacak haline gelen tutarlar için bankalarca nakden tahsil edilen faizlerden fon kesintisi yapılacağı tabiidir." açıklamalarına, 16/11/2000 tarihli ve 2000/7 sayılı Talimatında da, "...Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı ile Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabına alınan krediler (I inci Grup Teminatlı Krediler Hariç) KKDF kesintisi muafiyeti kapsamında olmakla birlikte, bahse konu hesaplarda izlenen donuk alacak haline gelen krediler için söz konusu hesaplara aktarılmadan önce tahakkuk ettirilen ve tahsil edilemediği için iptal edilen faizlerin, kredinin anılan hesaplara alınmasından sonra nakden tahsil edilmesi halinde, sadece söz konusu faizlerden (Kredinin Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı ile Zarar Niteliğindeki Krediler ve Diğer Alacaklar Hesabına alındığı tarihten sonraki döneme ilişkin faizler hariç) Fon mevzuatı gereğince fon kesintisi yapılması gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.

Buna göre, takipte olan kredilerin yeniden yapılandırılıp sınıf değişikliğine gidilmesi halinde bu kredilerin KKDF Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 3 üncü maddesinin 5 inci bendinde yer alan istisna düzenlemesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından yeniden yapılandırılan bu tür kredilerin yürürlükte bulunan hükümlere göre KKDF kesintisine tabi tutulması gerekmektedir. 

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

                                                                            Başkan a.

 

 

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[331]-E.68341                                                                 24.05.2018

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

İlgi      : … tarihli yazınız.

İlgide kayıtlı dilekçenizde, …'da mukim …  firmasına yapılacak ihracata ilişkin bedelin peşin olarak alındığı, ihracat yapılacak firmanın ticaretin başka bir firma üzerinden yapılacağını bildirmesi üzerine peşin alınan ihracat bedelinin iade edildiği, daha sonra … firmasına yapılacak ihracat için firmadan ihracat bedelinin tekrar peşin tahsil edildiği, ancak söz konusu firmanın toplam mal alım tutarını düşürmesi üzerine peşin alınan ihracat bedelinin bir kısmının iade edildiği belirtilerek, karşılığında ihracat gerçekleşmeyen mal bedeli iadeleri üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesinde, bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları krediler KKDF kesintisi yapılacak işlemler arasında sayılmıştır.

Öte yandan, 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 3/a maddesi uyarınca kesinti oranlarını sıfıra kadar indirme veya on beş puana kadar yükseltme veya kesintiyi tümüyle kaldırma hususlarında Bakanlar Kurulu yetkili bulunmaktadır.

Bu yetkiye istinaden çıkarılan 2012/4116 sayılı Kararnamenin Eki Kararının 11 inci maddesi ile bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde (fudicuary işlemler hariç) KKDF oranı;

Ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda % 3,

Ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl dahil) ile 2 yıl arasında olanlarda % 1,

Ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl dahil) ile 3 yıl arasında olanlarda % 0,5,

Ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl dahil) ve üzerinde olanlarda % 0,

olarak tespit edilmiştir.

Buna göre, üç yıldan önce yurt dışına iade edilen ve karşılığında ihracat gerçekleşmeyen döviz cinsinden alınan peşin ihracat bedelleri, yurt dışından sağlanan döviz kredisi niteliğinde olup, bu bedellerin Türkiye'ye getirildiği tarihten iade edildiği tarihe kadar geçen süre dikkate alınarak KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                                                     Başkan a.

 

 

İçerik 1:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[331]-E.68341                                                                 24.05.2018

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

İlgi      : … tarihli yazınız.

İlgide kayıtlı dilekçenizde, …'da mukim …  firmasına yapılacak ihracata ilişkin bedelin peşin olarak alındığı, ihracat yapılacak firmanın ticaretin başka bir firma üzerinden yapılacağını bildirmesi üzerine peşin alınan ihracat bedelinin iade edildiği, daha sonra … firmasına yapılacak ihracat için firmadan ihracat bedelinin tekrar peşin tahsil edildiği, ancak söz konusu firmanın toplam mal alım tutarını düşürmesi üzerine peşin alınan ihracat bedelinin bir kısmının iade edildiği belirtilerek, karşılığında ihracat gerçekleşmeyen mal bedeli iadeleri üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesinde, bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları krediler KKDF kesintisi yapılacak işlemler arasında sayılmıştır.

Öte yandan, 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 3/a maddesi uyarınca kesinti oranlarını sıfıra kadar indirme veya on beş puana kadar yükseltme veya kesintiyi tümüyle kaldırma hususlarında Bakanlar Kurulu yetkili bulunmaktadır.

Bu yetkiye istinaden çıkarılan 2012/4116 sayılı Kararnamenin Eki Kararının 11 inci maddesi ile bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde (fudicuary işlemler hariç) KKDF oranı;

Ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda % 3,

Ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl dahil) ile 2 yıl arasında olanlarda % 1,

Ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl dahil) ile 3 yıl arasında olanlarda % 0,5,

Ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl dahil) ve üzerinde olanlarda % 0,

olarak tespit edilmiştir.

Buna göre, üç yıldan önce yurt dışına iade edilen ve karşılığında ihracat gerçekleşmeyen döviz cinsinden alınan peşin ihracat bedelleri, yurt dışından sağlanan döviz kredisi niteliğinde olup, bu bedellerin Türkiye'ye getirildiği tarihten iade edildiği tarihe kadar geçen süre dikkate alınarak KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                                                     Başkan a.

 

 

İçerik 2:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[331]-E.68341                                                                 24.05.2018

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

İlgi      : … tarihli yazınız.

İlgide kayıtlı dilekçenizde, …'da mukim …  firmasına yapılacak ihracata ilişkin bedelin peşin olarak alındığı, ihracat yapılacak firmanın ticaretin başka bir firma üzerinden yapılacağını bildirmesi üzerine peşin alınan ihracat bedelinin iade edildiği, daha sonra … firmasına yapılacak ihracat için firmadan ihracat bedelinin tekrar peşin tahsil edildiği, ancak söz konusu firmanın toplam mal alım tutarını düşürmesi üzerine peşin alınan ihracat bedelinin bir kısmının iade edildiği belirtilerek, karşılığında ihracat gerçekleşmeyen mal bedeli iadeleri üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesinde, bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları krediler KKDF kesintisi yapılacak işlemler arasında sayılmıştır.

Öte yandan, 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 3/a maddesi uyarınca kesinti oranlarını sıfıra kadar indirme veya on beş puana kadar yükseltme veya kesintiyi tümüyle kaldırma hususlarında Bakanlar Kurulu yetkili bulunmaktadır.

Bu yetkiye istinaden çıkarılan 2012/4116 sayılı Kararnamenin Eki Kararının 11 inci maddesi ile bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde (fudicuary işlemler hariç) KKDF oranı;

Ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda % 3,

Ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl dahil) ile 2 yıl arasında olanlarda % 1,

Ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl dahil) ile 3 yıl arasında olanlarda % 0,5,

Ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl dahil) ve üzerinde olanlarda % 0,

olarak tespit edilmiştir.

Buna göre, üç yıldan önce yurt dışına iade edilen ve karşılığında ihracat gerçekleşmeyen döviz cinsinden alınan peşin ihracat bedelleri, yurt dışından sağlanan döviz kredisi niteliğinde olup, bu bedellerin Türkiye'ye getirildiği tarihten iade edildiği tarihe kadar geçen süre dikkate alınarak KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

                                                                                                     Başkan a.

 

 

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı   : 70903105-165.01.03[303]-E.60435                                                                 09.05.2018

Konu : Muafiyet ve İstisnalar

 

 

 

İlgi      : … tarihli ve …. sayılı yazınız.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizin 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında faaliyet gösteren bir finansman şirketi olduğu belirtilerek iktisadi ve ticari icaplara göre ticari amaç dışında kullanılması mutad olmayan kamyon, kamyonet, otobüs gibi motorlu taşıtlara ilişkin şirketinizce gerçek kişilere kullandırılan kredilerden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılmaması için müşterilerinizden talep edilmesi gereken bilgi ve belgeler hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF hakkında Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) %15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 (sıfır) oranında KKDF kesintisi yapılacağı karara bağlanmıştır.

