Buradasınız

Güncel Tebliğler

Resmi Gazete No: 30451 Resmi Gazete Tarihi: Perşembe, 14 Haziran, 2018 Adı: UID:
İçerik:

MADDE 1 – 30/6/2007 tarihli ve 26568 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra No: 1’in Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan “IV. Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı” başlıklı bölümünün;

a) (1) numaralı alt bölümünün ikinci paragrafının ikinci cümlesi “Ayrıca, maddede amme alacaklarından önce tesis edilmiş olan rehnin amme alacaklarının önceliğine etkisi hakkında özel düzenlemeler yapılmıştır.” şeklinde değiştirilmiştir.

b) (2) numaralı alt bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki (3) numaralı alt bölüm eklenmiş ve diğer bölüm numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.

3. 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 47 nci maddesiyle “Gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan sonra gelir.” şeklini almıştır.

Yapılan bu değişiklik sonrasında malın aynından doğan amme alacaklarının genel bütçeye gelir kaydedilip kaydedilmediği, bu alacaklar nedeniyle haciz tatbik edilip edilmediği hususları da dikkate alınarak öncelik hakkının belirlenmesi gerekmektedir.

Buna göre,

a) Malın aynından doğan alacağın genel bütçe geliri olması ve amme alacağı için haciz tatbik edilmiş olması halinde söz konusu amme alacağı;

- mal üzerindeki rehin şerhi ilk sırada ise Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince rehinden sonra gelmek üzere öncelik hakkına sahip olacaktır.

- mal üzerindeki rehin şerhinin ilk sırada olmaması halinde, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince, ilk sırada yer alan üçüncü şahsın haczine iştirak edecektir.

b) Malın aynından doğan alacağın genel bütçe geliri olmasına rağmen bu alacak için haciz tatbik edilmemiş olması durumunda söz konusu amme alacağı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince rehinden sonra gelmek üzere öncelik hakkına sahip olacaktır.

c) Malın aynından doğan alacağın emlak vergisi gibi genel bütçe geliri olmaması halinde bu alacağın rehinden önceki hacze iştirak hakkı bulunmamaktadır. Bu alacak için rehinden önce haciz tatbik edilmemiş olması durumunda rehinden sonra öncelikli alacak olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 21 inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yapılan ve malın aynından doğan amme alacaklarının öncelik hakkını etkileyen bu değişiklik, rehnin varlığı halinde dikkate alınacak olup, rehnin bulunmadığı hallerde aynından doğan amme alacakları her halükarda öncelikli alacak olarak dikkate alınacaktır. Dolayısıyla, malın satış bedelinden ilk sırada yer alan üçüncü şahsın haczinden önce aynından doğan amme alacaklarına pay ayrılacaktır.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin Birinci Kısım, İkinci Bölüm “VIII. Limited Şirketlerin Amme Borçları” başlıklı bölümünün (3) numaralı alt bölümünün altıncı paragrafının son cümlesi “Bu durumda ortaklık payının devredildiği tarih olarak; devrin ortaklar genel kurulu tarafından onaylanmış veya onaylanmış sayılması halinde onay tarihinin, şirket sözleşmesinde ortaklık payının devri için ortaklar genel kurulu onayının aranmadığı durumlarda noter tasdikli devir sözleşmesi tarihinin esas alınması gerekmektedir.” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – Aynı Tebliğin İkinci Kısım, Birinci Bölüm “VI- Haciz” başlıklı bölümünün “2. Mal varlığı araştırması” başlıklı alt bölümünde yer alan (b) bölümünün onuncu paragrafının sonuna “2918 sayılı Kanunun Ek 18 inci maddesine göre araç sicilinin Türkiye Noterler Birliğince tutulmaya başlanılması halinde, araçlara ilişkin yapılacak malvarlığı araştırması işlemleri buna göre sürdürülecektir.” cümlesi eklenmiştir.

MADDE 4 – Aynı Tebliğin İkinci Kısım, Birinci Bölüm “XI- Haczedilen Malların Paraya Çevrilmesi” başlıklı bölümden sonra gelmek üzere “XII- Bazı Hallerde Haczin Kaldırılması” başlıklı aşağıdaki bölüm eklenmiş ve sonraki bölüm başlığının numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.

XII- Bazı Hallerde Haczin Kaldırılması

1. 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesiyle 6183 sayılı Kanuna “Bazı hallerde haczin kaldırılması” başlıklı 74/A maddesi eklenmiş ve madde 1/4/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Madde ile Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince amme alacağına karşılık haczedilmiş olan mallar üzerindeki haczin, maddede sayılan şartların sağlanması halinde, kaldırılmasına imkan sağlanmaktadır.

2. Anılan maddeye göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairesince mahcuz mal üzerindeki haczin kaldırılması için;

a) İlk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine borçlunun (malın üçüncü şahsa ait olması halinde borçlu veya üçüncü şahsın) yazılı olarak müracaatta bulunması,

b) Mahcuz malın 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan menkul ve gayrimenkul mallardan olması,

c) Mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi,

ç) Mahcuz mala ilişkin takip masraflarının ayrıca ödenmesi,

d) Hacze karşı dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi,

gerekmektedir.

Örnek 1- Borçlunun Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Ostim ve Yeğenbey ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairelerine olan borçlarından dolayı sahip olduğu gayrimenkul üç vergi dairesince de haczedilmiştir. İlk haciz Ostim Vergi Dairesince tatbik edilmiştir. Buna göre, madde hükmünden yararlanmak isteyen borçlunun Ostim Vergi Dairesine başvuruda bulunması gerekmektedir.

3. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinde haczedilen malın değer tespitinin 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir.

Buna göre, haczedilen mala karşılık ödenecek tutarın tahsil dairesince belirlenebilmesi için öncelikle 6183 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre değer tespitinin yapılması gerekmektedir. Ancak, 74/A maddesine istinaden haczi kaldırılacak menkul mallar için yapılacak değer tespiti sırasında tahsil dairesince her halükarda bilirkişiye değer biçtirilecektir.

4. Madde kapsamında haczin kaldırılabilmesi için mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının ve hacizli mala ilişkin yapılan takip masraflarının ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, mahcuz mal üzerinde haczi bulunan diğer tahsil dairelerinin yapmış olduğu takip masraflarının da tahsil edilmesi gerektiğinden, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesince ilgili dairelerden gerekli bilgi temin edilecektir.

5. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde “2. Mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi (Şu kadar ki, madde kapsamında ödenecek tutar, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan ödeme zamanı gelmiş, tecil edilmiş veya muacceliyet kesbetmiş borçların toplamından fazla olamaz.).” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm çerçevesinde, 74/A maddesi kapsamında yapılacak tahsilat, amme borçlusunun Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan;

- ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş,

- tecil edilmiş (6183 sayılı Kanun veya özel kanunlar kapsamında tecil edilmiş),

- muaccel hale gelmiş,

borçlarının toplamından fazla olamaz.

Bu çerçevede, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin borçlunun bağlı olduğu tüm tahsil dairelerinden madde kapsamındaki borçlara ve takip masraflarına ilişkin bilgileri temin etmesi ve borçludan tahsil edilmesi gereken tutarı buna göre belirlemesi gerekmektedir. Dolayısıyla, mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlası borçlu tarafından ödenmesi gereken azami tutarı (takip masrafları hariç) ifade ettiğinden, amme alacağı toplamının bu tutardan az olması halinde borçludan amme alacağı ile varsa takip masrafı kadar ödemede bulunması talep edilecektir.

6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında tahsil dairesine gerekli ödeme yapıldıktan sonra, mal üzerindeki hacizler kaldırılacaktır. Mahcuz mala birden fazla tahsil dairesince haciz tatbik edilmiş olması durumunda, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin bildirimi üzerine diğer dairelerce de hacizler kaldırılacaktır.

Örnek 2- Örnek 1’deki borçlunun Ostim Vergi Dairesine 150.000,- lira, Yeğenbey Vergi Dairesine 30.000,- lira, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine 15.000,- lira vadesi geçmiş borcu bulunmaktadır. Hacizli gayrimenkule 6183 sayılı Kanunun 91 inci maddesine göre takdir edilen değer 160.000,- liradır. Mahcuz mala ilişkin yapılan takip masrafı 2.000,- liradır. Borçlunun madde kapsamında 160.000,- lira ve %10 fazlası olan 16.000,- lira ile 2.000,- lira takip masrafı toplamı 178.000,- lirayı Ostim Vergi Dairesine ödemesini müteakip Ostim Vergi Dairesi ve bu dairenin bildirimi üzerine diğer vergi daireleri hacizleri kaldıracaktır. Ancak, borçlunun diğer malları üzerindeki vergi dairesi hacizlerinin amme alacakları tamamen tahsil edilmedikçe kalkmayacağı tabiidir.

6. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi ile yapılan düzenleme, rızaen ödeme esasına dayalı olarak mahcuz mal üzerindeki Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tatbik edilen hacizlerin kaldırılmasına imkan verdiğinden, mahcuz mal üzerinde Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından tatbik edilen hacizler dışında başkaca takyidat bulunması, borçlunun madde hükmünden yararlanmasına engel teşkil etmemektedir.

Buna göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından tatbik edilen hacizler madde kapsamında yapılacak tahsilatı müteakip kaldırılacak ancak, bulunması halinde diğer takyidatlar hakkında bu maddenin bir etkisi olmayacaktır. Dolayısıyla, madde kapsamında yapılan tahsilatların yine maddede düzenlenen alacaklar dışında herhangi bir kişi veya kurum alacağına mahsubu söz konusu değildir.

7. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin beşinci fıkrasında “Tahsil edilen paralar, söz konusu malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına, mahcuz mala haciz tatbik etmiş dairelerin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına, haciz sırasına göre mahsup edildikten sonra haciz tatbik etmemiş dairelerin bu fıkrada belirtilen alacaklarına garameten taksim edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Fıkra hükmüne göre, hacizli menkul veya gayrimenkul mala karşılık tahsil edilen tutardan takip masrafları düşüldükten sonra kalan tutardan varsa haczi kaldırılan mala ilişkin motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır.

Kalan tutar haciz tatbik etmiş daireler arasında haciz sırasına göre dağıtılacaktır. İlk haczi tatbik eden dairenin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına pay ayrıldıktan sonra kalan tutardan aynı usullere göre haciz tatbik etmiş diğer dairelerin alacaklarına pay ayrılacaktır.

Bu şekilde pay ayrıldıktan sonra kalan tutar, haciz tatbik etmemiş tahsil dairelerinin muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına garamaten taksim edilecektir.

Söz konusu dağıtım işlemleri mal üzerine Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesince yapılacaktır.

Örnek 3- Örnek 1’deki borçlu tarafından Ostim Vergi Dairesine ödenen 178.000,- liralık tutardan sırasıyla;

- Takip masraflarına karşılık 2.000,- lira,

- Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında ilk sırada haciz tatbik eden Ostim Vergi Dairesinin alacağına karşılık 150.000,- lira,

- İkinci sırada motorlu taşıtlar vergisi için haciz tatbik eden Yeğenbey Vergi Dairesinin 30.000,- lira alacağına karşılık 26.000,- lira,

mahsup edilecektir.

Yeğenbey Vergi Dairesinin alacağının tamamına karşılık tahsilat yapılmamış, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine de herhangi bir pay ayrılmamış olmasına rağmen bu vergi dairelerince de hacizler kaldırılacaktır. Ancak, bu alacakların anılan vergi dairelerince takip ve tahsiline devam edileceği tabiidir.

Diğer taraftan, örnek olaydaki mahcuz malın taşıt olması durumunda, Yeğenbey Vergi Dairesince ilk sırada haciz tatbik edilmemesine rağmen, borçludan tahsil edilen tutardan takip masraflarına pay ayrıldıktan sonra malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır. Maddede yer alan öncelik hükmü malın aynından doğan alacağı olan vergi dairelerince haciz tatbik edilmemiş olması halinde de uygulanacaktır.

8. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında haczin kaldırılması halinde aynı mala, haczin kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay müddetle Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince haciz tatbik edilmeyecektir. Ancak, 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi çerçevesinde ihtiyati haciz tatbiki gerektiren hallerde, bu mala ihtiyati haciz tatbik edilmesi mümkündür.

Amme borçlusu lehine üçüncü şahıslar tarafından teminat olarak gösterilen mal üzerindeki haczin 74/A maddesi kapsamında kaldırılması halinde, üçüncü şahsın amme borçlarından dolayı bu malına tahsil dairelerince üç aylık süre sınırlaması olmaksızın haciz tatbik edilebilecektir.

9. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi hükmünden yararlanılabilmesi için hacze ilişkin olarak dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması, başvurulmuşsa vazgeçilmesi şart olduğundan, amme borçlusunun veya malı teminat olarak gösteren üçüncü şahsın, açmış oldukları davalardan ve/veya kanun yollarından feragat ettiklerine ilişkin dilekçeyi ilgili mahkemesine vermeleri ve feragatlerine ilişkin belgeyi ilk sırada haczi tatbik eden tahsil dairesine ibraz etmeleri gerekmektedir.

İlk sırada haciz tatbik etmiş olan tahsil dairesince; feragate konu olacak davaların tespiti için mahcuz mala haciz tatbik etmiş olan diğer tahsil dairelerinden haciz işlemlerine karşı dava açılıp açılmadığı araştırılacak, açılmış davalardan feragate ilişkin belgeler temin edildikten sonra belgelerin örneği ilgili tahsil dairelerine gönderilecektir. Hacze ilişkin açılmış davalardan vazgeçilmemesi halinde madde hükmünden yararlanılamayacaktır.

Ayrıca, 74/A maddesinde, maddeden yararlanmak üzere başvuruda bulunarak hacze karşı açtığı davalardan vazgeçen borçlunun, haczi kaldırılan mal ile ilgili açtığı davaların mahkemelerce incelenmeyeceği ve herhangi bir sebeple incelenerek karara bağlanması halinde bu kararın hükümsüz sayılacağı hükme bağlanmıştır. Tahsil dairelerince maddenin uygulanması sırasında bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir.

10. 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında tatbik edilmiş ihtiyati haciz, Kanunun 74/A maddesine dayanılarak kaldırılmayacaktır. Ancak, ihtiyati haczin Kanunun 16 ncı maddesi kapsamında teminat alınması halinde kaldırılabileceği tabiidir.

11. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması takip işlemlerini durdurmayacaktır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin İkinci Kısım, İkinci Bölüm “I. Menkul malların haczi” başlıklı bölümün (1) numaralı alt bölümünün yedinci paragrafından sonra gelmek üzere “2918 sayılı Kanunun Ek 18 inci maddesine göre araç sicilinin Türkiye Noterler Birliğince tutulmaya başlanılması halinde, araçlara ilişkin yapılacak haciz işlemleri buna göre sürdürülecektir.” paragrafı eklenmiştir.

MADDE 6 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 1:

MADDE 1 – 30/6/2007 tarihli ve 26568 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra No: 1’in Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan “IV. Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı” başlıklı bölümünün;

a) (1) numaralı alt bölümünün ikinci paragrafının ikinci cümlesi “Ayrıca, maddede amme alacaklarından önce tesis edilmiş olan rehnin amme alacaklarının önceliğine etkisi hakkında özel düzenlemeler yapılmıştır.” şeklinde değiştirilmiştir.

b) (2) numaralı alt bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki (3) numaralı alt bölüm eklenmiş ve diğer bölüm numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.

3. 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 47 nci maddesiyle “Gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan sonra gelir.” şeklini almıştır.

Yapılan bu değişiklik sonrasında malın aynından doğan amme alacaklarının genel bütçeye gelir kaydedilip kaydedilmediği, bu alacaklar nedeniyle haciz tatbik edilip edilmediği hususları da dikkate alınarak öncelik hakkının belirlenmesi gerekmektedir.

Buna göre,

a) Malın aynından doğan alacağın genel bütçe geliri olması ve amme alacağı için haciz tatbik edilmiş olması halinde söz konusu amme alacağı;

- mal üzerindeki rehin şerhi ilk sırada ise Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince rehinden sonra gelmek üzere öncelik hakkına sahip olacaktır.

- mal üzerindeki rehin şerhinin ilk sırada olmaması halinde, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince, ilk sırada yer alan üçüncü şahsın haczine iştirak edecektir.

b) Malın aynından doğan alacağın genel bütçe geliri olmasına rağmen bu alacak için haciz tatbik edilmemiş olması durumunda söz konusu amme alacağı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince rehinden sonra gelmek üzere öncelik hakkına sahip olacaktır.

c) Malın aynından doğan alacağın emlak vergisi gibi genel bütçe geliri olmaması halinde bu alacağın rehinden önceki hacze iştirak hakkı bulunmamaktadır. Bu alacak için rehinden önce haciz tatbik edilmemiş olması durumunda rehinden sonra öncelikli alacak olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 21 inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yapılan ve malın aynından doğan amme alacaklarının öncelik hakkını etkileyen bu değişiklik, rehnin varlığı halinde dikkate alınacak olup, rehnin bulunmadığı hallerde aynından doğan amme alacakları her halükarda öncelikli alacak olarak dikkate alınacaktır. Dolayısıyla, malın satış bedelinden ilk sırada yer alan üçüncü şahsın haczinden önce aynından doğan amme alacaklarına pay ayrılacaktır.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin Birinci Kısım, İkinci Bölüm “VIII. Limited Şirketlerin Amme Borçları” başlıklı bölümünün (3) numaralı alt bölümünün altıncı paragrafının son cümlesi “Bu durumda ortaklık payının devredildiği tarih olarak; devrin ortaklar genel kurulu tarafından onaylanmış veya onaylanmış sayılması halinde onay tarihinin, şirket sözleşmesinde ortaklık payının devri için ortaklar genel kurulu onayının aranmadığı durumlarda noter tasdikli devir sözleşmesi tarihinin esas alınması gerekmektedir.” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – Aynı Tebliğin İkinci Kısım, Birinci Bölüm “VI- Haciz” başlıklı bölümünün “2. Mal varlığı araştırması” başlıklı alt bölümünde yer alan (b) bölümünün onuncu paragrafının sonuna “2918 sayılı Kanunun Ek 18 inci maddesine göre araç sicilinin Türkiye Noterler Birliğince tutulmaya başlanılması halinde, araçlara ilişkin yapılacak malvarlığı araştırması işlemleri buna göre sürdürülecektir.” cümlesi eklenmiştir.

MADDE 4 – Aynı Tebliğin İkinci Kısım, Birinci Bölüm “XI- Haczedilen Malların Paraya Çevrilmesi” başlıklı bölümden sonra gelmek üzere “XII- Bazı Hallerde Haczin Kaldırılması” başlıklı aşağıdaki bölüm eklenmiş ve sonraki bölüm başlığının numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.

XII- Bazı Hallerde Haczin Kaldırılması

1. 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesiyle 6183 sayılı Kanuna “Bazı hallerde haczin kaldırılması” başlıklı 74/A maddesi eklenmiş ve madde 1/4/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Madde ile Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince amme alacağına karşılık haczedilmiş olan mallar üzerindeki haczin, maddede sayılan şartların sağlanması halinde, kaldırılmasına imkan sağlanmaktadır.

2. Anılan maddeye göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairesince mahcuz mal üzerindeki haczin kaldırılması için;

a) İlk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine borçlunun (malın üçüncü şahsa ait olması halinde borçlu veya üçüncü şahsın) yazılı olarak müracaatta bulunması,

b) Mahcuz malın 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan menkul ve gayrimenkul mallardan olması,

c) Mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi,

ç) Mahcuz mala ilişkin takip masraflarının ayrıca ödenmesi,

d) Hacze karşı dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi,

gerekmektedir.

Örnek 1- Borçlunun Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Ostim ve Yeğenbey ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairelerine olan borçlarından dolayı sahip olduğu gayrimenkul üç vergi dairesince de haczedilmiştir. İlk haciz Ostim Vergi Dairesince tatbik edilmiştir. Buna göre, madde hükmünden yararlanmak isteyen borçlunun Ostim Vergi Dairesine başvuruda bulunması gerekmektedir.

3. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinde haczedilen malın değer tespitinin 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir.

Buna göre, haczedilen mala karşılık ödenecek tutarın tahsil dairesince belirlenebilmesi için öncelikle 6183 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre değer tespitinin yapılması gerekmektedir. Ancak, 74/A maddesine istinaden haczi kaldırılacak menkul mallar için yapılacak değer tespiti sırasında tahsil dairesince her halükarda bilirkişiye değer biçtirilecektir.

4. Madde kapsamında haczin kaldırılabilmesi için mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının ve hacizli mala ilişkin yapılan takip masraflarının ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, mahcuz mal üzerinde haczi bulunan diğer tahsil dairelerinin yapmış olduğu takip masraflarının da tahsil edilmesi gerektiğinden, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesince ilgili dairelerden gerekli bilgi temin edilecektir.

5. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde “2. Mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi (Şu kadar ki, madde kapsamında ödenecek tutar, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan ödeme zamanı gelmiş, tecil edilmiş veya muacceliyet kesbetmiş borçların toplamından fazla olamaz.).” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm çerçevesinde, 74/A maddesi kapsamında yapılacak tahsilat, amme borçlusunun Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan;

- ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş,

- tecil edilmiş (6183 sayılı Kanun veya özel kanunlar kapsamında tecil edilmiş),

- muaccel hale gelmiş,

borçlarının toplamından fazla olamaz.

Bu çerçevede, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin borçlunun bağlı olduğu tüm tahsil dairelerinden madde kapsamındaki borçlara ve takip masraflarına ilişkin bilgileri temin etmesi ve borçludan tahsil edilmesi gereken tutarı buna göre belirlemesi gerekmektedir. Dolayısıyla, mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlası borçlu tarafından ödenmesi gereken azami tutarı (takip masrafları hariç) ifade ettiğinden, amme alacağı toplamının bu tutardan az olması halinde borçludan amme alacağı ile varsa takip masrafı kadar ödemede bulunması talep edilecektir.

6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında tahsil dairesine gerekli ödeme yapıldıktan sonra, mal üzerindeki hacizler kaldırılacaktır. Mahcuz mala birden fazla tahsil dairesince haciz tatbik edilmiş olması durumunda, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin bildirimi üzerine diğer dairelerce de hacizler kaldırılacaktır.

Örnek 2- Örnek 1’deki borçlunun Ostim Vergi Dairesine 150.000,- lira, Yeğenbey Vergi Dairesine 30.000,- lira, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine 15.000,- lira vadesi geçmiş borcu bulunmaktadır. Hacizli gayrimenkule 6183 sayılı Kanunun 91 inci maddesine göre takdir edilen değer 160.000,- liradır. Mahcuz mala ilişkin yapılan takip masrafı 2.000,- liradır. Borçlunun madde kapsamında 160.000,- lira ve %10 fazlası olan 16.000,- lira ile 2.000,- lira takip masrafı toplamı 178.000,- lirayı Ostim Vergi Dairesine ödemesini müteakip Ostim Vergi Dairesi ve bu dairenin bildirimi üzerine diğer vergi daireleri hacizleri kaldıracaktır. Ancak, borçlunun diğer malları üzerindeki vergi dairesi hacizlerinin amme alacakları tamamen tahsil edilmedikçe kalkmayacağı tabiidir.

6. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi ile yapılan düzenleme, rızaen ödeme esasına dayalı olarak mahcuz mal üzerindeki Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tatbik edilen hacizlerin kaldırılmasına imkan verdiğinden, mahcuz mal üzerinde Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından tatbik edilen hacizler dışında başkaca takyidat bulunması, borçlunun madde hükmünden yararlanmasına engel teşkil etmemektedir.

Buna göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından tatbik edilen hacizler madde kapsamında yapılacak tahsilatı müteakip kaldırılacak ancak, bulunması halinde diğer takyidatlar hakkında bu maddenin bir etkisi olmayacaktır. Dolayısıyla, madde kapsamında yapılan tahsilatların yine maddede düzenlenen alacaklar dışında herhangi bir kişi veya kurum alacağına mahsubu söz konusu değildir.

7. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin beşinci fıkrasında “Tahsil edilen paralar, söz konusu malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına, mahcuz mala haciz tatbik etmiş dairelerin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına, haciz sırasına göre mahsup edildikten sonra haciz tatbik etmemiş dairelerin bu fıkrada belirtilen alacaklarına garameten taksim edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Fıkra hükmüne göre, hacizli menkul veya gayrimenkul mala karşılık tahsil edilen tutardan takip masrafları düşüldükten sonra kalan tutardan varsa haczi kaldırılan mala ilişkin motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır.

Kalan tutar haciz tatbik etmiş daireler arasında haciz sırasına göre dağıtılacaktır. İlk haczi tatbik eden dairenin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına pay ayrıldıktan sonra kalan tutardan aynı usullere göre haciz tatbik etmiş diğer dairelerin alacaklarına pay ayrılacaktır.

Bu şekilde pay ayrıldıktan sonra kalan tutar, haciz tatbik etmemiş tahsil dairelerinin muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına garamaten taksim edilecektir.

Söz konusu dağıtım işlemleri mal üzerine Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesince yapılacaktır.

Örnek 3- Örnek 1’deki borçlu tarafından Ostim Vergi Dairesine ödenen 178.000,- liralık tutardan sırasıyla;

- Takip masraflarına karşılık 2.000,- lira,

- Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında ilk sırada haciz tatbik eden Ostim Vergi Dairesinin alacağına karşılık 150.000,- lira,

- İkinci sırada motorlu taşıtlar vergisi için haciz tatbik eden Yeğenbey Vergi Dairesinin 30.000,- lira alacağına karşılık 26.000,- lira,

mahsup edilecektir.

Yeğenbey Vergi Dairesinin alacağının tamamına karşılık tahsilat yapılmamış, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine de herhangi bir pay ayrılmamış olmasına rağmen bu vergi dairelerince de hacizler kaldırılacaktır. Ancak, bu alacakların anılan vergi dairelerince takip ve tahsiline devam edileceği tabiidir.

Diğer taraftan, örnek olaydaki mahcuz malın taşıt olması durumunda, Yeğenbey Vergi Dairesince ilk sırada haciz tatbik edilmemesine rağmen, borçludan tahsil edilen tutardan takip masraflarına pay ayrıldıktan sonra malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır. Maddede yer alan öncelik hükmü malın aynından doğan alacağı olan vergi dairelerince haciz tatbik edilmemiş olması halinde de uygulanacaktır.

8. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında haczin kaldırılması halinde aynı mala, haczin kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay müddetle Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince haciz tatbik edilmeyecektir. Ancak, 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi çerçevesinde ihtiyati haciz tatbiki gerektiren hallerde, bu mala ihtiyati haciz tatbik edilmesi mümkündür.

Amme borçlusu lehine üçüncü şahıslar tarafından teminat olarak gösterilen mal üzerindeki haczin 74/A maddesi kapsamında kaldırılması halinde, üçüncü şahsın amme borçlarından dolayı bu malına tahsil dairelerince üç aylık süre sınırlaması olmaksızın haciz tatbik edilebilecektir.

9. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi hükmünden yararlanılabilmesi için hacze ilişkin olarak dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması, başvurulmuşsa vazgeçilmesi şart olduğundan, amme borçlusunun veya malı teminat olarak gösteren üçüncü şahsın, açmış oldukları davalardan ve/veya kanun yollarından feragat ettiklerine ilişkin dilekçeyi ilgili mahkemesine vermeleri ve feragatlerine ilişkin belgeyi ilk sırada haczi tatbik eden tahsil dairesine ibraz etmeleri gerekmektedir.

İlk sırada haciz tatbik etmiş olan tahsil dairesince; feragate konu olacak davaların tespiti için mahcuz mala haciz tatbik etmiş olan diğer tahsil dairelerinden haciz işlemlerine karşı dava açılıp açılmadığı araştırılacak, açılmış davalardan feragate ilişkin belgeler temin edildikten sonra belgelerin örneği ilgili tahsil dairelerine gönderilecektir. Hacze ilişkin açılmış davalardan vazgeçilmemesi halinde madde hükmünden yararlanılamayacaktır.

Ayrıca, 74/A maddesinde, maddeden yararlanmak üzere başvuruda bulunarak hacze karşı açtığı davalardan vazgeçen borçlunun, haczi kaldırılan mal ile ilgili açtığı davaların mahkemelerce incelenmeyeceği ve herhangi bir sebeple incelenerek karara bağlanması halinde bu kararın hükümsüz sayılacağı hükme bağlanmıştır. Tahsil dairelerince maddenin uygulanması sırasında bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir.

10. 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında tatbik edilmiş ihtiyati haciz, Kanunun 74/A maddesine dayanılarak kaldırılmayacaktır. Ancak, ihtiyati haczin Kanunun 16 ncı maddesi kapsamında teminat alınması halinde kaldırılabileceği tabiidir.

11. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması takip işlemlerini durdurmayacaktır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin İkinci Kısım, İkinci Bölüm “I. Menkul malların haczi” başlıklı bölümün (1) numaralı alt bölümünün yedinci paragrafından sonra gelmek üzere “2918 sayılı Kanunun Ek 18 inci maddesine göre araç sicilinin Türkiye Noterler Birliğince tutulmaya başlanılması halinde, araçlara ilişkin yapılacak haciz işlemleri buna göre sürdürülecektir.” paragrafı eklenmiştir.

MADDE 6 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 2:

MADDE 1 – 30/6/2007 tarihli ve 26568 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra No: 1’in Birinci Kısım, İkinci Bölümünde yer alan “IV. Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı” başlıklı bölümünün;

a) (1) numaralı alt bölümünün ikinci paragrafının ikinci cümlesi “Ayrıca, maddede amme alacaklarından önce tesis edilmiş olan rehnin amme alacaklarının önceliğine etkisi hakkında özel düzenlemeler yapılmıştır.” şeklinde değiştirilmiştir.

b) (2) numaralı alt bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki (3) numaralı alt bölüm eklenmiş ve diğer bölüm numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.

3. 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 47 nci maddesiyle “Gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan sonra gelir.” şeklini almıştır.

Yapılan bu değişiklik sonrasında malın aynından doğan amme alacaklarının genel bütçeye gelir kaydedilip kaydedilmediği, bu alacaklar nedeniyle haciz tatbik edilip edilmediği hususları da dikkate alınarak öncelik hakkının belirlenmesi gerekmektedir.

Buna göre,

a) Malın aynından doğan alacağın genel bütçe geliri olması ve amme alacağı için haciz tatbik edilmiş olması halinde söz konusu amme alacağı;

- mal üzerindeki rehin şerhi ilk sırada ise Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince rehinden sonra gelmek üzere öncelik hakkına sahip olacaktır.

- mal üzerindeki rehin şerhinin ilk sırada olmaması halinde, Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince, ilk sırada yer alan üçüncü şahsın haczine iştirak edecektir.

b) Malın aynından doğan alacağın genel bütçe geliri olmasına rağmen bu alacak için haciz tatbik edilmemiş olması durumunda söz konusu amme alacağı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince rehinden sonra gelmek üzere öncelik hakkına sahip olacaktır.

c) Malın aynından doğan alacağın emlak vergisi gibi genel bütçe geliri olmaması halinde bu alacağın rehinden önceki hacze iştirak hakkı bulunmamaktadır. Bu alacak için rehinden önce haciz tatbik edilmemiş olması durumunda rehinden sonra öncelikli alacak olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 21 inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yapılan ve malın aynından doğan amme alacaklarının öncelik hakkını etkileyen bu değişiklik, rehnin varlığı halinde dikkate alınacak olup, rehnin bulunmadığı hallerde aynından doğan amme alacakları her halükarda öncelikli alacak olarak dikkate alınacaktır. Dolayısıyla, malın satış bedelinden ilk sırada yer alan üçüncü şahsın haczinden önce aynından doğan amme alacaklarına pay ayrılacaktır.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin Birinci Kısım, İkinci Bölüm “VIII. Limited Şirketlerin Amme Borçları” başlıklı bölümünün (3) numaralı alt bölümünün altıncı paragrafının son cümlesi “Bu durumda ortaklık payının devredildiği tarih olarak; devrin ortaklar genel kurulu tarafından onaylanmış veya onaylanmış sayılması halinde onay tarihinin, şirket sözleşmesinde ortaklık payının devri için ortaklar genel kurulu onayının aranmadığı durumlarda noter tasdikli devir sözleşmesi tarihinin esas alınması gerekmektedir.” şeklinde değiştirilmiştir.

MADDE 3 – Aynı Tebliğin İkinci Kısım, Birinci Bölüm “VI- Haciz” başlıklı bölümünün “2. Mal varlığı araştırması” başlıklı alt bölümünde yer alan (b) bölümünün onuncu paragrafının sonuna “2918 sayılı Kanunun Ek 18 inci maddesine göre araç sicilinin Türkiye Noterler Birliğince tutulmaya başlanılması halinde, araçlara ilişkin yapılacak malvarlığı araştırması işlemleri buna göre sürdürülecektir.” cümlesi eklenmiştir.

MADDE 4 – Aynı Tebliğin İkinci Kısım, Birinci Bölüm “XI- Haczedilen Malların Paraya Çevrilmesi” başlıklı bölümden sonra gelmek üzere “XII- Bazı Hallerde Haczin Kaldırılması” başlıklı aşağıdaki bölüm eklenmiş ve sonraki bölüm başlığının numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.

XII- Bazı Hallerde Haczin Kaldırılması

1. 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesiyle 6183 sayılı Kanuna “Bazı hallerde haczin kaldırılması” başlıklı 74/A maddesi eklenmiş ve madde 1/4/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Madde ile Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince amme alacağına karşılık haczedilmiş olan mallar üzerindeki haczin, maddede sayılan şartların sağlanması halinde, kaldırılmasına imkan sağlanmaktadır.

2. Anılan maddeye göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairesince mahcuz mal üzerindeki haczin kaldırılması için;

a) İlk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine borçlunun (malın üçüncü şahsa ait olması halinde borçlu veya üçüncü şahsın) yazılı olarak müracaatta bulunması,

b) Mahcuz malın 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde sayılan menkul ve gayrimenkul mallardan olması,

c) Mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi,

ç) Mahcuz mala ilişkin takip masraflarının ayrıca ödenmesi,

d) Hacze karşı dava açılmaması veya açılmış davalardan vazgeçilmesi,

gerekmektedir.

Örnek 1- Borçlunun Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Ostim ve Yeğenbey ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairelerine olan borçlarından dolayı sahip olduğu gayrimenkul üç vergi dairesince de haczedilmiştir. İlk haciz Ostim Vergi Dairesince tatbik edilmiştir. Buna göre, madde hükmünden yararlanmak isteyen borçlunun Ostim Vergi Dairesine başvuruda bulunması gerekmektedir.

3. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinde haczedilen malın değer tespitinin 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir.

Buna göre, haczedilen mala karşılık ödenecek tutarın tahsil dairesince belirlenebilmesi için öncelikle 6183 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre değer tespitinin yapılması gerekmektedir. Ancak, 74/A maddesine istinaden haczi kaldırılacak menkul mallar için yapılacak değer tespiti sırasında tahsil dairesince her halükarda bilirkişiye değer biçtirilecektir.

4. Madde kapsamında haczin kaldırılabilmesi için mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının ve hacizli mala ilişkin yapılan takip masraflarının ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, mahcuz mal üzerinde haczi bulunan diğer tahsil dairelerinin yapmış olduğu takip masraflarının da tahsil edilmesi gerektiğinden, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesince ilgili dairelerden gerekli bilgi temin edilecektir.

5. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde “2. Mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlasının, ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesine ödenmesi (Şu kadar ki, madde kapsamında ödenecek tutar, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan ödeme zamanı gelmiş, tecil edilmiş veya muacceliyet kesbetmiş borçların toplamından fazla olamaz.).” hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm çerçevesinde, 74/A maddesi kapsamında yapılacak tahsilat, amme borçlusunun Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine olan;

- ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş,

- tecil edilmiş (6183 sayılı Kanun veya özel kanunlar kapsamında tecil edilmiş),

- muaccel hale gelmiş,

borçlarının toplamından fazla olamaz.

Bu çerçevede, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin borçlunun bağlı olduğu tüm tahsil dairelerinden madde kapsamındaki borçlara ve takip masraflarına ilişkin bilgileri temin etmesi ve borçludan tahsil edilmesi gereken tutarı buna göre belirlemesi gerekmektedir. Dolayısıyla, mahcuz mala biçilen değer ile %10 fazlası borçlu tarafından ödenmesi gereken azami tutarı (takip masrafları hariç) ifade ettiğinden, amme alacağı toplamının bu tutardan az olması halinde borçludan amme alacağı ile varsa takip masrafı kadar ödemede bulunması talep edilecektir.

6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında tahsil dairesine gerekli ödeme yapıldıktan sonra, mal üzerindeki hacizler kaldırılacaktır. Mahcuz mala birden fazla tahsil dairesince haciz tatbik edilmiş olması durumunda, ilk haczi tatbik eden tahsil dairesinin bildirimi üzerine diğer dairelerce de hacizler kaldırılacaktır.

Örnek 2- Örnek 1’deki borçlunun Ostim Vergi Dairesine 150.000,- lira, Yeğenbey Vergi Dairesine 30.000,- lira, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine 15.000,- lira vadesi geçmiş borcu bulunmaktadır. Hacizli gayrimenkule 6183 sayılı Kanunun 91 inci maddesine göre takdir edilen değer 160.000,- liradır. Mahcuz mala ilişkin yapılan takip masrafı 2.000,- liradır. Borçlunun madde kapsamında 160.000,- lira ve %10 fazlası olan 16.000,- lira ile 2.000,- lira takip masrafı toplamı 178.000,- lirayı Ostim Vergi Dairesine ödemesini müteakip Ostim Vergi Dairesi ve bu dairenin bildirimi üzerine diğer vergi daireleri hacizleri kaldıracaktır. Ancak, borçlunun diğer malları üzerindeki vergi dairesi hacizlerinin amme alacakları tamamen tahsil edilmedikçe kalkmayacağı tabiidir.

6. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi ile yapılan düzenleme, rızaen ödeme esasına dayalı olarak mahcuz mal üzerindeki Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tatbik edilen hacizlerin kaldırılmasına imkan verdiğinden, mahcuz mal üzerinde Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından tatbik edilen hacizler dışında başkaca takyidat bulunması, borçlunun madde hükmünden yararlanmasına engel teşkil etmemektedir.

Buna göre, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri tarafından tatbik edilen hacizler madde kapsamında yapılacak tahsilatı müteakip kaldırılacak ancak, bulunması halinde diğer takyidatlar hakkında bu maddenin bir etkisi olmayacaktır. Dolayısıyla, madde kapsamında yapılan tahsilatların yine maddede düzenlenen alacaklar dışında herhangi bir kişi veya kurum alacağına mahsubu söz konusu değildir.

7. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinin beşinci fıkrasında “Tahsil edilen paralar, söz konusu malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına, mahcuz mala haciz tatbik etmiş dairelerin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına, haciz sırasına göre mahsup edildikten sonra haciz tatbik etmemiş dairelerin bu fıkrada belirtilen alacaklarına garameten taksim edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Fıkra hükmüne göre, hacizli menkul veya gayrimenkul mala karşılık tahsil edilen tutardan takip masrafları düşüldükten sonra kalan tutardan varsa haczi kaldırılan mala ilişkin motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır.

Kalan tutar haciz tatbik etmiş daireler arasında haciz sırasına göre dağıtılacaktır. İlk haczi tatbik eden dairenin sırasıyla; takip konusu olan, muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına pay ayrıldıktan sonra kalan tutardan aynı usullere göre haciz tatbik etmiş diğer dairelerin alacaklarına pay ayrılacaktır.

Bu şekilde pay ayrıldıktan sonra kalan tutar, haciz tatbik etmemiş tahsil dairelerinin muaccel hale gelmiş bulunan, ödeme zamanı gelmiş henüz vadesi geçmemiş olan ve tecil edilmiş bulunan alacaklarına garamaten taksim edilecektir.

Söz konusu dağıtım işlemleri mal üzerine Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında ilk sırada haciz tatbik eden tahsil dairesince yapılacaktır.

Örnek 3- Örnek 1’deki borçlu tarafından Ostim Vergi Dairesine ödenen 178.000,- liralık tutardan sırasıyla;

- Takip masraflarına karşılık 2.000,- lira,

- Maliye Bakanlığına bağlı tahsil daireleri arasında ilk sırada haciz tatbik eden Ostim Vergi Dairesinin alacağına karşılık 150.000,- lira,

- İkinci sırada motorlu taşıtlar vergisi için haciz tatbik eden Yeğenbey Vergi Dairesinin 30.000,- lira alacağına karşılık 26.000,- lira,

mahsup edilecektir.

Yeğenbey Vergi Dairesinin alacağının tamamına karşılık tahsilat yapılmamış, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine de herhangi bir pay ayrılmamış olmasına rağmen bu vergi dairelerince de hacizler kaldırılacaktır. Ancak, bu alacakların anılan vergi dairelerince takip ve tahsiline devam edileceği tabiidir.

Diğer taraftan, örnek olaydaki mahcuz malın taşıt olması durumunda, Yeğenbey Vergi Dairesince ilk sırada haciz tatbik edilmemesine rağmen, borçludan tahsil edilen tutardan takip masraflarına pay ayrıldıktan sonra malın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı fer’i alacaklar ile vergi cezalarına pay ayrılacaktır. Maddede yer alan öncelik hükmü malın aynından doğan alacağı olan vergi dairelerince haciz tatbik edilmemiş olması halinde de uygulanacaktır.

8. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi kapsamında haczin kaldırılması halinde aynı mala, haczin kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay müddetle Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince haciz tatbik edilmeyecektir. Ancak, 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi çerçevesinde ihtiyati haciz tatbiki gerektiren hallerde, bu mala ihtiyati haciz tatbik edilmesi mümkündür.

Amme borçlusu lehine üçüncü şahıslar tarafından teminat olarak gösterilen mal üzerindeki haczin 74/A maddesi kapsamında kaldırılması halinde, üçüncü şahsın amme borçlarından dolayı bu malına tahsil dairelerince üç aylık süre sınırlaması olmaksızın haciz tatbik edilebilecektir.

9. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesi hükmünden yararlanılabilmesi için hacze ilişkin olarak dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması, başvurulmuşsa vazgeçilmesi şart olduğundan, amme borçlusunun veya malı teminat olarak gösteren üçüncü şahsın, açmış oldukları davalardan ve/veya kanun yollarından feragat ettiklerine ilişkin dilekçeyi ilgili mahkemesine vermeleri ve feragatlerine ilişkin belgeyi ilk sırada haczi tatbik eden tahsil dairesine ibraz etmeleri gerekmektedir.

İlk sırada haciz tatbik etmiş olan tahsil dairesince; feragate konu olacak davaların tespiti için mahcuz mala haciz tatbik etmiş olan diğer tahsil dairelerinden haciz işlemlerine karşı dava açılıp açılmadığı araştırılacak, açılmış davalardan feragate ilişkin belgeler temin edildikten sonra belgelerin örneği ilgili tahsil dairelerine gönderilecektir. Hacze ilişkin açılmış davalardan vazgeçilmemesi halinde madde hükmünden yararlanılamayacaktır.

Ayrıca, 74/A maddesinde, maddeden yararlanmak üzere başvuruda bulunarak hacze karşı açtığı davalardan vazgeçen borçlunun, haczi kaldırılan mal ile ilgili açtığı davaların mahkemelerce incelenmeyeceği ve herhangi bir sebeple incelenerek karara bağlanması halinde bu kararın hükümsüz sayılacağı hükme bağlanmıştır. Tahsil dairelerince maddenin uygulanması sırasında bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir.

10. 6183 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında tatbik edilmiş ihtiyati haciz, Kanunun 74/A maddesine dayanılarak kaldırılmayacaktır. Ancak, ihtiyati haczin Kanunun 16 ncı maddesi kapsamında teminat alınması halinde kaldırılabileceği tabiidir.

11. 6183 sayılı Kanunun 74/A maddesinden yararlanmak üzere başvuruda bulunulması takip işlemlerini durdurmayacaktır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin İkinci Kısım, İkinci Bölüm “I. Menkul malların haczi” başlıklı bölümün (1) numaralı alt bölümünün yedinci paragrafından sonra gelmek üzere “2918 sayılı Kanunun Ek 18 inci maddesine göre araç sicilinin Türkiye Noterler Birliğince tutulmaya başlanılması halinde, araçlara ilişkin yapılacak haciz işlemleri buna göre sürdürülecektir.” paragrafı eklenmiştir.

MADDE 6 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Resmi Gazete No: 30449 Resmi Gazete Tarihi: Salı, 12 Haziran, 2018 Adı: UID:
İçerik:

Bu Tebliğde, 6676 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ve 7033 sayılı Kanunun 64 üncü maddesiyle 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda yapılan değişiklikler ile 6772 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine eklenen ibarelere ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde ilgili bölümler itibarıyla aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

MADDE 1 – 3/4/2007 tarihli ve 26482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)’nin “5.12.2.1. Yasal düzenleme” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun1 14 üncü maddesi ve 18/6/2017 tarihli ve 7033 sayılı Kanunun2 64 üncü maddesiyle yapılan değişiklikler sonrasında 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi aşağıdaki gibidir.

“Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazançlarının gayrimaddi hakların satılması, devri veya kiralanmasından elde edilmesi halinde, istisnadan yararlanılmasını, bu hakların ilgili mevzuat çerçevesinde tescil, kayıt veya bildirim şartına bağlamaya, mükellefin gayrimaddi hak geliri ve varsa bağlı olduğu grubun satış hasılatına göre tescil şartına bağlı olmaksızın belgelendirme usulüne tabi tutmaya, istisnadan yararlanacak kazancı; bu kazancın elde edilmesine yönelik faaliyetler kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların toplam harcamalara oranına isabet eden kısmı ile sınırlandırmaya, bu oranı toplam harcama tutarını aşmamak üzere yüzde 30’una kadar artırımlı uygulatmaya, nitelikli ve toplam harcamaları tanımlamaya Bakanlar Kurulu, bu kapsamda uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilidir.

Bölgede çalışan; AR-GE, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31/12/2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır. Gelir vergisi stopajı ve sigorta primi işveren hissesine ilişkin teşviklerden yararlanacak olan destek personeli sayısı, AR-GE ve tasarım personeli sayısının yüzde onunu aşamaz. Hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri ile 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen tatil günlerine isabet eden ücretler de bu istisna kapsamındadır. Haftalık kırk beş saatin üzerindeki ve ek çalışma sürelerine ilişkin ücretler bu istisnadan faydalanamaz. Yönetici şirket, ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin Bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Ancak, Bölgede yer alan işletmelerde çalışan AR-GE ve tasarım personelinin bu Bölgelerde yürüttüğü projelerle doğrudan ilgili olmak şartıyla, proje kapsamındaki faaliyetlerin bir kısmının Bölge dışında yürütülmesinin zorunlu olduğu durumlarda Bölge dışındaki bu faaliyetlere ilişkin ücretlerinin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı ile Bölgede yer alan işletmelerde en az bir yıl süreyle çalışan AR-GE ve tasarım personelinin yüksek lisans yapanlar için bir buçuk yılı, doktora yapanlar için iki yılı geçmemek üzere Bölge dışında geçirdiği sürelere ilişkin ücretlerin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı, gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilir. Bu kapsamda teşvikten yararlanılması için Bölge yönetici şirketinin onayının alınması ve Bakanlığın bilgilendirilmesi zorunludur. Yönetici şirketin onayı ile Bölge dışında geçirilen sürenin Bölgede yürütülen görevle ilgili olmadığının tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin cezalardan ilgili işletme sorumludur.

Bu madde hükümleri TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi Teknoloji Serbest Bölgesi yönetici şirketi, bu bölgede faaliyet gösteren Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri ile bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı, tasarımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri bakımından da uygulanır.”

Ayrıca 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Kanunun3 51 inci maddesiyle 4691 sayılı Kanunun geçici 2 ncimaddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik sonrasında anılan fıkra hükmü aşağıdaki gibidir.

“Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazançlarının gayrimaddi hakların satılması, devri veya kiralanmasından elde edilmesi halinde, istisnadan yararlanılmasını, bu hakların, mahiyetlerine göre, AR-GE faaliyetleri neticesinde elde edilmesi ve ilgili mevzuat çerçevesinde tescil veya kayıt ettirilmesi ya da bildirilmesi şartına bağlamaya, istisnadan kazancın elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin beyannamelerin verilmesi gereken sürenin sonuna kadar tescil veya kayıt için yetkili kuruma başvurulmuş olması kaydıyla bu kazançları doğuran işlemlerin gerçekleştirildiği vergilendirme döneminden başlayarak faydalandırmaya, mükellefin gayrimaddi hak geliri ve varsa bağlı olduğu grubun satış hasılatına göre tescil şartına bağlı olmaksızın belgelendirme usulüne tabi tutmaya, istisnadan yararlanacak kazancı; bu kazancın elde edilmesine yönelik faaliyetler kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların toplam harcamalara oranına isabet eden kısmı ile sınırlandırmaya, bu oranı toplam harcama tutarını aşmamak üzere yüzde 30’una kadar artırımlı uygulatmaya, nitelikli ve toplam harcamaları tanımlamaya Bakanlar Kurulu, bu kapsamda tescil, kayıt veya bildirim şartının yerine getirilmesine ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilidir. Belirlenen esaslar çerçevesinde tescil, kayıt veya bildirim şartının yerine getirilmemesi durumunda, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergi, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.””

MADDE 2 – Aynı Tebliğin “5.12.2.2. Yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi istisnasının kapsamı” bölüm başlığındaki “Yazılım” ve söz konusu bölümün birinci ve ikinci paragraflarında geçen “yazılım” ibarelerinden sonra gelmek üzere “, tasarım” ibaresi eklenmiş ve aynı bölümün üçüncü paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Öte yandan, teknoloji geliştirme bölgelerinde yazılım ve Ar-Ge faaliyetinde bulunan şirketlerin, bu faaliyetler sonucu buldukları ürünleri kendilerinin seri üretime tabi tutarak pazarlamaları halinde, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançların lisans, patent gibi gayrimaddi haklara isabet eden kısmı, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Ancak, lisans, patent gibi gayrimaddi haklara bağlanmamış olmakla birlikte uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançların istisna kapsamında değerlendirileceği tabiidir. Ayrıca, teknoloji geliştirme bölgelerinde tasarım faaliyetleri sonucu buldukları ürünleri kendileri seri üretime tabi tutarak pazarlayan mükellefler, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançlarının tasarıma isabet eden kısmını, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Üretim ve pazarlama organizasyonu nedeniyle doğan kazancın diğer kısmı ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin “5.12.2.2.1. İstisna kapsamına giren faaliyetler” başlıklı bölümünün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“6676 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 1/3/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 4691 sayılı Kanuna “tasarım faaliyeti” tanımı eklenmiş olup bu Kanunun uygulanmasında tasarım faaliyeti, sanayi alanında ve Bakanlar Kurulunun uygun göreceği diğer alanlarda katma değer ve rekabet avantajı yaratma potansiyelini haiz, ürün veya ürünlerin işlevselliğini artırma, geliştirme, iyileştirme ve farklılaştırmaya yönelik yenilikçi faaliyetlerin tümüdür.”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin “5.12.2.2.2. Bölgede faaliyete geçilmeden önce başlatılmış projelerden sağlanan kazançların istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği” başlıklı bölümünün birinci ve ikinci paragraflarında geçen “yazılım” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tasarım” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 5 – Aynı Tebliğin “5.12.2.4. İstisna kazanç tutarının tespiti” başlıklı bölümünün son paragrafında geçen “Ar-Ge” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tasarım” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 6 – Aynı Tebliğin “5.12.2.9. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği hükümlerine göre bildirim ve beyanın yapılması gereken yer” başlıklı bölümünün birinci ve ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu bölümün devamına aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“Yönetici şirketlerin, 4691 sayılı Kanunun uygulanması ile ilgili faaliyetleri sonucunda elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi istisnası uygulanabilmesi için kurumlar vergisi yönünden bağlı bulunulan vergi dairesine başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım, tasarım veya Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları dolayısıyla istisnadan yararlanabilmeleri için gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine başvuruda bulunmaları gerekmekte olup bu başvuruya, yönetici şirketten alınacak olan vergi mükellefinin bölgede yer aldığını ve mükellefin faaliyet alanlarını gösteren belgeler de eklenir. Bu belgelerin bir örneğinin de muhtasar beyanname yönünden bağlı olunan vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Vergi dairelerince mükelleflere istisna uygulamasına ilişkin olarak herhangi bir belge verilmesi söz konusu değildir.”

“5.12.2.10. İstisna uygulamasına ilişkin Bakanlar Kuruluna verilen yetki

4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine 7033 sayılı Kanunun 64 üncü maddesiyle eklenen ikinci fıkra çerçevesinde Bakanlar Kuruluna verilen yetki, 19/10/2017 tarihli ve 30215 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11/9/2017 tarihli ve 2017/10821 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kullanılmıştır.

5.12.2.10.1. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki kazançlar

Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesi gereğince, anılan Kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 19/10/2017 tarihinden sonra bölgede başlatılacak projelerden elde edilen kazançlar ile bu tarihten önce başlatılmış projelerden 30/6/2021 tarihinden sonra elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamasında söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı dikkate alınacaktır.

Buna göre, bölgede faaliyette bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince, 19/10/2017 tarihinden önce (bu tarih dahil) başlatılmış projelerden 30/6/2021 tarihine kadar elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamasında, istisna kazanç tutarının tespitinde Tebliğin “5.12.2.4.” ve “5.12.2.5.” bölümlerindeki açıklamalar dikkate alınacaktır.

Öte yandan, bölgede 19/10/2017 tarihinden önce (bu tarih dahil) başlatılmış projeler neticesinde elde edilen gayrimaddi hakların 30/6/2021 tarihinden sonra satışı, devri veya kiralanmasından doğan kazançlar ile 19/10/2017 tarihinden sonra başlatılmış projeler neticesinde elde edilen gayrimaddi hakların satışı, devri veya kiralanmasından doğan kazançlara ilişkin istisna uygulamasında aşağıdaki açıklamalar dikkate alınacaktır.

Sipariş üzerine yapılan ve doğabilecek tüm gayrimaddi hakların sözleşme hükümleri çerçevesinde siparişi verene ait olacağı işlerde olduğu gibi faaliyeti gerçekleştiren lehine gayrimaddi hak doğmayan durumlarda, mükelleflerin bölgedeki bu faaliyetlerinden doğan kazançları Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri kapsamında değildir.

5.12.2.10.2. Patent veya eşdeğer belge alma şartı

Anılan Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren ve 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan istisna hükmü kapsamına giren kazanç elde eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazançlarının gayrimaddi hakların satışı, devri veya kiralanmasından elde edilmesi halinde, söz konusu gayrimaddi haklardan kaynaklanan kazançlar dolayısıyla istisnadan yararlanılabilmesi için bu hakların niteliğine göre ilgili mevzuat çerçevesinde tescile veya kayda yetkili kuruma başvurularak patent veya fonksiyonel olarak patente eşdeğer belgelere bağlanması gerekmektedir.

Dolayısıyla, 19/10/2017 tarihinden sonra bölgede başlatılacak projelerden elde edilen kazançlar ile bu tarihten önce başlatılmış projelerden 30/6/2021 tarihinden sonra elde edilen kazançlarla ilgili olarak istisnadan yararlanılabilmesi için gayrimaddi haklara yönelik olarak 551 sayılı KHK veya 12/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında patent alınması veya bu hakların, fonksiyonel olarak patente eşdeğer belge olduğu kabul edilen faydalı model belgesi, tasarım tescil belgesi, telif hakkı tescil belgesi, entegre devre topografyası tescil belgesi, yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı hakkı tescil belgesi ve benzeri belgelere bağlanması gerekmektedir.

Anılan Kararın 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde telif hakkı tescil belgesine bağlanan yazılım faaliyetlerinden elde edilen kazançlar için başkaca bir belge aranılmaksızın istisnadan yararlanılması mümkündür.

Son 5 hesap döneminin ortalaması dikkate alınmak suretiyle, gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt gelirleri 30 milyon Türk lirasını ve dahil olduğu şirketler grubunun (herhangi bir gruba dahil değilse kendisinin) yıllık net satış hasılatı toplamı 200 milyon Türk lirasını aşmayan mükelleflerin, Ar-Ge faaliyetlerine yönelik patentlenebilirlik kriterlerini (yenilik, buluş basamağı, sanayiye uygulanabilirlik gibi) taşıyan gayrimaddi haklardan ve ilgili mevzuat kapsamında aranan şartları haiz tasarım faaliyetlerinden doğan gayrimaddi haklardan elde ettikleri kazançları, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından alınan proje bitirme belgesine dayanılarak istisnadan yararlandırılır. Bu durumda patent veya fonksiyonel olarak patente eşdeğer bir başka belge aranmaz.

Bu hesaplamada, Karar kapsamında istisnaya konu olan kazancın elde edildiği hesap döneminden önceki 5 hesap döneminin ortalaması dikkate alınacaktır.

5 hesap döneminden daha kısa süredir faaliyette bulunan mükelleflerde, faaliyette bulunulan hesap dönemlerinin ortalaması dikkate alınacaktır.

Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan tutarlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen Avro cinsi döviz alış kurunda yıl içinde gerçekleşen değişim oranı dikkate alınarak Maliye Bakanlığınca, en yakın milyon Türk lirasına yuvarlanarak her yıl güncellenecektir. Buna göre, 2018 hesap dönemi için dikkate alınacak tutarlar; gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt gelirler için 34 milyon Türk lirası, dahil olunan şirketler grubunun (herhangi bir gruba dahil değilse kendisinin) yıllık net satış hasılatı toplamı için 226 milyon Türk lirası olarak belirlenmiştir.

Bu uygulamadaki:

a) Gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt gelir; Ar-Ge ve tasarım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan yeni ürünlerden elde edilen hasılat tutarını (seri üretim ve üretim sürecinde kullanılma sonucu elde edilen hasılat hariç),

b) Yıllık net satış hasılatı; gelir tablosundaki “net satışlar” tutarını,

c) Şirketler grubu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 195 inci maddesi çerçevesinde şirketler topluluğu olarak değerlendirilen şirketleri

ifade eder.

5.12.2.10.3. Kazancın istisnadan yararlanacak kısmının tespiti

Anılan Bakanlar Kurulu Kararının 2 nci maddesine göre, Karar kapsamında patent veya fonksiyonel olarak patente eşdeğer belgelere bağlanan gayrimaddi haklardan kaynaklanan kazançların istisnadan yararlanacak kısmı, kazancı doğuran faaliyet kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların bu faaliyetle ilgili toplam harcamalara oranı kullanılarak hesaplanacaktır. Gayrimaddi hakların satışı, devri veya kiralanmasından kaynaklanan kazançların istisnadan yararlanacak kısmı, bölgede yürütülen her bir projeden elde edilen kazanca, ilgili projeye ilişkin nitelikli harcamaların toplam harcamaya oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

Her bir projeyle ilgili yapılacak bu hesaplamada dikkate alınacak nitelikli harcamalar, gayrimaddi hakkın elde edilebilmesi için mükellefin kendisi tarafından yapılan ve gayrimaddi hak ile doğrudan bağlantılı harcamalar ile ilişkisiz kişilerden sağlanan ve aynı mahiyeti taşıyan fayda ve hizmet bedellerinin toplamıdır. Bu harcamalardan aktifleştirilerek amortismana tabi tutulması gerekenler de gerçekleştirildikleri dönemde amortisman öncesi tutarlarıyla bu hesaplamada dikkate alınacaktır.

Mükellef tarafından yapılsa dahi faiz giderleri ve bina maliyetleri gibi yürütülen yazılım, tasarım ve Ar-Gefaaliyeti ile doğrudan ilişkili olmayan her türlü maliyet unsuru hem toplam harcamalar hem de nitelikli harcamalar dışında tutulur. Dolayısıyla, faiz gibi finansman giderleri ve binalara ilişkin amortismanlar, kiralar, ısıtma, aydınlatma, su, temizlik, güvenlik, bakım, onarım, vergi, resim ve harçlar ile genel yönetim giderlerinden verilen paylar gibi yürütülen yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olmayan harcamalar hesaplamada dikkate alınmayacaktır.

İstisnanın uygulanacağı kazanç kısmının tespitinde, gayrimaddi hak satın alma bedelleri (lisans ve benzeri bedeller dahil) ve ilişkili kişilerden sağlanan fayda ve hizmet bedelleri toplam harcama tutarına dahil edilirken, nitelikli harcamalar tutarına dahil edilmez. Ancak, Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren vergilendirme döneminin sonuna kadar, yurt içinde yerleşik ilişkili kişilerden sağlanan fayda ve hizmet bedelleri nitelikli harcamalar tutarına dahil edilebilir.

Mükellefler nitelikli harcama tutarını yüzde 30’una kadar artırabilir. Şu kadar ki, bu şekilde artırılan nitelikli harcama tutarı toplam harcama tutarını aşamaz.

Örnek: (A) Ltd. Şti. 22/11/2017 tarihinde teknoloji geliştirme bölgesinde başlattığı Ar-Ge projesi çerçevesinde, kendisi tarafından yapılan ve gayrimaddi hak ile doğrudan bağlantılı 105.000. – TL harcama gerçekleştirmiştir. Ayrıca, projeyle doğrudan bağlantılı olmayan, bina kirası ve kredi faizine yönelik 30.000. – TL gidere katlanmış, projede kullanacağı bir gayrimaddi hakkı 35.000. – TL bedelle satın almış ve ayrıca yurt dışı ilişkili kişiden 10.000. – TL tutarında mühendislik hizmeti sağlamıştır.

Şirket bu projesini tamamlayarak ilgili mevzuat çerçevesinde patent aldıktan sonra projeye ilişkin gayrimaddihakkını satmış ve bu satıştan 1.000.000. – TL kazanç elde etmiştir.

Bu durumda, projeyle doğrudan bağlantılı olmayan 30.000. – TL harcama, gayrimaddi hakkın satışından doğan kazancın istisna uygulanacak kısmına ilişkin hesaplamada nitelikli harcamalar ile toplam harcamalara dahiledilmeyecektir. Ayrıca bu hesaplamada, şirketin satın aldığı gayrimaddi hakkın maliyet bedeli ile yurt dışı ilişkili kişiden sağlanan fayda ve hizmet tutarı toplam harcamaya dahil edilecek; nitelikli harcama tutarına ise dahil edilmeyecektir.

Buna göre;

– Nitelikli harcama     = 105.000. – TL

– Toplam harcama     = 105.000. – TL + 35.000. – TL + 10.000. – TL

                                  = 150.000. – TL

– İstisna oranı            = Nitelikli harcama / Toplam harcama

                                  = 105.000. – TL / 150.000. – TL

                                  = %70

Bu durumda, bu projeyle ilgili gayrimaddi hakkın satışından elde edilen kazancın %70’lik kısmı olan (1.000.000. – TL x %70=) 700.000. – TL için istisna uygulanacaktır.

Ayrıca, Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen %30 artırım oranının uygulanması durumunda, istisna oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

– Nitelikli harcama            = 105.000. – TL

– %30 artırımlı tutar          = 105.000. – TL + (105.000. – TL x %30)

                                          = 136.500. – TL

– Toplam harcama             = 150.000. – TL

– İstisna oranı                   = Nitelikli harcama / Toplam harcama

                                          = 136.500. – TL / 150.000. – TL

                                          = %91

Bu durumda, Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında nitelikli harcama tutarının %30 oranında artırılarak dikkate alınması sonucunda, mükellefin bu projesiyle ilgili gayrimaddi hakkının satışından elde ettiği kazancın %91’lik kısmı olan (1.000.000. – TL x %91=) 910.000. – TL için istisnadan yararlanılabilecektir.

Satın alınan gayrimaddi hakların mükellefin birden fazla projesinde kullanılması durumunda, her bir projeyle ilgili toplam harcama tutarının tespitinde, bu gayrimaddi hakka ilişkin hesaplanan amortismanların her bir projeye dağıtım oranı nispetinde gayrimaddi hakkın maliyet bedelinden pay verilecektir.

Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetlerin birden fazla projede kullanılması durumunda, her bir projeyle ilgili toplam harcama tutarının tespitinde, bu fayda ve hizmet tutarlarından her bir projeye verilen pay nispetinde bu fayda ve hizmetlerin bedelinden pay verilecektir.

Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren vergilendirme döneminin sonuna kadar, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyette bulunan bir başka kurumla devir, birleşme veya bölünme işlemine girişilmesi halinde devralınan, birleşilen veya bölünen kurum tarafından daha önce bu bölgelerde yapılmış olan nitelikli harcamalar da, bu bölümdeki açıklamalar çerçevesinde muameleye tabi tutulabilir.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin “5.12.3.1. Yasal düzenleme” başlıklı bölümünün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Öte yandan, 9/2/2017 tarihli ve 6772 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun4 7 nci maddesiyle Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklikle serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları da istisna kapsamına alınmıştır. Dolayısıyla, serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve bu hizmetlerin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği 24/2/2017 tarihinden itibaren bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları, anılan hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla, kurumlar vergisinden istisnadır.

