6111 SAYILI KANUN İÇ GENELGESİ SERİ NO: 2011/2


Tarih 22/03/2011
Sayı B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630-]
Kapsam

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

Gelir İdaresi Başkanlığı

Sayı : B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630-]

Konu :

BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA

6111 SAYILI KANUN İÇ GENELGESİ

(Seri No: 2011/2)

....................VALİLİĞİNE

(Defterdarlık:Gelir Müdürlüğü)

....................VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uygulaması ile ilgili aşağıdaki hususların açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur.

1- Başkanlığımıza intikal eden olaylardan, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunmuş mükelleflerin haczolunacak mallarının tespiti amacıyla başlanılmış, ancak sonuçlandırılamamış mal varlığı araştırmalarına devam edilip edilmeyeceği hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi, takipli bir amme alacağının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması durumunda, bu amme alacağı muaccel olmaktan çıkmakta ve peşin veya taksitler halinde ödenmesine imkan sağlanmaktadır.

Bu itibarla, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler hakkında Kanun hükümlerini ihlal etmedikleri müddetçe bu borçlara yönelik 6183 sayılı Kanunun 62 nci maddesi hükmü gereğince mal varlığı araştırması yapılmayacak, daha önce başlanılmış olup sonuçlanmamış bulunan mal varlığı araştırmalarına da son verilecektir.

2- Bilindiği üzere, il özel idareleri ve belediyelere genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden ayrılacak paylara ilişkin esas ve usuller, 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve yapılan düzenlemeye ilişkin açıklamalar 8/4/2010 tarihli ve 32017sayılı yazımızla yapılmıştı.

6111 sayılı Kanun kapsamında borçlarını yapılandırmak isteyen il özel idareleri, belediyeler ile bu idarelere bağlı kuruluşların ve bunlara ait tüzel kişilerin bu Kanun kapsamında yapılandırılan dönemlere ilişkin borçları için ilgisine göre Muhasebat Genel Müdürlüğü/İller Bankası A.Ş. nezdindeki genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden ayrılacak paylardan yapılan kesinti taleplerinin geri alınması gerekmektedir. Ancak, Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi halinde gerekli kesinti talebinde bulunulacağı tabiidir.

3- 6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında, "Mükelleflerin artırımda bulunmak istedikleri yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınır." hükmü yer almaktadır. Bu hükmün uygulanmasında aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir.

a) Anılan Kanunun uygulamasına ilişkin olarak yayımlanan 1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 Sayılı Kanun Genel Tebliğinin (VI/F-4) bölümünde konu ile ilgili olarak "Matrah ve vergi artırımında bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi vermeleri ve bu düzeltme işlemlerinin Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere ikmalen, re'sen ve idarece yapılıp Kanunun yayımlandığı tarihten önce kesinleşen tarhiyatlar ve vergiler (katma değer vergisi tarhiyatında "hesaplanan katma değer vergisi"), matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacak, bir başka ifade ile matrah ve vergi artırımı kesinleşen tarhiyatlar da dikkate alınarak yapılacaktır." açıklamasına yer verilmiştir.

Bu çerçevede, anılan Kanunun 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının uygulamasında, katma değer vergisi artırımında bulunacak mükellefler hakkında vergi inceleme raporu veya takdir komisyonu kararına istinaden kesinleşmiş tarhiyatların bulunması durumunda aşağıdaki şekilde hareket edilmesi gerekmektedir.

- Rapor veya takdir komisyonu kararında, mükellefin ilgili dönem hesaplanan katma değer vergisi beyanından fazla "Hesaplanan KDV" öngörülmüş ise aradaki hesaplanan katma değer vergisi farkı 6111 sayılı Kanun kapsamındaki artırıma esas "Yıllık Hesaplanan KDV" tutarına eklenecektir. Rapor ya da kararda ödenmesi gereken vergi farkının bulunup bulunmaması bu uygulamayı değiştirmeyecektir.