Buna göre, ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunan gerçek kişilerin kullandığı kredi ile satın alınan taşıtların işletme aktifine kaydedilmemesi halinde söz konusu krediler ticari kredi olarak kabul edilmemekte ve KKDF kesintisine tabi tutulmaktadır.

Ancak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda tanımlarına yer verilen kamyon, kamyonet ve otobüsler esas itibariyle ticari, zirai veya mesleki faaliyetle ilgili yolcu veya yük taşımacılığında kullanmaya mahsus olduğundan bu araçların (binek otomobiller hariç) satın alınması sırasında müşteriden vergi levhası ile söz konusu araçların sayılan faaliyetlerde kullanılacağına dair yazılı beyan alınması suretiyle kullandırılan kredilerin ticari kredi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, müşterinin ibraz ettiği vergi levhasında yer alan faaliyet konusundan krediye konu taşıtın ticari, zirai veya mesleki faaliyette kullanılmayacağının açıkça anlaşılması halinde, müşterinin ticari, zirai veya mesleki faaliyetlerinin olduğunu tevsik eden belgelerin yanı sıra anılan araçların işletme aktifine kaydedildiğine dair belgelerin de ibrazının aranması gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan esaslara aykırı bir şekilde kredi kullanıldığının tespit edilmesi halinde KKDF kesintisi ve cezai faizin ödenmesinden şirketinizin sorumlu tutulacağı açıktır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

                                                                                 Başkan a.

 

 

İçerik 1:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı   : 70903105-165.01.03[303]-E.60435                                                                 09.05.2018

Konu : Muafiyet ve İstisnalar

 

 

 

İlgi      : … tarihli ve …. sayılı yazınız.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizin 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında faaliyet gösteren bir finansman şirketi olduğu belirtilerek iktisadi ve ticari icaplara göre ticari amaç dışında kullanılması mutad olmayan kamyon, kamyonet, otobüs gibi motorlu taşıtlara ilişkin şirketinizce gerçek kişilere kullandırılan kredilerden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılmaması için müşterilerinizden talep edilmesi gereken bilgi ve belgeler hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF hakkında Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) %15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 (sıfır) oranında KKDF kesintisi yapılacağı karara bağlanmıştır.

Buna göre, ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunan gerçek kişilerin kullandığı kredi ile satın alınan taşıtların işletme aktifine kaydedilmemesi halinde söz konusu krediler ticari kredi olarak kabul edilmemekte ve KKDF kesintisine tabi tutulmaktadır.

Ancak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda tanımlarına yer verilen kamyon, kamyonet ve otobüsler esas itibariyle ticari, zirai veya mesleki faaliyetle ilgili yolcu veya yük taşımacılığında kullanmaya mahsus olduğundan bu araçların (binek otomobiller hariç) satın alınması sırasında müşteriden vergi levhası ile söz konusu araçların sayılan faaliyetlerde kullanılacağına dair yazılı beyan alınması suretiyle kullandırılan kredilerin ticari kredi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, müşterinin ibraz ettiği vergi levhasında yer alan faaliyet konusundan krediye konu taşıtın ticari, zirai veya mesleki faaliyette kullanılmayacağının açıkça anlaşılması halinde, müşterinin ticari, zirai veya mesleki faaliyetlerinin olduğunu tevsik eden belgelerin yanı sıra anılan araçların işletme aktifine kaydedildiğine dair belgelerin de ibrazının aranması gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan esaslara aykırı bir şekilde kredi kullanıldığının tespit edilmesi halinde KKDF kesintisi ve cezai faizin ödenmesinden şirketinizin sorumlu tutulacağı açıktır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

                                                                                 Başkan a.

 

 

İçerik 2:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı   : 70903105-165.01.03[303]-E.60435                                                                 09.05.2018

Konu : Muafiyet ve İstisnalar

 

 

 

İlgi      : … tarihli ve …. sayılı yazınız.

 

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, şirketinizin 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktöring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında faaliyet gösteren bir finansman şirketi olduğu belirtilerek iktisadi ve ticari icaplara göre ticari amaç dışında kullanılması mutad olmayan kamyon, kamyonet, otobüs gibi motorlu taşıtlara ilişkin şirketinizce gerçek kişilere kullandırılan kredilerden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılmaması için müşterilerinizden talep edilmesi gereken bilgi ve belgeler hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir. 

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF hakkında Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) %15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 (sıfır) oranında KKDF kesintisi yapılacağı karara bağlanmıştır.

Buna göre, ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunan gerçek kişilerin kullandığı kredi ile satın alınan taşıtların işletme aktifine kaydedilmemesi halinde söz konusu krediler ticari kredi olarak kabul edilmemekte ve KKDF kesintisine tabi tutulmaktadır.

Ancak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda tanımlarına yer verilen kamyon, kamyonet ve otobüsler esas itibariyle ticari, zirai veya mesleki faaliyetle ilgili yolcu veya yük taşımacılığında kullanmaya mahsus olduğundan bu araçların (binek otomobiller hariç) satın alınması sırasında müşteriden vergi levhası ile söz konusu araçların sayılan faaliyetlerde kullanılacağına dair yazılı beyan alınması suretiyle kullandırılan kredilerin ticari kredi kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, müşterinin ibraz ettiği vergi levhasında yer alan faaliyet konusundan krediye konu taşıtın ticari, zirai veya mesleki faaliyette kullanılmayacağının açıkça anlaşılması halinde, müşterinin ticari, zirai veya mesleki faaliyetlerinin olduğunu tevsik eden belgelerin yanı sıra anılan araçların işletme aktifine kaydedildiğine dair belgelerin de ibrazının aranması gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan esaslara aykırı bir şekilde kredi kullanıldığının tespit edilmesi halinde KKDF kesintisi ve cezai faizin ödenmesinden şirketinizin sorumlu tutulacağı açıktır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

                                                                                 Başkan a.

 

 

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı         

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[309]-E.58630

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

İlgi      : … tarihli ve … sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde yer alan … Varlık Yönetim A.Ş.'nin … tarihli … sayılı özelge talep formunda, şirketlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 143 maddesi kapsamında beş yıl boyunca ../../2021 tarihine kadar tüm işlemlerinin kaynak kullanımını destekleme fonundan (KKDF) istisna edilmesi gerektiği belirtilerek … Bankasından kullanılacak yedi yıl vadeli TL cinsi yurt dışı kredi üzerinden beşinci yılın sonundan vade sonuna kadar KKDF kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 3/a maddesi uyarınca KKDF kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya on beş puana kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Öte yandan, 15/3/2017 tarihli ve 30008 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2017/9973 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın 4 üncü maddesinde, bankalar ve finansman şirketleri dışında, Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları Türk Lirası kredilerde (fiduciary işlemler hariç) KKDF kesintisi oranı; ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda %1 (yüzde bir), bir yıl ve üzeri olanlarda % 0 (yüzde sıfır) olarak tespit edilmiştir.

Diğer taraftan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 143 üncü maddesinde, "... Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri ile 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden istisnadır" hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla, anılan şirketin … Bankasından kullanacağı yedi yıl vadeli TL cinsi yurt dışı kredi üzerinden KKDF kesintisi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

 

                                                                                          Başkan a.

 

 

İçerik 1:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı         

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[309]-E.58630

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

İlgi      : … tarihli ve … sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde yer alan … Varlık Yönetim A.Ş.'nin … tarihli … sayılı özelge talep formunda, şirketlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 143 maddesi kapsamında beş yıl boyunca ../../2021 tarihine kadar tüm işlemlerinin kaynak kullanımını destekleme fonundan (KKDF) istisna edilmesi gerektiği belirtilerek … Bankasından kullanılacak yedi yıl vadeli TL cinsi yurt dışı kredi üzerinden beşinci yılın sonundan vade sonuna kadar KKDF kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 3/a maddesi uyarınca KKDF kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya on beş puana kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Öte yandan, 15/3/2017 tarihli ve 30008 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2017/9973 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın 4 üncü maddesinde, bankalar ve finansman şirketleri dışında, Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları Türk Lirası kredilerde (fiduciary işlemler hariç) KKDF kesintisi oranı; ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda %1 (yüzde bir), bir yıl ve üzeri olanlarda % 0 (yüzde sıfır) olarak tespit edilmiştir.