Yapılan bu düzenleme ile 24/2/2017 tarihinden önce yalnızca üretici kullanıcılara tanınan kurumlar vergisi istisnasının, hizmet ihracatının geliştirilmesi amacıyla bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme ve depolama hizmetlerine de sağlanması amaçlanmıştır. Bu hizmetler, fiziki olarak serbest bölgede verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurt dışında yerleşik olması ve Türkiye’ye dönüşlerinin olmaması şartları aranacaktır. Söz konusu istisna, bu yöndeki faaliyetlerin bütünüyle yurt dışına yönelik olması halinde yararlanılabilecek bir vergi istisnası olduğundan, bu kapsamda ruhsat alacak firmaların yalnızca yurt dışına yönelik olarak faaliyette bulunması gerekmektedir.”

Tebliğ olunur.

 

––––––––––––––––––––––––––––

1  26/2/2016 tarihli ve 29636 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

2  1/7/2017 tarihli ve 30111 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

3  27/3/2018 tarihli ve 30373 (2. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

4  24/2/2017 tarihli ve 29989 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

İçerik 1:

Bu Tebliğde, 6676 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ve 7033 sayılı Kanunun 64 üncü maddesiyle 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda yapılan değişiklikler ile 6772 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine eklenen ibarelere ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde ilgili bölümler itibarıyla aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

MADDE 1 – 3/4/2007 tarihli ve 26482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)’nin “5.12.2.1. Yasal düzenleme” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun1 14 üncü maddesi ve 18/6/2017 tarihli ve 7033 sayılı Kanunun2 64 üncü maddesiyle yapılan değişiklikler sonrasında 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi aşağıdaki gibidir.

“Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazançlarının gayrimaddi hakların satılması, devri veya kiralanmasından elde edilmesi halinde, istisnadan yararlanılmasını, bu hakların ilgili mevzuat çerçevesinde tescil, kayıt veya bildirim şartına bağlamaya, mükellefin gayrimaddi hak geliri ve varsa bağlı olduğu grubun satış hasılatına göre tescil şartına bağlı olmaksızın belgelendirme usulüne tabi tutmaya, istisnadan yararlanacak kazancı; bu kazancın elde edilmesine yönelik faaliyetler kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların toplam harcamalara oranına isabet eden kısmı ile sınırlandırmaya, bu oranı toplam harcama tutarını aşmamak üzere yüzde 30’una kadar artırımlı uygulatmaya, nitelikli ve toplam harcamaları tanımlamaya Bakanlar Kurulu, bu kapsamda uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilidir.

Bölgede çalışan; AR-GE, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31/12/2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır. Gelir vergisi stopajı ve sigorta primi işveren hissesine ilişkin teşviklerden yararlanacak olan destek personeli sayısı, AR-GE ve tasarım personeli sayısının yüzde onunu aşamaz. Hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri ile 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen tatil günlerine isabet eden ücretler de bu istisna kapsamındadır. Haftalık kırk beş saatin üzerindeki ve ek çalışma sürelerine ilişkin ücretler bu istisnadan faydalanamaz. Yönetici şirket, ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin Bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Ancak, Bölgede yer alan işletmelerde çalışan AR-GE ve tasarım personelinin bu Bölgelerde yürüttüğü projelerle doğrudan ilgili olmak şartıyla, proje kapsamındaki faaliyetlerin bir kısmının Bölge dışında yürütülmesinin zorunlu olduğu durumlarda Bölge dışındaki bu faaliyetlere ilişkin ücretlerinin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı ile Bölgede yer alan işletmelerde en az bir yıl süreyle çalışan AR-GE ve tasarım personelinin yüksek lisans yapanlar için bir buçuk yılı, doktora yapanlar için iki yılı geçmemek üzere Bölge dışında geçirdiği sürelere ilişkin ücretlerin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı, gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilir. Bu kapsamda teşvikten yararlanılması için Bölge yönetici şirketinin onayının alınması ve Bakanlığın bilgilendirilmesi zorunludur. Yönetici şirketin onayı ile Bölge dışında geçirilen sürenin Bölgede yürütülen görevle ilgili olmadığının tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin cezalardan ilgili işletme sorumludur.

Bu madde hükümleri TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi Teknoloji Serbest Bölgesi yönetici şirketi, bu bölgede faaliyet gösteren Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri ile bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı, tasarımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri bakımından da uygulanır.”

Ayrıca 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Kanunun3 51 inci maddesiyle 4691 sayılı Kanunun geçici 2 ncimaddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik sonrasında anılan fıkra hükmü aşağıdaki gibidir.

“Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazançlarının gayrimaddi hakların satılması, devri veya kiralanmasından elde edilmesi halinde, istisnadan yararlanılmasını, bu hakların, mahiyetlerine göre, AR-GE faaliyetleri neticesinde elde edilmesi ve ilgili mevzuat çerçevesinde tescil veya kayıt ettirilmesi ya da bildirilmesi şartına bağlamaya, istisnadan kazancın elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin beyannamelerin verilmesi gereken sürenin sonuna kadar tescil veya kayıt için yetkili kuruma başvurulmuş olması kaydıyla bu kazançları doğuran işlemlerin gerçekleştirildiği vergilendirme döneminden başlayarak faydalandırmaya, mükellefin gayrimaddi hak geliri ve varsa bağlı olduğu grubun satış hasılatına göre tescil şartına bağlı olmaksızın belgelendirme usulüne tabi tutmaya, istisnadan yararlanacak kazancı; bu kazancın elde edilmesine yönelik faaliyetler kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların toplam harcamalara oranına isabet eden kısmı ile sınırlandırmaya, bu oranı toplam harcama tutarını aşmamak üzere yüzde 30’una kadar artırımlı uygulatmaya, nitelikli ve toplam harcamaları tanımlamaya Bakanlar Kurulu, bu kapsamda tescil, kayıt veya bildirim şartının yerine getirilmesine ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilidir. Belirlenen esaslar çerçevesinde tescil, kayıt veya bildirim şartının yerine getirilmemesi durumunda, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergi, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.””

MADDE 2 – Aynı Tebliğin “5.12.2.2. Yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi istisnasının kapsamı” bölüm başlığındaki “Yazılım” ve söz konusu bölümün birinci ve ikinci paragraflarında geçen “yazılım” ibarelerinden sonra gelmek üzere “, tasarım” ibaresi eklenmiş ve aynı bölümün üçüncü paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Öte yandan, teknoloji geliştirme bölgelerinde yazılım ve Ar-Ge faaliyetinde bulunan şirketlerin, bu faaliyetler sonucu buldukları ürünleri kendilerinin seri üretime tabi tutarak pazarlamaları halinde, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançların lisans, patent gibi gayrimaddi haklara isabet eden kısmı, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Ancak, lisans, patent gibi gayrimaddi haklara bağlanmamış olmakla birlikte uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançların istisna kapsamında değerlendirileceği tabiidir. Ayrıca, teknoloji geliştirme bölgelerinde tasarım faaliyetleri sonucu buldukları ürünleri kendileri seri üretime tabi tutarak pazarlayan mükellefler, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançlarının tasarıma isabet eden kısmını, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Üretim ve pazarlama organizasyonu nedeniyle doğan kazancın diğer kısmı ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin “5.12.2.2.1. İstisna kapsamına giren faaliyetler” başlıklı bölümünün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“6676 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 1/3/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 4691 sayılı Kanuna “tasarım faaliyeti” tanımı eklenmiş olup bu Kanunun uygulanmasında tasarım faaliyeti, sanayi alanında ve Bakanlar Kurulunun uygun göreceği diğer alanlarda katma değer ve rekabet avantajı yaratma potansiyelini haiz, ürün veya ürünlerin işlevselliğini artırma, geliştirme, iyileştirme ve farklılaştırmaya yönelik yenilikçi faaliyetlerin tümüdür.”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin “5.12.2.2.2. Bölgede faaliyete geçilmeden önce başlatılmış projelerden sağlanan kazançların istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği” başlıklı bölümünün birinci ve ikinci paragraflarında geçen “yazılım” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tasarım” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 5 – Aynı Tebliğin “5.12.2.4. İstisna kazanç tutarının tespiti” başlıklı bölümünün son paragrafında geçen “Ar-Ge” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tasarım” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 6 – Aynı Tebliğin “5.12.2.9. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği hükümlerine göre bildirim ve beyanın yapılması gereken yer” başlıklı bölümünün birinci ve ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu bölümün devamına aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“Yönetici şirketlerin, 4691 sayılı Kanunun uygulanması ile ilgili faaliyetleri sonucunda elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi istisnası uygulanabilmesi için kurumlar vergisi yönünden bağlı bulunulan vergi dairesine başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım, tasarım veya Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları dolayısıyla istisnadan yararlanabilmeleri için gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine başvuruda bulunmaları gerekmekte olup bu başvuruya, yönetici şirketten alınacak olan vergi mükellefinin bölgede yer aldığını ve mükellefin faaliyet alanlarını gösteren belgeler de eklenir. Bu belgelerin bir örneğinin de muhtasar beyanname yönünden bağlı olunan vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Vergi dairelerince mükelleflere istisna uygulamasına ilişkin olarak herhangi bir belge verilmesi söz konusu değildir.”

“5.12.2.10. İstisna uygulamasına ilişkin Bakanlar Kuruluna verilen yetki

4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine 7033 sayılı Kanunun 64 üncü maddesiyle eklenen ikinci fıkra çerçevesinde Bakanlar Kuruluna verilen yetki, 19/10/2017 tarihli ve 30215 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11/9/2017 tarihli ve 2017/10821 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kullanılmıştır.

5.12.2.10.1. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki kazançlar

Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesi gereğince, anılan Kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 19/10/2017 tarihinden sonra bölgede başlatılacak projelerden elde edilen kazançlar ile bu tarihten önce başlatılmış projelerden 30/6/2021 tarihinden sonra elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamasında söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı dikkate alınacaktır.

Buna göre, bölgede faaliyette bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince, 19/10/2017 tarihinden önce (bu tarih dahil) başlatılmış projelerden 30/6/2021 tarihine kadar elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamasında, istisna kazanç tutarının tespitinde Tebliğin “5.12.2.4.” ve “5.12.2.5.” bölümlerindeki açıklamalar dikkate alınacaktır.

Öte yandan, bölgede 19/10/2017 tarihinden önce (bu tarih dahil) başlatılmış projeler neticesinde elde edilen gayrimaddi hakların 30/6/2021 tarihinden sonra satışı, devri veya kiralanmasından doğan kazançlar ile 19/10/2017 tarihinden sonra başlatılmış projeler neticesinde elde edilen gayrimaddi hakların satışı, devri veya kiralanmasından doğan kazançlara ilişkin istisna uygulamasında aşağıdaki açıklamalar dikkate alınacaktır.

Sipariş üzerine yapılan ve doğabilecek tüm gayrimaddi hakların sözleşme hükümleri çerçevesinde siparişi verene ait olacağı işlerde olduğu gibi faaliyeti gerçekleştiren lehine gayrimaddi hak doğmayan durumlarda, mükelleflerin bölgedeki bu faaliyetlerinden doğan kazançları Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri kapsamında değildir.

5.12.2.10.2. Patent veya eşdeğer belge alma şartı

Anılan Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren ve 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan istisna hükmü kapsamına giren kazanç elde eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazançlarının gayrimaddi hakların satışı, devri veya kiralanmasından elde edilmesi halinde, söz konusu gayrimaddi haklardan kaynaklanan kazançlar dolayısıyla istisnadan yararlanılabilmesi için bu hakların niteliğine göre ilgili mevzuat çerçevesinde tescile veya kayda yetkili kuruma başvurularak patent veya fonksiyonel olarak patente eşdeğer belgelere bağlanması gerekmektedir.

Dolayısıyla, 19/10/2017 tarihinden sonra bölgede başlatılacak projelerden elde edilen kazançlar ile bu tarihten önce başlatılmış projelerden 30/6/2021 tarihinden sonra elde edilen kazançlarla ilgili olarak istisnadan yararlanılabilmesi için gayrimaddi haklara yönelik olarak 551 sayılı KHK veya 12/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında patent alınması veya bu hakların, fonksiyonel olarak patente eşdeğer belge olduğu kabul edilen faydalı model belgesi, tasarım tescil belgesi, telif hakkı tescil belgesi, entegre devre topografyası tescil belgesi, yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı hakkı tescil belgesi ve benzeri belgelere bağlanması gerekmektedir.

Anılan Kararın 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde telif hakkı tescil belgesine bağlanan yazılım faaliyetlerinden elde edilen kazançlar için başkaca bir belge aranılmaksızın istisnadan yararlanılması mümkündür.

Son 5 hesap döneminin ortalaması dikkate alınmak suretiyle, gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt gelirleri 30 milyon Türk lirasını ve dahil olduğu şirketler grubunun (herhangi bir gruba dahil değilse kendisinin) yıllık net satış hasılatı toplamı 200 milyon Türk lirasını aşmayan mükelleflerin, Ar-Ge faaliyetlerine yönelik patentlenebilirlik kriterlerini (yenilik, buluş basamağı, sanayiye uygulanabilirlik gibi) taşıyan gayrimaddi haklardan ve ilgili mevzuat kapsamında aranan şartları haiz tasarım faaliyetlerinden doğan gayrimaddi haklardan elde ettikleri kazançları, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından alınan proje bitirme belgesine dayanılarak istisnadan yararlandırılır. Bu durumda patent veya fonksiyonel olarak patente eşdeğer bir başka belge aranmaz.

Bu hesaplamada, Karar kapsamında istisnaya konu olan kazancın elde edildiği hesap döneminden önceki 5 hesap döneminin ortalaması dikkate alınacaktır.

5 hesap döneminden daha kısa süredir faaliyette bulunan mükelleflerde, faaliyette bulunulan hesap dönemlerinin ortalaması dikkate alınacaktır.

Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan tutarlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen Avro cinsi döviz alış kurunda yıl içinde gerçekleşen değişim oranı dikkate alınarak Maliye Bakanlığınca, en yakın milyon Türk lirasına yuvarlanarak her yıl güncellenecektir. Buna göre, 2018 hesap dönemi için dikkate alınacak tutarlar; gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt gelirler için 34 milyon Türk lirası, dahil olunan şirketler grubunun (herhangi bir gruba dahil değilse kendisinin) yıllık net satış hasılatı toplamı için 226 milyon Türk lirası olarak belirlenmiştir.

Bu uygulamadaki:

a) Gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt gelir; Ar-Ge ve tasarım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan yeni ürünlerden elde edilen hasılat tutarını (seri üretim ve üretim sürecinde kullanılma sonucu elde edilen hasılat hariç),

b) Yıllık net satış hasılatı; gelir tablosundaki “net satışlar” tutarını,

c) Şirketler grubu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 195 inci maddesi çerçevesinde şirketler topluluğu olarak değerlendirilen şirketleri

ifade eder.

5.12.2.10.3. Kazancın istisnadan yararlanacak kısmının tespiti

Anılan Bakanlar Kurulu Kararının 2 nci maddesine göre, Karar kapsamında patent veya fonksiyonel olarak patente eşdeğer belgelere bağlanan gayrimaddi haklardan kaynaklanan kazançların istisnadan yararlanacak kısmı, kazancı doğuran faaliyet kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların bu faaliyetle ilgili toplam harcamalara oranı kullanılarak hesaplanacaktır. Gayrimaddi hakların satışı, devri veya kiralanmasından kaynaklanan kazançların istisnadan yararlanacak kısmı, bölgede yürütülen her bir projeden elde edilen kazanca, ilgili projeye ilişkin nitelikli harcamaların toplam harcamaya oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

Her bir projeyle ilgili yapılacak bu hesaplamada dikkate alınacak nitelikli harcamalar, gayrimaddi hakkın elde edilebilmesi için mükellefin kendisi tarafından yapılan ve gayrimaddi hak ile doğrudan bağlantılı harcamalar ile ilişkisiz kişilerden sağlanan ve aynı mahiyeti taşıyan fayda ve hizmet bedellerinin toplamıdır. Bu harcamalardan aktifleştirilerek amortismana tabi tutulması gerekenler de gerçekleştirildikleri dönemde amortisman öncesi tutarlarıyla bu hesaplamada dikkate alınacaktır.

Mükellef tarafından yapılsa dahi faiz giderleri ve bina maliyetleri gibi yürütülen yazılım, tasarım ve Ar-Gefaaliyeti ile doğrudan ilişkili olmayan her türlü maliyet unsuru hem toplam harcamalar hem de nitelikli harcamalar dışında tutulur. Dolayısıyla, faiz gibi finansman giderleri ve binalara ilişkin amortismanlar, kiralar, ısıtma, aydınlatma, su, temizlik, güvenlik, bakım, onarım, vergi, resim ve harçlar ile genel yönetim giderlerinden verilen paylar gibi yürütülen yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olmayan harcamalar hesaplamada dikkate alınmayacaktır.

İstisnanın uygulanacağı kazanç kısmının tespitinde, gayrimaddi hak satın alma bedelleri (lisans ve benzeri bedeller dahil) ve ilişkili kişilerden sağlanan fayda ve hizmet bedelleri toplam harcama tutarına dahil edilirken, nitelikli harcamalar tutarına dahil edilmez. Ancak, Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren vergilendirme döneminin sonuna kadar, yurt içinde yerleşik ilişkili kişilerden sağlanan fayda ve hizmet bedelleri nitelikli harcamalar tutarına dahil edilebilir.

Mükellefler nitelikli harcama tutarını yüzde 30’una kadar artırabilir. Şu kadar ki, bu şekilde artırılan nitelikli harcama tutarı toplam harcama tutarını aşamaz.

Örnek: (A) Ltd. Şti. 22/11/2017 tarihinde teknoloji geliştirme bölgesinde başlattığı Ar-Ge projesi çerçevesinde, kendisi tarafından yapılan ve gayrimaddi hak ile doğrudan bağlantılı 105.000. – TL harcama gerçekleştirmiştir. Ayrıca, projeyle doğrudan bağlantılı olmayan, bina kirası ve kredi faizine yönelik 30.000. – TL gidere katlanmış, projede kullanacağı bir gayrimaddi hakkı 35.000. – TL bedelle satın almış ve ayrıca yurt dışı ilişkili kişiden 10.000. – TL tutarında mühendislik hizmeti sağlamıştır.

Şirket bu projesini tamamlayarak ilgili mevzuat çerçevesinde patent aldıktan sonra projeye ilişkin gayrimaddihakkını satmış ve bu satıştan 1.000.000. – TL kazanç elde etmiştir.

Bu durumda, projeyle doğrudan bağlantılı olmayan 30.000. – TL harcama, gayrimaddi hakkın satışından doğan kazancın istisna uygulanacak kısmına ilişkin hesaplamada nitelikli harcamalar ile toplam harcamalara dahiledilmeyecektir. Ayrıca bu hesaplamada, şirketin satın aldığı gayrimaddi hakkın maliyet bedeli ile yurt dışı ilişkili kişiden sağlanan fayda ve hizmet tutarı toplam harcamaya dahil edilecek; nitelikli harcama tutarına ise dahil edilmeyecektir.

Buna göre;

– Nitelikli harcama     = 105.000. – TL

– Toplam harcama     = 105.000. – TL + 35.000. – TL + 10.000. – TL

                                  = 150.000. – TL

– İstisna oranı            = Nitelikli harcama / Toplam harcama

                                  = 105.000. – TL / 150.000. – TL

                                  = %70

Bu durumda, bu projeyle ilgili gayrimaddi hakkın satışından elde edilen kazancın %70’lik kısmı olan (1.000.000. – TL x %70=) 700.000. – TL için istisna uygulanacaktır.

Ayrıca, Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen %30 artırım oranının uygulanması durumunda, istisna oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

– Nitelikli harcama            = 105.000. – TL

– %30 artırımlı tutar          = 105.000. – TL + (105.000. – TL x %30)

                                          = 136.500. – TL

– Toplam harcama             = 150.000. – TL

– İstisna oranı                   = Nitelikli harcama / Toplam harcama

                                          = 136.500. – TL / 150.000. – TL

                                          = %91

Bu durumda, Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında nitelikli harcama tutarının %30 oranında artırılarak dikkate alınması sonucunda, mükellefin bu projesiyle ilgili gayrimaddi hakkının satışından elde ettiği kazancın %91’lik kısmı olan (1.000.000. – TL x %91=) 910.000. – TL için istisnadan yararlanılabilecektir.

Satın alınan gayrimaddi hakların mükellefin birden fazla projesinde kullanılması durumunda, her bir projeyle ilgili toplam harcama tutarının tespitinde, bu gayrimaddi hakka ilişkin hesaplanan amortismanların her bir projeye dağıtım oranı nispetinde gayrimaddi hakkın maliyet bedelinden pay verilecektir.

Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetlerin birden fazla projede kullanılması durumunda, her bir projeyle ilgili toplam harcama tutarının tespitinde, bu fayda ve hizmet tutarlarından her bir projeye verilen pay nispetinde bu fayda ve hizmetlerin bedelinden pay verilecektir.

Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren vergilendirme döneminin sonuna kadar, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyette bulunan bir başka kurumla devir, birleşme veya bölünme işlemine girişilmesi halinde devralınan, birleşilen veya bölünen kurum tarafından daha önce bu bölgelerde yapılmış olan nitelikli harcamalar da, bu bölümdeki açıklamalar çerçevesinde muameleye tabi tutulabilir.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin “5.12.3.1. Yasal düzenleme” başlıklı bölümünün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Öte yandan, 9/2/2017 tarihli ve 6772 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun4 7 nci maddesiyle Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklikle serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları da istisna kapsamına alınmıştır. Dolayısıyla, serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve bu hizmetlerin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği 24/2/2017 tarihinden itibaren bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları, anılan hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla, kurumlar vergisinden istisnadır.

Yapılan bu düzenleme ile 24/2/2017 tarihinden önce yalnızca üretici kullanıcılara tanınan kurumlar vergisi istisnasının, hizmet ihracatının geliştirilmesi amacıyla bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme ve depolama hizmetlerine de sağlanması amaçlanmıştır. Bu hizmetler, fiziki olarak serbest bölgede verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurt dışında yerleşik olması ve Türkiye’ye dönüşlerinin olmaması şartları aranacaktır. Söz konusu istisna, bu yöndeki faaliyetlerin bütünüyle yurt dışına yönelik olması halinde yararlanılabilecek bir vergi istisnası olduğundan, bu kapsamda ruhsat alacak firmaların yalnızca yurt dışına yönelik olarak faaliyette bulunması gerekmektedir.”

Tebliğ olunur.

 

––––––––––––––––––––––––––––

1  26/2/2016 tarihli ve 29636 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

2  1/7/2017 tarihli ve 30111 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

3  27/3/2018 tarihli ve 30373 (2. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

4  24/2/2017 tarihli ve 29989 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

İçerik 2:

Bu Tebliğde, 6676 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ve 7033 sayılı Kanunun 64 üncü maddesiyle 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda yapılan değişiklikler ile 6772 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine eklenen ibarelere ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde ilgili bölümler itibarıyla aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

MADDE 1 – 3/4/2007 tarihli ve 26482 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 1)’nin “5.12.2.1. Yasal düzenleme” başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“16/2/2016 tarihli ve 6676 sayılı Kanunun1 14 üncü maddesi ve 18/6/2017 tarihli ve 7033 sayılı Kanunun2 64 üncü maddesiyle yapılan değişiklikler sonrasında 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi aşağıdaki gibidir.

“Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazançlarının gayrimaddi hakların satılması, devri veya kiralanmasından elde edilmesi halinde, istisnadan yararlanılmasını, bu hakların ilgili mevzuat çerçevesinde tescil, kayıt veya bildirim şartına bağlamaya, mükellefin gayrimaddi hak geliri ve varsa bağlı olduğu grubun satış hasılatına göre tescil şartına bağlı olmaksızın belgelendirme usulüne tabi tutmaya, istisnadan yararlanacak kazancı; bu kazancın elde edilmesine yönelik faaliyetler kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların toplam harcamalara oranına isabet eden kısmı ile sınırlandırmaya, bu oranı toplam harcama tutarını aşmamak üzere yüzde 30’una kadar artırımlı uygulatmaya, nitelikli ve toplam harcamaları tanımlamaya Bakanlar Kurulu, bu kapsamda uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilidir.

Bölgede çalışan; AR-GE, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31/12/2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır. Gelir vergisi stopajı ve sigorta primi işveren hissesine ilişkin teşviklerden yararlanacak olan destek personeli sayısı, AR-GE ve tasarım personeli sayısının yüzde onunu aşamaz. Hak kazanılmış hafta tatili ve yıllık ücretli izin süreleri ile 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen tatil günlerine isabet eden ücretler de bu istisna kapsamındadır. Haftalık kırk beş saatin üzerindeki ve ek çalışma sürelerine ilişkin ücretler bu istisnadan faydalanamaz. Yönetici şirket, ücreti gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin Bölgede fiilen çalışıp çalışmadığını denetler. Ancak, Bölgede yer alan işletmelerde çalışan AR-GE ve tasarım personelinin bu Bölgelerde yürüttüğü projelerle doğrudan ilgili olmak şartıyla, proje kapsamındaki faaliyetlerin bir kısmının Bölge dışında yürütülmesinin zorunlu olduğu durumlarda Bölge dışındaki bu faaliyetlere ilişkin ücretlerinin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı ile Bölgede yer alan işletmelerde en az bir yıl süreyle çalışan AR-GE ve tasarım personelinin yüksek lisans yapanlar için bir buçuk yılı, doktora yapanlar için iki yılı geçmemek üzere Bölge dışında geçirdiği sürelere ilişkin ücretlerin yüzde yüzünü aşmamak şartıyla Bakanlar Kurulunca ayrı ayrı veya birlikte belirlenecek kısmı, gelir vergisi stopajı teşviki kapsamında değerlendirilir. Bu kapsamda teşvikten yararlanılması için Bölge yönetici şirketinin onayının alınması ve Bakanlığın bilgilendirilmesi zorunludur. Yönetici şirketin onayı ile Bölge dışında geçirilen sürenin Bölgede yürütülen görevle ilgili olmadığının tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin cezalardan ilgili işletme sorumludur.

Bu madde hükümleri TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi Teknoloji Serbest Bölgesi yönetici şirketi, bu bölgede faaliyet gösteren Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri ile bölgede çalışan araştırmacı, yazılımcı, tasarımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri bakımından da uygulanır.”

Ayrıca 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Kanunun3 51 inci maddesiyle 4691 sayılı Kanunun geçici 2 ncimaddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik sonrasında anılan fıkra hükmü aşağıdaki gibidir.

“Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazançlarının gayrimaddi hakların satılması, devri veya kiralanmasından elde edilmesi halinde, istisnadan yararlanılmasını, bu hakların, mahiyetlerine göre, AR-GE faaliyetleri neticesinde elde edilmesi ve ilgili mevzuat çerçevesinde tescil veya kayıt ettirilmesi ya da bildirilmesi şartına bağlamaya, istisnadan kazancın elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin beyannamelerin verilmesi gereken sürenin sonuna kadar tescil veya kayıt için yetkili kuruma başvurulmuş olması kaydıyla bu kazançları doğuran işlemlerin gerçekleştirildiği vergilendirme döneminden başlayarak faydalandırmaya, mükellefin gayrimaddi hak geliri ve varsa bağlı olduğu grubun satış hasılatına göre tescil şartına bağlı olmaksızın belgelendirme usulüne tabi tutmaya, istisnadan yararlanacak kazancı; bu kazancın elde edilmesine yönelik faaliyetler kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların toplam harcamalara oranına isabet eden kısmı ile sınırlandırmaya, bu oranı toplam harcama tutarını aşmamak üzere yüzde 30’una kadar artırımlı uygulatmaya, nitelikli ve toplam harcamaları tanımlamaya Bakanlar Kurulu, bu kapsamda tescil, kayıt veya bildirim şartının yerine getirilmesine ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilidir. Belirlenen esaslar çerçevesinde tescil, kayıt veya bildirim şartının yerine getirilmemesi durumunda, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergi, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.””

MADDE 2 – Aynı Tebliğin “5.12.2.2. Yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi istisnasının kapsamı” bölüm başlığındaki “Yazılım” ve söz konusu bölümün birinci ve ikinci paragraflarında geçen “yazılım” ibarelerinden sonra gelmek üzere “, tasarım” ibaresi eklenmiş ve aynı bölümün üçüncü paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Öte yandan, teknoloji geliştirme bölgelerinde yazılım ve Ar-Ge faaliyetinde bulunan şirketlerin, bu faaliyetler sonucu buldukları ürünleri kendilerinin seri üretime tabi tutarak pazarlamaları halinde, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançların lisans, patent gibi gayrimaddi haklara isabet eden kısmı, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırılmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Ancak, lisans, patent gibi gayrimaddi haklara bağlanmamış olmakla birlikte uyarlama, yerleştirme, geliştirme, revizyon, ek yazılım gibi faaliyetlerden elde edilen kazançların istisna kapsamında değerlendirileceği tabiidir. Ayrıca, teknoloji geliştirme bölgelerinde tasarım faaliyetleri sonucu buldukları ürünleri kendileri seri üretime tabi tutarak pazarlayan mükellefler, bu ürünlerin pazarlanmasından elde edilen kazançlarının tasarıma isabet eden kısmını, transfer fiyatlandırması esaslarına göre ayrıştırmak suretiyle istisnadan yararlanabilecektir. Üretim ve pazarlama organizasyonu nedeniyle doğan kazancın diğer kısmı ise istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.”

MADDE 3 – Aynı Tebliğin “5.12.2.2.1. İstisna kapsamına giren faaliyetler” başlıklı bölümünün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“6676 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 1/3/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 4691 sayılı Kanuna “tasarım faaliyeti” tanımı eklenmiş olup bu Kanunun uygulanmasında tasarım faaliyeti, sanayi alanında ve Bakanlar Kurulunun uygun göreceği diğer alanlarda katma değer ve rekabet avantajı yaratma potansiyelini haiz, ürün veya ürünlerin işlevselliğini artırma, geliştirme, iyileştirme ve farklılaştırmaya yönelik yenilikçi faaliyetlerin tümüdür.”

MADDE 4 – Aynı Tebliğin “5.12.2.2.2. Bölgede faaliyete geçilmeden önce başlatılmış projelerden sağlanan kazançların istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği” başlıklı bölümünün birinci ve ikinci paragraflarında geçen “yazılım” ibaresinden sonra gelmek üzere “, tasarım” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 5 – Aynı Tebliğin “5.12.2.4. İstisna kazanç tutarının tespiti” başlıklı bölümünün son paragrafında geçen “Ar-Ge” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve tasarım” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 6 – Aynı Tebliğin “5.12.2.9. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği hükümlerine göre bildirim ve beyanın yapılması gereken yer” başlıklı bölümünün birinci ve ikinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bu bölümün devamına aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“Yönetici şirketlerin, 4691 sayılı Kanunun uygulanması ile ilgili faaliyetleri sonucunda elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi istisnası uygulanabilmesi için kurumlar vergisi yönünden bağlı bulunulan vergi dairesine başvuruda bulunmaları gerekmektedir.

Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgedeki yazılım, tasarım veya Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları dolayısıyla istisnadan yararlanabilmeleri için gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine başvuruda bulunmaları gerekmekte olup bu başvuruya, yönetici şirketten alınacak olan vergi mükellefinin bölgede yer aldığını ve mükellefin faaliyet alanlarını gösteren belgeler de eklenir. Bu belgelerin bir örneğinin de muhtasar beyanname yönünden bağlı olunan vergi dairesine bildirilmesi gerekmektedir. Vergi dairelerince mükelleflere istisna uygulamasına ilişkin olarak herhangi bir belge verilmesi söz konusu değildir.”

“5.12.2.10. İstisna uygulamasına ilişkin Bakanlar Kuruluna verilen yetki

4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine 7033 sayılı Kanunun 64 üncü maddesiyle eklenen ikinci fıkra çerçevesinde Bakanlar Kuruluna verilen yetki, 19/10/2017 tarihli ve 30215 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11/9/2017 tarihli ve 2017/10821 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kullanılmıştır.

5.12.2.10.1. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki kazançlar

Bakanlar Kurulu Kararının 3 üncü maddesi gereğince, anılan Kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 19/10/2017 tarihinden sonra bölgede başlatılacak projelerden elde edilen kazançlar ile bu tarihten önce başlatılmış projelerden 30/6/2021 tarihinden sonra elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamasında söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı dikkate alınacaktır.

Buna göre, bölgede faaliyette bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince, 19/10/2017 tarihinden önce (bu tarih dahil) başlatılmış projelerden 30/6/2021 tarihine kadar elde edilen kazançlara ilişkin istisna uygulamasında, istisna kazanç tutarının tespitinde Tebliğin “5.12.2.4.” ve “5.12.2.5.” bölümlerindeki açıklamalar dikkate alınacaktır.

Öte yandan, bölgede 19/10/2017 tarihinden önce (bu tarih dahil) başlatılmış projeler neticesinde elde edilen gayrimaddi hakların 30/6/2021 tarihinden sonra satışı, devri veya kiralanmasından doğan kazançlar ile 19/10/2017 tarihinden sonra başlatılmış projeler neticesinde elde edilen gayrimaddi hakların satışı, devri veya kiralanmasından doğan kazançlara ilişkin istisna uygulamasında aşağıdaki açıklamalar dikkate alınacaktır.

Sipariş üzerine yapılan ve doğabilecek tüm gayrimaddi hakların sözleşme hükümleri çerçevesinde siparişi verene ait olacağı işlerde olduğu gibi faaliyeti gerçekleştiren lehine gayrimaddi hak doğmayan durumlarda, mükelleflerin bölgedeki bu faaliyetlerinden doğan kazançları Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri kapsamında değildir.

5.12.2.10.2. Patent veya eşdeğer belge alma şartı

Anılan Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren ve 4691 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinde yer alan istisna hükmü kapsamına giren kazanç elde eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazançlarının gayrimaddi hakların satışı, devri veya kiralanmasından elde edilmesi halinde, söz konusu gayrimaddi haklardan kaynaklanan kazançlar dolayısıyla istisnadan yararlanılabilmesi için bu hakların niteliğine göre ilgili mevzuat çerçevesinde tescile veya kayda yetkili kuruma başvurularak patent veya fonksiyonel olarak patente eşdeğer belgelere bağlanması gerekmektedir.

Dolayısıyla, 19/10/2017 tarihinden sonra bölgede başlatılacak projelerden elde edilen kazançlar ile bu tarihten önce başlatılmış projelerden 30/6/2021 tarihinden sonra elde edilen kazançlarla ilgili olarak istisnadan yararlanılabilmesi için gayrimaddi haklara yönelik olarak 551 sayılı KHK veya 12/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında patent alınması veya bu hakların, fonksiyonel olarak patente eşdeğer belge olduğu kabul edilen faydalı model belgesi, tasarım tescil belgesi, telif hakkı tescil belgesi, entegre devre topografyası tescil belgesi, yeni bitki çeşitlerine ait ıslahçı hakkı tescil belgesi ve benzeri belgelere bağlanması gerekmektedir.

Anılan Kararın 1 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde telif hakkı tescil belgesine bağlanan yazılım faaliyetlerinden elde edilen kazançlar için başkaca bir belge aranılmaksızın istisnadan yararlanılması mümkündür.

Son 5 hesap döneminin ortalaması dikkate alınmak suretiyle, gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt gelirleri 30 milyon Türk lirasını ve dahil olduğu şirketler grubunun (herhangi bir gruba dahil değilse kendisinin) yıllık net satış hasılatı toplamı 200 milyon Türk lirasını aşmayan mükelleflerin, Ar-Ge faaliyetlerine yönelik patentlenebilirlik kriterlerini (yenilik, buluş basamağı, sanayiye uygulanabilirlik gibi) taşıyan gayrimaddi haklardan ve ilgili mevzuat kapsamında aranan şartları haiz tasarım faaliyetlerinden doğan gayrimaddi haklardan elde ettikleri kazançları, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından alınan proje bitirme belgesine dayanılarak istisnadan yararlandırılır. Bu durumda patent veya fonksiyonel olarak patente eşdeğer bir başka belge aranmaz.

Bu hesaplamada, Karar kapsamında istisnaya konu olan kazancın elde edildiği hesap döneminden önceki 5 hesap döneminin ortalaması dikkate alınacaktır.

5 hesap döneminden daha kısa süredir faaliyette bulunan mükelleflerde, faaliyette bulunulan hesap dönemlerinin ortalaması dikkate alınacaktır.

Bakanlar Kurulu Kararının 1 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan tutarlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen Avro cinsi döviz alış kurunda yıl içinde gerçekleşen değişim oranı dikkate alınarak Maliye Bakanlığınca, en yakın milyon Türk lirasına yuvarlanarak her yıl güncellenecektir. Buna göre, 2018 hesap dönemi için dikkate alınacak tutarlar; gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt gelirler için 34 milyon Türk lirası, dahil olunan şirketler grubunun (herhangi bir gruba dahil değilse kendisinin) yıllık net satış hasılatı toplamı için 226 milyon Türk lirası olarak belirlenmiştir.

Bu uygulamadaki:

a) Gayrimaddi haklardan elde edilen yıllık brüt gelir; Ar-Ge ve tasarım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan yeni ürünlerden elde edilen hasılat tutarını (seri üretim ve üretim sürecinde kullanılma sonucu elde edilen hasılat hariç),

b) Yıllık net satış hasılatı; gelir tablosundaki “net satışlar” tutarını,

c) Şirketler grubu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 195 inci maddesi çerçevesinde şirketler topluluğu olarak değerlendirilen şirketleri

ifade eder.

5.12.2.10.3. Kazancın istisnadan yararlanacak kısmının tespiti

Anılan Bakanlar Kurulu Kararının 2 nci maddesine göre, Karar kapsamında patent veya fonksiyonel olarak patente eşdeğer belgelere bağlanan gayrimaddi haklardan kaynaklanan kazançların istisnadan yararlanacak kısmı, kazancı doğuran faaliyet kapsamında gerçekleştirilen nitelikli harcamaların bu faaliyetle ilgili toplam harcamalara oranı kullanılarak hesaplanacaktır. Gayrimaddi hakların satışı, devri veya kiralanmasından kaynaklanan kazançların istisnadan yararlanacak kısmı, bölgede yürütülen her bir projeden elde edilen kazanca, ilgili projeye ilişkin nitelikli harcamaların toplam harcamaya oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır.

Her bir projeyle ilgili yapılacak bu hesaplamada dikkate alınacak nitelikli harcamalar, gayrimaddi hakkın elde edilebilmesi için mükellefin kendisi tarafından yapılan ve gayrimaddi hak ile doğrudan bağlantılı harcamalar ile ilişkisiz kişilerden sağlanan ve aynı mahiyeti taşıyan fayda ve hizmet bedellerinin toplamıdır. Bu harcamalardan aktifleştirilerek amortismana tabi tutulması gerekenler de gerçekleştirildikleri dönemde amortisman öncesi tutarlarıyla bu hesaplamada dikkate alınacaktır.

Mükellef tarafından yapılsa dahi faiz giderleri ve bina maliyetleri gibi yürütülen yazılım, tasarım ve Ar-Gefaaliyeti ile doğrudan ilişkili olmayan her türlü maliyet unsuru hem toplam harcamalar hem de nitelikli harcamalar dışında tutulur. Dolayısıyla, faiz gibi finansman giderleri ve binalara ilişkin amortismanlar, kiralar, ısıtma, aydınlatma, su, temizlik, güvenlik, bakım, onarım, vergi, resim ve harçlar ile genel yönetim giderlerinden verilen paylar gibi yürütülen yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olmayan harcamalar hesaplamada dikkate alınmayacaktır.

İstisnanın uygulanacağı kazanç kısmının tespitinde, gayrimaddi hak satın alma bedelleri (lisans ve benzeri bedeller dahil) ve ilişkili kişilerden sağlanan fayda ve hizmet bedelleri toplam harcama tutarına dahil edilirken, nitelikli harcamalar tutarına dahil edilmez. Ancak, Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren vergilendirme döneminin sonuna kadar, yurt içinde yerleşik ilişkili kişilerden sağlanan fayda ve hizmet bedelleri nitelikli harcamalar tutarına dahil edilebilir.

Mükellefler nitelikli harcama tutarını yüzde 30’una kadar artırabilir. Şu kadar ki, bu şekilde artırılan nitelikli harcama tutarı toplam harcama tutarını aşamaz.

Örnek: (A) Ltd. Şti. 22/11/2017 tarihinde teknoloji geliştirme bölgesinde başlattığı Ar-Ge projesi çerçevesinde, kendisi tarafından yapılan ve gayrimaddi hak ile doğrudan bağlantılı 105.000. – TL harcama gerçekleştirmiştir. Ayrıca, projeyle doğrudan bağlantılı olmayan, bina kirası ve kredi faizine yönelik 30.000. – TL gidere katlanmış, projede kullanacağı bir gayrimaddi hakkı 35.000. – TL bedelle satın almış ve ayrıca yurt dışı ilişkili kişiden 10.000. – TL tutarında mühendislik hizmeti sağlamıştır.

Şirket bu projesini tamamlayarak ilgili mevzuat çerçevesinde patent aldıktan sonra projeye ilişkin gayrimaddihakkını satmış ve bu satıştan 1.000.000. – TL kazanç elde etmiştir.

Bu durumda, projeyle doğrudan bağlantılı olmayan 30.000. – TL harcama, gayrimaddi hakkın satışından doğan kazancın istisna uygulanacak kısmına ilişkin hesaplamada nitelikli harcamalar ile toplam harcamalara dahiledilmeyecektir. Ayrıca bu hesaplamada, şirketin satın aldığı gayrimaddi hakkın maliyet bedeli ile yurt dışı ilişkili kişiden sağlanan fayda ve hizmet tutarı toplam harcamaya dahil edilecek; nitelikli harcama tutarına ise dahil edilmeyecektir.

Buna göre;

– Nitelikli harcama     = 105.000. – TL

– Toplam harcama     = 105.000. – TL + 35.000. – TL + 10.000. – TL

                                  = 150.000. – TL

– İstisna oranı            = Nitelikli harcama / Toplam harcama

                                  = 105.000. – TL / 150.000. – TL

                                  = %70

Bu durumda, bu projeyle ilgili gayrimaddi hakkın satışından elde edilen kazancın %70’lik kısmı olan (1.000.000. – TL x %70=) 700.000. – TL için istisna uygulanacaktır.

Ayrıca, Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen %30 artırım oranının uygulanması durumunda, istisna oranı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

– Nitelikli harcama            = 105.000. – TL

– %30 artırımlı tutar          = 105.000. – TL + (105.000. – TL x %30)

                                          = 136.500. – TL

– Toplam harcama             = 150.000. – TL

– İstisna oranı                   = Nitelikli harcama / Toplam harcama

                                          = 136.500. – TL / 150.000. – TL

                                          = %91

Bu durumda, Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında nitelikli harcama tutarının %30 oranında artırılarak dikkate alınması sonucunda, mükellefin bu projesiyle ilgili gayrimaddi hakkının satışından elde ettiği kazancın %91’lik kısmı olan (1.000.000. – TL x %91=) 910.000. – TL için istisnadan yararlanılabilecektir.

Satın alınan gayrimaddi hakların mükellefin birden fazla projesinde kullanılması durumunda, her bir projeyle ilgili toplam harcama tutarının tespitinde, bu gayrimaddi hakka ilişkin hesaplanan amortismanların her bir projeye dağıtım oranı nispetinde gayrimaddi hakkın maliyet bedelinden pay verilecektir.

Dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetlerin birden fazla projede kullanılması durumunda, her bir projeyle ilgili toplam harcama tutarının tespitinde, bu fayda ve hizmet tutarlarından her bir projeye verilen pay nispetinde bu fayda ve hizmetlerin bedelinden pay verilecektir.

Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren vergilendirme döneminin sonuna kadar, teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyette bulunan bir başka kurumla devir, birleşme veya bölünme işlemine girişilmesi halinde devralınan, birleşilen veya bölünen kurum tarafından daha önce bu bölgelerde yapılmış olan nitelikli harcamalar da, bu bölümdeki açıklamalar çerçevesinde muameleye tabi tutulabilir.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin “5.12.3.1. Yasal düzenleme” başlıklı bölümünün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Öte yandan, 9/2/2017 tarihli ve 6772 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun4 7 nci maddesiyle Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yapılan değişiklikle serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları da istisna kapsamına alınmıştır. Dolayısıyla, serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve bu hizmetlerin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği 24/2/2017 tarihinden itibaren bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları, anılan hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla, kurumlar vergisinden istisnadır.

Yapılan bu düzenleme ile 24/2/2017 tarihinden önce yalnızca üretici kullanıcılara tanınan kurumlar vergisi istisnasının, hizmet ihracatının geliştirilmesi amacıyla bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme ve depolama hizmetlerine de sağlanması amaçlanmıştır. Bu hizmetler, fiziki olarak serbest bölgede verilmekle birlikte, yararlanıcısının yurt dışında yerleşik olması ve Türkiye’ye dönüşlerinin olmaması şartları aranacaktır. Söz konusu istisna, bu yöndeki faaliyetlerin bütünüyle yurt dışına yönelik olması halinde yararlanılabilecek bir vergi istisnası olduğundan, bu kapsamda ruhsat alacak firmaların yalnızca yurt dışına yönelik olarak faaliyette bulunması gerekmektedir.”

Tebliğ olunur.

 

––––––––––––––––––––––––––––

1  26/2/2016 tarihli ve 29636 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

2  1/7/2017 tarihli ve 30111 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

3  27/3/2018 tarihli ve 30373 (2. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

4  24/2/2017 tarihli ve 29989 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Resmi Gazete No: 30448 Resmi Gazete Tarihi: Pazartesi, 11 Haziran, 2018 Adı: UID:
İçerik:

1.AMAÇ

Bu Tebliğin amacı, 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinde düzenlenen 16 ve daha büyük yaştaki bazı araçların ihraç edilmesi ya da hurdaya çıkartılmasına bağlı olarak yeni araç alımında özel tüketim vergisi (ÖTV) uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

2.YASAL DÜZENLEME

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde;

“(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2019 tarihine kadar, 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan, kayıt ve tescile tabi 16 ve daha büyük yaştaki araçların adına kayıtlı gerçek veya tüzel kişiler tarafından, ilgili mevzuat gereğince kayıt ve tescili silinerek, doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da bir daha kullanılmamak üzere hurdaya çıkartılması halinde, her bir araç için aynı cins  (87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan araçlardan sadece motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçmeyen) yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin 10.000 Türk lirasını aşmamak üzere araçların cinsleri ve özelliklerine (motor silindir hacmi, sınıfı, özel tüketim vergisi oranına esas matrahı gibi) göre Bakanlar Kurulunca tespit edilecek kısmı, terkin edilir.

(2) Birinci fıkra kapsamında yeni aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, Bakanlar Kurulunca söz konusu araç için tespit edilen tutarın altında olması halinde özel tüketim vergisi tahsil edilmez, tahakkuk eden özel tüketim vergisini aşan tutar iade edilmez ve başka bir araç alımında kullanılmaz.

(3) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile kamu tüzel kişiliğini haiz diğer kurum ve kuruluşlar (meslekî kuruluşlar ve vakıf yükseköğretim kurumları hariç) bu madde hükümlerinden faydalanamaz.

(4) İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçların yaşı, tescil işleminin yapıldığı yıl dikkate alınmaksızın, tescil belgesinde yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle tespit olunur.

(5) Bu madde kapsamında ihraç edilen aracın, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 168 inci, 169 uncu ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelmesi halinde, yeni aracın ilk iktisabında terkin edilen özel tüketim vergisi tutarı, terkin tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre hesaplanan tecil faizi ile birlikte ilk iktisapla ilgili işlemleri yapan vergi dairesine ödenmeden araç ithal edilemez.

(6) Bu madde hükümlerinden haksız olarak faydalanılması halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi faydalanandan, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

(7) Bakanlar Kurulu, birinci fıkrada yer alan tutarı; sıfıra kadar indirmeye, aracın hurdaya çıkarılması veya ihraç edilmesi durumuna göre farklılaştırmaya, hurdaya ayrılacak veya ihraç edilecek araçların teslim edilmesi gereken yerleri veya kişileri ve bunlarda aranılacak nitelikleri belirlemeye yetkilidir.

(8) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Ekonomi Bakanlığı ve Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenir.”

hükmü yer almaktadır.

3.KAPSAM

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamına, aşağıda belirtilen araçların, adına kayıt ve tescilli olduğu yine aşağıda belirtilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da hurdaya çıkartılmasına bağlı olarak ilk iktisap edilecek aynı cins araçlar girmektedir.

3.1. Madde Hükmünden Yararlanılabilecek Araçlar

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, düzenlemenin kapsamına 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin;

-8701.20 G.T.İ.P. numarasında yer alan yarı römorkler için çekiciler,

-87.02 G.T.İ.P. numarasında yer alan sürücü dâhil on veya daha fazla kişi taşımaya mahsus minibüs, midibüs ve otobüsler,

-87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan binek otomobil, panelvan, pick-up, arazi taşıtı, ATV, steyşın vagon vb. araçlar,

-87.04 G.T.İ.P. numarasında yer alan eşya taşımaya mahsus van, panelvan, pick-up, kamyonet, kamyon vb. araçlar

girmektedir.

Bu araçlardan, 16 ve daha büyük yaşta olanların, doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da hurdaya çıkartılması halinde, aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında düzenlemeden yararlanılabilir. Dolayısıyla, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı liste  kapsamında yer almayan araçlar için düzenlemeden yararlanılamayacağı gibi, söz konusu liste kapsamında yer almakla birlikte kayıt ve tescile tabi olmayan veya maddede belirtilen G.T.İ.P. numaraları dışında kalan araçlar (87.05 G.T.İ.P. numaralı özel amaçlı motorlu taşıtlar, 87.09 G.T.İ.P. numaralı araçlar, 87.11 G.T.İ.P. numaralı motosikletler ve mopedler, 88.02 G.T.İ.P. numaralı hava taşıtları, 8901.10.10.00.11, 8901.10.90.00.11 ve 89.03 G.T.İ.P. numaralı deniz taşıtları, traktörler, iş makinaları vb.) için de düzenlemeden yararlanılması mümkün değildir.

Öte yandan, madde hükmünden yararlanılabilmesi için kapsama dâhil kayıt ve tescile tabi 16 ve daha büyük yaştaki araçların doğrudan veya Bakanlar Kurulunca nitelikleri belirlenen ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da yine Bakanlar Kurulunca belirlenen hurda teslim yerlerine fiilen teslim edilmesi şart olduğundan, mevcut bulunmayan (kayıp, çalıntı gibi) veya motorlu araç vasfını kaybetmiş araçlar için düzenlemeden yararlanılması mümkün değildir. Buna göre, ihraç edilecek veya hurdaya çıkartılacak aracın araç bütünlüğünün korunuyor olması, motor ve şanzıman gibi önemli aksamlarının mevcut bulunması gerekir.

Kayıt ve tescili silinerek ihraç edilecek veya hurdaya çıkartılacak araçların yaşı, tescil işleminin yapıldığı yıl dikkate alınmaksızın, tescil belgesinde yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle tespit olunur. Örneğin, tescil belgesinde 1994 model olduğu belirtilen bir aracın 2018 yılındaki yaşı, 1994 yılında bir yaşında kabul edilmek suretiyle 25 olarak hesaplanır. Bu durumda 2018 yılında 2003 model ve daha eski model araçların, 2019 yılında ise 2004 model ve daha eski model araçların ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde düzenlemeden yararlanılabilir.

Diğer taraftan, trafiğe çıktıkları yıldan daha sonraki yılın model yılını haiz olan araçların yaşının hesaplanmasında da tescil belgesinde yazılı model yılı dikkate alınır. Örneğin, 2004 model aracın tescil işlemi 2003 yılında yapılmış olsa dahi bu araç 2018 yılında 15 yaşında kabul edilir ve bu yıl ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde, bu araç için düzenlemeden yararlanılamaz. Ancak, söz konusu araç için 2019 yılında düzenlemeden yararlanılabileceği tabiidir.

Madde kapsamında yeni alınacak aracın, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçla aynı cins olması gerekir. Aynı cinsten kasıt, esas itibarıyla ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin aynı tarife pozisyonu sırasında yer alan ve trafik tescil kuruluşlarınca (Türkiye Noterler Birliği veya noterliklerce) aynı cinste kayıt ve tescil edilen araçlardır. Örneğin, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın kamyonet cinsi bir araç olması halinde, düzenlemeden sadece kamyonet cinsi yeni bir aracın ilk iktisabında yararlanılabilir; başka cins bir aracın, örneğin otomobilin ilk iktisabında düzenlemeden yararlanılamaz.

İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın, ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listedeki 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan bir araç olması halinde, yeni alınacak aracın motor silindir hacminin 1600 cm³ ve altında olması gerekir. Ancak, madde kapsamında yeni alınacak aynı cins aracın sadece elektrik motorlu olması durumunda, motor gücü sınırlaması olmaksızın düzenlemeden yararlanılabilir.

İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçta herhangi bir motor silindir hacmi sınırlaması bulunmamaktadır. Örneğin, 87.03 G.T.İ.P. numarasındaki 2000 model, motor silindir hacmi 1900 cm³ olan otomobilin ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde, motor silindir hacmi 1600 cm³ ve altında olan otomobilin ilk iktisabında, madde hükmünden yararlanılabilir.

Ayrıca, madde kapsamındaki 8701.20, 87.02 ve 87.04 G.T.İ.P. numarasındaki araçların ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde, aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında motor silindir hacmine bakılmaksızın madde hükmünden yararlanılabilir.

3.2. Madde Hükmünden Yararlanabilecek Kişiler

Madde hükmünden, ilgili trafik sicilinde adlarına kayıtlı bu Tebliğin (3.1.) bölümünde belirtilen araçlarını bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç eden ya da hurdaya çıkartan gerçek ve tüzel kişiler ile bunların mirası reddetmemiş mirasçıları yararlanabilir.

Düzenlemeden yararlanma hakkı, trafik sicilinde adlarına araç kayıtlı olan kişilere ait olup, bir başkasına devredilemez.

İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın birden fazla gerçek veya tüzel kişi adına tescilli olması halinde, sadece tek bir aracın ilk iktisabında düzenlemeden yararlanılabilir. Bu kapsamda yeni araç, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın tüm malikleri tarafından adlarına müştereken kayıt ve tescil edilmek üzere iktisap edilebileceği gibi diğer maliklerin, araç üzerindeki mülkiyet hakkından bir kişi lehine feragat etmesi suretiyle, maliklerden biri tarafından da bu malik adına kayıt ve tescil edilmek üzere iktisap edilebilir.

5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile kamu tüzel kişiliğini haiz diğer kurum ve kuruluşlar (meslekî kuruluşlar ve vakıf yükseköğretim kuruluşları hariç) madde hükümlerinden yararlanamaz.

3.3. Yeni Araç Alımında Terkin Edilecek ÖTV Tutarı

18/5/2018 tarihli 30425  sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 14/5/2018 tarihli ve 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, madde kapsamında ihraç edilecek veya hurdaya çıkartılacak araçla aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin terkin edilecek kısmı,

a) Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan otomobil ve arazi taşıtı cinsi araçlar için özel tüketim vergisi matrahı esas alınarak aşağıdaki tablodaki gibi,

 

Yeni Aracın ÖTV Matrahı (TL)

Terkin Edilecek

ÖTV Tutarı (TL)

Matrahı 46.000 TL’yi aşmayanlar için

10.000

Matrahı 46.000 TL’yi aşıp 80.000 TL’yi aşmayanlar için

8.000

Matrahı 80.000 TL’yi aşanlar için

3.000

 

b) Diğer araç cinsleri için 10.000 TL olarak,

tespit edilmiştir.

Buna göre, yeni araç alımında tahakkuk eden özel tüketim vergisinden; otomobil ve arazi taşıtı cinsi araçlar için özel tüketim vergisi matrahı esas alınarak anılan Kararnamede belirlenen tutarlar, bunların dışında kalan kamyon, kamyonet, tır çekicileri, van, panelvan, minibüs, otobüs gibi araçlar için ise özel tüketim vergisi matrahına bakılmaksızın 10.000 TL, terkin edilir.

Yeni aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, araç cinsleri itibarıyla yukarıda belirtilen tutarın altında olması halinde özel tüketim vergisi tahsil edilmez. Tahakkuk eden özel tüketim vergisini aşan tutar iade edilmez ve başka bir araç alımında kullanılamaz.

3.4. Madde Hükmünden Yararlanma Süresi

Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği 27/3/2018 tarihinden 31/12/2019 tarihine (bu tarihler dâhil) kadar kayıt ve tescili silinerek doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçlar yerine 31/12/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilk iktisabı yapılacak araçlar için tahakkuk eden özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmı terkin edilir.

27/3/2018 tarihinden önce tescil kaydı silinen, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçlar yerine ilk iktisap edilen araçlar için düzenlemeden yararlanılamayacağı gibi, 31/12/2019 tarihinden sonra tescil kaydı silinen, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçlar yerine ilk iktisap edilen araçlar için de düzenlemeden yararlanılamaz.

27/3/2018 ilâ 31/12/2019 tarihleri (bu tarihler dâhil) arasında eski araç ihraç edilmek veya hurdaya çıkarılmakla birlikte, 31/12/2019 tarihine kadar düzenleme kapsamında yeni araç alınmamış olması halinde, bu tarihten sonra alınacak yeni araçlar için düzenlemeden yararlanılamaz.

4.MADDENİN UYGULAMASI

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerinden yararlanılabilmesi için aşağıda belirtildiği şekilde işlem yapılması gerekir.

Bu uygulamada “tescil kuruluşu” tabiri, ilgili mevzuatına göre, trafik tescil kuruluşlarını ve tescile yetkili birimleri ifade eder.

4.1. Araçların Doğrudan veya İhracatçılar Vasıtasıyla İhraç Edilmesi

Tebliğin (3.1.) bölümünde belirtilen araçların (3.2.) bölümünde belirtilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, doğrudan veya 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında nitelikleri belirlenen ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde, aynı cins (87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan araçlardan sadece motor silindir hacmi 1600 cm³’ü geçmeyen) yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, söz konusu araç için aynı Kararın aynı maddesinin birinci fıkrasında tespit edilen kısmı terkin edilir.

Bu düzenlemeden yararlanabilmesi için eski aracın yurt dışındaki müşteriye teslim edilmek üzere T.C. Gümrük Bölgesinden çıkmış olması şarttır. Yurt dışındaki müşteri tabiri, ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezleri yurt dışında olan alıcılar ile yurt içindeki bir işletmenin, yurt dışında faaliyet gösteren şubelerini ifade eder. Aracın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket edenlere veya bizzat alıcıya yurt içinde teslimi, ihracat sayılmaz. Düzenlemeden yararlanılabilmesi için ihracatın gerçekleştirildiğinin gümrük beyannamesi ile tevsik edilmesi zorunludur.        

Ayrıca, düzenleme kapsamında ihraç edilmek istenen aracın geçerli muayenesinin bulunması şarttır.

4.1.1. Araçların Doğrudan İhraç Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar

Düzenleme kapsamında, adına kayıtlı aracını doğrudan ihraç edecek kişi, aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1A) yer alan dilekçeyle, aracın 1997 model veya daha eski olması halinde ise bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1B) yer alan dilekçeyle herhangi bir tescil kuruluşuna başvurarak aracın ihraç edilmesinde bir sakınca olmadığına dair yazı verilmesini talep eder.

Başvuru üzerine, tescil kuruluşunca aracın düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olup olmadığı ve geçerli muayenesinin bulunup bulunmadığı kontrol edilir ve tescil kaydında yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle başvuruya konu aracın yaşı tespit edilir. Aracın, düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olmaması veya geçerli muayenesinin bulunmaması ya da 16 yaşından daha küçük yaşta olduğunun tespiti halinde, söz konusu başvuru, işlem yapılmaksızın reddolunur.

İhraç edilmek istenen aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde, bu araçlar için 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma imkanı bulunmadığı dikkate alınarak, tescil kaydında mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhler ile mükellefin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve tescil plakasına kesilen idari para cezası bulunmaması kaydıyla, tescil kuruluşunca 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:2A) yer alan yazı verilir. 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni araçların üzerinde ihraç edilmesine engel belirtilen şekilde herhangi bir takyidatın veya borcun bulunması halinde, takyidat kaldırılmadıkça ve borçlar ödenmedikçe söz konusu yazının verilmeyeceği tabiidir.

Model yılı 1997 veya daha eski olan araçlar için aynı zamanda 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden yararlanılması da mümkün olduğundan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş olan hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhlerin bulunmaması kaydıyla, tescil kuruluşunca 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ile 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:2B) yer alan yazı verilir.

Tescil kuruluşunca verilen yazı, araca ilişkin Motorlu Araç Tescil Belgesinin noter onaylı bir örneğiyle birlikte aracın ihracında gümrük idaresine ibraz edilir. Aracın ihracatına ilişkin gümrük beyannamesinde, madde hükmünden yararlanmak üzere ihraç edilen aracın marka, model, şasi ve motor numarası ile en son tescil plakasının yazılması zorunludur.

İlgili gümrük idaresince araç, araca ilişkin belgeler ile beyanname kontrol edilir ve uyumlu olması halinde aracın ihracına izin verilir.

Aracın ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, aracını doğrudan ihraç eden kişi tarafından ilgisine göre Tebliğ ekinde (EK:3A) veya (EK:3B) yer alan dilekçe ve gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna başvurularak, aracın tescil kaydının silinmesi talep edilir. Bunun üzerine, tescil kuruluşunca aracın tescil kaydı silinir ve “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi düşülen “Motorlu Araç Tescil Belgesi” araç malikine verilir.

4.1.2. Araçların İhracatçılar Vasıtasıyla İhraç Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar

Düzenleme kapsamında adlarına kayıtlı 16 ve daha büyük yaştaki araçlarını, ihracatçılar vasıtasıyla ihraç etmek isteyen gerçek veya tüzel kişilerin, bu araçlarını 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında belirlenen ihracatçılara teslim etmeleri ve bu kişiler tarafından araçların fiilen ihraç edilmesi halinde, düzenlemeden yararlanmaları mümkündür.

Araçların ihracatına, anılan Karara göre, İhracatçı Birliğine üye, vergi kimlik numarasına sahip gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilik statüsüne sahip olmamakla birlikte yürürlükteki mevzuat hükümlerine istinaden hukuki tasarruf yapma yetkisi tanınan ortaklıklar aracılık edebilir.

İhracatçılara yapılan teslimin, aracın adına kayıtlı olduğu kişi ile ihracatçı arasında düzenlenen ve karşılıklı yükümlülükleri içeren, imzaları noterce onaylanmış bir “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi” ile tevsik edilmesi gerekir.

Bu uygulamada, adına araç kayıtlı olan kişi, aracın zilyetliğini devretmek ve aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı ihracatçıya teslim etmekle, ihracatçı da teslim aldığı aracı ihraç etmek ve ihracata ilişkin tevsik edici belgeleri, aracın adına kayıtlı olduğu kişiye teslim etmekle yükümlüdür.

Bu kapsamda, söz konusu sözleşmede asgari;

-Adına araç kayıtlı olan kişi tarafından, ihraç edilmek üzere ihracatçıya aracın, araca ilişkin Motorlu Araç Tescil Belgesinin noter onaylı bir örneğinin ve aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazının teslim edileceğinin,

-İhracatçı tarafından, teslim alınan aracın, aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde ihraç edileceğinin ve buna ilişkin gümrük beyannamesinin gümrük idaresince veya noter onaylı örneğinin araç malikine teslim edileceğinin,

-Araç malikinin kusurundan kaynaklı durumlar hariç olmak üzere, ihracatın belirlenen sürede gerçekleşmemesi veya buna ilişkin gümrük beyannamesi örneğinin araç malikine teslim edilmemesi halinde, ihracatçının, araç malikinin bu sürede oluşabilecek devlete karşı mükellefiyetleri ve 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamındaki ÖTV düzenlemesine yönelik hak kayıplarından araç malikine karşı özel hukuk hükümleri çerçevesinde sorumlu olacağının

karşılıklı olarak beyan ve taahhüt edilmesi gerekir.

Düzenleme kapsamında, adına kayıtlı aracını ihracatçı vasıtasıyla ihraç edecek kişi, aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1A) yer alan dilekçeyle, 1997 model veya daha eski olması halinde ise bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1B) yer alan dilekçe ile herhangi bir tescil kuruluşuna başvurarak aracın ihraç edilmesinde bir sakınca olmadığına dair bir yazı verilmesini talep eder.

Başvuru üzerine, tescil kuruluşunca, aracın yaşına göre 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanıp yararlanamayacağı hususu da dikkate alınmak suretiyle, bu Tebliğin (4.1.1.) bölümünde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, aracın; cins, yaş, geçerli muayene, borç ve takyidat bakımından gerekli kontrolleri yapılarak, ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair ilgisine göre birer örneği Tebliğ ekinde yer alan (EK:2A) veya (EK:2B) yazı verilir.

Tescil kuruluşunca verilen yazı, araca ilişkin Motorlu Araç Tescil Belgesinin noter onaylı bir örneğiyle birlikte ihracatçı tarafından aracın ihracında gümrük idaresine ibraz edilir. İhracatçı tarafından, aracın ihracatına ilişkin gümrük beyannamesinde, madde hükmünden yararlanmak üzere ihraç edilen aracın marka, model, şasi ve motor numarası ile en son tescil plakası ve adına kayıtlı kişinin adı-soyadı/unvanı ile gerçek kişilerin T.C. kimlik numarası/tüzel kişilerin vergi kimlik numarasının yazılması zorunludur.