- Rapor veya takdir komisyonu kararında ödenmesi gereken vergi farkı öngörüldüğü halde bu fark hesaplanan katma değer vergisinden kaynaklanmıyor ise (indirimlerin reddi vb. nedenlerden kaynaklanıyorsa), 6111 sayılı Kanun kapsamındaki katma değer vergisi artırım tutarı olarak mükellef beyanı esas alınacak, "Yıllık Hesaplanan KDV" tutarına herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.

b) 6111 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasına ilişkin açıklamaların yer aldığı anılan Tebliğin (VI/F-6-h) bölümüne göre, katma değer vergisi artırımında bulunan mükelleflerin, vergi artırımlarının, 6111 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığının vergi dairelerince araştırılabilmesi mümkün olup, Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen veya vergi hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve vergi artırımları ile ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılmakta ve Kanunda belirtildiği şekilde tahsil edilmesi gerekmektedir.

Başkanlığımız bilgi işlem sisteminde inceleme raporu ve takdir komisyonu kararları ile ilgili olarak sadece "kesinleşen tarhiyatlara ilişkin ödenecek KDV" farkları yer almakta, "hesaplanan KDV" bilgisi bulunmamaktadır. Bu nedenle bilgi işlem sistemi sadece kesinleşen ödenecek KDV tutarlarını mükellef beyanlarına eklemektedir. Bu durum dikkate alınarak mükelleflerin KDV artırımına ilişkin elektronik ortamdaki başvurularının vergi dairelerince ayrıca kontrol edilmesi icap etmektedir.

Buna göre, KDV artırımı için başvuran mükellef hakkında artırımda bulunduğu yıllarda vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararı olup olmadığı vergi dairelerince sistemden temin edilebilecek, karar ve raporlarda "hesaplanan KDV" farkı bulunması halinde, anılan Tebliğin (VI/F-6-h) bölümü uyarınca, mükellefin vergi artırımına esas olacak beyanı bu fark dikkate alınarak belirlenecektir.

4- 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında, "Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait zararların % 50'si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez." hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm uyarınca, gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının %50'sini, 2010 ve müteakip yıl karlarından mahsup edemeyeceklerdir.

a) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin 2010 yılına ilişkin olarak vermiş oldukları geçici vergi beyannamelerinde, matrah artırımında bulundukları yıllara ait geçmiş yıl zararlarının mahsup edilmiş olması halinde, söz konusu mükelleflerin 2010 yılı geçici vergi beyannamelerini düzeltmelerine gerek bulunmamaktadır.

Ancak, artırımda bulunulan yıllara ait geçmiş yıl zararlarının %50'sinin, 2010 ve müteakip yıllara ait gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde mahsup edilemeyeceği tabiidir.

b) Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar vergisi mükelleflerinden, hesap dönemleri 2010 yılı içinde sona eren ve kurumlar vergisi beyannamelerini 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce vermiş olan mükellefler ile 2010 yılı gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini verdikten sonra matrah artırımında bulunan mükelleflerin, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının %50'si, 2010 ve müteakip yıl karlarından mahsup edilemeyeceğinden, verilen gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinin düzeltilmesi zorunluluğu doğmaktadır.

Bu kapsama giren mükelleflerin, matrah artırımı başvuru süresi içerisinde düzeltme beyannamesi vermeleri halinde, kendilerinden vergi cezası veya gecikme faizi talep edilmeyecek, beyan üzerine tahakkuk edecek vergiler, beyannamenin verildiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde ödenecektir. Matrah artırmakla birlikte düzeltme işlemlerini yapmayan mükellefler hakkında ise matrah artırımı başvuru süresinin sonu itibarıyla gerekli işlemler vergi dairelerince yerine getirilecek, vergi ziyaı olması halinde tarh edilecek vergi için gecikme faizi matrah artırımı başvuru süresinin sonundan itibaren hesaplanacaktır.

5- İnceleme ya da tarhiyat safhasındaki işlemler ile ihtilaflı (kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan) tarhiyatlarla ilgili olarak 6111 sayılı Kanunun 3 ve 4 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanan mükelleflerin söz konusu işlem ve tarhiyatlar sebebiyle, takip eden dönemler de dahil olmak üzere yapılan düzeltme sonucu iade taleplerinin ortaya çıkması halinde, bu taleplerinin yerine getirilmesinde, bu işlem ve tarhiyatlara ilişkin kesinleşip ödenen vergi aslı tutarları dikkate alınacaktır.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

Mehmet KİLCİ

Gelir İdaresi Başkanı

 
6111 sayılı kanun