Diğer taraftan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 143 üncü maddesinde, "... Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri ile 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden istisnadır" hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla, anılan şirketin … Bankasından kullanacağı yedi yıl vadeli TL cinsi yurt dışı kredi üzerinden KKDF kesintisi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

 

                                                                                          Başkan a.

 

 

İçerik 2:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı         

 

Sayı  : 70903105-165.01.03[309]-E.58630

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

İlgi      : … tarihli ve … sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ekinde yer alan … Varlık Yönetim A.Ş.'nin … tarihli … sayılı özelge talep formunda, şirketlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 143 maddesi kapsamında beş yıl boyunca ../../2021 tarihine kadar tüm işlemlerinin kaynak kullanımını destekleme fonundan (KKDF) istisna edilmesi gerektiği belirtilerek … Bankasından kullanılacak yedi yıl vadeli TL cinsi yurt dışı kredi üzerinden beşinci yılın sonundan vade sonuna kadar KKDF kesintisi yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 3/a maddesi uyarınca KKDF kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya on beş puana kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Öte yandan, 15/3/2017 tarihli ve 30008 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2017/9973 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kararın 4 üncü maddesinde, bankalar ve finansman şirketleri dışında, Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları Türk Lirası kredilerde (fiduciary işlemler hariç) KKDF kesintisi oranı; ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda %1 (yüzde bir), bir yıl ve üzeri olanlarda % 0 (yüzde sıfır) olarak tespit edilmiştir.

Diğer taraftan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 143 üncü maddesinde, "... Bu Kanun kapsamında kurulan varlık yönetim şirketleri ile 4743 sayılı Malî Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 3 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulan varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden istisnadır" hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla, anılan şirketin … Bankasından kullanacağı yedi yıl vadeli TL cinsi yurt dışı kredi üzerinden KKDF kesintisi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

 

 

                                                                                          Başkan a.

 

 

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı: 70903105-165.01.03[311]-E.58632                                        04.05.2018

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

İlgi      : … tarihli dilekçeniz

İlgide kayıtlı dilekçenizde, şirketinizin ortaklık yapısının … (%60), … Ltd. … (%30) ve … Corporation (%10) isimli şirketlerden oluştuğu, şirketinizin … yatırımı kapsamında ../../2014 tarihinde sözleşmesi imzalanan ve …'ten kullanılan 20.. yılı vadeli USD cinsinden yurt dışı kredisinin bulunduğu, söz konusu kredinin mevcut ortaklık oranları dahilinde ve aynı sözleşme şartlarında … A.Ş.'ye ve … Ltd. …'ye sermayeye eklenmek üzere temlikinin düşünüldüğü belirtilerek sermaye artırımında kullanılan yurt dışı kredi kısmı üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 3/a maddesi uyarınca KKDF kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya on beş puana kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Öte yandan, 1/1/2013 tarihli ve 28515 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11 inci maddesinde, bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde (fiduciary işlemler hariç);

-ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda % 3,

-ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl dahil) ile 2 yıl arasında olanlarda % 1,

-ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl dahil) ile 3 yıl arasında olanlarda % 0,5,

-ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl dahil) ve üzerinde olanlarda % 0

oranında KKDF kesintisi yapılacağı karara bağlanmıştır.

Diğer taraftan, ../../2003 tarihli ve 25333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2003/6660 sayılı Kararname Eki Karar'da, asgari vadesi bir yıl ve üzerinde olup, yurt dışından alınan döviz kredileri ve yatırım teşvik belgesi kapsamında kullanılan kredilerden; vadesi dolmadan önce krediyi kullananlar tarafından, kısmen veya tamamen sermaye artırımında kullanılmak suretiyle kapatılması veya sermaye artırımında kullanılmak üzere gerçek veya tüzel kişilere devir ve temlikinin yapılması halinde KKDF kesintisi yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre; yurt dışından sağlanan 20.. yılı vadeli döviz cinsinden kredinin sermayeye eklenmek suretiyle mevzuata uygun şekilde kapatılması halinde sermaye artırımında kullanılan kredi kısmı üzerinden KKDF kesintisi yapılmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

Başkan a.

 

 

İçerik 1:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı: 70903105-165.01.03[311]-E.58632                                        04.05.2018

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

İlgi      : … tarihli dilekçeniz

İlgide kayıtlı dilekçenizde, şirketinizin ortaklık yapısının … (%60), … Ltd. … (%30) ve … Corporation (%10) isimli şirketlerden oluştuğu, şirketinizin … yatırımı kapsamında ../../2014 tarihinde sözleşmesi imzalanan ve …'ten kullanılan 20.. yılı vadeli USD cinsinden yurt dışı kredisinin bulunduğu, söz konusu kredinin mevcut ortaklık oranları dahilinde ve aynı sözleşme şartlarında … A.Ş.'ye ve … Ltd. …'ye sermayeye eklenmek üzere temlikinin düşünüldüğü belirtilerek sermaye artırımında kullanılan yurt dışı kredi kısmı üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 3/a maddesi uyarınca KKDF kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya on beş puana kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Öte yandan, 1/1/2013 tarihli ve 28515 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11 inci maddesinde, bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde (fiduciary işlemler hariç);

-ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda % 3,

-ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl dahil) ile 2 yıl arasında olanlarda % 1,

-ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl dahil) ile 3 yıl arasında olanlarda % 0,5,

-ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl dahil) ve üzerinde olanlarda % 0

oranında KKDF kesintisi yapılacağı karara bağlanmıştır.

Diğer taraftan, ../../2003 tarihli ve 25333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2003/6660 sayılı Kararname Eki Karar'da, asgari vadesi bir yıl ve üzerinde olup, yurt dışından alınan döviz kredileri ve yatırım teşvik belgesi kapsamında kullanılan kredilerden; vadesi dolmadan önce krediyi kullananlar tarafından, kısmen veya tamamen sermaye artırımında kullanılmak suretiyle kapatılması veya sermaye artırımında kullanılmak üzere gerçek veya tüzel kişilere devir ve temlikinin yapılması halinde KKDF kesintisi yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre; yurt dışından sağlanan 20.. yılı vadeli döviz cinsinden kredinin sermayeye eklenmek suretiyle mevzuata uygun şekilde kapatılması halinde sermaye artırımında kullanılan kredi kısmı üzerinden KKDF kesintisi yapılmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

Başkan a.

 

 

İçerik 2:

T.C.HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

 

Sayı: 70903105-165.01.03[311]-E.58632                                        04.05.2018

Konu: Muafiyet ve İstisnalar

 

İlgi      : … tarihli dilekçeniz

İlgide kayıtlı dilekçenizde, şirketinizin ortaklık yapısının … (%60), … Ltd. … (%30) ve … Corporation (%10) isimli şirketlerden oluştuğu, şirketinizin … yatırımı kapsamında ../../2014 tarihinde sözleşmesi imzalanan ve …'ten kullanılan 20.. yılı vadeli USD cinsinden yurt dışı kredisinin bulunduğu, söz konusu kredinin mevcut ortaklık oranları dahilinde ve aynı sözleşme şartlarında … A.Ş.'ye ve … Ltd. …'ye sermayeye eklenmek üzere temlikinin düşünüldüğü belirtilerek sermaye artırımında kullanılan yurt dışı kredi kısmı üzerinden kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) kesintisi yapılıp yapılmayacağı hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 3/a maddesi uyarınca KKDF kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya on beş puana kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Öte yandan, 1/1/2013 tarihli ve 28515 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 11 inci maddesinde, bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde (fiduciary işlemler hariç);

-ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda % 3,

-ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl dahil) ile 2 yıl arasında olanlarda % 1,

-ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl dahil) ile 3 yıl arasında olanlarda % 0,5,

-ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl dahil) ve üzerinde olanlarda % 0

oranında KKDF kesintisi yapılacağı karara bağlanmıştır.