İlgili gümrük idaresince araç, araca ilişkin belgeler ile beyanname kontrol edilir ve uyumlu olması halinde aracın ihracına izin verilir.

Aracın ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, aracını ihracatçı vasıtasıyla ihraç eden kişi tarafından ilgisine göre Tebliğ ekinde (EK:3A) veya (EK:3B) yer alan dilekçe ve gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna başvurularak, aracın tescil kaydının silinmesi talep edilir. Bunun üzerine, tescil kuruluşunca aracın tescil kaydı silinir ve “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi düşülen “Motorlu Araç Tescil Belgesi” araç malikine verilir.

4.1.3. İhraç Edilen Araç Yerine Yeni Araç Alımına İlişkin Usul ve Esaslar

Aracını doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç ederek ihraç ettiği araçla aynı cins bir aracı madde hükmünden yararlanmak suretiyle ilk iktisap etmek isteyen kişi, “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi düşülen “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı ya da ilgili tescil kuruluşu veya noter onaylı bir örneği ile ihracata ilişkin gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneğini motorlu araç ticareti yapan ÖTV mükellefine ibraz ederek ilk iktisap edeceği yeni araç için tahakkuk edecek olan ÖTV’nin, Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının, kendisinden tahsil edilmemesini ister. Aracını ihracatçılar vasıtasıyla ihraç ederek düzenlemeden yararlanmak isteyen kişilerce, söz konusu belgelere ek olarak ihracatçı ile yapılan sözleşme de ÖTV mükellefine ibraz edilir.

İhraç edilen aracın birden fazla gerçek veya tüzel kişi adına tescilli olması ve diğer maliklerin yeni araç alımında doğacak terkin hakkından tek bir kişi lehine feragat etmesi durumunda, buna ilişkin noter nezdinde düzenlenmiş feragat beyanının da ÖTV mükellefine ibrazı gerekir. Aksi halde, düzenlemeden yararlanılabilmesi için ilk iktisap edilecek yeni aracın tüm malikler tarafından müştereken iktisap edilmesi gerekir.

ÖTV mükelleflerince, düzenleme kapsamında araç tesliminde hesaplanan ÖTV tutarının faturada tam olarak (terkine konu edilecek kısım dâhil) gösterilmesi ve katma değer vergisi ile diğer fatura bilgilerinin buna göre hesaplanması/düzenlenmesi gerekir. Ancak tahakkuk edecek özel tüketim vergisinin, iktisap edilecek araç için bu Tebliğin (3.3.) bölümünde belirtilen terkin edilecek kısmı alıcıdan tahsil edilmez ve bu tutar faturada “…….. model, ……. cinsi, ………….şasi numaralı ve ….... plakalı aracınızı ihraç etmeniz nedeniyle,

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında, fatura toplamına dâhil edilmekle birlikte, ……… TL ÖTV tarafınızdan tahsil edilmeyecektir/edilmemiştir. Bu tutar, anılan madde gereği, araca ilişkin tahakkuk eden ÖTV’den terkin edilecek ve Hazine tarafından tahsil edilmeyecektir.” şerhi ile gösterilir.

ÖTV mükelleflerince, ilk iktisap edilen araç için hesaplanan ÖTV, (2A) numaralı ÖTV Beyannamesinde tam olarak beyan edilir. Beyannamedeki “7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma talebi vardır.” kutucuğu işaretlenir ve beyannamenin ilgili kısmında ihraç edilen araca ait bilgilere yer verilir. Beyannamenin verildiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar bir dilekçe ekinde;

-Aracın ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde, ihracatçı ile yapılan sözleşme,

-İhraç edilen araca ait “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhli “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı ya da ilgili tescil kuruluşu veya noter onaylı bir örneği,

-İhraç edilen araca ait gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği,

-Gerektiği takdirde Feragat Beyanı Belgesi,

-Alıcının/Alıcıların Nüfus Cüzdanı fotokopisi,

-Satış faturasının, aslının aynı olduğu işletme yetkililerince imzalanarak ve kaşe tatbik edilerek onaylanmış fotokopisi

ÖTV mükellefi tarafından, beyannamenin verildiği vergi dairesine verilir. Aksi halde, ÖTV mükellefi adına 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri gereği ikinci derece usulsüzlük cezası kesilir ve gerekli belgeler ibraz edilmediği müddetçe ÖTV Ödeme Belgesi düzenlenmez.

   Vergi dairesince, beyanname ve söz konusu belgeler incelenerek tahakkuk eden özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının terkin edildiğini de gösteren “ÖTV Ödeme Belgesi” mükellefe verilir.

Vergi dairelerince, aylık dönemler itibarıyla toplu olarak takip eden ayın beşine kadar, ihraç edilen araçlara istinaden düzenleme kapsamında yeni araç iktisap edildiği hususu ilgili gümrük idarelerine yazıyla bildirilir ve eski araçların ihracatının gerçekleştirildiğinin doğrulanması istenir.

4.1.4. İhraç Edilen Araçların Geri Gelmesi Halinde Yapılacak İşlemler

Düzenleme kapsamında ihraç edilen aracın, 4458 sayılı Kanunun 168, 169 ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelmesi halinde, yeni aracın ilk iktisabında terkin edilen özel tüketim vergisi tutarı, terkin tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre hesaplanan tecil faizi ile birlikte, ilk iktisapla ilgili işlemleri yapan vergi dairesine ödenmeden araç ithal edilemez.

Doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen aracın geri gelmesi halinde, ilgili gümrük idaresince, ihraç edilen aracın yerine düzenleme kapsamında yeni bir aracın iktisap edilip edilmediği, gümrük idaresinin bulunduğu yerdeki motorlu taşıtlar vergisi ile görevli vergi dairesinden yazı ile sorulur. Sorgulama sonucunda, henüz düzenlemeden yararlanılmamış olması halinde, ilgili gümrük idaresince, durum iki iş günü içinde Gelir İdaresi Başkanlığı (Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı)’na bildirilir. İhraç edilen aracın yerine yeni bir aracın ilk iktisap edilmiş olması halinde ise aracın ilk iktisabında terkin edilen özel tüketim vergisi tutarı ve tecil faizi, ihracatçı tarafından ödenmeden ithalat işlemleri yapılmaz.

4.2. Araçların Hurdaya Çıkartılması Halinde Maddenin Uygulaması

Tebliğin (3.1.) bölümünde belirtilen araçların (3.2.) bölümünde belirtilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirlenen yerlere teslim edilmek suretiyle bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bir daha kullanılmamak üzere hurdaya çıkartılması halinde, aynı cins (87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan araçlardan sadece motor silindir hacmi 1600 cm³’ü geçmeyen) yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, söz konusu araç için aynı Kararın aynı maddesinin birinci fıkrasında tespit edilen kısmı terkin edilir.

Anılan Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, düzenleme kapsamında adlarına kayıt ve tescil edilmiş 16 ve daha büyük yaştaki araçlarını, hurdaya çıkartmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, bu araçlarını il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine veya Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerinden herhangi birine ya da 30/12/2009 tarihli ve 27448 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamında faaliyette bulunan ömrünü tamamlamış araç (ÖTA) teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına teslim edebilir.

İl özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine veya MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerine madde kapsamındaki tüm araç cinslerinin teslimi mümkündür.

ÖTA teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına ise sadece Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamına giren araçların teslimi mümkündür. Buna göre, anılan Yönetmeliğin 2 nci maddesi uyarınca, ÖTA teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamındaki araçlardan, 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin 2.1 ve 3.1. numaralı alt bentlerinde belirtilen M1 ve N1 kategorisindeki araçlar, diğer bir ifade ile yolcu taşımasında kullanılan ve sürücü dâhil en fazla dokuz oturma yeri olan motorlu araçlar ile yük taşımasında kullanılan ve azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan motorlu araçlar teslim edilebilir. Dolayısıyla bu araçlar dışında kalan minibüs, otobüs, kamyon ve tır çekicileri gibi araçların ÖTA teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına teslim edilmesi mümkün değildir.

Teslim yerleri, motorlu araç vasfını kaybetmiş, bütünlüğünü korumayan araçları bu düzenleme kapsamında teslim alamaz.

2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtildiği üzere, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamındaki araçlardan model yılı 1997 veya daha eski olanlar için bu madde hükümlerinin yanı sıra 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde düzenlenen hükümlerden de faydalanılmak istenmesi halinde, hurdaya çıkartılacak aracın 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yerlere teslim edilmesi şarttır. Dolayısıyla, 1997 veya daha eski model araçların MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlükleri dışındaki ÖTA teslim yerleri veya geçici depolama alanlarına teslim edilmesi halinde, yeni araç alımında Bakanlar Kurulunca araç cinsleri itibarıyla belirlenen ÖTV terkini uygulamasından faydalanılmaya hak kazanılmakla birlikte, 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerinden faydalanılamaz.

Aracın 1997 model veya daha eski olması ve 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasından yararlanılmak istenmesi halinde, hurdaya çıkartılacak aracın 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın bu Tebliğin; (4.2.1) bölümünde belirtilen ve ekinde yer alan dilekçe, yazı, başvuru ve tutanak örnekleri kullanılır. Ancak, bu durumun, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında bulunmayan araçlar için yeni araç alımında ÖTV terkini uygulamasından faydalanma hakkı doğurmayacağı tabiidir.

4.2.1. Araçların Hurdaya Çıkartılmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Düzenleme kapsamında, adına kayıtlı aracını hurdaya çıkartmak isteyen kişi, aracın teslim edileceği yere göre, aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde birer örneği Tebliğ ekinde (EK:4A), (EK:4C) ya da (EK:4D) yer alan dilekçeyle, aracın 1997 model veya daha eski olması halinde ise birer örneği Tebliğ ekinde (EK:4B), (EK:4Ç) ya da (EK:4D) yer alan dilekçe ile herhangi bir tescil kuruluşuna başvurarak aracın hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair yazı verilmesini talep eder.

Başvuru üzerine, tescil kuruluşunca aracın düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olup olmadığı kontrol edilir ve tescil kaydında yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle başvuruya konu aracın yaşı tespit edilir. Aracın, düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olmaması veya 16 yaşından daha küçük yaşta olduğunun tespiti halinde, söz konusu başvuru, işlem yapılmaksızın reddolunur.

Hurdaya çıkartılmak istenen aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde, bu araçlar için 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma imkânı bulunmadığı da dikkate alınarak, tescil kaydında mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhler ile mükellefin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve tescil plakasına kesilen idari para cezası bulunmaması kaydıyla, tescil kuruluşunca, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair teslim yerine göre bir örneği Tebliğ ekinde (EK:5A) veya (EK:5C) yer alan yazı verilir. 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni araçların üzerinde hurdaya çıkartılmasına engel, herhangi bir takyidatın veya borcun bulunması halinde, takyidat kaldırılmadıkça ve borçlar ödenmedikçe söz konusu yazının verilmeyeceği tabiidir.

Model yılı 1997 veya daha eski olmakla birlikte MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlükleri dışındaki ÖTA teslim yerleri veya geçici depolama alanlarına teslim edilerek hurdaya çıkartılacak araçlar için de 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma imkânı bulunmadığı dikkate alınarak, tescil kaydında mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhler ile mükellefin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve tescil plakasına kesilen idari para cezası bulunmaması kaydıyla, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:5C) yer alan yazı verilir.

Model yılı 1997 veya daha eski olup, il özel idareleri veya büyükşehir belediyelerine ya da MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerine teslim edilmek suretiyle hurdaya çıkartılacak araçlar için aynı zamanda 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükmünden yararlanılması da mümkün olduğundan, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş olan hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş bulunan mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhlerin bulunmaması kaydıyla, 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ile 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:5B) yer alan yazı verilir.

Tescil kuruluşundan aracın hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair yazıyı alan başvuru sahibi, söz konusu yazı ve Motorlu Araç Tescil Belgesiyle birlikte, teslim yerlerine ve araçların yaşlarına göre, birer örneği Tebliğ ekinde (EK:6A), (EK:6B), (EK:6C), (EK:6Ç) ya da (EK:6D) yer alan bir dilekçe ile ilgisine göre il özel idaresine, büyükşehir belediyesine veya MKEK hurda müdürlüğüne ya da ÖTA teslim yerleri veya geçici depolama alanlarına aracını fiilen teslim eder.

Aracın, il özel idaresine, büyükşehir belediyesine veya MKEK hurda müdürlüklerine teslim edilmesi halinde, anılan Kurum yetkililerince Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi üzerinden aracın yaşına göre birer örneği Tebliğ ekinde yer alan (EK:7A) veya (EK:7B) “Taşıt Teslim Tutanağı” hazırlanır ve sistemden onaylanarak dört nüsha olarak üretilir. Daha sonra adına araç kayıtlı olan kişi ile aracı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğü yetkililerince imzalanır. Tutanağın üç nüshası araç sahibine verilir, kalan nüsha aracı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğünde muhafaza edilir. İnternet vergi dairesi üzerinden oluşturulmayan tutanaklara istinaden bu uygulama kapsamında işlem tesis edilmez.

İl özel idareleri ve büyükşehir belediyeleri düzenleme kapsamında teslim aldıkları araçları 19/3/2001 tarihli ve 2001/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca yalnızca MKEK hurda müdürlüklerine satacaklardır.

Hurdaya çıkartılmak istenen aracın ÖTA teslim yeri veya geçici depolama alanlarına teslim edilmesi halinde, bu merkezler tarafından Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak, teslim alınan araca ilişkin “Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu” düzenlenir.

İlgili mevzuatına göre M1 ve N1 kategorisindeki araçlar için Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu düzenleme zorunluluğu saklı kalmak kaydıyla, MKEK hurda müdürlüklerine teslim edilen araçlar için bu uygulamada Taşıt Teslim Tutanağına göre işlem tesis edilir.

Adına tescilli aracını düzenleme kapsamında belirlenen yerlere teslim eden kişi, bu teslime ilişkin ilgisine göre Taşıt Teslim Tutanağı veya Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formunu, Tebliğ ekinde (EK:8A), (EK:8B) veya (EK:8C) yer alan dilekçeye eklemek suretiyle hurdaya çıkarma işleminin tamamlanmasını teminen, aracın hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna başvurur.

Yapılan başvuru üzerine ilgili tescil kuruluşunca gerekli kontroller yapılmak suretiyle, söz konusu araç, bir daha tescil edilmemek üzere hurdaya çıkarılır ve araca ait “Motorlu Araç Tescil Belgesi”ne “Hurdaya Çıkarılmıştır” şerhi düşülerek araç sahibine verilir, tescil plakaları geri alınarak iptal edilir.

Hurdaya çıkarma işleminin tamamlanmasından sonra, aracın kayıt ve tescilinin silindiği hususu elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına, bunun mümkün olmaması halinde üç iş günü içerisinde aracın motorlu taşıtlar vergisi bakımından kayıtlı bulunduğu vergi dairesine yazılı olarak bildirilir.

4.2.2. Hurdaya Çıkartılan Araç Yerine Yeni Araç Alımına İlişkin Usul ve Esaslar

Aracını, Tebliğin (4.2.1.) bölümünde belirlenen şekilde hurdaya çıkartarak, hurdaya çıkartılan araçla aynı cins bir aracı madde hükmünden yararlanmak suretiyle ilk iktisap etmek isteyen kişi, aracın teslim edildiği yere göre düzenlenen “Taşıt Teslim Tutanağı” veya “Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu” ile “Hurdaya Çıkarılmıştır” şerhi düşülmüş “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı veya onaylı birer örneğini ÖTV mükellefine ibraz ederek ilk iktisap edeceği yeni araç için tahakkuk edecek olan ÖTV’nin, Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının, kendisinden tahsil edilmemesini ister.

Hurdaya çıkartılan aracın birden fazla gerçek veya tüzel kişi adına tescilli olması ve diğer maliklerin araç üzerindeki mülkiyet hakkından tek bir kişi lehine feragat etmesi durumunda, buna ilişkin noter nezdinde düzenlenmiş feragat beyanının da ÖTV mükellefine ibrazı gerekir. Aksi halde, düzenlemeden yararlanılabilmesi için ilk iktisap edilecek yeni aracın tüm malikler tarafından müştereken iktisap edilmesi gerekir.

ÖTV mükelleflerince, düzenleme kapsamında araç tesliminde hesaplanan ÖTV tutarının faturada tam olarak (terkine konu edilecek kısım dâhil) gösterilmesi ve katma değer vergisi ile diğer fatura bilgilerinin buna göre hesaplanması/düzenlenmesi gerekir. Ancak tahakkuk edecek özel tüketim vergisinin, iktisap edilecek araç için Tebliğin (3.3.) bölümünde belirtilen terkin edilecek kısmı alıcıdan tahsil edilmez ve bu tutar faturada “…….. model, ……. cinsi, ……. şasi numaralı ve ….... plakalı aracınızı hurdaya çıkartmanız nedeniyle, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında, fatura toplamına dâhil edilmekle birlikte, ……… TL ÖTV tarafınızdan tahsil edilmeyecektir/edilmemiştir. Bu tutar, anılan madde gereği, araca ilişkin tahakkuk eden ÖTV’den terkin edilecek ve Hazine tarafından tahsil edilmeyecektir.” şerhi ile gösterilir.

ÖTV mükelleflerince, ilk iktisap edilen araç için hesaplanan ÖTV, (2A) numaralı ÖTV Beyannamesinde tam olarak beyan edilir. Beyannamedeki  “7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma talebi vardır.” kutucuğu işaretlenir ve beyannamenin ilgili kısmında hurdaya çıkartılan araca ait bilgilere yer verilir. Beyannamenin verildiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar bir dilekçe ekinde;

-Teslim Tutanağı veya Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formunun aslı veya noter onaylı örneği,

-Araca ait “Hurdaya Çıkarılmıştır” şerhli “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı ya da ilgili tescil kuruluşu veya noter onaylı bir örneği,

-Gerektirdiği takdirde Feragat Beyanı Belgesi,

-Alıcının/Alıcıların Nüfus Cüzdanı fotokopisi,

-Satış faturasının, aslının aynı olduğu işletme yetkililerince imzalanarak ve kaşe tatbik edilerek onaylanmış fotokopisi

ÖTV mükellefi tarafından, beyannamenin verildiği vergi dairesine verilir. Aksi halde, ÖTV mükellefi adına 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri gereği ikinci derece usulsüzlük cezası kesilir ve gerekli belgeler ibraz edilmediği müddetçe ÖTV Ödeme Belgesi düzenlenmez.

Vergi dairesince, beyanname ve söz konusu belgeler incelenerek tahakkuk eden özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının terkin edildiğini de gösteren “ÖTV Ödeme Belgesi” mükellefe verilir.

4.3. Yeni Araçla İlgili Düzeltme İşlemleri

Doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen ya da hurdaya çıkartılan araçlar yerine ilk iktisap edilen aynı cins araçlarla ilgili fazla veya yersiz vergi hesaplanması, satıştan vazgeçilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, aracın iade edilmesi gibi hallerde düzeltme işlemleri, 18/4/2015 tarihli ve 29330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (IV/F) bölümünde belirlenen usul ve esaslara göre yapılır.

4.4. Sorumluluk

Bu madde hükümlerinden haksız olarak faydalanılması halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi, faydalanandan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

İhracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen araçlar için ihracatın gerçekleştiğinin ilgili gümrük idaresince teyit edilmemesi halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte ihracatçıdan tahsil edilir.

Bu uygulamada, belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde işlem tesis edilmemesi suretiyle ilk iktisap kapsamında araç teslim edilmesi halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte, düzenlemeden faydalananın ve ihracatçının sorumlu tutulduğu yukarıdaki haller dışında, motorlu araç ticareti yapanlardan aranır.

5. DİĞER HÜKÜMLER

İl özel idareleri, büyükşehir belediyeleri ve MKEK hurda müdürlükleri, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında teslim aldıkları araçlara ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi üzerinden “Taşıt Teslim Tutanağı” düzenleyebilmek için bulundukları ildeki motorlu taşıtlar vergisi ile görevli vergi dairesinden yazıyla kullanıcı kodu, parola ve şifre talep ederler. Söz konusu yazıda ayrıca kullanıcı kodu, parola ve şifrenin tahsis edileceği görevlinin T.C. kimlik numarası ve adı-soyadını belirtirler. Müracaat anında sistemden üretilecek kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden kapalı bir zarf anılan kurumların temsilcisine imza ve mühür karşılığı teslim edilir ve talep yazısında belirtilen kişinin işlem yapabilmesi için sisteme tanımlanması sağlanır. Anılan kurumların talebi üzerine, işlem hacmi ile mütenasip olmak ve başka görevlilere tahsis edilmek üzere birden fazla kullanıcı kodu, parola ve şifre verilebilir.

Kendisine kullanıcı kodu, parola ve şifre tahsis edilen görevliler söz konusu kullanıcı kodu, parola ve şifrenin kullanımından sorumludur. Bu nedenle kullanıcı kodu, parola ve şifrelerini başka amaçlarla kullanamazlar, herhangi bir üçüncü kişiye açıklayamazlar ve kullanımına izin veremezler. Anılan kurumların veya görevlilerinin, kullanıcı kodu, parola ve şifrelerin yetkisiz kişilerce kullanıldığını öğrenmeleri halinde (kullanıcı kodu, parola ve şifrenin kaybedilmesi, çalınması vb. durumlar dâhil) Gelir İdaresi Başkanlığının 444 0 435 telefon numarasından Çağrı Merkezine veya ilgili vergi dairesine derhal bilgi verilmesi zorunludur.

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 27/3/2018 tarihinden bu Tebliğin yayımlandığı tarihe kadar, adına kayıt ve tescilli kişiler tarafından bu Tebliğ hükümlerine uygun olarak doğrudan ihraç edilen araçlar ile hurdaya çıkartılan araçlar için de işlemin bu Tebliğin ilgili bölümlerinde belirtilen belgelerle tevsikine bağlı olarak, 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden itibaren iktisap edilecek araçlar bakımından mezkur madde hükmünden faydalanılması mümkündür.

Gelir İdaresi Başkanlığı, Tebliğ ekinde yer alan dilekçe, yazı, başvuru ve tutanak örneklerinde değişiklik yapmaya yetkilidir.

6. YÜRÜRLÜK

Ekonomi Bakanlığı ve Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenen bu Tebliğ, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

7. YÜRÜTME

Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Tebliğ ekleri için tıklayınız.

İçerik 1:

1.AMAÇ

Bu Tebliğin amacı, 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinde düzenlenen 16 ve daha büyük yaştaki bazı araçların ihraç edilmesi ya da hurdaya çıkartılmasına bağlı olarak yeni araç alımında özel tüketim vergisi (ÖTV) uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

2.YASAL DÜZENLEME

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde;

“(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2019 tarihine kadar, 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan, kayıt ve tescile tabi 16 ve daha büyük yaştaki araçların adına kayıtlı gerçek veya tüzel kişiler tarafından, ilgili mevzuat gereğince kayıt ve tescili silinerek, doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da bir daha kullanılmamak üzere hurdaya çıkartılması halinde, her bir araç için aynı cins  (87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan araçlardan sadece motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçmeyen) yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin 10.000 Türk lirasını aşmamak üzere araçların cinsleri ve özelliklerine (motor silindir hacmi, sınıfı, özel tüketim vergisi oranına esas matrahı gibi) göre Bakanlar Kurulunca tespit edilecek kısmı, terkin edilir.

(2) Birinci fıkra kapsamında yeni aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, Bakanlar Kurulunca söz konusu araç için tespit edilen tutarın altında olması halinde özel tüketim vergisi tahsil edilmez, tahakkuk eden özel tüketim vergisini aşan tutar iade edilmez ve başka bir araç alımında kullanılmaz.

(3) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile kamu tüzel kişiliğini haiz diğer kurum ve kuruluşlar (meslekî kuruluşlar ve vakıf yükseköğretim kurumları hariç) bu madde hükümlerinden faydalanamaz.

(4) İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçların yaşı, tescil işleminin yapıldığı yıl dikkate alınmaksızın, tescil belgesinde yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle tespit olunur.

(5) Bu madde kapsamında ihraç edilen aracın, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 168 inci, 169 uncu ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelmesi halinde, yeni aracın ilk iktisabında terkin edilen özel tüketim vergisi tutarı, terkin tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre hesaplanan tecil faizi ile birlikte ilk iktisapla ilgili işlemleri yapan vergi dairesine ödenmeden araç ithal edilemez.

(6) Bu madde hükümlerinden haksız olarak faydalanılması halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi faydalanandan, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

(7) Bakanlar Kurulu, birinci fıkrada yer alan tutarı; sıfıra kadar indirmeye, aracın hurdaya çıkarılması veya ihraç edilmesi durumuna göre farklılaştırmaya, hurdaya ayrılacak veya ihraç edilecek araçların teslim edilmesi gereken yerleri veya kişileri ve bunlarda aranılacak nitelikleri belirlemeye yetkilidir.

(8) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Ekonomi Bakanlığı ve Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenir.”

hükmü yer almaktadır.

3.KAPSAM

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamına, aşağıda belirtilen araçların, adına kayıt ve tescilli olduğu yine aşağıda belirtilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da hurdaya çıkartılmasına bağlı olarak ilk iktisap edilecek aynı cins araçlar girmektedir.

3.1. Madde Hükmünden Yararlanılabilecek Araçlar

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, düzenlemenin kapsamına 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin;

-8701.20 G.T.İ.P. numarasında yer alan yarı römorkler için çekiciler,

-87.02 G.T.İ.P. numarasında yer alan sürücü dâhil on veya daha fazla kişi taşımaya mahsus minibüs, midibüs ve otobüsler,

-87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan binek otomobil, panelvan, pick-up, arazi taşıtı, ATV, steyşın vagon vb. araçlar,

-87.04 G.T.İ.P. numarasında yer alan eşya taşımaya mahsus van, panelvan, pick-up, kamyonet, kamyon vb. araçlar

girmektedir.

Bu araçlardan, 16 ve daha büyük yaşta olanların, doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da hurdaya çıkartılması halinde, aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında düzenlemeden yararlanılabilir. Dolayısıyla, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı liste  kapsamında yer almayan araçlar için düzenlemeden yararlanılamayacağı gibi, söz konusu liste kapsamında yer almakla birlikte kayıt ve tescile tabi olmayan veya maddede belirtilen G.T.İ.P. numaraları dışında kalan araçlar (87.05 G.T.İ.P. numaralı özel amaçlı motorlu taşıtlar, 87.09 G.T.İ.P. numaralı araçlar, 87.11 G.T.İ.P. numaralı motosikletler ve mopedler, 88.02 G.T.İ.P. numaralı hava taşıtları, 8901.10.10.00.11, 8901.10.90.00.11 ve 89.03 G.T.İ.P. numaralı deniz taşıtları, traktörler, iş makinaları vb.) için de düzenlemeden yararlanılması mümkün değildir.

Öte yandan, madde hükmünden yararlanılabilmesi için kapsama dâhil kayıt ve tescile tabi 16 ve daha büyük yaştaki araçların doğrudan veya Bakanlar Kurulunca nitelikleri belirlenen ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da yine Bakanlar Kurulunca belirlenen hurda teslim yerlerine fiilen teslim edilmesi şart olduğundan, mevcut bulunmayan (kayıp, çalıntı gibi) veya motorlu araç vasfını kaybetmiş araçlar için düzenlemeden yararlanılması mümkün değildir. Buna göre, ihraç edilecek veya hurdaya çıkartılacak aracın araç bütünlüğünün korunuyor olması, motor ve şanzıman gibi önemli aksamlarının mevcut bulunması gerekir.

Kayıt ve tescili silinerek ihraç edilecek veya hurdaya çıkartılacak araçların yaşı, tescil işleminin yapıldığı yıl dikkate alınmaksızın, tescil belgesinde yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle tespit olunur. Örneğin, tescil belgesinde 1994 model olduğu belirtilen bir aracın 2018 yılındaki yaşı, 1994 yılında bir yaşında kabul edilmek suretiyle 25 olarak hesaplanır. Bu durumda 2018 yılında 2003 model ve daha eski model araçların, 2019 yılında ise 2004 model ve daha eski model araçların ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde düzenlemeden yararlanılabilir.

Diğer taraftan, trafiğe çıktıkları yıldan daha sonraki yılın model yılını haiz olan araçların yaşının hesaplanmasında da tescil belgesinde yazılı model yılı dikkate alınır. Örneğin, 2004 model aracın tescil işlemi 2003 yılında yapılmış olsa dahi bu araç 2018 yılında 15 yaşında kabul edilir ve bu yıl ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde, bu araç için düzenlemeden yararlanılamaz. Ancak, söz konusu araç için 2019 yılında düzenlemeden yararlanılabileceği tabiidir.

Madde kapsamında yeni alınacak aracın, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçla aynı cins olması gerekir. Aynı cinsten kasıt, esas itibarıyla ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin aynı tarife pozisyonu sırasında yer alan ve trafik tescil kuruluşlarınca (Türkiye Noterler Birliği veya noterliklerce) aynı cinste kayıt ve tescil edilen araçlardır. Örneğin, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın kamyonet cinsi bir araç olması halinde, düzenlemeden sadece kamyonet cinsi yeni bir aracın ilk iktisabında yararlanılabilir; başka cins bir aracın, örneğin otomobilin ilk iktisabında düzenlemeden yararlanılamaz.

İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın, ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listedeki 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan bir araç olması halinde, yeni alınacak aracın motor silindir hacminin 1600 cm³ ve altında olması gerekir. Ancak, madde kapsamında yeni alınacak aynı cins aracın sadece elektrik motorlu olması durumunda, motor gücü sınırlaması olmaksızın düzenlemeden yararlanılabilir.

İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçta herhangi bir motor silindir hacmi sınırlaması bulunmamaktadır. Örneğin, 87.03 G.T.İ.P. numarasındaki 2000 model, motor silindir hacmi 1900 cm³ olan otomobilin ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde, motor silindir hacmi 1600 cm³ ve altında olan otomobilin ilk iktisabında, madde hükmünden yararlanılabilir.

Ayrıca, madde kapsamındaki 8701.20, 87.02 ve 87.04 G.T.İ.P. numarasındaki araçların ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde, aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında motor silindir hacmine bakılmaksızın madde hükmünden yararlanılabilir.

3.2. Madde Hükmünden Yararlanabilecek Kişiler

Madde hükmünden, ilgili trafik sicilinde adlarına kayıtlı bu Tebliğin (3.1.) bölümünde belirtilen araçlarını bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç eden ya da hurdaya çıkartan gerçek ve tüzel kişiler ile bunların mirası reddetmemiş mirasçıları yararlanabilir.

Düzenlemeden yararlanma hakkı, trafik sicilinde adlarına araç kayıtlı olan kişilere ait olup, bir başkasına devredilemez.

İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın birden fazla gerçek veya tüzel kişi adına tescilli olması halinde, sadece tek bir aracın ilk iktisabında düzenlemeden yararlanılabilir. Bu kapsamda yeni araç, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın tüm malikleri tarafından adlarına müştereken kayıt ve tescil edilmek üzere iktisap edilebileceği gibi diğer maliklerin, araç üzerindeki mülkiyet hakkından bir kişi lehine feragat etmesi suretiyle, maliklerden biri tarafından da bu malik adına kayıt ve tescil edilmek üzere iktisap edilebilir.

5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile kamu tüzel kişiliğini haiz diğer kurum ve kuruluşlar (meslekî kuruluşlar ve vakıf yükseköğretim kuruluşları hariç) madde hükümlerinden yararlanamaz.

3.3. Yeni Araç Alımında Terkin Edilecek ÖTV Tutarı

18/5/2018 tarihli 30425  sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 14/5/2018 tarihli ve 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, madde kapsamında ihraç edilecek veya hurdaya çıkartılacak araçla aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin terkin edilecek kısmı,

a) Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan otomobil ve arazi taşıtı cinsi araçlar için özel tüketim vergisi matrahı esas alınarak aşağıdaki tablodaki gibi,

 

Yeni Aracın ÖTV Matrahı (TL)

Terkin Edilecek

ÖTV Tutarı (TL)

Matrahı 46.000 TL’yi aşmayanlar için

10.000

Matrahı 46.000 TL’yi aşıp 80.000 TL’yi aşmayanlar için

8.000

Matrahı 80.000 TL’yi aşanlar için

3.000

 

b) Diğer araç cinsleri için 10.000 TL olarak,

tespit edilmiştir.

Buna göre, yeni araç alımında tahakkuk eden özel tüketim vergisinden; otomobil ve arazi taşıtı cinsi araçlar için özel tüketim vergisi matrahı esas alınarak anılan Kararnamede belirlenen tutarlar, bunların dışında kalan kamyon, kamyonet, tır çekicileri, van, panelvan, minibüs, otobüs gibi araçlar için ise özel tüketim vergisi matrahına bakılmaksızın 10.000 TL, terkin edilir.

Yeni aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, araç cinsleri itibarıyla yukarıda belirtilen tutarın altında olması halinde özel tüketim vergisi tahsil edilmez. Tahakkuk eden özel tüketim vergisini aşan tutar iade edilmez ve başka bir araç alımında kullanılamaz.

3.4. Madde Hükmünden Yararlanma Süresi

Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği 27/3/2018 tarihinden 31/12/2019 tarihine (bu tarihler dâhil) kadar kayıt ve tescili silinerek doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçlar yerine 31/12/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilk iktisabı yapılacak araçlar için tahakkuk eden özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmı terkin edilir.

27/3/2018 tarihinden önce tescil kaydı silinen, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçlar yerine ilk iktisap edilen araçlar için düzenlemeden yararlanılamayacağı gibi, 31/12/2019 tarihinden sonra tescil kaydı silinen, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçlar yerine ilk iktisap edilen araçlar için de düzenlemeden yararlanılamaz.

27/3/2018 ilâ 31/12/2019 tarihleri (bu tarihler dâhil) arasında eski araç ihraç edilmek veya hurdaya çıkarılmakla birlikte, 31/12/2019 tarihine kadar düzenleme kapsamında yeni araç alınmamış olması halinde, bu tarihten sonra alınacak yeni araçlar için düzenlemeden yararlanılamaz.

4.MADDENİN UYGULAMASI

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerinden yararlanılabilmesi için aşağıda belirtildiği şekilde işlem yapılması gerekir.

Bu uygulamada “tescil kuruluşu” tabiri, ilgili mevzuatına göre, trafik tescil kuruluşlarını ve tescile yetkili birimleri ifade eder.

4.1. Araçların Doğrudan veya İhracatçılar Vasıtasıyla İhraç Edilmesi

Tebliğin (3.1.) bölümünde belirtilen araçların (3.2.) bölümünde belirtilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, doğrudan veya 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında nitelikleri belirlenen ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde, aynı cins (87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan araçlardan sadece motor silindir hacmi 1600 cm³’ü geçmeyen) yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, söz konusu araç için aynı Kararın aynı maddesinin birinci fıkrasında tespit edilen kısmı terkin edilir.

Bu düzenlemeden yararlanabilmesi için eski aracın yurt dışındaki müşteriye teslim edilmek üzere T.C. Gümrük Bölgesinden çıkmış olması şarttır. Yurt dışındaki müşteri tabiri, ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezleri yurt dışında olan alıcılar ile yurt içindeki bir işletmenin, yurt dışında faaliyet gösteren şubelerini ifade eder. Aracın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket edenlere veya bizzat alıcıya yurt içinde teslimi, ihracat sayılmaz. Düzenlemeden yararlanılabilmesi için ihracatın gerçekleştirildiğinin gümrük beyannamesi ile tevsik edilmesi zorunludur.        

Ayrıca, düzenleme kapsamında ihraç edilmek istenen aracın geçerli muayenesinin bulunması şarttır.

4.1.1. Araçların Doğrudan İhraç Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar

Düzenleme kapsamında, adına kayıtlı aracını doğrudan ihraç edecek kişi, aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1A) yer alan dilekçeyle, aracın 1997 model veya daha eski olması halinde ise bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1B) yer alan dilekçeyle herhangi bir tescil kuruluşuna başvurarak aracın ihraç edilmesinde bir sakınca olmadığına dair yazı verilmesini talep eder.

Başvuru üzerine, tescil kuruluşunca aracın düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olup olmadığı ve geçerli muayenesinin bulunup bulunmadığı kontrol edilir ve tescil kaydında yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle başvuruya konu aracın yaşı tespit edilir. Aracın, düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olmaması veya geçerli muayenesinin bulunmaması ya da 16 yaşından daha küçük yaşta olduğunun tespiti halinde, söz konusu başvuru, işlem yapılmaksızın reddolunur.

İhraç edilmek istenen aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde, bu araçlar için 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma imkanı bulunmadığı dikkate alınarak, tescil kaydında mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhler ile mükellefin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve tescil plakasına kesilen idari para cezası bulunmaması kaydıyla, tescil kuruluşunca 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:2A) yer alan yazı verilir. 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni araçların üzerinde ihraç edilmesine engel belirtilen şekilde herhangi bir takyidatın veya borcun bulunması halinde, takyidat kaldırılmadıkça ve borçlar ödenmedikçe söz konusu yazının verilmeyeceği tabiidir.

Model yılı 1997 veya daha eski olan araçlar için aynı zamanda 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden yararlanılması da mümkün olduğundan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş olan hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhlerin bulunmaması kaydıyla, tescil kuruluşunca 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ile 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:2B) yer alan yazı verilir.

Tescil kuruluşunca verilen yazı, araca ilişkin Motorlu Araç Tescil Belgesinin noter onaylı bir örneğiyle birlikte aracın ihracında gümrük idaresine ibraz edilir. Aracın ihracatına ilişkin gümrük beyannamesinde, madde hükmünden yararlanmak üzere ihraç edilen aracın marka, model, şasi ve motor numarası ile en son tescil plakasının yazılması zorunludur.

İlgili gümrük idaresince araç, araca ilişkin belgeler ile beyanname kontrol edilir ve uyumlu olması halinde aracın ihracına izin verilir.

Aracın ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, aracını doğrudan ihraç eden kişi tarafından ilgisine göre Tebliğ ekinde (EK:3A) veya (EK:3B) yer alan dilekçe ve gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna başvurularak, aracın tescil kaydının silinmesi talep edilir. Bunun üzerine, tescil kuruluşunca aracın tescil kaydı silinir ve “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi düşülen “Motorlu Araç Tescil Belgesi” araç malikine verilir.

4.1.2. Araçların İhracatçılar Vasıtasıyla İhraç Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar

Düzenleme kapsamında adlarına kayıtlı 16 ve daha büyük yaştaki araçlarını, ihracatçılar vasıtasıyla ihraç etmek isteyen gerçek veya tüzel kişilerin, bu araçlarını 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında belirlenen ihracatçılara teslim etmeleri ve bu kişiler tarafından araçların fiilen ihraç edilmesi halinde, düzenlemeden yararlanmaları mümkündür.

Araçların ihracatına, anılan Karara göre, İhracatçı Birliğine üye, vergi kimlik numarasına sahip gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilik statüsüne sahip olmamakla birlikte yürürlükteki mevzuat hükümlerine istinaden hukuki tasarruf yapma yetkisi tanınan ortaklıklar aracılık edebilir.

İhracatçılara yapılan teslimin, aracın adına kayıtlı olduğu kişi ile ihracatçı arasında düzenlenen ve karşılıklı yükümlülükleri içeren, imzaları noterce onaylanmış bir “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi” ile tevsik edilmesi gerekir.

Bu uygulamada, adına araç kayıtlı olan kişi, aracın zilyetliğini devretmek ve aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı ihracatçıya teslim etmekle, ihracatçı da teslim aldığı aracı ihraç etmek ve ihracata ilişkin tevsik edici belgeleri, aracın adına kayıtlı olduğu kişiye teslim etmekle yükümlüdür.

Bu kapsamda, söz konusu sözleşmede asgari;

-Adına araç kayıtlı olan kişi tarafından, ihraç edilmek üzere ihracatçıya aracın, araca ilişkin Motorlu Araç Tescil Belgesinin noter onaylı bir örneğinin ve aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazının teslim edileceğinin,

-İhracatçı tarafından, teslim alınan aracın, aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde ihraç edileceğinin ve buna ilişkin gümrük beyannamesinin gümrük idaresince veya noter onaylı örneğinin araç malikine teslim edileceğinin,

-Araç malikinin kusurundan kaynaklı durumlar hariç olmak üzere, ihracatın belirlenen sürede gerçekleşmemesi veya buna ilişkin gümrük beyannamesi örneğinin araç malikine teslim edilmemesi halinde, ihracatçının, araç malikinin bu sürede oluşabilecek devlete karşı mükellefiyetleri ve 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamındaki ÖTV düzenlemesine yönelik hak kayıplarından araç malikine karşı özel hukuk hükümleri çerçevesinde sorumlu olacağının

karşılıklı olarak beyan ve taahhüt edilmesi gerekir.

Düzenleme kapsamında, adına kayıtlı aracını ihracatçı vasıtasıyla ihraç edecek kişi, aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1A) yer alan dilekçeyle, 1997 model veya daha eski olması halinde ise bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1B) yer alan dilekçe ile herhangi bir tescil kuruluşuna başvurarak aracın ihraç edilmesinde bir sakınca olmadığına dair bir yazı verilmesini talep eder.

Başvuru üzerine, tescil kuruluşunca, aracın yaşına göre 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanıp yararlanamayacağı hususu da dikkate alınmak suretiyle, bu Tebliğin (4.1.1.) bölümünde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, aracın; cins, yaş, geçerli muayene, borç ve takyidat bakımından gerekli kontrolleri yapılarak, ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair ilgisine göre birer örneği Tebliğ ekinde yer alan (EK:2A) veya (EK:2B) yazı verilir.

Tescil kuruluşunca verilen yazı, araca ilişkin Motorlu Araç Tescil Belgesinin noter onaylı bir örneğiyle birlikte ihracatçı tarafından aracın ihracında gümrük idaresine ibraz edilir. İhracatçı tarafından, aracın ihracatına ilişkin gümrük beyannamesinde, madde hükmünden yararlanmak üzere ihraç edilen aracın marka, model, şasi ve motor numarası ile en son tescil plakası ve adına kayıtlı kişinin adı-soyadı/unvanı ile gerçek kişilerin T.C. kimlik numarası/tüzel kişilerin vergi kimlik numarasının yazılması zorunludur.

İlgili gümrük idaresince araç, araca ilişkin belgeler ile beyanname kontrol edilir ve uyumlu olması halinde aracın ihracına izin verilir.

Aracın ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, aracını ihracatçı vasıtasıyla ihraç eden kişi tarafından ilgisine göre Tebliğ ekinde (EK:3A) veya (EK:3B) yer alan dilekçe ve gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna başvurularak, aracın tescil kaydının silinmesi talep edilir. Bunun üzerine, tescil kuruluşunca aracın tescil kaydı silinir ve “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi düşülen “Motorlu Araç Tescil Belgesi” araç malikine verilir.

4.1.3. İhraç Edilen Araç Yerine Yeni Araç Alımına İlişkin Usul ve Esaslar

Aracını doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç ederek ihraç ettiği araçla aynı cins bir aracı madde hükmünden yararlanmak suretiyle ilk iktisap etmek isteyen kişi, “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi düşülen “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı ya da ilgili tescil kuruluşu veya noter onaylı bir örneği ile ihracata ilişkin gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneğini motorlu araç ticareti yapan ÖTV mükellefine ibraz ederek ilk iktisap edeceği yeni araç için tahakkuk edecek olan ÖTV’nin, Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının, kendisinden tahsil edilmemesini ister. Aracını ihracatçılar vasıtasıyla ihraç ederek düzenlemeden yararlanmak isteyen kişilerce, söz konusu belgelere ek olarak ihracatçı ile yapılan sözleşme de ÖTV mükellefine ibraz edilir.

İhraç edilen aracın birden fazla gerçek veya tüzel kişi adına tescilli olması ve diğer maliklerin yeni araç alımında doğacak terkin hakkından tek bir kişi lehine feragat etmesi durumunda, buna ilişkin noter nezdinde düzenlenmiş feragat beyanının da ÖTV mükellefine ibrazı gerekir. Aksi halde, düzenlemeden yararlanılabilmesi için ilk iktisap edilecek yeni aracın tüm malikler tarafından müştereken iktisap edilmesi gerekir.

ÖTV mükelleflerince, düzenleme kapsamında araç tesliminde hesaplanan ÖTV tutarının faturada tam olarak (terkine konu edilecek kısım dâhil) gösterilmesi ve katma değer vergisi ile diğer fatura bilgilerinin buna göre hesaplanması/düzenlenmesi gerekir. Ancak tahakkuk edecek özel tüketim vergisinin, iktisap edilecek araç için bu Tebliğin (3.3.) bölümünde belirtilen terkin edilecek kısmı alıcıdan tahsil edilmez ve bu tutar faturada “…….. model, ……. cinsi, ………….şasi numaralı ve ….... plakalı aracınızı ihraç etmeniz nedeniyle,

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında, fatura toplamına dâhil edilmekle birlikte, ……… TL ÖTV tarafınızdan tahsil edilmeyecektir/edilmemiştir. Bu tutar, anılan madde gereği, araca ilişkin tahakkuk eden ÖTV’den terkin edilecek ve Hazine tarafından tahsil edilmeyecektir.” şerhi ile gösterilir.

ÖTV mükelleflerince, ilk iktisap edilen araç için hesaplanan ÖTV, (2A) numaralı ÖTV Beyannamesinde tam olarak beyan edilir. Beyannamedeki “7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma talebi vardır.” kutucuğu işaretlenir ve beyannamenin ilgili kısmında ihraç edilen araca ait bilgilere yer verilir. Beyannamenin verildiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar bir dilekçe ekinde;

-Aracın ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde, ihracatçı ile yapılan sözleşme,

-İhraç edilen araca ait “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhli “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı ya da ilgili tescil kuruluşu veya noter onaylı bir örneği,

-İhraç edilen araca ait gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği,

-Gerektiği takdirde Feragat Beyanı Belgesi,

-Alıcının/Alıcıların Nüfus Cüzdanı fotokopisi,

-Satış faturasının, aslının aynı olduğu işletme yetkililerince imzalanarak ve kaşe tatbik edilerek onaylanmış fotokopisi

ÖTV mükellefi tarafından, beyannamenin verildiği vergi dairesine verilir. Aksi halde, ÖTV mükellefi adına 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri gereği ikinci derece usulsüzlük cezası kesilir ve gerekli belgeler ibraz edilmediği müddetçe ÖTV Ödeme Belgesi düzenlenmez.

   Vergi dairesince, beyanname ve söz konusu belgeler incelenerek tahakkuk eden özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının terkin edildiğini de gösteren “ÖTV Ödeme Belgesi” mükellefe verilir.

Vergi dairelerince, aylık dönemler itibarıyla toplu olarak takip eden ayın beşine kadar, ihraç edilen araçlara istinaden düzenleme kapsamında yeni araç iktisap edildiği hususu ilgili gümrük idarelerine yazıyla bildirilir ve eski araçların ihracatının gerçekleştirildiğinin doğrulanması istenir.

4.1.4. İhraç Edilen Araçların Geri Gelmesi Halinde Yapılacak İşlemler

Düzenleme kapsamında ihraç edilen aracın, 4458 sayılı Kanunun 168, 169 ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelmesi halinde, yeni aracın ilk iktisabında terkin edilen özel tüketim vergisi tutarı, terkin tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre hesaplanan tecil faizi ile birlikte, ilk iktisapla ilgili işlemleri yapan vergi dairesine ödenmeden araç ithal edilemez.

Doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen aracın geri gelmesi halinde, ilgili gümrük idaresince, ihraç edilen aracın yerine düzenleme kapsamında yeni bir aracın iktisap edilip edilmediği, gümrük idaresinin bulunduğu yerdeki motorlu taşıtlar vergisi ile görevli vergi dairesinden yazı ile sorulur. Sorgulama sonucunda, henüz düzenlemeden yararlanılmamış olması halinde, ilgili gümrük idaresince, durum iki iş günü içinde Gelir İdaresi Başkanlığı (Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı)’na bildirilir. İhraç edilen aracın yerine yeni bir aracın ilk iktisap edilmiş olması halinde ise aracın ilk iktisabında terkin edilen özel tüketim vergisi tutarı ve tecil faizi, ihracatçı tarafından ödenmeden ithalat işlemleri yapılmaz.

4.2. Araçların Hurdaya Çıkartılması Halinde Maddenin Uygulaması

Tebliğin (3.1.) bölümünde belirtilen araçların (3.2.) bölümünde belirtilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirlenen yerlere teslim edilmek suretiyle bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bir daha kullanılmamak üzere hurdaya çıkartılması halinde, aynı cins (87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan araçlardan sadece motor silindir hacmi 1600 cm³’ü geçmeyen) yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, söz konusu araç için aynı Kararın aynı maddesinin birinci fıkrasında tespit edilen kısmı terkin edilir.

Anılan Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, düzenleme kapsamında adlarına kayıt ve tescil edilmiş 16 ve daha büyük yaştaki araçlarını, hurdaya çıkartmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, bu araçlarını il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine veya Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerinden herhangi birine ya da 30/12/2009 tarihli ve 27448 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamında faaliyette bulunan ömrünü tamamlamış araç (ÖTA) teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına teslim edebilir.

İl özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine veya MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerine madde kapsamındaki tüm araç cinslerinin teslimi mümkündür.

ÖTA teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına ise sadece Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamına giren araçların teslimi mümkündür. Buna göre, anılan Yönetmeliğin 2 nci maddesi uyarınca, ÖTA teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamındaki araçlardan, 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin 2.1 ve 3.1. numaralı alt bentlerinde belirtilen M1 ve N1 kategorisindeki araçlar, diğer bir ifade ile yolcu taşımasında kullanılan ve sürücü dâhil en fazla dokuz oturma yeri olan motorlu araçlar ile yük taşımasında kullanılan ve azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan motorlu araçlar teslim edilebilir. Dolayısıyla bu araçlar dışında kalan minibüs, otobüs, kamyon ve tır çekicileri gibi araçların ÖTA teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına teslim edilmesi mümkün değildir.

Teslim yerleri, motorlu araç vasfını kaybetmiş, bütünlüğünü korumayan araçları bu düzenleme kapsamında teslim alamaz.

2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtildiği üzere, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamındaki araçlardan model yılı 1997 veya daha eski olanlar için bu madde hükümlerinin yanı sıra 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde düzenlenen hükümlerden de faydalanılmak istenmesi halinde, hurdaya çıkartılacak aracın 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yerlere teslim edilmesi şarttır. Dolayısıyla, 1997 veya daha eski model araçların MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlükleri dışındaki ÖTA teslim yerleri veya geçici depolama alanlarına teslim edilmesi halinde, yeni araç alımında Bakanlar Kurulunca araç cinsleri itibarıyla belirlenen ÖTV terkini uygulamasından faydalanılmaya hak kazanılmakla birlikte, 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerinden faydalanılamaz.

Aracın 1997 model veya daha eski olması ve 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasından yararlanılmak istenmesi halinde, hurdaya çıkartılacak aracın 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın bu Tebliğin; (4.2.1) bölümünde belirtilen ve ekinde yer alan dilekçe, yazı, başvuru ve tutanak örnekleri kullanılır. Ancak, bu durumun, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında bulunmayan araçlar için yeni araç alımında ÖTV terkini uygulamasından faydalanma hakkı doğurmayacağı tabiidir.

4.2.1. Araçların Hurdaya Çıkartılmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Düzenleme kapsamında, adına kayıtlı aracını hurdaya çıkartmak isteyen kişi, aracın teslim edileceği yere göre, aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde birer örneği Tebliğ ekinde (EK:4A), (EK:4C) ya da (EK:4D) yer alan dilekçeyle, aracın 1997 model veya daha eski olması halinde ise birer örneği Tebliğ ekinde (EK:4B), (EK:4Ç) ya da (EK:4D) yer alan dilekçe ile herhangi bir tescil kuruluşuna başvurarak aracın hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair yazı verilmesini talep eder.

Başvuru üzerine, tescil kuruluşunca aracın düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olup olmadığı kontrol edilir ve tescil kaydında yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle başvuruya konu aracın yaşı tespit edilir. Aracın, düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olmaması veya 16 yaşından daha küçük yaşta olduğunun tespiti halinde, söz konusu başvuru, işlem yapılmaksızın reddolunur.

Hurdaya çıkartılmak istenen aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde, bu araçlar için 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma imkânı bulunmadığı da dikkate alınarak, tescil kaydında mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhler ile mükellefin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve tescil plakasına kesilen idari para cezası bulunmaması kaydıyla, tescil kuruluşunca, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair teslim yerine göre bir örneği Tebliğ ekinde (EK:5A) veya (EK:5C) yer alan yazı verilir. 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni araçların üzerinde hurdaya çıkartılmasına engel, herhangi bir takyidatın veya borcun bulunması halinde, takyidat kaldırılmadıkça ve borçlar ödenmedikçe söz konusu yazının verilmeyeceği tabiidir.

Model yılı 1997 veya daha eski olmakla birlikte MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlükleri dışındaki ÖTA teslim yerleri veya geçici depolama alanlarına teslim edilerek hurdaya çıkartılacak araçlar için de 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma imkânı bulunmadığı dikkate alınarak, tescil kaydında mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhler ile mükellefin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve tescil plakasına kesilen idari para cezası bulunmaması kaydıyla, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:5C) yer alan yazı verilir.

Model yılı 1997 veya daha eski olup, il özel idareleri veya büyükşehir belediyelerine ya da MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerine teslim edilmek suretiyle hurdaya çıkartılacak araçlar için aynı zamanda 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükmünden yararlanılması da mümkün olduğundan, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş olan hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş bulunan mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhlerin bulunmaması kaydıyla, 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ile 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:5B) yer alan yazı verilir.

Tescil kuruluşundan aracın hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair yazıyı alan başvuru sahibi, söz konusu yazı ve Motorlu Araç Tescil Belgesiyle birlikte, teslim yerlerine ve araçların yaşlarına göre, birer örneği Tebliğ ekinde (EK:6A), (EK:6B), (EK:6C), (EK:6Ç) ya da (EK:6D) yer alan bir dilekçe ile ilgisine göre il özel idaresine, büyükşehir belediyesine veya MKEK hurda müdürlüğüne ya da ÖTA teslim yerleri veya geçici depolama alanlarına aracını fiilen teslim eder.

Aracın, il özel idaresine, büyükşehir belediyesine veya MKEK hurda müdürlüklerine teslim edilmesi halinde, anılan Kurum yetkililerince Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi üzerinden aracın yaşına göre birer örneği Tebliğ ekinde yer alan (EK:7A) veya (EK:7B) “Taşıt Teslim Tutanağı” hazırlanır ve sistemden onaylanarak dört nüsha olarak üretilir. Daha sonra adına araç kayıtlı olan kişi ile aracı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğü yetkililerince imzalanır. Tutanağın üç nüshası araç sahibine verilir, kalan nüsha aracı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğünde muhafaza edilir. İnternet vergi dairesi üzerinden oluşturulmayan tutanaklara istinaden bu uygulama kapsamında işlem tesis edilmez.

İl özel idareleri ve büyükşehir belediyeleri düzenleme kapsamında teslim aldıkları araçları 19/3/2001 tarihli ve 2001/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca yalnızca MKEK hurda müdürlüklerine satacaklardır.

Hurdaya çıkartılmak istenen aracın ÖTA teslim yeri veya geçici depolama alanlarına teslim edilmesi halinde, bu merkezler tarafından Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak, teslim alınan araca ilişkin “Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu” düzenlenir.

İlgili mevzuatına göre M1 ve N1 kategorisindeki araçlar için Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu düzenleme zorunluluğu saklı kalmak kaydıyla, MKEK hurda müdürlüklerine teslim edilen araçlar için bu uygulamada Taşıt Teslim Tutanağına göre işlem tesis edilir.

Adına tescilli aracını düzenleme kapsamında belirlenen yerlere teslim eden kişi, bu teslime ilişkin ilgisine göre Taşıt Teslim Tutanağı veya Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formunu, Tebliğ ekinde (EK:8A), (EK:8B) veya (EK:8C) yer alan dilekçeye eklemek suretiyle hurdaya çıkarma işleminin tamamlanmasını teminen, aracın hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna başvurur.

Yapılan başvuru üzerine ilgili tescil kuruluşunca gerekli kontroller yapılmak suretiyle, söz konusu araç, bir daha tescil edilmemek üzere hurdaya çıkarılır ve araca ait “Motorlu Araç Tescil Belgesi”ne “Hurdaya Çıkarılmıştır” şerhi düşülerek araç sahibine verilir, tescil plakaları geri alınarak iptal edilir.

Hurdaya çıkarma işleminin tamamlanmasından sonra, aracın kayıt ve tescilinin silindiği hususu elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına, bunun mümkün olmaması halinde üç iş günü içerisinde aracın motorlu taşıtlar vergisi bakımından kayıtlı bulunduğu vergi dairesine yazılı olarak bildirilir.

4.2.2. Hurdaya Çıkartılan Araç Yerine Yeni Araç Alımına İlişkin Usul ve Esaslar

Aracını, Tebliğin (4.2.1.) bölümünde belirlenen şekilde hurdaya çıkartarak, hurdaya çıkartılan araçla aynı cins bir aracı madde hükmünden yararlanmak suretiyle ilk iktisap etmek isteyen kişi, aracın teslim edildiği yere göre düzenlenen “Taşıt Teslim Tutanağı” veya “Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu” ile “Hurdaya Çıkarılmıştır” şerhi düşülmüş “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı veya onaylı birer örneğini ÖTV mükellefine ibraz ederek ilk iktisap edeceği yeni araç için tahakkuk edecek olan ÖTV’nin, Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının, kendisinden tahsil edilmemesini ister.

Hurdaya çıkartılan aracın birden fazla gerçek veya tüzel kişi adına tescilli olması ve diğer maliklerin araç üzerindeki mülkiyet hakkından tek bir kişi lehine feragat etmesi durumunda, buna ilişkin noter nezdinde düzenlenmiş feragat beyanının da ÖTV mükellefine ibrazı gerekir. Aksi halde, düzenlemeden yararlanılabilmesi için ilk iktisap edilecek yeni aracın tüm malikler tarafından müştereken iktisap edilmesi gerekir.

ÖTV mükelleflerince, düzenleme kapsamında araç tesliminde hesaplanan ÖTV tutarının faturada tam olarak (terkine konu edilecek kısım dâhil) gösterilmesi ve katma değer vergisi ile diğer fatura bilgilerinin buna göre hesaplanması/düzenlenmesi gerekir. Ancak tahakkuk edecek özel tüketim vergisinin, iktisap edilecek araç için Tebliğin (3.3.) bölümünde belirtilen terkin edilecek kısmı alıcıdan tahsil edilmez ve bu tutar faturada “…….. model, ……. cinsi, ……. şasi numaralı ve ….... plakalı aracınızı hurdaya çıkartmanız nedeniyle, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında, fatura toplamına dâhil edilmekle birlikte, ……… TL ÖTV tarafınızdan tahsil edilmeyecektir/edilmemiştir. Bu tutar, anılan madde gereği, araca ilişkin tahakkuk eden ÖTV’den terkin edilecek ve Hazine tarafından tahsil edilmeyecektir.” şerhi ile gösterilir.

ÖTV mükelleflerince, ilk iktisap edilen araç için hesaplanan ÖTV, (2A) numaralı ÖTV Beyannamesinde tam olarak beyan edilir. Beyannamedeki  “7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma talebi vardır.” kutucuğu işaretlenir ve beyannamenin ilgili kısmında hurdaya çıkartılan araca ait bilgilere yer verilir. Beyannamenin verildiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar bir dilekçe ekinde;

-Teslim Tutanağı veya Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formunun aslı veya noter onaylı örneği,

-Araca ait “Hurdaya Çıkarılmıştır” şerhli “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı ya da ilgili tescil kuruluşu veya noter onaylı bir örneği,

-Gerektirdiği takdirde Feragat Beyanı Belgesi,

-Alıcının/Alıcıların Nüfus Cüzdanı fotokopisi,

-Satış faturasının, aslının aynı olduğu işletme yetkililerince imzalanarak ve kaşe tatbik edilerek onaylanmış fotokopisi

ÖTV mükellefi tarafından, beyannamenin verildiği vergi dairesine verilir. Aksi halde, ÖTV mükellefi adına 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri gereği ikinci derece usulsüzlük cezası kesilir ve gerekli belgeler ibraz edilmediği müddetçe ÖTV Ödeme Belgesi düzenlenmez.

Vergi dairesince, beyanname ve söz konusu belgeler incelenerek tahakkuk eden özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının terkin edildiğini de gösteren “ÖTV Ödeme Belgesi” mükellefe verilir.

4.3. Yeni Araçla İlgili Düzeltme İşlemleri

Doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen ya da hurdaya çıkartılan araçlar yerine ilk iktisap edilen aynı cins araçlarla ilgili fazla veya yersiz vergi hesaplanması, satıştan vazgeçilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, aracın iade edilmesi gibi hallerde düzeltme işlemleri, 18/4/2015 tarihli ve 29330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (IV/F) bölümünde belirlenen usul ve esaslara göre yapılır.

4.4. Sorumluluk

Bu madde hükümlerinden haksız olarak faydalanılması halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi, faydalanandan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

İhracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen araçlar için ihracatın gerçekleştiğinin ilgili gümrük idaresince teyit edilmemesi halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte ihracatçıdan tahsil edilir.

Bu uygulamada, belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde işlem tesis edilmemesi suretiyle ilk iktisap kapsamında araç teslim edilmesi halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte, düzenlemeden faydalananın ve ihracatçının sorumlu tutulduğu yukarıdaki haller dışında, motorlu araç ticareti yapanlardan aranır.

5. DİĞER HÜKÜMLER

İl özel idareleri, büyükşehir belediyeleri ve MKEK hurda müdürlükleri, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında teslim aldıkları araçlara ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi üzerinden “Taşıt Teslim Tutanağı” düzenleyebilmek için bulundukları ildeki motorlu taşıtlar vergisi ile görevli vergi dairesinden yazıyla kullanıcı kodu, parola ve şifre talep ederler. Söz konusu yazıda ayrıca kullanıcı kodu, parola ve şifrenin tahsis edileceği görevlinin T.C. kimlik numarası ve adı-soyadını belirtirler. Müracaat anında sistemden üretilecek kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden kapalı bir zarf anılan kurumların temsilcisine imza ve mühür karşılığı teslim edilir ve talep yazısında belirtilen kişinin işlem yapabilmesi için sisteme tanımlanması sağlanır. Anılan kurumların talebi üzerine, işlem hacmi ile mütenasip olmak ve başka görevlilere tahsis edilmek üzere birden fazla kullanıcı kodu, parola ve şifre verilebilir.

Kendisine kullanıcı kodu, parola ve şifre tahsis edilen görevliler söz konusu kullanıcı kodu, parola ve şifrenin kullanımından sorumludur. Bu nedenle kullanıcı kodu, parola ve şifrelerini başka amaçlarla kullanamazlar, herhangi bir üçüncü kişiye açıklayamazlar ve kullanımına izin veremezler. Anılan kurumların veya görevlilerinin, kullanıcı kodu, parola ve şifrelerin yetkisiz kişilerce kullanıldığını öğrenmeleri halinde (kullanıcı kodu, parola ve şifrenin kaybedilmesi, çalınması vb. durumlar dâhil) Gelir İdaresi Başkanlığının 444 0 435 telefon numarasından Çağrı Merkezine veya ilgili vergi dairesine derhal bilgi verilmesi zorunludur.

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 27/3/2018 tarihinden bu Tebliğin yayımlandığı tarihe kadar, adına kayıt ve tescilli kişiler tarafından bu Tebliğ hükümlerine uygun olarak doğrudan ihraç edilen araçlar ile hurdaya çıkartılan araçlar için de işlemin bu Tebliğin ilgili bölümlerinde belirtilen belgelerle tevsikine bağlı olarak, 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden itibaren iktisap edilecek araçlar bakımından mezkur madde hükmünden faydalanılması mümkündür.

Gelir İdaresi Başkanlığı, Tebliğ ekinde yer alan dilekçe, yazı, başvuru ve tutanak örneklerinde değişiklik yapmaya yetkilidir.

6. YÜRÜRLÜK

Ekonomi Bakanlığı ve Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenen bu Tebliğ, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

7. YÜRÜTME

Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Tebliğ ekleri için tıklayınız.

İçerik 2:

1.AMAÇ

Bu Tebliğin amacı, 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinde düzenlenen 16 ve daha büyük yaştaki bazı araçların ihraç edilmesi ya da hurdaya çıkartılmasına bağlı olarak yeni araç alımında özel tüketim vergisi (ÖTV) uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

2.YASAL DÜZENLEME

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde;

“(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten 31/12/2019 tarihine kadar, 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan, kayıt ve tescile tabi 16 ve daha büyük yaştaki araçların adına kayıtlı gerçek veya tüzel kişiler tarafından, ilgili mevzuat gereğince kayıt ve tescili silinerek, doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da bir daha kullanılmamak üzere hurdaya çıkartılması halinde, her bir araç için aynı cins  (87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan araçlardan sadece motor silindir hacmi 1600 cm3’ü geçmeyen) yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin 10.000 Türk lirasını aşmamak üzere araçların cinsleri ve özelliklerine (motor silindir hacmi, sınıfı, özel tüketim vergisi oranına esas matrahı gibi) göre Bakanlar Kurulunca tespit edilecek kısmı, terkin edilir.

(2) Birinci fıkra kapsamında yeni aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, Bakanlar Kurulunca söz konusu araç için tespit edilen tutarın altında olması halinde özel tüketim vergisi tahsil edilmez, tahakkuk eden özel tüketim vergisini aşan tutar iade edilmez ve başka bir araç alımında kullanılmaz.

(3) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile kamu tüzel kişiliğini haiz diğer kurum ve kuruluşlar (meslekî kuruluşlar ve vakıf yükseköğretim kurumları hariç) bu madde hükümlerinden faydalanamaz.

(4) İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçların yaşı, tescil işleminin yapıldığı yıl dikkate alınmaksızın, tescil belgesinde yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle tespit olunur.

(5) Bu madde kapsamında ihraç edilen aracın, 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 168 inci, 169 uncu ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelmesi halinde, yeni aracın ilk iktisabında terkin edilen özel tüketim vergisi tutarı, terkin tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre hesaplanan tecil faizi ile birlikte ilk iktisapla ilgili işlemleri yapan vergi dairesine ödenmeden araç ithal edilemez.

(6) Bu madde hükümlerinden haksız olarak faydalanılması halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi faydalanandan, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

(7) Bakanlar Kurulu, birinci fıkrada yer alan tutarı; sıfıra kadar indirmeye, aracın hurdaya çıkarılması veya ihraç edilmesi durumuna göre farklılaştırmaya, hurdaya ayrılacak veya ihraç edilecek araçların teslim edilmesi gereken yerleri veya kişileri ve bunlarda aranılacak nitelikleri belirlemeye yetkilidir.

(8) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Ekonomi Bakanlığı ve Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenir.”

hükmü yer almaktadır.

3.KAPSAM

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamına, aşağıda belirtilen araçların, adına kayıt ve tescilli olduğu yine aşağıda belirtilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da hurdaya çıkartılmasına bağlı olarak ilk iktisap edilecek aynı cins araçlar girmektedir.

3.1. Madde Hükmünden Yararlanılabilecek Araçlar

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, düzenlemenin kapsamına 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin;

-8701.20 G.T.İ.P. numarasında yer alan yarı römorkler için çekiciler,

-87.02 G.T.İ.P. numarasında yer alan sürücü dâhil on veya daha fazla kişi taşımaya mahsus minibüs, midibüs ve otobüsler,

-87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan binek otomobil, panelvan, pick-up, arazi taşıtı, ATV, steyşın vagon vb. araçlar,

-87.04 G.T.İ.P. numarasında yer alan eşya taşımaya mahsus van, panelvan, pick-up, kamyonet, kamyon vb. araçlar

girmektedir.

Bu araçlardan, 16 ve daha büyük yaşta olanların, doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da hurdaya çıkartılması halinde, aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında düzenlemeden yararlanılabilir. Dolayısıyla, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı liste  kapsamında yer almayan araçlar için düzenlemeden yararlanılamayacağı gibi, söz konusu liste kapsamında yer almakla birlikte kayıt ve tescile tabi olmayan veya maddede belirtilen G.T.İ.P. numaraları dışında kalan araçlar (87.05 G.T.İ.P. numaralı özel amaçlı motorlu taşıtlar, 87.09 G.T.İ.P. numaralı araçlar, 87.11 G.T.İ.P. numaralı motosikletler ve mopedler, 88.02 G.T.İ.P. numaralı hava taşıtları, 8901.10.10.00.11, 8901.10.90.00.11 ve 89.03 G.T.İ.P. numaralı deniz taşıtları, traktörler, iş makinaları vb.) için de düzenlemeden yararlanılması mümkün değildir.

Öte yandan, madde hükmünden yararlanılabilmesi için kapsama dâhil kayıt ve tescile tabi 16 ve daha büyük yaştaki araçların doğrudan veya Bakanlar Kurulunca nitelikleri belirlenen ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi ya da yine Bakanlar Kurulunca belirlenen hurda teslim yerlerine fiilen teslim edilmesi şart olduğundan, mevcut bulunmayan (kayıp, çalıntı gibi) veya motorlu araç vasfını kaybetmiş araçlar için düzenlemeden yararlanılması mümkün değildir. Buna göre, ihraç edilecek veya hurdaya çıkartılacak aracın araç bütünlüğünün korunuyor olması, motor ve şanzıman gibi önemli aksamlarının mevcut bulunması gerekir.

Kayıt ve tescili silinerek ihraç edilecek veya hurdaya çıkartılacak araçların yaşı, tescil işleminin yapıldığı yıl dikkate alınmaksızın, tescil belgesinde yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle tespit olunur. Örneğin, tescil belgesinde 1994 model olduğu belirtilen bir aracın 2018 yılındaki yaşı, 1994 yılında bir yaşında kabul edilmek suretiyle 25 olarak hesaplanır. Bu durumda 2018 yılında 2003 model ve daha eski model araçların, 2019 yılında ise 2004 model ve daha eski model araçların ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde düzenlemeden yararlanılabilir.

Diğer taraftan, trafiğe çıktıkları yıldan daha sonraki yılın model yılını haiz olan araçların yaşının hesaplanmasında da tescil belgesinde yazılı model yılı dikkate alınır. Örneğin, 2004 model aracın tescil işlemi 2003 yılında yapılmış olsa dahi bu araç 2018 yılında 15 yaşında kabul edilir ve bu yıl ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde, bu araç için düzenlemeden yararlanılamaz. Ancak, söz konusu araç için 2019 yılında düzenlemeden yararlanılabileceği tabiidir.

Madde kapsamında yeni alınacak aracın, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçla aynı cins olması gerekir. Aynı cinsten kasıt, esas itibarıyla ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin aynı tarife pozisyonu sırasında yer alan ve trafik tescil kuruluşlarınca (Türkiye Noterler Birliği veya noterliklerce) aynı cinste kayıt ve tescil edilen araçlardır. Örneğin, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın kamyonet cinsi bir araç olması halinde, düzenlemeden sadece kamyonet cinsi yeni bir aracın ilk iktisabında yararlanılabilir; başka cins bir aracın, örneğin otomobilin ilk iktisabında düzenlemeden yararlanılamaz.

İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın, ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listedeki 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan bir araç olması halinde, yeni alınacak aracın motor silindir hacminin 1600 cm³ ve altında olması gerekir. Ancak, madde kapsamında yeni alınacak aynı cins aracın sadece elektrik motorlu olması durumunda, motor gücü sınırlaması olmaksızın düzenlemeden yararlanılabilir.

İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçta herhangi bir motor silindir hacmi sınırlaması bulunmamaktadır. Örneğin, 87.03 G.T.İ.P. numarasındaki 2000 model, motor silindir hacmi 1900 cm³ olan otomobilin ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde, motor silindir hacmi 1600 cm³ ve altında olan otomobilin ilk iktisabında, madde hükmünden yararlanılabilir.

Ayrıca, madde kapsamındaki 8701.20, 87.02 ve 87.04 G.T.İ.P. numarasındaki araçların ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılması halinde, aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında motor silindir hacmine bakılmaksızın madde hükmünden yararlanılabilir.

3.2. Madde Hükmünden Yararlanabilecek Kişiler

Madde hükmünden, ilgili trafik sicilinde adlarına kayıtlı bu Tebliğin (3.1.) bölümünde belirtilen araçlarını bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç eden ya da hurdaya çıkartan gerçek ve tüzel kişiler ile bunların mirası reddetmemiş mirasçıları yararlanabilir.

Düzenlemeden yararlanma hakkı, trafik sicilinde adlarına araç kayıtlı olan kişilere ait olup, bir başkasına devredilemez.

İhraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın birden fazla gerçek veya tüzel kişi adına tescilli olması halinde, sadece tek bir aracın ilk iktisabında düzenlemeden yararlanılabilir. Bu kapsamda yeni araç, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan aracın tüm malikleri tarafından adlarına müştereken kayıt ve tescil edilmek üzere iktisap edilebileceği gibi diğer maliklerin, araç üzerindeki mülkiyet hakkından bir kişi lehine feragat etmesi suretiyle, maliklerden biri tarafından da bu malik adına kayıt ve tescil edilmek üzere iktisap edilebilir.

5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile kamu tüzel kişiliğini haiz diğer kurum ve kuruluşlar (meslekî kuruluşlar ve vakıf yükseköğretim kuruluşları hariç) madde hükümlerinden yararlanamaz.

3.3. Yeni Araç Alımında Terkin Edilecek ÖTV Tutarı

18/5/2018 tarihli 30425  sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 14/5/2018 tarihli ve 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, madde kapsamında ihraç edilecek veya hurdaya çıkartılacak araçla aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin terkin edilecek kısmı,

a) Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan otomobil ve arazi taşıtı cinsi araçlar için özel tüketim vergisi matrahı esas alınarak aşağıdaki tablodaki gibi,

 

Yeni Aracın ÖTV Matrahı (TL)

Terkin Edilecek

ÖTV Tutarı (TL)

Matrahı 46.000 TL’yi aşmayanlar için

10.000

Matrahı 46.000 TL’yi aşıp 80.000 TL’yi aşmayanlar için

8.000

Matrahı 80.000 TL’yi aşanlar için

3.000

 

b) Diğer araç cinsleri için 10.000 TL olarak,

tespit edilmiştir.

Buna göre, yeni araç alımında tahakkuk eden özel tüketim vergisinden; otomobil ve arazi taşıtı cinsi araçlar için özel tüketim vergisi matrahı esas alınarak anılan Kararnamede belirlenen tutarlar, bunların dışında kalan kamyon, kamyonet, tır çekicileri, van, panelvan, minibüs, otobüs gibi araçlar için ise özel tüketim vergisi matrahına bakılmaksızın 10.000 TL, terkin edilir.

Yeni aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, araç cinsleri itibarıyla yukarıda belirtilen tutarın altında olması halinde özel tüketim vergisi tahsil edilmez. Tahakkuk eden özel tüketim vergisini aşan tutar iade edilmez ve başka bir araç alımında kullanılamaz.

3.4. Madde Hükmünden Yararlanma Süresi

Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği 27/3/2018 tarihinden 31/12/2019 tarihine (bu tarihler dâhil) kadar kayıt ve tescili silinerek doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçlar yerine 31/12/2019 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilk iktisabı yapılacak araçlar için tahakkuk eden özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmı terkin edilir.

27/3/2018 tarihinden önce tescil kaydı silinen, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçlar yerine ilk iktisap edilen araçlar için düzenlemeden yararlanılamayacağı gibi, 31/12/2019 tarihinden sonra tescil kaydı silinen, ihraç edilen veya hurdaya çıkartılan araçlar yerine ilk iktisap edilen araçlar için de düzenlemeden yararlanılamaz.

27/3/2018 ilâ 31/12/2019 tarihleri (bu tarihler dâhil) arasında eski araç ihraç edilmek veya hurdaya çıkarılmakla birlikte, 31/12/2019 tarihine kadar düzenleme kapsamında yeni araç alınmamış olması halinde, bu tarihten sonra alınacak yeni araçlar için düzenlemeden yararlanılamaz.

4.MADDENİN UYGULAMASI

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerinden yararlanılabilmesi için aşağıda belirtildiği şekilde işlem yapılması gerekir.

Bu uygulamada “tescil kuruluşu” tabiri, ilgili mevzuatına göre, trafik tescil kuruluşlarını ve tescile yetkili birimleri ifade eder.

4.1. Araçların Doğrudan veya İhracatçılar Vasıtasıyla İhraç Edilmesi

Tebliğin (3.1.) bölümünde belirtilen araçların (3.2.) bölümünde belirtilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, doğrudan veya 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında nitelikleri belirlenen ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde, aynı cins (87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan araçlardan sadece motor silindir hacmi 1600 cm³’ü geçmeyen) yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, söz konusu araç için aynı Kararın aynı maddesinin birinci fıkrasında tespit edilen kısmı terkin edilir.

Bu düzenlemeden yararlanabilmesi için eski aracın yurt dışındaki müşteriye teslim edilmek üzere T.C. Gümrük Bölgesinden çıkmış olması şarttır. Yurt dışındaki müşteri tabiri, ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezleri yurt dışında olan alıcılar ile yurt içindeki bir işletmenin, yurt dışında faaliyet gösteren şubelerini ifade eder. Aracın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket edenlere veya bizzat alıcıya yurt içinde teslimi, ihracat sayılmaz. Düzenlemeden yararlanılabilmesi için ihracatın gerçekleştirildiğinin gümrük beyannamesi ile tevsik edilmesi zorunludur.        

Ayrıca, düzenleme kapsamında ihraç edilmek istenen aracın geçerli muayenesinin bulunması şarttır.

4.1.1. Araçların Doğrudan İhraç Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar

Düzenleme kapsamında, adına kayıtlı aracını doğrudan ihraç edecek kişi, aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1A) yer alan dilekçeyle, aracın 1997 model veya daha eski olması halinde ise bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1B) yer alan dilekçeyle herhangi bir tescil kuruluşuna başvurarak aracın ihraç edilmesinde bir sakınca olmadığına dair yazı verilmesini talep eder.

Başvuru üzerine, tescil kuruluşunca aracın düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olup olmadığı ve geçerli muayenesinin bulunup bulunmadığı kontrol edilir ve tescil kaydında yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle başvuruya konu aracın yaşı tespit edilir. Aracın, düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olmaması veya geçerli muayenesinin bulunmaması ya da 16 yaşından daha küçük yaşta olduğunun tespiti halinde, söz konusu başvuru, işlem yapılmaksızın reddolunur.

İhraç edilmek istenen aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde, bu araçlar için 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma imkanı bulunmadığı dikkate alınarak, tescil kaydında mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhler ile mükellefin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve tescil plakasına kesilen idari para cezası bulunmaması kaydıyla, tescil kuruluşunca 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:2A) yer alan yazı verilir. 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni araçların üzerinde ihraç edilmesine engel belirtilen şekilde herhangi bir takyidatın veya borcun bulunması halinde, takyidat kaldırılmadıkça ve borçlar ödenmedikçe söz konusu yazının verilmeyeceği tabiidir.

Model yılı 1997 veya daha eski olan araçlar için aynı zamanda 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası hükmünden yararlanılması da mümkün olduğundan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş olan hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhlerin bulunmaması kaydıyla, tescil kuruluşunca 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ile 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:2B) yer alan yazı verilir.

Tescil kuruluşunca verilen yazı, araca ilişkin Motorlu Araç Tescil Belgesinin noter onaylı bir örneğiyle birlikte aracın ihracında gümrük idaresine ibraz edilir. Aracın ihracatına ilişkin gümrük beyannamesinde, madde hükmünden yararlanmak üzere ihraç edilen aracın marka, model, şasi ve motor numarası ile en son tescil plakasının yazılması zorunludur.

İlgili gümrük idaresince araç, araca ilişkin belgeler ile beyanname kontrol edilir ve uyumlu olması halinde aracın ihracına izin verilir.

Aracın ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, aracını doğrudan ihraç eden kişi tarafından ilgisine göre Tebliğ ekinde (EK:3A) veya (EK:3B) yer alan dilekçe ve gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna başvurularak, aracın tescil kaydının silinmesi talep edilir. Bunun üzerine, tescil kuruluşunca aracın tescil kaydı silinir ve “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi düşülen “Motorlu Araç Tescil Belgesi” araç malikine verilir.

4.1.2. Araçların İhracatçılar Vasıtasıyla İhraç Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar

Düzenleme kapsamında adlarına kayıtlı 16 ve daha büyük yaştaki araçlarını, ihracatçılar vasıtasıyla ihraç etmek isteyen gerçek veya tüzel kişilerin, bu araçlarını 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında belirlenen ihracatçılara teslim etmeleri ve bu kişiler tarafından araçların fiilen ihraç edilmesi halinde, düzenlemeden yararlanmaları mümkündür.

Araçların ihracatına, anılan Karara göre, İhracatçı Birliğine üye, vergi kimlik numarasına sahip gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilik statüsüne sahip olmamakla birlikte yürürlükteki mevzuat hükümlerine istinaden hukuki tasarruf yapma yetkisi tanınan ortaklıklar aracılık edebilir.

İhracatçılara yapılan teslimin, aracın adına kayıtlı olduğu kişi ile ihracatçı arasında düzenlenen ve karşılıklı yükümlülükleri içeren, imzaları noterce onaylanmış bir “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi” ile tevsik edilmesi gerekir.

Bu uygulamada, adına araç kayıtlı olan kişi, aracın zilyetliğini devretmek ve aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı ihracatçıya teslim etmekle, ihracatçı da teslim aldığı aracı ihraç etmek ve ihracata ilişkin tevsik edici belgeleri, aracın adına kayıtlı olduğu kişiye teslim etmekle yükümlüdür.

Bu kapsamda, söz konusu sözleşmede asgari;

-Adına araç kayıtlı olan kişi tarafından, ihraç edilmek üzere ihracatçıya aracın, araca ilişkin Motorlu Araç Tescil Belgesinin noter onaylı bir örneğinin ve aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazının teslim edileceğinin,

-İhracatçı tarafından, teslim alınan aracın, aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde ihraç edileceğinin ve buna ilişkin gümrük beyannamesinin gümrük idaresince veya noter onaylı örneğinin araç malikine teslim edileceğinin,

-Araç malikinin kusurundan kaynaklı durumlar hariç olmak üzere, ihracatın belirlenen sürede gerçekleşmemesi veya buna ilişkin gümrük beyannamesi örneğinin araç malikine teslim edilmemesi halinde, ihracatçının, araç malikinin bu sürede oluşabilecek devlete karşı mükellefiyetleri ve 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamındaki ÖTV düzenlemesine yönelik hak kayıplarından araç malikine karşı özel hukuk hükümleri çerçevesinde sorumlu olacağının

karşılıklı olarak beyan ve taahhüt edilmesi gerekir.

Düzenleme kapsamında, adına kayıtlı aracını ihracatçı vasıtasıyla ihraç edecek kişi, aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1A) yer alan dilekçeyle, 1997 model veya daha eski olması halinde ise bir örneği Tebliğ ekinde (EK:1B) yer alan dilekçe ile herhangi bir tescil kuruluşuna başvurarak aracın ihraç edilmesinde bir sakınca olmadığına dair bir yazı verilmesini talep eder.

Başvuru üzerine, tescil kuruluşunca, aracın yaşına göre 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanıp yararlanamayacağı hususu da dikkate alınmak suretiyle, bu Tebliğin (4.1.1.) bölümünde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, aracın; cins, yaş, geçerli muayene, borç ve takyidat bakımından gerekli kontrolleri yapılarak, ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair ilgisine göre birer örneği Tebliğ ekinde yer alan (EK:2A) veya (EK:2B) yazı verilir.

Tescil kuruluşunca verilen yazı, araca ilişkin Motorlu Araç Tescil Belgesinin noter onaylı bir örneğiyle birlikte ihracatçı tarafından aracın ihracında gümrük idaresine ibraz edilir. İhracatçı tarafından, aracın ihracatına ilişkin gümrük beyannamesinde, madde hükmünden yararlanmak üzere ihraç edilen aracın marka, model, şasi ve motor numarası ile en son tescil plakası ve adına kayıtlı kişinin adı-soyadı/unvanı ile gerçek kişilerin T.C. kimlik numarası/tüzel kişilerin vergi kimlik numarasının yazılması zorunludur.

İlgili gümrük idaresince araç, araca ilişkin belgeler ile beyanname kontrol edilir ve uyumlu olması halinde aracın ihracına izin verilir.

Aracın ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, aracını ihracatçı vasıtasıyla ihraç eden kişi tarafından ilgisine göre Tebliğ ekinde (EK:3A) veya (EK:3B) yer alan dilekçe ve gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile aracın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna başvurularak, aracın tescil kaydının silinmesi talep edilir. Bunun üzerine, tescil kuruluşunca aracın tescil kaydı silinir ve “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi düşülen “Motorlu Araç Tescil Belgesi” araç malikine verilir.

4.1.3. İhraç Edilen Araç Yerine Yeni Araç Alımına İlişkin Usul ve Esaslar

Aracını doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç ederek ihraç ettiği araçla aynı cins bir aracı madde hükmünden yararlanmak suretiyle ilk iktisap etmek isteyen kişi, “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi düşülen “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı ya da ilgili tescil kuruluşu veya noter onaylı bir örneği ile ihracata ilişkin gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneğini motorlu araç ticareti yapan ÖTV mükellefine ibraz ederek ilk iktisap edeceği yeni araç için tahakkuk edecek olan ÖTV’nin, Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının, kendisinden tahsil edilmemesini ister. Aracını ihracatçılar vasıtasıyla ihraç ederek düzenlemeden yararlanmak isteyen kişilerce, söz konusu belgelere ek olarak ihracatçı ile yapılan sözleşme de ÖTV mükellefine ibraz edilir.

İhraç edilen aracın birden fazla gerçek veya tüzel kişi adına tescilli olması ve diğer maliklerin yeni araç alımında doğacak terkin hakkından tek bir kişi lehine feragat etmesi durumunda, buna ilişkin noter nezdinde düzenlenmiş feragat beyanının da ÖTV mükellefine ibrazı gerekir. Aksi halde, düzenlemeden yararlanılabilmesi için ilk iktisap edilecek yeni aracın tüm malikler tarafından müştereken iktisap edilmesi gerekir.

ÖTV mükelleflerince, düzenleme kapsamında araç tesliminde hesaplanan ÖTV tutarının faturada tam olarak (terkine konu edilecek kısım dâhil) gösterilmesi ve katma değer vergisi ile diğer fatura bilgilerinin buna göre hesaplanması/düzenlenmesi gerekir. Ancak tahakkuk edecek özel tüketim vergisinin, iktisap edilecek araç için bu Tebliğin (3.3.) bölümünde belirtilen terkin edilecek kısmı alıcıdan tahsil edilmez ve bu tutar faturada “…….. model, ……. cinsi, ………….şasi numaralı ve ….... plakalı aracınızı ihraç etmeniz nedeniyle,

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında, fatura toplamına dâhil edilmekle birlikte, ……… TL ÖTV tarafınızdan tahsil edilmeyecektir/edilmemiştir. Bu tutar, anılan madde gereği, araca ilişkin tahakkuk eden ÖTV’den terkin edilecek ve Hazine tarafından tahsil edilmeyecektir.” şerhi ile gösterilir.

ÖTV mükelleflerince, ilk iktisap edilen araç için hesaplanan ÖTV, (2A) numaralı ÖTV Beyannamesinde tam olarak beyan edilir. Beyannamedeki “7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma talebi vardır.” kutucuğu işaretlenir ve beyannamenin ilgili kısmında ihraç edilen araca ait bilgilere yer verilir. Beyannamenin verildiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar bir dilekçe ekinde;

-Aracın ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde, ihracatçı ile yapılan sözleşme,

-İhraç edilen araca ait “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhli “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı ya da ilgili tescil kuruluşu veya noter onaylı bir örneği,

-İhraç edilen araca ait gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği,

-Gerektiği takdirde Feragat Beyanı Belgesi,

-Alıcının/Alıcıların Nüfus Cüzdanı fotokopisi,

-Satış faturasının, aslının aynı olduğu işletme yetkililerince imzalanarak ve kaşe tatbik edilerek onaylanmış fotokopisi

ÖTV mükellefi tarafından, beyannamenin verildiği vergi dairesine verilir. Aksi halde, ÖTV mükellefi adına 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri gereği ikinci derece usulsüzlük cezası kesilir ve gerekli belgeler ibraz edilmediği müddetçe ÖTV Ödeme Belgesi düzenlenmez.

   Vergi dairesince, beyanname ve söz konusu belgeler incelenerek tahakkuk eden özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının terkin edildiğini de gösteren “ÖTV Ödeme Belgesi” mükellefe verilir.

Vergi dairelerince, aylık dönemler itibarıyla toplu olarak takip eden ayın beşine kadar, ihraç edilen araçlara istinaden düzenleme kapsamında yeni araç iktisap edildiği hususu ilgili gümrük idarelerine yazıyla bildirilir ve eski araçların ihracatının gerçekleştirildiğinin doğrulanması istenir.

4.1.4. İhraç Edilen Araçların Geri Gelmesi Halinde Yapılacak İşlemler

Düzenleme kapsamında ihraç edilen aracın, 4458 sayılı Kanunun 168, 169 ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelmesi halinde, yeni aracın ilk iktisabında terkin edilen özel tüketim vergisi tutarı, terkin tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre hesaplanan tecil faizi ile birlikte, ilk iktisapla ilgili işlemleri yapan vergi dairesine ödenmeden araç ithal edilemez.

Doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen aracın geri gelmesi halinde, ilgili gümrük idaresince, ihraç edilen aracın yerine düzenleme kapsamında yeni bir aracın iktisap edilip edilmediği, gümrük idaresinin bulunduğu yerdeki motorlu taşıtlar vergisi ile görevli vergi dairesinden yazı ile sorulur. Sorgulama sonucunda, henüz düzenlemeden yararlanılmamış olması halinde, ilgili gümrük idaresince, durum iki iş günü içinde Gelir İdaresi Başkanlığı (Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığı)’na bildirilir. İhraç edilen aracın yerine yeni bir aracın ilk iktisap edilmiş olması halinde ise aracın ilk iktisabında terkin edilen özel tüketim vergisi tutarı ve tecil faizi, ihracatçı tarafından ödenmeden ithalat işlemleri yapılmaz.

4.2. Araçların Hurdaya Çıkartılması Halinde Maddenin Uygulaması

Tebliğin (3.1.) bölümünde belirtilen araçların (3.2.) bölümünde belirtilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirlenen yerlere teslim edilmek suretiyle bu Tebliğde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bir daha kullanılmamak üzere hurdaya çıkartılması halinde, aynı cins (87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan araçlardan sadece motor silindir hacmi 1600 cm³’ü geçmeyen) yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, söz konusu araç için aynı Kararın aynı maddesinin birinci fıkrasında tespit edilen kısmı terkin edilir.

Anılan Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, düzenleme kapsamında adlarına kayıt ve tescil edilmiş 16 ve daha büyük yaştaki araçlarını, hurdaya çıkartmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, bu araçlarını il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine veya Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerinden herhangi birine ya da 30/12/2009 tarihli ve 27448 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamında faaliyette bulunan ömrünü tamamlamış araç (ÖTA) teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına teslim edebilir.

İl özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine veya MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerine madde kapsamındaki tüm araç cinslerinin teslimi mümkündür.

ÖTA teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına ise sadece Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamına giren araçların teslimi mümkündür. Buna göre, anılan Yönetmeliğin 2 nci maddesi uyarınca, ÖTA teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamındaki araçlardan, 18/7/1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin 2.1 ve 3.1. numaralı alt bentlerinde belirtilen M1 ve N1 kategorisindeki araçlar, diğer bir ifade ile yolcu taşımasında kullanılan ve sürücü dâhil en fazla dokuz oturma yeri olan motorlu araçlar ile yük taşımasında kullanılan ve azami ağırlığı 3,5 tonu aşmayan motorlu araçlar teslim edilebilir. Dolayısıyla bu araçlar dışında kalan minibüs, otobüs, kamyon ve tır çekicileri gibi araçların ÖTA teslim yerlerine veya geçici depolama alanlarına teslim edilmesi mümkün değildir.

Teslim yerleri, motorlu araç vasfını kaybetmiş, bütünlüğünü korumayan araçları bu düzenleme kapsamında teslim alamaz.

2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtildiği üzere, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamındaki araçlardan model yılı 1997 veya daha eski olanlar için bu madde hükümlerinin yanı sıra 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde düzenlenen hükümlerden de faydalanılmak istenmesi halinde, hurdaya çıkartılacak aracın 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yerlere teslim edilmesi şarttır. Dolayısıyla, 1997 veya daha eski model araçların MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlükleri dışındaki ÖTA teslim yerleri veya geçici depolama alanlarına teslim edilmesi halinde, yeni araç alımında Bakanlar Kurulunca araç cinsleri itibarıyla belirlenen ÖTV terkini uygulamasından faydalanılmaya hak kazanılmakla birlikte, 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümlerinden faydalanılamaz.

Aracın 1997 model veya daha eski olması ve 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasından yararlanılmak istenmesi halinde, hurdaya çıkartılacak aracın 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın bu Tebliğin; (4.2.1) bölümünde belirtilen ve ekinde yer alan dilekçe, yazı, başvuru ve tutanak örnekleri kullanılır. Ancak, bu durumun, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında bulunmayan araçlar için yeni araç alımında ÖTV terkini uygulamasından faydalanma hakkı doğurmayacağı tabiidir.

4.2.1. Araçların Hurdaya Çıkartılmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Düzenleme kapsamında, adına kayıtlı aracını hurdaya çıkartmak isteyen kişi, aracın teslim edileceği yere göre, aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde birer örneği Tebliğ ekinde (EK:4A), (EK:4C) ya da (EK:4D) yer alan dilekçeyle, aracın 1997 model veya daha eski olması halinde ise birer örneği Tebliğ ekinde (EK:4B), (EK:4Ç) ya da (EK:4D) yer alan dilekçe ile herhangi bir tescil kuruluşuna başvurarak aracın hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair yazı verilmesini talep eder.

Başvuru üzerine, tescil kuruluşunca aracın düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olup olmadığı kontrol edilir ve tescil kaydında yazılı model yılında aracın bir yaşında olduğu kabul edilmek suretiyle başvuruya konu aracın yaşı tespit edilir. Aracın, düzenleme kapsamındaki araç cinslerinden olmaması veya 16 yaşından daha küçük yaşta olduğunun tespiti halinde, söz konusu başvuru, işlem yapılmaksızın reddolunur.

Hurdaya çıkartılmak istenen aracın 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni olması halinde, bu araçlar için 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma imkânı bulunmadığı da dikkate alınarak, tescil kaydında mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhler ile mükellefin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve tescil plakasına kesilen idari para cezası bulunmaması kaydıyla, tescil kuruluşunca, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair teslim yerine göre bir örneği Tebliğ ekinde (EK:5A) veya (EK:5C) yer alan yazı verilir. 16 ve daha büyük yaşta ancak 1997 modelden yeni araçların üzerinde hurdaya çıkartılmasına engel, herhangi bir takyidatın veya borcun bulunması halinde, takyidat kaldırılmadıkça ve borçlar ödenmedikçe söz konusu yazının verilmeyeceği tabiidir.

Model yılı 1997 veya daha eski olmakla birlikte MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlükleri dışındaki ÖTA teslim yerleri veya geçici depolama alanlarına teslim edilerek hurdaya çıkartılacak araçlar için de 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma imkânı bulunmadığı dikkate alınarak, tescil kaydında mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhler ile mükellefin motorlu taşıtlar vergisi, bu vergiye bağlı gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve tescil plakasına kesilen idari para cezası bulunmaması kaydıyla, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:5C) yer alan yazı verilir.

Model yılı 1997 veya daha eski olup, il özel idareleri veya büyükşehir belediyelerine ya da MKEK Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerine teslim edilmek suretiyle hurdaya çıkartılacak araçlar için aynı zamanda 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükmünden yararlanılması da mümkün olduğundan, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş olan hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş bulunan mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhlerin bulunmaması kaydıyla, 7020 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi ile 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair bir örneği Tebliğ ekinde (EK:5B) yer alan yazı verilir.

Tescil kuruluşundan aracın hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair yazıyı alan başvuru sahibi, söz konusu yazı ve Motorlu Araç Tescil Belgesiyle birlikte, teslim yerlerine ve araçların yaşlarına göre, birer örneği Tebliğ ekinde (EK:6A), (EK:6B), (EK:6C), (EK:6Ç) ya da (EK:6D) yer alan bir dilekçe ile ilgisine göre il özel idaresine, büyükşehir belediyesine veya MKEK hurda müdürlüğüne ya da ÖTA teslim yerleri veya geçici depolama alanlarına aracını fiilen teslim eder.

Aracın, il özel idaresine, büyükşehir belediyesine veya MKEK hurda müdürlüklerine teslim edilmesi halinde, anılan Kurum yetkililerince Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi üzerinden aracın yaşına göre birer örneği Tebliğ ekinde yer alan (EK:7A) veya (EK:7B) “Taşıt Teslim Tutanağı” hazırlanır ve sistemden onaylanarak dört nüsha olarak üretilir. Daha sonra adına araç kayıtlı olan kişi ile aracı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğü yetkililerince imzalanır. Tutanağın üç nüshası araç sahibine verilir, kalan nüsha aracı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğünde muhafaza edilir. İnternet vergi dairesi üzerinden oluşturulmayan tutanaklara istinaden bu uygulama kapsamında işlem tesis edilmez.

İl özel idareleri ve büyükşehir belediyeleri düzenleme kapsamında teslim aldıkları araçları 19/3/2001 tarihli ve 2001/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca yalnızca MKEK hurda müdürlüklerine satacaklardır.

Hurdaya çıkartılmak istenen aracın ÖTA teslim yeri veya geçici depolama alanlarına teslim edilmesi halinde, bu merkezler tarafından Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak, teslim alınan araca ilişkin “Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu” düzenlenir.

İlgili mevzuatına göre M1 ve N1 kategorisindeki araçlar için Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu düzenleme zorunluluğu saklı kalmak kaydıyla, MKEK hurda müdürlüklerine teslim edilen araçlar için bu uygulamada Taşıt Teslim Tutanağına göre işlem tesis edilir.

Adına tescilli aracını düzenleme kapsamında belirlenen yerlere teslim eden kişi, bu teslime ilişkin ilgisine göre Taşıt Teslim Tutanağı veya Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formunu, Tebliğ ekinde (EK:8A), (EK:8B) veya (EK:8C) yer alan dilekçeye eklemek suretiyle hurdaya çıkarma işleminin tamamlanmasını teminen, aracın hurdaya çıkartılmasında sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna başvurur.

Yapılan başvuru üzerine ilgili tescil kuruluşunca gerekli kontroller yapılmak suretiyle, söz konusu araç, bir daha tescil edilmemek üzere hurdaya çıkarılır ve araca ait “Motorlu Araç Tescil Belgesi”ne “Hurdaya Çıkarılmıştır” şerhi düşülerek araç sahibine verilir, tescil plakaları geri alınarak iptal edilir.

Hurdaya çıkarma işleminin tamamlanmasından sonra, aracın kayıt ve tescilinin silindiği hususu elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına, bunun mümkün olmaması halinde üç iş günü içerisinde aracın motorlu taşıtlar vergisi bakımından kayıtlı bulunduğu vergi dairesine yazılı olarak bildirilir.

4.2.2. Hurdaya Çıkartılan Araç Yerine Yeni Araç Alımına İlişkin Usul ve Esaslar

Aracını, Tebliğin (4.2.1.) bölümünde belirlenen şekilde hurdaya çıkartarak, hurdaya çıkartılan araçla aynı cins bir aracı madde hükmünden yararlanmak suretiyle ilk iktisap etmek isteyen kişi, aracın teslim edildiği yere göre düzenlenen “Taşıt Teslim Tutanağı” veya “Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formu” ile “Hurdaya Çıkarılmıştır” şerhi düşülmüş “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı veya onaylı birer örneğini ÖTV mükellefine ibraz ederek ilk iktisap edeceği yeni araç için tahakkuk edecek olan ÖTV’nin, Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının, kendisinden tahsil edilmemesini ister.

Hurdaya çıkartılan aracın birden fazla gerçek veya tüzel kişi adına tescilli olması ve diğer maliklerin araç üzerindeki mülkiyet hakkından tek bir kişi lehine feragat etmesi durumunda, buna ilişkin noter nezdinde düzenlenmiş feragat beyanının da ÖTV mükellefine ibrazı gerekir. Aksi halde, düzenlemeden yararlanılabilmesi için ilk iktisap edilecek yeni aracın tüm malikler tarafından müştereken iktisap edilmesi gerekir.

ÖTV mükelleflerince, düzenleme kapsamında araç tesliminde hesaplanan ÖTV tutarının faturada tam olarak (terkine konu edilecek kısım dâhil) gösterilmesi ve katma değer vergisi ile diğer fatura bilgilerinin buna göre hesaplanması/düzenlenmesi gerekir. Ancak tahakkuk edecek özel tüketim vergisinin, iktisap edilecek araç için Tebliğin (3.3.) bölümünde belirtilen terkin edilecek kısmı alıcıdan tahsil edilmez ve bu tutar faturada “…….. model, ……. cinsi, ……. şasi numaralı ve ….... plakalı aracınızı hurdaya çıkartmanız nedeniyle, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında, fatura toplamına dâhil edilmekle birlikte, ……… TL ÖTV tarafınızdan tahsil edilmeyecektir/edilmemiştir. Bu tutar, anılan madde gereği, araca ilişkin tahakkuk eden ÖTV’den terkin edilecek ve Hazine tarafından tahsil edilmeyecektir.” şerhi ile gösterilir.

ÖTV mükelleflerince, ilk iktisap edilen araç için hesaplanan ÖTV, (2A) numaralı ÖTV Beyannamesinde tam olarak beyan edilir. Beyannamedeki  “7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinden yararlanma talebi vardır.” kutucuğu işaretlenir ve beyannamenin ilgili kısmında hurdaya çıkartılan araca ait bilgilere yer verilir. Beyannamenin verildiği günü takip eden günün mesai saati bitimine kadar bir dilekçe ekinde;

-Teslim Tutanağı veya Araç Kayıttan Düşme ve Bertaraf Formunun aslı veya noter onaylı örneği,

-Araca ait “Hurdaya Çıkarılmıştır” şerhli “Motorlu Araç Tescil Belgesi”nin aslı ya da ilgili tescil kuruluşu veya noter onaylı bir örneği,

-Gerektirdiği takdirde Feragat Beyanı Belgesi,

-Alıcının/Alıcıların Nüfus Cüzdanı fotokopisi,

-Satış faturasının, aslının aynı olduğu işletme yetkililerince imzalanarak ve kaşe tatbik edilerek onaylanmış fotokopisi

ÖTV mükellefi tarafından, beyannamenin verildiği vergi dairesine verilir. Aksi halde, ÖTV mükellefi adına 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri gereği ikinci derece usulsüzlük cezası kesilir ve gerekli belgeler ibraz edilmediği müddetçe ÖTV Ödeme Belgesi düzenlenmez.

Vergi dairesince, beyanname ve söz konusu belgeler incelenerek tahakkuk eden özel tüketim vergisinin Bakanlar Kurulunca belirlenen kısmının terkin edildiğini de gösteren “ÖTV Ödeme Belgesi” mükellefe verilir.

4.3. Yeni Araçla İlgili Düzeltme İşlemleri

Doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen ya da hurdaya çıkartılan araçlar yerine ilk iktisap edilen aynı cins araçlarla ilgili fazla veya yersiz vergi hesaplanması, satıştan vazgeçilmesi, işlemin gerçekleşmemesi, aracın iade edilmesi gibi hallerde düzeltme işlemleri, 18/4/2015 tarihli ve 29330 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinin (IV/F) bölümünde belirlenen usul ve esaslara göre yapılır.

4.4. Sorumluluk

Bu madde hükümlerinden haksız olarak faydalanılması halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi, faydalanandan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

İhracatçılar vasıtasıyla ihraç edilen araçlar için ihracatın gerçekleştiğinin ilgili gümrük idaresince teyit edilmemesi halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte ihracatçıdan tahsil edilir.

Bu uygulamada, belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde işlem tesis edilmemesi suretiyle ilk iktisap kapsamında araç teslim edilmesi halinde, zamanında ödenmeyen özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte, düzenlemeden faydalananın ve ihracatçının sorumlu tutulduğu yukarıdaki haller dışında, motorlu araç ticareti yapanlardan aranır.

5. DİĞER HÜKÜMLER

İl özel idareleri, büyükşehir belediyeleri ve MKEK hurda müdürlükleri, 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında teslim aldıkları araçlara ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi üzerinden “Taşıt Teslim Tutanağı” düzenleyebilmek için bulundukları ildeki motorlu taşıtlar vergisi ile görevli vergi dairesinden yazıyla kullanıcı kodu, parola ve şifre talep ederler. Söz konusu yazıda ayrıca kullanıcı kodu, parola ve şifrenin tahsis edileceği görevlinin T.C. kimlik numarası ve adı-soyadını belirtirler. Müracaat anında sistemden üretilecek kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden kapalı bir zarf anılan kurumların temsilcisine imza ve mühür karşılığı teslim edilir ve talep yazısında belirtilen kişinin işlem yapabilmesi için sisteme tanımlanması sağlanır. Anılan kurumların talebi üzerine, işlem hacmi ile mütenasip olmak ve başka görevlilere tahsis edilmek üzere birden fazla kullanıcı kodu, parola ve şifre verilebilir.

Kendisine kullanıcı kodu, parola ve şifre tahsis edilen görevliler söz konusu kullanıcı kodu, parola ve şifrenin kullanımından sorumludur. Bu nedenle kullanıcı kodu, parola ve şifrelerini başka amaçlarla kullanamazlar, herhangi bir üçüncü kişiye açıklayamazlar ve kullanımına izin veremezler. Anılan kurumların veya görevlilerinin, kullanıcı kodu, parola ve şifrelerin yetkisiz kişilerce kullanıldığını öğrenmeleri halinde (kullanıcı kodu, parola ve şifrenin kaybedilmesi, çalınması vb. durumlar dâhil) Gelir İdaresi Başkanlığının 444 0 435 telefon numarasından Çağrı Merkezine veya ilgili vergi dairesine derhal bilgi verilmesi zorunludur.

7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 27/3/2018 tarihinden bu Tebliğin yayımlandığı tarihe kadar, adına kayıt ve tescilli kişiler tarafından bu Tebliğ hükümlerine uygun olarak doğrudan ihraç edilen araçlar ile hurdaya çıkartılan araçlar için de işlemin bu Tebliğin ilgili bölümlerinde belirtilen belgelerle tevsikine bağlı olarak, 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 18/5/2018 tarihinden itibaren iktisap edilecek araçlar bakımından mezkur madde hükmünden faydalanılması mümkündür.

Gelir İdaresi Başkanlığı, Tebliğ ekinde yer alan dilekçe, yazı, başvuru ve tutanak örneklerinde değişiklik yapmaya yetkilidir.

6. YÜRÜRLÜK

Ekonomi Bakanlığı ve Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenen bu Tebliğ, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

7. YÜRÜTME

Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Tebliğ ekleri için tıklayınız.

Resmi Gazete No: 30448 Resmi Gazete Tarihi: Pazartesi, 11 Haziran, 2018 Adı: UID:
İçerik:

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Kapsam

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9, 23, 25, 32 ve 61 inci maddelerinde, 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi bu Tebliğin amaç ve kapsamını oluşturmaktadır.

İKİNCİ BÖLÜM

İhtiyaç Fazlası Elektrik Enerjisinin Satışında Esnaf Muaflığı

Yasal düzenleme

MADDE 2 – (1) 7103 sayılı Kanunla, 193 sayılı Kanunun esnaf muaflığını düzenleyen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (9) numaralı bent eklenmiştir.

“9. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretimi amacıyla, sahibi oldukları veya kiraladıkları konutların çatı ve/veya cephelerinde kurdukları kurulu gücü azami 10 kW’a kadar (10 kW dâhil) olan (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan dâhil) yalnızca bir üretim tesisinden üretilen elektrik enerjisinin ihtiyaç fazlasını son kaynak tedarik şirketine satanlar (Bu bendin uygulanmasında üçüncü fıkra hükmü dikkate alınmaz.);”

Muafiyetin kapsamı ve şartları

MADDE 3 – (1) 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine eklenen bent uyarınca, 6446 sayılı Kanuna göre lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı olarak sahibi olunan veya kiralanan konutlarda kurulan tesislerde, elektrik üretimi yapan ve ihtiyaç fazlasını satan gerçek kişiler, esnaf muaflığından aşağıdaki şartlar dahilinde faydalanacaktır.

a) Üretim tesisinin sahip olunan veya kiralanan konutların çatı ve/veya cephelerinde (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulanlar dâhil) kurulu olması,

b) Üretim tesisinin kurulu gücünün azami 10 kW (10 kW dâhil) olması,

c) Elektriğin yalnızca bir üretim tesisinde üretilmesi,

ç) Üretilen elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasının son kaynak tedarik şirketine satılması.

(2) Elektrik enerjisi satışının devamlı olarak yapılması, muafiyetten yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir.

(3) Ticari, zirai veya mesleki kazanç dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olmak, anılan muafiyetten yararlanmaya engel değildir.

(4) Elektrik enerjisi üretim tesisinin, apartmanların çatı ve/veya cephelerinde kurulması halinde de birinci fıkrada belirtilen şartlar dahilinde esnaf muaflığından yararlanılacaktır.

(5) Apartman yönetimi tarafından apartmanın elektrik ihtiyacını karşılamak için kurulan elektrik üretim tesisinin mülkiyet hakkı, hisseleri oranında kat maliklerine ait olduğundan, ihtiyaç fazlası elektriğin son tedarik şirketine satışından elde edilen gelirler de vergi kanunları açısından yönetimin değil kat maliklerinin geliri olarak kabul edilmektedir. Ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla apartman yönetimi tarafından kurulan üretim tesisinde üretilen ihtiyaç fazlası enerjinin son kaynak tedarik şirketine satışında her bir malik muafiyetten ayrı ayrı faydalanacaktır.

(6) Elde edilen gelirin apartman yönetimleri tarafından tahsil edilip ortak giderlerin karşılanmasında kullanılması ve/veya kat maliklerine dağıtılması bu muafiyetten faydalanılmasına engel teşkil etmeyecektir.

(7) Apartmanların işyeri olarak kullanılan bağımsız bölümlerinin bulunması halinde de apartmanın ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan üretim tesisinde üretilen ihtiyaç fazlası enerjinin son kaynak tedarik şirketine satışı, muafiyetten yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir.

(8) Sahibi olunan veya kiralanan işyerlerinde kurulan tesislerde üretilen elektriğin ihtiyaç fazlasının satışından dolayı esnaf muaflığından yararlanılamayacaktır. Ancak konutunu hem işyeri hem de mesken olarak kullananların bu kapsamda elde ettiği kazançları ise muafiyet kapsamında kabul edilecektir.

(9) Gerçek kişilerce kullanılan birden fazla konutta elektrik üretim tesisi kurulduğu durumlarda, sadece bir tesis için esnaf muaflığından faydalanılabileceğinden, hangi tesis için esnaf muaflığından faydalanılacağı, ilgili son kaynak tedarik şirketine bildirilmek suretiyle serbestçe belirlenebilecektir.

Üretilen elektrik enerjisinin satışında vergi tevkifatı ve belgelendirme

MADDE 4 – (1) 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin son fıkrasında, "Bu muaflığın, 94 üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur." hükmü yer almakta olup aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi tutulacak ödemeler belirtilmiş, aynı fıkranın 13 numaralı bendinde vergiden muaf esnafa yapılan ödemeler tevkifat kapsamına alınmış olup esnaf muaflığından yararlananlara ihtiyaç fazlası elektrik bedeli olarak yapılan ödemelerde tevkifat oranı 14/5/2018 tarihli ve 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla %0 olarak belirlenmiştir.

(2) Esnaf muaflığından yararlananlardan elektrik enerjisi alan son kaynak tedarik şirketlerinin, ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi alımları karşılığı yaptıkları ödemeler muhtasar beyanname ile beyan edilecek ve tevkifat oranı, 14/5/2018 tarihli ve 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği %0 olarak uygulanacaktır. Ödemenin kat maliklerince oluşturulan yönetimlere yapılması, gelir vergisi tevkifat uygulamasını değiştirmeyecektir.

(3) 6446 sayılı Kanun uyarınca lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretimi amacıyla, sahibi oldukları veya kiraladıkları konutların çatı ve/veya cephelerinde kurdukları kurulu gücü azami 10 kW’a kadar (10 kW dâhil) olan (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan dâhil) yalnızca bir üretim tesisinde üretilen ve son kaynak tedarik şirketlerince satın alınan elektrik enerjisinin tamamının gider pusulası ile belgelendirilmesi esas olmakla birlikte, münhasıran bu ödemelere ilişkin olmak üzere, gider pusulasında bulunması gereken bilgileri (imza hariç) ihtiva eden banka dekontları ile de belgelendirilmesi mümkündür.

(4) Ana gayrimenkulün ortak enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan tesislerden yapılan satışlarda, gider pusulasının, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinde yer alan yetkiye istinaden kat maliklerince oluşturulan yönetim adına düzenlenmesi uygun bulunmuştur.

Örnek 1: Bay (A), sahibi olduğu konutunun çatısında, kurulu gücü azami 10 kW olan üretim tesisinden elde ettiği elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasını, (B) son kaynak tedarik şirketine satmaktadır. Bay (A), bu faaliyetinden dolayı esnaf muaflığından yararlanacak olup (B) tedarik şirketi, Bay (A)'ya enerji bedeli karşılığı olarak yapacağı ödemeler nedeniyle gider pusulası düzenleyecek ve bu ödemelere, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca sıfır oranında tevkifat uygulayacaktır.

Örnek 2: (C) apartman yönetimi, apartmanın ortak elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla, apartmanın çatısında, kurulu gücü azami 10 kW olan üretim tesisinden elde ettiği elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasını, (D) son kaynak tedarik şirketine satmaktadır. Bu satıştan dolayı (C) apartmanındaki kat malikleri esnaf muaflığından yararlanacaktır. (D) tedarik şirketi, (C) apartman yönetimine enerji bedeli karşılığı olarak yapacağı ödemeler nedeniyle gider pusulası düzenleyecek ve bu ödemelere, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca sıfır oranında tevkifat uygulayacaktır.

Muafiyetten faydalananların yükümlülükleri

MADDE 5 – (1) 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından faydalananların mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri olmayacaktır. Bu muafiyetten yararlananların, kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 213 sayılı Kanunda öngörülen süre boyunca saklamaları zorunludur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Kadın Hizmet Erbabına Sağlanan Kreş ve Gündüz Bakımevi

Yardımında Gelir Vergisi İstisnası

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 6 – (1) 7103 sayılı Kanunla, 193 sayılı Kanunun gelir vergisinden istisna edilen ücretleri düzenleyen 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (16) numaralı bent eklenmiştir.

“16. İşverenlerce, kadın hizmet erbabına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (İşverenlerce bu hizmetlerin verilmediği durumlarda, ödemenin doğrudan bu hizmetleri sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılması şartıyla, her bir çocuk için aylık, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmamak üzere bu istisnadan yararlanılır. Kreş ve gündüz bakımevi hizmetini sağlayanlara yapılan ödemelerin belirlenen istisna tutarını aşan kısmı ile hizmet erbabına bu amaçla nakden yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir. Bu bentte yer alan %15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Bakanlar Kurulu, bu istisnanın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.).”

İstisnanın kapsamı ve uygulaması

MADDE 7 – (1) Kreş ve gündüz bakımevi hizmetinin işverenlerce iş yerinde verilmesi halinde, bu hizmetten faydalanan kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin tamamı gelir vergisinden istisna olacaktır. Söz konusu hizmetin, işverenin kendisine ait veya kiralamış olduğu diğer yerlerde verilmesi istisna uygulamasına engel teşkil etmeyecektir.

(2) İşverenlerce, kreş ve gündüz bakımevi hizmetinin işyerinde verilmediği durumlarda, kadın hizmet erbabının hizmet aldığı gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapılmak suretiyle sağlanan menfaatler de istisna kapsamındadır. Kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin ücret istisnasına tabi tutulabilmesi için; bu hizmetin gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerinden alınması, ödemenin hizmet erbabına değil doğrudan bu hizmeti sağlayan mükelleflere yapılması gerekmektedir. Hizmet erbabına doğrudan yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(3) İşverenlerce, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapıldığı durumlarda, istisnadan yararlanılacak tutar her bir çocuk için asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmayacaktır. Sağlanan menfaatin asgari ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşması halinde, aşan kısım ücret olarak vergilendirilecektir.

%15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. 5/5/2018 tarihli ve 30412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %15 oranı, bu tarihten itibaren asgari ücretin brüt tutarının %50’si olarak belirlenmiştir.

(4) İşverenlerce, kadın hizmet erbabı adına doğrudan kreş ve gündüz bakımevi işleten mükelleflere yapılan ödemelerin belli bir dönem için toplu olarak yapılması durumunda, her bir aya isabet eden tutar, ilgili ay ücret matrahı ile ilişkilendirilerek istisna uygulanacaktır.

(5) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince, işveren tarafından ödenen tutar da dahil olmak üzere, kreş ve gündüz bakımevi hizmeti karşılığı olarak faturanın hizmet erbabı adına düzenlenmesi gerekmekte olup, işverenlerin bu kapsamda yaptığı ödemelere ilişkin belgeleri 213 sayılı Kanunda öngörülen süre boyunca saklamaları zorunludur.

(6) Kadın hizmet erbabına, 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendi kapsamında sağlanan menfaat ve yapılan ödemelere ilişkin tutarların, asıl ücret ile birlikte ücret bordrosunda gösterilmesi gerekmektedir.

Örnek 3: (C) A.Ş., çalıştırdığı hizmet erbabına işyerinde kreş hizmeti vermektedir. İşyerinde 30 hizmet erbabı çalışmakta olup, hizmet erbabından 20’si kreş hizmetinden yararlanmaktadır. Kreş hizmetinden yararlanan hizmet erbabının 15’i kadın, 5’i erkektir. Bu durumda kreş hizmetinden yararlanan 15 kadın hizmet erbabı için sağlanan menfaatin tamamı istisna kapsamında olacak, erkek hizmet erbabı yönünden ise söz konusu menfaat ücret olarak vergilendirilecektir.

Örnek 4: (D) Ltd. Şti. ile asgari ücretle çalışan hizmet erbabı Bayan (R) arasında düzenlenen bireysel iş sözleşmesinde, Bayan (R)’nin asıl ücretine ilave olarak 500 TL kreş yardımı ödeneceği öngörülmüş olup, (D) Ltd. Şti., Bayan (R)’nin bir çocuğu için hizmet aldığı kreş işletmesine, kreş yardımı olarak aylık 500 TL ödemeye başlamıştır.

Bireysel iş sözleşmesine istinaden asıl ücretine ilave olarak Bayan (R) için kreşe yapılan aylık 500 TL ödeme, asgari ücretin brüt tutarının %50’si olan (2.029,50x%50=) 1.014,75 TL’yi aşmadığından, gelir vergisinden istisna edilecektir.

Örnek 5: İşyerinde kreş hizmeti vermeyen (E) Ltd. Şti., 5.000 TL brüt ücretle çalışan hizmet erbabı Bayan (S)’nin bir çocuğu için hizmet aldığı kreş işletmesine kreş yardımı olarak bireysel iş sözleşmesine istinaden aylık 1.200 TL ödemektedir.

Asıl ücretine ilave olarak Bayan (S) için kreş yardımı kapsamında yapılan aylık 1.200 TL’lik ödemenin, asgari ücretin brüt tutarının %50’si olan (2.029,50x%50=) 1.014,75 TL’lik kısmı gelir vergisinden istisna edilecektir. İstisnayı aşan tutar olan (1.200-1.014,75=) 185,25 TL ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(7) İşverenlerce, ilgili Kanunlar, toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmelerine istinaden hizmet erbabına, asıl ücretine ilave olarak bazı ödemeler yapılabilmekte ve menfaatler sağlanabilmektedir. Yapılan bu tarz ödeme ve sağlanan menfaatler, 193 sayılı Kanun uygulamasında ücret kapsamında değerlendirilmektedir.

(8) 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendinde yer alan istisna düzenlemesinin kapsamı; işverenlerce, ilgili Kanunlar, toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmelerine istinaden, kadın hizmet erbabına işyerinde kreş ve gündüz bakımevi hizmeti verilmesi veya bu hizmetlerin verilmediği durumlarda, bu hizmetleri sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine doğrudan ödeme yapılması suretiyle, kadın hizmet erbabının asıl ücretine ek olarak sağlanan menfaatlerin gelir vergisinden istisna edilmesidir.

Bu kapsamda, istisnadan faydalanılması için kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin, ilgili Kanunlar, toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmelerine dayanarak ödenen asıl ücrete ilave olarak sağlanması şart olup, kadın hizmet erbabının asıl ücretinin bir kısmının kreş ve gündüz bakımevi hizmeti ödemesi gibi değerlendirilmek suretiyle anılan istisnaya konu edilmesi mümkün değildir.

Örnek 6: İşveren (M)’ye bağlı olarak 4.000 TL ücretle çalışan hizmet erbabı Bayan (Ş), bir çocuğu için kreş işletmesine aylık 1.000 TL kreş ücreti ödemektedir. Bayan (Ş)’nin talebi üzerine, kreş işletmesine ödemiş olduğu 1.000 TL kreş ücreti, işvereni tarafından ücretinden kesilmek suretiyle ödenmeye başlanmıştır.

İşveren (M), Bayan (Ş)’nin asıl ücretinden keserek kreş işletmesine ödediği 1.000 TL ile sadece ödemeye aracılık ettiği, Bayan (Ş)’nin almış olduğu asıl ücretine ilave bir menfaat sağlamadığı için, bu ödeme dolayısıyla 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendi kapsamında gelir vergisi istisnasından faydalanılması söz konusu olmayacaktır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Hizmet Erbabına Ödenen Tazminatların Vergilendirilmesi ile İstisna Uygulaması

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 8 – (1) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun tazminat ve yardımlarda gelir vergisi istisnasını düzenleyen 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“7. a) 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu ve 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununa göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna göre ödenen kıdem tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarları (Hizmet ifa etmeksizin ödenen ücretler tazminat sayılmaz.);

b) Hizmet erbabının tabi olduğu mevzuata göre bu bendin (a) alt bendinde belirtilen istisna tutarının hesabında dikkate alınmak şartıyla, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar (Bu bendin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.);”

(2) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki (7) numaralı bent eklenmiştir.

“7. Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar.”

Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra yapılan ödemeler ve yardımların vergilendirilmesi

MADDE 9 – (1) 193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen bent hükmü ile hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ikale sözleşmesi gibi sözleşmeler kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımların ücret olarak kabul edildiği ve vergilendirildiği hususuna açıklık getirilmiştir.

(2) Bu tazminatlar, hizmet erbabına işten ayrılma, emekli olma, dava açmama vb. nedenlerle çalışmasından bağımsız olarak ödenmiş olup olmadığına bakılmaksızın, ücret hükümlerine göre vergilendirilecektir.

Kıdem tazminatlarında istisna uygulaması

MADDE 10 – (1) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının yeniden düzenlenen (7) numaralı bendinin (a) alt bendi ile 1475, 854 ve 5953 sayılı Kanunlara göre ödenen kıdem tazminatlarına uygulanacak istisnaya ilişkin düzenleme aynen korunmuştur.

(2) Bu çerçevede ücret kapsamında değerlendirilen;

a) 1475 ve 854 sayılı Kanunlar uyarınca ödenmesi gereken kıdem tazminatları,

b) 5953 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve çalışanın son brüt ücreti üzerinden hesaplanan ve ödenen 24 aylık tutarı aşmayan kıdem tazminatları

gelir vergisinden istisna edilecektir.

(3) 1475 ve 854 sayılı Kanunlar uyarınca, hizmet erbabının çalıştığı süre ve kıdem tazminatına esas ücreti dikkate alınarak hesaplanan ve ödenen kıdem tazminatları istisna kapsamına girmekte olup hesaplanan bu tutarları aşan ilave ödemeler ise ücret kapsamında değerlendirilmek suretiyle vergilendirilecektir. Dolayısıyla, hizmet erbabının kıdem tazminatına esas ücretine göre hesaplanan ve en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenen azami emekli ikramiyesi tutarını aşan ödemelerde ise en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesi kadarlık kısmı istisnaya konu edilecek, aşan kısmı ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(4) Kıdem tazminatının yıllık miktarı 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emekli ikramiyesini geçemez. Bu tutar, 2/1/2018 tarihi itibariyle 5.001,76 TL’dir.

Örnek 7: (A) Anonim şirketinde 10 yıl süreyle çalıştıktan sonra 15/1/2018 tarihinde işten ayrılan Bay (B)’ye, 1475 sayılı Kanun uyarınca işvereni tarafından, kıdem tazminatına esas ücreti olan 4.000 TL üzerinden 40.000 TL kıdem tazminatı ödenmiştir.

Buna göre, Bay (B)’ye 1475 sayılı Kanun kapsamında hesaplanarak ödenen ve en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emeklilik ikramiyesinin (5.001,76x10=) 50.017,60 TL’nin altında kalan 40.000 TL kıdem tazminatının tamamı, gelir vergisinden istisna edilecektir.

Örnek 8: (C) Anonim şirketinde 20 yıl süreyle çalıştıktan sonra 5/2/2018 tarihinde işten ayrılan Bay (D)’ye, işvereni tarafından 854 sayılı Kanun uyarınca, kıdem tazminatına esas ücreti olan 7.500 TL üzerinden hesaplanan 150.000 TL kıdem tazminatı ödenmiştir.

Hesaplanan kıdem tazminatı tutarı 150.000 TL olsa da, istisna edilecek tutar, en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenen azami emekli ikramiyesi tutarı ve çalışma süresi dikkate alınarak hesaplanan tutarı aşamayacaktır.

Buna göre, Bay (D)’nin 20 yıl çalışması karşılığı istisna edilecek azami tutar (5.001,76x20=) 100.035,20 TL dir. Bu nedenle Bay (D)’ye ödenen 150.000 TL kıdem tazminatının 100.035,20 TL lik kısmı gelir vergisinden istisna edilecek, aşan kısım olan (150.000-100.035,20=) 49.964,80 TL ise ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Örnek 9: (E) Gazetesinde 30 yıl süreyle çalıştıktan sonra 15/3/2018 tarihinde emekli olan Bayan (S)’ye işvereni tarafından 5953 sayılı Kanun uyarınca, son aya ilişkin brüt ücreti olan 10.000 TL üzerinden hesaplanan 300.000 TL kıdem tazminatı ödenmiştir.

Bayan (S)’ye ödenen kıdem tazminatının, 24 aylığına isabet eden tutar olan (24x10.000=) 240.000 TL gelir vergisinden istisna edilecek, kalan tutar (300.000-240.000=) 60.000 TL ise gelir vergisine tabi olacaktır.

Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra yapılan ödemeler ve yardımlarda istisna

MADDE 11 – (1) Çalışma hayatında hizmet erbabına işten ayrılma, emekli olma, dava açılmaması vb. nedenlerle karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi ödemeler yapılabilmektedir. 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinin (b) alt bendinde yapılan düzenleme ile bu ödemelerinde çalışanın tabi olduğu mevzuata göre kıdem tazminatına ilişkin istisna tutarının hesabında dikkate alınması gerektiği hususuna açıklık getirilmiştir. Buna göre, anılan Kanunlar uyarınca ödenecek kıdem tazminatlarından gelir vergisinden istisna edilecek tutar hesap edilirken, yukarıda sayılan ödemeler de dahil edilerek ödemelerin toplamı üzerinden istisna uygulanacak, istisnayı aşan tutarlar ise ücret olarak gelir vergisine tabi tutulacaktır.

(2) 1475 ve 854 sayılı Kanunlar uyarınca bu Tebliğin 10 uncu maddesinde belirtildiği şekilde hesaplanan kıdem tazminatı tutarı dışında, birinci fıkrada sayılan ilave bir tazminat ödemesi yapılması halinde, bu ödemenin; bu tutar ile kıdem tazminatı tutarı toplamının, en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesi tutarını aşmayan kısmı istisnaya konu edilecektir.

(3) 5953 sayılı Kanun uyarınca kıdem tazminatı ödenen hizmet erbabına, bu tazminat dışında, birinci fıkrada sayılan ilave bir tazminat ödemesi yapılması halinde, bu tutar ile kıdem tazminatı tutarı toplamının, çalışanın son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 24 aylık tutarını aşmayan kısmı istisnaya tabi tutulacaktır.

(4) 1475 ve 854 sayılı Kanunlara tabi olarak çalışanlara kıdem tazminatı ödenmediği, ancak birinci fıkrada sayılan bir tazminat ödendiği durumlarda, ödenen bu tazminat tutarının, en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesi tutarını aşmayan kısmı, 5953 sayılı Kanuna tabi olarak çalışanlarda ise çalışanın son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 24 aylık tutarını aşmayan kısmı istisnaya tabi tutulacak, aşan kısmı ise ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Örnek 10: (Ç) A.Ş.’de 10 yıl süreyle çalıştıktan sonra 12/1/2018 tarihinde işten ayrılan Bay (H)’ye, işvereni tarafından 1475 sayılı Kanun uyarınca, kıdem tazminatına esas ücreti olan 3.000 TL üzerinden 30.000 TL kıdem tazminatı ile karşılıklı sonlandırma sözleşmesine (ikale) istinaden 50.000 TL iş güvencesi tazminatı olmak üzere toplam 80.000 TL ödeme yapılmıştır.

2/1/2018 tarihi itibariyle 657 sayılı Kanuna tabi en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emekli ikramiyesi tutarı 5.001,76 TL dir.