Diğer taraftan, ../../2003 tarihli ve 25333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2003/6660 sayılı Kararname Eki Karar'da, asgari vadesi bir yıl ve üzerinde olup, yurt dışından alınan döviz kredileri ve yatırım teşvik belgesi kapsamında kullanılan kredilerden; vadesi dolmadan önce krediyi kullananlar tarafından, kısmen veya tamamen sermaye artırımında kullanılmak suretiyle kapatılması veya sermaye artırımında kullanılmak üzere gerçek veya tüzel kişilere devir ve temlikinin yapılması halinde KKDF kesintisi yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre; yurt dışından sağlanan 20.. yılı vadeli döviz cinsinden kredinin sermayeye eklenmek suretiyle mevzuata uygun şekilde kapatılması halinde sermaye artırımında kullanılan kredi kısmı üzerinden KKDF kesintisi yapılmaması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

Başkan a.

 

 

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

 

Sayı: 39044742-130[BSMV-Özelge]-453787                                 11.05.2018

Konu: Finansal Kiralama Kapsamında

Edinilen Konut İçin Kullanılan

Kredinin BSMV ve KKDF İstisnası

 

İlgi  : … tarih ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz

İlgide kayıtlı özelge talep formunda,

- Şirketinizin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan almış olduğu faaliyet izni ile finansal kiralama sektöründe konut finansmanı faaliyetinde bulunduğu, bu kapsamda bir müşteriniz ile konut edinimine ilişkin finansal kiralama sözleşmesi imzaladığınız, yasa gereği söz konusu konutun mülkiyetinin şirketinizde olduğu ancak finansal kiralama sözleşme süresi sonunda konutun müşterinize teslimi ve devrinin gerçekleştirileceği,

- Müşterinizin 30 aylık belirlenen ödeme planının 11 inci taksitini bankadan konut kredisi kullanmak suretiyle ödemeyi planladığı ve şirketiniz ile kredi kullanılacak banka arasında imzalanacak garantörlük sözleşmesi çerçevesinde şirketiniz tarafından finansal kiralama sözleşmesi sonunda konutun müşterinize devriyle eş zamanlı olarak söz konusu banka lehine ipotek tesis edileceğinin garantörlüğünün verileceği,

- Kredi kullanılacak banka tarafından kredi konusu konutun tapusu şirketiniz üzerindeyken bu konuta ipotek tesis edilmesi durumunda anılan kredinin konut kredisi olma özelliğini kaybedeceğinin bildirildiği

belirtilerek söz konusu konutun tapusu şirketiniz üzerindeyken bu konuta banka tarafından ipotek tesis edilmesi halinde kullanılan kredinin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) ve kaynak kullanımını destekleme fonundan (KKDF) istisna olup olmayacağı hususunda görüş talep edilmektedir.

I- BSMV YÖNÜNDEN:

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde; "Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir." hükmü bulunmaktadır.

Mezkur Kanunun "İstisnalar" başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (y) bendinde; "İpotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar" BSMV'den istisna tutulmuştur.

Öte yandan, 30/12/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması ve bu kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kredi kullandırılmasıdır. Konut finansmanı kuruluşları, konut finansmanı fonları ve ipotek finansmanı kuruluşlarının bu kredilere ve alacaklara dayalı veya bunların teminatı altındaki işlemleri de bu kapsamdadır." hükmü, 139 uncu maddesinde ise "28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Mevzuatta 2499 sayılı Kanun hükümlerine yapılan atıflar, bu Kanunun ilgili hükümlerine yapılmış sayılır." hükmü bulunmaktadır.

Bu hükümlere göre, ipotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 6362 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe aldıkları paralar BSMV'den istisnadır.

Öte yandan, Sermaye Piyasası Kurulu ile yapılan yazışma sonucu alınan 22/10/2008 tarihli ve 16736 sayılı yazıda, Kurul Karar Organının 26/09/2008 tarihli ve 26/1059 sayılı Kararında, "Kredi konusu konutun ipotek alınmadan nakit karşılığı kullandırılması halinde, kredinin "konut kredisi" niteliğinden ziyade standart bir "tüketici kredisi" niteliği taşıyacağı, bu itibarla konut finansmanı kapsamından çıkacağı, zira Sermaye Piyasası Kanununa eklenen 38/A maddesi uyarınca "konut edinimi amacıyla kredi kullandırılması" konut finansmanı kapsamına alınırken, kredi kurumuna tüketicinin kredi kullanma amacını tespit etme yükümlülüğünün getirildiği, kredi kullanma amacının tespitinde en önemli unsurun ipotek olduğu düşünüldüğünde, ancak ipotek teminatlı kredilerin konut finansmanı kapsamında değerlendirilebileceği…" hususlarının Bakanlığımıza bildirilmesine karar verildiği belirtilmektedir.

Ayrıca, 84 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "1-c) Sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması" başlıklı bölümünde, "Konut finansmanı kuruluşları tarafından tüketicilere, sahip oldukları konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralar, BSMV den istisnadır. Ancak, tüketicinin kendisinin sahip olmadığı konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralara BSMV istisnası uygulanması mümkün değildir." açıklaması yer almaktadır.

Bu kapsamda, münhasıran ipotekle teminat altına alınmış olan kredilerin BSMV istisnasından yararlanması mümkün olup, ipotekle teminat altına alınmamış kredilerden ise BSMV hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca, teminat olarak sadece kredi kullanıcısına ait kredi konusu veya başka bir konutun ipotek edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, üçüncü kişilere ait olan konutların ipotek edilmesi durumunda, kullanılacak kredilerin BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

II- KKDF YÖNÜNDEN:

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye İlişkin KKDF Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 (sıfır) oranında KKDF kesintisi yapılması karara bağlanmıştır.

Aynı Tebliğin 3 üncü maddesinin 2 numaralı fıkrasında, konut ve yapı tasarrufu kredileri ile gerçek kişilere kendi ihtiyaçları için kullandırılan konut inşaat kredileri KKDF kesintisi yapılmayacak işlemler arasında sayılmıştır.

Ayrıca, 2 Seri No.lu KKDF Kesintisi Sirkülerinde konut finansmanı kapsamında kullandırılacak kredilerin KKDF kesintisi karşısındaki durumu hakkında açıklamalar yer almaktadır.

Bu kapsamda, münhasıran ipotekle teminat altına alınmış olan kredilerin fon kesintisi yapılmayan konut kredisi mahiyetinde değerlendirilmesi mümkün olup, ipotekle teminat altına alınmamış kredilerden ise KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir. Ayrıca, teminat olarak sadece kredi kullanıcısına ait kredi konusu veya başka bir konutun ipotek edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, üçüncü kişilere ait olan konutların ipotek edilmesi durumunda, kullanılacak kredilerin KKDF kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

Vergi Dairesi Başkanı a.

 

İçerik 1:

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

 

Sayı: 39044742-130[BSMV-Özelge]-453787                                 11.05.2018

Konu: Finansal Kiralama Kapsamında

Edinilen Konut İçin Kullanılan

Kredinin BSMV ve KKDF İstisnası

 

İlgi  : … tarih ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz

İlgide kayıtlı özelge talep formunda,

- Şirketinizin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan almış olduğu faaliyet izni ile finansal kiralama sektöründe konut finansmanı faaliyetinde bulunduğu, bu kapsamda bir müşteriniz ile konut edinimine ilişkin finansal kiralama sözleşmesi imzaladığınız, yasa gereği söz konusu konutun mülkiyetinin şirketinizde olduğu ancak finansal kiralama sözleşme süresi sonunda konutun müşterinize teslimi ve devrinin gerçekleştirileceği,

- Müşterinizin 30 aylık belirlenen ödeme planının 11 inci taksitini bankadan konut kredisi kullanmak suretiyle ödemeyi planladığı ve şirketiniz ile kredi kullanılacak banka arasında imzalanacak garantörlük sözleşmesi çerçevesinde şirketiniz tarafından finansal kiralama sözleşmesi sonunda konutun müşterinize devriyle eş zamanlı olarak söz konusu banka lehine ipotek tesis edileceğinin garantörlüğünün verileceği,

- Kredi kullanılacak banka tarafından kredi konusu konutun tapusu şirketiniz üzerindeyken bu konuta ipotek tesis edilmesi durumunda anılan kredinin konut kredisi olma özelliğini kaybedeceğinin bildirildiği

belirtilerek söz konusu konutun tapusu şirketiniz üzerindeyken bu konuta banka tarafından ipotek tesis edilmesi halinde kullanılan kredinin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) ve kaynak kullanımını destekleme fonundan (KKDF) istisna olup olmayacağı hususunda görüş talep edilmektedir.