Bay (H)’ye yapılan 80.000 TL lik ödemenin gelir vergisinden istisna edilecek tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

Kıdem tazminatı tutarı                                                                            30.000,00 TL

İş güvencesi tazminatı                                                                            50.000,00 TL

Ödenen toplam tutar                                                                               80.000,00 TL

Vergiden istisna edilecek tutar (5.001,76x10=)                                     50.017,60 TL

Vergiye tabi tutar (80.000-50.017,60=)                                                 29.982,40 TL

Örnek 11: (K) A.Ş.’de 854 sayılı Kanuna tabi olarak, 15 yıl süreyle çalıştıktan sonra ikale sözleşmesi ile 2/2/2018 tarihinde işten ayrılan Bayan (L)’ye, işvereni tarafından 55.000 TL iş kaybı tazminatı ödenmiş olup ayrıca kıdem tazminatı ödemesi yapılmamıştır.

Bayan (L)’ye yapılan 55.000 TL lik ödemenin gelir vergisinden istisna edilecek tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

İş kaybı tazminatı                                                                                   55.000,00 TL

Vergiden istisna edilecek tutar (5.001,76x10=)                                     50.017,60 TL

Vergiye tabi tutar (55.000-50.017,60=)                                                   4.982,40 TL

Örnek 12: (M) A.Ş.’de 5953 sayılı Kanun kapsamında 20 yıl süreyle çalıştıktan sonra, 15/3/2018 tarihinde emekliliğe ayrılan ve en son aya ilişkin ücreti 20.000 TL olan Bayan (N)’ye işvereni tarafından 400.000 TL kıdem tazminatı ve 500.000 TL emeklilik tazminatı (ikramiyesi) ödenmiştir.

Bayan (N)’ye yapılan 900.000 TL lik ödemenin gelir vergisinden istisna edilecek tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

Kıdem tazminatı tutarı                                                                               400.000 TL

Emeklilik tazminatı (ikramiyesi)                                                                500.000 TL

Ödenen toplam tutar                                                                                  900.000 TL

Vergiden istisna edilecek tutar (20.000 TL x 24=)                                    480.000 TL

Vergiye tabi tutar (900.000 TL-480.000 TL=)                                          420.000 TL

657 sayılı Kanunun 4/b ve mülga 4/c maddeleri kapsamında çalışan personele ödenen iş sonu tazminatlarının vergilendirilmesi

MADDE 12 – (1) 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamındaki sözleşmeli personele ve mülga (C) fıkrası kapsamındaki geçici personele hizmet sözleşmelerinin sona ermesi nedeniyle ödenen iş sonu tazminatları da 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi uyarınca, bu Tebliğin 10 ve 11 inci maddelerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde gelir vergisinden istisna edilecektir.

(2) 7103 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamındaki sözleşmeli personele ve mülga (C) fıkrası kapsamındaki geçici personele ödenen iş sonu tazminatları üzerinden gelir vergisi kesintisinin yapılmış olması durumunda, zamanaşımı süresi de dikkate alınarak;

a) Kesilen gelir vergisini dava konusu yapmayan mükelleflerin, ilgili muhasebe birimlerine dilekçeyle başvurmaları,

b) Mahkemelerde ihtilafı devam eden ve bu Tebliğin yayımı tarihi itibarıyla yargıda kesinleşmemiş işlemlere ilişkin olarak; mükelleflerin, davalarından feragat etmeleri ve buna ilişkin ilgili mahkemeden feragat ettiklerini gösterir şerhli dilekçe örneğini veya bu belge temin edilemediği takdirde feragat nedeniyle verilecek karar örneğini muhasebe birimlerine ibraz etmeleri

kaydıyla, tahsil edilen gelir vergisinin red ve iadesi yapılacaktır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

İlave Asgari Geçim İndirimi Düzenlemesi

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 13 – (1) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 32 nci maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Net ücretleri, bu Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle bu maddedeki esaslara göre sadece kendisi için asgarî geçim indirimi hesaplanan asgarî ücretlilere, içinde bulunulan yılın Ocak ayına ilişkin ödenen net ücretin (ilgili yılda geçerli asgarî ücretin dönemsel olarak farklı tutarlarda belirlenmiş olması halinde, yeni asgarî ücretin geçerli olduğu aylar için artışın uygulandığı ilk aydaki ücret üzerinden Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan tarifenin ilk dilimindeki oran baz alınarak hesaplanan net ücretin) altında kalanlara, bu tutar ile bu tutarın altında kalındığı aylara ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücreti arasındaki fark tutar, ücretlinin asgarî geçim indirimine ayrıca ilave edilir. Bu fıkrada geçen net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgarî geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade eder.”

(2) 4/12/2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde asgari geçim indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır.

Uygulama esasları

MADDE 14 – (1) Net ücretleri, 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle aynı Kanunun 32 nci maddedeki esaslara göre sadece kendisi için asgarî geçim indirimi hesaplanan asgarî ücretlilere, içinde bulunulan yılın Ocak ayına ilişkin ödenen net ücretin altında kalanlara, bu tutar ile bu tutarın altında kalındığı aylara ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücreti arasındaki fark tutar, ücretlinin asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilecektir.

(2) Bu fark tutar, 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen esaslara göre düzenlenen “Asgari Geçim İndirimi Bordrosu”nda hesaplanan asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilecektir.

(3) Asgari geçim indirimi bordrosunda yer alan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, ücret ödemesinin yapıldığı döneme ilişkin ücret bordrosunun "Asgari Geçim İndirimi" satırına aktarılacaktır.

(4) İkinci fıkrada belirtilen esaslara göre hesaplanan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, hizmet erbabının ücreti üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, söz konusu tutarın ücretlilere ödenmiş olması gerekmektedir.

(5) Asgari geçim indiriminin toplamı, ücretlinin o aydaki ücretinden kesilen gelir vergisinden fazla olamayacaktır.

(6) Bu Tebliğin uygulamasında net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgari geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade etmektedir.

(7) Hizmet erbabına yapılan ve ücret olarak kabul edilen tazminat ve prim gibi mutat olmayan ödemeler, esas itibarıyla yıllık bazda ücretlinin gelirini artırdığından, bu ödemeler nedeniyle üst dilime girilmesi nedeniyle aylık net ücretin düştüğünden söz edilemeyecek ve ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

(8) Hizmet erbabının, ücret aldığı dönemde işe başlaması veya işten ayrılması, ücretsiz izin ve benzeri nedenlerle net ücretinin Ocak ayında sadece kendisi için asgari geçim indirimi hesaplanan asgari ücretlilere ödenen net ücretin altına düşmesi durumunda ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

(9) Asgari geçim indiriminin hesaplanması ve uygulanmasına ilişkin olarak bu Tebliğde yer almayan hususlar hakkında, 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar dikkate alınacaktır.

(10) İlgili yılda geçerli asgari ücretin dönemsel olarak farklı tutarlarda belirlenmiş olması halinde, baz alınan Ocak ayına ilişkin ödenen net ücret yerine, yeni asgari ücretin geçerli olduğu aylar için artışın uygulandığı ilk aydaki ücret üzerinden Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan tarifenin ilk dilimindeki oran baz alınarak hesaplanan net ücret esas alınacak ve buna göre ilave asgari geçim indirimi uygulanacaktır.

Örnek 13: Bekâr ve çocuksuz olan hizmet erbabı Bay (A)’nın, 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.603,12 TL dir.

193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle Bay (A)’nın, 2018 yılı Eylül ayı net ücreti 1.566,84 TL’ye Ekim, Kasım ve Aralık ayı net ücreti ise 1.516,87 TL’ye düşmektedir.

Bay (A)’nın, Eylül ayından itibaren eline geçen net ücretinin 1.603,12 TL’nin altında kalması nedeniyle, Eylül ayı için (1.603,12-1.566,84=) 36,28 TL Ekim, Kasım ve Aralık ayları için ise (1.603,12-1.516,87=) 86,25 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Örnek 14: Bay (B) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (B), evli ve 1 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.

Bay (B)’nin 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.656,40 TL olup Ekim, Kasım ve Aralık ayları net ücreti 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.570,15 TL ye düşmektedir.

Buna göre, hizmet erbabının söz konusu dönemlerde eline geçen ücretinin 1.603,12 TL nin altında kalan kısmı olan (1.603,12-1.570,15=) 32,97 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Örnek 15: Bay (C) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (C) evli ve 3 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.

Bay (C)’nin 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.709,67 TL dir. Eylül ayı net ücreti 1.673,39 TL, Ekim, Kasım ve Aralık ayları net ücreti ise 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.623,42 TL’ye düşmektedir.

Bay (C)’nin, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayları net ücreti 1.603,12 TL’nin altına düşmediğinden ilave asgari geçim indiriminden yararlanması söz konusu olmayacaktır.

Örnek 16: Evli, eşi çalışmayan ve 1 çocuk sahibi Bay (R) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (R)’nin 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.603,12 TL’dir.

İşvereni tarafından Bay (R)’ye Mart ayında 5.000 TL prim ödemesi yapılması nedeniyle gelir vergisine esas tarifede üst dilime girilmiş ve Bay (R)’nin ücreti, Temmuz ayından itibaren 1.603,12 TL nin altına düşmüştür.

Her ne kadar Bay (R)’nin Temmuz ayından itibaren net ücreti, 1.603,12 TL’nin altına düşmüş olsa bile, yıl içerisinde elde edilen kümülatif ücrete bakıldığında, prim ödemesi nedeniyle yıllık bazda asgari ücretin altına düşmediğinden ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

Yürürlük

MADDE 15 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 16 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 1:

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Kapsam

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9, 23, 25, 32 ve 61 inci maddelerinde, 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi bu Tebliğin amaç ve kapsamını oluşturmaktadır.

İKİNCİ BÖLÜM

İhtiyaç Fazlası Elektrik Enerjisinin Satışında Esnaf Muaflığı

Yasal düzenleme

MADDE 2 – (1) 7103 sayılı Kanunla, 193 sayılı Kanunun esnaf muaflığını düzenleyen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (9) numaralı bent eklenmiştir.

“9. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretimi amacıyla, sahibi oldukları veya kiraladıkları konutların çatı ve/veya cephelerinde kurdukları kurulu gücü azami 10 kW’a kadar (10 kW dâhil) olan (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan dâhil) yalnızca bir üretim tesisinden üretilen elektrik enerjisinin ihtiyaç fazlasını son kaynak tedarik şirketine satanlar (Bu bendin uygulanmasında üçüncü fıkra hükmü dikkate alınmaz.);”

Muafiyetin kapsamı ve şartları

MADDE 3 – (1) 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine eklenen bent uyarınca, 6446 sayılı Kanuna göre lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı olarak sahibi olunan veya kiralanan konutlarda kurulan tesislerde, elektrik üretimi yapan ve ihtiyaç fazlasını satan gerçek kişiler, esnaf muaflığından aşağıdaki şartlar dahilinde faydalanacaktır.

a) Üretim tesisinin sahip olunan veya kiralanan konutların çatı ve/veya cephelerinde (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulanlar dâhil) kurulu olması,

b) Üretim tesisinin kurulu gücünün azami 10 kW (10 kW dâhil) olması,

c) Elektriğin yalnızca bir üretim tesisinde üretilmesi,

ç) Üretilen elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasının son kaynak tedarik şirketine satılması.

(2) Elektrik enerjisi satışının devamlı olarak yapılması, muafiyetten yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir.

(3) Ticari, zirai veya mesleki kazanç dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olmak, anılan muafiyetten yararlanmaya engel değildir.

(4) Elektrik enerjisi üretim tesisinin, apartmanların çatı ve/veya cephelerinde kurulması halinde de birinci fıkrada belirtilen şartlar dahilinde esnaf muaflığından yararlanılacaktır.

(5) Apartman yönetimi tarafından apartmanın elektrik ihtiyacını karşılamak için kurulan elektrik üretim tesisinin mülkiyet hakkı, hisseleri oranında kat maliklerine ait olduğundan, ihtiyaç fazlası elektriğin son tedarik şirketine satışından elde edilen gelirler de vergi kanunları açısından yönetimin değil kat maliklerinin geliri olarak kabul edilmektedir. Ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla apartman yönetimi tarafından kurulan üretim tesisinde üretilen ihtiyaç fazlası enerjinin son kaynak tedarik şirketine satışında her bir malik muafiyetten ayrı ayrı faydalanacaktır.

(6) Elde edilen gelirin apartman yönetimleri tarafından tahsil edilip ortak giderlerin karşılanmasında kullanılması ve/veya kat maliklerine dağıtılması bu muafiyetten faydalanılmasına engel teşkil etmeyecektir.

(7) Apartmanların işyeri olarak kullanılan bağımsız bölümlerinin bulunması halinde de apartmanın ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan üretim tesisinde üretilen ihtiyaç fazlası enerjinin son kaynak tedarik şirketine satışı, muafiyetten yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir.

(8) Sahibi olunan veya kiralanan işyerlerinde kurulan tesislerde üretilen elektriğin ihtiyaç fazlasının satışından dolayı esnaf muaflığından yararlanılamayacaktır. Ancak konutunu hem işyeri hem de mesken olarak kullananların bu kapsamda elde ettiği kazançları ise muafiyet kapsamında kabul edilecektir.

(9) Gerçek kişilerce kullanılan birden fazla konutta elektrik üretim tesisi kurulduğu durumlarda, sadece bir tesis için esnaf muaflığından faydalanılabileceğinden, hangi tesis için esnaf muaflığından faydalanılacağı, ilgili son kaynak tedarik şirketine bildirilmek suretiyle serbestçe belirlenebilecektir.

Üretilen elektrik enerjisinin satışında vergi tevkifatı ve belgelendirme

MADDE 4 – (1) 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin son fıkrasında, "Bu muaflığın, 94 üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur." hükmü yer almakta olup aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi tutulacak ödemeler belirtilmiş, aynı fıkranın 13 numaralı bendinde vergiden muaf esnafa yapılan ödemeler tevkifat kapsamına alınmış olup esnaf muaflığından yararlananlara ihtiyaç fazlası elektrik bedeli olarak yapılan ödemelerde tevkifat oranı 14/5/2018 tarihli ve 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla %0 olarak belirlenmiştir.

(2) Esnaf muaflığından yararlananlardan elektrik enerjisi alan son kaynak tedarik şirketlerinin, ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi alımları karşılığı yaptıkları ödemeler muhtasar beyanname ile beyan edilecek ve tevkifat oranı, 14/5/2018 tarihli ve 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği %0 olarak uygulanacaktır. Ödemenin kat maliklerince oluşturulan yönetimlere yapılması, gelir vergisi tevkifat uygulamasını değiştirmeyecektir.

(3) 6446 sayılı Kanun uyarınca lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretimi amacıyla, sahibi oldukları veya kiraladıkları konutların çatı ve/veya cephelerinde kurdukları kurulu gücü azami 10 kW’a kadar (10 kW dâhil) olan (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan dâhil) yalnızca bir üretim tesisinde üretilen ve son kaynak tedarik şirketlerince satın alınan elektrik enerjisinin tamamının gider pusulası ile belgelendirilmesi esas olmakla birlikte, münhasıran bu ödemelere ilişkin olmak üzere, gider pusulasında bulunması gereken bilgileri (imza hariç) ihtiva eden banka dekontları ile de belgelendirilmesi mümkündür.

(4) Ana gayrimenkulün ortak enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan tesislerden yapılan satışlarda, gider pusulasının, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinde yer alan yetkiye istinaden kat maliklerince oluşturulan yönetim adına düzenlenmesi uygun bulunmuştur.

Örnek 1: Bay (A), sahibi olduğu konutunun çatısında, kurulu gücü azami 10 kW olan üretim tesisinden elde ettiği elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasını, (B) son kaynak tedarik şirketine satmaktadır. Bay (A), bu faaliyetinden dolayı esnaf muaflığından yararlanacak olup (B) tedarik şirketi, Bay (A)'ya enerji bedeli karşılığı olarak yapacağı ödemeler nedeniyle gider pusulası düzenleyecek ve bu ödemelere, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca sıfır oranında tevkifat uygulayacaktır.

Örnek 2: (C) apartman yönetimi, apartmanın ortak elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla, apartmanın çatısında, kurulu gücü azami 10 kW olan üretim tesisinden elde ettiği elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasını, (D) son kaynak tedarik şirketine satmaktadır. Bu satıştan dolayı (C) apartmanındaki kat malikleri esnaf muaflığından yararlanacaktır. (D) tedarik şirketi, (C) apartman yönetimine enerji bedeli karşılığı olarak yapacağı ödemeler nedeniyle gider pusulası düzenleyecek ve bu ödemelere, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca sıfır oranında tevkifat uygulayacaktır.

Muafiyetten faydalananların yükümlülükleri

MADDE 5 – (1) 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından faydalananların mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri olmayacaktır. Bu muafiyetten yararlananların, kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 213 sayılı Kanunda öngörülen süre boyunca saklamaları zorunludur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Kadın Hizmet Erbabına Sağlanan Kreş ve Gündüz Bakımevi

Yardımında Gelir Vergisi İstisnası

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 6 – (1) 7103 sayılı Kanunla, 193 sayılı Kanunun gelir vergisinden istisna edilen ücretleri düzenleyen 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (16) numaralı bent eklenmiştir.

“16. İşverenlerce, kadın hizmet erbabına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (İşverenlerce bu hizmetlerin verilmediği durumlarda, ödemenin doğrudan bu hizmetleri sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılması şartıyla, her bir çocuk için aylık, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmamak üzere bu istisnadan yararlanılır. Kreş ve gündüz bakımevi hizmetini sağlayanlara yapılan ödemelerin belirlenen istisna tutarını aşan kısmı ile hizmet erbabına bu amaçla nakden yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir. Bu bentte yer alan %15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Bakanlar Kurulu, bu istisnanın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.).”

İstisnanın kapsamı ve uygulaması

MADDE 7 – (1) Kreş ve gündüz bakımevi hizmetinin işverenlerce iş yerinde verilmesi halinde, bu hizmetten faydalanan kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin tamamı gelir vergisinden istisna olacaktır. Söz konusu hizmetin, işverenin kendisine ait veya kiralamış olduğu diğer yerlerde verilmesi istisna uygulamasına engel teşkil etmeyecektir.

(2) İşverenlerce, kreş ve gündüz bakımevi hizmetinin işyerinde verilmediği durumlarda, kadın hizmet erbabının hizmet aldığı gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapılmak suretiyle sağlanan menfaatler de istisna kapsamındadır. Kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin ücret istisnasına tabi tutulabilmesi için; bu hizmetin gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerinden alınması, ödemenin hizmet erbabına değil doğrudan bu hizmeti sağlayan mükelleflere yapılması gerekmektedir. Hizmet erbabına doğrudan yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(3) İşverenlerce, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapıldığı durumlarda, istisnadan yararlanılacak tutar her bir çocuk için asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmayacaktır. Sağlanan menfaatin asgari ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşması halinde, aşan kısım ücret olarak vergilendirilecektir.

%15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. 5/5/2018 tarihli ve 30412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %15 oranı, bu tarihten itibaren asgari ücretin brüt tutarının %50’si olarak belirlenmiştir.

(4) İşverenlerce, kadın hizmet erbabı adına doğrudan kreş ve gündüz bakımevi işleten mükelleflere yapılan ödemelerin belli bir dönem için toplu olarak yapılması durumunda, her bir aya isabet eden tutar, ilgili ay ücret matrahı ile ilişkilendirilerek istisna uygulanacaktır.

(5) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince, işveren tarafından ödenen tutar da dahil olmak üzere, kreş ve gündüz bakımevi hizmeti karşılığı olarak faturanın hizmet erbabı adına düzenlenmesi gerekmekte olup, işverenlerin bu kapsamda yaptığı ödemelere ilişkin belgeleri 213 sayılı Kanunda öngörülen süre boyunca saklamaları zorunludur.

(6) Kadın hizmet erbabına, 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendi kapsamında sağlanan menfaat ve yapılan ödemelere ilişkin tutarların, asıl ücret ile birlikte ücret bordrosunda gösterilmesi gerekmektedir.

Örnek 3: (C) A.Ş., çalıştırdığı hizmet erbabına işyerinde kreş hizmeti vermektedir. İşyerinde 30 hizmet erbabı çalışmakta olup, hizmet erbabından 20’si kreş hizmetinden yararlanmaktadır. Kreş hizmetinden yararlanan hizmet erbabının 15’i kadın, 5’i erkektir. Bu durumda kreş hizmetinden yararlanan 15 kadın hizmet erbabı için sağlanan menfaatin tamamı istisna kapsamında olacak, erkek hizmet erbabı yönünden ise söz konusu menfaat ücret olarak vergilendirilecektir.

Örnek 4: (D) Ltd. Şti. ile asgari ücretle çalışan hizmet erbabı Bayan (R) arasında düzenlenen bireysel iş sözleşmesinde, Bayan (R)’nin asıl ücretine ilave olarak 500 TL kreş yardımı ödeneceği öngörülmüş olup, (D) Ltd. Şti., Bayan (R)’nin bir çocuğu için hizmet aldığı kreş işletmesine, kreş yardımı olarak aylık 500 TL ödemeye başlamıştır.

Bireysel iş sözleşmesine istinaden asıl ücretine ilave olarak Bayan (R) için kreşe yapılan aylık 500 TL ödeme, asgari ücretin brüt tutarının %50’si olan (2.029,50x%50=) 1.014,75 TL’yi aşmadığından, gelir vergisinden istisna edilecektir.

Örnek 5: İşyerinde kreş hizmeti vermeyen (E) Ltd. Şti., 5.000 TL brüt ücretle çalışan hizmet erbabı Bayan (S)’nin bir çocuğu için hizmet aldığı kreş işletmesine kreş yardımı olarak bireysel iş sözleşmesine istinaden aylık 1.200 TL ödemektedir.

Asıl ücretine ilave olarak Bayan (S) için kreş yardımı kapsamında yapılan aylık 1.200 TL’lik ödemenin, asgari ücretin brüt tutarının %50’si olan (2.029,50x%50=) 1.014,75 TL’lik kısmı gelir vergisinden istisna edilecektir. İstisnayı aşan tutar olan (1.200-1.014,75=) 185,25 TL ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(7) İşverenlerce, ilgili Kanunlar, toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmelerine istinaden hizmet erbabına, asıl ücretine ilave olarak bazı ödemeler yapılabilmekte ve menfaatler sağlanabilmektedir. Yapılan bu tarz ödeme ve sağlanan menfaatler, 193 sayılı Kanun uygulamasında ücret kapsamında değerlendirilmektedir.

(8) 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendinde yer alan istisna düzenlemesinin kapsamı; işverenlerce, ilgili Kanunlar, toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmelerine istinaden, kadın hizmet erbabına işyerinde kreş ve gündüz bakımevi hizmeti verilmesi veya bu hizmetlerin verilmediği durumlarda, bu hizmetleri sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine doğrudan ödeme yapılması suretiyle, kadın hizmet erbabının asıl ücretine ek olarak sağlanan menfaatlerin gelir vergisinden istisna edilmesidir.

Bu kapsamda, istisnadan faydalanılması için kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin, ilgili Kanunlar, toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmelerine dayanarak ödenen asıl ücrete ilave olarak sağlanması şart olup, kadın hizmet erbabının asıl ücretinin bir kısmının kreş ve gündüz bakımevi hizmeti ödemesi gibi değerlendirilmek suretiyle anılan istisnaya konu edilmesi mümkün değildir.

Örnek 6: İşveren (M)’ye bağlı olarak 4.000 TL ücretle çalışan hizmet erbabı Bayan (Ş), bir çocuğu için kreş işletmesine aylık 1.000 TL kreş ücreti ödemektedir. Bayan (Ş)’nin talebi üzerine, kreş işletmesine ödemiş olduğu 1.000 TL kreş ücreti, işvereni tarafından ücretinden kesilmek suretiyle ödenmeye başlanmıştır.

İşveren (M), Bayan (Ş)’nin asıl ücretinden keserek kreş işletmesine ödediği 1.000 TL ile sadece ödemeye aracılık ettiği, Bayan (Ş)’nin almış olduğu asıl ücretine ilave bir menfaat sağlamadığı için, bu ödeme dolayısıyla 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendi kapsamında gelir vergisi istisnasından faydalanılması söz konusu olmayacaktır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Hizmet Erbabına Ödenen Tazminatların Vergilendirilmesi ile İstisna Uygulaması

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 8 – (1) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun tazminat ve yardımlarda gelir vergisi istisnasını düzenleyen 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“7. a) 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu ve 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununa göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna göre ödenen kıdem tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarları (Hizmet ifa etmeksizin ödenen ücretler tazminat sayılmaz.);

b) Hizmet erbabının tabi olduğu mevzuata göre bu bendin (a) alt bendinde belirtilen istisna tutarının hesabında dikkate alınmak şartıyla, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar (Bu bendin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.);”

(2) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki (7) numaralı bent eklenmiştir.

“7. Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar.”

Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra yapılan ödemeler ve yardımların vergilendirilmesi

MADDE 9 – (1) 193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen bent hükmü ile hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ikale sözleşmesi gibi sözleşmeler kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımların ücret olarak kabul edildiği ve vergilendirildiği hususuna açıklık getirilmiştir.

(2) Bu tazminatlar, hizmet erbabına işten ayrılma, emekli olma, dava açmama vb. nedenlerle çalışmasından bağımsız olarak ödenmiş olup olmadığına bakılmaksızın, ücret hükümlerine göre vergilendirilecektir.

Kıdem tazminatlarında istisna uygulaması

MADDE 10 – (1) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının yeniden düzenlenen (7) numaralı bendinin (a) alt bendi ile 1475, 854 ve 5953 sayılı Kanunlara göre ödenen kıdem tazminatlarına uygulanacak istisnaya ilişkin düzenleme aynen korunmuştur.

(2) Bu çerçevede ücret kapsamında değerlendirilen;

a) 1475 ve 854 sayılı Kanunlar uyarınca ödenmesi gereken kıdem tazminatları,

b) 5953 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve çalışanın son brüt ücreti üzerinden hesaplanan ve ödenen 24 aylık tutarı aşmayan kıdem tazminatları

gelir vergisinden istisna edilecektir.

(3) 1475 ve 854 sayılı Kanunlar uyarınca, hizmet erbabının çalıştığı süre ve kıdem tazminatına esas ücreti dikkate alınarak hesaplanan ve ödenen kıdem tazminatları istisna kapsamına girmekte olup hesaplanan bu tutarları aşan ilave ödemeler ise ücret kapsamında değerlendirilmek suretiyle vergilendirilecektir. Dolayısıyla, hizmet erbabının kıdem tazminatına esas ücretine göre hesaplanan ve en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenen azami emekli ikramiyesi tutarını aşan ödemelerde ise en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesi kadarlık kısmı istisnaya konu edilecek, aşan kısmı ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(4) Kıdem tazminatının yıllık miktarı 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emekli ikramiyesini geçemez. Bu tutar, 2/1/2018 tarihi itibariyle 5.001,76 TL’dir.

Örnek 7: (A) Anonim şirketinde 10 yıl süreyle çalıştıktan sonra 15/1/2018 tarihinde işten ayrılan Bay (B)’ye, 1475 sayılı Kanun uyarınca işvereni tarafından, kıdem tazminatına esas ücreti olan 4.000 TL üzerinden 40.000 TL kıdem tazminatı ödenmiştir.

Buna göre, Bay (B)’ye 1475 sayılı Kanun kapsamında hesaplanarak ödenen ve en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emeklilik ikramiyesinin (5.001,76x10=) 50.017,60 TL’nin altında kalan 40.000 TL kıdem tazminatının tamamı, gelir vergisinden istisna edilecektir.

Örnek 8: (C) Anonim şirketinde 20 yıl süreyle çalıştıktan sonra 5/2/2018 tarihinde işten ayrılan Bay (D)’ye, işvereni tarafından 854 sayılı Kanun uyarınca, kıdem tazminatına esas ücreti olan 7.500 TL üzerinden hesaplanan 150.000 TL kıdem tazminatı ödenmiştir.

Hesaplanan kıdem tazminatı tutarı 150.000 TL olsa da, istisna edilecek tutar, en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenen azami emekli ikramiyesi tutarı ve çalışma süresi dikkate alınarak hesaplanan tutarı aşamayacaktır.

Buna göre, Bay (D)’nin 20 yıl çalışması karşılığı istisna edilecek azami tutar (5.001,76x20=) 100.035,20 TL dir. Bu nedenle Bay (D)’ye ödenen 150.000 TL kıdem tazminatının 100.035,20 TL lik kısmı gelir vergisinden istisna edilecek, aşan kısım olan (150.000-100.035,20=) 49.964,80 TL ise ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Örnek 9: (E) Gazetesinde 30 yıl süreyle çalıştıktan sonra 15/3/2018 tarihinde emekli olan Bayan (S)’ye işvereni tarafından 5953 sayılı Kanun uyarınca, son aya ilişkin brüt ücreti olan 10.000 TL üzerinden hesaplanan 300.000 TL kıdem tazminatı ödenmiştir.

Bayan (S)’ye ödenen kıdem tazminatının, 24 aylığına isabet eden tutar olan (24x10.000=) 240.000 TL gelir vergisinden istisna edilecek, kalan tutar (300.000-240.000=) 60.000 TL ise gelir vergisine tabi olacaktır.

Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra yapılan ödemeler ve yardımlarda istisna

MADDE 11 – (1) Çalışma hayatında hizmet erbabına işten ayrılma, emekli olma, dava açılmaması vb. nedenlerle karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi ödemeler yapılabilmektedir. 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinin (b) alt bendinde yapılan düzenleme ile bu ödemelerinde çalışanın tabi olduğu mevzuata göre kıdem tazminatına ilişkin istisna tutarının hesabında dikkate alınması gerektiği hususuna açıklık getirilmiştir. Buna göre, anılan Kanunlar uyarınca ödenecek kıdem tazminatlarından gelir vergisinden istisna edilecek tutar hesap edilirken, yukarıda sayılan ödemeler de dahil edilerek ödemelerin toplamı üzerinden istisna uygulanacak, istisnayı aşan tutarlar ise ücret olarak gelir vergisine tabi tutulacaktır.

(2) 1475 ve 854 sayılı Kanunlar uyarınca bu Tebliğin 10 uncu maddesinde belirtildiği şekilde hesaplanan kıdem tazminatı tutarı dışında, birinci fıkrada sayılan ilave bir tazminat ödemesi yapılması halinde, bu ödemenin; bu tutar ile kıdem tazminatı tutarı toplamının, en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesi tutarını aşmayan kısmı istisnaya konu edilecektir.

(3) 5953 sayılı Kanun uyarınca kıdem tazminatı ödenen hizmet erbabına, bu tazminat dışında, birinci fıkrada sayılan ilave bir tazminat ödemesi yapılması halinde, bu tutar ile kıdem tazminatı tutarı toplamının, çalışanın son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 24 aylık tutarını aşmayan kısmı istisnaya tabi tutulacaktır.

(4) 1475 ve 854 sayılı Kanunlara tabi olarak çalışanlara kıdem tazminatı ödenmediği, ancak birinci fıkrada sayılan bir tazminat ödendiği durumlarda, ödenen bu tazminat tutarının, en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesi tutarını aşmayan kısmı, 5953 sayılı Kanuna tabi olarak çalışanlarda ise çalışanın son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 24 aylık tutarını aşmayan kısmı istisnaya tabi tutulacak, aşan kısmı ise ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Örnek 10: (Ç) A.Ş.’de 10 yıl süreyle çalıştıktan sonra 12/1/2018 tarihinde işten ayrılan Bay (H)’ye, işvereni tarafından 1475 sayılı Kanun uyarınca, kıdem tazminatına esas ücreti olan 3.000 TL üzerinden 30.000 TL kıdem tazminatı ile karşılıklı sonlandırma sözleşmesine (ikale) istinaden 50.000 TL iş güvencesi tazminatı olmak üzere toplam 80.000 TL ödeme yapılmıştır.

2/1/2018 tarihi itibariyle 657 sayılı Kanuna tabi en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emekli ikramiyesi tutarı 5.001,76 TL dir.

Bay (H)’ye yapılan 80.000 TL lik ödemenin gelir vergisinden istisna edilecek tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

Kıdem tazminatı tutarı                                                                            30.000,00 TL

İş güvencesi tazminatı                                                                            50.000,00 TL

Ödenen toplam tutar                                                                               80.000,00 TL

Vergiden istisna edilecek tutar (5.001,76x10=)                                     50.017,60 TL

Vergiye tabi tutar (80.000-50.017,60=)                                                 29.982,40 TL

Örnek 11: (K) A.Ş.’de 854 sayılı Kanuna tabi olarak, 15 yıl süreyle çalıştıktan sonra ikale sözleşmesi ile 2/2/2018 tarihinde işten ayrılan Bayan (L)’ye, işvereni tarafından 55.000 TL iş kaybı tazminatı ödenmiş olup ayrıca kıdem tazminatı ödemesi yapılmamıştır.

Bayan (L)’ye yapılan 55.000 TL lik ödemenin gelir vergisinden istisna edilecek tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

İş kaybı tazminatı                                                                                   55.000,00 TL

Vergiden istisna edilecek tutar (5.001,76x10=)                                     50.017,60 TL

Vergiye tabi tutar (55.000-50.017,60=)                                                   4.982,40 TL

Örnek 12: (M) A.Ş.’de 5953 sayılı Kanun kapsamında 20 yıl süreyle çalıştıktan sonra, 15/3/2018 tarihinde emekliliğe ayrılan ve en son aya ilişkin ücreti 20.000 TL olan Bayan (N)’ye işvereni tarafından 400.000 TL kıdem tazminatı ve 500.000 TL emeklilik tazminatı (ikramiyesi) ödenmiştir.

Bayan (N)’ye yapılan 900.000 TL lik ödemenin gelir vergisinden istisna edilecek tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

Kıdem tazminatı tutarı                                                                               400.000 TL

Emeklilik tazminatı (ikramiyesi)                                                                500.000 TL

Ödenen toplam tutar                                                                                  900.000 TL

Vergiden istisna edilecek tutar (20.000 TL x 24=)                                    480.000 TL

Vergiye tabi tutar (900.000 TL-480.000 TL=)                                          420.000 TL

657 sayılı Kanunun 4/b ve mülga 4/c maddeleri kapsamında çalışan personele ödenen iş sonu tazminatlarının vergilendirilmesi

MADDE 12 – (1) 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamındaki sözleşmeli personele ve mülga (C) fıkrası kapsamındaki geçici personele hizmet sözleşmelerinin sona ermesi nedeniyle ödenen iş sonu tazminatları da 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi uyarınca, bu Tebliğin 10 ve 11 inci maddelerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde gelir vergisinden istisna edilecektir.

(2) 7103 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamındaki sözleşmeli personele ve mülga (C) fıkrası kapsamındaki geçici personele ödenen iş sonu tazminatları üzerinden gelir vergisi kesintisinin yapılmış olması durumunda, zamanaşımı süresi de dikkate alınarak;

a) Kesilen gelir vergisini dava konusu yapmayan mükelleflerin, ilgili muhasebe birimlerine dilekçeyle başvurmaları,

b) Mahkemelerde ihtilafı devam eden ve bu Tebliğin yayımı tarihi itibarıyla yargıda kesinleşmemiş işlemlere ilişkin olarak; mükelleflerin, davalarından feragat etmeleri ve buna ilişkin ilgili mahkemeden feragat ettiklerini gösterir şerhli dilekçe örneğini veya bu belge temin edilemediği takdirde feragat nedeniyle verilecek karar örneğini muhasebe birimlerine ibraz etmeleri

kaydıyla, tahsil edilen gelir vergisinin red ve iadesi yapılacaktır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

İlave Asgari Geçim İndirimi Düzenlemesi

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 13 – (1) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 32 nci maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Net ücretleri, bu Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle bu maddedeki esaslara göre sadece kendisi için asgarî geçim indirimi hesaplanan asgarî ücretlilere, içinde bulunulan yılın Ocak ayına ilişkin ödenen net ücretin (ilgili yılda geçerli asgarî ücretin dönemsel olarak farklı tutarlarda belirlenmiş olması halinde, yeni asgarî ücretin geçerli olduğu aylar için artışın uygulandığı ilk aydaki ücret üzerinden Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan tarifenin ilk dilimindeki oran baz alınarak hesaplanan net ücretin) altında kalanlara, bu tutar ile bu tutarın altında kalındığı aylara ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücreti arasındaki fark tutar, ücretlinin asgarî geçim indirimine ayrıca ilave edilir. Bu fıkrada geçen net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgarî geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade eder.”

(2) 4/12/2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde asgari geçim indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır.

Uygulama esasları

MADDE 14 – (1) Net ücretleri, 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle aynı Kanunun 32 nci maddedeki esaslara göre sadece kendisi için asgarî geçim indirimi hesaplanan asgarî ücretlilere, içinde bulunulan yılın Ocak ayına ilişkin ödenen net ücretin altında kalanlara, bu tutar ile bu tutarın altında kalındığı aylara ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücreti arasındaki fark tutar, ücretlinin asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilecektir.

(2) Bu fark tutar, 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen esaslara göre düzenlenen “Asgari Geçim İndirimi Bordrosu”nda hesaplanan asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilecektir.

(3) Asgari geçim indirimi bordrosunda yer alan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, ücret ödemesinin yapıldığı döneme ilişkin ücret bordrosunun "Asgari Geçim İndirimi" satırına aktarılacaktır.

(4) İkinci fıkrada belirtilen esaslara göre hesaplanan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, hizmet erbabının ücreti üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, söz konusu tutarın ücretlilere ödenmiş olması gerekmektedir.

(5) Asgari geçim indiriminin toplamı, ücretlinin o aydaki ücretinden kesilen gelir vergisinden fazla olamayacaktır.

(6) Bu Tebliğin uygulamasında net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgari geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade etmektedir.

(7) Hizmet erbabına yapılan ve ücret olarak kabul edilen tazminat ve prim gibi mutat olmayan ödemeler, esas itibarıyla yıllık bazda ücretlinin gelirini artırdığından, bu ödemeler nedeniyle üst dilime girilmesi nedeniyle aylık net ücretin düştüğünden söz edilemeyecek ve ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

(8) Hizmet erbabının, ücret aldığı dönemde işe başlaması veya işten ayrılması, ücretsiz izin ve benzeri nedenlerle net ücretinin Ocak ayında sadece kendisi için asgari geçim indirimi hesaplanan asgari ücretlilere ödenen net ücretin altına düşmesi durumunda ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

(9) Asgari geçim indiriminin hesaplanması ve uygulanmasına ilişkin olarak bu Tebliğde yer almayan hususlar hakkında, 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar dikkate alınacaktır.

(10) İlgili yılda geçerli asgari ücretin dönemsel olarak farklı tutarlarda belirlenmiş olması halinde, baz alınan Ocak ayına ilişkin ödenen net ücret yerine, yeni asgari ücretin geçerli olduğu aylar için artışın uygulandığı ilk aydaki ücret üzerinden Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan tarifenin ilk dilimindeki oran baz alınarak hesaplanan net ücret esas alınacak ve buna göre ilave asgari geçim indirimi uygulanacaktır.

Örnek 13: Bekâr ve çocuksuz olan hizmet erbabı Bay (A)’nın, 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.603,12 TL dir.

193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle Bay (A)’nın, 2018 yılı Eylül ayı net ücreti 1.566,84 TL’ye Ekim, Kasım ve Aralık ayı net ücreti ise 1.516,87 TL’ye düşmektedir.

Bay (A)’nın, Eylül ayından itibaren eline geçen net ücretinin 1.603,12 TL’nin altında kalması nedeniyle, Eylül ayı için (1.603,12-1.566,84=) 36,28 TL Ekim, Kasım ve Aralık ayları için ise (1.603,12-1.516,87=) 86,25 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Örnek 14: Bay (B) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (B), evli ve 1 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.

Bay (B)’nin 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.656,40 TL olup Ekim, Kasım ve Aralık ayları net ücreti 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.570,15 TL ye düşmektedir.

Buna göre, hizmet erbabının söz konusu dönemlerde eline geçen ücretinin 1.603,12 TL nin altında kalan kısmı olan (1.603,12-1.570,15=) 32,97 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Örnek 15: Bay (C) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (C) evli ve 3 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.

Bay (C)’nin 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.709,67 TL dir. Eylül ayı net ücreti 1.673,39 TL, Ekim, Kasım ve Aralık ayları net ücreti ise 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.623,42 TL’ye düşmektedir.

Bay (C)’nin, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayları net ücreti 1.603,12 TL’nin altına düşmediğinden ilave asgari geçim indiriminden yararlanması söz konusu olmayacaktır.

Örnek 16: Evli, eşi çalışmayan ve 1 çocuk sahibi Bay (R) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (R)’nin 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.603,12 TL’dir.

İşvereni tarafından Bay (R)’ye Mart ayında 5.000 TL prim ödemesi yapılması nedeniyle gelir vergisine esas tarifede üst dilime girilmiş ve Bay (R)’nin ücreti, Temmuz ayından itibaren 1.603,12 TL nin altına düşmüştür.

Her ne kadar Bay (R)’nin Temmuz ayından itibaren net ücreti, 1.603,12 TL’nin altına düşmüş olsa bile, yıl içerisinde elde edilen kümülatif ücrete bakıldığında, prim ödemesi nedeniyle yıllık bazda asgari ücretin altına düşmediğinden ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

Yürürlük

MADDE 15 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 16 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 2:

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Kapsam

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9, 23, 25, 32 ve 61 inci maddelerinde, 21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi bu Tebliğin amaç ve kapsamını oluşturmaktadır.

İKİNCİ BÖLÜM

İhtiyaç Fazlası Elektrik Enerjisinin Satışında Esnaf Muaflığı

Yasal düzenleme

MADDE 2 – (1) 7103 sayılı Kanunla, 193 sayılı Kanunun esnaf muaflığını düzenleyen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (9) numaralı bent eklenmiştir.

“9. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretimi amacıyla, sahibi oldukları veya kiraladıkları konutların çatı ve/veya cephelerinde kurdukları kurulu gücü azami 10 kW’a kadar (10 kW dâhil) olan (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan dâhil) yalnızca bir üretim tesisinden üretilen elektrik enerjisinin ihtiyaç fazlasını son kaynak tedarik şirketine satanlar (Bu bendin uygulanmasında üçüncü fıkra hükmü dikkate alınmaz.);”

Muafiyetin kapsamı ve şartları

MADDE 3 – (1) 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine eklenen bent uyarınca, 6446 sayılı Kanuna göre lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı olarak sahibi olunan veya kiralanan konutlarda kurulan tesislerde, elektrik üretimi yapan ve ihtiyaç fazlasını satan gerçek kişiler, esnaf muaflığından aşağıdaki şartlar dahilinde faydalanacaktır.

a) Üretim tesisinin sahip olunan veya kiralanan konutların çatı ve/veya cephelerinde (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulanlar dâhil) kurulu olması,

b) Üretim tesisinin kurulu gücünün azami 10 kW (10 kW dâhil) olması,

c) Elektriğin yalnızca bir üretim tesisinde üretilmesi,

ç) Üretilen elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasının son kaynak tedarik şirketine satılması.

(2) Elektrik enerjisi satışının devamlı olarak yapılması, muafiyetten yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir.

(3) Ticari, zirai veya mesleki kazanç dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olmak, anılan muafiyetten yararlanmaya engel değildir.

(4) Elektrik enerjisi üretim tesisinin, apartmanların çatı ve/veya cephelerinde kurulması halinde de birinci fıkrada belirtilen şartlar dahilinde esnaf muaflığından yararlanılacaktır.

(5) Apartman yönetimi tarafından apartmanın elektrik ihtiyacını karşılamak için kurulan elektrik üretim tesisinin mülkiyet hakkı, hisseleri oranında kat maliklerine ait olduğundan, ihtiyaç fazlası elektriğin son tedarik şirketine satışından elde edilen gelirler de vergi kanunları açısından yönetimin değil kat maliklerinin geliri olarak kabul edilmektedir. Ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla apartman yönetimi tarafından kurulan üretim tesisinde üretilen ihtiyaç fazlası enerjinin son kaynak tedarik şirketine satışında her bir malik muafiyetten ayrı ayrı faydalanacaktır.

(6) Elde edilen gelirin apartman yönetimleri tarafından tahsil edilip ortak giderlerin karşılanmasında kullanılması ve/veya kat maliklerine dağıtılması bu muafiyetten faydalanılmasına engel teşkil etmeyecektir.

(7) Apartmanların işyeri olarak kullanılan bağımsız bölümlerinin bulunması halinde de apartmanın ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan üretim tesisinde üretilen ihtiyaç fazlası enerjinin son kaynak tedarik şirketine satışı, muafiyetten yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir.

(8) Sahibi olunan veya kiralanan işyerlerinde kurulan tesislerde üretilen elektriğin ihtiyaç fazlasının satışından dolayı esnaf muaflığından yararlanılamayacaktır. Ancak konutunu hem işyeri hem de mesken olarak kullananların bu kapsamda elde ettiği kazançları ise muafiyet kapsamında kabul edilecektir.

(9) Gerçek kişilerce kullanılan birden fazla konutta elektrik üretim tesisi kurulduğu durumlarda, sadece bir tesis için esnaf muaflığından faydalanılabileceğinden, hangi tesis için esnaf muaflığından faydalanılacağı, ilgili son kaynak tedarik şirketine bildirilmek suretiyle serbestçe belirlenebilecektir.

Üretilen elektrik enerjisinin satışında vergi tevkifatı ve belgelendirme

MADDE 4 – (1) 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin son fıkrasında, "Bu muaflığın, 94 üncü madde uyarınca tevkif suretiyle kesilen vergiye şümulü yoktur." hükmü yer almakta olup aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar ile tevkifata tabi tutulacak ödemeler belirtilmiş, aynı fıkranın 13 numaralı bendinde vergiden muaf esnafa yapılan ödemeler tevkifat kapsamına alınmış olup esnaf muaflığından yararlananlara ihtiyaç fazlası elektrik bedeli olarak yapılan ödemelerde tevkifat oranı 14/5/2018 tarihli ve 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla %0 olarak belirlenmiştir.

(2) Esnaf muaflığından yararlananlardan elektrik enerjisi alan son kaynak tedarik şirketlerinin, ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi alımları karşılığı yaptıkları ödemeler muhtasar beyanname ile beyan edilecek ve tevkifat oranı, 14/5/2018 tarihli ve 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği %0 olarak uygulanacaktır. Ödemenin kat maliklerince oluşturulan yönetimlere yapılması, gelir vergisi tevkifat uygulamasını değiştirmeyecektir.

(3) 6446 sayılı Kanun uyarınca lisanssız yürütülebilecek faaliyetler kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretimi amacıyla, sahibi oldukları veya kiraladıkları konutların çatı ve/veya cephelerinde kurdukları kurulu gücü azami 10 kW’a kadar (10 kW dâhil) olan (Kat maliklerince ana gayrimenkulün ortak elektrik enerjisi ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan dâhil) yalnızca bir üretim tesisinde üretilen ve son kaynak tedarik şirketlerince satın alınan elektrik enerjisinin tamamının gider pusulası ile belgelendirilmesi esas olmakla birlikte, münhasıran bu ödemelere ilişkin olmak üzere, gider pusulasında bulunması gereken bilgileri (imza hariç) ihtiva eden banka dekontları ile de belgelendirilmesi mümkündür.

(4) Ana gayrimenkulün ortak enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulan tesislerden yapılan satışlarda, gider pusulasının, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinde yer alan yetkiye istinaden kat maliklerince oluşturulan yönetim adına düzenlenmesi uygun bulunmuştur.

Örnek 1: Bay (A), sahibi olduğu konutunun çatısında, kurulu gücü azami 10 kW olan üretim tesisinden elde ettiği elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasını, (B) son kaynak tedarik şirketine satmaktadır. Bay (A), bu faaliyetinden dolayı esnaf muaflığından yararlanacak olup (B) tedarik şirketi, Bay (A)'ya enerji bedeli karşılığı olarak yapacağı ödemeler nedeniyle gider pusulası düzenleyecek ve bu ödemelere, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca sıfır oranında tevkifat uygulayacaktır.

Örnek 2: (C) apartman yönetimi, apartmanın ortak elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla, apartmanın çatısında, kurulu gücü azami 10 kW olan üretim tesisinden elde ettiği elektrik enerjisinden ihtiyaç fazlasını, (D) son kaynak tedarik şirketine satmaktadır. Bu satıştan dolayı (C) apartmanındaki kat malikleri esnaf muaflığından yararlanacaktır. (D) tedarik şirketi, (C) apartman yönetimine enerji bedeli karşılığı olarak yapacağı ödemeler nedeniyle gider pusulası düzenleyecek ve bu ödemelere, 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi uyarınca sıfır oranında tevkifat uygulayacaktır.

Muafiyetten faydalananların yükümlülükleri

MADDE 5 – (1) 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından faydalananların mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri olmayacaktır. Bu muafiyetten yararlananların, kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 213 sayılı Kanunda öngörülen süre boyunca saklamaları zorunludur.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Kadın Hizmet Erbabına Sağlanan Kreş ve Gündüz Bakımevi

Yardımında Gelir Vergisi İstisnası

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 6 – (1) 7103 sayılı Kanunla, 193 sayılı Kanunun gelir vergisinden istisna edilen ücretleri düzenleyen 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (16) numaralı bent eklenmiştir.

“16. İşverenlerce, kadın hizmet erbabına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (İşverenlerce bu hizmetlerin verilmediği durumlarda, ödemenin doğrudan bu hizmetleri sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine yapılması şartıyla, her bir çocuk için aylık, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmamak üzere bu istisnadan yararlanılır. Kreş ve gündüz bakımevi hizmetini sağlayanlara yapılan ödemelerin belirlenen istisna tutarını aşan kısmı ile hizmet erbabına bu amaçla nakden yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir. Bu bentte yer alan %15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Bakanlar Kurulu, bu istisnanın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.).”

İstisnanın kapsamı ve uygulaması

MADDE 7 – (1) Kreş ve gündüz bakımevi hizmetinin işverenlerce iş yerinde verilmesi halinde, bu hizmetten faydalanan kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin tamamı gelir vergisinden istisna olacaktır. Söz konusu hizmetin, işverenin kendisine ait veya kiralamış olduğu diğer yerlerde verilmesi istisna uygulamasına engel teşkil etmeyecektir.

(2) İşverenlerce, kreş ve gündüz bakımevi hizmetinin işyerinde verilmediği durumlarda, kadın hizmet erbabının hizmet aldığı gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapılmak suretiyle sağlanan menfaatler de istisna kapsamındadır. Kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin ücret istisnasına tabi tutulabilmesi için; bu hizmetin gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerinden alınması, ödemenin hizmet erbabına değil doğrudan bu hizmeti sağlayan mükelleflere yapılması gerekmektedir. Hizmet erbabına doğrudan yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(3) İşverenlerce, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince işletilen kreş ve gündüz bakım evlerine ödeme yapıldığı durumlarda, istisnadan yararlanılacak tutar her bir çocuk için asgarî ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşmayacaktır. Sağlanan menfaatin asgari ücretin aylık brüt tutarının %15’ini aşması halinde, aşan kısım ücret olarak vergilendirilecektir.

%15 oranını, asgarî ücretin aylık brüt tutarının %50’sine kadar artırmaya ve kanuni seviyesine getirmeye Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. 5/5/2018 tarihli ve 30412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %15 oranı, bu tarihten itibaren asgari ücretin brüt tutarının %50’si olarak belirlenmiştir.

(4) İşverenlerce, kadın hizmet erbabı adına doğrudan kreş ve gündüz bakımevi işleten mükelleflere yapılan ödemelerin belli bir dönem için toplu olarak yapılması durumunda, her bir aya isabet eden tutar, ilgili ay ücret matrahı ile ilişkilendirilerek istisna uygulanacaktır.

(5) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince, işveren tarafından ödenen tutar da dahil olmak üzere, kreş ve gündüz bakımevi hizmeti karşılığı olarak faturanın hizmet erbabı adına düzenlenmesi gerekmekte olup, işverenlerin bu kapsamda yaptığı ödemelere ilişkin belgeleri 213 sayılı Kanunda öngörülen süre boyunca saklamaları zorunludur.

(6) Kadın hizmet erbabına, 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendi kapsamında sağlanan menfaat ve yapılan ödemelere ilişkin tutarların, asıl ücret ile birlikte ücret bordrosunda gösterilmesi gerekmektedir.

Örnek 3: (C) A.Ş., çalıştırdığı hizmet erbabına işyerinde kreş hizmeti vermektedir. İşyerinde 30 hizmet erbabı çalışmakta olup, hizmet erbabından 20’si kreş hizmetinden yararlanmaktadır. Kreş hizmetinden yararlanan hizmet erbabının 15’i kadın, 5’i erkektir. Bu durumda kreş hizmetinden yararlanan 15 kadın hizmet erbabı için sağlanan menfaatin tamamı istisna kapsamında olacak, erkek hizmet erbabı yönünden ise söz konusu menfaat ücret olarak vergilendirilecektir.

Örnek 4: (D) Ltd. Şti. ile asgari ücretle çalışan hizmet erbabı Bayan (R) arasında düzenlenen bireysel iş sözleşmesinde, Bayan (R)’nin asıl ücretine ilave olarak 500 TL kreş yardımı ödeneceği öngörülmüş olup, (D) Ltd. Şti., Bayan (R)’nin bir çocuğu için hizmet aldığı kreş işletmesine, kreş yardımı olarak aylık 500 TL ödemeye başlamıştır.

Bireysel iş sözleşmesine istinaden asıl ücretine ilave olarak Bayan (R) için kreşe yapılan aylık 500 TL ödeme, asgari ücretin brüt tutarının %50’si olan (2.029,50x%50=) 1.014,75 TL’yi aşmadığından, gelir vergisinden istisna edilecektir.

Örnek 5: İşyerinde kreş hizmeti vermeyen (E) Ltd. Şti., 5.000 TL brüt ücretle çalışan hizmet erbabı Bayan (S)’nin bir çocuğu için hizmet aldığı kreş işletmesine kreş yardımı olarak bireysel iş sözleşmesine istinaden aylık 1.200 TL ödemektedir.

Asıl ücretine ilave olarak Bayan (S) için kreş yardımı kapsamında yapılan aylık 1.200 TL’lik ödemenin, asgari ücretin brüt tutarının %50’si olan (2.029,50x%50=) 1.014,75 TL’lik kısmı gelir vergisinden istisna edilecektir. İstisnayı aşan tutar olan (1.200-1.014,75=) 185,25 TL ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(7) İşverenlerce, ilgili Kanunlar, toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmelerine istinaden hizmet erbabına, asıl ücretine ilave olarak bazı ödemeler yapılabilmekte ve menfaatler sağlanabilmektedir. Yapılan bu tarz ödeme ve sağlanan menfaatler, 193 sayılı Kanun uygulamasında ücret kapsamında değerlendirilmektedir.

(8) 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendinde yer alan istisna düzenlemesinin kapsamı; işverenlerce, ilgili Kanunlar, toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmelerine istinaden, kadın hizmet erbabına işyerinde kreş ve gündüz bakımevi hizmeti verilmesi veya bu hizmetlerin verilmediği durumlarda, bu hizmetleri sağlayan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine doğrudan ödeme yapılması suretiyle, kadın hizmet erbabının asıl ücretine ek olarak sağlanan menfaatlerin gelir vergisinden istisna edilmesidir.

Bu kapsamda, istisnadan faydalanılması için kadın hizmet erbabına sağlanan menfaatin, ilgili Kanunlar, toplu iş sözleşmeleri veya bireysel iş sözleşmelerine dayanarak ödenen asıl ücrete ilave olarak sağlanması şart olup, kadın hizmet erbabının asıl ücretinin bir kısmının kreş ve gündüz bakımevi hizmeti ödemesi gibi değerlendirilmek suretiyle anılan istisnaya konu edilmesi mümkün değildir.

Örnek 6: İşveren (M)’ye bağlı olarak 4.000 TL ücretle çalışan hizmet erbabı Bayan (Ş), bir çocuğu için kreş işletmesine aylık 1.000 TL kreş ücreti ödemektedir. Bayan (Ş)’nin talebi üzerine, kreş işletmesine ödemiş olduğu 1.000 TL kreş ücreti, işvereni tarafından ücretinden kesilmek suretiyle ödenmeye başlanmıştır.

İşveren (M), Bayan (Ş)’nin asıl ücretinden keserek kreş işletmesine ödediği 1.000 TL ile sadece ödemeye aracılık ettiği, Bayan (Ş)’nin almış olduğu asıl ücretine ilave bir menfaat sağlamadığı için, bu ödeme dolayısıyla 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16) numaralı bendi kapsamında gelir vergisi istisnasından faydalanılması söz konusu olmayacaktır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Hizmet Erbabına Ödenen Tazminatların Vergilendirilmesi ile İstisna Uygulaması

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 8 – (1) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun tazminat ve yardımlarda gelir vergisi istisnasını düzenleyen 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“7. a) 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu ve 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununa göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna göre ödenen kıdem tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarları (Hizmet ifa etmeksizin ödenen ücretler tazminat sayılmaz.);

b) Hizmet erbabının tabi olduğu mevzuata göre bu bendin (a) alt bendinde belirtilen istisna tutarının hesabında dikkate alınmak şartıyla, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar (Bu bendin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.);”

(2) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki (7) numaralı bent eklenmiştir.

“7. Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar.”

Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra yapılan ödemeler ve yardımların vergilendirilmesi

MADDE 9 – (1) 193 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen bent hükmü ile hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi ve ikale sözleşmesi gibi sözleşmeler kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımların ücret olarak kabul edildiği ve vergilendirildiği hususuna açıklık getirilmiştir.

(2) Bu tazminatlar, hizmet erbabına işten ayrılma, emekli olma, dava açmama vb. nedenlerle çalışmasından bağımsız olarak ödenmiş olup olmadığına bakılmaksızın, ücret hükümlerine göre vergilendirilecektir.

Kıdem tazminatlarında istisna uygulaması

MADDE 10 – (1) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının yeniden düzenlenen (7) numaralı bendinin (a) alt bendi ile 1475, 854 ve 5953 sayılı Kanunlara göre ödenen kıdem tazminatlarına uygulanacak istisnaya ilişkin düzenleme aynen korunmuştur.

(2) Bu çerçevede ücret kapsamında değerlendirilen;

a) 1475 ve 854 sayılı Kanunlar uyarınca ödenmesi gereken kıdem tazminatları,

b) 5953 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve çalışanın son brüt ücreti üzerinden hesaplanan ve ödenen 24 aylık tutarı aşmayan kıdem tazminatları

gelir vergisinden istisna edilecektir.

(3) 1475 ve 854 sayılı Kanunlar uyarınca, hizmet erbabının çalıştığı süre ve kıdem tazminatına esas ücreti dikkate alınarak hesaplanan ve ödenen kıdem tazminatları istisna kapsamına girmekte olup hesaplanan bu tutarları aşan ilave ödemeler ise ücret kapsamında değerlendirilmek suretiyle vergilendirilecektir. Dolayısıyla, hizmet erbabının kıdem tazminatına esas ücretine göre hesaplanan ve en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenen azami emekli ikramiyesi tutarını aşan ödemelerde ise en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesi kadarlık kısmı istisnaya konu edilecek, aşan kısmı ise ücret olarak vergilendirilecektir.

(4) Kıdem tazminatının yıllık miktarı 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emekli ikramiyesini geçemez. Bu tutar, 2/1/2018 tarihi itibariyle 5.001,76 TL’dir.

Örnek 7: (A) Anonim şirketinde 10 yıl süreyle çalıştıktan sonra 15/1/2018 tarihinde işten ayrılan Bay (B)’ye, 1475 sayılı Kanun uyarınca işvereni tarafından, kıdem tazminatına esas ücreti olan 4.000 TL üzerinden 40.000 TL kıdem tazminatı ödenmiştir.

Buna göre, Bay (B)’ye 1475 sayılı Kanun kapsamında hesaplanarak ödenen ve en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emeklilik ikramiyesinin (5.001,76x10=) 50.017,60 TL’nin altında kalan 40.000 TL kıdem tazminatının tamamı, gelir vergisinden istisna edilecektir.

Örnek 8: (C) Anonim şirketinde 20 yıl süreyle çalıştıktan sonra 5/2/2018 tarihinde işten ayrılan Bay (D)’ye, işvereni tarafından 854 sayılı Kanun uyarınca, kıdem tazminatına esas ücreti olan 7.500 TL üzerinden hesaplanan 150.000 TL kıdem tazminatı ödenmiştir.

Hesaplanan kıdem tazminatı tutarı 150.000 TL olsa da, istisna edilecek tutar, en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenen azami emekli ikramiyesi tutarı ve çalışma süresi dikkate alınarak hesaplanan tutarı aşamayacaktır.

Buna göre, Bay (D)’nin 20 yıl çalışması karşılığı istisna edilecek azami tutar (5.001,76x20=) 100.035,20 TL dir. Bu nedenle Bay (D)’ye ödenen 150.000 TL kıdem tazminatının 100.035,20 TL lik kısmı gelir vergisinden istisna edilecek, aşan kısım olan (150.000-100.035,20=) 49.964,80 TL ise ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Örnek 9: (E) Gazetesinde 30 yıl süreyle çalıştıktan sonra 15/3/2018 tarihinde emekli olan Bayan (S)’ye işvereni tarafından 5953 sayılı Kanun uyarınca, son aya ilişkin brüt ücreti olan 10.000 TL üzerinden hesaplanan 300.000 TL kıdem tazminatı ödenmiştir.

Bayan (S)’ye ödenen kıdem tazminatının, 24 aylığına isabet eden tutar olan (24x10.000=) 240.000 TL gelir vergisinden istisna edilecek, kalan tutar (300.000-240.000=) 60.000 TL ise gelir vergisine tabi olacaktır.

Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra yapılan ödemeler ve yardımlarda istisna

MADDE 11 – (1) Çalışma hayatında hizmet erbabına işten ayrılma, emekli olma, dava açılmaması vb. nedenlerle karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi ödemeler yapılabilmektedir. 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinin (b) alt bendinde yapılan düzenleme ile bu ödemelerinde çalışanın tabi olduğu mevzuata göre kıdem tazminatına ilişkin istisna tutarının hesabında dikkate alınması gerektiği hususuna açıklık getirilmiştir. Buna göre, anılan Kanunlar uyarınca ödenecek kıdem tazminatlarından gelir vergisinden istisna edilecek tutar hesap edilirken, yukarıda sayılan ödemeler de dahil edilerek ödemelerin toplamı üzerinden istisna uygulanacak, istisnayı aşan tutarlar ise ücret olarak gelir vergisine tabi tutulacaktır.

(2) 1475 ve 854 sayılı Kanunlar uyarınca bu Tebliğin 10 uncu maddesinde belirtildiği şekilde hesaplanan kıdem tazminatı tutarı dışında, birinci fıkrada sayılan ilave bir tazminat ödemesi yapılması halinde, bu ödemenin; bu tutar ile kıdem tazminatı tutarı toplamının, en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesi tutarını aşmayan kısmı istisnaya konu edilecektir.

(3) 5953 sayılı Kanun uyarınca kıdem tazminatı ödenen hizmet erbabına, bu tazminat dışında, birinci fıkrada sayılan ilave bir tazminat ödemesi yapılması halinde, bu tutar ile kıdem tazminatı tutarı toplamının, çalışanın son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 24 aylık tutarını aşmayan kısmı istisnaya tabi tutulacaktır.

(4) 1475 ve 854 sayılı Kanunlara tabi olarak çalışanlara kıdem tazminatı ödenmediği, ancak birinci fıkrada sayılan bir tazminat ödendiği durumlarda, ödenen bu tazminat tutarının, en yüksek Devlet memuruna ödenen azami emekli ikramiyesi tutarını aşmayan kısmı, 5953 sayılı Kanuna tabi olarak çalışanlarda ise çalışanın son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 24 aylık tutarını aşmayan kısmı istisnaya tabi tutulacak, aşan kısmı ise ücret olarak vergiye tabi tutulacaktır.

Örnek 10: (Ç) A.Ş.’de 10 yıl süreyle çalıştıktan sonra 12/1/2018 tarihinde işten ayrılan Bay (H)’ye, işvereni tarafından 1475 sayılı Kanun uyarınca, kıdem tazminatına esas ücreti olan 3.000 TL üzerinden 30.000 TL kıdem tazminatı ile karşılıklı sonlandırma sözleşmesine (ikale) istinaden 50.000 TL iş güvencesi tazminatı olmak üzere toplam 80.000 TL ödeme yapılmıştır.

2/1/2018 tarihi itibariyle 657 sayılı Kanuna tabi en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emekli ikramiyesi tutarı 5.001,76 TL dir.

Bay (H)’ye yapılan 80.000 TL lik ödemenin gelir vergisinden istisna edilecek tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

Kıdem tazminatı tutarı                                                                            30.000,00 TL

İş güvencesi tazminatı                                                                            50.000,00 TL

Ödenen toplam tutar                                                                               80.000,00 TL

Vergiden istisna edilecek tutar (5.001,76x10=)                                     50.017,60 TL

Vergiye tabi tutar (80.000-50.017,60=)                                                 29.982,40 TL

Örnek 11: (K) A.Ş.’de 854 sayılı Kanuna tabi olarak, 15 yıl süreyle çalıştıktan sonra ikale sözleşmesi ile 2/2/2018 tarihinde işten ayrılan Bayan (L)’ye, işvereni tarafından 55.000 TL iş kaybı tazminatı ödenmiş olup ayrıca kıdem tazminatı ödemesi yapılmamıştır.

Bayan (L)’ye yapılan 55.000 TL lik ödemenin gelir vergisinden istisna edilecek tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

İş kaybı tazminatı                                                                                   55.000,00 TL

Vergiden istisna edilecek tutar (5.001,76x10=)                                     50.017,60 TL

Vergiye tabi tutar (55.000-50.017,60=)                                                   4.982,40 TL

Örnek 12: (M) A.Ş.’de 5953 sayılı Kanun kapsamında 20 yıl süreyle çalıştıktan sonra, 15/3/2018 tarihinde emekliliğe ayrılan ve en son aya ilişkin ücreti 20.000 TL olan Bayan (N)’ye işvereni tarafından 400.000 TL kıdem tazminatı ve 500.000 TL emeklilik tazminatı (ikramiyesi) ödenmiştir.

Bayan (N)’ye yapılan 900.000 TL lik ödemenin gelir vergisinden istisna edilecek tutarı aşağıdaki gibi olacaktır.

Kıdem tazminatı tutarı                                                                               400.000 TL

Emeklilik tazminatı (ikramiyesi)                                                                500.000 TL

Ödenen toplam tutar                                                                                  900.000 TL

Vergiden istisna edilecek tutar (20.000 TL x 24=)                                    480.000 TL

Vergiye tabi tutar (900.000 TL-480.000 TL=)                                          420.000 TL

657 sayılı Kanunun 4/b ve mülga 4/c maddeleri kapsamında çalışan personele ödenen iş sonu tazminatlarının vergilendirilmesi

MADDE 12 – (1) 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamındaki sözleşmeli personele ve mülga (C) fıkrası kapsamındaki geçici personele hizmet sözleşmelerinin sona ermesi nedeniyle ödenen iş sonu tazminatları da 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi uyarınca, bu Tebliğin 10 ve 11 inci maddelerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde gelir vergisinden istisna edilecektir.

(2) 7103 sayılı Kanunun yayımı tarihinden önce 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamındaki sözleşmeli personele ve mülga (C) fıkrası kapsamındaki geçici personele ödenen iş sonu tazminatları üzerinden gelir vergisi kesintisinin yapılmış olması durumunda, zamanaşımı süresi de dikkate alınarak;

a) Kesilen gelir vergisini dava konusu yapmayan mükelleflerin, ilgili muhasebe birimlerine dilekçeyle başvurmaları,

b) Mahkemelerde ihtilafı devam eden ve bu Tebliğin yayımı tarihi itibarıyla yargıda kesinleşmemiş işlemlere ilişkin olarak; mükelleflerin, davalarından feragat etmeleri ve buna ilişkin ilgili mahkemeden feragat ettiklerini gösterir şerhli dilekçe örneğini veya bu belge temin edilemediği takdirde feragat nedeniyle verilecek karar örneğini muhasebe birimlerine ibraz etmeleri

kaydıyla, tahsil edilen gelir vergisinin red ve iadesi yapılacaktır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

İlave Asgari Geçim İndirimi Düzenlemesi

Yasal düzenleme ve dayanak

MADDE 13 – (1) 7103 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanunun 32 nci maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Net ücretleri, bu Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle bu maddedeki esaslara göre sadece kendisi için asgarî geçim indirimi hesaplanan asgarî ücretlilere, içinde bulunulan yılın Ocak ayına ilişkin ödenen net ücretin (ilgili yılda geçerli asgarî ücretin dönemsel olarak farklı tutarlarda belirlenmiş olması halinde, yeni asgarî ücretin geçerli olduğu aylar için artışın uygulandığı ilk aydaki ücret üzerinden Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan tarifenin ilk dilimindeki oran baz alınarak hesaplanan net ücretin) altında kalanlara, bu tutar ile bu tutarın altında kalındığı aylara ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücreti arasındaki fark tutar, ücretlinin asgarî geçim indirimine ayrıca ilave edilir. Bu fıkrada geçen net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgarî geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade eder.”

(2) 4/12/2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde asgari geçim indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır.

Uygulama esasları

MADDE 14 – (1) Net ücretleri, 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle aynı Kanunun 32 nci maddedeki esaslara göre sadece kendisi için asgarî geçim indirimi hesaplanan asgarî ücretlilere, içinde bulunulan yılın Ocak ayına ilişkin ödenen net ücretin altında kalanlara, bu tutar ile bu tutarın altında kalındığı aylara ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücreti arasındaki fark tutar, ücretlinin asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilecektir.

(2) Bu fark tutar, 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen esaslara göre düzenlenen “Asgari Geçim İndirimi Bordrosu”nda hesaplanan asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilecektir.

(3) Asgari geçim indirimi bordrosunda yer alan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, ücret ödemesinin yapıldığı döneme ilişkin ücret bordrosunun "Asgari Geçim İndirimi" satırına aktarılacaktır.

(4) İkinci fıkrada belirtilen esaslara göre hesaplanan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, hizmet erbabının ücreti üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, söz konusu tutarın ücretlilere ödenmiş olması gerekmektedir.

(5) Asgari geçim indiriminin toplamı, ücretlinin o aydaki ücretinden kesilen gelir vergisinden fazla olamayacaktır.

(6) Bu Tebliğin uygulamasında net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgari geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade etmektedir.

(7) Hizmet erbabına yapılan ve ücret olarak kabul edilen tazminat ve prim gibi mutat olmayan ödemeler, esas itibarıyla yıllık bazda ücretlinin gelirini artırdığından, bu ödemeler nedeniyle üst dilime girilmesi nedeniyle aylık net ücretin düştüğünden söz edilemeyecek ve ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

(8) Hizmet erbabının, ücret aldığı dönemde işe başlaması veya işten ayrılması, ücretsiz izin ve benzeri nedenlerle net ücretinin Ocak ayında sadece kendisi için asgari geçim indirimi hesaplanan asgari ücretlilere ödenen net ücretin altına düşmesi durumunda ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

(9) Asgari geçim indiriminin hesaplanması ve uygulanmasına ilişkin olarak bu Tebliğde yer almayan hususlar hakkında, 265 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar dikkate alınacaktır.

(10) İlgili yılda geçerli asgari ücretin dönemsel olarak farklı tutarlarda belirlenmiş olması halinde, baz alınan Ocak ayına ilişkin ödenen net ücret yerine, yeni asgari ücretin geçerli olduğu aylar için artışın uygulandığı ilk aydaki ücret üzerinden Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan tarifenin ilk dilimindeki oran baz alınarak hesaplanan net ücret esas alınacak ve buna göre ilave asgari geçim indirimi uygulanacaktır.

Örnek 13: Bekâr ve çocuksuz olan hizmet erbabı Bay (A)’nın, 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.603,12 TL dir.

193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle Bay (A)’nın, 2018 yılı Eylül ayı net ücreti 1.566,84 TL’ye Ekim, Kasım ve Aralık ayı net ücreti ise 1.516,87 TL’ye düşmektedir.

Bay (A)’nın, Eylül ayından itibaren eline geçen net ücretinin 1.603,12 TL’nin altında kalması nedeniyle, Eylül ayı için (1.603,12-1.566,84=) 36,28 TL Ekim, Kasım ve Aralık ayları için ise (1.603,12-1.516,87=) 86,25 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Örnek 14: Bay (B) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (B), evli ve 1 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.

Bay (B)’nin 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.656,40 TL olup Ekim, Kasım ve Aralık ayları net ücreti 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.570,15 TL ye düşmektedir.

Buna göre, hizmet erbabının söz konusu dönemlerde eline geçen ücretinin 1.603,12 TL nin altında kalan kısmı olan (1.603,12-1.570,15=) 32,97 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Örnek 15: Bay (C) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (C) evli ve 3 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.

Bay (C)’nin 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.709,67 TL dir. Eylül ayı net ücreti 1.673,39 TL, Ekim, Kasım ve Aralık ayları net ücreti ise 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.623,42 TL’ye düşmektedir.

Bay (C)’nin, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayları net ücreti 1.603,12 TL’nin altına düşmediğinden ilave asgari geçim indiriminden yararlanması söz konusu olmayacaktır.

Örnek 16: Evli, eşi çalışmayan ve 1 çocuk sahibi Bay (R) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (R)’nin 2018 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.603,12 TL’dir.

İşvereni tarafından Bay (R)’ye Mart ayında 5.000 TL prim ödemesi yapılması nedeniyle gelir vergisine esas tarifede üst dilime girilmiş ve Bay (R)’nin ücreti, Temmuz ayından itibaren 1.603,12 TL nin altına düşmüştür.

Her ne kadar Bay (R)’nin Temmuz ayından itibaren net ücreti, 1.603,12 TL’nin altına düşmüş olsa bile, yıl içerisinde elde edilen kümülatif ücrete bakıldığında, prim ödemesi nedeniyle yıllık bazda asgari ücretin altına düşmediğinden ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.

Yürürlük

MADDE 15 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 16 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Resmi Gazete No: 30448 Resmi Gazete Tarihi: Pazartesi, 11 Haziran, 2018 Adı: UID:
İçerik:

1. Amaç

Bu Tebliğin amacı,  21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 88 inci maddesiyle 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1 inci maddesinde yapılan süre uzatımı ve 1997 model veya daha eski taşıtların ihraç edilmesi halinde de madde hükümlerinden yararlanılacağına dair yapılan düzenlemelere ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

2. Yasal Düzenleme

7103 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle;

- 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “31/12/2018” ibareleri “31/12/2019” şeklinde değiştirilerek taşıtların hurdaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin uygulama süresinin bir yıl uzatılacağı,

- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan ve 1997 model veya daha eski taşıtların doğrudan ya da ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde de madde ile düzenlenen hükümlerden yararlanılacağı

hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

3. 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasında Kullanılacak Belgeler

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle getirilen düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmıştı.

Bu Tebliğ kapsamında, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan ve 1997 model veya daha eski olan taşıtların ihracında yapılacak müracaatlarda, 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğ ekinde yer alan “EK:1B, EK:2B, EK:3B” belgeler,

İl özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine ve Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerinden herhangi birine teslim edilerek hurdaya ayrılacak 1997 model veya daha eski taşıtlara ilişkin müracaatlarda ise 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği ekinde yer alan “EK:1a/1b, EK:2, EK:3a/3b, EK:4, EK:5” belgeler yerine, hurdaya ayrılacak taşıtın 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğ ekinde yer alan “EK:4B, EK:4Ç, EK:5B, EK:6B, EK:6Ç, EK:7B, EK:8B” belgeler

düzenlenecektir.

Ancak, motorlu taşıtını noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın aldığını gösteren belgeyle iktisap eden ve ilgili trafik tescil kuruluşunda (Türkiye Noterler Birliği veya noterliklerde) adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olan mükellefler tarafından yapılacak başvurularda; noter satış senetlerinin veya kamu kurum ve kuruluşundan satın aldığını gösterir belgenin bir örneği mükellef dilekçelerine eklenecektir.

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesi kapsamında il özel idaresine, büyükşehir belediyesine veya MKEK hurda müdürlüklerine taşıtların teslim edilmesi üzerine anılan Kurum yetkililerince Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi üzerinden “Taşıt Teslim Tutanağı” (EK:7B) hazırlanır ve sistemden onaylanarak dört nüsha olarak üretilir. Daha sonra adına taşıt kayıtlı olan gerçek ve tüzel kişiler ile taşıtı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğü yetkililerince imzalanır. Tutanağın üç nüshası mükellefe verilir, kalan nüsha taşıtı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğünde muhafaza edilir. İnternet vergi dairesi üzerinden oluşturulmayan tutanaklara istinaden bu uygulama kapsamında işlem tesis edilmez.

Bu Tebliğde geçen “tescil kuruluşu” tâbiri, ilgili mevzuatına göre, trafik tescil kuruluşlarını ve tescile yetkili birimleri ifade eder.

4. 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesine İlişkin Süre Uzatımı

4.1. 1997 Model veya Daha Eski Olan Taşıtların Hurdaya Ayrılmasına İlişkin Süre Uzatımı

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 1997 model veya daha eski taşıtların 31/12/2018 tarihine kadar il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine ve MKEK hurda müdürlüklerine teslim edilmesi halinde, 31/12/2018 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezalarının terkin edileceği düzenlenmişti.

7103 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle yapılan değişiklikle anılan madde düzenlenmesinden faydalanma süresi ve terkin edilecek motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının kapsamı 31/12/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.

İlgili trafik sicilinde adlarına 1997 model veya daha eski taşıt kayıt ve tescilli bulunan gerçek ve tüzel kişilerin, 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, taşıtlarını en geç 31/12/2019 tarihine kadar il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine veya Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda İşletmesi Müdürlüğü hurda müdürlüklerine teslim ederek 31/1/2018 tarihli ve 30318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taşıtlarını hurdaya çıkarmak suretiyle kayıt ve tescillerini sildirmeleri halinde, tescil kayıtları silinen taşıtlarına ilişkin olarak 31/12/2019 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilir.

4.2. Mevcut Olmayan veya Motorlu Taşıt Vasfını Kaybetmiş Olan Taşıtlara İlişkin Süre Uzatımı

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasında Maliye ve İçişleri Bakanlıkları tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde mevcut olmadığı veya motorlu taşıt olma vasfını kaybettiği kabul edilen 2005 model ve daha eski taşıtların motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4’ünün 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edileceği düzenlenmişti.

7103 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle yapılan değişiklikle anılan madde düzenlenmesinden faydalanma süresi 31/12/2019 olarak yeniden belirlenmiştir.

Tescil kuruluşlarında adlarına kayıt ve tescilli model yılı 2005 veya daha eski taşıtı olup, bu taşıtı 27/5/2017tarihi itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıt vasfını kaybetmiş bulunan gerçek ve tüzel kişilerin; 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, bu durumlarını kanaat verici belgelerle tevsik etmeleri veya tescil kuruluşları tarafından taşıtın mevcut olmadığının kabulü ve bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergisi asıllarının 1/4'ünü 31/12/2019 tarihine kadar ödemeleri şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 116 ncı maddesine istinaden tescil plakasına kesilen trafik idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilir ve ödemeyi müteakip trafik tescil kayıtları silinir.

5. 1997 Model veya Daha Eski Olan Taşıtların İhraç Edilmesi

ÖTV Kanununa ekli  (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan 1997 model veya daha eski olan taşıtları adına kayıt ve tescilli olan gerçek ve tüzel kişiler bu taşıtlarını doğrudan ihraç etmeleri veya ihracatçılara üç ay içerisinde ihraç edilmek üzere teslim etmeleri halinde bu madde hükmünden faydalanabilecektir.

5.1. Madde Hükmünden Yararlanılabilecek Taşıtlar

7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, düzenlemenin kapsamına ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin;

-8701.20 G.T.İ.P. numarasında yer alan yarı römorkler için çekiciler,

-87.02 G.T.İ.P. numarasında yer alan sürücü dahil on veya daha fazla kişi taşımaya mahsus minibüs, midibüs ve otobüsler,

-87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan binek otomobil, panelvan, pick-up, arazi taşıtı, ATV, steyşın vagon vb. taşıtlar,

-87.04 G.T.İ.P. numarasında yer alan eşya taşımaya mahsus van, panelvan, pick-up, kamyonet, kamyon vb. taşıtlar

girmektedir.

Bu taşıtlardan, 1997 model veya daha eski olan taşıtların doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde düzenlemeden yararlanılabilir.

5.2. Mükellefler Tarafından Yapılacak İşlemler

Mükelleflerin 7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan 1997 model veya daha eski olan taşıtlarını doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç ederek söz konusu düzenlemeden yararlanabilmeleri için, tescil kuruluşuna 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğ ekinde yer alan dilekçeyle (EK:1B) müracaat ederler.

Trafik sicilinde adlarına kayıt ve tescilli bulunan ÖTV Kanununa ekli  (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan 1997 model veya daha eski olan taşıtların üzerinde 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş bulunan mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhlerin bulunmadığına ve taşıtın ihraç edilmesinde herhangi bir sakınca olmadığına  dair tescil kuruluşundan belge (EK:2B) almaları gerekmektedir.

Taşıtını doğrudan ihraç etmek isteyen mükellef tarafından taşıtların en geç 31/12/2019 tarihe kadar ihraç edilmesi gerekmektedir.

7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğde yer alan şartlar doğrultusunda taşıt ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile taşıtın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna dilekçeyle (EK:3B) başvurularak, 31/12/2019 tarihine kadar Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taşıtlarının kayıt ve tescillerini sildirmeleri gerekmektedir.

Motorlu taşıtını  noter satış senedi ile iktisap eden veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alan ancak, adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olan mükellefler ise, noter satış senetlerinin veya kamu kurum ve kuruluşundan satın aldığını gösterir belgenin bir örneğini tescil kuruluşlarına yapacakları müracaatta ibraz edeceklerdir.

5.3. İhracatçılar Tarafından Yapılacak İşlemler

Taşıtını ihracatçılar vasıtasıyla ihraç etmek isteyen mükellef ile 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında tanımı yapılan ihracatçı arasında noter nezdinde karşılıklı yükümlülükleri düzenleyen imzaları noterce onaylanmış bir “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi” düzenlenmesi gerekmektedir.

İhracatçılar,  “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi” ile teslim aldıkları taşıtları 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğde açıklanan esaslar çerçevesinde üç ay içerisinde ihraç edecektir.

Bu düzenlemeden yararlanılabilmesi için ihraç edilecek taşıtların yurt dışındaki müşteriye teslim edilmek üzere T.C. Gümrük Bölgesinden çıkmış olması şarttır. Yurt dışındaki müşteri tabiri, ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezleri yurt dışında olan alıcılar ile yurt içindeki bir işletmenin, yurt dışında faaliyet gösteren şubelerini ifade eder. Taşıtın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket edenlere veya bizzat alıcıya yurt içinde teslimi ihracat sayılmaz. Düzenlemeden yararlanılabilmesi için ihracatın gerçekleştirildiğinin gümrük beyannamesi ile tevsik edilmesi zorunludur.

İhracatçı tarafından, taşıtın ihracatına ilişkin gümrük beyannamesinde madde hükmünden yararlanmak üzere ihraç edilen taşıtın marka, model, şasi ve motor numarası ile en son tescil plakası ve adına kayıtlı kişinin adı, soyadı/unvanı ile gerçek kişilerin T.C. kimlik numarası/tüzel kişilerin vergi kimlik numarasının yazılması zorunludur.

İhracatın, her halükarda 31/12/2019 tarihine kadar gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

İhracatçı, ihracata ilişkin gümrük idaresinden aldığı onaylı gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneğini, taşıtı adına kayıt ve tescilli olan gerçek veya tüzel kişiye teslim etmekle yükümlüdür.

Mükellef, taşıt ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, ihracatçı tarafından teslim edilen gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile taşıtın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna dilekçeyle (EK:3B) başvurarak, 31/12/2019 tarihine kadar (bu tarih dahil) Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taşıtının kayıt ve tescilini sildirecektir. “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi”nin bir örneği de dilekçe ekinde ilgili tescil kuruluşuna ibraz edilir.

5.4. Tescil Kuruluşları Tarafından Yapılacak İşlemler

7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkra hükmünden yararlanmak üzere, taşıtların ihraç edilmesi kaydıyla herhangi bir tescil kuruluşuna yapılan mükellef başvuruları üzerine, ihraç edilecek olan taşıtlar üzerinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş mülkiyeti muhafaza, rehin veya haciz gibi şerhlerin bulunmadığına ve taşıtın ihraç edilmesinde herhangi bir sakınca olmadığına dair düzenlenecek belge (EK:2B) ilgiliye verilecek, aksi halde belge düzenlenmeyecektir.

Mükellefler tarafından dilekçeyle (EK:3B) ve ihracata ilişkin belgelerle taşıtın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna yapılan başvuru üzerine ihraç edilen  taşıtın tescil kaydı, tescil kuruluşunca silinecektir. Taşıta ait "Motorlu Araç Tescil Belgesi"ne “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi konularak taşıt sahiplerine geri verilecektir.

Tescil kuruluşlarınca madde hükmüne göre yapılacak kayıt ve tescil işlemleri sırasında taşıta ait motorlu taşıtlar vergisi ilişiğinin kesildiğine dair belge aranılmayacaktır.

Trafik tescil kaydının silinmesi işleminin yapılmasından sonra, taşıtın kayıt ve tescilinin silindiği hususu elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına, bunun mümkün olmaması halinde üç iş günü içerisinde kayıtlı bulunduğu vergi dairesine bildirilecektir.

Bu madde hükmü uyarınca, tescil kaydı silinecek taşıtın trafik tescil kaydında, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre konulmuş hacizler varsa, tescil kuruluşları haczi koyan idarelerden bildirim beklemeksizin bu hacizleri kaldıracak ve hacizlerin kaldırıldığı hususu haczi koyan ilgili tahsil dairelerine ayrıca bildirilecektir.

5.5. Vergi Daireleri Tarafından Yapılacak İşlemler

Başvuruda bulunan mükellefin motorlu taşıtlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi daireleri tarafından, tescil kuruluşlarından gelen, taşıtın ihraç edilmek suretiyle kayıt ve tescilinin silindiğini belirten yazı ve ekinde yer alan belgelerdeki bilgiler ile vergi dairesi kayıtları karşılaştırılarak bilgilerin doğruluğu kontrol edilecektir. Bilgilerin doğruluğu tespit edildikten sonra ilgili taşıttan dolayı motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerin motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyetleri sona erdirilecektir. Bu düzenleme kapsamında, ihraç edilen taşıtlara ilişkin olarak 31/12/2019 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilecek, bu alacaklar nedeniyle 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre mükellefin sair mal varlığına tatbik edilmiş olan hacizler kaldırılacak ve yapılan işlem sonucundan mükellefe bilgi verilecektir.

6. İhraç Edilen Taşıtın Geri Gelmesi Halinde Yapılacak İşlemler

7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında ihraç edilmesi nedeniyle trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 168, 169 ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelmesi halinde, tescil kuruluşları tarafından terkin tarihinde adına kayıt ve tescilli olan kişi için tescil kaydının silindiği tarih itibarıyla trafik tescil kaydı yapılarak, durum elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına, bunun mümkün olmaması halinde ilgili vergi dairesine üç iş günü içerisinde bildirilir.

Bu bildirim üzerine vergi dairesince mükellef adına motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti tesis edilerek daha önce yapılan terkin işlemi iptal edilir.

7. Diğer Hususlar

27/7/2017 tarihli ve 30136 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 48)’nde yer alan “31/12/2018” ibareleri “31/12/2019” şeklinde ve anılan Tebliğin ekinde yer alan “EK:6, EK:7” belgelerdeki “Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne/Büro Amirliğine” ibareleri “Tescil Kuruluşuna” şeklinde; “EK:8, EK:9” belgelerdeki “Valiliği Emniyet Müdürlüğü” ibareleri “Tescil Kuruluşu”, “Şubemizde/Büromuzda” ibareleri “Kurumumuzda”, “Trafik Tescil Şb. Md./Büro A.”  ibareleri “Kurum Yetkilisi” şeklinde; “EK:11” belgesindeki “Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne” ibaresi “Tescil Kuruluşuna” şeklinde değiştirilmiştir.

48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği ekinde yer alan “EK:1a/1b, EK:2, EK:3a/3b, EK:4, EK:5” belgeler yürürlükten kaldırılmıştır.

8. Yürürlük

Bu Tebliğ hükümleri, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

9. Yürütme

Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 1:

1. Amaç

Bu Tebliğin amacı,  21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 88 inci maddesiyle 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1 inci maddesinde yapılan süre uzatımı ve 1997 model veya daha eski taşıtların ihraç edilmesi halinde de madde hükümlerinden yararlanılacağına dair yapılan düzenlemelere ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

2. Yasal Düzenleme

7103 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle;

- 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “31/12/2018” ibareleri “31/12/2019” şeklinde değiştirilerek taşıtların hurdaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin uygulama süresinin bir yıl uzatılacağı,

- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan ve 1997 model veya daha eski taşıtların doğrudan ya da ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde de madde ile düzenlenen hükümlerden yararlanılacağı

hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

3. 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasında Kullanılacak Belgeler

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle getirilen düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmıştı.

Bu Tebliğ kapsamında, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan ve 1997 model veya daha eski olan taşıtların ihracında yapılacak müracaatlarda, 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğ ekinde yer alan “EK:1B, EK:2B, EK:3B” belgeler,

İl özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine ve Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerinden herhangi birine teslim edilerek hurdaya ayrılacak 1997 model veya daha eski taşıtlara ilişkin müracaatlarda ise 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği ekinde yer alan “EK:1a/1b, EK:2, EK:3a/3b, EK:4, EK:5” belgeler yerine, hurdaya ayrılacak taşıtın 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğ ekinde yer alan “EK:4B, EK:4Ç, EK:5B, EK:6B, EK:6Ç, EK:7B, EK:8B” belgeler

düzenlenecektir.

Ancak, motorlu taşıtını noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın aldığını gösteren belgeyle iktisap eden ve ilgili trafik tescil kuruluşunda (Türkiye Noterler Birliği veya noterliklerde) adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olan mükellefler tarafından yapılacak başvurularda; noter satış senetlerinin veya kamu kurum ve kuruluşundan satın aldığını gösterir belgenin bir örneği mükellef dilekçelerine eklenecektir.

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesi kapsamında il özel idaresine, büyükşehir belediyesine veya MKEK hurda müdürlüklerine taşıtların teslim edilmesi üzerine anılan Kurum yetkililerince Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi üzerinden “Taşıt Teslim Tutanağı” (EK:7B) hazırlanır ve sistemden onaylanarak dört nüsha olarak üretilir. Daha sonra adına taşıt kayıtlı olan gerçek ve tüzel kişiler ile taşıtı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğü yetkililerince imzalanır. Tutanağın üç nüshası mükellefe verilir, kalan nüsha taşıtı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğünde muhafaza edilir. İnternet vergi dairesi üzerinden oluşturulmayan tutanaklara istinaden bu uygulama kapsamında işlem tesis edilmez.

Bu Tebliğde geçen “tescil kuruluşu” tâbiri, ilgili mevzuatına göre, trafik tescil kuruluşlarını ve tescile yetkili birimleri ifade eder.

4. 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesine İlişkin Süre Uzatımı

4.1. 1997 Model veya Daha Eski Olan Taşıtların Hurdaya Ayrılmasına İlişkin Süre Uzatımı

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 1997 model veya daha eski taşıtların 31/12/2018 tarihine kadar il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine ve MKEK hurda müdürlüklerine teslim edilmesi halinde, 31/12/2018 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezalarının terkin edileceği düzenlenmişti.

7103 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle yapılan değişiklikle anılan madde düzenlenmesinden faydalanma süresi ve terkin edilecek motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının kapsamı 31/12/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.

İlgili trafik sicilinde adlarına 1997 model veya daha eski taşıt kayıt ve tescilli bulunan gerçek ve tüzel kişilerin, 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, taşıtlarını en geç 31/12/2019 tarihine kadar il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine veya Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda İşletmesi Müdürlüğü hurda müdürlüklerine teslim ederek 31/1/2018 tarihli ve 30318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taşıtlarını hurdaya çıkarmak suretiyle kayıt ve tescillerini sildirmeleri halinde, tescil kayıtları silinen taşıtlarına ilişkin olarak 31/12/2019 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilir.

4.2. Mevcut Olmayan veya Motorlu Taşıt Vasfını Kaybetmiş Olan Taşıtlara İlişkin Süre Uzatımı

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasında Maliye ve İçişleri Bakanlıkları tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde mevcut olmadığı veya motorlu taşıt olma vasfını kaybettiği kabul edilen 2005 model ve daha eski taşıtların motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4’ünün 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edileceği düzenlenmişti.

7103 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle yapılan değişiklikle anılan madde düzenlenmesinden faydalanma süresi 31/12/2019 olarak yeniden belirlenmiştir.

Tescil kuruluşlarında adlarına kayıt ve tescilli model yılı 2005 veya daha eski taşıtı olup, bu taşıtı 27/5/2017tarihi itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıt vasfını kaybetmiş bulunan gerçek ve tüzel kişilerin; 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, bu durumlarını kanaat verici belgelerle tevsik etmeleri veya tescil kuruluşları tarafından taşıtın mevcut olmadığının kabulü ve bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergisi asıllarının 1/4'ünü 31/12/2019 tarihine kadar ödemeleri şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 116 ncı maddesine istinaden tescil plakasına kesilen trafik idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilir ve ödemeyi müteakip trafik tescil kayıtları silinir.

5. 1997 Model veya Daha Eski Olan Taşıtların İhraç Edilmesi

ÖTV Kanununa ekli  (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan 1997 model veya daha eski olan taşıtları adına kayıt ve tescilli olan gerçek ve tüzel kişiler bu taşıtlarını doğrudan ihraç etmeleri veya ihracatçılara üç ay içerisinde ihraç edilmek üzere teslim etmeleri halinde bu madde hükmünden faydalanabilecektir.

5.1. Madde Hükmünden Yararlanılabilecek Taşıtlar

7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, düzenlemenin kapsamına ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin;

-8701.20 G.T.İ.P. numarasında yer alan yarı römorkler için çekiciler,

-87.02 G.T.İ.P. numarasında yer alan sürücü dahil on veya daha fazla kişi taşımaya mahsus minibüs, midibüs ve otobüsler,

-87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan binek otomobil, panelvan, pick-up, arazi taşıtı, ATV, steyşın vagon vb. taşıtlar,

-87.04 G.T.İ.P. numarasında yer alan eşya taşımaya mahsus van, panelvan, pick-up, kamyonet, kamyon vb. taşıtlar

girmektedir.

Bu taşıtlardan, 1997 model veya daha eski olan taşıtların doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde düzenlemeden yararlanılabilir.

5.2. Mükellefler Tarafından Yapılacak İşlemler

Mükelleflerin 7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan 1997 model veya daha eski olan taşıtlarını doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç ederek söz konusu düzenlemeden yararlanabilmeleri için, tescil kuruluşuna 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğ ekinde yer alan dilekçeyle (EK:1B) müracaat ederler.

Trafik sicilinde adlarına kayıt ve tescilli bulunan ÖTV Kanununa ekli  (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan 1997 model veya daha eski olan taşıtların üzerinde 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş bulunan mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhlerin bulunmadığına ve taşıtın ihraç edilmesinde herhangi bir sakınca olmadığına  dair tescil kuruluşundan belge (EK:2B) almaları gerekmektedir.

Taşıtını doğrudan ihraç etmek isteyen mükellef tarafından taşıtların en geç 31/12/2019 tarihe kadar ihraç edilmesi gerekmektedir.

7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğde yer alan şartlar doğrultusunda taşıt ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile taşıtın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna dilekçeyle (EK:3B) başvurularak, 31/12/2019 tarihine kadar Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taşıtlarının kayıt ve tescillerini sildirmeleri gerekmektedir.

Motorlu taşıtını  noter satış senedi ile iktisap eden veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alan ancak, adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olan mükellefler ise, noter satış senetlerinin veya kamu kurum ve kuruluşundan satın aldığını gösterir belgenin bir örneğini tescil kuruluşlarına yapacakları müracaatta ibraz edeceklerdir.

5.3. İhracatçılar Tarafından Yapılacak İşlemler

Taşıtını ihracatçılar vasıtasıyla ihraç etmek isteyen mükellef ile 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında tanımı yapılan ihracatçı arasında noter nezdinde karşılıklı yükümlülükleri düzenleyen imzaları noterce onaylanmış bir “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi” düzenlenmesi gerekmektedir.

İhracatçılar,  “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi” ile teslim aldıkları taşıtları 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğde açıklanan esaslar çerçevesinde üç ay içerisinde ihraç edecektir.

Bu düzenlemeden yararlanılabilmesi için ihraç edilecek taşıtların yurt dışındaki müşteriye teslim edilmek üzere T.C. Gümrük Bölgesinden çıkmış olması şarttır. Yurt dışındaki müşteri tabiri, ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezleri yurt dışında olan alıcılar ile yurt içindeki bir işletmenin, yurt dışında faaliyet gösteren şubelerini ifade eder. Taşıtın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket edenlere veya bizzat alıcıya yurt içinde teslimi ihracat sayılmaz. Düzenlemeden yararlanılabilmesi için ihracatın gerçekleştirildiğinin gümrük beyannamesi ile tevsik edilmesi zorunludur.

İhracatçı tarafından, taşıtın ihracatına ilişkin gümrük beyannamesinde madde hükmünden yararlanmak üzere ihraç edilen taşıtın marka, model, şasi ve motor numarası ile en son tescil plakası ve adına kayıtlı kişinin adı, soyadı/unvanı ile gerçek kişilerin T.C. kimlik numarası/tüzel kişilerin vergi kimlik numarasının yazılması zorunludur.

İhracatın, her halükarda 31/12/2019 tarihine kadar gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

İhracatçı, ihracata ilişkin gümrük idaresinden aldığı onaylı gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneğini, taşıtı adına kayıt ve tescilli olan gerçek veya tüzel kişiye teslim etmekle yükümlüdür.

Mükellef, taşıt ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, ihracatçı tarafından teslim edilen gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile taşıtın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna dilekçeyle (EK:3B) başvurarak, 31/12/2019 tarihine kadar (bu tarih dahil) Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taşıtının kayıt ve tescilini sildirecektir. “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi”nin bir örneği de dilekçe ekinde ilgili tescil kuruluşuna ibraz edilir.

5.4. Tescil Kuruluşları Tarafından Yapılacak İşlemler

7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkra hükmünden yararlanmak üzere, taşıtların ihraç edilmesi kaydıyla herhangi bir tescil kuruluşuna yapılan mükellef başvuruları üzerine, ihraç edilecek olan taşıtlar üzerinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş mülkiyeti muhafaza, rehin veya haciz gibi şerhlerin bulunmadığına ve taşıtın ihraç edilmesinde herhangi bir sakınca olmadığına dair düzenlenecek belge (EK:2B) ilgiliye verilecek, aksi halde belge düzenlenmeyecektir.

Mükellefler tarafından dilekçeyle (EK:3B) ve ihracata ilişkin belgelerle taşıtın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna yapılan başvuru üzerine ihraç edilen  taşıtın tescil kaydı, tescil kuruluşunca silinecektir. Taşıta ait "Motorlu Araç Tescil Belgesi"ne “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi konularak taşıt sahiplerine geri verilecektir.

Tescil kuruluşlarınca madde hükmüne göre yapılacak kayıt ve tescil işlemleri sırasında taşıta ait motorlu taşıtlar vergisi ilişiğinin kesildiğine dair belge aranılmayacaktır.

Trafik tescil kaydının silinmesi işleminin yapılmasından sonra, taşıtın kayıt ve tescilinin silindiği hususu elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına, bunun mümkün olmaması halinde üç iş günü içerisinde kayıtlı bulunduğu vergi dairesine bildirilecektir.

Bu madde hükmü uyarınca, tescil kaydı silinecek taşıtın trafik tescil kaydında, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre konulmuş hacizler varsa, tescil kuruluşları haczi koyan idarelerden bildirim beklemeksizin bu hacizleri kaldıracak ve hacizlerin kaldırıldığı hususu haczi koyan ilgili tahsil dairelerine ayrıca bildirilecektir.

5.5. Vergi Daireleri Tarafından Yapılacak İşlemler

Başvuruda bulunan mükellefin motorlu taşıtlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi daireleri tarafından, tescil kuruluşlarından gelen, taşıtın ihraç edilmek suretiyle kayıt ve tescilinin silindiğini belirten yazı ve ekinde yer alan belgelerdeki bilgiler ile vergi dairesi kayıtları karşılaştırılarak bilgilerin doğruluğu kontrol edilecektir. Bilgilerin doğruluğu tespit edildikten sonra ilgili taşıttan dolayı motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerin motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyetleri sona erdirilecektir. Bu düzenleme kapsamında, ihraç edilen taşıtlara ilişkin olarak 31/12/2019 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilecek, bu alacaklar nedeniyle 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre mükellefin sair mal varlığına tatbik edilmiş olan hacizler kaldırılacak ve yapılan işlem sonucundan mükellefe bilgi verilecektir.

6. İhraç Edilen Taşıtın Geri Gelmesi Halinde Yapılacak İşlemler

7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında ihraç edilmesi nedeniyle trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 168, 169 ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelmesi halinde, tescil kuruluşları tarafından terkin tarihinde adına kayıt ve tescilli olan kişi için tescil kaydının silindiği tarih itibarıyla trafik tescil kaydı yapılarak, durum elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına, bunun mümkün olmaması halinde ilgili vergi dairesine üç iş günü içerisinde bildirilir.

Bu bildirim üzerine vergi dairesince mükellef adına motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti tesis edilerek daha önce yapılan terkin işlemi iptal edilir.

7. Diğer Hususlar

27/7/2017 tarihli ve 30136 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 48)’nde yer alan “31/12/2018” ibareleri “31/12/2019” şeklinde ve anılan Tebliğin ekinde yer alan “EK:6, EK:7” belgelerdeki “Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne/Büro Amirliğine” ibareleri “Tescil Kuruluşuna” şeklinde; “EK:8, EK:9” belgelerdeki “Valiliği Emniyet Müdürlüğü” ibareleri “Tescil Kuruluşu”, “Şubemizde/Büromuzda” ibareleri “Kurumumuzda”, “Trafik Tescil Şb. Md./Büro A.”  ibareleri “Kurum Yetkilisi” şeklinde; “EK:11” belgesindeki “Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne” ibaresi “Tescil Kuruluşuna” şeklinde değiştirilmiştir.

48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği ekinde yer alan “EK:1a/1b, EK:2, EK:3a/3b, EK:4, EK:5” belgeler yürürlükten kaldırılmıştır.

8. Yürürlük

Bu Tebliğ hükümleri, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

9. Yürütme

Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 2:

1. Amaç

Bu Tebliğin amacı,  21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 88 inci maddesiyle 18/5/2017 tarihli ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1 inci maddesinde yapılan süre uzatımı ve 1997 model veya daha eski taşıtların ihraç edilmesi halinde de madde hükümlerinden yararlanılacağına dair yapılan düzenlemelere ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

2. Yasal Düzenleme

7103 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle;

- 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarında yer alan “31/12/2018” ibareleri “31/12/2019” şeklinde değiştirilerek taşıtların hurdaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin uygulama süresinin bir yıl uzatılacağı,

- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan ve 1997 model veya daha eski taşıtların doğrudan ya da ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde de madde ile düzenlenen hükümlerden yararlanılacağı

hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

3. 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasında Kullanılacak Belgeler

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesiyle getirilen düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğinde açıklanmıştı.

Bu Tebliğ kapsamında, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan ve 1997 model veya daha eski olan taşıtların ihracında yapılacak müracaatlarda, 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğ ekinde yer alan “EK:1B, EK:2B, EK:3B” belgeler,

İl özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine ve Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Hurda İşletmesi Müdürlüğüne ait hurda müdürlüklerinden herhangi birine teslim edilerek hurdaya ayrılacak 1997 model veya daha eski taşıtlara ilişkin müracaatlarda ise 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği ekinde yer alan “EK:1a/1b, EK:2, EK:3a/3b, EK:4, EK:5” belgeler yerine, hurdaya ayrılacak taşıtın 7103 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğ ekinde yer alan “EK:4B, EK:4Ç, EK:5B, EK:6B, EK:6Ç, EK:7B, EK:8B” belgeler

düzenlenecektir.

Ancak, motorlu taşıtını noter satış senediyle veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın aldığını gösteren belgeyle iktisap eden ve ilgili trafik tescil kuruluşunda (Türkiye Noterler Birliği veya noterliklerde) adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olan mükellefler tarafından yapılacak başvurularda; noter satış senetlerinin veya kamu kurum ve kuruluşundan satın aldığını gösterir belgenin bir örneği mükellef dilekçelerine eklenecektir.

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesi kapsamında il özel idaresine, büyükşehir belediyesine veya MKEK hurda müdürlüklerine taşıtların teslim edilmesi üzerine anılan Kurum yetkililerince Gelir İdaresi Başkanlığının internet vergi dairesi üzerinden “Taşıt Teslim Tutanağı” (EK:7B) hazırlanır ve sistemden onaylanarak dört nüsha olarak üretilir. Daha sonra adına taşıt kayıtlı olan gerçek ve tüzel kişiler ile taşıtı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğü yetkililerince imzalanır. Tutanağın üç nüshası mükellefe verilir, kalan nüsha taşıtı teslim alan il özel idaresi, büyükşehir belediyesi veya MKEK hurda müdürlüğünde muhafaza edilir. İnternet vergi dairesi üzerinden oluşturulmayan tutanaklara istinaden bu uygulama kapsamında işlem tesis edilmez.

Bu Tebliğde geçen “tescil kuruluşu” tâbiri, ilgili mevzuatına göre, trafik tescil kuruluşlarını ve tescile yetkili birimleri ifade eder.

4. 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesine İlişkin Süre Uzatımı

4.1. 1997 Model veya Daha Eski Olan Taşıtların Hurdaya Ayrılmasına İlişkin Süre Uzatımı

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 1997 model veya daha eski taşıtların 31/12/2018 tarihine kadar il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine ve MKEK hurda müdürlüklerine teslim edilmesi halinde, 31/12/2018 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezalarının terkin edileceği düzenlenmişti.

7103 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle yapılan değişiklikle anılan madde düzenlenmesinden faydalanma süresi ve terkin edilecek motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının kapsamı 31/12/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.

İlgili trafik sicilinde adlarına 1997 model veya daha eski taşıt kayıt ve tescilli bulunan gerçek ve tüzel kişilerin, 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, taşıtlarını en geç 31/12/2019 tarihine kadar il özel idarelerine, büyükşehir belediyelerine veya Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda İşletmesi Müdürlüğü hurda müdürlüklerine teslim ederek 31/1/2018 tarihli ve 30318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taşıtlarını hurdaya çıkarmak suretiyle kayıt ve tescillerini sildirmeleri halinde, tescil kayıtları silinen taşıtlarına ilişkin olarak 31/12/2019 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilir.

4.2. Mevcut Olmayan veya Motorlu Taşıt Vasfını Kaybetmiş Olan Taşıtlara İlişkin Süre Uzatımı

7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasında Maliye ve İçişleri Bakanlıkları tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde mevcut olmadığı veya motorlu taşıt olma vasfını kaybettiği kabul edilen 2005 model ve daha eski taşıtların motorlu taşıtlar vergilerinin 1/4’ünün 31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edileceği düzenlenmişti.

7103 sayılı Kanunun 88 inci maddesiyle yapılan değişiklikle anılan madde düzenlenmesinden faydalanma süresi 31/12/2019 olarak yeniden belirlenmiştir.

Tescil kuruluşlarında adlarına kayıt ve tescilli model yılı 2005 veya daha eski taşıtı olup, bu taşıtı 27/5/2017tarihi itibarıyla mevcut olmayan veya herhangi bir nedenle motorlu taşıt vasfını kaybetmiş bulunan gerçek ve tüzel kişilerin; 48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, bu durumlarını kanaat verici belgelerle tevsik etmeleri veya tescil kuruluşları tarafından taşıtın mevcut olmadığının kabulü ve bu taşıtlara ait motorlu taşıtlar vergisi asıllarının 1/4'ünü 31/12/2019 tarihine kadar ödemeleri şartıyla, kalan vergi aslı, gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 116 ncı maddesine istinaden tescil plakasına kesilen trafik idari para cezalarının tamamının tahsilinden vazgeçilir ve ödemeyi müteakip trafik tescil kayıtları silinir.

5. 1997 Model veya Daha Eski Olan Taşıtların İhraç Edilmesi

ÖTV Kanununa ekli  (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan 1997 model veya daha eski olan taşıtları adına kayıt ve tescilli olan gerçek ve tüzel kişiler bu taşıtlarını doğrudan ihraç etmeleri veya ihracatçılara üç ay içerisinde ihraç edilmek üzere teslim etmeleri halinde bu madde hükmünden faydalanabilecektir.

5.1. Madde Hükmünden Yararlanılabilecek Taşıtlar

7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, düzenlemenin kapsamına ÖTV Kanununa ekli (II) sayılı listenin;

-8701.20 G.T.İ.P. numarasında yer alan yarı römorkler için çekiciler,

-87.02 G.T.İ.P. numarasında yer alan sürücü dahil on veya daha fazla kişi taşımaya mahsus minibüs, midibüs ve otobüsler,

-87.03 G.T.İ.P. numarasında yer alan binek otomobil, panelvan, pick-up, arazi taşıtı, ATV, steyşın vagon vb. taşıtlar,

-87.04 G.T.İ.P. numarasında yer alan eşya taşımaya mahsus van, panelvan, pick-up, kamyonet, kamyon vb. taşıtlar

girmektedir.

Bu taşıtlardan, 1997 model veya daha eski olan taşıtların doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi halinde düzenlemeden yararlanılabilir.

5.2. Mükellefler Tarafından Yapılacak İşlemler

Mükelleflerin 7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan 1997 model veya daha eski olan taşıtlarını doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç ederek söz konusu düzenlemeden yararlanabilmeleri için, tescil kuruluşuna 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğ ekinde yer alan dilekçeyle (EK:1B) müracaat ederler.

Trafik sicilinde adlarına kayıt ve tescilli bulunan ÖTV Kanununa ekli  (II) sayılı listenin 8701.20, 87.02, 87.03, 87.04 G.T.İ.P. numaralarında yer alan 1997 model veya daha eski olan taşıtların üzerinde 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş bulunan mülkiyeti muhafaza, rehin, haciz ve benzeri şerhlerin bulunmadığına ve taşıtın ihraç edilmesinde herhangi bir sakınca olmadığına  dair tescil kuruluşundan belge (EK:2B) almaları gerekmektedir.

Taşıtını doğrudan ihraç etmek isteyen mükellef tarafından taşıtların en geç 31/12/2019 tarihe kadar ihraç edilmesi gerekmektedir.

7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğde yer alan şartlar doğrultusunda taşıt ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile taşıtın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna dilekçeyle (EK:3B) başvurularak, 31/12/2019 tarihine kadar Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taşıtlarının kayıt ve tescillerini sildirmeleri gerekmektedir.

Motorlu taşıtını  noter satış senedi ile iktisap eden veya kamu kurum ve kuruluşlarından satın alan ancak, adlarına kayıt ve tescil ettirmemiş olan mükellefler ise, noter satış senetlerinin veya kamu kurum ve kuruluşundan satın aldığını gösterir belgenin bir örneğini tescil kuruluşlarına yapacakları müracaatta ibraz edeceklerdir.

5.3. İhracatçılar Tarafından Yapılacak İşlemler

Taşıtını ihracatçılar vasıtasıyla ihraç etmek isteyen mükellef ile 2018/11750 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki Kararın 5 inci maddesinin beşinci fıkrasında tanımı yapılan ihracatçı arasında noter nezdinde karşılıklı yükümlülükleri düzenleyen imzaları noterce onaylanmış bir “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi” düzenlenmesi gerekmektedir.

İhracatçılar,  “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi” ile teslim aldıkları taşıtları 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 1 inci Maddesinin Uygulamasına İlişkin Genel Tebliğde açıklanan esaslar çerçevesinde üç ay içerisinde ihraç edecektir.

Bu düzenlemeden yararlanılabilmesi için ihraç edilecek taşıtların yurt dışındaki müşteriye teslim edilmek üzere T.C. Gümrük Bölgesinden çıkmış olması şarttır. Yurt dışındaki müşteri tabiri, ikametgâhı, işyeri, kanuni ve iş merkezleri yurt dışında olan alıcılar ile yurt içindeki bir işletmenin, yurt dışında faaliyet gösteren şubelerini ifade eder. Taşıtın ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcı adına hareket edenlere veya bizzat alıcıya yurt içinde teslimi ihracat sayılmaz. Düzenlemeden yararlanılabilmesi için ihracatın gerçekleştirildiğinin gümrük beyannamesi ile tevsik edilmesi zorunludur.

İhracatçı tarafından, taşıtın ihracatına ilişkin gümrük beyannamesinde madde hükmünden yararlanmak üzere ihraç edilen taşıtın marka, model, şasi ve motor numarası ile en son tescil plakası ve adına kayıtlı kişinin adı, soyadı/unvanı ile gerçek kişilerin T.C. kimlik numarası/tüzel kişilerin vergi kimlik numarasının yazılması zorunludur.

İhracatın, her halükarda 31/12/2019 tarihine kadar gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

İhracatçı, ihracata ilişkin gümrük idaresinden aldığı onaylı gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneğini, taşıtı adına kayıt ve tescilli olan gerçek veya tüzel kişiye teslim etmekle yükümlüdür.

Mükellef, taşıt ihracatının gerçekleştirilmesi halinde, ihracatçı tarafından teslim edilen gümrük beyannamesinin aslı ya da gümrük idaresi veya noter onaylı bir örneği ile taşıtın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna dilekçeyle (EK:3B) başvurarak, 31/12/2019 tarihine kadar (bu tarih dahil) Araçların Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taşıtının kayıt ve tescilini sildirecektir. “İhracat Amacıyla Araç Teslim Sözleşmesi”nin bir örneği de dilekçe ekinde ilgili tescil kuruluşuna ibraz edilir.

5.4. Tescil Kuruluşları Tarafından Yapılacak İşlemler

7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkra hükmünden yararlanmak üzere, taşıtların ihraç edilmesi kaydıyla herhangi bir tescil kuruluşuna yapılan mükellef başvuruları üzerine, ihraç edilecek olan taşıtlar üzerinde 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tatbik edilmiş hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş mülkiyeti muhafaza, rehin veya haciz gibi şerhlerin bulunmadığına ve taşıtın ihraç edilmesinde herhangi bir sakınca olmadığına dair düzenlenecek belge (EK:2B) ilgiliye verilecek, aksi halde belge düzenlenmeyecektir.

Mükellefler tarafından dilekçeyle (EK:3B) ve ihracata ilişkin belgelerle taşıtın ihraç edilmesinde sakınca bulunmadığına dair yazıyı veren tescil kuruluşuna yapılan başvuru üzerine ihraç edilen  taşıtın tescil kaydı, tescil kuruluşunca silinecektir. Taşıta ait "Motorlu Araç Tescil Belgesi"ne “İhraç Nedeniyle Kayıt ve Tescili Silinmiştir” şerhi konularak taşıt sahiplerine geri verilecektir.

Tescil kuruluşlarınca madde hükmüne göre yapılacak kayıt ve tescil işlemleri sırasında taşıta ait motorlu taşıtlar vergisi ilişiğinin kesildiğine dair belge aranılmayacaktır.

Trafik tescil kaydının silinmesi işleminin yapılmasından sonra, taşıtın kayıt ve tescilinin silindiği hususu elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına, bunun mümkün olmaması halinde üç iş günü içerisinde kayıtlı bulunduğu vergi dairesine bildirilecektir.

Bu madde hükmü uyarınca, tescil kaydı silinecek taşıtın trafik tescil kaydında, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre konulmuş hacizler varsa, tescil kuruluşları haczi koyan idarelerden bildirim beklemeksizin bu hacizleri kaldıracak ve hacizlerin kaldırıldığı hususu haczi koyan ilgili tahsil dairelerine ayrıca bildirilecektir.

5.5. Vergi Daireleri Tarafından Yapılacak İşlemler

Başvuruda bulunan mükellefin motorlu taşıtlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi daireleri tarafından, tescil kuruluşlarından gelen, taşıtın ihraç edilmek suretiyle kayıt ve tescilinin silindiğini belirten yazı ve ekinde yer alan belgelerdeki bilgiler ile vergi dairesi kayıtları karşılaştırılarak bilgilerin doğruluğu kontrol edilecektir. Bilgilerin doğruluğu tespit edildikten sonra ilgili taşıttan dolayı motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerin motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyetleri sona erdirilecektir. Bu düzenleme kapsamında, ihraç edilen taşıtlara ilişkin olarak 31/12/2019 tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammı, gecikme faizi, vergi cezaları ve 31/12/2016 tarihine kadar tescil plakasına kesilen idari para cezaları terkin edilecek, bu alacaklar nedeniyle 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre mükellefin sair mal varlığına tatbik edilmiş olan hacizler kaldırılacak ve yapılan işlem sonucundan mükellefe bilgi verilecektir.

6. İhraç Edilen Taşıtın Geri Gelmesi Halinde Yapılacak İşlemler

7103 sayılı Kanunla değişik 7020 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında ihraç edilmesi nedeniyle trafik tescil kayıtları silinen motorlu taşıtların 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 168, 169 ve 170 inci maddelerinde belirtildiği şekilde geri gelmesi halinde, tescil kuruluşları tarafından terkin tarihinde adına kayıt ve tescilli olan kişi için tescil kaydının silindiği tarih itibarıyla trafik tescil kaydı yapılarak, durum elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına, bunun mümkün olmaması halinde ilgili vergi dairesine üç iş günü içerisinde bildirilir.

Bu bildirim üzerine vergi dairesince mükellef adına motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti tesis edilerek daha önce yapılan terkin işlemi iptal edilir.

7. Diğer Hususlar

27/7/2017 tarihli ve 30136 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 48)’nde yer alan “31/12/2018” ibareleri “31/12/2019” şeklinde ve anılan Tebliğin ekinde yer alan “EK:6, EK:7” belgelerdeki “Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne/Büro Amirliğine” ibareleri “Tescil Kuruluşuna” şeklinde; “EK:8, EK:9” belgelerdeki “Valiliği Emniyet Müdürlüğü” ibareleri “Tescil Kuruluşu”, “Şubemizde/Büromuzda” ibareleri “Kurumumuzda”, “Trafik Tescil Şb. Md./Büro A.”  ibareleri “Kurum Yetkilisi” şeklinde; “EK:11” belgesindeki “Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne” ibaresi “Tescil Kuruluşuna” şeklinde değiştirilmiştir.

48 Seri No.lu Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği ekinde yer alan “EK:1a/1b, EK:2, EK:3a/3b, EK:4, EK:5” belgeler yürürlükten kaldırılmıştır.

8. Yürürlük

Bu Tebliğ hükümleri, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

9. Yürütme

Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Resmi Gazete No: 30448 Resmi Gazete Tarihi: Pazartesi, 11 Haziran, 2018 Adı: UID:
İçerik:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 18/5/2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun (Kanun) 11 inci maddesinin (madde) uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

(2) Van İlinin tamamı ile Ağrı İli Patnos ve Bitlis İli Adilcevaz İlçelerinde 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5 inci maddesi kapsamında mücbir sebep hali sona eren mükelleflerin, 7143 sayılı Kanunla yeniden belirlenen, mücbir sebep dönemine ilişkin vergi beyannameleri ve bildirimlerinin verilme ile ödeme sürelerine ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Vergi beyannameleri ve bildirimlerinin verilmesi

MADDE 3 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, “6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası veya 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında, mücbir sebep hali sona eren mükelleflerden, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen sürede beyanname ve bildirimlerini vermemiş olan mükelleflerin, mücbir sebep ilanı nedeniyle verilmeyen; beyanname ve bildirimleri 31/8/2018 günü sonuna kadar verilir, geçici vergi beyannameleri, mükellef bilgileri bildirimleri ve kesin mizan bildirimleri verilmez…” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükme göre, mücbir sebep halinin ilan edildiği 23/10/2011 tarihinden mücbir sebep halinin sona erdiği 31/5/2017 tarihine kadar verilmesi gereken beyanname ve bildirimlerin Kanunun yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31/8/2018 tarihine kadar ilgili beyanname ve bildirimin ait olduğu her bir dönem itibarıyla ayrı ayrı verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, mücbir sebep süresi içerisine rastlayan geçici vergi beyannameleri (2011 yılı üçüncü ve 2017 yılı birinci geçici vergi dönemleri dâhil), mükellef bilgileri bildirimleri ve kesin mizan bildirimleri verilmeyecektir.

Örnek 1: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (A) Anonim Şirketinin 23/10/2011 tarihinde başlayan mücbir sebep hali, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında 31/5/2017 tarihinde sona ermiş olmakla birlikte mükellef, mücbir sebep süresi içinde verilmeyen beyanname ve bildirimlerini 7020 sayılı Kanunda öngörülen sürede vermemiştir.

Söz konusu mükellef 7143 sayılı Kanun kapsamında 31/8/2018 tarihine kadar bu beyanname ve bildirimleri vermesi durumunda Kanun hükümlerinden yararlanacak ve tahakkuk eden vergileri maddede belirtilen şekilde taksitlendirilecektir.

(2) 31/8/2018 tarihine kadar verilmesi gerektiği halde verilmeyen beyanname ve bildirimlerle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli takdire/incelemeye sevk işlemleri gerçekleştirilecektir. Söz konusu işlemler neticesinde tarh edilen vergiler ve/veya kesilen cezalarla ilgili olarak madde hükümleri çerçevesinde taksitlendirme imkanı bulunmadığı tabiidir.

Örnek 2: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bay (A)’nın 23/10/2011 tarihinde başlayan mücbir sebep hali, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında 31/5/2017 tarihinde sona ermiştir. Mükellef, mücbir sebep ilanı nedeniyle vermediği 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannameleri ile aynı yıllara ilişkin aylık dönemler itibarıyla (2016 yılı hariç) katma değer vergisi (KDV) beyannamelerini 10/8/2018 tarihinde vergi dairesine vermiştir. Bununla birlikte Bay (A), 2016 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile aynı yıla ilişkin KDV beyannamelerini (12 adet) 31/8/2018 tarihine kadar vergi dairesine vermemiştir.

2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarına ilişkin verilen yıllık gelir vergisi beyannameleri ile aynı yıllara ilişkin aylık dönemler hâlinde verilen KDV beyannamelerine istinaden tahakkuk eden vergiler, maddede belirtilen şekilde taksitlendirilecektir. Diğer taraftan, kanuni süresinde verilmeyen 2016 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile aynı yıldaki dönemlere ilişkin verilmeyen KDV beyannameleriyle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde cezalı tarh işlemleri yapılması neticesinde ortaya çıkan vergi, gecikme faizi ve cezaların madde kapsamında taksitlendirilmesi mümkün değildir.

Ödemelerin yapılması

MADDE 4 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, “…Tahakkuk eden vergilerin vadesi beyanname ve bildirim verme süresinin son günü kabul edilir ve ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenir. Bu şekilde ödenen vergilere herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmaz…” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, verilen beyanname ve bildirimlere ilişkin olarak tahakkuk eden vergilerin vadesi 31/8/2018 tarihi olacak ve ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenecektir. Madde hükmüne göre ödenen bu vergilere herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmayacaktır.

Söz konusu taksitlendirme işlemi için mükelleflerden herhangi bir başvuru alınmayacak olup bu işlem vergi dairesi tarafından re’sen yapılacaktır.

7143 sayılı Kanunla belirlenen sürelerde ödenmeyen veya eksik ödenen tutarlar

MADDE 5 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu maddeye göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu madde hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu madde hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu takdirde süresinde ödenmeyen tutarlar, ikinci fıkrada belirtilen vade tarihinden itibaren gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. Bu madde uyarınca vadesinde ödenmesi öngörülen taksit tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 10 Türk Lirasına (bu tutar dahil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu madde hükmü ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisi süresinde ödenmek şartıyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, madde hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacak ve ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla madde hükümlerinden yararlanılacaktır.

Örnek 3: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (B) Limited Şirketi mücbir sebep hali nedeniyle vermediği tüm beyanname ve bildirimlerini süresinde vergi dairesine vermiş, tahakkuk eden vergiler ilgili vergi dairesince ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünmüştür. Mükellef kurum, 2018/Eylül ve 2018/Kasım taksitlerini süresinde ödemekle birlikte 2019/Ocak ve 2019/Mart taksitlerini süreleri geçtiği halde ödememiştir.

Bu durumda mükellef kurum 2019/Ocak ve 2019/Mart taksit tutarlarını, otuzuncu taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödemesi durumunda bu madde hükümlerinden yararlanacaktır.

(2) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden;

- İlk ikisinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

- Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

- Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,

hallerinde madde hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.

Bu takdirde süresinde ödenmeyen tutarlar, maddenin birinci fıkrasında belirtilen vade tarihi olan 31/8/2018 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.

Örnek 4: Erciş Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bayan (C) mücbir sebep hali nedeniyle vermediği tüm beyanname ve bildirimlerini vergi dairesine süresinde vermiş, tahakkuk eden vergiler ilgili vergi dairesince ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünmüştür. Bayan (C), 2018 yılındaki tüm taksitlerini ve 2019/Ocak taksitini süresinde ödemekle birlikte 2019/Mart, 2019/Mayıs ve 2019/Temmuz taksitlerini süreleri geçtiği halde ödememiştir.

Bu durumda, Bayan (C)’nin bir takvim yılında ikiden fazla taksiti süresinde ödememesi nedeniyle maddeden yararlanma hakkı sona erecek, ancak daha önce ödediği taksitler için madde hükümlerinden yararlanacaktır. Bu takdirde, 2019/Mart taksiti dahil olmak üzere sonraki taksitler, vadeleri 31/8/2018 tarihi esas almak suretiyle hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilecektir.

(3) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmesi maddeden yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, mükelleflerin Eylül/2018 ve Kasım/2018 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.

(4) Maddenin ikinci fıkrasında, taksitler için yapılan ödemelerde her bir taksite yönelik 10 Türk Lirasına kadar eksik ödemeler ihlal sebebi olarak sayılmamıştır. Ayrıca, taksit tutarının %10’u, 10 Türk Lirasının altında ise %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme de ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.

Örnek 5: Adilcevaz Malmüdürlüğü mükellefi olan Bay (D)’nin Mayıs/2019 dönemine ilişkin madde kapsamındaki taksit tutarı 2.000 TL olmasına rağmen bu döneme ilişkin 1.990 TL ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar 10 TL’yi aşmadığından madde hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan, taksit tutarının %10’u olan (2.000 x %10=) 200 TL ise 10 TL’den fazla olduğundan tutarın oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.

6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ile 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamındaki mükelleflerin durumu

MADDE 6 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ve 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında öngörülen sürelerde beyanname ve bildirimlerini veren ve tahakkuk eden vergileri mezkûr Kanunlar kapsamında yapılandıran mükellefler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.” hükmü yer almaktadır.

(2) 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ve 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında öngörülen sürelerde beyanname ve bildirimlerini veren ve tahakkuk eden vergileri mezkûr Kanunlar kapsamında yapılandıran mükellefler hakkında da herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın ve mezkûr Kanunlar kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanacaktır.

Ayrıca bu maddenin yürürlüğe girdiği 18/5/2018 tarihinden önce tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmeyeceğinden, daha önce yapılmış ödemeler sonrası kalan tutar madde hükmüne göre taksitlendirilecektir.

Örnek 6: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (E) Limited Şirketinin mücbir sebep hali, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında sonlanmış, mücbir sebep süresi içinde verilmeyen beyanname ve bildirimler mükellef tarafından 31/8/2017 tarihine kadar verilerek tahakkuk eden vergiler otuz eşit taksitte ödenecek şekilde yapılandırılmıştır. 31/1/2018 tarihinde ilk taksiti ödeyen ancak Mart/2018 taksitini ödemeyen mükellefin kalan borcu, 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesi kapsamında ilk taksit 2018 yılı Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünecektir.

(3) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmesi maddeden yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki mükelleflerin de Eylül/2018 ve Kasım/2018 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.

Diğer hususlar

MADDE 7 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesi kapsamındaki mükelleflerin, Kanunun 5 inci maddesi kapsamında matrah/vergi artırımında bulunması mümkündür. Bu durumdaki mükelleflerin matrah/vergi artırımından doğan borçlarıyla ilgili olarak Kanunun matrah/vergi artırımına ilişkin hükümleri geçerli olacaktır.

Örnek 7: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (Z) Anonim Şirketi, mücbir sebep hali nedeniyle vermediği 2014 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini 10/8/2018 tarihinde vergi dairesine vermiş, bu beyannamede 200.000 TL kurumlar vergisi matrahı beyan etmiştir. Bu matraha istinaden ödenecek kurumlar vergisi (200.000 x %20) 40.000 TL olarak hesaplanmıştır.

(Z) Anonim Şirketi, 2014 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde vergiye esas alınan matrahını bu Kanunun 5 inci maddesi kapsamında %30 oranında (60.000 TL) artırmıştır. Bu tutara ilişkin ödenecek tutar ise (60.000 x %20) 12.000 TL olarak hesaplanmıştır.

Bu durumda, mükellefin kendi beyanına göre tahakkuk eden 40.000 TL’lik kurumlar vergisi, Kanunun 11 inci maddesi kapsamında, bu vergiye herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmaksızın ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenebilecektir.

Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulması sonucu hesaplanan 12.000 TL’lik vergi tutarı, Kanunun 5 inci maddesi kapsamında bu vergiye katsayı uygulanmak suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde altı eşit taksitte ödenebilecektir. Söz konusu verginin peşin ödenmesi hâlinde ise bu vergiye katsayı uygulanmayacaktır.

Yürürlük

MADDE 8 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanlığı yürütür.