I- BSMV YÖNÜNDEN:

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde; "Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir." hükmü bulunmaktadır.

Mezkur Kanunun "İstisnalar" başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (y) bendinde; "İpotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar" BSMV'den istisna tutulmuştur.

Öte yandan, 30/12/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması ve bu kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kredi kullandırılmasıdır. Konut finansmanı kuruluşları, konut finansmanı fonları ve ipotek finansmanı kuruluşlarının bu kredilere ve alacaklara dayalı veya bunların teminatı altındaki işlemleri de bu kapsamdadır." hükmü, 139 uncu maddesinde ise "28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Mevzuatta 2499 sayılı Kanun hükümlerine yapılan atıflar, bu Kanunun ilgili hükümlerine yapılmış sayılır." hükmü bulunmaktadır.

Bu hükümlere göre, ipotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 6362 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe aldıkları paralar BSMV'den istisnadır.

Öte yandan, Sermaye Piyasası Kurulu ile yapılan yazışma sonucu alınan 22/10/2008 tarihli ve 16736 sayılı yazıda, Kurul Karar Organının 26/09/2008 tarihli ve 26/1059 sayılı Kararında, "Kredi konusu konutun ipotek alınmadan nakit karşılığı kullandırılması halinde, kredinin "konut kredisi" niteliğinden ziyade standart bir "tüketici kredisi" niteliği taşıyacağı, bu itibarla konut finansmanı kapsamından çıkacağı, zira Sermaye Piyasası Kanununa eklenen 38/A maddesi uyarınca "konut edinimi amacıyla kredi kullandırılması" konut finansmanı kapsamına alınırken, kredi kurumuna tüketicinin kredi kullanma amacını tespit etme yükümlülüğünün getirildiği, kredi kullanma amacının tespitinde en önemli unsurun ipotek olduğu düşünüldüğünde, ancak ipotek teminatlı kredilerin konut finansmanı kapsamında değerlendirilebileceği…" hususlarının Bakanlığımıza bildirilmesine karar verildiği belirtilmektedir.

Ayrıca, 84 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "1-c) Sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması" başlıklı bölümünde, "Konut finansmanı kuruluşları tarafından tüketicilere, sahip oldukları konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralar, BSMV den istisnadır. Ancak, tüketicinin kendisinin sahip olmadığı konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralara BSMV istisnası uygulanması mümkün değildir." açıklaması yer almaktadır.

Bu kapsamda, münhasıran ipotekle teminat altına alınmış olan kredilerin BSMV istisnasından yararlanması mümkün olup, ipotekle teminat altına alınmamış kredilerden ise BSMV hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca, teminat olarak sadece kredi kullanıcısına ait kredi konusu veya başka bir konutun ipotek edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, üçüncü kişilere ait olan konutların ipotek edilmesi durumunda, kullanılacak kredilerin BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

II- KKDF YÖNÜNDEN:

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye İlişkin KKDF Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 (sıfır) oranında KKDF kesintisi yapılması karara bağlanmıştır.

Aynı Tebliğin 3 üncü maddesinin 2 numaralı fıkrasında, konut ve yapı tasarrufu kredileri ile gerçek kişilere kendi ihtiyaçları için kullandırılan konut inşaat kredileri KKDF kesintisi yapılmayacak işlemler arasında sayılmıştır.

Ayrıca, 2 Seri No.lu KKDF Kesintisi Sirkülerinde konut finansmanı kapsamında kullandırılacak kredilerin KKDF kesintisi karşısındaki durumu hakkında açıklamalar yer almaktadır.

Bu kapsamda, münhasıran ipotekle teminat altına alınmış olan kredilerin fon kesintisi yapılmayan konut kredisi mahiyetinde değerlendirilmesi mümkün olup, ipotekle teminat altına alınmamış kredilerden ise KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir. Ayrıca, teminat olarak sadece kredi kullanıcısına ait kredi konusu veya başka bir konutun ipotek edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, üçüncü kişilere ait olan konutların ipotek edilmesi durumunda, kullanılacak kredilerin KKDF kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

Vergi Dairesi Başkanı a.

 

İçerik 2:

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

 

Sayı: 39044742-130[BSMV-Özelge]-453787                                 11.05.2018

Konu: Finansal Kiralama Kapsamında

Edinilen Konut İçin Kullanılan

Kredinin BSMV ve KKDF İstisnası

 

İlgi  : … tarih ve … evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz

İlgide kayıtlı özelge talep formunda,

- Şirketinizin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan almış olduğu faaliyet izni ile finansal kiralama sektöründe konut finansmanı faaliyetinde bulunduğu, bu kapsamda bir müşteriniz ile konut edinimine ilişkin finansal kiralama sözleşmesi imzaladığınız, yasa gereği söz konusu konutun mülkiyetinin şirketinizde olduğu ancak finansal kiralama sözleşme süresi sonunda konutun müşterinize teslimi ve devrinin gerçekleştirileceği,

- Müşterinizin 30 aylık belirlenen ödeme planının 11 inci taksitini bankadan konut kredisi kullanmak suretiyle ödemeyi planladığı ve şirketiniz ile kredi kullanılacak banka arasında imzalanacak garantörlük sözleşmesi çerçevesinde şirketiniz tarafından finansal kiralama sözleşmesi sonunda konutun müşterinize devriyle eş zamanlı olarak söz konusu banka lehine ipotek tesis edileceğinin garantörlüğünün verileceği,

- Kredi kullanılacak banka tarafından kredi konusu konutun tapusu şirketiniz üzerindeyken bu konuta ipotek tesis edilmesi durumunda anılan kredinin konut kredisi olma özelliğini kaybedeceğinin bildirildiği

belirtilerek söz konusu konutun tapusu şirketiniz üzerindeyken bu konuta banka tarafından ipotek tesis edilmesi halinde kullanılan kredinin banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV) ve kaynak kullanımını destekleme fonundan (KKDF) istisna olup olmayacağı hususunda görüş talep edilmektedir.

I- BSMV YÖNÜNDEN:

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde; "Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir." hükmü bulunmaktadır.

Mezkur Kanunun "İstisnalar" başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (y) bendinde; "İpotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar" BSMV'den istisna tutulmuştur.

Öte yandan, 30/12/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması ve bu kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kredi kullandırılmasıdır. Konut finansmanı kuruluşları, konut finansmanı fonları ve ipotek finansmanı kuruluşlarının bu kredilere ve alacaklara dayalı veya bunların teminatı altındaki işlemleri de bu kapsamdadır." hükmü, 139 uncu maddesinde ise "28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Mevzuatta 2499 sayılı Kanun hükümlerine yapılan atıflar, bu Kanunun ilgili hükümlerine yapılmış sayılır." hükmü bulunmaktadır.

Bu hükümlere göre, ipotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 6362 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe aldıkları paralar BSMV'den istisnadır.