İçerik 1:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 18/5/2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun (Kanun) 11 inci maddesinin (madde) uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

(2) Van İlinin tamamı ile Ağrı İli Patnos ve Bitlis İli Adilcevaz İlçelerinde 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5 inci maddesi kapsamında mücbir sebep hali sona eren mükelleflerin, 7143 sayılı Kanunla yeniden belirlenen, mücbir sebep dönemine ilişkin vergi beyannameleri ve bildirimlerinin verilme ile ödeme sürelerine ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Vergi beyannameleri ve bildirimlerinin verilmesi

MADDE 3 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, “6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası veya 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında, mücbir sebep hali sona eren mükelleflerden, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen sürede beyanname ve bildirimlerini vermemiş olan mükelleflerin, mücbir sebep ilanı nedeniyle verilmeyen; beyanname ve bildirimleri 31/8/2018 günü sonuna kadar verilir, geçici vergi beyannameleri, mükellef bilgileri bildirimleri ve kesin mizan bildirimleri verilmez…” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükme göre, mücbir sebep halinin ilan edildiği 23/10/2011 tarihinden mücbir sebep halinin sona erdiği 31/5/2017 tarihine kadar verilmesi gereken beyanname ve bildirimlerin Kanunun yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31/8/2018 tarihine kadar ilgili beyanname ve bildirimin ait olduğu her bir dönem itibarıyla ayrı ayrı verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, mücbir sebep süresi içerisine rastlayan geçici vergi beyannameleri (2011 yılı üçüncü ve 2017 yılı birinci geçici vergi dönemleri dâhil), mükellef bilgileri bildirimleri ve kesin mizan bildirimleri verilmeyecektir.

Örnek 1: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (A) Anonim Şirketinin 23/10/2011 tarihinde başlayan mücbir sebep hali, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında 31/5/2017 tarihinde sona ermiş olmakla birlikte mükellef, mücbir sebep süresi içinde verilmeyen beyanname ve bildirimlerini 7020 sayılı Kanunda öngörülen sürede vermemiştir.

Söz konusu mükellef 7143 sayılı Kanun kapsamında 31/8/2018 tarihine kadar bu beyanname ve bildirimleri vermesi durumunda Kanun hükümlerinden yararlanacak ve tahakkuk eden vergileri maddede belirtilen şekilde taksitlendirilecektir.

(2) 31/8/2018 tarihine kadar verilmesi gerektiği halde verilmeyen beyanname ve bildirimlerle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli takdire/incelemeye sevk işlemleri gerçekleştirilecektir. Söz konusu işlemler neticesinde tarh edilen vergiler ve/veya kesilen cezalarla ilgili olarak madde hükümleri çerçevesinde taksitlendirme imkanı bulunmadığı tabiidir.

Örnek 2: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bay (A)’nın 23/10/2011 tarihinde başlayan mücbir sebep hali, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında 31/5/2017 tarihinde sona ermiştir. Mükellef, mücbir sebep ilanı nedeniyle vermediği 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannameleri ile aynı yıllara ilişkin aylık dönemler itibarıyla (2016 yılı hariç) katma değer vergisi (KDV) beyannamelerini 10/8/2018 tarihinde vergi dairesine vermiştir. Bununla birlikte Bay (A), 2016 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile aynı yıla ilişkin KDV beyannamelerini (12 adet) 31/8/2018 tarihine kadar vergi dairesine vermemiştir.

2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarına ilişkin verilen yıllık gelir vergisi beyannameleri ile aynı yıllara ilişkin aylık dönemler hâlinde verilen KDV beyannamelerine istinaden tahakkuk eden vergiler, maddede belirtilen şekilde taksitlendirilecektir. Diğer taraftan, kanuni süresinde verilmeyen 2016 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile aynı yıldaki dönemlere ilişkin verilmeyen KDV beyannameleriyle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde cezalı tarh işlemleri yapılması neticesinde ortaya çıkan vergi, gecikme faizi ve cezaların madde kapsamında taksitlendirilmesi mümkün değildir.

Ödemelerin yapılması

MADDE 4 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, “…Tahakkuk eden vergilerin vadesi beyanname ve bildirim verme süresinin son günü kabul edilir ve ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenir. Bu şekilde ödenen vergilere herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmaz…” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, verilen beyanname ve bildirimlere ilişkin olarak tahakkuk eden vergilerin vadesi 31/8/2018 tarihi olacak ve ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenecektir. Madde hükmüne göre ödenen bu vergilere herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmayacaktır.

Söz konusu taksitlendirme işlemi için mükelleflerden herhangi bir başvuru alınmayacak olup bu işlem vergi dairesi tarafından re’sen yapılacaktır.

7143 sayılı Kanunla belirlenen sürelerde ödenmeyen veya eksik ödenen tutarlar

MADDE 5 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu maddeye göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu madde hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu madde hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu takdirde süresinde ödenmeyen tutarlar, ikinci fıkrada belirtilen vade tarihinden itibaren gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. Bu madde uyarınca vadesinde ödenmesi öngörülen taksit tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 10 Türk Lirasına (bu tutar dahil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu madde hükmü ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisi süresinde ödenmek şartıyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, madde hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacak ve ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla madde hükümlerinden yararlanılacaktır.

Örnek 3: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (B) Limited Şirketi mücbir sebep hali nedeniyle vermediği tüm beyanname ve bildirimlerini süresinde vergi dairesine vermiş, tahakkuk eden vergiler ilgili vergi dairesince ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünmüştür. Mükellef kurum, 2018/Eylül ve 2018/Kasım taksitlerini süresinde ödemekle birlikte 2019/Ocak ve 2019/Mart taksitlerini süreleri geçtiği halde ödememiştir.

Bu durumda mükellef kurum 2019/Ocak ve 2019/Mart taksit tutarlarını, otuzuncu taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödemesi durumunda bu madde hükümlerinden yararlanacaktır.

(2) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden;

- İlk ikisinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

- Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

- Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,

hallerinde madde hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.

Bu takdirde süresinde ödenmeyen tutarlar, maddenin birinci fıkrasında belirtilen vade tarihi olan 31/8/2018 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.

Örnek 4: Erciş Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bayan (C) mücbir sebep hali nedeniyle vermediği tüm beyanname ve bildirimlerini vergi dairesine süresinde vermiş, tahakkuk eden vergiler ilgili vergi dairesince ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünmüştür. Bayan (C), 2018 yılındaki tüm taksitlerini ve 2019/Ocak taksitini süresinde ödemekle birlikte 2019/Mart, 2019/Mayıs ve 2019/Temmuz taksitlerini süreleri geçtiği halde ödememiştir.

Bu durumda, Bayan (C)’nin bir takvim yılında ikiden fazla taksiti süresinde ödememesi nedeniyle maddeden yararlanma hakkı sona erecek, ancak daha önce ödediği taksitler için madde hükümlerinden yararlanacaktır. Bu takdirde, 2019/Mart taksiti dahil olmak üzere sonraki taksitler, vadeleri 31/8/2018 tarihi esas almak suretiyle hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilecektir.

(3) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmesi maddeden yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, mükelleflerin Eylül/2018 ve Kasım/2018 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.

(4) Maddenin ikinci fıkrasında, taksitler için yapılan ödemelerde her bir taksite yönelik 10 Türk Lirasına kadar eksik ödemeler ihlal sebebi olarak sayılmamıştır. Ayrıca, taksit tutarının %10’u, 10 Türk Lirasının altında ise %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme de ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.

Örnek 5: Adilcevaz Malmüdürlüğü mükellefi olan Bay (D)’nin Mayıs/2019 dönemine ilişkin madde kapsamındaki taksit tutarı 2.000 TL olmasına rağmen bu döneme ilişkin 1.990 TL ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar 10 TL’yi aşmadığından madde hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan, taksit tutarının %10’u olan (2.000 x %10=) 200 TL ise 10 TL’den fazla olduğundan tutarın oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.

6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ile 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamındaki mükelleflerin durumu

MADDE 6 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ve 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında öngörülen sürelerde beyanname ve bildirimlerini veren ve tahakkuk eden vergileri mezkûr Kanunlar kapsamında yapılandıran mükellefler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.” hükmü yer almaktadır.

(2) 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ve 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında öngörülen sürelerde beyanname ve bildirimlerini veren ve tahakkuk eden vergileri mezkûr Kanunlar kapsamında yapılandıran mükellefler hakkında da herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın ve mezkûr Kanunlar kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanacaktır.

Ayrıca bu maddenin yürürlüğe girdiği 18/5/2018 tarihinden önce tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmeyeceğinden, daha önce yapılmış ödemeler sonrası kalan tutar madde hükmüne göre taksitlendirilecektir.

Örnek 6: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (E) Limited Şirketinin mücbir sebep hali, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında sonlanmış, mücbir sebep süresi içinde verilmeyen beyanname ve bildirimler mükellef tarafından 31/8/2017 tarihine kadar verilerek tahakkuk eden vergiler otuz eşit taksitte ödenecek şekilde yapılandırılmıştır. 31/1/2018 tarihinde ilk taksiti ödeyen ancak Mart/2018 taksitini ödemeyen mükellefin kalan borcu, 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesi kapsamında ilk taksit 2018 yılı Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünecektir.

(3) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmesi maddeden yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki mükelleflerin de Eylül/2018 ve Kasım/2018 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.

Diğer hususlar

MADDE 7 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesi kapsamındaki mükelleflerin, Kanunun 5 inci maddesi kapsamında matrah/vergi artırımında bulunması mümkündür. Bu durumdaki mükelleflerin matrah/vergi artırımından doğan borçlarıyla ilgili olarak Kanunun matrah/vergi artırımına ilişkin hükümleri geçerli olacaktır.

Örnek 7: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (Z) Anonim Şirketi, mücbir sebep hali nedeniyle vermediği 2014 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini 10/8/2018 tarihinde vergi dairesine vermiş, bu beyannamede 200.000 TL kurumlar vergisi matrahı beyan etmiştir. Bu matraha istinaden ödenecek kurumlar vergisi (200.000 x %20) 40.000 TL olarak hesaplanmıştır.

(Z) Anonim Şirketi, 2014 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde vergiye esas alınan matrahını bu Kanunun 5 inci maddesi kapsamında %30 oranında (60.000 TL) artırmıştır. Bu tutara ilişkin ödenecek tutar ise (60.000 x %20) 12.000 TL olarak hesaplanmıştır.

Bu durumda, mükellefin kendi beyanına göre tahakkuk eden 40.000 TL’lik kurumlar vergisi, Kanunun 11 inci maddesi kapsamında, bu vergiye herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmaksızın ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenebilecektir.

Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulması sonucu hesaplanan 12.000 TL’lik vergi tutarı, Kanunun 5 inci maddesi kapsamında bu vergiye katsayı uygulanmak suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde altı eşit taksitte ödenebilecektir. Söz konusu verginin peşin ödenmesi hâlinde ise bu vergiye katsayı uygulanmayacaktır.

Yürürlük

MADDE 8 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanlığı yürütür.

İçerik 2:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 18/5/2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun (Kanun) 11 inci maddesinin (madde) uygulamasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.

(2) Van İlinin tamamı ile Ağrı İli Patnos ve Bitlis İli Adilcevaz İlçelerinde 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ve 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5 inci maddesi kapsamında mücbir sebep hali sona eren mükelleflerin, 7143 sayılı Kanunla yeniden belirlenen, mücbir sebep dönemine ilişkin vergi beyannameleri ve bildirimlerinin verilme ile ödeme sürelerine ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Vergi beyannameleri ve bildirimlerinin verilmesi

MADDE 3 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, “6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası veya 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında, mücbir sebep hali sona eren mükelleflerden, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen sürede beyanname ve bildirimlerini vermemiş olan mükelleflerin, mücbir sebep ilanı nedeniyle verilmeyen; beyanname ve bildirimleri 31/8/2018 günü sonuna kadar verilir, geçici vergi beyannameleri, mükellef bilgileri bildirimleri ve kesin mizan bildirimleri verilmez…” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükme göre, mücbir sebep halinin ilan edildiği 23/10/2011 tarihinden mücbir sebep halinin sona erdiği 31/5/2017 tarihine kadar verilmesi gereken beyanname ve bildirimlerin Kanunun yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31/8/2018 tarihine kadar ilgili beyanname ve bildirimin ait olduğu her bir dönem itibarıyla ayrı ayrı verilmesi gerekmektedir.

Öte yandan, mücbir sebep süresi içerisine rastlayan geçici vergi beyannameleri (2011 yılı üçüncü ve 2017 yılı birinci geçici vergi dönemleri dâhil), mükellef bilgileri bildirimleri ve kesin mizan bildirimleri verilmeyecektir.

Örnek 1: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (A) Anonim Şirketinin 23/10/2011 tarihinde başlayan mücbir sebep hali, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında 31/5/2017 tarihinde sona ermiş olmakla birlikte mükellef, mücbir sebep süresi içinde verilmeyen beyanname ve bildirimlerini 7020 sayılı Kanunda öngörülen sürede vermemiştir.

Söz konusu mükellef 7143 sayılı Kanun kapsamında 31/8/2018 tarihine kadar bu beyanname ve bildirimleri vermesi durumunda Kanun hükümlerinden yararlanacak ve tahakkuk eden vergileri maddede belirtilen şekilde taksitlendirilecektir.

(2) 31/8/2018 tarihine kadar verilmesi gerektiği halde verilmeyen beyanname ve bildirimlerle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli takdire/incelemeye sevk işlemleri gerçekleştirilecektir. Söz konusu işlemler neticesinde tarh edilen vergiler ve/veya kesilen cezalarla ilgili olarak madde hükümleri çerçevesinde taksitlendirme imkanı bulunmadığı tabiidir.

Örnek 2: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bay (A)’nın 23/10/2011 tarihinde başlayan mücbir sebep hali, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında 31/5/2017 tarihinde sona ermiştir. Mükellef, mücbir sebep ilanı nedeniyle vermediği 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannameleri ile aynı yıllara ilişkin aylık dönemler itibarıyla (2016 yılı hariç) katma değer vergisi (KDV) beyannamelerini 10/8/2018 tarihinde vergi dairesine vermiştir. Bununla birlikte Bay (A), 2016 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile aynı yıla ilişkin KDV beyannamelerini (12 adet) 31/8/2018 tarihine kadar vergi dairesine vermemiştir.

2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarına ilişkin verilen yıllık gelir vergisi beyannameleri ile aynı yıllara ilişkin aylık dönemler hâlinde verilen KDV beyannamelerine istinaden tahakkuk eden vergiler, maddede belirtilen şekilde taksitlendirilecektir. Diğer taraftan, kanuni süresinde verilmeyen 2016 takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile aynı yıldaki dönemlere ilişkin verilmeyen KDV beyannameleriyle ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde cezalı tarh işlemleri yapılması neticesinde ortaya çıkan vergi, gecikme faizi ve cezaların madde kapsamında taksitlendirilmesi mümkün değildir.

Ödemelerin yapılması

MADDE 4 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, “…Tahakkuk eden vergilerin vadesi beyanname ve bildirim verme süresinin son günü kabul edilir ve ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenir. Bu şekilde ödenen vergilere herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmaz…” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, verilen beyanname ve bildirimlere ilişkin olarak tahakkuk eden vergilerin vadesi 31/8/2018 tarihi olacak ve ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenecektir. Madde hükmüne göre ödenen bu vergilere herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmayacaktır.

Söz konusu taksitlendirme işlemi için mükelleflerden herhangi bir başvuru alınmayacak olup bu işlem vergi dairesi tarafından re’sen yapılacaktır.

7143 sayılı Kanunla belirlenen sürelerde ödenmeyen veya eksik ödenen tutarlar

MADDE 5 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu maddeye göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu madde hükümlerinden yararlanılır. İlk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu madde hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. Bu takdirde süresinde ödenmeyen tutarlar, ikinci fıkrada belirtilen vade tarihinden itibaren gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. Bu madde uyarınca vadesinde ödenmesi öngörülen taksit tutarının %10’unu aşmamak şartıyla 10 Türk Lirasına (bu tutar dahil) kadar yapılmış eksik ödemeler için bu madde hükmü ihlal edilmiş sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.

Bu hükme göre, ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisi süresinde ödenmek şartıyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, madde hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacak ve ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla madde hükümlerinden yararlanılacaktır.

Örnek 3: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (B) Limited Şirketi mücbir sebep hali nedeniyle vermediği tüm beyanname ve bildirimlerini süresinde vergi dairesine vermiş, tahakkuk eden vergiler ilgili vergi dairesince ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünmüştür. Mükellef kurum, 2018/Eylül ve 2018/Kasım taksitlerini süresinde ödemekle birlikte 2019/Ocak ve 2019/Mart taksitlerini süreleri geçtiği halde ödememiştir.

Bu durumda mükellef kurum 2019/Ocak ve 2019/Mart taksit tutarlarını, otuzuncu taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödemesi durumunda bu madde hükümlerinden yararlanacaktır.

(2) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden;

- İlk ikisinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

- Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

- Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,

hallerinde madde hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.

Bu takdirde süresinde ödenmeyen tutarlar, maddenin birinci fıkrasında belirtilen vade tarihi olan 31/8/2018 tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.

Örnek 4: Erciş Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Bayan (C) mücbir sebep hali nedeniyle vermediği tüm beyanname ve bildirimlerini vergi dairesine süresinde vermiş, tahakkuk eden vergiler ilgili vergi dairesince ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünmüştür. Bayan (C), 2018 yılındaki tüm taksitlerini ve 2019/Ocak taksitini süresinde ödemekle birlikte 2019/Mart, 2019/Mayıs ve 2019/Temmuz taksitlerini süreleri geçtiği halde ödememiştir.

Bu durumda, Bayan (C)’nin bir takvim yılında ikiden fazla taksiti süresinde ödememesi nedeniyle maddeden yararlanma hakkı sona erecek, ancak daha önce ödediği taksitler için madde hükümlerinden yararlanacaktır. Bu takdirde, 2019/Mart taksiti dahil olmak üzere sonraki taksitler, vadeleri 31/8/2018 tarihi esas almak suretiyle hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilecektir.

(3) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmesi maddeden yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, mükelleflerin Eylül/2018 ve Kasım/2018 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.

(4) Maddenin ikinci fıkrasında, taksitler için yapılan ödemelerde her bir taksite yönelik 10 Türk Lirasına kadar eksik ödemeler ihlal sebebi olarak sayılmamıştır. Ayrıca, taksit tutarının %10’u, 10 Türk Lirasının altında ise %10 tutarına isabet eden tutar kadar eksik ödeme de ihlal sebebi sayılmayacaktır. Bu tutarları aşan eksik ödemelerin ihlal sebebi olarak değerlendirileceği tabiidir.

Örnek 5: Adilcevaz Malmüdürlüğü mükellefi olan Bay (D)’nin Mayıs/2019 dönemine ilişkin madde kapsamındaki taksit tutarı 2.000 TL olmasına rağmen bu döneme ilişkin 1.990 TL ödeme yapılmıştır. Eksik ödenen tutar 10 TL’yi aşmadığından madde hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır. Diğer taraftan, taksit tutarının %10’u olan (2.000 x %10=) 200 TL ise 10 TL’den fazla olduğundan tutarın oranla mukayese edilmesine gerek olmadığı tabiidir.

6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ile 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamındaki mükelleflerin durumu

MADDE 6 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ve 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında öngörülen sürelerde beyanname ve bildirimlerini veren ve tahakkuk eden vergileri mezkûr Kanunlar kapsamında yapılandıran mükellefler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.” hükmü yer almaktadır.

(2) 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası ve 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında öngörülen sürelerde beyanname ve bildirimlerini veren ve tahakkuk eden vergileri mezkûr Kanunlar kapsamında yapılandıran mükellefler hakkında da herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın ve mezkûr Kanunlar kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanacaktır.

Ayrıca bu maddenin yürürlüğe girdiği 18/5/2018 tarihinden önce tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmeyeceğinden, daha önce yapılmış ödemeler sonrası kalan tutar madde hükmüne göre taksitlendirilecektir.

Örnek 6: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (E) Limited Şirketinin mücbir sebep hali, 7020 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında sonlanmış, mücbir sebep süresi içinde verilmeyen beyanname ve bildirimler mükellef tarafından 31/8/2017 tarihine kadar verilerek tahakkuk eden vergiler otuz eşit taksitte ödenecek şekilde yapılandırılmıştır. 31/1/2018 tarihinde ilk taksiti ödeyen ancak Mart/2018 taksitini ödemeyen mükellefin kalan borcu, 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesi kapsamında ilk taksit 2018 yılı Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksite bölünecektir.

(3) Madde kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmesi maddeden yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki mükelleflerin de Eylül/2018 ve Kasım/2018 taksitlerini süresinde ve tam olarak ödemeleri gerekmektedir.

Diğer hususlar

MADDE 7 – (1) 7143 sayılı Kanunun 11 inci maddesi kapsamındaki mükelleflerin, Kanunun 5 inci maddesi kapsamında matrah/vergi artırımında bulunması mümkündür. Bu durumdaki mükelleflerin matrah/vergi artırımından doğan borçlarıyla ilgili olarak Kanunun matrah/vergi artırımına ilişkin hükümleri geçerli olacaktır.

Örnek 7: Van Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi (Z) Anonim Şirketi, mücbir sebep hali nedeniyle vermediği 2014 hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini 10/8/2018 tarihinde vergi dairesine vermiş, bu beyannamede 200.000 TL kurumlar vergisi matrahı beyan etmiştir. Bu matraha istinaden ödenecek kurumlar vergisi (200.000 x %20) 40.000 TL olarak hesaplanmıştır.

(Z) Anonim Şirketi, 2014 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesinde vergiye esas alınan matrahını bu Kanunun 5 inci maddesi kapsamında %30 oranında (60.000 TL) artırmıştır. Bu tutara ilişkin ödenecek tutar ise (60.000 x %20) 12.000 TL olarak hesaplanmıştır.

Bu durumda, mükellefin kendi beyanına göre tahakkuk eden 40.000 TL’lik kurumlar vergisi, Kanunun 11 inci maddesi kapsamında, bu vergiye herhangi bir zam, faiz, katsayı uygulanmaksızın ilk taksiti 2018 yılının Eylül ayından başlamak üzere ikişer aylık dönemler hâlinde otuz eşit taksitte ödenebilecektir.

Diğer taraftan, matrah artırımında bulunulması sonucu hesaplanan 12.000 TL’lik vergi tutarı, Kanunun 5 inci maddesi kapsamında bu vergiye katsayı uygulanmak suretiyle ikişer aylık dönemler hâlinde altı eşit taksitte ödenebilecektir. Söz konusu verginin peşin ödenmesi hâlinde ise bu vergiye katsayı uygulanmayacaktır.

Yürürlük

MADDE 8 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 9 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanlığı yürütür.

Resmi Gazete No: 30442 Resmi Gazete Tarihi: Salı, 5 Haziran, 2018 Adı: UID:
İçerik:

MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/A-2.) bölümünün sekizinci paragrafının beşinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Ancak, arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin matrahın tespitinde, 3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 6 ncı fıkrası dikkate alınır.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin (I/B-6.1.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan “Verginin mükellefi” ibaresinden sonra gelmek üzere “3065 sayılı Kanunun (8/ç) maddesine göre,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 3 – Aynı Tebliğin (I/B-6.2.1.) bölümünde yer alan “verginin mükellefi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “3065 sayılı Kanunun (8/ç) maddesine göre,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 4 – Aynı Tebliğin (I/B-8.) bölümü, başlıkları ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“8. Arsa Karşılığı İnşaat İşleri

Arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi, ikincisi ise müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine yapılan konut veya işyeri teslimidir. Karşılıklı olarak gerçekleşen bu teslimlerin her birinin KDV karşısındaki durumu aşağıda açıklanmıştır.

8.1. Arsa Sahibi Tarafından Müteahhide Arsa Payı Teslimi

Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa payı teslimi KDV’ye tabidir.

Ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsa payını konut veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde vergi uygulanmaz.

8.2. Müteahhit Tarafından Arsa Sahibine Konut veya İşyeri Teslimi

3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 6 ncı fıkrasında, arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin bedelin tespitinde, müteahhit tarafından arsa sahibine bırakılan konut veya işyerinin, 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarının esas alınacağı hüküm altına alınmıştır.

213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, maliyet bedeli esasında emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için %5, perakende satışlar için %10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli etmektedir.

Buna göre, müteahhit tarafından arsa sahibine arsa payının karşılığı olarak yapılan konut veya işyeri teslimlerinde, konut veya işyerinin 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarı üzerinden KDV uygulanır. 3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 4 üncü fıkrasına göre, katma değer vergisi uygulaması bakımından emsal bedelin tayininde genel idare giderleri ve genel giderlerden mamule düşen hissenin bedele katılması mecburi olduğundan, genel idare giderleri ve genel giderlerden konut veya işyerine düşen hissenin arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin bedele dahil edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, arsa sahibine kalacak konut veya işyerlerine ilişkin arsa payının müteahhide devri söz konusu olmadığından, arsa sahibine bırakılacak konut veya işyerlerinin maliyet bedelinin tespitinde arsa payı dikkate alınmayacaktır.

Örnek 1: KDV mükellefiyeti bulunan Bay (A), işletmesine dahil arsa için müteahhit (B) A.Ş. ile 15/5/2018 tarihinde arsa payı (kat) karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamıştır. Söz konusu sözleşmeye göre arsa sahibi Bay (A), inşa edilecek 20 konuttan 8’ini ve 5 işyerinden 2’sini alacaktır.

(B) A.Ş., 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre arsa sahibine vereceği 8 konut ve 2 işyeri için toptan satış olması nedeniyle maliyet bedeline %5 ilave etmek suretiyle sırasıyla 840.000 TL ve 315.000 TL olmak üzere toplam 1.155.000 TL bedel hesaplamıştır. Bu durumda, inşa edilen konutların %1 KDV oranına tabi olduğu varsayıldığında, (B) A.Ş. tarafından arsa sahibine teslim edilen konutlara ilişkin (840.000x%1) 8.400 TL KDV, işyerlerine ilişkin (315.000x%18) 56.700 TL KDV olmak üzere toplam 65.100 TL KDV hesaplanacaktır.

KDV mükellefi arsa sahibi Bay (A)’nın aldığı konut ve işyerlerinin karşılığı olarak (B) A.Ş.’ye yapmış olduğu arsa payı teslimi de konut ve işyerlerinin 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarları dikkate alınarak 1.155.000 TL üzerinden genel oranda (1.155.000x%18) 207.900 TL KDV hesaplanacaktır.

Örnek 2: Örnek 1’de yer alan Bay (A), iktisadi işletmesine dahil olmayan arsası için müteahhit (B) A.Ş. ile 20/5/2018 tarihinde arsa payı (kat) karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamıştır. Söz konusu sözleşmeye göre arsa sahibi Bay (A), inşa edilecek 20 konuttan 8’ini ve 5 işyerinden 2’sini alacaktır.

(B) A.Ş., 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre arsa sahibine vereceği 8 konut ve 2 işyeri için perakende satış olması nedeniyle maliyet bedeline %10 ilave etmek suretiyle sırasıyla 880.000 TL ve 330.000 TL olmak üzere toplam 1.210.000 TL bedel hesaplamıştır. Bu durumda, inşa edilen konutların %1 KDV oranına tabi olduğu varsayıldığında, (B) A.Ş. tarafından arsa sahibine teslim edilen konutlara ilişkin (880.000x%1) 8.800 TL KDV, işyerlerine ilişkin (330.000x%18) 59.400 TL KDV olmak üzere toplam 68.200 TL KDV hesaplanacaktır.

Bay (A)’nın müteahhit (B) A.Ş.ye arsa tesliminde vergi uygulanmayacaktır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin (I/C-1.) bölümünün birinci paragrafının (c) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.

“ç) Müzayede mahallerinde yapılan satışlarda mükellef, bu satışları yapanlardır.”

MADDE 6 – Aynı Tebliğin (I/C-1.1.1.) bölümünün birinci paragrafının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu gibi sebeplerle fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen vergi, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre işlemi yapan mükellefe iade edilir. Şu kadar ki söz konusu iadenin yapılabilmesi için işlemle ilgili beyanların düzeltilmesi ve fazla veya yersiz hesaplanan verginin satıcı tarafından alıcıya geri verilmesi şarttır.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin (I/C-1.1.2.) bölümünün başlığı “1.1.2. Fazla veya Yersiz Hesaplanan ve Hazineye Ödenen Verginin İadesi” şeklinde, aynı bölümün birinci paragrafında yer alan “fazla veya yersiz ödenen” ibaresi “fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen” olarak değiştirilmiş, altıncı paragrafında ve bu paragrafın birinci alt paragrafında yer alan “ödenecek KDV çıkması” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve Hazineye ödenmesi” ibareleri eklenmiş, altıncı paragrafın ikinci alt paragrafında yer alan “ödenecek KDV çıkmaması durumunda ise” ibaresinden sonra gelmek üzere “Hazineye intikal eden herhangi bir vergi bulunmadığından” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 8 – Aynı Tebliğin (I/Ç-1.) bölümünün 10 uncu paragrafının birinci ve ikinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Arsa karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhidin arsa payı karşılığı konut, işyeri gibi bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşir. Arsanın bir iktisadi işletmeye dâhil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi durumunda, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte, müteahhide yapılan bu arsa payı teslimi nedeniyle düzenlenecek faturada, arsa payı karşılığı alınan bağımsız birimlerin 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarı üzerinden KDV hesaplanır.”

MADDE 9 – Aynı Tebliğin (II/B-12.1.2.) bölümünün dördüncü paragrafının üçüncü ve dördüncü cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine yapılan konut veya işyeri teslimidir. Buna göre arsa payına karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyerinin arsa sahibi tarafından teslimi ilk teslim kapsamında değerlendirilmez.”

MADDE 10 – Aynı Tebliğin (II/B) kısmının 12 nci bölümünden sonra gelmek üzere sırasıyla aşağıdaki bölümler eklenmiş ve bu bölümlerden sonra gelen bölümün numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.

13. Organize Sanayi Bölgeleri ile Küçük Sanayi Sitelerinin İnşasına İlişkin İstisna

21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine eklenen (j) bendine göre, organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin su, kanalizasyon, arıtma, doğalgaz, elektrik, haberleşme tesisleri ile yol yapımına ve küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin inşasına ilişkin, bunlara veya bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmelere yapılan mal teslimleri ile hizmet ifaları 1/4/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere KDV’den istisnadır.

13.1. İstisnanın Kapsamı

13.1.1. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

Söz konusu istisnadan;

-12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununa göre kurulan organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler,

-24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile küçük sanayi sitesi yapı kooperatifi ana sözleşmesi hükümlerine göre kurulmuş küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri

faydalanır.

Küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin bu istisnadan faydalanabilmesi için küçük sanayi sitesi inşa edilecek arsanın tapu sicilinin küçük sanayi sitesi yapı kooperatifi adına tescil edilmiş olması ve bu arsanın küçük sanayi sitesi inşa edilmesine uygun olduğunun uygulama imar planı veya yetkili idarelerce verilecek ruhsat veya onay ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

13.1.2. İstisna Kapsamına Giren İşlemler

İstisna kapsamına;

– Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin içme ve kullanma suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu şebekesi, içme, kullanma ve atık su arıtma tesisi, doğalgaz, elektrik ve haberleşme tesislerine ilişkin altyapı işleri ile yolların yapımına ilişkin organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine yapılan teslim ve hizmetler,

– Küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin inşasına ilişkin küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine yapılan teslim ve hizmetler

girmektedir.

İdari bina, sosyal tesisler, spor tesisleri ve benzeri tesislerin yapım işlerine ilişkin organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerine yapılan teslim ve hizmetler istisna kapsamına girmez.

Organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin makina, teçhizat, demirbaş, mobilya, mefruşat ve benzeri alımları istisna kapsamında değerlendirilmez.

Organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin su, kanalizasyon, arıtma, doğalgaz, elektrik, haberleşme tesisleri ile yolların ve küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin yeniden inşasına yönelik mal ve hizmet alımları bu istisna kapsamına girmekle birlikte, bunların tamir, bakım ve onarımına ilişkin mal ve hizmet alımları istisna kapsamında değerlendirilmez.

Örnek: Başkent Organize Sanayi Bölgesi, mevcut kapasiteyi artırmak amacıyla arıtma tesisinin yıkılarak yeniden inşa edilmesine, doğalgaz tesislerinin ise yıllık bakım ve onarımının yapılmasına karar vermiştir. Söz konusu arıtma tesisinin yeniden inşasına yönelik olarak Başkent Organize Sanayi Bölgesine yapılacak teslim ve hizmetler KDV’den istisna olup, doğalgaz tesislerinin yıllık bakımı ile onarımına ilişkin teslim ve hizmetler bu istisna kapsamına girmez.

13.2. İstisnanın Uygulanması

Organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri, hazırlanan proje kapsamında istisna uygulanarak alınacak mal ve hizmetlere ilişkin bir liste hazırlarlar. Söz konusu proje ve bu proje kapsamındaki mal ve hizmetlere ilişkin liste elektronik ortamda sisteme girilir. Mükellef mal ve hizmetlere ilişkin listeyi elektronik ortamda sisteme girdikten sonra KDV yönünden bağlı olduğu/bulunduğu vergi dairesine istisna belgesi almak için başvuruda bulunur. Vergi dairesi (EK:26)’da yer alan belgeyi düzenleyerek mükellefe verir. Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin bir örneği mal ve hizmetin alımı sırasında satıcılara verilir ve istisna kapsamında işlem yapılması talep edilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

İstisna belgesinin ekinde, istisnalı olarak alınacak mal ve hizmet miktarı ve tutarı yer alır. Söz konusu istisna belgesi kapsamında teslim veya hizmette bulunan satıcı, istisna belgesinin ilgili mal veya hizmete ilişkin bölümünü fatura tarihi, numarası, mal veya hizmet miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Mal/hizmet teslimi gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini projeye uygun olarak sisteme girerler.

Satıcı mükellefin iade talebi bu istisna belgesi esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

Projenin sonradan revize edilmesi, güncellenmesi veya ek proje düzenlenmesi halinde proje kapsamındaki mal ve hizmetlere ilişkin liste de elektronik ortamda revize edilir. Revize sonrası istisna kapsamına giren alışların istisna kapsamında alınabilmesi için istisna belgesinin revize ettirilmesi gerekir.

İstisna belgesi projede öngörülen süreyle sınırlı olarak verilir. Projedeki sürenin revize edilmesi durumunda, istisna belgesindeki süre de revize edilir.

Tek satıcıdan alınan proje maliyetinin binde 5’ine kadar olan birden fazla mal ve hizmete ilişkin harcamalar listeye tek satır olarak girilebilir. Birden fazla binde 5’lik toplu satır yazılabilir. Bu şekilde toplu yazılacak satırlarda yer alan tutarların toplamının proje maliyetinin yüzde 10’unu aşmaması gerekir. Bu durumda da mal ve hizmetin cinsi, miktarı, tutarı gibi hususlar, bu kapsamdaki alışları anlaşılır bir şekilde açıklayacak detayda yazılır. Bu alımlara ilişkin fatura tarih ve numarasının listede yer alması gerektiği tabiidir.

İstisna kapsamındaki malların ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen mala ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

İstisna kapsamında mal ve hizmet alanlar istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Vergi dairesi istisna belgesinde yer alan mal ve hizmet bölümlerinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol ederek istisna belgesini kapatır.

Satıcılar, yaptıkları teslim ve hizmet ifalarına ilişkin faturada, Tebliğin bu bölümündeki açıklamaları da göz önünde bulundurmak suretiyle KDV hesaplamazlar.

Ayrıca, organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine istisna kapsamında teslimde bulunan veya hizmet ifa eden mükelleflerin mal ve hizmet alımları genel hükümlere göre KDV'ye tabidir.

İstisna hükmünün yürürlüğe girdiği 1/4/2018 tarihinden önce başlayan istisna kapsamındaki projelere ilişkin, 1/4/2018 tarihinden sonra yapılan mal ve hizmet alımları istisna kapsamında olup, bu kapsamda istisnadan faydalanılabilmesi için istisna belgesi alınması ve yukarıda yer verilen usul ve esaslar çerçevesinde hareket edilmesi gerekir.

13.3. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında yapılan teslim ve hizmetler, teslim ve hizmetin yapıldığı vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinin "İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" kulakçığının, "Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler" tablosunda, 330 kod numaralı “Organize Sanayi Bölgeleri ile Küçük Sanayi Sitelerinin İnşasına İlişkin Teslim ve Hizmetler” satırı aracılığıyla beyan edilir. Bu satırın "Teslim ve Hizmet Tutarı" sütununa istisnaya konu teslim ve hizmetlerin KDV hariç tutarı, "Yüklenilen KDV" sütununa bu teslim ve hizmetlere ilişkin alış ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, "Yüklenilen KDV" sütununa “0” yazmalıdır.

13.4. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin örneği ile kendisi tarafından ilgili mal ve hizmete ilişkin olarak proje kapsamında istisna uygulanarak alınacak mal ve hizmet listesinin örneği

13.4.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

13.4.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

13.5. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin, istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini mal teslimi ve hizmet ifasında bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslim veya hizmeti yapan mükellefler ile birlikte teslim veya hizmet yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslim veya hizmetin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır. Daha sonra işlemin, istisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilir.

14. Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım Faaliyetlerinde Kullanılmak Üzere Yapılan Yeni Makina ve Teçhizat Teslimlerinde İstisna

7103 sayılı Kanunla 3065 sayılı Kanuna eklenen geçici 39 uncu madde ve 29/3/2018 tarihli ve 7104 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlar ile 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine eklenen (m) bendine göre, 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde, 3/7/2014 tarihli ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri 1/5/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere KDV’den istisnadır.

Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.

14.1. Kapsam

14.1.1. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

İstisnadan;

– 4691 sayılı Kanun kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde,

– 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde,

– 6550 sayılı Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında

Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlar yararlanır.

14.1.2. İstisna Kapsamına Giren Teslimler

İstisna, bu Tebliğin (II/B-14.1.1.) ayrımında sayılanların, münhasıran Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanmak üzere, yeni makina ve teçhizat alımlarında uygulanır.

Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetinde bulunanlara istisna kapsamında teslim edilecek makina ve teçhizatın, münhasıran Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetinde kullanılması gerekir. Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin kapsamı ilgili mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

İstisna “yeni” makina ve teçhizat teslimlerine tanındığından, istisna kapsamında teslime konu edilecek makina ve teçhizatın kullanılmamış olması gerekmektedir. Diğer taraftan, makina ve teçhizatın aksam, parça, aksesuar ve teferruatları istisna kapsamında değerlendirilmez.

Makina ve teçhizatın nitelik ve kapsamı, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki makina ve teçhizat teslimlerinde istisna uygulamasına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı bu Tebliğin (II/B-5.1.) bölümündeki açıklamalara göre belirlenir.

14.2. İstisnanın Uygulaması

İstisna kapsamında makina ve teçhizat satın almak isteyen alıcılar, teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde ve araştırma laboratuvarlarında faaliyette bulunduklarına ve satın alacakları makina ve teçhizatı Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanacaklarına dair ilgili birimlerden alacakları belge ile KDV yönünden bağlı oldukları vergi dairesine istisna belgesi almak için başvuruda bulunurlar. Başvuruda bulunanlar tarafından istisna kapsamında alınacak makina ve teçhizat listesi elektronik ortamda sisteme girilir.

İlgili vergi dairesi tarafından gerekli kontroller yapıldıktan sonra şartları sağlayanlara elektronik olarak sisteme girilen makina ve teçhizatla sınırlı olmak üzere istisna belgesi (EK:27) verilir.

Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin alıcı tarafından onaylanmış bir örneği alıcılar tarafından satıcılara verilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

Söz konusu istisna belgesi kapsamında makina ve teçhizat satan mükellef, istisna belgesi ekinin ilgili bölümünü fatura tarihi, numarası, mal miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Teslim gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini elektronik ortamda sisteme girerler.

İstisna kapsamındaki makine ve teçhizatın ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen makina ve teçhizata ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

Satıcı mükellefin iade talebi istisna belgesi ve elektronik sisteme yapılan alış ve satış girişleri esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

14.3. Makina ve Teçhizatın Üç Yıl İçinde Belirlenen Faaliyetler Dışında Kullanımı veya Elden Çıkarılması

İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde; Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri dışında kullanılması, elden çıkarılması veya kiralanması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.

14.4. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında KDV hesaplanmayan teslimler, KDV beyannamesinde yer alan "İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" kulakçığının, "Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler" tablosunda 331 kod numaralı satır aracılığıyla beyan edilir.

Bu satırın "Teslim ve Hizmet Tutarı" sütununa istisnaya konu teslimlerin KDV hariç tutarı, "Yüklenilen KDV" sütununa bu teslimlere ilişkin alım ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, "Yüklenilen KDV" sütununa “0” yazmalıdır.

İstisna kapsamında mal alanlar, istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Vergi dairesi istisna belgesinde yer alan makina ve teçhizat listesinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol ederek istisna belgesini kapatır.

14.5. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin örneği ile kendisi tarafından ilgili mala ilişkin olarak istisna uygulanarak alınacak makina ve teçhizat listesinin örneği

14.5.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

14.5.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

14.6. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini mal tesliminde bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslimi yapan mükellefler ile birlikte teslim yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslimin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır. Daha sonra işlemin, istisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilir.”

MADDE 11 – Aynı Tebliğin (II/E) kısmının 8 inci bölümünden sonra gelmek üzere başlığı ile birlikte aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“9. İmalat Sanayiinde Kullanılmak Üzere Yapılan Yeni Makina ve Teçhizat Teslimlerinde İstisna

7103 sayılı Kanunla, 1/5/2018 tarihinde yürürlüğe girmek üzere, 3065 sayılı Kanuna eklenen geçici 39 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek yeni makina ve teçhizatın, 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz KDV mükelleflerine münhasıran imalat sanayiinde kullanılmak üzere teslimi 31/12/2019 tarihine kadar KDV’den müstesnadır.

Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.

9.1. Kapsam

9.1.1. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

İstisnadan, 6948 sayılı Kanuna göre sanayi sicil belgesini haiz KDV mükellefleri yararlanır.

9.1.2. İstisna Kapsamına Giren Teslimler

30/4/2018 tarihli ve 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listede sanayi sicil belgesine haiz katma değer vergisi mükelleflerinin münhasıran imalat sanayiindeki kullanımlarına yönelik istisna kapsamında teslim edilecek makina ve teçhizat belirlenmiştir. Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı eki listede yer almayan makina ve teçhizat teslimlerine istisna uygulanmaz.

İstisna, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen yeni makina ve teçhizatın, 6948 sayılı Kanuna göre sanayi sicil belgesini haiz KDV mükelleflerine, münhasıran imalat sanayiinde kullanmak üzere 31/12/2019 tarihine kadar tesliminde uygulanır.

İstisna “yeni” makina ve teçhizat teslimlerine tanındığından, istisna kapsamında teslime konu edilecek makina ve teçhizatın kullanılmamış olması gerekmektedir. Diğer taraftan, makina ve teçhizatın aksam, parça, aksesuar ve teferruatları istisna kapsamında değerlendirilmez.

9.2. İstisnanın Uygulaması

İstisna kapsamında makina ve teçhizat satın almak isteyen mükellefler, sanayi sicil belgelerini ibraz ederek alacakları makina ve teçhizatı imalat sanayiinde kullanacaklarına dair beyanlarıyla birlikte KDV yönünden bağlı oldukları vergi dairesine başvururlar. Bu başvuruyla birlikte istisna kapsamında alınacak makina ve teçhizat listesi elektronik ortamda sisteme girilir.

İlgili vergi dairesi tarafından gerekli kontroller yapıldıktan sonra şartları sağlayanlara elektronik olarak sisteme girilen makina ve teçhizatla sınırlı olmak üzere istisna belgesi (EK:28) verilir.

Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin alıcı tarafından onaylanmış bir örneği alıcılar tarafından satıcılara verilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

Söz konusu istisna belgesi kapsamında satış yapan mükellef düzenlediği faturada makina ve teçhizatın cinsi ile birlikte GTİP numarasını da belirtir. İstisna belgesi ekinin ilgili bölümünü fatura tarihi, numarası, mal miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Teslim gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini elektronik ortamda sisteme girerler.

İstisna uygulanan teslimler nedeniyle yüklenilen KDV, satıcılar tarafından indirim konusu yapılabilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen KDV satıcılara talep edilmesi halinde iade edilir.

İstisna kapsamındaki makine ve teçhizatın ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen makina ve teçhizata ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

Satıcı mükellefin iade talebi istisna belgesi ve elektronik sisteme yapılan alış ve satış girişleri esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

9.3. Makina ve Teçhizatın Üç Yıl İçinde Belirlenen Faaliyetler Dışında Kullanımı veya Elden Çıkarılması

İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde; imalat sanayii dışında kullanılması, elden çıkarılması veya kiralanması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.

9.4. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında KDV hesaplanmayan teslimler, KDV beyannamesinde yer alan "İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" kulakçığının, "Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler" tablosunda 332 kod numaralı satır aracılığıyla beyan edilir.

Bu satırın "Teslim ve Hizmet Tutarı" sütununa istisnaya konu teslimlerin KDV hariç tutarı, "Yüklenilen KDV" sütununa bu teslimlere ilişkin alım ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, "Yüklenilen KDV" sütununa “0” yazmalıdır.

İstisna kapsamında mal alan mükellefler, istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Vergi dairesi istisna belgesinde yer alan makina ve teçhizat listesinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol ederek istisna belgesini kapatır.

9.5. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin örneği ile kendisi tarafından ilgili mala ilişkin olarak istisna uygulanarak alınacak makina ve teçhizat listesinin örneği

9.5.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

9.5.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

9.6. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini mal tesliminde bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslimi yapan mükellefler ile birlikte teslim yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslimin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır. Daha sonra işlemin, istisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilir.”

MADDE 12 – Aynı Tebliğin (II/F-4.4.) bölümünün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda kantin olarak belirlenen alanların okul aile birlikleri tarafından kiraya verilmesi işlemleri KDV’den istisna edilmiştir. Bu kapsamda, Milli Eğitim Bakanlığı Okul-Aile Birliği Yönetmeliğine göre kantin olarak belirlenen alanların okul aile birlikleri tarafından kiraya verilmesi işlemleri KDV’den istisnadır.”

MADDE 13 – Aynı Tebliğin (II/F-4.23.) bölümünün üçüncü paragrafının son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı bölümün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (17/4-k) maddesinde yer alan istisna kapsamındaki arsa teslimine, söz konusu arsa için organize sanayi bölgeleri tarafından yapılan ve parsel birim maliyeti içinde yer alan harcamalar da dahil edilir.”

MADDE 14 – Aynı Tebliğin (II/G-4.3.) bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Arsa kat karşılığı inşaat işleri; arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi ile müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine konut veya işyeri teslimi şeklinde iki ayrı teslimden oluşmaktadır.”

MADDE 15 – Aynı Tebliğin;

a) (III/B-3.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan "teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

b) (III/B-3.1.3.4.) bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“3.1.3.5. İndirimli Orana Tabi İşlemin Gerçekleşmesinden Sonra Yapılan Alımlar ve İskontolar

İndirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, işlem ile ilgili olarak garanti, reklam, royalty, know-how, isim hakkı, ciro primi gibi harcamalar üzerinden KDV ödenebilmektedir. Ayrıca indirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, satıcı tarafından yapılan iskontolar nedeniyle, alıcılar tarafından iskontoya dair düzenlenen faturada KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bu kapsamda, indirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, işlemle ilgili olarak yapılan garanti, reklam, royalty, know-how, isim hakkı, ciro primi gibi harcamalar ve iskontolar nedeniyle satıcılar tarafından yüklenilen KDV’nin, indirim hesaplarına dahil edildiği vergilendirme dönemine ilişkin iade hesabında dikkate alınması uygun görülmüştür.”

MADDE 16 – Aynı Tebliğin (III/C-2.1.) bölümünde yer alan “(c)” bendinin sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Ancak 213 sayılı Kanunun 315 inci maddesine göre Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömürlerini tamamladıktan sonra zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere (ATİK) ilişkin yüklenilen KDV ile faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen ATİK’lere ilişkin yüklenilen KDV’nin kullanılan süreye isabet eden kısmının indirim konusu yapılması mümkündür.

Buna göre, ATİK’in Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömrünü tamamladıktan sonra zayi olması veya istisna kapsamında teslim edilmesi halinde bu kıymetin alımında yüklenilen ve indirim konusu yapılan KDV’nin indirim hesaplarından çıkarılmasına ilişkin herhangi bir düzeltme işlemi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Ancak ATİK’in faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olması veya istisna kapsamında teslim edilmesi durumunda, bu kıymetin alımında yüklenilen KDV’nin, faydalı ömrünün işletmede kullanılan süresine isabet eden kısmı için herhangi bir düzeltme işlemi yapılmayacaktır. ATİK’in zayi olduğu veya istisna kapsamında teslim edildiği tarih itibarıyla faydalı ömrünün kalan kısmına (faydalı ömrünün işletmede kullanılmayan süresine) isabet eden yüklenilen KDV’nin ise indirim konusu yapılması mümkün değildir. Daha önce indirim konusu yapılan KDV’nin ATİK’in zayi olduğu veya istisna kapsamında teslim edildiği dönem beyannamesinde “Daha Önce İndirim Konusu Yapılan KDV’nin İlavesi” satırında beyan edilmek suretiyle indirim hesaplarından çıkarılması gerekir. ATİK’in işletmede kullanılan süresinin tespitinde ATİK’in işletmede kullanıldığı her 12 ay ile 12 aydan kısa olan süreler bir yıl olarak kabul edilecektir.

Örnek: (A) Ltd. Şti. 1/4/2015 tarihinde 150.000 TL bedelle satın alarak aktifine kaydettiği faydalı ömrü 5 yıl olan minibüs için 27.000 TL KDV ödemiştir.

Söz konusu minibüs 5/6/2018 tarihinde yanarak zayi olmuştur. Bu durumda, minibüsün alımında yüklenilen KDV tutarının işletmede kullanılan süreye (38 ay kullanıldığından 4 yıl olarak dikkate alınmıştır) isabet eden kısmı olan 21.600 TL (27.000/5x4) için düzeltme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Minibüs, faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olduğundan kalan 1 yıl için daha önce indirim konusu yapılan 5.400 TL’nin (27.000-21.600) indirim hesaplarından çıkarılmak suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.”

MADDE 17 – Aynı Tebliğin (III/C-2.1.) bölümünde yer alan “(ç)” bendinin;

a) Üçüncü paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesinde;

“(5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen katma değer vergisi ile yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen katma değer vergisi hariç)”

parantez içi hüküm yer almaktadır.”

b) Yedinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bundan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Ancak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin yurtdışından temin edilen hizmetler dolayısıyla sorumlu sıfatıyla ödenmiş KDV’ler, ithalat işlemlerine ilişkin ödenmiş olan KDV’ler ve yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen KDV’lerin indirim hesaplarından çıkarılması mükerrer vergilendirmeye ve dolayısıyla yersiz ödenen vergilerin iadesine sebebiyet vermekte olup, mükerrer vergilendirmeyi engellemek amacıyla 3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesinde düzenleme yapılmıştır. Söz konusu hüküm gereğince, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin;

– Yurt dışından temin edilen hizmetler dolayısıyla sorumlu sıfatıyla ödenmiş KDV’ler,

– İthalat işlemlerine ilişkin ödenmiş olan KDV’ler,

– Yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen KDV’lerin

indirim hesaplarından çıkarılmasına gerek bulunmamaktadır.”

“5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin mal veya hizmet alımında bulunan mükellef tarafından yüklenilen KDV tutarı, bu kapsamda mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefin ilgili vergilendirme döneminde beyan ederek ödediği KDV tutarlarıyla sınırlı olmak üzere, indirim konusu yapılabilir.”

c) Sonunda yer alan “Örnek:” ibaresi “Örnek 1:” olarak değiştirilmiş ve bu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

Örnek 2: (A) A.Ş. ilişkili şirket olan (B) A.Ş.den 130.000 TL tutarında mal satın almış ve bu işlemde (B) A.Ş. tarafından 23.400 TL KDV hesaplanmıştır. Satışın yapıldığı döneme ilişkin olarak (B) A.Ş.’nin KDV beyannamesine göre ödenmesi gereken KDV tutarı 4.000 TL’dir. Daha sonra (A) A.Ş. nezdinde yapılan vergi incelemesi sonucunda (B) A.Ş.’den alınan malların değerinin 100.000 TL olması gerektiği sonucuna ulaşılmış, 30.000 TL’nin ise transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca (B) A.Ş. tarafından ilgili dönemde tahakkuk eden 4.000 TL KDV’nin 2.500 TL’sinin ödendiği anlaşılmıştır. Buna göre, transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında değerlendirilen 30.000 TL’ye isabet eden 5.400 TL KDV’nin (B) A.Ş. tarafından ödenmiş olan 2.500 TL’sinin (A) A.Ş. tarafından indirim konusu yapılması mümkün olup geriye kalan 2.900 TL KDV’nin (A) A.Ş. tarafından indirim konusu yapılması mümkün değildir.”

MADDE 18 – Aynı Tebliğin (IV/E-1.1.) bölümünün;

a) Üçüncü paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“3065 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin ikinci fıkrasında Bakanlığımızın; mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve özsermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmediği, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünde olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri esas alarak mükelleflerin vergisel uyum seviyeleri ve bu uyum seviyelerine göre farklı iade yöntemleri tespit etmeye, iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.”

b) Mevcut dördüncü paragrafında yer alan “32” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 36” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 19 – Aynı Tebliğin (IV/E-5.) bölümünün;

a) Birinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir,

“Öte yandan, aynı Kanunun 370’inci maddesinde, vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitler hakkında tespit tarihine kadar ihbarda bulunulmamış olması kaydıyla mükelleflerin izaha davet edilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin olarak 25/7/2017 tarihli ve 30134 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde izaha davetin kapsamı ve şekli, ön tespitin niteliği, izaha daveti yapacak ve yapılan izahı değerlendirecek merciler, davet yapılacaklar, yapılan izahta kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin diğer usul ve esaslar belirlenmiştir. 213 sayılı Kanunun 370’inci maddesinde yer alan izaha davet uygulaması kapsamında izaha davet komisyonlarınca yapılması gereken işlemler 482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki açıklamalara göre yerine getirilir, izaha davet uygulaması kapsamına girmeyen işlemlerin gerçekliğini ispatta ise bu Tebliğdeki hükümler uygulanır. Bu düzenlemeler çerçevesinde, izaha davet kapsamında olan ve izahı kabul edilen mükellefler hakkında özel esaslar uygulanmaz.”

b) Mevcut ikinci paragrafının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İdari araştırma aşamasında, mükellef tarafından söz konusu işlemin gerçekliğine yönelik sunulan karşı delillerin değerlendirilmesi, idari araştırmayı yürüten birimdeki (mükellefin ilgili dönemde bağlı olduğu vergi dairesindeki) müdür ve bir müdür yardımcısının da katılacağı üç kişilik bir komisyon tarafından yapılır. Karşı deliller incelemeye başlanmış olması halinde inceleme elemanına, incelemeye başlanmamışsa ilgili komisyona sunulur.”

c) Mevcut beşinci paragrafının birinci cümlesinde yer alan “idare” ibaresi “komisyon” olarak değiştirilmiş ve “özel esaslara alınır” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve mükerrer incelemeye meydan vermeksizin konuyla ilgili incelemeye sevk edilir” ibaresi eklenmiştir.

ç) Mevcut beşinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Yapılan izahın izaha davet komisyonlarınca yeterli bulunmaması ve mükellef tarafından Vergi Usul Kanununun 370 inci maddesinde öngörülen işlemlerin gerçekleştirilmemesi durumunda incelemeye veya takdire sevk işlemleri yapılan mükellefler de aynı şekilde özel esaslara alınır.”

MADDE 20 – Aynı Tebliğe ekte yer alan (EK: 26), (EK: 27) ve (EK: 28) eklenmiştir.

MADDE 21 – Bu Tebliğin;

a) 1 inci, 4 üncü, 8 inci, 9 uncu ve 14 üncü maddeleri 6/4/2018 tarihinden sonra yapılan teslimlere uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

b) 2 nci, 3 üncü, 5 inci, 6 ncı, 7 nci, 15 inci, 16 ncı, 17 nci ve 18 inci maddeleri 6/4/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) 10 uncu maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B) kısmına eklenen 13 üncü bölüm, 13 üncü maddesi ve 20 nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğine eklenen (EK: 26) 1/4/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

ç) 10 uncu maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B) kısmına eklenen 14 üncü bölüm, 11 inci maddesi ve 20 nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğine eklenen (EK: 27 ve EK: 28) 1/5/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

d) 12 nci maddesi 27/3/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

e) Diğer maddeleri ise yayımı tarihinde

yürürlüğe girer.

MADDE 22 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Ekleri için tıklayınız.

İçerik 1:

MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/A-2.) bölümünün sekizinci paragrafının beşinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Ancak, arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin matrahın tespitinde, 3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 6 ncı fıkrası dikkate alınır.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin (I/B-6.1.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan “Verginin mükellefi” ibaresinden sonra gelmek üzere “3065 sayılı Kanunun (8/ç) maddesine göre,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 3 – Aynı Tebliğin (I/B-6.2.1.) bölümünde yer alan “verginin mükellefi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “3065 sayılı Kanunun (8/ç) maddesine göre,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 4 – Aynı Tebliğin (I/B-8.) bölümü, başlıkları ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“8. Arsa Karşılığı İnşaat İşleri

Arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi, ikincisi ise müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine yapılan konut veya işyeri teslimidir. Karşılıklı olarak gerçekleşen bu teslimlerin her birinin KDV karşısındaki durumu aşağıda açıklanmıştır.

8.1. Arsa Sahibi Tarafından Müteahhide Arsa Payı Teslimi

Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa payı teslimi KDV’ye tabidir.

Ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsa payını konut veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde vergi uygulanmaz.

8.2. Müteahhit Tarafından Arsa Sahibine Konut veya İşyeri Teslimi

3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 6 ncı fıkrasında, arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin bedelin tespitinde, müteahhit tarafından arsa sahibine bırakılan konut veya işyerinin, 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarının esas alınacağı hüküm altına alınmıştır.

213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, maliyet bedeli esasında emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için %5, perakende satışlar için %10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli etmektedir.

Buna göre, müteahhit tarafından arsa sahibine arsa payının karşılığı olarak yapılan konut veya işyeri teslimlerinde, konut veya işyerinin 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarı üzerinden KDV uygulanır. 3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 4 üncü fıkrasına göre, katma değer vergisi uygulaması bakımından emsal bedelin tayininde genel idare giderleri ve genel giderlerden mamule düşen hissenin bedele katılması mecburi olduğundan, genel idare giderleri ve genel giderlerden konut veya işyerine düşen hissenin arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin bedele dahil edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, arsa sahibine kalacak konut veya işyerlerine ilişkin arsa payının müteahhide devri söz konusu olmadığından, arsa sahibine bırakılacak konut veya işyerlerinin maliyet bedelinin tespitinde arsa payı dikkate alınmayacaktır.

Örnek 1: KDV mükellefiyeti bulunan Bay (A), işletmesine dahil arsa için müteahhit (B) A.Ş. ile 15/5/2018 tarihinde arsa payı (kat) karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamıştır. Söz konusu sözleşmeye göre arsa sahibi Bay (A), inşa edilecek 20 konuttan 8’ini ve 5 işyerinden 2’sini alacaktır.

(B) A.Ş., 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre arsa sahibine vereceği 8 konut ve 2 işyeri için toptan satış olması nedeniyle maliyet bedeline %5 ilave etmek suretiyle sırasıyla 840.000 TL ve 315.000 TL olmak üzere toplam 1.155.000 TL bedel hesaplamıştır. Bu durumda, inşa edilen konutların %1 KDV oranına tabi olduğu varsayıldığında, (B) A.Ş. tarafından arsa sahibine teslim edilen konutlara ilişkin (840.000x%1) 8.400 TL KDV, işyerlerine ilişkin (315.000x%18) 56.700 TL KDV olmak üzere toplam 65.100 TL KDV hesaplanacaktır.

KDV mükellefi arsa sahibi Bay (A)’nın aldığı konut ve işyerlerinin karşılığı olarak (B) A.Ş.’ye yapmış olduğu arsa payı teslimi de konut ve işyerlerinin 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarları dikkate alınarak 1.155.000 TL üzerinden genel oranda (1.155.000x%18) 207.900 TL KDV hesaplanacaktır.

Örnek 2: Örnek 1’de yer alan Bay (A), iktisadi işletmesine dahil olmayan arsası için müteahhit (B) A.Ş. ile 20/5/2018 tarihinde arsa payı (kat) karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamıştır. Söz konusu sözleşmeye göre arsa sahibi Bay (A), inşa edilecek 20 konuttan 8’ini ve 5 işyerinden 2’sini alacaktır.

(B) A.Ş., 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre arsa sahibine vereceği 8 konut ve 2 işyeri için perakende satış olması nedeniyle maliyet bedeline %10 ilave etmek suretiyle sırasıyla 880.000 TL ve 330.000 TL olmak üzere toplam 1.210.000 TL bedel hesaplamıştır. Bu durumda, inşa edilen konutların %1 KDV oranına tabi olduğu varsayıldığında, (B) A.Ş. tarafından arsa sahibine teslim edilen konutlara ilişkin (880.000x%1) 8.800 TL KDV, işyerlerine ilişkin (330.000x%18) 59.400 TL KDV olmak üzere toplam 68.200 TL KDV hesaplanacaktır.

Bay (A)’nın müteahhit (B) A.Ş.ye arsa tesliminde vergi uygulanmayacaktır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin (I/C-1.) bölümünün birinci paragrafının (c) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.

“ç) Müzayede mahallerinde yapılan satışlarda mükellef, bu satışları yapanlardır.”

MADDE 6 – Aynı Tebliğin (I/C-1.1.1.) bölümünün birinci paragrafının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu gibi sebeplerle fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen vergi, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre işlemi yapan mükellefe iade edilir. Şu kadar ki söz konusu iadenin yapılabilmesi için işlemle ilgili beyanların düzeltilmesi ve fazla veya yersiz hesaplanan verginin satıcı tarafından alıcıya geri verilmesi şarttır.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin (I/C-1.1.2.) bölümünün başlığı “1.1.2. Fazla veya Yersiz Hesaplanan ve Hazineye Ödenen Verginin İadesi” şeklinde, aynı bölümün birinci paragrafında yer alan “fazla veya yersiz ödenen” ibaresi “fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen” olarak değiştirilmiş, altıncı paragrafında ve bu paragrafın birinci alt paragrafında yer alan “ödenecek KDV çıkması” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve Hazineye ödenmesi” ibareleri eklenmiş, altıncı paragrafın ikinci alt paragrafında yer alan “ödenecek KDV çıkmaması durumunda ise” ibaresinden sonra gelmek üzere “Hazineye intikal eden herhangi bir vergi bulunmadığından” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 8 – Aynı Tebliğin (I/Ç-1.) bölümünün 10 uncu paragrafının birinci ve ikinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Arsa karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhidin arsa payı karşılığı konut, işyeri gibi bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşir. Arsanın bir iktisadi işletmeye dâhil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi durumunda, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte, müteahhide yapılan bu arsa payı teslimi nedeniyle düzenlenecek faturada, arsa payı karşılığı alınan bağımsız birimlerin 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarı üzerinden KDV hesaplanır.”

MADDE 9 – Aynı Tebliğin (II/B-12.1.2.) bölümünün dördüncü paragrafının üçüncü ve dördüncü cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine yapılan konut veya işyeri teslimidir. Buna göre arsa payına karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyerinin arsa sahibi tarafından teslimi ilk teslim kapsamında değerlendirilmez.”

MADDE 10 – Aynı Tebliğin (II/B) kısmının 12 nci bölümünden sonra gelmek üzere sırasıyla aşağıdaki bölümler eklenmiş ve bu bölümlerden sonra gelen bölümün numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.

13. Organize Sanayi Bölgeleri ile Küçük Sanayi Sitelerinin İnşasına İlişkin İstisna

21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine eklenen (j) bendine göre, organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin su, kanalizasyon, arıtma, doğalgaz, elektrik, haberleşme tesisleri ile yol yapımına ve küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin inşasına ilişkin, bunlara veya bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmelere yapılan mal teslimleri ile hizmet ifaları 1/4/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere KDV’den istisnadır.

13.1. İstisnanın Kapsamı

13.1.1. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

Söz konusu istisnadan;

-12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununa göre kurulan organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler,

-24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile küçük sanayi sitesi yapı kooperatifi ana sözleşmesi hükümlerine göre kurulmuş küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri

faydalanır.

Küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin bu istisnadan faydalanabilmesi için küçük sanayi sitesi inşa edilecek arsanın tapu sicilinin küçük sanayi sitesi yapı kooperatifi adına tescil edilmiş olması ve bu arsanın küçük sanayi sitesi inşa edilmesine uygun olduğunun uygulama imar planı veya yetkili idarelerce verilecek ruhsat veya onay ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

13.1.2. İstisna Kapsamına Giren İşlemler

İstisna kapsamına;

– Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin içme ve kullanma suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu şebekesi, içme, kullanma ve atık su arıtma tesisi, doğalgaz, elektrik ve haberleşme tesislerine ilişkin altyapı işleri ile yolların yapımına ilişkin organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine yapılan teslim ve hizmetler,

– Küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin inşasına ilişkin küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine yapılan teslim ve hizmetler

girmektedir.