Öte yandan, Sermaye Piyasası Kurulu ile yapılan yazışma sonucu alınan 22/10/2008 tarihli ve 16736 sayılı yazıda, Kurul Karar Organının 26/09/2008 tarihli ve 26/1059 sayılı Kararında, "Kredi konusu konutun ipotek alınmadan nakit karşılığı kullandırılması halinde, kredinin "konut kredisi" niteliğinden ziyade standart bir "tüketici kredisi" niteliği taşıyacağı, bu itibarla konut finansmanı kapsamından çıkacağı, zira Sermaye Piyasası Kanununa eklenen 38/A maddesi uyarınca "konut edinimi amacıyla kredi kullandırılması" konut finansmanı kapsamına alınırken, kredi kurumuna tüketicinin kredi kullanma amacını tespit etme yükümlülüğünün getirildiği, kredi kullanma amacının tespitinde en önemli unsurun ipotek olduğu düşünüldüğünde, ancak ipotek teminatlı kredilerin konut finansmanı kapsamında değerlendirilebileceği…" hususlarının Bakanlığımıza bildirilmesine karar verildiği belirtilmektedir.

Ayrıca, 84 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "1-c) Sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılması" başlıklı bölümünde, "Konut finansmanı kuruluşları tarafından tüketicilere, sahip oldukları konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralar, BSMV den istisnadır. Ancak, tüketicinin kendisinin sahip olmadığı konutların teminatı altında kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınan paralara BSMV istisnası uygulanması mümkün değildir." açıklaması yer almaktadır.

Bu kapsamda, münhasıran ipotekle teminat altına alınmış olan kredilerin BSMV istisnasından yararlanması mümkün olup, ipotekle teminat altına alınmamış kredilerden ise BSMV hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca, teminat olarak sadece kredi kullanıcısına ait kredi konusu veya başka bir konutun ipotek edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, üçüncü kişilere ait olan konutların ipotek edilmesi durumunda, kullanılacak kredilerin BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

II- KKDF YÖNÜNDEN:

12/5/1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye İlişkin KKDF Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesinde; bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (gerçek kişilere ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla kullandırılan krediler) % 15 oranında, diğer kredilerde ise % 0 (sıfır) oranında KKDF kesintisi yapılması karara bağlanmıştır.

Aynı Tebliğin 3 üncü maddesinin 2 numaralı fıkrasında, konut ve yapı tasarrufu kredileri ile gerçek kişilere kendi ihtiyaçları için kullandırılan konut inşaat kredileri KKDF kesintisi yapılmayacak işlemler arasında sayılmıştır.

Ayrıca, 2 Seri No.lu KKDF Kesintisi Sirkülerinde konut finansmanı kapsamında kullandırılacak kredilerin KKDF kesintisi karşısındaki durumu hakkında açıklamalar yer almaktadır.

Bu kapsamda, münhasıran ipotekle teminat altına alınmış olan kredilerin fon kesintisi yapılmayan konut kredisi mahiyetinde değerlendirilmesi mümkün olup, ipotekle teminat altına alınmamış kredilerden ise KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir. Ayrıca, teminat olarak sadece kredi kullanıcısına ait kredi konusu veya başka bir konutun ipotek edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarla, üçüncü kişilere ait olan konutların ipotek edilmesi durumunda, kullanılacak kredilerin KKDF kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

Vergi Dairesi Başkanı a.

 

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 64597866-180[28]-10445                                                      04.05.2018

Konu: Temettü gelirlerinde BSMV uygulaması

 

 

İlgi : 12.07.2017 tarihli özelge talep formunuz.

           

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Şirketinizin ticari işletmeler, bankalar ve bankerler ile yurt dışında kurulu borsalardan elde ettiği temettü gelirlerinin banka ve sigorta muameleleri vergisine (BSMV) tabi olup olmadığı hususunda görüş istenilmektedir.

 

            6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında; "Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım - satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.

 

            90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar..." hükümleri yer almaktadır.

 

            Anılan Kanunun 29 uncu maddesinin;

 

            - (c) bendinde, hususi kanunlarla her türlü vergiden istisna edilmiş olan esham ve tahvillerin, faiz, temettü ve ikramiyeleri ile Merkez Bankasınca ihraç edilen likidite senetlerinden elde edilen faiz gelirlerinin,

 

            - (e) bendinde; bankaların, bankerlerin ve sigorta şirketlerinin sermayelerinin tamamı kendilerine ait veya iştirakleri bulunan sınaî işletmelerden sağladıkları kârların,

 

            - (f) bendinde, bankaların, bankerlerin ve sigorta şirketlerinin sermayelerine iştirak ettikleri banka, banker ve sigorta şirketlerinin bu kanuna göre BSMV'ye tabi muamelelerden mütevellit karlarının

 

            BSMV'den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

 

            Aynı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde ise BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceği hükmü bulunmaktadır.

 

            Diğer taraftan, 22/10/2010 tarihli ve 27737 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "B-2- 6802 Sayılı Kanunun 28 inci Maddesinin İkinci Fıkrasında Belirtilen Muamele ve Hizmetleri Esas İştigal Konusu Olarak Yapanlar" başlıklı bölümünde; emeklilik yatırım fonları, menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıkları, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, vadeli işlem aracılık şirketleri ile merkezi kayıt kuruluşu ve vadeli işlem ve opsiyon borsası gibi kuruluşların 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 32 nci maddesinin verdiği yetki ve izin çerçevesinde menkul kıymetlere ilişkin işlemleri esas faaliyet konusu olarak yaptığı ve bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemlerinin BSMV'ye tabi olduğu açıklanmıştır.

 

            Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapması nedeniyle banker kapsamında BSMV mükellefiyeti bulunan  … Şirketinizin, sermayesine iştirak ettiği yurt içinde kurulu; banka ve sigorta şirketlerinden elde ettiği temettü gelirleri ile bankerlerden elde ettiği bankerlerin BSMV'ye tabi muamelelerine isabet eden temettü gelirleri BSMV'den istisna bulunmaktadır. Öte yandan, … Şirketinizin, yurt içinde kurulu bankerlerden elde ettiği bankerlerin BSMV'ye tabi olmayan işlemlerine isabet eden temettü gelirleri, sınai mahiyette olmayan ticari işletmelerden elde ettiği temettü gelirleri ile yurt dışındaki borsa, banka ve bankerlerden elde ettiği temettü gelirleri üzerinden BSMV hesaplanması gerekmektedir.

 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

Vergi Dairesi Başkanı V.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 64597866-180[28]-10445                                                      04.05.2018

Konu: Temettü gelirlerinde BSMV uygulaması

 

 

İlgi : 12.07.2017 tarihli özelge talep formunuz.

           

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Şirketinizin ticari işletmeler, bankalar ve bankerler ile yurt dışında kurulu borsalardan elde ettiği temettü gelirlerinin banka ve sigorta muameleleri vergisine (BSMV) tabi olup olmadığı hususunda görüş istenilmektedir.

 

            6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında; "Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım - satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.

 

            90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar..." hükümleri yer almaktadır.

 

            Anılan Kanunun 29 uncu maddesinin;

 

            - (c) bendinde, hususi kanunlarla her türlü vergiden istisna edilmiş olan esham ve tahvillerin, faiz, temettü ve ikramiyeleri ile Merkez Bankasınca ihraç edilen likidite senetlerinden elde edilen faiz gelirlerinin,

 

            - (e) bendinde; bankaların, bankerlerin ve sigorta şirketlerinin sermayelerinin tamamı kendilerine ait veya iştirakleri bulunan sınaî işletmelerden sağladıkları kârların,

 

            - (f) bendinde, bankaların, bankerlerin ve sigorta şirketlerinin sermayelerine iştirak ettikleri banka, banker ve sigorta şirketlerinin bu kanuna göre BSMV'ye tabi muamelelerden mütevellit karlarının

 

            BSMV'den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

 

            Aynı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde ise BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceği hükmü bulunmaktadır.

 

            Diğer taraftan, 22/10/2010 tarihli ve 27737 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "B-2- 6802 Sayılı Kanunun 28 inci Maddesinin İkinci Fıkrasında Belirtilen Muamele ve Hizmetleri Esas İştigal Konusu Olarak Yapanlar" başlıklı bölümünde; emeklilik yatırım fonları, menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıkları, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, vadeli işlem aracılık şirketleri ile merkezi kayıt kuruluşu ve vadeli işlem ve opsiyon borsası gibi kuruluşların 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 32 nci maddesinin verdiği yetki ve izin çerçevesinde menkul kıymetlere ilişkin işlemleri esas faaliyet konusu olarak yaptığı ve bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemlerinin BSMV'ye tabi olduğu açıklanmıştır.

 

            Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapması nedeniyle banker kapsamında BSMV mükellefiyeti bulunan  … Şirketinizin, sermayesine iştirak ettiği yurt içinde kurulu; banka ve sigorta şirketlerinden elde ettiği temettü gelirleri ile bankerlerden elde ettiği bankerlerin BSMV'ye tabi muamelelerine isabet eden temettü gelirleri BSMV'den istisna bulunmaktadır. Öte yandan, … Şirketinizin, yurt içinde kurulu bankerlerden elde ettiği bankerlerin BSMV'ye tabi olmayan işlemlerine isabet eden temettü gelirleri, sınai mahiyette olmayan ticari işletmelerden elde ettiği temettü gelirleri ile yurt dışındaki borsa, banka ve bankerlerden elde ettiği temettü gelirleri üzerinden BSMV hesaplanması gerekmektedir.

 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

Vergi Dairesi Başkanı V.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

 BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 64597866-180[28]-10445                                                      04.05.2018

Konu: Temettü gelirlerinde BSMV uygulaması

 

 

İlgi : 12.07.2017 tarihli özelge talep formunuz.

           

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, … Şirketinizin ticari işletmeler, bankalar ve bankerler ile yurt dışında kurulu borsalardan elde ettiği temettü gelirlerinin banka ve sigorta muameleleri vergisine (BSMV) tabi olup olmadığı hususunda görüş istenilmektedir.

 

            6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında; "Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım - satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.

 

            90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar..." hükümleri yer almaktadır.

 

            Anılan Kanunun 29 uncu maddesinin;

 

            - (c) bendinde, hususi kanunlarla her türlü vergiden istisna edilmiş olan esham ve tahvillerin, faiz, temettü ve ikramiyeleri ile Merkez Bankasınca ihraç edilen likidite senetlerinden elde edilen faiz gelirlerinin,

 

            - (e) bendinde; bankaların, bankerlerin ve sigorta şirketlerinin sermayelerinin tamamı kendilerine ait veya iştirakleri bulunan sınaî işletmelerden sağladıkları kârların,

 

            - (f) bendinde, bankaların, bankerlerin ve sigorta şirketlerinin sermayelerine iştirak ettikleri banka, banker ve sigorta şirketlerinin bu kanuna göre BSMV'ye tabi muamelelerden mütevellit karlarının

 

            BSMV'den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.

 

            Aynı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde ise BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceği hükmü bulunmaktadır.

 

            Diğer taraftan, 22/10/2010 tarihli ve 27737 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 87 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "B-2- 6802 Sayılı Kanunun 28 inci Maddesinin İkinci Fıkrasında Belirtilen Muamele ve Hizmetleri Esas İştigal Konusu Olarak Yapanlar" başlıklı bölümünde; emeklilik yatırım fonları, menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıkları, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, vadeli işlem aracılık şirketleri ile merkezi kayıt kuruluşu ve vadeli işlem ve opsiyon borsası gibi kuruluşların 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 32 nci maddesinin verdiği yetki ve izin çerçevesinde menkul kıymetlere ilişkin işlemleri esas faaliyet konusu olarak yaptığı ve bunların 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemlerinin BSMV'ye tabi olduğu açıklanmıştır.

 

            Buna göre, 6802 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen işlemleri esas iştigal konusu olarak yapması nedeniyle banker kapsamında BSMV mükellefiyeti bulunan  … Şirketinizin, sermayesine iştirak ettiği yurt içinde kurulu; banka ve sigorta şirketlerinden elde ettiği temettü gelirleri ile bankerlerden elde ettiği bankerlerin BSMV'ye tabi muamelelerine isabet eden temettü gelirleri BSMV'den istisna bulunmaktadır. Öte yandan, … Şirketinizin, yurt içinde kurulu bankerlerden elde ettiği bankerlerin BSMV'ye tabi olmayan işlemlerine isabet eden temettü gelirleri, sınai mahiyette olmayan ticari işletmelerden elde ettiği temettü gelirleri ile yurt dışındaki borsa, banka ve bankerlerden elde ettiği temettü gelirleri üzerinden BSMV hesaplanması gerekmektedir.

 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

Vergi Dairesi Başkanı V.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 39044742-180-143728

Konu : Elektronik para transferi hizmetinin vergilendirilmesi ve belgelendirilmesi

…..

İlgi : ..… tarihli ve ….. evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin 6493 sayılı "Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun" kapsamında para transferi ve ödemeye aracılık faaliyetinde bulunduğu, ödeme kuruluşlarının ödeme hizmetlerinde bulunmasının anılan Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) iznine tabi olduğu, bu kapsamda Şirketinizce Türkiye'de ödeme hizmeti sağlamak ve lisans almak üzere BDDK'ya faaliyet izni başvurusunda bulunmak için gerekli hazırlıkların tamamlandığı belirtilerek, söz konusu hizmetin katma değer vergisi (KDV) veya banka ve sigorta muameleleri vergisinden (BSMV) hangisine tabi olduğu ile dekont düzenlemek suretiyle belgelendirmenin yapılıp yapılamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşleri talep edilmektedir.

Vergi Usul Kanunu Yönünden

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış, 229 uncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır.

Öte yandan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde "Banka"nın, mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını ifade edeceği hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 243 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "Bankalar Tarafından Düzenlenecek Belgeler" başlıklı (A) bölümünde ise; bankaların, döviz alım satım işlemleri ile menkul kıymetler borsasında aracı kurum sıfatıyla müşterileri adına yaptıkları menkul kıymet alım satımları hariç olmak üzere, yaptıkları bütün hizmetler veya satışlar dolayısıyla lehlerine tahakkuk edecek tutarları Tebliğde belirtilen şartlara uygun olarak fatura yerine düzenleyecekleri dekontlarla belgeleyecekleri belirtilmiştir.

435 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "Finansman Şirketlerinin Düzenleyeceği Belge" başlıklı (2.) bölümünde ise 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve

Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansman şirketlerinin BSMV'ye tabi bütün hizmet veya satışlarını fatura yerine geçmek üzere düzenleyecekleri dekontlarla tevsik edecekleri düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre, banka veya finansman şirketi olarak faaliyet göstermeyen, 6493 sayılı Kanun kapsamında ödeme kuruluşu olarak faaliyette bulunan/bulunacak olan Şirketinizin teslim ve hizmetlerinin fatura düzenlenmek suretiyle belgelendirilmesi gerekmektedir.

Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Yönünden

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde, "Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'na göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.

90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar..." hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde, BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceği, 31 inci maddesinde ise BSMV'nin matrahının 28 inci maddede yazılı paraların tutarı olduğu hüküm altına alınmıştır.

Konu hakkında 11.03.2017 tarihli ve 30004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 91 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının mükellefiyeti ve matrah" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, "6493 sayılı Kanun uyarınca esas itibariyle BDDK tarafından verilen izin çerçevesinde ve bu Kurum denetimine tabi olarak gerçekleştirilen ödeme hizmetleri, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen banka muamele ve hizmetlerinden olduğundan, bu işlemleri anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre esas iştigal konusu olarak yapan elektronik para ve ödeme kuruluşlarının banker kapsamında BSMV mükellefiyeti doğar." açıklaması yer almaktadır. Öte yandan, anılan Tebliğin muhtelif maddelerinde farklı ödemeye aracılık işlemlerinin ne şekilde vergilendirileceğine ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Buna göre, 6493 sayılı Kanun kapsamında para havalesi ve ödemeye aracılık faaliyetinde bulunan/bulunacak olan Şirketinizin sunduğu söz konusu ödeme hizmetleri karşılığında lehe aldığı tutarların 91 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Vergi Dairesi Başkanı a.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 39044742-180-143728

Konu : Elektronik para transferi hizmetinin vergilendirilmesi ve belgelendirilmesi

…..