İdari bina, sosyal tesisler, spor tesisleri ve benzeri tesislerin yapım işlerine ilişkin organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerine yapılan teslim ve hizmetler istisna kapsamına girmez.

Organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin makina, teçhizat, demirbaş, mobilya, mefruşat ve benzeri alımları istisna kapsamında değerlendirilmez.

Organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin su, kanalizasyon, arıtma, doğalgaz, elektrik, haberleşme tesisleri ile yolların ve küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin yeniden inşasına yönelik mal ve hizmet alımları bu istisna kapsamına girmekle birlikte, bunların tamir, bakım ve onarımına ilişkin mal ve hizmet alımları istisna kapsamında değerlendirilmez.

Örnek: Başkent Organize Sanayi Bölgesi, mevcut kapasiteyi artırmak amacıyla arıtma tesisinin yıkılarak yeniden inşa edilmesine, doğalgaz tesislerinin ise yıllık bakım ve onarımının yapılmasına karar vermiştir. Söz konusu arıtma tesisinin yeniden inşasına yönelik olarak Başkent Organize Sanayi Bölgesine yapılacak teslim ve hizmetler KDV’den istisna olup, doğalgaz tesislerinin yıllık bakımı ile onarımına ilişkin teslim ve hizmetler bu istisna kapsamına girmez.

13.2. İstisnanın Uygulanması

Organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri, hazırlanan proje kapsamında istisna uygulanarak alınacak mal ve hizmetlere ilişkin bir liste hazırlarlar. Söz konusu proje ve bu proje kapsamındaki mal ve hizmetlere ilişkin liste elektronik ortamda sisteme girilir. Mükellef mal ve hizmetlere ilişkin listeyi elektronik ortamda sisteme girdikten sonra KDV yönünden bağlı olduğu/bulunduğu vergi dairesine istisna belgesi almak için başvuruda bulunur. Vergi dairesi (EK:26)’da yer alan belgeyi düzenleyerek mükellefe verir. Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin bir örneği mal ve hizmetin alımı sırasında satıcılara verilir ve istisna kapsamında işlem yapılması talep edilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

İstisna belgesinin ekinde, istisnalı olarak alınacak mal ve hizmet miktarı ve tutarı yer alır. Söz konusu istisna belgesi kapsamında teslim veya hizmette bulunan satıcı, istisna belgesinin ilgili mal veya hizmete ilişkin bölümünü fatura tarihi, numarası, mal veya hizmet miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Mal/hizmet teslimi gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini projeye uygun olarak sisteme girerler.

Satıcı mükellefin iade talebi bu istisna belgesi esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

Projenin sonradan revize edilmesi, güncellenmesi veya ek proje düzenlenmesi halinde proje kapsamındaki mal ve hizmetlere ilişkin liste de elektronik ortamda revize edilir. Revize sonrası istisna kapsamına giren alışların istisna kapsamında alınabilmesi için istisna belgesinin revize ettirilmesi gerekir.

İstisna belgesi projede öngörülen süreyle sınırlı olarak verilir. Projedeki sürenin revize edilmesi durumunda, istisna belgesindeki süre de revize edilir.

Tek satıcıdan alınan proje maliyetinin binde 5’ine kadar olan birden fazla mal ve hizmete ilişkin harcamalar listeye tek satır olarak girilebilir. Birden fazla binde 5’lik toplu satır yazılabilir. Bu şekilde toplu yazılacak satırlarda yer alan tutarların toplamının proje maliyetinin yüzde 10’unu aşmaması gerekir. Bu durumda da mal ve hizmetin cinsi, miktarı, tutarı gibi hususlar, bu kapsamdaki alışları anlaşılır bir şekilde açıklayacak detayda yazılır. Bu alımlara ilişkin fatura tarih ve numarasının listede yer alması gerektiği tabiidir.

İstisna kapsamındaki malların ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen mala ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

İstisna kapsamında mal ve hizmet alanlar istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Vergi dairesi istisna belgesinde yer alan mal ve hizmet bölümlerinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol ederek istisna belgesini kapatır.

Satıcılar, yaptıkları teslim ve hizmet ifalarına ilişkin faturada, Tebliğin bu bölümündeki açıklamaları da göz önünde bulundurmak suretiyle KDV hesaplamazlar.

Ayrıca, organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine istisna kapsamında teslimde bulunan veya hizmet ifa eden mükelleflerin mal ve hizmet alımları genel hükümlere göre KDV'ye tabidir.

İstisna hükmünün yürürlüğe girdiği 1/4/2018 tarihinden önce başlayan istisna kapsamındaki projelere ilişkin, 1/4/2018 tarihinden sonra yapılan mal ve hizmet alımları istisna kapsamında olup, bu kapsamda istisnadan faydalanılabilmesi için istisna belgesi alınması ve yukarıda yer verilen usul ve esaslar çerçevesinde hareket edilmesi gerekir.

13.3. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında yapılan teslim ve hizmetler, teslim ve hizmetin yapıldığı vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinin "İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" kulakçığının, "Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler" tablosunda, 330 kod numaralı “Organize Sanayi Bölgeleri ile Küçük Sanayi Sitelerinin İnşasına İlişkin Teslim ve Hizmetler” satırı aracılığıyla beyan edilir. Bu satırın "Teslim ve Hizmet Tutarı" sütununa istisnaya konu teslim ve hizmetlerin KDV hariç tutarı, "Yüklenilen KDV" sütununa bu teslim ve hizmetlere ilişkin alış ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, "Yüklenilen KDV" sütununa “0” yazmalıdır.

13.4. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin örneği ile kendisi tarafından ilgili mal ve hizmete ilişkin olarak proje kapsamında istisna uygulanarak alınacak mal ve hizmet listesinin örneği

13.4.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

13.4.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

13.5. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin, istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini mal teslimi ve hizmet ifasında bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslim veya hizmeti yapan mükellefler ile birlikte teslim veya hizmet yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslim veya hizmetin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır. Daha sonra işlemin, istisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilir.

14. Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım Faaliyetlerinde Kullanılmak Üzere Yapılan Yeni Makina ve Teçhizat Teslimlerinde İstisna

7103 sayılı Kanunla 3065 sayılı Kanuna eklenen geçici 39 uncu madde ve 29/3/2018 tarihli ve 7104 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlar ile 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine eklenen (m) bendine göre, 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde, 3/7/2014 tarihli ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri 1/5/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere KDV’den istisnadır.

Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.

14.1. Kapsam

14.1.1. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

İstisnadan;

– 4691 sayılı Kanun kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde,

– 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde,

– 6550 sayılı Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında

Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlar yararlanır.

14.1.2. İstisna Kapsamına Giren Teslimler

İstisna, bu Tebliğin (II/B-14.1.1.) ayrımında sayılanların, münhasıran Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanmak üzere, yeni makina ve teçhizat alımlarında uygulanır.

Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetinde bulunanlara istisna kapsamında teslim edilecek makina ve teçhizatın, münhasıran Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetinde kullanılması gerekir. Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin kapsamı ilgili mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

İstisna “yeni” makina ve teçhizat teslimlerine tanındığından, istisna kapsamında teslime konu edilecek makina ve teçhizatın kullanılmamış olması gerekmektedir. Diğer taraftan, makina ve teçhizatın aksam, parça, aksesuar ve teferruatları istisna kapsamında değerlendirilmez.

Makina ve teçhizatın nitelik ve kapsamı, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki makina ve teçhizat teslimlerinde istisna uygulamasına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı bu Tebliğin (II/B-5.1.) bölümündeki açıklamalara göre belirlenir.

14.2. İstisnanın Uygulaması

İstisna kapsamında makina ve teçhizat satın almak isteyen alıcılar, teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde ve araştırma laboratuvarlarında faaliyette bulunduklarına ve satın alacakları makina ve teçhizatı Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanacaklarına dair ilgili birimlerden alacakları belge ile KDV yönünden bağlı oldukları vergi dairesine istisna belgesi almak için başvuruda bulunurlar. Başvuruda bulunanlar tarafından istisna kapsamında alınacak makina ve teçhizat listesi elektronik ortamda sisteme girilir.

İlgili vergi dairesi tarafından gerekli kontroller yapıldıktan sonra şartları sağlayanlara elektronik olarak sisteme girilen makina ve teçhizatla sınırlı olmak üzere istisna belgesi (EK:27) verilir.

Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin alıcı tarafından onaylanmış bir örneği alıcılar tarafından satıcılara verilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

Söz konusu istisna belgesi kapsamında makina ve teçhizat satan mükellef, istisna belgesi ekinin ilgili bölümünü fatura tarihi, numarası, mal miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Teslim gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini elektronik ortamda sisteme girerler.

İstisna kapsamındaki makine ve teçhizatın ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen makina ve teçhizata ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

Satıcı mükellefin iade talebi istisna belgesi ve elektronik sisteme yapılan alış ve satış girişleri esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

14.3. Makina ve Teçhizatın Üç Yıl İçinde Belirlenen Faaliyetler Dışında Kullanımı veya Elden Çıkarılması

İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde; Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri dışında kullanılması, elden çıkarılması veya kiralanması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.

14.4. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında KDV hesaplanmayan teslimler, KDV beyannamesinde yer alan "İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" kulakçığının, "Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler" tablosunda 331 kod numaralı satır aracılığıyla beyan edilir.

Bu satırın "Teslim ve Hizmet Tutarı" sütununa istisnaya konu teslimlerin KDV hariç tutarı, "Yüklenilen KDV" sütununa bu teslimlere ilişkin alım ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, "Yüklenilen KDV" sütununa “0” yazmalıdır.

İstisna kapsamında mal alanlar, istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Vergi dairesi istisna belgesinde yer alan makina ve teçhizat listesinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol ederek istisna belgesini kapatır.

14.5. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin örneği ile kendisi tarafından ilgili mala ilişkin olarak istisna uygulanarak alınacak makina ve teçhizat listesinin örneği

14.5.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

14.5.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

14.6. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini mal tesliminde bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslimi yapan mükellefler ile birlikte teslim yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslimin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır. Daha sonra işlemin, istisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilir.”

MADDE 11 – Aynı Tebliğin (II/E) kısmının 8 inci bölümünden sonra gelmek üzere başlığı ile birlikte aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“9. İmalat Sanayiinde Kullanılmak Üzere Yapılan Yeni Makina ve Teçhizat Teslimlerinde İstisna

7103 sayılı Kanunla, 1/5/2018 tarihinde yürürlüğe girmek üzere, 3065 sayılı Kanuna eklenen geçici 39 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek yeni makina ve teçhizatın, 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz KDV mükelleflerine münhasıran imalat sanayiinde kullanılmak üzere teslimi 31/12/2019 tarihine kadar KDV’den müstesnadır.

Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.

9.1. Kapsam

9.1.1. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

İstisnadan, 6948 sayılı Kanuna göre sanayi sicil belgesini haiz KDV mükellefleri yararlanır.

9.1.2. İstisna Kapsamına Giren Teslimler

30/4/2018 tarihli ve 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listede sanayi sicil belgesine haiz katma değer vergisi mükelleflerinin münhasıran imalat sanayiindeki kullanımlarına yönelik istisna kapsamında teslim edilecek makina ve teçhizat belirlenmiştir. Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı eki listede yer almayan makina ve teçhizat teslimlerine istisna uygulanmaz.

İstisna, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen yeni makina ve teçhizatın, 6948 sayılı Kanuna göre sanayi sicil belgesini haiz KDV mükelleflerine, münhasıran imalat sanayiinde kullanmak üzere 31/12/2019 tarihine kadar tesliminde uygulanır.

İstisna “yeni” makina ve teçhizat teslimlerine tanındığından, istisna kapsamında teslime konu edilecek makina ve teçhizatın kullanılmamış olması gerekmektedir. Diğer taraftan, makina ve teçhizatın aksam, parça, aksesuar ve teferruatları istisna kapsamında değerlendirilmez.

9.2. İstisnanın Uygulaması

İstisna kapsamında makina ve teçhizat satın almak isteyen mükellefler, sanayi sicil belgelerini ibraz ederek alacakları makina ve teçhizatı imalat sanayiinde kullanacaklarına dair beyanlarıyla birlikte KDV yönünden bağlı oldukları vergi dairesine başvururlar. Bu başvuruyla birlikte istisna kapsamında alınacak makina ve teçhizat listesi elektronik ortamda sisteme girilir.

İlgili vergi dairesi tarafından gerekli kontroller yapıldıktan sonra şartları sağlayanlara elektronik olarak sisteme girilen makina ve teçhizatla sınırlı olmak üzere istisna belgesi (EK:28) verilir.

Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin alıcı tarafından onaylanmış bir örneği alıcılar tarafından satıcılara verilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

Söz konusu istisna belgesi kapsamında satış yapan mükellef düzenlediği faturada makina ve teçhizatın cinsi ile birlikte GTİP numarasını da belirtir. İstisna belgesi ekinin ilgili bölümünü fatura tarihi, numarası, mal miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Teslim gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini elektronik ortamda sisteme girerler.

İstisna uygulanan teslimler nedeniyle yüklenilen KDV, satıcılar tarafından indirim konusu yapılabilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen KDV satıcılara talep edilmesi halinde iade edilir.

İstisna kapsamındaki makine ve teçhizatın ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen makina ve teçhizata ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

Satıcı mükellefin iade talebi istisna belgesi ve elektronik sisteme yapılan alış ve satış girişleri esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

9.3. Makina ve Teçhizatın Üç Yıl İçinde Belirlenen Faaliyetler Dışında Kullanımı veya Elden Çıkarılması

İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde; imalat sanayii dışında kullanılması, elden çıkarılması veya kiralanması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.

9.4. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında KDV hesaplanmayan teslimler, KDV beyannamesinde yer alan "İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" kulakçığının, "Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler" tablosunda 332 kod numaralı satır aracılığıyla beyan edilir.

Bu satırın "Teslim ve Hizmet Tutarı" sütununa istisnaya konu teslimlerin KDV hariç tutarı, "Yüklenilen KDV" sütununa bu teslimlere ilişkin alım ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, "Yüklenilen KDV" sütununa “0” yazmalıdır.

İstisna kapsamında mal alan mükellefler, istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Vergi dairesi istisna belgesinde yer alan makina ve teçhizat listesinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol ederek istisna belgesini kapatır.

9.5. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin örneği ile kendisi tarafından ilgili mala ilişkin olarak istisna uygulanarak alınacak makina ve teçhizat listesinin örneği

9.5.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

9.5.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

9.6. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini mal tesliminde bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslimi yapan mükellefler ile birlikte teslim yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslimin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır. Daha sonra işlemin, istisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilir.”

MADDE 12 – Aynı Tebliğin (II/F-4.4.) bölümünün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda kantin olarak belirlenen alanların okul aile birlikleri tarafından kiraya verilmesi işlemleri KDV’den istisna edilmiştir. Bu kapsamda, Milli Eğitim Bakanlığı Okul-Aile Birliği Yönetmeliğine göre kantin olarak belirlenen alanların okul aile birlikleri tarafından kiraya verilmesi işlemleri KDV’den istisnadır.”

MADDE 13 – Aynı Tebliğin (II/F-4.23.) bölümünün üçüncü paragrafının son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı bölümün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (17/4-k) maddesinde yer alan istisna kapsamındaki arsa teslimine, söz konusu arsa için organize sanayi bölgeleri tarafından yapılan ve parsel birim maliyeti içinde yer alan harcamalar da dahil edilir.”

MADDE 14 – Aynı Tebliğin (II/G-4.3.) bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Arsa kat karşılığı inşaat işleri; arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi ile müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine konut veya işyeri teslimi şeklinde iki ayrı teslimden oluşmaktadır.”

MADDE 15 – Aynı Tebliğin;

a) (III/B-3.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan "teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

b) (III/B-3.1.3.4.) bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“3.1.3.5. İndirimli Orana Tabi İşlemin Gerçekleşmesinden Sonra Yapılan Alımlar ve İskontolar

İndirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, işlem ile ilgili olarak garanti, reklam, royalty, know-how, isim hakkı, ciro primi gibi harcamalar üzerinden KDV ödenebilmektedir. Ayrıca indirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, satıcı tarafından yapılan iskontolar nedeniyle, alıcılar tarafından iskontoya dair düzenlenen faturada KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bu kapsamda, indirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, işlemle ilgili olarak yapılan garanti, reklam, royalty, know-how, isim hakkı, ciro primi gibi harcamalar ve iskontolar nedeniyle satıcılar tarafından yüklenilen KDV’nin, indirim hesaplarına dahil edildiği vergilendirme dönemine ilişkin iade hesabında dikkate alınması uygun görülmüştür.”

MADDE 16 – Aynı Tebliğin (III/C-2.1.) bölümünde yer alan “(c)” bendinin sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Ancak 213 sayılı Kanunun 315 inci maddesine göre Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömürlerini tamamladıktan sonra zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere (ATİK) ilişkin yüklenilen KDV ile faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen ATİK’lere ilişkin yüklenilen KDV’nin kullanılan süreye isabet eden kısmının indirim konusu yapılması mümkündür.

Buna göre, ATİK’in Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömrünü tamamladıktan sonra zayi olması veya istisna kapsamında teslim edilmesi halinde bu kıymetin alımında yüklenilen ve indirim konusu yapılan KDV’nin indirim hesaplarından çıkarılmasına ilişkin herhangi bir düzeltme işlemi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Ancak ATİK’in faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olması veya istisna kapsamında teslim edilmesi durumunda, bu kıymetin alımında yüklenilen KDV’nin, faydalı ömrünün işletmede kullanılan süresine isabet eden kısmı için herhangi bir düzeltme işlemi yapılmayacaktır. ATİK’in zayi olduğu veya istisna kapsamında teslim edildiği tarih itibarıyla faydalı ömrünün kalan kısmına (faydalı ömrünün işletmede kullanılmayan süresine) isabet eden yüklenilen KDV’nin ise indirim konusu yapılması mümkün değildir. Daha önce indirim konusu yapılan KDV’nin ATİK’in zayi olduğu veya istisna kapsamında teslim edildiği dönem beyannamesinde “Daha Önce İndirim Konusu Yapılan KDV’nin İlavesi” satırında beyan edilmek suretiyle indirim hesaplarından çıkarılması gerekir. ATİK’in işletmede kullanılan süresinin tespitinde ATİK’in işletmede kullanıldığı her 12 ay ile 12 aydan kısa olan süreler bir yıl olarak kabul edilecektir.

Örnek: (A) Ltd. Şti. 1/4/2015 tarihinde 150.000 TL bedelle satın alarak aktifine kaydettiği faydalı ömrü 5 yıl olan minibüs için 27.000 TL KDV ödemiştir.

Söz konusu minibüs 5/6/2018 tarihinde yanarak zayi olmuştur. Bu durumda, minibüsün alımında yüklenilen KDV tutarının işletmede kullanılan süreye (38 ay kullanıldığından 4 yıl olarak dikkate alınmıştır) isabet eden kısmı olan 21.600 TL (27.000/5x4) için düzeltme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Minibüs, faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olduğundan kalan 1 yıl için daha önce indirim konusu yapılan 5.400 TL’nin (27.000-21.600) indirim hesaplarından çıkarılmak suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.”

MADDE 17 – Aynı Tebliğin (III/C-2.1.) bölümünde yer alan “(ç)” bendinin;

a) Üçüncü paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesinde;

“(5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen katma değer vergisi ile yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen katma değer vergisi hariç)”

parantez içi hüküm yer almaktadır.”

b) Yedinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bundan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Ancak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin yurtdışından temin edilen hizmetler dolayısıyla sorumlu sıfatıyla ödenmiş KDV’ler, ithalat işlemlerine ilişkin ödenmiş olan KDV’ler ve yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen KDV’lerin indirim hesaplarından çıkarılması mükerrer vergilendirmeye ve dolayısıyla yersiz ödenen vergilerin iadesine sebebiyet vermekte olup, mükerrer vergilendirmeyi engellemek amacıyla 3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesinde düzenleme yapılmıştır. Söz konusu hüküm gereğince, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin;

– Yurt dışından temin edilen hizmetler dolayısıyla sorumlu sıfatıyla ödenmiş KDV’ler,

– İthalat işlemlerine ilişkin ödenmiş olan KDV’ler,

– Yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen KDV’lerin

indirim hesaplarından çıkarılmasına gerek bulunmamaktadır.”

“5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin mal veya hizmet alımında bulunan mükellef tarafından yüklenilen KDV tutarı, bu kapsamda mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefin ilgili vergilendirme döneminde beyan ederek ödediği KDV tutarlarıyla sınırlı olmak üzere, indirim konusu yapılabilir.”

c) Sonunda yer alan “Örnek:” ibaresi “Örnek 1:” olarak değiştirilmiş ve bu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

Örnek 2: (A) A.Ş. ilişkili şirket olan (B) A.Ş.den 130.000 TL tutarında mal satın almış ve bu işlemde (B) A.Ş. tarafından 23.400 TL KDV hesaplanmıştır. Satışın yapıldığı döneme ilişkin olarak (B) A.Ş.’nin KDV beyannamesine göre ödenmesi gereken KDV tutarı 4.000 TL’dir. Daha sonra (A) A.Ş. nezdinde yapılan vergi incelemesi sonucunda (B) A.Ş.’den alınan malların değerinin 100.000 TL olması gerektiği sonucuna ulaşılmış, 30.000 TL’nin ise transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca (B) A.Ş. tarafından ilgili dönemde tahakkuk eden 4.000 TL KDV’nin 2.500 TL’sinin ödendiği anlaşılmıştır. Buna göre, transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında değerlendirilen 30.000 TL’ye isabet eden 5.400 TL KDV’nin (B) A.Ş. tarafından ödenmiş olan 2.500 TL’sinin (A) A.Ş. tarafından indirim konusu yapılması mümkün olup geriye kalan 2.900 TL KDV’nin (A) A.Ş. tarafından indirim konusu yapılması mümkün değildir.”

MADDE 18 – Aynı Tebliğin (IV/E-1.1.) bölümünün;

a) Üçüncü paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“3065 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin ikinci fıkrasında Bakanlığımızın; mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve özsermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmediği, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünde olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri esas alarak mükelleflerin vergisel uyum seviyeleri ve bu uyum seviyelerine göre farklı iade yöntemleri tespit etmeye, iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.”

b) Mevcut dördüncü paragrafında yer alan “32” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 36” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 19 – Aynı Tebliğin (IV/E-5.) bölümünün;

a) Birinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir,

“Öte yandan, aynı Kanunun 370’inci maddesinde, vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitler hakkında tespit tarihine kadar ihbarda bulunulmamış olması kaydıyla mükelleflerin izaha davet edilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin olarak 25/7/2017 tarihli ve 30134 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde izaha davetin kapsamı ve şekli, ön tespitin niteliği, izaha daveti yapacak ve yapılan izahı değerlendirecek merciler, davet yapılacaklar, yapılan izahta kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin diğer usul ve esaslar belirlenmiştir. 213 sayılı Kanunun 370’inci maddesinde yer alan izaha davet uygulaması kapsamında izaha davet komisyonlarınca yapılması gereken işlemler 482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki açıklamalara göre yerine getirilir, izaha davet uygulaması kapsamına girmeyen işlemlerin gerçekliğini ispatta ise bu Tebliğdeki hükümler uygulanır. Bu düzenlemeler çerçevesinde, izaha davet kapsamında olan ve izahı kabul edilen mükellefler hakkında özel esaslar uygulanmaz.”

b) Mevcut ikinci paragrafının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İdari araştırma aşamasında, mükellef tarafından söz konusu işlemin gerçekliğine yönelik sunulan karşı delillerin değerlendirilmesi, idari araştırmayı yürüten birimdeki (mükellefin ilgili dönemde bağlı olduğu vergi dairesindeki) müdür ve bir müdür yardımcısının da katılacağı üç kişilik bir komisyon tarafından yapılır. Karşı deliller incelemeye başlanmış olması halinde inceleme elemanına, incelemeye başlanmamışsa ilgili komisyona sunulur.”

c) Mevcut beşinci paragrafının birinci cümlesinde yer alan “idare” ibaresi “komisyon” olarak değiştirilmiş ve “özel esaslara alınır” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve mükerrer incelemeye meydan vermeksizin konuyla ilgili incelemeye sevk edilir” ibaresi eklenmiştir.

ç) Mevcut beşinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Yapılan izahın izaha davet komisyonlarınca yeterli bulunmaması ve mükellef tarafından Vergi Usul Kanununun 370 inci maddesinde öngörülen işlemlerin gerçekleştirilmemesi durumunda incelemeye veya takdire sevk işlemleri yapılan mükellefler de aynı şekilde özel esaslara alınır.”

MADDE 20 – Aynı Tebliğe ekte yer alan (EK: 26), (EK: 27) ve (EK: 28) eklenmiştir.

MADDE 21 – Bu Tebliğin;

a) 1 inci, 4 üncü, 8 inci, 9 uncu ve 14 üncü maddeleri 6/4/2018 tarihinden sonra yapılan teslimlere uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

b) 2 nci, 3 üncü, 5 inci, 6 ncı, 7 nci, 15 inci, 16 ncı, 17 nci ve 18 inci maddeleri 6/4/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) 10 uncu maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B) kısmına eklenen 13 üncü bölüm, 13 üncü maddesi ve 20 nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğine eklenen (EK: 26) 1/4/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

ç) 10 uncu maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B) kısmına eklenen 14 üncü bölüm, 11 inci maddesi ve 20 nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğine eklenen (EK: 27 ve EK: 28) 1/5/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

d) 12 nci maddesi 27/3/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

e) Diğer maddeleri ise yayımı tarihinde

yürürlüğe girer.

MADDE 22 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Ekleri için tıklayınız.

İçerik 2:

MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/A-2.) bölümünün sekizinci paragrafının beşinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Ancak, arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin matrahın tespitinde, 3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 6 ncı fıkrası dikkate alınır.”

MADDE 2 – Aynı Tebliğin (I/B-6.1.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan “Verginin mükellefi” ibaresinden sonra gelmek üzere “3065 sayılı Kanunun (8/ç) maddesine göre,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 3 – Aynı Tebliğin (I/B-6.2.1.) bölümünde yer alan “verginin mükellefi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “3065 sayılı Kanunun (8/ç) maddesine göre,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 4 – Aynı Tebliğin (I/B-8.) bölümü, başlıkları ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“8. Arsa Karşılığı İnşaat İşleri

Arsa karşılığı inşaat işinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi, ikincisi ise müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine yapılan konut veya işyeri teslimidir. Karşılıklı olarak gerçekleşen bu teslimlerin her birinin KDV karşısındaki durumu aşağıda açıklanmıştır.

8.1. Arsa Sahibi Tarafından Müteahhide Arsa Payı Teslimi

Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, konut veya işyeri karşılığı müteahhide yapılan bu arsa payı teslimi KDV’ye tabidir.

Ancak arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde, arızi bir faaliyet olarak arsa payını konut veya işyeri karşılığında müteahhide tesliminde vergi uygulanmaz.

8.2. Müteahhit Tarafından Arsa Sahibine Konut veya İşyeri Teslimi

3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 6 ncı fıkrasında, arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin bedelin tespitinde, müteahhit tarafından arsa sahibine bırakılan konut veya işyerinin, 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarının esas alınacağı hüküm altına alınmıştır.

213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, maliyet bedeli esasında emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için %5, perakende satışlar için %10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli etmektedir.

Buna göre, müteahhit tarafından arsa sahibine arsa payının karşılığı olarak yapılan konut veya işyeri teslimlerinde, konut veya işyerinin 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarı üzerinden KDV uygulanır. 3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin 4 üncü fıkrasına göre, katma değer vergisi uygulaması bakımından emsal bedelin tayininde genel idare giderleri ve genel giderlerden mamule düşen hissenin bedele katılması mecburi olduğundan, genel idare giderleri ve genel giderlerden konut veya işyerine düşen hissenin arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin bedele dahil edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, arsa sahibine kalacak konut veya işyerlerine ilişkin arsa payının müteahhide devri söz konusu olmadığından, arsa sahibine bırakılacak konut veya işyerlerinin maliyet bedelinin tespitinde arsa payı dikkate alınmayacaktır.

Örnek 1: KDV mükellefiyeti bulunan Bay (A), işletmesine dahil arsa için müteahhit (B) A.Ş. ile 15/5/2018 tarihinde arsa payı (kat) karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamıştır. Söz konusu sözleşmeye göre arsa sahibi Bay (A), inşa edilecek 20 konuttan 8’ini ve 5 işyerinden 2’sini alacaktır.

(B) A.Ş., 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre arsa sahibine vereceği 8 konut ve 2 işyeri için toptan satış olması nedeniyle maliyet bedeline %5 ilave etmek suretiyle sırasıyla 840.000 TL ve 315.000 TL olmak üzere toplam 1.155.000 TL bedel hesaplamıştır. Bu durumda, inşa edilen konutların %1 KDV oranına tabi olduğu varsayıldığında, (B) A.Ş. tarafından arsa sahibine teslim edilen konutlara ilişkin (840.000x%1) 8.400 TL KDV, işyerlerine ilişkin (315.000x%18) 56.700 TL KDV olmak üzere toplam 65.100 TL KDV hesaplanacaktır.

KDV mükellefi arsa sahibi Bay (A)’nın aldığı konut ve işyerlerinin karşılığı olarak (B) A.Ş.’ye yapmış olduğu arsa payı teslimi de konut ve işyerlerinin 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarları dikkate alınarak 1.155.000 TL üzerinden genel oranda (1.155.000x%18) 207.900 TL KDV hesaplanacaktır.

Örnek 2: Örnek 1’de yer alan Bay (A), iktisadi işletmesine dahil olmayan arsası için müteahhit (B) A.Ş. ile 20/5/2018 tarihinde arsa payı (kat) karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamıştır. Söz konusu sözleşmeye göre arsa sahibi Bay (A), inşa edilecek 20 konuttan 8’ini ve 5 işyerinden 2’sini alacaktır.

(B) A.Ş., 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre arsa sahibine vereceği 8 konut ve 2 işyeri için perakende satış olması nedeniyle maliyet bedeline %10 ilave etmek suretiyle sırasıyla 880.000 TL ve 330.000 TL olmak üzere toplam 1.210.000 TL bedel hesaplamıştır. Bu durumda, inşa edilen konutların %1 KDV oranına tabi olduğu varsayıldığında, (B) A.Ş. tarafından arsa sahibine teslim edilen konutlara ilişkin (880.000x%1) 8.800 TL KDV, işyerlerine ilişkin (330.000x%18) 59.400 TL KDV olmak üzere toplam 68.200 TL KDV hesaplanacaktır.

Bay (A)’nın müteahhit (B) A.Ş.ye arsa tesliminde vergi uygulanmayacaktır.”

MADDE 5 – Aynı Tebliğin (I/C-1.) bölümünün birinci paragrafının (c) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.

“ç) Müzayede mahallerinde yapılan satışlarda mükellef, bu satışları yapanlardır.”

MADDE 6 – Aynı Tebliğin (I/C-1.1.1.) bölümünün birinci paragrafının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu gibi sebeplerle fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen vergi, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre işlemi yapan mükellefe iade edilir. Şu kadar ki söz konusu iadenin yapılabilmesi için işlemle ilgili beyanların düzeltilmesi ve fazla veya yersiz hesaplanan verginin satıcı tarafından alıcıya geri verilmesi şarttır.”

MADDE 7 – Aynı Tebliğin (I/C-1.1.2.) bölümünün başlığı “1.1.2. Fazla veya Yersiz Hesaplanan ve Hazineye Ödenen Verginin İadesi” şeklinde, aynı bölümün birinci paragrafında yer alan “fazla veya yersiz ödenen” ibaresi “fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen” olarak değiştirilmiş, altıncı paragrafında ve bu paragrafın birinci alt paragrafında yer alan “ödenecek KDV çıkması” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve Hazineye ödenmesi” ibareleri eklenmiş, altıncı paragrafın ikinci alt paragrafında yer alan “ödenecek KDV çıkmaması durumunda ise” ibaresinden sonra gelmek üzere “Hazineye intikal eden herhangi bir vergi bulunmadığından” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 8 – Aynı Tebliğin (I/Ç-1.) bölümünün 10 uncu paragrafının birinci ve ikinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Arsa karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhidin arsa payı karşılığı konut, işyeri gibi bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşir. Arsanın bir iktisadi işletmeye dâhil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutat ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi durumunda, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte, müteahhide yapılan bu arsa payı teslimi nedeniyle düzenlenecek faturada, arsa payı karşılığı alınan bağımsız birimlerin 213 sayılı Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarı üzerinden KDV hesaplanır.”

MADDE 9 – Aynı Tebliğin (II/B-12.1.2.) bölümünün dördüncü paragrafının üçüncü ve dördüncü cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi; ikincisi ise müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine yapılan konut veya işyeri teslimidir. Buna göre arsa payına karşılık olarak arsa sahibine verilen konut veya işyerinin arsa sahibi tarafından teslimi ilk teslim kapsamında değerlendirilmez.”

MADDE 10 – Aynı Tebliğin (II/B) kısmının 12 nci bölümünden sonra gelmek üzere sırasıyla aşağıdaki bölümler eklenmiş ve bu bölümlerden sonra gelen bölümün numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.

13. Organize Sanayi Bölgeleri ile Küçük Sanayi Sitelerinin İnşasına İlişkin İstisna

21/3/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine eklenen (j) bendine göre, organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin su, kanalizasyon, arıtma, doğalgaz, elektrik, haberleşme tesisleri ile yol yapımına ve küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin inşasına ilişkin, bunlara veya bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmelere yapılan mal teslimleri ile hizmet ifaları 1/4/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere KDV’den istisnadır.

13.1. İstisnanın Kapsamı

13.1.1. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

Söz konusu istisnadan;

-12/4/2000 tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununa göre kurulan organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler,

-24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile küçük sanayi sitesi yapı kooperatifi ana sözleşmesi hükümlerine göre kurulmuş küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri

faydalanır.

Küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin bu istisnadan faydalanabilmesi için küçük sanayi sitesi inşa edilecek arsanın tapu sicilinin küçük sanayi sitesi yapı kooperatifi adına tescil edilmiş olması ve bu arsanın küçük sanayi sitesi inşa edilmesine uygun olduğunun uygulama imar planı veya yetkili idarelerce verilecek ruhsat veya onay ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

13.1.2. İstisna Kapsamına Giren İşlemler

İstisna kapsamına;

– Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin içme ve kullanma suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu şebekesi, içme, kullanma ve atık su arıtma tesisi, doğalgaz, elektrik ve haberleşme tesislerine ilişkin altyapı işleri ile yolların yapımına ilişkin organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine yapılan teslim ve hizmetler,

– Küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin inşasına ilişkin küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine yapılan teslim ve hizmetler

girmektedir.

İdari bina, sosyal tesisler, spor tesisleri ve benzeri tesislerin yapım işlerine ilişkin organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerine yapılan teslim ve hizmetler istisna kapsamına girmez.

Organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin makina, teçhizat, demirbaş, mobilya, mefruşat ve benzeri alımları istisna kapsamında değerlendirilmez.

Organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerinin su, kanalizasyon, arıtma, doğalgaz, elektrik, haberleşme tesisleri ile yolların ve küçük sanayi sitelerindeki işyerlerinin yeniden inşasına yönelik mal ve hizmet alımları bu istisna kapsamına girmekle birlikte, bunların tamir, bakım ve onarımına ilişkin mal ve hizmet alımları istisna kapsamında değerlendirilmez.

Örnek: Başkent Organize Sanayi Bölgesi, mevcut kapasiteyi artırmak amacıyla arıtma tesisinin yıkılarak yeniden inşa edilmesine, doğalgaz tesislerinin ise yıllık bakım ve onarımının yapılmasına karar vermiştir. Söz konusu arıtma tesisinin yeniden inşasına yönelik olarak Başkent Organize Sanayi Bölgesine yapılacak teslim ve hizmetler KDV’den istisna olup, doğalgaz tesislerinin yıllık bakımı ile onarımına ilişkin teslim ve hizmetler bu istisna kapsamına girmez.

13.2. İstisnanın Uygulanması

Organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatifleri, hazırlanan proje kapsamında istisna uygulanarak alınacak mal ve hizmetlere ilişkin bir liste hazırlarlar. Söz konusu proje ve bu proje kapsamındaki mal ve hizmetlere ilişkin liste elektronik ortamda sisteme girilir. Mükellef mal ve hizmetlere ilişkin listeyi elektronik ortamda sisteme girdikten sonra KDV yönünden bağlı olduğu/bulunduğu vergi dairesine istisna belgesi almak için başvuruda bulunur. Vergi dairesi (EK:26)’da yer alan belgeyi düzenleyerek mükellefe verir. Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin bir örneği mal ve hizmetin alımı sırasında satıcılara verilir ve istisna kapsamında işlem yapılması talep edilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

İstisna belgesinin ekinde, istisnalı olarak alınacak mal ve hizmet miktarı ve tutarı yer alır. Söz konusu istisna belgesi kapsamında teslim veya hizmette bulunan satıcı, istisna belgesinin ilgili mal veya hizmete ilişkin bölümünü fatura tarihi, numarası, mal veya hizmet miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Mal/hizmet teslimi gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini projeye uygun olarak sisteme girerler.

Satıcı mükellefin iade talebi bu istisna belgesi esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

Projenin sonradan revize edilmesi, güncellenmesi veya ek proje düzenlenmesi halinde proje kapsamındaki mal ve hizmetlere ilişkin liste de elektronik ortamda revize edilir. Revize sonrası istisna kapsamına giren alışların istisna kapsamında alınabilmesi için istisna belgesinin revize ettirilmesi gerekir.

İstisna belgesi projede öngörülen süreyle sınırlı olarak verilir. Projedeki sürenin revize edilmesi durumunda, istisna belgesindeki süre de revize edilir.

Tek satıcıdan alınan proje maliyetinin binde 5’ine kadar olan birden fazla mal ve hizmete ilişkin harcamalar listeye tek satır olarak girilebilir. Birden fazla binde 5’lik toplu satır yazılabilir. Bu şekilde toplu yazılacak satırlarda yer alan tutarların toplamının proje maliyetinin yüzde 10’unu aşmaması gerekir. Bu durumda da mal ve hizmetin cinsi, miktarı, tutarı gibi hususlar, bu kapsamdaki alışları anlaşılır bir şekilde açıklayacak detayda yazılır. Bu alımlara ilişkin fatura tarih ve numarasının listede yer alması gerektiği tabiidir.

İstisna kapsamındaki malların ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen mala ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

İstisna kapsamında mal ve hizmet alanlar istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Vergi dairesi istisna belgesinde yer alan mal ve hizmet bölümlerinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol ederek istisna belgesini kapatır.

Satıcılar, yaptıkları teslim ve hizmet ifalarına ilişkin faturada, Tebliğin bu bölümündeki açıklamaları da göz önünde bulundurmak suretiyle KDV hesaplamazlar.

Ayrıca, organize sanayi bölgeleri ile bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmeler ve küçük sanayi sitesi yapı kooperatiflerine istisna kapsamında teslimde bulunan veya hizmet ifa eden mükelleflerin mal ve hizmet alımları genel hükümlere göre KDV'ye tabidir.

İstisna hükmünün yürürlüğe girdiği 1/4/2018 tarihinden önce başlayan istisna kapsamındaki projelere ilişkin, 1/4/2018 tarihinden sonra yapılan mal ve hizmet alımları istisna kapsamında olup, bu kapsamda istisnadan faydalanılabilmesi için istisna belgesi alınması ve yukarıda yer verilen usul ve esaslar çerçevesinde hareket edilmesi gerekir.

13.3. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında yapılan teslim ve hizmetler, teslim ve hizmetin yapıldığı vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinin "İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" kulakçığının, "Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler" tablosunda, 330 kod numaralı “Organize Sanayi Bölgeleri ile Küçük Sanayi Sitelerinin İnşasına İlişkin Teslim ve Hizmetler” satırı aracılığıyla beyan edilir. Bu satırın "Teslim ve Hizmet Tutarı" sütununa istisnaya konu teslim ve hizmetlerin KDV hariç tutarı, "Yüklenilen KDV" sütununa bu teslim ve hizmetlere ilişkin alış ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, "Yüklenilen KDV" sütununa “0” yazmalıdır.

13.4. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin örneği ile kendisi tarafından ilgili mal ve hizmete ilişkin olarak proje kapsamında istisna uygulanarak alınacak mal ve hizmet listesinin örneği

13.4.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

13.4.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

13.5. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin, istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini mal teslimi ve hizmet ifasında bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslim veya hizmeti yapan mükellefler ile birlikte teslim veya hizmet yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslim veya hizmetin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır. Daha sonra işlemin, istisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilir.

14. Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım Faaliyetlerinde Kullanılmak Üzere Yapılan Yeni Makina ve Teçhizat Teslimlerinde İstisna

7103 sayılı Kanunla 3065 sayılı Kanuna eklenen geçici 39 uncu madde ve 29/3/2018 tarihli ve 7104 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlar ile 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine eklenen (m) bendine göre, 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde, 3/7/2014 tarihli ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri 1/5/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere KDV’den istisnadır.

Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.

14.1. Kapsam

14.1.1. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

İstisnadan;

– 4691 sayılı Kanun kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde,

– 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde,

– 6550 sayılı Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında

Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlar yararlanır.

14.1.2. İstisna Kapsamına Giren Teslimler

İstisna, bu Tebliğin (II/B-14.1.1.) ayrımında sayılanların, münhasıran Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanmak üzere, yeni makina ve teçhizat alımlarında uygulanır.

Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetinde bulunanlara istisna kapsamında teslim edilecek makina ve teçhizatın, münhasıran Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetinde kullanılması gerekir. Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin kapsamı ilgili mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

İstisna “yeni” makina ve teçhizat teslimlerine tanındığından, istisna kapsamında teslime konu edilecek makina ve teçhizatın kullanılmamış olması gerekmektedir. Diğer taraftan, makina ve teçhizatın aksam, parça, aksesuar ve teferruatları istisna kapsamında değerlendirilmez.

Makina ve teçhizatın nitelik ve kapsamı, yatırım teşvik belgesi kapsamındaki makina ve teçhizat teslimlerinde istisna uygulamasına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı bu Tebliğin (II/B-5.1.) bölümündeki açıklamalara göre belirlenir.

14.2. İstisnanın Uygulaması

İstisna kapsamında makina ve teçhizat satın almak isteyen alıcılar, teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde ve araştırma laboratuvarlarında faaliyette bulunduklarına ve satın alacakları makina ve teçhizatı Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanacaklarına dair ilgili birimlerden alacakları belge ile KDV yönünden bağlı oldukları vergi dairesine istisna belgesi almak için başvuruda bulunurlar. Başvuruda bulunanlar tarafından istisna kapsamında alınacak makina ve teçhizat listesi elektronik ortamda sisteme girilir.

İlgili vergi dairesi tarafından gerekli kontroller yapıldıktan sonra şartları sağlayanlara elektronik olarak sisteme girilen makina ve teçhizatla sınırlı olmak üzere istisna belgesi (EK:27) verilir.

Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin alıcı tarafından onaylanmış bir örneği alıcılar tarafından satıcılara verilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

Söz konusu istisna belgesi kapsamında makina ve teçhizat satan mükellef, istisna belgesi ekinin ilgili bölümünü fatura tarihi, numarası, mal miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Teslim gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini elektronik ortamda sisteme girerler.

İstisna kapsamındaki makine ve teçhizatın ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen makina ve teçhizata ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

Satıcı mükellefin iade talebi istisna belgesi ve elektronik sisteme yapılan alış ve satış girişleri esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

14.3. Makina ve Teçhizatın Üç Yıl İçinde Belirlenen Faaliyetler Dışında Kullanımı veya Elden Çıkarılması

İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde; Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri dışında kullanılması, elden çıkarılması veya kiralanması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.

14.4. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında KDV hesaplanmayan teslimler, KDV beyannamesinde yer alan "İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" kulakçığının, "Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler" tablosunda 331 kod numaralı satır aracılığıyla beyan edilir.

Bu satırın "Teslim ve Hizmet Tutarı" sütununa istisnaya konu teslimlerin KDV hariç tutarı, "Yüklenilen KDV" sütununa bu teslimlere ilişkin alım ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, "Yüklenilen KDV" sütununa “0” yazmalıdır.

İstisna kapsamında mal alanlar, istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Vergi dairesi istisna belgesinde yer alan makina ve teçhizat listesinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol ederek istisna belgesini kapatır.

14.5. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin örneği ile kendisi tarafından ilgili mala ilişkin olarak istisna uygulanarak alınacak makina ve teçhizat listesinin örneği

14.5.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

14.5.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

14.6. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini mal tesliminde bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslimi yapan mükellefler ile birlikte teslim yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslimin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır. Daha sonra işlemin, istisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilir.”

MADDE 11 – Aynı Tebliğin (II/E) kısmının 8 inci bölümünden sonra gelmek üzere başlığı ile birlikte aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“9. İmalat Sanayiinde Kullanılmak Üzere Yapılan Yeni Makina ve Teçhizat Teslimlerinde İstisna

7103 sayılı Kanunla, 1/5/2018 tarihinde yürürlüğe girmek üzere, 3065 sayılı Kanuna eklenen geçici 39 uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek yeni makina ve teçhizatın, 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz KDV mükelleflerine münhasıran imalat sanayiinde kullanılmak üzere teslimi 31/12/2019 tarihine kadar KDV’den müstesnadır.

Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.

9.1. Kapsam

9.1.1. İstisnadan Yararlanacak Alıcılar

İstisnadan, 6948 sayılı Kanuna göre sanayi sicil belgesini haiz KDV mükellefleri yararlanır.

9.1.2. İstisna Kapsamına Giren Teslimler

30/4/2018 tarihli ve 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki listede sanayi sicil belgesine haiz katma değer vergisi mükelleflerinin münhasıran imalat sanayiindeki kullanımlarına yönelik istisna kapsamında teslim edilecek makina ve teçhizat belirlenmiştir. Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı eki listede yer almayan makina ve teçhizat teslimlerine istisna uygulanmaz.

İstisna, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen yeni makina ve teçhizatın, 6948 sayılı Kanuna göre sanayi sicil belgesini haiz KDV mükelleflerine, münhasıran imalat sanayiinde kullanmak üzere 31/12/2019 tarihine kadar tesliminde uygulanır.

İstisna “yeni” makina ve teçhizat teslimlerine tanındığından, istisna kapsamında teslime konu edilecek makina ve teçhizatın kullanılmamış olması gerekmektedir. Diğer taraftan, makina ve teçhizatın aksam, parça, aksesuar ve teferruatları istisna kapsamında değerlendirilmez.

9.2. İstisnanın Uygulaması

İstisna kapsamında makina ve teçhizat satın almak isteyen mükellefler, sanayi sicil belgelerini ibraz ederek alacakları makina ve teçhizatı imalat sanayiinde kullanacaklarına dair beyanlarıyla birlikte KDV yönünden bağlı oldukları vergi dairesine başvururlar. Bu başvuruyla birlikte istisna kapsamında alınacak makina ve teçhizat listesi elektronik ortamda sisteme girilir.

İlgili vergi dairesi tarafından gerekli kontroller yapıldıktan sonra şartları sağlayanlara elektronik olarak sisteme girilen makina ve teçhizatla sınırlı olmak üzere istisna belgesi (EK:28) verilir.

Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin alıcı tarafından onaylanmış bir örneği alıcılar tarafından satıcılara verilir. Bu belge satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.

Söz konusu istisna belgesi kapsamında satış yapan mükellef düzenlediği faturada makina ve teçhizatın cinsi ile birlikte GTİP numarasını da belirtir. İstisna belgesi ekinin ilgili bölümünü fatura tarihi, numarası, mal miktarı ve tutarını belirtmek suretiyle onaylar ve bir örneğini alır. Teslim gerçekleştikçe alıcı ve satıcı alım/satım bilgilerini elektronik ortamda sisteme girerler.

İstisna uygulanan teslimler nedeniyle yüklenilen KDV, satıcılar tarafından indirim konusu yapılabilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen KDV satıcılara talep edilmesi halinde iade edilir.

İstisna kapsamındaki makine ve teçhizatın ithalat yoluyla temin edilmesi halinde söz konusu belge, ilgili gümrük idaresine ibraz edilir. İstisna belgesindeki istisna kapsamında ithal edilen makina ve teçhizata ilişkin bölüm doldurulduktan sonra ilgili gümrük idaresi tarafından bu bölüm de onaylanır.

Satıcı mükellefin iade talebi istisna belgesi ve elektronik sisteme yapılan alış ve satış girişleri esas alınmak suretiyle, iade için gerekli diğer belgeler de aranarak sonuçlandırılır.

9.3. Makina ve Teçhizatın Üç Yıl İçinde Belirlenen Faaliyetler Dışında Kullanımı veya Elden Çıkarılması

İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde; imalat sanayii dışında kullanılması, elden çıkarılması veya kiralanması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.

9.4. İstisnanın Beyanı

Bu istisna kapsamında KDV hesaplanmayan teslimler, KDV beyannamesinde yer alan "İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler" kulakçığının, "Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler" tablosunda 332 kod numaralı satır aracılığıyla beyan edilir.

Bu satırın "Teslim ve Hizmet Tutarı" sütununa istisnaya konu teslimlerin KDV hariç tutarı, "Yüklenilen KDV" sütununa bu teslimlere ilişkin alım ve giderlere ait belgelerde gösterilen toplam KDV tutarı yazılır. İade talep etmek istemeyen mükellefler, "Yüklenilen KDV" sütununa “0” yazmalıdır.

İstisna kapsamında mal alan mükellefler, istisna belgesinin bittiği tarih itibarıyla istisna belgesini vergi dairesine ibraz ederek kapattırmak zorundadır. Vergi dairesi istisna belgesinde yer alan makina ve teçhizat listesinin satıcılar tarafından doldurulup doldurulmadığını ve faturalarla uyumunu kontrol ederek istisna belgesini kapatır.

9.5. İade

Bu istisnadan kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:

– Standart iade talep dilekçesi

– İstisnanın beyan edildiği döneme ilişkin indirilecek KDV listesi

– İade hakkı doğuran işleme ait yüklenilen KDV listesi

– İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu

– Satış faturaları listesi

– Vergi dairesinden alınan istisna belgesinin örneği ile kendisi tarafından ilgili mala ilişkin olarak istisna uygulanarak alınacak makina ve teçhizat listesinin örneği

9.5.1. Mahsuben İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.

9.5.2. Nakden İade

Mükelleflerin bu işlemlerden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.

9.6. Müteselsil Sorumluluk

İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin istisna belgesinin imza ve kaşe tatbik edilmiş bir suretini mal tesliminde bulunan satıcıya vermeleri gerekmektedir. Bu yazı olmadan istisna uygulanması halinde, ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslimi yapan mükellefler ile birlikte teslim yapılan alıcı da müteselsilen sorumludur.

Kendisine teslimin istisna kapsamına girdiğini gösteren belge verilen satıcı mükelleflerce, başka bir şart aramaksızın istisna kapsamında işlem yapılır. Daha sonra işlemin, istisna için ilgili düzenlemelerde belirtilen şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim veya hizmet yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilir.”

MADDE 12 – Aynı Tebliğin (II/F-4.4.) bölümünün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda kantin olarak belirlenen alanların okul aile birlikleri tarafından kiraya verilmesi işlemleri KDV’den istisna edilmiştir. Bu kapsamda, Milli Eğitim Bakanlığı Okul-Aile Birliği Yönetmeliğine göre kantin olarak belirlenen alanların okul aile birlikleri tarafından kiraya verilmesi işlemleri KDV’den istisnadır.”

MADDE 13 – Aynı Tebliğin (II/F-4.23.) bölümünün üçüncü paragrafının son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı bölümün sonuna aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (17/4-k) maddesinde yer alan istisna kapsamındaki arsa teslimine, söz konusu arsa için organize sanayi bölgeleri tarafından yapılan ve parsel birim maliyeti içinde yer alan harcamalar da dahil edilir.”

MADDE 14 – Aynı Tebliğin (II/G-4.3.) bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Arsa kat karşılığı inşaat işleri; arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi ile müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine konut veya işyeri teslimi şeklinde iki ayrı teslimden oluşmaktadır.”

MADDE 15 – Aynı Tebliğin;

a) (III/B-3.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan "teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

b) (III/B-3.1.3.4.) bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.

“3.1.3.5. İndirimli Orana Tabi İşlemin Gerçekleşmesinden Sonra Yapılan Alımlar ve İskontolar

İndirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, işlem ile ilgili olarak garanti, reklam, royalty, know-how, isim hakkı, ciro primi gibi harcamalar üzerinden KDV ödenebilmektedir. Ayrıca indirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, satıcı tarafından yapılan iskontolar nedeniyle, alıcılar tarafından iskontoya dair düzenlenen faturada KDV hesaplanması gerekmektedir.

Bu kapsamda, indirimli orana tabi işlemin gerçekleşmesinden sonra, işlemle ilgili olarak yapılan garanti, reklam, royalty, know-how, isim hakkı, ciro primi gibi harcamalar ve iskontolar nedeniyle satıcılar tarafından yüklenilen KDV’nin, indirim hesaplarına dahil edildiği vergilendirme dönemine ilişkin iade hesabında dikkate alınması uygun görülmüştür.”

MADDE 16 – Aynı Tebliğin (III/C-2.1.) bölümünde yer alan “(c)” bendinin sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.

“Ancak 213 sayılı Kanunun 315 inci maddesine göre Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömürlerini tamamladıktan sonra zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere (ATİK) ilişkin yüklenilen KDV ile faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen ATİK’lere ilişkin yüklenilen KDV’nin kullanılan süreye isabet eden kısmının indirim konusu yapılması mümkündür.

Buna göre, ATİK’in Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömrünü tamamladıktan sonra zayi olması veya istisna kapsamında teslim edilmesi halinde bu kıymetin alımında yüklenilen ve indirim konusu yapılan KDV’nin indirim hesaplarından çıkarılmasına ilişkin herhangi bir düzeltme işlemi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Ancak ATİK’in faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olması veya istisna kapsamında teslim edilmesi durumunda, bu kıymetin alımında yüklenilen KDV’nin, faydalı ömrünün işletmede kullanılan süresine isabet eden kısmı için herhangi bir düzeltme işlemi yapılmayacaktır. ATİK’in zayi olduğu veya istisna kapsamında teslim edildiği tarih itibarıyla faydalı ömrünün kalan kısmına (faydalı ömrünün işletmede kullanılmayan süresine) isabet eden yüklenilen KDV’nin ise indirim konusu yapılması mümkün değildir. Daha önce indirim konusu yapılan KDV’nin ATİK’in zayi olduğu veya istisna kapsamında teslim edildiği dönem beyannamesinde “Daha Önce İndirim Konusu Yapılan KDV’nin İlavesi” satırında beyan edilmek suretiyle indirim hesaplarından çıkarılması gerekir. ATİK’in işletmede kullanılan süresinin tespitinde ATİK’in işletmede kullanıldığı her 12 ay ile 12 aydan kısa olan süreler bir yıl olarak kabul edilecektir.

Örnek: (A) Ltd. Şti. 1/4/2015 tarihinde 150.000 TL bedelle satın alarak aktifine kaydettiği faydalı ömrü 5 yıl olan minibüs için 27.000 TL KDV ödemiştir.

Söz konusu minibüs 5/6/2018 tarihinde yanarak zayi olmuştur. Bu durumda, minibüsün alımında yüklenilen KDV tutarının işletmede kullanılan süreye (38 ay kullanıldığından 4 yıl olarak dikkate alınmıştır) isabet eden kısmı olan 21.600 TL (27.000/5x4) için düzeltme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Minibüs, faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olduğundan kalan 1 yıl için daha önce indirim konusu yapılan 5.400 TL’nin (27.000-21.600) indirim hesaplarından çıkarılmak suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.”

MADDE 17 – Aynı Tebliğin (III/C-2.1.) bölümünde yer alan “(ç)” bendinin;

a) Üçüncü paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesinde;

“(5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen katma değer vergisi ile yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen katma değer vergisi hariç)”

parantez içi hüküm yer almaktadır.”

b) Yedinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve bundan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Ancak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin yurtdışından temin edilen hizmetler dolayısıyla sorumlu sıfatıyla ödenmiş KDV’ler, ithalat işlemlerine ilişkin ödenmiş olan KDV’ler ve yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen KDV’lerin indirim hesaplarından çıkarılması mükerrer vergilendirmeye ve dolayısıyla yersiz ödenen vergilerin iadesine sebebiyet vermekte olup, mükerrer vergilendirmeyi engellemek amacıyla 3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesinde düzenleme yapılmıştır. Söz konusu hüküm gereğince, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin;

– Yurt dışından temin edilen hizmetler dolayısıyla sorumlu sıfatıyla ödenmiş KDV’ler,

– İthalat işlemlerine ilişkin ödenmiş olan KDV’ler,

– Yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen KDV’lerin

indirim hesaplarından çıkarılmasına gerek bulunmamaktadır.”

“5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin mal veya hizmet alımında bulunan mükellef tarafından yüklenilen KDV tutarı, bu kapsamda mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefin ilgili vergilendirme döneminde beyan ederek ödediği KDV tutarlarıyla sınırlı olmak üzere, indirim konusu yapılabilir.”

c) Sonunda yer alan “Örnek:” ibaresi “Örnek 1:” olarak değiştirilmiş ve bu paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

Örnek 2: (A) A.Ş. ilişkili şirket olan (B) A.Ş.den 130.000 TL tutarında mal satın almış ve bu işlemde (B) A.Ş. tarafından 23.400 TL KDV hesaplanmıştır. Satışın yapıldığı döneme ilişkin olarak (B) A.Ş.’nin KDV beyannamesine göre ödenmesi gereken KDV tutarı 4.000 TL’dir. Daha sonra (A) A.Ş. nezdinde yapılan vergi incelemesi sonucunda (B) A.Ş.’den alınan malların değerinin 100.000 TL olması gerektiği sonucuna ulaşılmış, 30.000 TL’nin ise transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca (B) A.Ş. tarafından ilgili dönemde tahakkuk eden 4.000 TL KDV’nin 2.500 TL’sinin ödendiği anlaşılmıştır. Buna göre, transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında değerlendirilen 30.000 TL’ye isabet eden 5.400 TL KDV’nin (B) A.Ş. tarafından ödenmiş olan 2.500 TL’sinin (A) A.Ş. tarafından indirim konusu yapılması mümkün olup geriye kalan 2.900 TL KDV’nin (A) A.Ş. tarafından indirim konusu yapılması mümkün değildir.”

MADDE 18 – Aynı Tebliğin (IV/E-1.1.) bölümünün;

a) Üçüncü paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“3065 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin ikinci fıkrasında Bakanlığımızın; mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve özsermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmediği, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünde olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri esas alarak mükelleflerin vergisel uyum seviyeleri ve bu uyum seviyelerine göre farklı iade yöntemleri tespit etmeye, iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.”

b) Mevcut dördüncü paragrafında yer alan “32” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 36” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 19 – Aynı Tebliğin (IV/E-5.) bölümünün;

a) Birinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir,

“Öte yandan, aynı Kanunun 370’inci maddesinde, vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitler hakkında tespit tarihine kadar ihbarda bulunulmamış olması kaydıyla mükelleflerin izaha davet edilebileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin olarak 25/7/2017 tarihli ve 30134 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde izaha davetin kapsamı ve şekli, ön tespitin niteliği, izaha daveti yapacak ve yapılan izahı değerlendirecek merciler, davet yapılacaklar, yapılan izahta kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin diğer usul ve esaslar belirlenmiştir. 213 sayılı Kanunun 370’inci maddesinde yer alan izaha davet uygulaması kapsamında izaha davet komisyonlarınca yapılması gereken işlemler 482 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki açıklamalara göre yerine getirilir, izaha davet uygulaması kapsamına girmeyen işlemlerin gerçekliğini ispatta ise bu Tebliğdeki hükümler uygulanır. Bu düzenlemeler çerçevesinde, izaha davet kapsamında olan ve izahı kabul edilen mükellefler hakkında özel esaslar uygulanmaz.”

b) Mevcut ikinci paragrafının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İdari araştırma aşamasında, mükellef tarafından söz konusu işlemin gerçekliğine yönelik sunulan karşı delillerin değerlendirilmesi, idari araştırmayı yürüten birimdeki (mükellefin ilgili dönemde bağlı olduğu vergi dairesindeki) müdür ve bir müdür yardımcısının da katılacağı üç kişilik bir komisyon tarafından yapılır. Karşı deliller incelemeye başlanmış olması halinde inceleme elemanına, incelemeye başlanmamışsa ilgili komisyona sunulur.”

c) Mevcut beşinci paragrafının birinci cümlesinde yer alan “idare” ibaresi “komisyon” olarak değiştirilmiş ve “özel esaslara alınır” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve mükerrer incelemeye meydan vermeksizin konuyla ilgili incelemeye sevk edilir” ibaresi eklenmiştir.

ç) Mevcut beşinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Yapılan izahın izaha davet komisyonlarınca yeterli bulunmaması ve mükellef tarafından Vergi Usul Kanununun 370 inci maddesinde öngörülen işlemlerin gerçekleştirilmemesi durumunda incelemeye veya takdire sevk işlemleri yapılan mükellefler de aynı şekilde özel esaslara alınır.”

MADDE 20 – Aynı Tebliğe ekte yer alan (EK: 26), (EK: 27) ve (EK: 28) eklenmiştir.

MADDE 21 – Bu Tebliğin;

a) 1 inci, 4 üncü, 8 inci, 9 uncu ve 14 üncü maddeleri 6/4/2018 tarihinden sonra yapılan teslimlere uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

b) 2 nci, 3 üncü, 5 inci, 6 ncı, 7 nci, 15 inci, 16 ncı, 17 nci ve 18 inci maddeleri 6/4/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

c) 10 uncu maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B) kısmına eklenen 13 üncü bölüm, 13 üncü maddesi ve 20 nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğine eklenen (EK: 26) 1/4/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

ç) 10 uncu maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B) kısmına eklenen 14 üncü bölüm, 11 inci maddesi ve 20 nci maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğine eklenen (EK: 27 ve EK: 28) 1/5/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

d) 12 nci maddesi 27/3/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

e) Diğer maddeleri ise yayımı tarihinde

yürürlüğe girer.

MADDE 22 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Ekleri için tıklayınız.

Resmi Gazete No: 30435 Resmi Gazete Tarihi: Salı, 29 Mayıs, 2018 Adı: UID:
İçerik:

MADDE 1 – 17/12/2017 tarihli ve 30273 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 486)’nin geçici 1 inci maddesinde yer alan “30/6/2018” ibaresi “30/9/2018” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Aynı Tebliğin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Bu Tebliğin 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, basit usule tabi mükelleflerin 30/4/2018 ve 31/7/2018 tarihine kadar kaydedilmesi gereken alış ve giderleri ile satış ve hasılatlarına ilişkin üçer aylık kayıtları 31/10/2018 tarihine kadar Sisteme kaydedilebilecektir.”

MADDE 3 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 1:

MADDE 1 – 17/12/2017 tarihli ve 30273 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 486)’nin geçici 1 inci maddesinde yer alan “30/6/2018” ibaresi “30/9/2018” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Aynı Tebliğin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Bu Tebliğin 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, basit usule tabi mükelleflerin 30/4/2018 ve 31/7/2018 tarihine kadar kaydedilmesi gereken alış ve giderleri ile satış ve hasılatlarına ilişkin üçer aylık kayıtları 31/10/2018 tarihine kadar Sisteme kaydedilebilecektir.”

MADDE 3 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İçerik 2:

MADDE 1 – 17/12/2017 tarihli ve 30273 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 486)’nin geçici 1 inci maddesinde yer alan “30/6/2018” ibaresi “30/9/2018” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 2 – Aynı Tebliğin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Bu Tebliğin 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, basit usule tabi mükelleflerin 30/4/2018 ve 31/7/2018 tarihine kadar kaydedilmesi gereken alış ve giderleri ile satış ve hasılatlarına ilişkin üçer aylık kayıtları 31/10/2018 tarihine kadar Sisteme kaydedilebilecektir.”

MADDE 3 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Resmi Gazete No: 30435 Resmi Gazete Tarihi: Salı, 29 Mayıs, 2018 Adı: UID:
İçerik:

MADDE 1 – 18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“ç) Diğer maddeleri 1/10/2018 tarihinde” 

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı müştereken yürütür.

İçerik 1:

MADDE 1 – 18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“ç) Diğer maddeleri 1/10/2018 tarihinde” 

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı müştereken yürütür.

İçerik 2:

MADDE 1 – 18/2/2017 tarihli ve 29983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği (Sıra No:1)’nin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“ç) Diğer maddeleri 1/10/2018 tarihinde” 

MADDE 2 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı müştereken yürütür.

Resmi Gazete No: 30432 (1.Mükerrer) Resmi Gazete Tarihi: Cumartesi, 26 Mayıs, 2018 Adı: UID:
İçerik:

Söz konusu Tebliğe ulaşmak için tıklayınız.

İçerik 1:

Söz konusu Tebliğe ulaşmak için tıklayınız.

İçerik 2:

Söz konusu Tebliğe ulaşmak için tıklayınız.

Sayfalar