İlgi : ..… tarihli ve ….. evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin 6493 sayılı "Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun" kapsamında para transferi ve ödemeye aracılık faaliyetinde bulunduğu, ödeme kuruluşlarının ödeme hizmetlerinde bulunmasının anılan Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) iznine tabi olduğu, bu kapsamda Şirketinizce Türkiye'de ödeme hizmeti sağlamak ve lisans almak üzere BDDK'ya faaliyet izni başvurusunda bulunmak için gerekli hazırlıkların tamamlandığı belirtilerek, söz konusu hizmetin katma değer vergisi (KDV) veya banka ve sigorta muameleleri vergisinden (BSMV) hangisine tabi olduğu ile dekont düzenlemek suretiyle belgelendirmenin yapılıp yapılamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşleri talep edilmektedir.

Vergi Usul Kanunu Yönünden

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış, 229 uncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır.

Öte yandan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde "Banka"nın, mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını ifade edeceği hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 243 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "Bankalar Tarafından Düzenlenecek Belgeler" başlıklı (A) bölümünde ise; bankaların, döviz alım satım işlemleri ile menkul kıymetler borsasında aracı kurum sıfatıyla müşterileri adına yaptıkları menkul kıymet alım satımları hariç olmak üzere, yaptıkları bütün hizmetler veya satışlar dolayısıyla lehlerine tahakkuk edecek tutarları Tebliğde belirtilen şartlara uygun olarak fatura yerine düzenleyecekleri dekontlarla belgeleyecekleri belirtilmiştir.

435 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "Finansman Şirketlerinin Düzenleyeceği Belge" başlıklı (2.) bölümünde ise 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve

Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansman şirketlerinin BSMV'ye tabi bütün hizmet veya satışlarını fatura yerine geçmek üzere düzenleyecekleri dekontlarla tevsik edecekleri düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre, banka veya finansman şirketi olarak faaliyet göstermeyen, 6493 sayılı Kanun kapsamında ödeme kuruluşu olarak faaliyette bulunan/bulunacak olan Şirketinizin teslim ve hizmetlerinin fatura düzenlenmek suretiyle belgelendirilmesi gerekmektedir.

Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Yönünden

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde, "Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'na göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.

90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar..." hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde, BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceği, 31 inci maddesinde ise BSMV'nin matrahının 28 inci maddede yazılı paraların tutarı olduğu hüküm altına alınmıştır.

Konu hakkında 11.03.2017 tarihli ve 30004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 91 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının mükellefiyeti ve matrah" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, "6493 sayılı Kanun uyarınca esas itibariyle BDDK tarafından verilen izin çerçevesinde ve bu Kurum denetimine tabi olarak gerçekleştirilen ödeme hizmetleri, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen banka muamele ve hizmetlerinden olduğundan, bu işlemleri anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre esas iştigal konusu olarak yapan elektronik para ve ödeme kuruluşlarının banker kapsamında BSMV mükellefiyeti doğar." açıklaması yer almaktadır. Öte yandan, anılan Tebliğin muhtelif maddelerinde farklı ödemeye aracılık işlemlerinin ne şekilde vergilendirileceğine ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Buna göre, 6493 sayılı Kanun kapsamında para havalesi ve ödemeye aracılık faaliyetinde bulunan/bulunacak olan Şirketinizin sunduğu söz konusu ödeme hizmetleri karşılığında lehe aldığı tutarların 91 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Vergi Dairesi Başkanı a.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü

 

Sayı : 39044742-180-143728

Konu : Elektronik para transferi hizmetinin vergilendirilmesi ve belgelendirilmesi

…..

İlgi : ..… tarihli ve ….. evrak kayıt numaralı özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Şirketinizin 6493 sayılı "Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun" kapsamında para transferi ve ödemeye aracılık faaliyetinde bulunduğu, ödeme kuruluşlarının ödeme hizmetlerinde bulunmasının anılan Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) iznine tabi olduğu, bu kapsamda Şirketinizce Türkiye'de ödeme hizmeti sağlamak ve lisans almak üzere BDDK'ya faaliyet izni başvurusunda bulunmak için gerekli hazırlıkların tamamlandığı belirtilerek, söz konusu hizmetin katma değer vergisi (KDV) veya banka ve sigorta muameleleri vergisinden (BSMV) hangisine tabi olduğu ile dekont düzenlemek suretiyle belgelendirmenin yapılıp yapılamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşleri talep edilmektedir.

Vergi Usul Kanunu Yönünden

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsikinin mecburi olduğu hükme bağlanmış, 229 uncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır.

Öte yandan, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde "Banka"nın, mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını ifade edeceği hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 243 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "Bankalar Tarafından Düzenlenecek Belgeler" başlıklı (A) bölümünde ise; bankaların, döviz alım satım işlemleri ile menkul kıymetler borsasında aracı kurum sıfatıyla müşterileri adına yaptıkları menkul kıymet alım satımları hariç olmak üzere, yaptıkları bütün hizmetler veya satışlar dolayısıyla lehlerine tahakkuk edecek tutarları Tebliğde belirtilen şartlara uygun olarak fatura yerine düzenleyecekleri dekontlarla belgeleyecekleri belirtilmiştir.

435 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "Finansman Şirketlerinin Düzenleyeceği Belge" başlıklı (2.) bölümünde ise 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve

Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansman şirketlerinin BSMV'ye tabi bütün hizmet veya satışlarını fatura yerine geçmek üzere düzenleyecekleri dekontlarla tevsik edecekleri düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre, banka veya finansman şirketi olarak faaliyet göstermeyen, 6493 sayılı Kanun kapsamında ödeme kuruluşu olarak faaliyette bulunan/bulunacak olan Şirketinizin teslim ve hizmetlerinin fatura düzenlenmek suretiyle belgelendirilmesi gerekmektedir.

Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi Yönünden

6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinde, "Banka ve sigorta şirketlerinin 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'na göre yaptıkları işlemler hariç olmak üzere, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine tabidir.

Bankerlerin yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar (kendileri veya başkaları hesabına menkul kıymet alıp satmayı, alım satıma tavassut etmeyi veya alıp sattıkları menkul kıymet karşılığı borçları ödemeyi taahhüt etmeyi meslek haline getirenlerin bu faaliyetleri dolayısıyla lehlerine kalan paralar ile mevduat faizi vermek veya sair adlarla faiz ve benzeri menfaatler sağlamak üzere devamlı olarak para toplama işiyle uğraşanların topladıkları paralara sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar dahil) da banka muameleleri vergisine tabidir.

90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre ikraz işleriyle uğraşanlarla ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini esas iştigal konusu olarak yapanlar bu Kanunun uygulanmasında banker sayılırlar..." hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun mükellefi belirleyen 30 uncu maddesinde, BSMV'yi banka ve bankerlerle sigorta şirketlerinin ödeyeceği, 31 inci maddesinde ise BSMV'nin matrahının 28 inci maddede yazılı paraların tutarı olduğu hüküm altına alınmıştır.

Konu hakkında 11.03.2017 tarihli ve 30004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 91 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinin "Elektronik para ve ödeme kuruluşlarının mükellefiyeti ve matrah" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, "6493 sayılı Kanun uyarınca esas itibariyle BDDK tarafından verilen izin çerçevesinde ve bu Kurum denetimine tabi olarak gerçekleştirilen ödeme hizmetleri, 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen banka muamele ve hizmetlerinden olduğundan, bu işlemleri anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre esas iştigal konusu olarak yapan elektronik para ve ödeme kuruluşlarının banker kapsamında BSMV mükellefiyeti doğar." açıklaması yer almaktadır. Öte yandan, anılan Tebliğin muhtelif maddelerinde farklı ödemeye aracılık işlemlerinin ne şekilde vergilendirileceğine ilişkin ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Buna göre, 6493 sayılı Kanun kapsamında para havalesi ve ödemeye aracılık faaliyetinde bulunan/bulunacak olan Şirketinizin sunduğu söz konusu ödeme hizmetleri karşılığında lehe aldığı tutarların 91 Seri No.lu Gider Vergileri Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde BSMV'ye tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Vergi Dairesi Başkanı a.

Sayfalar